Bizi Takip Edin

Avrupa

Britanya, İran savaşı nedeniyle zorda

Yayınlanma

İran savaşının başında askeri üslerini açmadığı için Donald Trump’ın sert çıktığı Britanya, çatışma uzadıkça iktisadi olarak felaketin eşiğine gelebilir.

The Times’ta yer alan habere göre, Orta Doğu’dan gelen arzın tükenmesiyle birlikte Britanya’nın depolarında sadece iki günlük gaz stoğu kaldı.

Üstelik Britanya, Avrupa’da en yüksek fiyatı ödüyor (komşularından yüzde 6 daha fazla) ve analistler bu durumu rezervlerin azalmasına bağlıyor.

Tankerler Hürmüz Boğazı’ndan geçemiyor ve Katar, insansız hava araçlarının saldırısına uğradıktan sonra dünyanın en büyük doğal gaz tesisi olan Ras Laffan’daki üretimi askıya aldı.

Pazartesi günü, tüccarların birkaç hafta sürecek arz kesintisi endişesi nedeniyle petrolün varil fiyatı 100 doları aştı. Britanya’da benzin fiyatları geçen hafta yükselmeye başlamıştı.

Ada’nın gazı çoğunlukla Avrupa’dan geliyor

Britanya, gazın çoğunu Avrupa’dan gelen boru hatlarından temin ediyor ve gaz, geçtiğimiz hafta ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 30’unu karşıladı.

Şu anda elektrik kesintisi riski bulunmasa da, Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlanması durumunda Avrupa’yı soğuk hava dalgası vurursa, düşük rezervler krizi daha da kötüleştirebilir.

İletim operatörü National Gas’a göre, Birleşik Krallık’ın gaz rezervleri üç ay önceki 18.000 GWh’den 6.700 GWh’ye düştü. Bu düşüş, geçen yılın aynı dönemine göre benzer bir eğilim izliyor fakat geçen yıl bu dönemde arz 9.000 GWh’nin üzerindeydi.

Bu, başka gaz boru hattıyla gelmezse iki günden az bir süre yetecek gaz arzına denk geliyor. Benzer bir miktar sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olarak depolanıyor.

Soğuk hava dalgası ile Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlanması birleşirse, fiyatlar yükselir ve Britanya ithalatı güvence altına almak için önemli ölçüde fazla ödeme yapmak zorunda kalabilir.

Hükümet, hanelerin faturalarının bir kısmını ödemek için müdahale etmemiş olsaydı, 2023 yılında ortalama bir hanenin yıllık fiyat tavanı 4.279 sterline yükselmiş olacaktı.

Kuzey Denizi sahaları ve Norveç’in önemi artıyor

National Gas, şubat ayında bakanlara, Britanya’nın çoğu Avrupa ülkesinden çok daha düşük rezervlere sahip olduğu için, hükümetin Kuzey Denizi dahil olmak üzere gelecekteki gaz arzını desteklemek ve daha fazla depolama alanı geliştirmek için acil önlemler alması gerektiğini söylemişti.

Gaz fiyatlarındaki artış, nisan ayında ortalama bir hane için 1.641 sterline düşecek olan yeni Ofgem enerji fiyat tavanı temmuz ayında yürürlüğe girdiğinde haneleri vuracak.

Enerji araştırma analisti Cornwall Insight, tipik bir çift yakıtlı hane halkı için tarife tavanının yıllık %10 artışla 1.801 sterline çıkacağını öngörüyor.

Sabit tarifelerden yararlanmayan işletmeler, fiyatların yakın zamanda artacağını görecek ve çoğu, artan maliyetleri tüketicilere yansıtacak.

Şirketler, yurt içi enerji fiyat tavanından yararlanamadıkları için enerji faturalarındaki artışlara çok daha fazla maruz kalıyor.

Kuzey Denizi üretimi azalıyor ve devlete ait Ulusal Enerji Sistemi Operatörü, “gaz arzı güvenliğine yönelik yeni bir risk” konusunda uyarıda bulundu.

Yeşil enerjiye geçişin planlanandan daha yavaş olması veya en büyük tek gaz altyapısının arızalanması durumunda, Britanya’nın 2030 yılına kadar ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yeterli gaza sahip olmayabileceği belirtiliyor.

National Gas, hükümetin daha fazla iç direnç sağlamak ve nakliye gecikmelerine, piyasa aksaklıklarına veya aşırı hava koşullarına karşı koruma sağlamak için “mevcut depolama kapasitesini koruması ve genişletmeyi başlatması veya kolaylaştırması” gerektiğini söyledi.

Gaz depolama sorunu İngiliz hükümetinin başını ağrıtabilir

Enerji ve Kamu Hizmetleri Birliği (EUA) genel müdürü Mike Foster, önceki hükümetin on yıldan fazla bir süre önce gaz rezervleri konusunda uyarıldığını söyledi.

“Yatırım yapılmaması İngiltere’yi savunmasız bıraktı ve sorumluluk önceki yönetime ait,” diyen Foster, ülkenin hâlâ önemli Kuzey Denizi gaz kaynaklarından (hem yerli hem de Norveç kaynakları) faydalandığını ve bu kaynakların birlikte ulusal talebin yaklaşık yüzde 80’ini karşıladığını da sözlerine ekledi.

Britanya’nın en büyük gaz depolama tesisi olan ama kapatılma tehdidi altında bulunan Rough gibi tesislerin önemli bir güvence sağladığını da sözlerine ekledi.

Foster, “Bu tesisler olmadan, sistem Ukrayna ve İran’daki mevcut istikrarsızlık gibi küresel şoklara karşı daha savunmasız hale gelir,” dedi.

National Gas ise şunları söyledi:

“Britanya’nın gaz depolama seviyeleri, yılın bu döneminde beklediğimiz seviyelerle büyük ölçüde uyumlu ve geçen yılın aynı dönemine kıyasla benzer seviyelerde.

Depolama, Britanya’nın çeşitli gaz tedarik karışımının sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Gazımızın çoğu, Birleşik Krallık kıta sahanlığı ve Norveç’ten geliyor ve LNG, Avrupa kıtası ile bağlantı hatları ve depolama ile destekleniyor.”

Hükümetten “iki günlük gazımız kaldı” iddialarına yalanlama

Bir hükümet kaynağı, Britanya’nın iki günden az gaz arzına sahip olduğu iddialarını reddetti ve rakamların “şüpheli hesaplamalar” kullanılarak hesaplandığını söyledi.

Kaynak, “Bu, depolamanın tek arz şekli olduğunu varsayıyor ve ardından günlük talebi depolama stoklarına bölüyor. Gaz piyasaları böyle işlemiyor. Depolama, herhangi bir zamanda arz karışımının oldukça düşük bir yüzdesini oluşturuyor,” dedi.

Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Departmanı ise şunları söyledi:

“Britanya’nın sadece iki günlük gaz kaynağına erişimi olduğu iddiası kesinlikle doğru değildir. Çeşitli enerji kaynaklarına sahibiz ve tedarik güvenliğimizden eminiz. Daha güvenli, temiz ve yerli enerjiye geçiş sürecinde, gaz, çeşitlilik ve dayanıklılık içeren enerji sistemimizde önemli bir rol oynamaya devam edecektir. En nadir senaryolarda bile tedarik güvenliğini sağlamak da dahil olmak üzere, gaz sisteminin geleceğe uygun olmasını sağlamak için sektörle birlikte çalışıyoruz.”

Starmer uyarıyor: Savaş uzarsa iktisadi etkisi artar

İran’daki savaşı ele alan Başbakan Keir Starmer, çatışma ne kadar uzun sürerse Birleşik Krallık ekonomisi üzerindeki olası etkisinin o kadar büyük olacağını kabul etti.

Başbakan şunları söyledi:

Hükümetin görevi elbette ilerlemek, ileriyi görmek, diğerleriyle işbirliği yapmaktır. Maliye bakanı her gün İngiltere Merkez Bankası başkanıyla görüşüyor, hükümet içindeki farklı departmanlarla işbirliği yapıyor, riskleri değerlendiriyor, izliyor, uluslararası ortaklarımızla ve elbette, buradaki insanlara ve işletmelere olası etkisini azaltmak için birlikte daha fazla ne yapabileceğimizi de konuşuyor.. Fakat bu çalışmanın gerekli olduğunu kabul etmek önemli, çünkü insanlar, siz de hissedeceksiniz ki, bu durum ne kadar uzun sürerse, ekonomimiz, herkesin ve her işletmenin hayatı ve haneleri üzerinde olası etkisinin o kadar büyük olacağını hissedeceklerdir.”

Starmer, kendi görevlerinin “bunun önüne geçmek, ileriyi görmek, riski değerlendirmek, riskleri izlemek ve bu konuda diğerleriyle işbirliği yapmak” olduğunu söyledi.

Starmer, enerji tavanının hane halklarını savaştan kaynaklanan iktisadi çalkantının etkilerinden koruyacağını söyledi, fakat işletmelerin ve diğerlerinin gelişmeleri dikkatle izlemekten “endişe duyacaklarını” kabul etti.

Donald Trump’ın askeri eylemleriyle bir dünya savaşı riskine girip girmediği sorulduğunda, başbakan şöyle dedi:

“Durumu yatıştırmanın bir yolunu bulmamız gerekiyor ve tartışmalarımızın çoğu da bununla ilgili: bu durumu yatıştırmanın ve daha da tırmanmamasını sağlamanın bir yolunu nasıl bulabiliriz?”

Starmer ayrıca, Ukrayna savaşının enerji fiyatlarında şoka yol açtığı 2022 yılına kıyasla Birleşik Krallık ekonomisinin daha iyi durumda olduğunu iddia etti.

Amerikan ve İngiliz askerleri birlikte savunma yapıyor

Başbakan, ABD’nin şu anda İran ile ilgili olarak Birleşik Krallık hava üslerini kullandığını ve Londra ile Washington’daki muhataplar arasında “her düzeyde” günlük olarak yakın istihbarat işbirliği ve temasının sürdüğünü söyledi.

Starmer şunları söyledi:

“Bölgede, askeri personelimiz ve ABD askeri personeli aynı yerlerde, aynı üslerde birlikte bulunuyor. Hem ABD hem de İngiltere, bu üsleri korumak için birlikte çalışıyor. Dolayısıyla, ilişkiler açısından, birlikte yapmak zorunda olduğumuz işler, beklediğiniz gibi devam ediyor.”

Fakat Starmer, Britanya’nın “en iyi çıkarları” ile ilgili kararların yalnızca Britanya başbakanına ait olduğunu söyledi ve bunun, İran ile ilgili kararlarını yönlendiren “temel ilke” olduğunu vurguladı.

Maliye Bakanı, akaryakıt vergisini geri çekebilir

Öte yandan Maliye Bakanı Rachel Reeves, hükümetin dört yıl önce uygulamaya koyduğu geçici indirimi geri çekmesiyle, sürücülerin benzin ve dizel için daha fazla ödeme yapmasına neden olacak, eylül ayında planlanan akaryakıt vergisi artışını iptal etmesi için baskı altında.

Press Association ile yaptığı röportajda, Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, parlamentoda akaryakıt vergisindeki 5 penilik indirimin uzatılması için baskı yapacağını belirtti.

Salı günü sunacağı oylama hakkında sorulan soruya yanıt olarak şunları söyledi:

Geçen hafta bahar açıklamasında Rachel Reeves, akaryakıt vergisindeki 5 penilik indirimin sadece Eylül ayına kadar süreceğini söyledi. Dünyada olup bitenleri göz önüne alırsak, bu indirimi uzatmalıyız. Bu nedenle yarın, akaryakıt vergisini mümkün olduğunca düşük tutmak için oy kullanacağız. Bu tür önlemler, insanların yaşam maliyetlerini gerçekten azaltmaya yardımcı olacaktır.

Değişen akaryakıt vergisi oranlarına ilişkin 26 Şubat tarihli politika belgesi şu ifadelere yer veriyor:

2025 Bütçesinde yaşam maliyetini ele almak için açıklanan diğer önlemlerin yanı sıra, bu önlem de mevcut akaryakıt vergisi oranlarını 2026 yılının Ağustos ayı sonuna kadar dondurarak sürücülere destek olmaya devam etmektedir.

Oranlar, 2027 yılının Mart ayına kadar kademeli olarak 2022 yılının Mart ayı seviyelerine geri dönecek ve kesintinin sona ereceği 2026 yılının Mart ayında 5 penilik bir artış önlenecektir.

2026-2027 yılları için enflasyona paralel olarak planlanan artış da iptal edilmektedir. Bu önlem, ortalama bir sürücünün 2026-2027 yıllarında önceki planlara kıyasla 49 sterlin tasarruf etmesini sağlayacaktır.

Konut Bakanı: Ekonomimiz şoklara dayanıklı

Konut Bakanı Steve Reed ise, savaşın yol açtığı iktisadi belirsizliğin boyutunu kabul etmekle birlikte, İngiliz ekonomisinin herhangi bir şoka dayanacak kadar dirençli olduğunu söyledi.

ITV’nin “Good Morning Britain” programında konuşan, “Elbette, Britanya, gezegenin dört bir yanında meydana gelen ve ülkemizi etkileyen krizleri kontrol edemez. Kontrol edebileceğimiz şey, kendi koşullarımız,” dedi.

Enerji fiyatlarının uzun süreli maliyetlerini henüz bilmediklerini kabul eden Reed, “Ama dediğim gibi, daha istikrarlı bir ekonomiye sahip olmamız, bu fırtınaları atlatmak için daha iyi bir konumda olduğumuz anlamına geliyor ve elbette durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz,” diye konuştu.

Faiz indirimi başka bahara kalabilir

Petrol fiyatlarındaki keskin artış, piyasaların Britanya faiz oranlarının düzgün bir düşüş eğiliminde olduğu fikrini yeniden düşünmeye zorluyor.

Quilter Cheviot yatırım müdürü Jonathan Raymond, “Brent petrolünün 100 doların üzerinde kalıcı bir hareket, fiilen enflasyonist bir vergi anlamına gelir. Bu durum, işletmelerin maliyetlerini artırır, reel gelirleri sıkıştırır ve manşet enflasyonun hedef üzerinde daha uzun süre kalma riskini doğurur,” dedi.

Pazartesi günü açıklanan piyasa verileri, yatırımcıların İngiltere Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar baz faiz oranını %3,75’te tutacağını ve önümüzdeki haziran ayında %4’e yükselteceğini tahmin ettiklerini gösterdi.

İran savaşı başlamadan önce, Merkez Bankasının 19 Mart’taki bir sonraki toplantısında faiz indirimi olasılığı %80 idi.

Fakat piyasalar, politika yapıcıların çatışmanın nasıl gelişeceğini görmek için bekleyeceklerini ve toplantıda faizlerin %99 olasılıkla sabit kalacağını ve 2026 yılının geri kalanında faiz indirimi olmayacağını gösteriyor.

Finans piyasaları da, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) petrol fiyatlarındaki artışın yol açtığı enflasyonla mücadele etmek için bu yıl Avro bölgesi faiz oranlarını artırmasını bekliyor.

Para piyasaları, ECB faiz oranlarının bu yılın temmuz ayına kadar çeyrek puan artacağını tamamen fiyatlamış durumda.

Bloomberg, swapların (yatırımcıların faiz oranlarına ilişkin beklentilerini ölçen türev ürünler) ECB’nin bu yıl iki kez 25 baz puanlık faiz artışı yapma olasılığının yaklaşık %70 olduğunu, cuma günü fiyatlandırılan tek artışa kıyasla, gösterdiğini bildiriyor.

Britanya Maliye Bakanı Rachel Reeves, Starmer’ın enerji krizinin etkisine ilişkin endişeleri yatıştırmak için bu sabah yaptığı açıklamaya göre, İngiltere Merkez Bankası ile “her gün” görüşüyor.

Avrupa

BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

Yayınlanma

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.

Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:

“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”

Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.

İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.

BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.

Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.

Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.

O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.

Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.

Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

Yayınlanma

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.

Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.

Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.

Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.

AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.

Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.

Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.

Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.

Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.

Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.

World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.

Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.

Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.

AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Yayınlanma

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.

Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.

Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.

Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.

Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.

Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.

Morawiecki bu hafta şunları söyledi:

“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”

Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.

Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.

Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.

PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.

Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.

Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.

En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.

Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.

Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.

Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.

Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.

Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.

Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.

PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.

Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.

PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.

Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”

Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English