Bizi Takip Edin

Asya

Bangladeş seçimleri öncesi bilinmesi gerekenler

Yayınlanma

12 Şubat’ta Bangladeş, Başbakan Şeyh Hasina’nın öğrenci liderliğindeki bir hareket tarafından görevden uzaklaştırılmasından 18 ay sonra, bir sonraki hükümeti seçmek için sandığa gidecek.

Ülkenin bağımsızlık hareketinin lideri Şeyh Mucibur Rahman’ın kızı olan Hasina, Bangladeş’i 1996-2001 arasında ve ardından 2009’dan, Ağustos 2024’te ülkeyi terk etmek zorunda kalana kadar yönetti. Tahmini 1.400 kişinin ölümüyle sonuçlanan şiddetli protestolardan sonra Hindistan’a sığınmak zorunda kalmıştı.

O zamandan beri ülkeye, Nobel ödüllü bankacı Muhammed Yunus liderliğindeki geçici bir yönetim öncülük ediyor.

İşte yaklaşan genel seçimler hakkında bilinmesi gerekenler:

Bangladeş’e Kısa Bir Bakış

2026 seçimleri, 1971’de Pakistan’dan bağımsızlığını kazandığından beri ülkenin 55 yıllık tarihinin en önemli seçimleri arasında.

173 milyondan fazla vatandaşı ile Bangladeş, küresel olarak en kalabalık sekizinci ülke ve – son yıllarda büyüme hızı yavaşlamış olsa da – son 25 yılda ekonomisi dünyanın en hızlı büyüyenlerinden biri oldu.

Bangladeş ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa sahip, nüfusun yüzde 90’ından fazlası İslam’ı takip ediyor, yüzde 8’i Hinduizm’i uyguluyor ve geri kalanı diğer inançlara mensup.

Ekonomik olarak, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 461 milyar dolar, kişi başına düşen gelir ise 1.990 dolar.

Bangladeş Merkez Bankası’na göre, Haziran 2025’te sona eren mali yılda GSYİH yüzde 3.97 büyüdü; bu, bir önceki yıldaki yüzde 4.22’lik artışa kıyasla bir yavaşlama anlamına geliyor.

Milyonlarca İlk Defa Oy Kullanan Seçmen

Bangladeş, dünyanın en genç nüfuslarından birine sahip; önemli bir kısmı 30 yaşın altında.

Oy kullanma yaşı olan 18’in üzerindekiler arasında yaklaşık 56 milyon kişi (yüzde 44) 18-37 yaş aralığında ve yaklaşık 5 milyon kişi ise ilk defa oy kullanacak.

Bangladeş, kilometrekare başına 1.366 kişi (mil kare başına 3.538 kişi) ile dünyanın en yoğun nüfuslu ülkelerinden biri. Bu yoğunluk, Hindistan’ın neredeyse üç katı, Pakistan’ın ise dört katı.

Ülkenin en büyük şehri, 37 milyondan fazla nüfusuyla başkent Dakka ve bu, Malezya, Suudi Arabistan veya Avustralya’nın toplam nüfusundan daha fazla.

Hükümet Yapısı Nasıl?

Bangladeş, yürütme yetkisinin başbakan ve kabineden oluşan seçilmiş bir hükümet tarafından kullanıldığı parlamenter bir cumhuriyet.

Bangladeş cumhurbaşkanı, törensel devlet başkanı ve parlamentonun üyeleri tarafından dolaylı olarak beş yıllık bir dönem için seçilir.

Başbakan, parlamentodaki çoğunluk partisinin veya koalisyonun lideridir.

Başbakan, kabineyi atar, hükümet politikasını denetler ve sivil hizmeti yönetir.

Yasama yetkisi, Bangladeş parlamentosu olan Jatiya Sangsad’a aittir. 350 sandalyeden oluşur; bunlardan 300’ü doğrudan seçilir, 50’si ise kadınlara ayrılmıştır ve bu sandalyeler partilerin oy oranlarına göre orantılı olarak dağıtılır. Üyeler beş yıllık dönemler için görev yapar.

İdari olarak Bangladeş, sekiz bölgeye, 64 ile ve 495 upazilaya (yerel meclis) ayrılır. Yerel yönetimler belediye hizmetlerini, eğitimi ve kırsal kalkınmayı yönetir, ancak merkezi hükümetten gelen fon ve otoriteye büyük ölçüde bağımlıdırlar.

Siyasi Partiler

Bu 2026 seçim döngüsünde, Awami Ligi hariç (Şeyh Hasina’nın partisi; seçim komisyonu tarafından kaydı askıya alınmış ve böylece seçimlerde aday gösterme yeteneği geçersiz kılınmıştır) Bangladeş’te kayıtlı 59 siyasi parti bulunuyor.

Bunlardan 51’i aday göstererek seçimlere aktif olarak katılıyor. Toplamda, 249 bağımsız aday dahil 1.981 aday yarışıyor.

Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP), yakın zamanda hayatını kaybeden eski Başbakan Halide Ziya’nın oğlu Tarık Rahman liderliğinde yönetiliyor.

BNP, Bangladeş’in iki büyük geleneksel partisinden biridir ve kendisini, laik ve demokratik olarak nitelendirilen Awami Ligi’ne karşı milliyetçi ve muhafazakar bir alternatif olarak konumlandırmaktadır.

Şefikur Rahman liderliğindeki İslami parti Cemaat-i İslami (Jamaat-e-Islami), şeriata dayalı bir siyaseti savunmaktadır ve diğer İslami partilerle birlikte bir seçim ittifakı kurdular.

Ulusal Yurttaş Partisi (National Citizen Party – NCP) – 2024 ayaklanmasının öğrenci liderleri tarafından kurulan bir partidir. Yerleşik partilere artan hoşnutsuzluk nedeniyle genç seçmenlerin ve sivil toplum gruplarının dikkatini çekmiştir.

Jatiya Party (JP-Quader) – Jatiya Partisi’nin bu merkez sağ kanadı Gulam Muhammed Kader liderliğindedir.

Jatiya Party (JP-Ershad) – Enisül İslam Mahmud liderliğindeki bu merkez sağ partinin kökleri, eski Cumhurbaşkanı Hüseyin Muhammed Erşad’ın 1980’lerdeki askeri yönetimine dayanır.

Sol Demokratik İttifak (Left Democratic Alliance), Bangladeş Komünist Partisi ve çeşitli sosyalist grupları içeren sol kanat partilerinden oluşan bir koalisyon.

Amar Bangladesh Party (AB Party) – Kendisini, yerleşik siyasi bloklara karşı reform odaklı bir alternatif olarak sunan merkez bir partidir.

Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü’nün aralık ayındaki seçim öncesi anketi, rekabetçi bir yarış olduğunu, BNP’nin %33 destekle önde, Cemaati İslami’nin ise ise %29 ile yakın takipte olduğunu gösterdi.

Ayaklanmaya öncülük eden öğrenci liderleri tarafından kurulan Ulusal Vatandaş Partisi başlangıçta ivme kazandı ancak güçlü bir taban oluşturamadı. Şimdi seçimlere, Cemaat liderliğindeki bir İslamcı ittifakta küçük ortak olarak katılıyor.

Referandum paketi

Seçmenlere ayrıca, siyasi çalkantının ardından hazırlanan ve çoğu siyasi parti tarafından Ekim ayında kabul edilen kapsamlı bir reform paketi olan “Temmuz 2025 Ulusal Bildirgesi”ni destekleyip desteklemedikleri soruluyor.

Bildirge, başbakanlar için görev süresi sınırlamaları, daha güçlü yargı bağımsızlığı, iki meclisli yasama sisteminin getirilmesi ve seçim denetim organlarının yetkilerinin artırılması dahil olmak üzere anayasal ve kurumsal değişiklikler öneriyor. Önerilen değişiklikler, yönetimi yeniden dengelemeyi ve yürütme hakimiyetini dizginlemeyi amaçlıyor.

Geçici hükümet “evet” oyu için kampanya yürütse de, referandum çevresindeki kamu coşkusu sınırlı kaldı. Siyasi partiler öncelikle seçim kampanyasına odaklandığından, reform paketinin yeterli desteği sağlayıp sağlayamayacağı konusunda belirsizlik devam ediyor.

Önceki Seçim Sonuçları

Bangladeş’in son yirmi yıldaki seçim tarihi, ağırlıklı olarak 2001’den 2006’ya kadar iktidarda olan Bangladeş Ulusalcı Partisi’ni (BNP) önemli bir yenilgiye uğrattıktan sonra 2009’da iktidara gelen Awami Ligi tarafından şekillendirildi.

2001 seçimlerinde Awami Ligi büyük bir yenilgi aldı ve sadece 62 sandalye kazanırken, BNP 193 sandalye ile ezici bir çoğunluk elde etti. Bu seçim, iki büyük parti arasındaki son net iktidar değişimi oldu.

Denge 2008’de, Awami Ligi liderliğindeki Büyük İttifak’ın büyük bir zaferle iktidara dönmesiyle kesin bir şekilde değişti. O zamandan beri parti, hakimiyetini pekiştirdi.

2014’te, BNP’nin yarışa katılmamasıyla, Hasina’nın Awami Ligi yine büyük bir zafer kazandı.

Parti, 2018 seçimlerinde 300 sandalye kazanarak hakimiyetini daha da güçlendirirken, BNP kayıtlardaki en zayıf performansı olan sadece yedi sandalyeye düştü. Seçimler öncesinde binlerce BNP lideri tutuklandı. Cemaat-i İslami ise 2015’te yasaklandığı için seçime giremedi.

En son 2024 seçimlerinde, Awami Ligi 272 sandalye kazanarak parlamentodaki çoğunluğunu korudu. BNP, ise seçimleri boykot etti. Şeriatçı Cemaat-i İslami bu seçimlerde de yasaklıydı.

Seçim sistemi nasıl işliyor ve sonuçlar ne zaman netleşecek?

Bangladeş, 300 üyeli tek meclisli parlamentoyu seçmek için basit çoğunluk sistemini kullanıyor; her seçim bölgesinde en fazla oyu alan aday milletvekili seçiliyor. Basit çoğunluğu sağlayan bir parti veya ittifak hükümeti kurabilir.

Seçimler, oy verme, sayım ve onay süreçlerini denetleyen Bangladeş Seçim Komisyonu tarafından yönetiliyor. Oy pusulaları, seçimler kapandıktan hemen sonra seçim bölgesi merkezlerinde sayılıyor ve ilk sonuçlar genellikle aynı gece ortaya çıkıyor.

Bu seçim aynı zamanda yurtdışındaki Bangladeşlilerin ilk kez posta yoluyla oy kullanmasına izin veriliyor. Seçim komisyonu, sayılmaları için 12 Şubat öğleden sonrasına kadar ilgili seçim bölgesinin sandık başkanına ulaşması gereken 800.000’den fazla posta oyu gönderdiğini söylüyor.

Yurtdışı posta oylarının işlenmesinde olası gecikmeler, tahrifat ve şeffaflık konusunda endişeler dile getirildi. Ancak komisyon, yüz tanıma ve seçmenlerin oylarını sandık başkanına ulaşana kadar izlemelerini sağlayan bir mobil uygulama dahil olmak üzere teknolojik güvenlik önlemleri olduğunu söylüyor.

İlk sayımların 24 saat içinde net bir tablo sağlaması beklenirken, nihai sonuçlar – yeniden sayımlar veya itirazlar dahil – genellikle sonraki birkaç gün içinde onaylanıyor.

Bölge ülkeleriyle ilişkiler

Seçimin, özellikle Hindistan ve Pakistan ile ilişkiler olmak üzere Bangladeş’in bölgesel duruşunu şekillendirmesi bekleniyor.

2024’teki ayaklanmaya kadar 15 yıl iktidarda kalan Şeyh Hasina yönetimi yolsuzluk, yozlaşma ve muhalefete baskı ile suçlandı. İşsizlik ve kayırmacılık ile karşı karşıya olan gençlerin sokağa çıkmasını fırsat bilen aşırı milliyetçi ve muhafazakar gruplar ise protestoların liderliğini ele geçirerek ülkeyi yeniden siyasal İslamcı bir hatta sokma hedefiyle hareket etti.

Tarihsel olarak Hindistan’a yakınlığıyla bilinen Hasina’nın devrilmesi ve milliyetçi-muhafazakar cephenin güçlenmesi Yeni Delhi’yi tedirgin etti. Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin önde gelen başbakan adayı Tarique Rahman’ın dışişleri danışmanı Humaiun Kobir, “Bangladeş halkı Hindistan’ı Şeyh Hasina’nın suçlarına ortak olarak görüyor” dedi.

Bu partiler Pakistan’la ise daha yakın ilişki arayışı içerisinde ve yeni hükümet döneminde Hasina zamanında gergin olan Pakistan’la ilişkilerin normalleşmesi bekleniyor.

Bu arada Çin’in ise Bangladeş’te ilişkilerini tazelemeye çalıştığı görüldü. Çin, Dakka’daki yatırımlarını ve diplomatik girişimlerini artırdı ve en son olarak Bangladeş’in Hindistan sınırına yakın bir yerde insansız hava aracı fabrikası inşa etmek için bir savunma anlaşması imzaladı.

Çin, on yıldan uzun bir süredir Bangladeş’in en büyük ticaret ortağı konumunda olup, yıllık ikili ticaret hacmi yaklaşık 18 milyar dolar civarında seyrediyor ve Çin mallarının ithalatı toplamın neredeyse %95’ini oluşturuyor.

Hasina’nın ayrılmasından bu yana Çinli şirketler Bangladeş’e yüz milyonlarca dolar yatırım yaptı. Hasina döneminde, Adani Grubu da dahil olmak üzere Hint holdingleri Bangladeş’teki işlerini genişletti, ancak o zamandan beri yeni bir anlaşma gerçekleşmedi.

Asya

Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

Yayınlanma

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.

Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.

Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.

Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi 

Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.

Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.

Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.

Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.

Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.

Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.

Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Yayınlanma

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.

Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.

X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.

“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”

Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.

Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.

Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu

Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.

Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.

Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.

Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Yayınlanma

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.

Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.

ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.

Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.

Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.

Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.

İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.

Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.

Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.

Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.

Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.

İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.

Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.

ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.

Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English