Amerika
Beyaz Saray Çin’e karşı Tokyo ve Seul ile üçlü savunmayı zorluyor

ABD Başkanı Joe Biden, Asya’daki müttefiklerini yakınlaştırma çabalarının bir parçası olarak Japonya Başbakanı Kishida Fumio ve Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’u 18 Ağustos’ta Camp David’de ağırlayacak.
Washington’ın, bu üçlü zirvede ortak bir açıklama için bastırdığı ve herhangi bir saldırı durumunda her ülkenin diğerine danışma görevi olduğu konusunda anlaşma istediği belirtiliyor.
Financial Times’ın (FT) duruma aşina olan dört kişiye dayandırdığı haberine göre, Beyaz Saray, Kuzey Kore ve Çin’e karşı caydırıcılığı artırmak için iki Pasifik müttefikini birbirine yakınlaştırmak istiyor.
Yetkililerin, Biden, Kishida ve Yoon Suk Yeol’un 18 Ağustos’ta cumhurbaşkanlığı tatilinde yayınlamayı planladıkları açıklamanın metnini müzakere etmeye devam ettiği bildirilirken, Beyaz Saray’ın, istişarelerde kullanılacak dil konusunda baskı yapmanın yanı sıra, Tokyo ve Seul’ü ülkelerin caydırıcılığı artıracak ve savunma işbirliğini kolaylaştıracak – Kuzey Kore ve Çin’e atıfta bulunarak – karşılıklı zayıflıkları olduğunu belirtmeye çağırdığı kaydedildi.
Üç tarafın aynı zamanda üçlü lider düzeyinde bir yardım hattı kurmayı tartıştığı ifade edilirken, zirvede üçlü tatbikatların güçlendirilmesi, siber güvenlik, füze savunması ve ekonomik güvenlik de dahil olmak üzere diğer önlemleri açıklamaları bekleniyor.
Eski bir CIA yetkilisi ve şu anda CSIS düşünce kuruluşunda Pentagon Japonya uzmanı olan Christopher Johnstone, FT’ye verdiği demeçte Asyalı komşular arasındaki güvenlik bağlarını derinleştiren bir tebliğin dönüm noktası niteliğinde bir başarı olacağını söyledi.
Üç taraf aynı zamanda üçlü lider düzeyinde bir yardım hattı kurmayı tartışıyor ve zirvede üçlü tatbikatların güçlendirilmesi, siber güvenlik, füze savunması ve ekonomik güvenlik de dahil olmak üzere diğer önlemleri açıklamaları bekleniyor.
Eski bir CIA yetkilisi ve şu anda CSIS düşünce kuruluşunda Pentagon Japonya uzmanı olan Christopher Johnstone, Asyalı komşular arasındaki güvenlik bağlarını derinleştiren bir tebliğin dönüm noktası niteliğinde bir başarı olacağını söyledi.
Johnstone, “Tokyo ve Seul’ün güvenliklerinin birbirine bağlı olduğunu teyit eden bir açıklama tarihi olacaktır ve her iki ülkenin de gelecekteki liderlerinin bunu reddetmesi zor olacaktır” dedi”.
Johnstone böyle bir anlaşmanın Pyongyang ve Pekin’e de bir mesaj olacağını ekledi.
Üçlü anlaşma zor
Beyaz Saray anlaşma iddiasıyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, Güney Kore hükümeti de yorum talebine yanıt vermedi. Japon hükümeti de yorum yapmaktan kaçındı, ancak yetkililer ABD-Japonya güvenlik anlaşmasının üçlü toplu savunmaya izin vermediğini kaydetti.
Bir Japon yetkili, “Kuzey Kore ve Çin’den gelen nükleer ve füze tehdidi karşısında güvenlik işbirliğini güçlendirmenin yeni yollarını keşfedeceğiz, ancak bu adım adım olacak” dedi.
ABD, İkinci Dünya Savaşı sırasında Tokyo’nun zorla çalıştırma ve cinsel kölelik uygulamalarıyla ilgili yıllarca süren gerilimin ardından Japonya-Güney Kore bağlarında son zamanlarda yaşanan yumuşamadan yararlanmaya çalışıyor.
Mart ayında Tokyo ve Seul, dört yıldır atıl durumda olan bir istihbarat paylaşım anlaşmasını yeniden kurdu. ABD, Güney Kore ve Japon donanmaları da bu yıl ortak füze savunma tatbikatları gerçekleştirdi.
‘Üçlü ortaklık önemli bir stratejik değişim’
FT’ye konuşan ABD’nin Japonya Büyükelçisi Rahm Emanuel, belirli müzakereler hakkında yorum yapmaktan kaçındı, ancak Washington ve müttefiklerinin önemli adımlar attığını söyledi.
Emanuel, “ABD, Çin’in şiddetli muhalefetine göre kalıcı bir Pasifik gücüdür” dedi ve ekledi: “Üçlü ortaklık, kolektif vizyonumuz lehine önemli bir stratejik değişimdir.”
ABD hamlesine, aynı zamanda QUAD ve AUKUS düzenlemeleri arasındaki itici güç olan Beyaz Saray Asya danışmanı Kurt Campbell öncülük ediyor.
Campbell, ABD’nin çöküşten kurtulabilmesi için etkin ve kapsamlı bir Çin politikası izlemesi gerektiğini savunuyor.
ABD’yi Hint-Pasifik coğrafyasının geçmiş hamisi ve 40 yıllık kurulu barışçıl düzenin ‘banisi’ olarak tarif eden Campbell, son dönemde bu dengenin Çin tarafından bozulduğunu iddia ederek “dengenin yeniden kurulması” gerektiğini savunuyor.
Bu dengede, ABD’nin bölgedeki müttefikleri kritik önemde.
Camp David’de yapılması planlanan açıklama, resmi bir toplu güvenlik anlaşması anlamına gelmese de, Tokyo ve Seul’ün yakınlaşmasında ve bölgedeki askeri eylemlere “birlikte karşılık vermesinde” büyük bir adım olacağı düşünülüyor.
Hint-Pasifik stratejisi
Tokyo ve Seul’ü yakınlaştırma çabası, Biden yönetiminin Çin’in artan etkisine karşı Hint-Pasifik bölgesindeki ittifakları güçlendirme stratejisinin son aşaması.
Washington’ın diğer ittifak çabaları arasında, ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan’dan oluşan güvenlik grubu Quad’ı aktif hala getirme ve Canberra’nın nükleer enerjiyle çalışan denizaltılar elde etmesine yardımcı olmak için İngiltere ve Avustralya ile imzaladığı AUKUS güvenlik anlaşmasını hızlandırma gündemi yer alıyor.
Öte yandan ABD, Çin’i çevrelemeyi ve etkisini kırmayı hedeflediği Hint-Pasifik stratejisi kapsamında Pasifik adalarıyla da ortaklıklarını pekiştirmeye ve hem ada ülkelerindeki kendi askeri varlığını artırmaya hem de onların askeri kapasitesini güçlendirmeye çalışıyor.
ABD Savunma Bakanı Austin bu kapsamda, Filipinler’den Papua Yeni Gine’ye kadar bir dizi ada ülkesini ziyaret ederek savunma anlaşmaları imzaladı ve bu ülkelerdeki askeri üslerini artırdı.
Son gezisini Avustralya’ya yapan Austin, Avustralya’da ortak bir sanayi üssü kurarak güdümlü silahtan patlayıcı mühimmata kadar çeşitli silahlar üretme ve Avustralya’nın 2025 yılına kadar kendi çoklu roketatar sistemini üretmesini sağlama taahhütlerini içeren bir anlaşmaya da imza attı.
Öte yandan Austin, Biden yönetiminin bölgedeki müttefiklerini yakınlaştırma çabaları kapsamında Avustralya’nın Japonya ve Güney Kore ile askeri işbirliğini güçlendirme çağrısı da yaptı.
FT’ye konuşan German Marshall Fund Çin uzmanı Bonnie Glaser, “Biden yönetiminin kurduğu tüm koalisyonlar arasında ABD-Japonya-Kore ekseni Çin için en endişe verici olanıdır” dedi.
Glaser, “Son aylarda daha yakın füze savunma ortak tatbikatları ve veri paylaşımını da içeren ABD, Japonya ve Kore arasındaki savunma işbirliğinin sürekli güçlendirilmesi, Çin’in güvenlik ortamında önemli bir bozulmaya neden olacak” yorumunu yaptı.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa3 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










