Bizi Takip Edin

Diplomasi

Berlin’de tanıtılan Global Geopolitics, çok kutupluluğa ve değişen küresel düzene ışık tutuyor

Yayınlanma

Uluslararası akademisyenler ve politika uzmanları, uluslararası ilişkilerin karmaşık dinamiklerini, güç yapılarını ve küresel stratejik eğilimleri mercek altına alan yeni hakemli akademik dergi Global Geopolitics’in tanıtımı için Berlin’de bir araya geldi.

Berlin merkezli Avrasya Topluluğu (Eurasian Society) işbirliğiyle düzenlenen açılış yuvarlak masa toplantısı; Batı’nın tek kutuplu hegemonyasının zayıflaması, bazı konuşmacıların “medeniyet devletleri” olarak tanımladığı yapıların yükselişi ve giderek parçalanan küresel ortamda değer odaklı dış politikaya yönelik farklı yaklaşımların tartışıldığı bir platforma dönüştü.

Değişen dünyada kapsayıcılık taahhüdü

Lansman, derginin Genel Yayın Yönetmeni Efe Can Gürcan’ın “köklü değişim” ve “büyük geçiş” olarak nitelendirdiği bir dönemde gerçekleşti. Queen’s University Belfast ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) üyesi Dr. Gürcan, derginin jeopolitik alanındaki tartışmaları genişletme hedefini ortaya koydu.

Açılış konuşmasında “Bugün köklü bir değişim anında buluşuyoruz… ve jeopolitik, gündemimizin ön sıralarında, manşetlerde yeniden yerini alıyor” ifadelerini kullanan Gürcan, jeopolitik meselelere artan ilgiye rağmen “münhasıran jeopolitik çalışmalarına odaklanmış çok az sayıda akademik dergi bulunduğuna” dikkat çekti.

Gürcan, derginin jeopolitik tartışmalarda sıkça görülen geleneksel ikiliklerin ötesine geçmeyi amaçladığını vurguladı. “Jeopolitik genellikle çatışma, dışlama ve rekabet referanslarıyla çerçevelenir” diyen Gürcan, şöyle devam etti: “Bu kısmen doğru olsa da biz çok daha geniş bir yaklaşımı benimsemeyi tercih ediyoruz… Günün sonunda her şey tek bir basit kelimeye dayanıyor: Kapsayıcılık.” Gürcan, bu yaklaşımın üç temel ayağını şöyle sıraladı:

  • Coğrafi kapsayıcılık: Sadece Batı, Doğu veya Küresel Güney’den değil, yedi kıtadan akademisyenlerin katkılarını teşvik etmek.
  • Disiplinler arası kapsayıcılık: Tarih, sosyoloji ve ekonomi dahil olmak üzere çeşitli disiplinlerden bakış açılarını harmanlamak.
  • Analitik kapsayıcılık: Uluslararası İlişkiler (Uİ) teorisinin yanı sıra hem geleneksel hem de eleştirel jeopolitiği entegre etmek; sadece çatışmayı değil, aynı zamanda işbirliğini, bağlantısallığı ve geleneksel olmayan güvenlik sorunlarını da incelemek.
Efecan Gürcan

Efecan Gürcan

Gürcan, “Global Geopolitics adındaki ‘küresel’ (global) ifadesi, ‘küreselcilik’ (globalism) anlamında kullanılmıyor” diyerek bunun “bilinçli ve anlamlı bir tercih” olduğunu, herhangi bir siyasi projeyle veya ideolojik ajandayla örtüşmediğini net bir dille ifade etti. “Küresel” ve “jeopolitik” kavramlarının bir araya getirilmesi; derginin akademik titizliğin yanı sıra coğrafi, disipliner ve analitik kapsayıcılığa olan bağlılığının altını çiziyor.

Derginin editöryal altyapısı, bugünün çok kutuplu gerçekliğini yansıtacak şekilde İngiltere, Kanada, Hindistan, Çin, Japonya, Brezilya, Peru ve Türkiye gibi ülkelerden temsilcilerin yer aldığı bir kurulla oluşturuldu. İlk sayı, Ukrayna çatışması, enerji politikaları ve küresel göç gibi konuları ampirik araştırmalarla ele alıyor.

Ahlakçılığın iflası ve “Reelpolitik”in dönüşü

Dr. Gürcan’ın girişinin ardından açılış oturumu, Avrasya Topluluğu Başkanı ve daha önce Alman Dış İlişkiler Konseyi ile çalışmalar yürütmüş deneyimli tarihçi Alexander Rahr tarafından başlatıldı. Rahr, Almanya ve Batı Avrupa’daki mevcut entelektüel iklime yönelik sert bir eleştiri getirerek, “liberal değerlere” saplanıp kalmanın geleneksel diplomatik analizi işlevsiz hale getirdiğini savundu.

Rahr, “Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkeleri, analizlerinde ve politikalarında yüzde 100 oranında sözde liberal değerlere odaklanmış durumda; başka hiçbir şeye bakmıyorlar” tespitinde bulundu. Bu ahlaki mutlakçılığın, ancak Batı’nın meydan okunamaz olduğu dönemlerde sürdürülebilir olduğunu belirten Rahr, “Batı’nın birleştiği ve güçlü olduğu geçtiğimiz 25 veya 35 yıl boyunca bu tür bir projeksiyonu sürdürmek mümkündü… Ancak şimdi ciddi bir sorunla karşı karşıyayız” diye konuştu.

Rahr, derginin çıkışını, Avrupa söylemine “Reelpolitik”i yeniden dahil etmek için gerekli bir müdahale olarak çerçeveledi. Alman kamuoyunda farklı seslerin eksikliğinden yakınan Rahr, John Mearsheimer veya Jeffrey Sachs gibi isimlerin hâlâ dikkat çekebildiği Amerika Birleşik Devletleri ile kıyaslandığında Almanya’nın durumunun iç karartıcı olduğunu ima etti.

Rahr’a göre Avrupa için jeopolitik zorunluluk açık: Yükselen güçlere ders vermekten vazgeçip onları anlamaya yönelik bir eksen değişikliği. “Odağı BRICS ülkelerine çevirmek istiyorum” diyen Rahr, “Bu BRICS ülkeleri… dünyada yeni kutuplar olma potansiyeline sahip” değerlendirmesinde bulundu.

Almanya ve Avrupa için bu uluslarla yakınlaşmanın sadece ekonomik bir seçenek değil, bir güvenlik zorunluluğu olduğunu savunan Rahr, “Bu karmaşık çok kutuplu dünyada barışı ve işbirliğini ancak bu şekilde sürdürebiliriz” dedi. Rahr özellikle, Avrupa elitlerinin “çok az, hatta neredeyse hiçbir şey bilmediğini” iddia ettiği “Çin düşüncesi” ve “Hint düşüncesi”ni kavrama gerekliliğine vurgu yaptı.

“Misyoner zihniyeti”nin tehlikeleri

Barış ve Diplomasi Enstitüsü’nden (Institute for Peace and Diplomacy) Washington üyesi Dr. Christopher Mott, “misyoner zihniyetinin tehlikeleri” başlıklı bir konuşma yaptı. Liberal uluslararası düzenin realist bir yapıbozumunu sunan Mott, dünyayı tek bir ideolojik standarda dönüştürme dürtüsünün sonsuz çatışmaya davetiye çıkardığı uyarısında bulundu.

Sözlerine filozof George Santayana’dan bir alıntıyla başlayan Mott, şu ifadeyi paylaştı: “İnsansever, tıpkı misyoner gibi, dost olmaya çalıştığı insanların genellikle uzlaşmaz bir düşmanıdır; çünkü onların kendine has ihtiyaçlarına sempati duyacak kadar hayal gücüne, onlara kendi ihtiyaçlarıymış gibi saygı duyacak kadar alçakgönüllülüğe sahip değildir.”

Sovyetlerin çöküşünü takip eden “tek kutuplu anın” tarihte en fazla 20 yıl süren “anormal bir sapma” olduğunu savunan Mott, Batı başkentlerinde hissedilen şokun, tarihin normali olan çok kutupluluğun geri döndüğünü kabullenememekten kaynaklandığını öne sürdü.

Christopher Mott

Christopher Mott

“İnsanlık tarihinin yüzde 99’u fiilen çok kutupluydu” diyen Mott, “Evrensel bir insanlık kaderine dair zihni uyuşturan yalanlarla yıkandıktan sonra, yeniden normal olmayı en yapıcı şekilde nasıl öğreneceğiz?” sorusunu yöneltti.

Mott, yükselen düzeni ortak bir yolculuk olarak görme eğilimine karşı uyardı. “Ortak bir siyasi yolculuk yok. Gelecek de en az geçmiş kadar ayrışmış olacak” diyen Mott, zorlama bir uzlaşı yerine, farklı rejim ve ideolojilerin “egemen coğrafi varlıklar” temelinde bir arada yaşadığı “çok merkezliliği” (polycentrism) savundu.

Spinoza ve Hobbes felsefesine atıfta bulunan Mott, “Liberal enternasyonalizm, ahlakın evrensel hakemi olma arayışında… bir zamanlar en büyük varlığının, varoluşun birçok biçimini kabul etmesi olduğunu unuttu” dedi. Avrupalı devletleri, kendilerini dünyanın geri kalanından izole eden evrenselci bir dünya görüşünü ihraç ederek “militan hümanizmin Suudi Arabistan’ı” haline gelmemeleri konusunda uyardı.

Mott’un Kuzey Atlantik için reçetesi, “durumsal realizm”e ve yerel çıkarlara dönüş oldu. Konuşmasını George Washington’ın Veda Hutbesi’ne atıfta bulunarak tamamlayan Mott, kurucu babanın yabancı güçlerle “yapay bağlar” kurmaya karşı uyarısını hatırlattı. Almanya Dışişleri Bakanı’nın değer odaklı diplomasisine gönderme yapan Mott, sözlerini “Baerbockçuluğu reddedin, durumsal realizmi benimseyin” diyerek noktaladı.

“Batı” ve “Küresel Güney” kavramlarının yapıbozumu

Stockholm Güney Asya ve Hint-Pasifik İlişkileri Merkezi Başkanı Profesör Jagannath Panda, odağı Asya ve genel küresel güç dinamiklerinin yapısal boyutuna kaydırdı. Panda, mevcut düzeni tanımlamak için kullanılan terminolojiyi sorgulayarak “Doğu-Batı” ikiliğinin artık ortadan kalktığını öne sürdü.

Son Dünya Ekonomik Forumu’na dair gözlemlerini aktaran Panda, “Davos’ta çok ilginç bulduğum şey, ekonomiden çok… siyasi ekonomi ve siyasi güvenliğin konuşulmasıydı” dedi. Donald Trump ve Justin Trudeau gibi liderlerin konuşmalarının, geleneksel Batı bloğundaki çatlamayı gözler önüne serdiğini belirtti.

“Bugün ‘Batı’ diye bir şey kalmadı” iddiasında bulunan Panda, “Eğer Batı yoksa, Batı ile Doğu arasında bir kavgadan söz edebilir miyiz? Muhtemelen böyle bir kavga da yok” dedi. Bu şüpheciliği “Küresel Kuzey” terimine de genişleten Panda, çıkarların yakınlaşmasının, ülkelerin çoklu ve örtüşen güç tipolojilerinde yer aldığı “rekabetçi bir dünya düzeni” yarattığını savundu.

Panda; çok taraflılığı (ağlar kuran bir süreç), çok kutuplu yapıyı (gücün yapısal tabanı) ve çok kutupluluğu (gücün dağılım aracı) birbirinden ayırdı. Tamamen çok taraflı bir mekanizma olarak işleyen Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) aksine, BRICS’in bu üç unsuru birleştiren benzersiz bir varlık olduğunu kaydetti.

Ulusların artan stratejik özerkliğine dikkat çeken Panda, Hindistan ile Avrupa Birliği arasındaki son ticaret müzakerelerine işaret etti. AB liderlerinin Hindistan’ın Cumhuriyet Bayramı’nda ilk kez onur konuğu olmasının, ideolojik uyumdan ziyade karşılıklı ihtiyaçtan doğan “özel bir kimyaya” işaret ettiğini belirten Panda, “Her iki taraf da benzersiz bir şeyden bahsediyor: Stratejik özerklik” dedi.

Panda ayrıca küresel çatışmanın doğasında bir değişim öngörüsünde bulundu. Toprak anlaşmazlıkları devam etse de, “gelecek dönemde küresel siyaseti kaynak siyasetinin şekillendireceği” uyarısında bulundu. Tedarik zincirleri ve hammaddeler üzerindeki kontrolün, geleneksel toprak işgallerinin önüne geçeceği bu yeni arenada Myanmar, Bangladeş, Sri Lanka ve Maldivler gibi kıyı ve koridor ülkelerini kritik aktörler olarak tanımladı.

Kaos imparatorluğu ve enerji savaşları

Kapanış konuşmasını, neoliberalizm eleştirileriyle tanınan İtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi yaptı. Günün en sert değerlendirmesini sunan Fazi, mevcut jeopolitik geçişi “Batı’nın 500 yıllık ekonomik, siyasi ve askeri küresel hegemonyasının sonu” olarak nitelendirdi.

Fazi, Batılı olmayan dünyanın yükselişinin doğal bir evrim olması gerekirken, Batılı elitlerin bunu “varoluşsal bir tehdit” olarak gördüğünü ve politika yapımında bir tür “klinik” deliliğe sürüklendiğini savundu. Fazi, “ABD ve Batılı güçler, çok kutupluluğa geçişi durduramasa bile yavaşlatmak için ellerinden geleni yapıyor” dedi.

Thomas Fazi

Trump yönetiminin dış politikasına dair kışkırtıcı bir analiz sunan Fazi, düzensiz görünen davranışların aslında “kurgulanmış kalıcı kaos” stratejisinin bir parçası olduğunu öne sürdü. Fazi’ye göre Trump rastgele ülkelere saldırmıyor, Çin liderliğindeki sistemin Venezuela ve İran gibi “zayıf halkalarını hedef alıyor.”

“Kaos… Trump’ın stratejisinde, stratejinin bizzat kendisidir” diyen Fazi, bunu daha geniş bir ABD hedefiyle ilişkilendirdi: Enerjinin fiziksel ve finansal akışı üzerindeki kontrolü yeniden tesis etmek. Fazi, Rusya ve İran gibi ülkelerin ABD yargı yetkisi dışında ticaret yapmasıyla hızlanan petrodolar sistemindeki “çözülmenin”, Amerikan hegemonyası için ölümcül bir tehdit oluşturduğunu savundu.

Canlı soru-cevap oturumu: Güç, ticaret ve Avrupa’nın geleceği

Batılı olmayan güçlerin dayanıklılığına ilişkin bir soruya yanıt veren Mott, sadece ulus-devlet olmanın ötesinde derin tarihsel köklere sahip devletlerin daha iyi performans gösterdiğini belirtti.

“Temeli… seçim döngülerinden biraz daha tarihi bir şeye dayanan devletler… işte bunlar öne çıkacak devletlerdir” diyen Mott; Çin, Hindistan ve Etiyopya’yı, kimlikleri tek bir yönetim biçimini aştığı için siyasi fırtınalara göğüs gerebilen güçlerin başlıca örnekleri olarak gösterdi. Arap ulus devletlerinin kırılganlığını Türkiye ve İran’ın tarihsel derinliğiyle kıyaslayan Mott, “İran, gücünün ötesinde etki yaratmasını sağlayan bir süreklilik seviyesine sahip” değerlendirmesinde bulundu.

Rahr bu kavrama bir Avrupa boyutu ekleyerek, Avrupa’nın bir zamanlar sahip olduğu “kültürel birliğin”, “80 yıllık Amerikanlaşma” ile aşındığını savundu. Rahr, Rusya’yı da içermesi gerektiğinde ısrar ettiği bu kültürel hafıza geri kazanılmadan, Avrupa’nın parçalanma veya vassallığa (uydu devlet konumuna) indirgenme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Soru-cevap bölümünde gelecek dönemin ekonomik mimarisi de ele alındı. Küresel ekonominin geleceğine dair soruları yanıtlayan panelistler, sınırsız küreselleşme çağının sona erdiği, yerini güvenlikleştirilmiş ticaret ve korumacılığın aldığı konusunda hemfikirdi.

Mott, “Uluslararası serbest ticaretten topyekûn bir uzaklaşma göreceksiniz” öngörüsünde bulundu. “Her şey ulusal güvenlik şartlarıyla meşrulaştırılacak.” Mott, verimliliğin jeopolitik güvenilirlik uğruna feda edildiği “devlet güdümlü tercihli ticaret yöntemlerinin” hakim olacağı bir gelecek tasvir etti.

Batı’da “serbest piyasanın” her zaman bir efsane olduğunu belirten Fazi ise, mevcut değişimin “devlet ve şirket gücünün füzyonunu” temsil ettiğini savundu. Küreselleşmeden bu geri çekilişin, yerel yaşam standartlarını iyileştirmek yerine savunmacı bir dille çerçevelenmesini eleştiren Fazi, “Batılı liderlerin… vatandaşlarımızın hayatlarını iyileştirmek için yatırım yapmaktan bahsettiğini görmüyoruz. Hayır, güvenliği sağlamalıyız ki… düşmanlarımız bize şantaj yapamasın diyorlar” ifadelerini kullandı.

Panda, korumacılığın artmasıyla birlikte ticaret anlaşmazlıklarının karmaşıklığının da artacağını ekledi. AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nı (STA) liberal ekonominin bir zaferi olarak değil, zorunluluktan doğan “uzlaşılmış bir anlaşma” olarak niteleyen Panda, “Avrupa’nın ortaklıklara… ekonomik güvenliğe büyük ihtiyacı var” dedi ve anlaşmanın her iki taraf için de Çin ve ABD’den uzaklaşarak çeşitlenmeyi temsil ettiğini kaydetti.

Jagannath Panda

Jagannath Panda

Tartışma, çok kutuplu sistemde Avrupa’nın rolüne dair bir fikir teatisiyle sona erdi. Sert bir duruş sergileyen Fazi, Avrupa Birliği ve NATO’nun yapısal olarak yeni gerçekliğe uyum sağlama yeteneğinden yoksun olduğunu savundu. Reform umutlarını “illüzyon” olarak nitelendiren Fazi, “Avrupa Birliği tamamen tarih dışı bir gerçeklik… demokrasiyi içi boşaltılmış bir imparatorluk modeli” iddiasında bulundu.

Daha ılımlı bir görüş sunan Panda ise, Avrupa’nın kararsızlığının en büyük zayıflığı olduğunu öne sürdü. ABD’ye bağımlılık yerine bağımsız bir kutup olarak hareket eden bir Avrupa’yı savunan Panda, “Geleceğin ordusuna sahip olmak için… bir karar vermenin zamanı geldi” çağrısında bulundu.

Mott, yükselen düzen için son bir stratejik reçete sundu: Hegemonyanın reddine dayalı bir “modus vivendi” (yaşayış tarzı/geçici uzlaşı). “İstikrarlı bir çok kutuplu düzenin gelecekteki mimarlarını birleştirmesi gereken tek şey, revizyonizmle etkili bir şekilde mücadele etmektir” diyen Mott, tek bir gücün dünyaya hakim olmasını engellemek için tampon görevi gören “dengeleyici güçler” ve “bağlantısızlar ligi”nden oluşan bir sistem tasavvur etti.

Diplomasi

BRICS Zirvesi: 13 dünya lideri Hindistan’da buluşuyor. Kimler geliyor, beklentiler ne?

Yayınlanma

Dünya liderleri BRICS Zirvesi kapsamında Yeni Delhi’de bir araya geliyor.

Başkent Yeni Delhi, cuma gününden itibaren BRICS Liderler Zirvesi için 12 devlet veya hükümet başkanını ağırlayacak. Ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan gelecek 17 ayrı heyete ise dışişleri bakanları ve devlet başkan yardımcıları dahil olmak üzere farklı düzeylerde yetkililer başkanlık edecek.

Liderler, zirvenin gerçekleştirileceği iki gün olan cumartesi ve pazar günü yapılacak görüşmelere katılacak. BRICS, 11 üye ülke ve 10 ortak ülkeden oluşuyor.

Başbakan Narendra Modi, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu en az 15 konuk lider ve üst düzey yetkiliyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu da Pezeşkiyan ile görüşecek.

ThePrint, Hindistan’ın zirveye katılan heyetlerle ilişkilerinin mevcut durumunu ve görüşmelerde hangi konuların gündeme gelmesinin beklendiğini derledi:

Brezilya

Brezilya heyetine, cuma günü Yeni Delhi’ye ulaşan Dışişleri Bakanı Mauro Vieira başkanlık ediyor. Güney Amerika ülkesinde devlet başkanlığı seçimlerinin ekim ayının ilk haftasında yapılacak olması nedeniyle Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva zirveye katılmayacak.

Lula, şubat ayında AI Impact Summit için Hindistan’a gelmiş ve Başbakan Modi ile ikili bir görüşme gerçekleştirmişti. Hindistan-Brezilya ilişkileri son bir yılda daha da yoğunlaştı. Modi geçen yıl BRICS Zirvesi için Rio de Janeiro’ya gitmişti.

İki ülke ayrıca Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile Hindistan arasındaki tercihli ticaret anlaşmasının 2026 sonuna kadar genişletilmesi hedefini belirledi.

Vieira’nın zirve sırasında Modi ile görüşmesi mümkün olsa da şu ana kadar resmi bir görüşme planlanmış değil.

Rusya

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin cuma günü erken saatlerde Yeni Delhi’ye ulaştı ve saat 15.30’da Modi ile zirve kapsamındaki ilk ikili görüşmeyi gerçekleştirdi. 

Putin Hindistan’ı son olarak Aralık 2025’te yıllık Hindistan-Rusya Zirvesi için ziyaret etmişti.

Bu, iki liderin bu yılki ikinci görüşmesi oldu ve yaklaşık 45 dk sürdü. Modi ve Putin geçen ay Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin marjında da bir araya gelmişti.

Modi’nin bu yılın ilerleyen dönemlerinde yıllık zirve için Rusya’ya gitmesi de planlanıyor.

İki tarafın ekonomik ve stratejik ilişkilerin derinleştirilmesine odaklanması bekleniyor.

BRICS Zirvesi’nde Xi ve Modi bir araya gelecek mi?

Çin

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yedi yıl aradan sonra ilk kez Hindistan’ı ziyaret ediyor. Bu aynı zamanda iki ülkenin 2020’de Doğu Ladakh’taki Galwan bölgesinde yaşadığı çatışmalardan bu yana Xi’nin Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret.

Xi’nin ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması sürecinin devamı açısından kritik önem taşıyor.

Modi, Ağustos 2025’te Tianjin’de düzenlenen ŞİÖ Zirvesi için Çin’e gitmişti.

Hindistan-Çin ilişkileri, iki ülkenin Ekim 2024’te Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca sürtüşme yaşanan bölgelerde karşılıklı olarak askerleri geri çekme konusunda anlaşmasından bu yana geçen iki yılda iyileşti.

Modi ve Xi’nin cumartesi günü saat 17.45’te liderler zirvesinin marjında ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Bu, iki liderin Ekim 2024’ten bu yana yapacağı üçüncü ikili görüşme olacak.

Güney Afrika

Güney Afrika heyetine Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa başkanlık edecek.

Modi ve Ramaphosa’nın pazar günü saat 16.10’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Modi son yıllarda Güney Afrika’yı birkaç kez ziyaret etti. 2023’te Johannesburg’da düzenlenen BRICS Zirvesi’ne ve geçen yıl Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı G20 Zirvesi’ne katıldı.

Güney Afrika, 2011’de BRIC grubuna katılarak oluşumun BRICS adını almasını sağlamıştı.

Mısır

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, BRICS Zirvesi için cuma günü geç saatlerde Hindistan’a ulaşacak.

Bu, Sisi’nin Eylül 2023’te düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nden bu yana Hindistan’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Sisi ayrıca Ocak 2023’te Hindistan’ın Cumhuriyet Günü kutlamalarının onur konuğu olmuştu.

İki ülke aynı yıl ilişkilerini “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltti.

Bununla birlikte Modi ve Sisi son bir buçuk yıl içinde yalnızca bir kez, bu yıl G7 kapsamında gerçekleştirilen kısa bir görüşmede bir araya geldi.

Modi ile Sisi, pazar günü saat 15.30’da zirvenin marjında ikili görüşme gerçekleştirecek.

Etiyopya

Etiyopya heyetine Başbakan Abiy Ahmed başkanlık edecek.

Hindistan-Etiyopya ilişkileri son yıllarda gelişme gösterdi. Modi, Aralık 2025’te Afrika ülkesine ilk ikili ziyaretini gerçekleştirmiş ve kendisine “Etiyopya Büyük Nişanı” takdim edilmişti.

Bu görüşme, iki liderin son bir yıl içindeki ikinci buluşması olacak.

Modi ve Ahmed cumartesi günü saat 10.00’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2024’te İran Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Hindistan’a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Pezeşkiyan, ülkesini ABD ile devam eden çatışma sürecinde yönetiyor. Modi ile Pezeşkiyan geçen ay Bişkek’te düzenlenen ŞİÖ Zirvesi’nin marjında görüşmüştü.

İki lider Batı Asya’daki durum konusunda temaslarını sürdürüyor.

İran, 2019’daki ABD yaptırımlarının ekonomik ilişkileri olumsuz etkilemesine rağmen Hindistan açısından önemli bir bölgesel ortak olmayı sürdürüyor.

Hindistan açısından İran’la daha derin bir angajman, zirve sonrasında tüm BRICS üyelerinin üzerinde uzlaşacağı bir liderler bildirisi yayımlanabilmesi bakımından da önem taşıyor.

Modi ve Pezeşkiyan cuma akşamı ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran Cumhurbaşkanı ayrıca cumartesi günü saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Murmu ile görüşecek.

Birleşik Arap Emirlikleri

Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, BAE heyetine başkanlık edecek.

Bu, kendisinin şubat ayında AI Impact Summit için BAE heyetine başkanlık etmesinin ardından bu yıl Hindistan’a yapacağı ikinci ziyaret olacak.

BAE, Hindistan’ın Batı Asya’daki en yakın stratejik ortaklarından biri haline geldi.

Modi, bölgedeki çatışmaların yoğunluğunun azaldığı bu yıl içerisinde BAE’yi ziyaret etmişti.

BAE ile İran, bölgedeki çatışmada karşıt taraflarda yer alıyor.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, krallığın Hindistan’a göndereceği heyete başkanlık edecek.

Suudi heyeti, cumartesi günü geç saatlerde gelmesi planlanan son heyet olacak.

Suudi Arabistan BRICS üyeliğini kabul ettiğini gruba resmi olarak bildirmemiş olsa da Riyad, BRICS toplantılarına ve çalışma gruplarına katılmaya davet edilmeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanı, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş katılımlı zirve toplantısına katılacak.

Endonezya

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Ocak 2025’te Hindistan Cumhuriyet Günü’nün onur konuğu olarak gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından yeniden Hindistan’a gelecek.

Prabowo o dönemde resmi devlet ziyareti kapsamında davet edilmiş ve Hindistan’da dört gün kalmıştı.

Hindistan-Endonezya ilişkileri son yıllarda daha da gelişti.

2022’de G20 dönem başkanlığını yürüten Endonezya, Bali’de düzenlenen zirveye ev sahipliği yapmıştı. Modi ile Xi, o zirvedeki akşam yemeğinde kısa bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme, Galwan çatışmalarından bu yana iki lider arasındaki ilk temas olmuştu.

Modi, Hindistan’ın G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasından kısa süre önce, Eylül 2023’te ASEAN-Hindistan Zirvesi ve bağlantılı toplantılar için Endonezya’yı ziyaret etmişti.

BRICS Zirvesi sırasında Modi ile Prabowo arasında planlanmış resmi bir ikili görüşme bulunmuyor. Ancak iki liderin iki günlük zirve sırasında kısa bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.

Endonezya, Ocak 2025’te gruba katılarak BRICS’in en yeni üyesi oldu.

Ortak ülke heyetleri

BRICS’in 11 üyesinin yanı sıra, zirveye 10 ortak ülke de davet edildi.

Başbakan Modi, bu ülkelerin bazı liderleriyle de ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

Belarus

Doğu Avrupa ülkesi Belarus’u Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov temsil edecek.

Hindistan-Belarus ilişkileri son yıllarda gelişti. Birçok Hint şirketi, askeri teçhizat satın almak amacıyla Belaruslu savunma şirketleriyle ortaklıklar kurdu.

Belarus aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) önemli üyelerinden biri.

Hindistan, AEB ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor.

Belarus ayrıca 2024 yılında ŞİÖ’ye katıldı.

Bolivya

Bolivya’yı, ülkenin Yeni Delhi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Arlette Garcia temsil edecek.

Güney Amerika ülkesi BRICS’e katılmak istediğini daha önce açıklamıştı.

Hindistan Cumhurbaşkanı Ram Nath Kovind, 2019’da Bolivya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, bir Hindistan cumhurbaşkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti.

Hindistan’ın La Paz’da büyükelçiliği bulunuyor.

Küba

Küba heyetine Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla başkanlık edecek.

Küba, Batı Yarımküre’deki son büyük komünist ülke olmayı sürdürüyor.

Ülke son aylarda ABD’nin sert yakıt ve petrol ablukasıyla karşı karşıya kaldı. Washington, Havana’daki hükümeti değiştirmeyi ya da hükümeti müzakereye zorlamayı amaçlıyor.

Kazakistan

Kazakistan heyetine Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev başkanlık edecek.

Tokayev, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş zirvede Avrasya Ekonomik Birliği’ni de temsil edecek.

Modi ile Tokayev’in pazar günü saat 14.30’da Bharat Mandapam’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Tokayev, Yeni Delhi’den Güney Kore’ye geçerek Seul’e resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirecek.

Malezya

Malezya Başbakanı Enver İbrahim, BRICS genişletilmiş zirvesinde ülkesinin heyetine başkanlık edecek.

Enver İbrahim başbakan olarak Hindistan’a ilk ziyaretini 2024’te gerçekleştirmiş, Modi ise bu yıl şubat ayında Malezya’ya bağımsız bir ikili ziyaret yapmıştı.

Modi’nin geçen yıl Malezya’nın ev sahipliği yaptığı ASEAN Zirvesi’ne katılması planlanmıştı ancak onun yerine Dışişleri Bakanı S. Jaishankar ülkeye gitmişti.

Modi ve İbrahim cumartesi günü saat 10.30’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya

Nijerya heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Kashim Shettima başkanlık edecek.

Shettima ile Modi, pazar günü saat 17.10’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya, Hindistan açısından önemli bir enerji ortağı haline geldi.

Modi, Kasım 2024’te Nijerya’yı ziyaret etmiş ve kendisine “Nijer Nişanı Büyük Komutanı” unvanı verilmişti.

Tayland

Tayland heyetine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow başkanlık edecek.

Tayland geçen yıl BRICS ortak ülkesi oldu.

Modi, Nisan 2025’te BIMSTEC Zirvesi için Bangkok’u ziyaret etmişti.

Tayland, Hindistan ve bölgedeki diğer ülkelerle birlikte BIMSTEC üyesi.

Hindistan ile Tayland arasında ayrıca yakın kültürel bağlar bulunuyor. Hindistan’dan çeşitli Budist kutsal emanetleri daha önce Tayland’a gönderilmişti.

Uganda

Uganda heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Jessica Alupo başkanlık edecek.

Modi, zirve kapsamındaki son ikili görüşmesini pazar günü saat 17.40’ta Alupo ile gerçekleştirecek.

Modi 2018’de Uganda’yı ziyaret etmiş ve ülke parlamentosuna hitap etmişti.

Bu konuşmasında Hindistan’ın Afrika ile ilişkilerinde izlenecek 10 temel ilkeyi açıklamıştı.

Özbekistan

Özbekistan heyetine Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Jamshid Kuchkarov başkanlık edecek.

Modi geçen ay bağımsız bir ikili ziyaret kapsamında Özbekistan’a gitmiş ve Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüşmüştü.

Özbekistan, Hindistan’ın Orta Asya’ya yönelik açılımında kilit ortaklardan biri olmayı sürdürüyor.

Vietnam

Vietnam heyetine Başbakan Le Minh Hung başkanlık ediyor.

Bu, bu yıl Vietnam’dan Hindistan’a yapılan ikinci üst düzey ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı To Lam da yılın başlarında Hindistan’ı ziyaret etmişti.

Modi’nin Hung ile cumartesi günü saat 11.30’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

 

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Putin ve Modi Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi kapsamında görüştü

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında 45 dakikalık ikili görüşme gerçekleştirdi. Bharat Mandapam Kongre Merkezi’ndeki buluşmada Modi, Rus mevkidaşına 2 bin yıllık antik Hint felsefe eseri “Tirukkural”ın Rusça çevirisini takdim etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında ikili görüşme yaptı.

Bharat Mandapam Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşen ve 45 dakika süren görüşmede iki lider, ülkeleri arasındaki işbirliğini ele aldı.

Görüşmenin başlangıcında Modi, Putin’e antik Hint düşünürü Tiruvalluvar’ın kaleme aldığı ve Rusçaya çevrilen yaşam felsefesi eseri “Tirukkural”ı hediye etti. Modi takdim sırasında, “Bu kitap 2 bin yıl önce Hindistan’da yazıldı. Büyük yazar Tiruvalluvar eserinde insan hayatından, şefkatten ve devlet yönetiminden söz etti. Düşünceleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu kitabı Rusçaya tercüme ettik. Kitabın iki ülke halkları arasındaki bağları güçlendirmemize yardımcı olacağına inanıyorum” dedi.

Hediyeye teşekkür eden Putin, Hindistan Başbakanı’nın ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik vurgusundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Rus lider, “Sizin bu değerlendirmelerinizle birlikte tam olarak böyle olacaktır” ifadesini kullandı. Modi, Aralık 2025’te Putin’in Hindistan ziyareti sırasında da Rus lidere “Bhagavad Gita” destanının Rusça baskısını vermişti.

Putin, Modi’yi 24’üncü Yıllık Rusya-Hindistan Zirvesi için Rusya’ya davet etti; Modi de bu daveti kabul etti.

Ziyaretin kesin tarihlerinin daha sonra belirleneceği açıklandı. İki lider görüşmenin tamamlanmasının ardından aynı limuzine binerek Yeni Delhi’deki “INNOPROM. Hindistan” sergisine geçti. Putin gün içinde ayrıca BRICS İş Forumu’nun yıllık genel kurul oturumuna hitap edecek.

İki lider en son 31 Ağustos’ta Bişkek’te toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi marjında Ala-Arça devlet konutunda bir araya gelmişti. Liderler o görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı ve Ukrayna’daki durumu ele almıştı.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova yönetiminin iki lider arasındaki güvene dayalı ilişkiye değer verdiğini ve tarafların güncel konuları gayriresmi ortamlarda açıkça değerlendirmeyi tercih ettiğini kaydetti.

Hindistan’a üç günlük bir çalışma ziyareti yapan Putin, örgütün kuruluşunun 20’nci yıldönümüne denk gelen 18’inci zirve programı kapsamında başka liderlerle de temaslarda bulunacak.

Uşakov’un aktardığı programa göre Rus lider; Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Etiyopya Başbakanı, Abu Dabi Veliaht Prensi ve BRICS Yeni Kalkınma Bankası Başkanı ile ayrı ayrı görüşmeler yapacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de olası bir temas planlanıyor.

Adını kurucu ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın İngilizce baş harflerinden alan ve gelişmekte olan ekonomileri buluşturan BRICS’in 18’inci zirvesi, 11-13 Eylül tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ermenistan, Rus gazına alternatif arıyor

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin doğalgaz tedarikinde Rusya’ya alternatif kaynakları araştırdığını açıkladı. Halihazırda tüketiminin yüzde 82’sinden fazlasını Rus enerji şirketi Gazprom üzerinden sağlayan Erivan yönetimi, farklı kaynaklara açık olduğunu vurguluyor.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin doğalgaz tedarik kaynaklarını çeşitlendirme olanaklarını değerlendirdiğini açıkladı.

Newsarmenia haber portalının aktardığına göre Paşinyan, Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) ayrılma ihtimali karşısında Rus doğalgazına alternatif arayıp aramadıkları yönündeki soruya yanıt verdi.

Hükümetin çeşitlendirmeye gitmeyeceği hiçbir alanın olmadığını vurgulayan Paşinyan, gaz alımında farklı güzergahlara açık olduklarını belirtti.

Paşinyan açıklamasında, “Ermenistan’da doğalgaz ucuz değil. Sınırdan tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçte, diğer ülkelerle kıyaslandığında en yüksek fiyat artışı Ermenistan’da yaşanıyor. Gazprom Armenia şirketi büyük kârlar elde ediyor ve bu da kayda geçirmemiz gereken ayrı bir gerçek” dedi.

Rus enerji şirketi Gazprom, halihazırda Ermenistan’ın tek doğrudan doğalgaz tedarikçisi konumunu koruyor. Ülkedeki doğalgaz iletim şebekesinin işletmesini ise tamamı Rus enerji devine ait olan yan kuruluş Gazprom Armenia yürütüyor.

Ermenistan, 2009 yılından bu yana İran’dan da doğalgaz alıyor. Ancak bu sevkiyat, 2030 yılına kadar geçerliliği korunan elektrik karşılığı doğalgaz takas anlaşması kapsamında gerçekleşiyor. Erivan yönetimi İran’dan aldığı gazı elektriğe dönüştürüyor ve bir metreküp doğalgaz karşılığında İran’a 3 kilovatsaat elektrik ihraç ediyor. Takas programına dahil santraller bir metreküp İran gazından 4 ila 4,5 kilovatsaat elektrik üretiyor; arta kalan elektrik ise Ermenistan’ın iç tüketiminde kalıyor.

FinPort verilerine göre 2025 yılında Ermenistan’ın doğalgaz ihtiyacının yüzde 82,4’ünü Rusya karşıladı. Bu oran 2 milyon 229 bin 697,4 metreküpe karşılık gelirken, kalan miktar İran’dan temin edildi.

ArmRadio’nun haberine göre Paşinyan enerji politikasındaki yaklaşımı şu sözlerle dile getirdi:

“İkinci bir kaynaktan gaz alma veya bu kaynaktan daha fazla gaz tedarik etme imkanı doğarsa bu yolu seçeriz; üçüncü bir kaynaktan alma imkanı çıkarsa o yönde ilerleriz; dördüncü bir seçenek oluşursa yine bu adımı atarız. TRIPP kapsamında Ermenistan üzerinden geçecek ve bize transit geçiş geliri sağlayacak bir boru hattı inşa etme olanağı doğarsa bu yolu da değerlendirebiliriz.”

Nisan ayı başında Ermenistan Parlamento Başkanı Alen Simonyan, Rusya’dan ithal edilen doğalgazın fiyatının artması halinde Erivan’ın Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ile Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılma sürecini başlatacağını söylemişti.

Paşinyan ise Rusya’yı saygı gösterilmesi gereken bir süper güç olarak nitelendirmiş ve Erivan’ın Moskova’ya asla zarar vermeyeceğini dile getirmişti. Ermenistan Başbakanı aynı zamanda Rusya’nın çıkarlarını Ermenistan’ın çıkarlarının önüne koymayacağının altını çizmişti.

Kremlin yönetimi, Ermenistan’ın KGAÖ üyeliğinin Erivan’ın egemen kararı olduğunu belirtmişti. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın hem Avrupa Birliği hem de AEB Gümrük Birliği içinde aynı anda yer alamayacağını hatırlatmıştı.

Mayıs ayı sonunda Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Erivan yönetiminin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini sürdürmesi halinde, Rusya Büyükelçiliğinin doğalgaz ve petrol ürünleri tedariki işbirliği anlaşmasının askıya alınabileceği veya feshedilebileceği konusunda Ermenistan’ı resmi olarak uyardığını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English