Diplomasi
Batı basını, Trump-Putin görüşmesini değerlendirdi

Donald Trump’ın Ukrayna’daki savaşı gün içinde bitirebileceği, “büyük anlaşmalar” yapma sanatı hakkındaki bahisler unutuldu. ABD Başkanı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı üçüncü telefon görüşmesinde, Ukrayna’daki barış sürecini ilerletmek amacıyla mevkidaşına baskı yapmadı.
Daha pazar günü Başkan’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, ABC News‘e yaptığı açıklamada, Trump’ın “eşi benzeri olmayan bir kişilik gücüne sahip olduğunu” söyledi.
Witkoff sözlerine şunları ekledi: “Devlet Başkanı Putin ile telefonla görüşmeli ve bu, bazı engelleri ortadan kaldırmamıza ve olmamız gereken yere gelmemize yardımcı olacaktır. Ve bence bu çok başarılı bir görüşme olacak.”
ABD Ulusal İstihbarat eski Direktör Yardımcısı Beth Sanner, CNN‘e yaptığı açıklamada, “Sonuç olarak Trump, görünüşe göre Putin’e baskı yapmaya bile çalışmadı,” dedi ve ekledi: “İki saatlik bir görüşme yapmaları iyi oldu ama sonuç ne? Putin son derece maksimalist taleplerde bulunmaya devam ediyor… Görünüşe göre Putin tam da istediğini elde etti, bunu başka türlü görmek zor.”
Financial Times‘a konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi olan iki kişi, Trump’ın Putin ile yaptığı görüşmenin ardından Avrupalı liderler ve Vladimir Zelenskiy ile yaptığı konuşmalarda, barış sürecindeki rolünü azaltabileceğini ve Ukrayna ile Rusya’yı doğrudan müzakere etmeye bırakabileceğini belirttiğini söyledi.
Ve bu tür müzakereler devam ederken Moskova’ya ek baskı yapma niyetinde olmadığını da ifade etti. Gazetenin kaynaklarından birine göre, Avrupalı liderler Trump’ın Putin ile yaptığı anlaşmalara ilişkin anlattıkları karşısında şaşkına döndü.
Sadece hafta önce Trump, onlarla birlikte, derhal ateşkes ilan etmemesi hâlinde Rusya’ya karşı yeni sert önlemler almakla tehdit etmişti.
Nisan sonunda, Putin’in füzelerinin son dokuz aydaki en güçlü saldırıyı Kiev’e gerçekleştirmesinin ardından kendi sosyal ağı Truth Social’da “Vladimir, DUR!” diye yazmıştı.
Ancak pazartesi günü Trump, basın mensuplarına yaptığı açıklamada Putin ile görüşmesi sırasında durma çağrısını tekrarlamadığını itiraf etti ve ekledi: “Bence o durmak istiyor.” Ayrıca Trump, barış görüşmelerini yeni Papa XIV. Leo’nun sürdürebileceğini öne sürdü.
Trump’a göre, kendisinin de müzakerelerden çekileceği “kırmızı çizgisi” var ancak bunu açıklamayı reddetti. Rusya ve Ukrayna’nın artık doğrudan görüşmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Halihazırda Stanford Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve İşbirliği Merkezi’nde çalışan ABD’nin eski Ukrayna Büyükelçisi Steven Pifer, şu sonuca varıyor:
“Trump ile yapılan bu görüşme Putin için zaferdi. Yakın zamanda ateşkes olmayacağını açıkça belirtti, bu yüzden Rusya savaşa devam edebilir. Ve yine de hiçbir ek yaptırım uygulanmayacak.”
Barış sürecinden çekilmek
Trump ve yönetiminin temsilcileri son zamanlarda müzakerelerden tamamen çekilebileceklerinin sinyallerini vermeye başladı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance bu konuyu dile getirmeye başladı.
Vance, pazartesi günü basın mensuplarnıa yaptığı açıklamada, ABD’nin nihayetinde şunu söylemek zorunda kalabileceğini belirtti: “Bu bizim savaşımız değil. Bitirmeye çalışacağız ama bitiremezsek sonunda diyeceğiz ki: ‘Biliyor musunuz? Denemeye değerdi ama artık bununla uğraşmayacağız.”
CNN‘in belirttiğine göre, Trump, Putin ile yaptığı görüşmenin ardından, barış görüşmelerinde ilerleme kaydedilememesi durumunda ABD’nin elini çekebileceği yönündeki Vance’in varsayımına itiraz etmedi: “Size şunu söyleyeyim, burada büyük egolar söz konusu ama bence bir şeyler olacak. Olmazsa da ben geri çekilirim, onlar devam etmek zorunda kalır.”
Bazı uzmanlar, Trump’ın müzakerelerden çekilme arzusunu oldukça anlaşılır buluyor. Stimson Center düşünce kuruluşundan Peter Slezkine, “Her iki taraf da onu diğerine karşı kışkırtmaya çalıştı ve bu özünde yıkıcıydı,” dedi ve ekledi: “Eğer iki tarafı birbirleriyle konuşmaya ikna edebilir ve kendisini resmin dışına çıkarabilirse, bu durumun kilitlenmiş noktadan çıkması için gerekli olabilir.”
Fakat Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Başkan Yardımcısı Andrew Weiss, Trump’ın savaşı çözmekten çok Moskova ile yakınlaşmakla ilgilendiğine inanıyor: “Görünüşe göre Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerin normalleşmesini başlı başına amaç olarak görüyor. Ve diğer her şey buna tabi kılınmış durumda.”
Anlaşılmaz memorandum
Avrupalı bir yetkili Bloomberg‘e, Avrupalı liderlerin Trump’ın savaşı sona erdirmek için diplomatik çabalarını durdurmasından endişe ettiğini söyledi.
Başka bir yetkiliye göre, Trump yeni yaptırımlar uygulamak istemediğini ve kendi ateşkes önerisinde ısrar etmekten vazgeçtiğini açıkça belirtti. Yetkili ayrıca, Kiev ve Avrupa’nın, Trump’ın Rusya ile Ukrayna arasında doğrudan görüşmelere geçme planına katılmadığını da ekledi.
Bu müzakerelerin ne olabileceği net değil. Putin’e göre, “samimi” ve “faydalı” geçen görüşmede “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, çatışmaların durdurulması ve ateşkes konusundaki pozisyonunu ortaya koydu.”
Putin, Trump ile “Rusya’nın Ukrayna tarafına, çözüm ilkeleri, olası barış anlaşmasının imzalanma takvimi gibi bir dizi pozisyonun belirleneceği ve ilgili anlaşmalara varılması durumunda belirli süre için olası ateşkesi de içeren gelecekteki olası barış anlaşması hakkında bir memorandum sunacağını ve bu konuda çalışmaya hazır olduğunu” kabul ettiklerini belirtti.
Bununla birlikte, her zamanki gibi, çatışmanın “temel nedenlerinin” ortadan kaldırılması gerektiğini de ekledi.
Üst düzey Ukraynalı yetkili, memorandum fikri hakkında FT‘ye, “Bunun ne olduğunu, ortaya çıkış nedenini ve neden önemli olduğunu kimse bilmiyor,” dedi.
Zelenskiy, pazartesi akşamı geç saatlerde gazetecilere yaptığı açıklamada, memorandum önerisinden “haberdar olmadığını” söyledi.
2006-2009 yılları arasında ABD’nin Ukrayna Büyükelçisi olarak görev yapan Bill Taylor, “Ruslar düşük düzeyde müzakereler yürütecek, çeşitli belgeler teatisi yapacak ve bu arada savaşmaya devam edecekler,” diyor ve ekliyor: “Trump bütün bu oyalama taktiklerine daha ne kadar katlanacak?”
‘Trump, Putin’e şaşırtıcı sabır, yüce gönüllülük ve anlayış sergiliyor’
Washington Post köşe yazarı ve Dış İlişkiler Konseyi kıdemli üyesi Max Boot, “Başkan Donald Trump, iradesine karşı gelenlere karşı hoşgörülü veya müsamahakâr olduğundan şüphelenilecek kişi değil,” diye yazdı ve ekledi:
“Ancak konu, Trump’ın Ukrayna’daki savaşı sona erdirme yönündeki gösterişli girişimini sabote etmeye devam eden Rus diktatör Vladimir Putin olunca, ABD Başkanı şaşırtıcı sabır, yüce gönüllülük ve anlayış sergiliyor.”
Boot, Putin’in Ukrayna’da üstünlük sağlama umudunun hâlâ olduğunu, bunun nedenlerinden birinin de açıkça Amerikan yardımının kesilmesine güvenmesi olduğunu belirtti:
“Rusya şimdiden yaklaşık 900 bin askerini ölü ve yaralı olarak kaybetti; bu, uzayan saldırı için korkunç bedel, ancak Kremlin’in saldırılara devam etmek için hâlâ yaklaşık 640 bin askeri var. Ayrıca Moskova, Kuzey Kore, İran ve Çin’den kayda değer yardım alıyor. Putin’in taviz vermesinin ne anlamı var?”
Dış Politika Araştırma Enstitüsü kıdemli araştırmacısı askeri uzman Rob Lee, Rusya’nın orduya çok sayıda sözleşmeli asker çekmeye ve cephe hattında Ukrayna savunmasını yavaşça yarmaya devam ettiğini belirtti:
“Askeri açıdan bakıldığında, orduya sürekli gönüllü alımı göz önüne alındığında, Rusya’nın şimdilik savaşmaya devam edebileceğini düşünüyorum. Yönetimi muhtemelen savaş alanındaki konumunu iyileştirebileceğine inanıyor. Rusya hâlâ asgari hedefine —tüm Donetsk ve Lugansk oblastlarını işgal etmek— ulaşamadı. Bu nedenle, daha ciddi müzakerelere başlamadan önce bu yaz mümkün olduğunca fazla toprak ele geçirmeye çalışabilir.”
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








