Bizi Takip Edin

Diplomasi

Blair ve Kushner, Gazze toplantısında boy gösterdi

Yayınlanma

Trump’un başkanlık ettiği Beyaz Saray’daki Gazze toplantısında Blair ve Kushner da katıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü Beyaz Saray’da Gazze konulu bir toplantıya başkanlık etti. Reuters’a konuşan üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisine göre toplantıya eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ile Trump’ın damadı ve eski Ortadoğu özel temsilcisi Jared Kushner de katıldı.

Yetkili, Trump’ın Beyaz Saray’ın üst düzey isimleriyle birlikte Blair ve Kushner ile Gazze’deki gıda yardımlarının artırılması, rehineler meselesi, savaş sonrası planlar ve diğer başlıkları ele aldığını belirtti.

Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff, toplantıdan bir gün önce Fox News’e yaptığı açıklamada bunun Gazze’nin savaş sonrası yönetimine dair “kapsamlı plan”ın görüşüleceği “büyük bir toplantı” olacağını söylemişti. Ancak Beyaz Saray yetkilisi, görüşmeyi “sıradan bir politika oturumu” olarak nitelendirerek, “Beyaz Saray; İsrail ve Gazze dahil pek çok konuda sık sık politika toplantıları yapıyor. Şu an paylaşabileceğimiz başka bir bilgi yok” dedi.

Blair’in rolü ve temasları

Kushner, Trump’ın ilk döneminde Ortadoğu politikalarında kilit danışman olarak görev yapmıştı. Blair ise 2003 Irak savaşı sırasında başbakanlık yapmış, son dönemde ise Gazze’nin geleceğine ilişkin planlarla gündeme gelmişti. Times of Israele konuşan bir kaynağa göre Blair, aylardır savaş sonrası Gazze için bir plan üzerinde çalışıyor ve bu kapsamda bölgedeki aktörlerle görüşüyor. Blair’in hem Kushner hem de Witkoff ile temas halinde olduğu bildirildi.

Axios’un haberine göre Blair, temmuz ayında Washington’da Beyaz Saray’da Witkoff ile görüşmüştü. Aynı gün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Trump ile buluşmak üzere kentteydi. Kushner’in de bu ay başında İsrail’e giderek Netanyahu ile Gazze savaşı hakkında görüşmeler yaptığı belirtildi.

ABD-İsrail koordinasyonu

Çarşamba günü ayrıca İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer Washington’a giderek Beyaz Saray’da üst düzey yetkililerle toplantılar yaptı. Kaynaklara göre bu görüşme, Trump’ın başkanlık ettiği Gazze toplantısından hemen önce gerçekleşti.

Toplantının ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’da bulunan İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ile bir araya geldi. İsrail makamlarının açıklamasına göre görüşmede İran’ın nükleer programı, “tetik mekanizması”, Hamas’a karşı savaş ve BM Genel Kurulu’ndaki tartışmalar ele alındı. Ayrıca uluslararası arenada İsrail karşıtı girişimlere karşı işbirliği gündeme geldi.

Axios’un haberine göre Blair, Trump öncesi Biden yönetiminde de Dermer ve BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed ile birlikte Gazze’nin savaş sonrası planına dahil olmuştu. Bu planın bazı bölümleri dönemin ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından da sunulmuştu.

Trump’ın yaklaşımı ve rehine tartışmaları

Trump, gündeminde Gazze savaşına daha az yer verse de çatışmanın bir an önce sona ermesini istediğini dile getirdi. Ancak aynı zamanda İsrail’in Gazze kentini kontrol altına alma planını da desteklediği, bunun ise savaşı aylarca uzatabileceği ve rehinelerin hayatını riske atabileceği belirtiliyor.

Trump’ın şimdiye kadar açıkladığı en net “savaş sonrası Gazze planı” şubat ayında olmuştu. O dönemde ABD’nin Gazze’yi devralacağını ve tüm Filistinlilerin başka yerlere kalıcı olarak yerleştirileceğini söylemişti. İsrail bu fikri olumlu karşılamış, ancak bölgedeki Arap ülkeleri mültecileri kabul etmeyi reddetmişti.

Geçen ay Trump, Gazze için yeni bir yardım planı açıklayacağını duyurmuştu. Ancak bu plan açıklanmadı; Dışişleri Bakanlığı, Gazze İnsani Yardım Vakfı’nın dağıtım noktalarının üçten 16’ya çıkarılmasıyla yetinileceğini bildirdi. ABD, söz verilen 30 milyon doların yalnızca yarısını aktardı.

Witkoff, Trump yönetiminin rehinelerin aşamalı serbest bırakılmasına yönelik anlaşmalara karşı olduğunu ve bu konuda İsrail ile aynı çizgide durduğunu söyledi. Hamas’ın kabul ettiği aşamalı serbest bırakma planı İsrail tarafından yanıtsız bırakılmıştı. Rehinelerden 20’sinin hayatta olduğu, ikisinin kritik durumda, 28’inin ise öldüğü İsrail tarafından teyit edilmişti.

Trump da 18 Ağustos’ta Hamas’ın Arap arabulucuların son önerisini kabul etmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Rehineler yalnızca Hamas tamamen yok edildikten sonra serbest bırakılacak” dedi. Ancak ertesi gün Beyaz Saray, öneriyi değerlendirdiklerini duyurdu.

Witkoff, Hamas’ın yeni şartlar öne sürerek süreci yavaşlattığını savundu ve anlaşmanın gecikmesinden örgütü sorumlu tuttu. Bu nedenle ABD ve İsrail müzakere heyetlerini geri çekmişti.

İsrail, aşamalı anlaşmalardan vazgeçtiğini açıklasa da Arap arabulucular Hamas’ı taleplerini düşürmeye ikna ederek yeni öneriyi kabul ettirdi. Netanyahu ise geri adım atmadı ve İsrail ordusunun Gazze kentini işgal planını hayata geçirmeye başladı. Netanyahu, bu operasyonun Hamas’ın son kalesini ortadan kaldıracağını savunurken, muhalefet bunun Hamas direnişini daha da artıracağını ve rehinelerin hayatını tehlikeye sokacağını belirtiyor.

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English