Avrupa
Britanya, İran savaşı nedeniyle zorda

İran savaşının başında askeri üslerini açmadığı için Donald Trump’ın sert çıktığı Britanya, çatışma uzadıkça iktisadi olarak felaketin eşiğine gelebilir.
The Times’ta yer alan habere göre, Orta Doğu’dan gelen arzın tükenmesiyle birlikte Britanya’nın depolarında sadece iki günlük gaz stoğu kaldı.
Üstelik Britanya, Avrupa’da en yüksek fiyatı ödüyor (komşularından yüzde 6 daha fazla) ve analistler bu durumu rezervlerin azalmasına bağlıyor.
Tankerler Hürmüz Boğazı’ndan geçemiyor ve Katar, insansız hava araçlarının saldırısına uğradıktan sonra dünyanın en büyük doğal gaz tesisi olan Ras Laffan’daki üretimi askıya aldı.
Pazartesi günü, tüccarların birkaç hafta sürecek arz kesintisi endişesi nedeniyle petrolün varil fiyatı 100 doları aştı. Britanya’da benzin fiyatları geçen hafta yükselmeye başlamıştı.
Ada’nın gazı çoğunlukla Avrupa’dan geliyor
Britanya, gazın çoğunu Avrupa’dan gelen boru hatlarından temin ediyor ve gaz, geçtiğimiz hafta ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 30’unu karşıladı.
Şu anda elektrik kesintisi riski bulunmasa da, Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlanması durumunda Avrupa’yı soğuk hava dalgası vurursa, düşük rezervler krizi daha da kötüleştirebilir.
İletim operatörü National Gas’a göre, Birleşik Krallık’ın gaz rezervleri üç ay önceki 18.000 GWh’den 6.700 GWh’ye düştü. Bu düşüş, geçen yılın aynı dönemine göre benzer bir eğilim izliyor fakat geçen yıl bu dönemde arz 9.000 GWh’nin üzerindeydi.
Bu, başka gaz boru hattıyla gelmezse iki günden az bir süre yetecek gaz arzına denk geliyor. Benzer bir miktar sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olarak depolanıyor.
Soğuk hava dalgası ile Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlanması birleşirse, fiyatlar yükselir ve Britanya ithalatı güvence altına almak için önemli ölçüde fazla ödeme yapmak zorunda kalabilir.
Hükümet, hanelerin faturalarının bir kısmını ödemek için müdahale etmemiş olsaydı, 2023 yılında ortalama bir hanenin yıllık fiyat tavanı 4.279 sterline yükselmiş olacaktı.
Kuzey Denizi sahaları ve Norveç’in önemi artıyor
National Gas, şubat ayında bakanlara, Britanya’nın çoğu Avrupa ülkesinden çok daha düşük rezervlere sahip olduğu için, hükümetin Kuzey Denizi dahil olmak üzere gelecekteki gaz arzını desteklemek ve daha fazla depolama alanı geliştirmek için acil önlemler alması gerektiğini söylemişti.
Gaz fiyatlarındaki artış, nisan ayında ortalama bir hane için 1.641 sterline düşecek olan yeni Ofgem enerji fiyat tavanı temmuz ayında yürürlüğe girdiğinde haneleri vuracak.
Enerji araştırma analisti Cornwall Insight, tipik bir çift yakıtlı hane halkı için tarife tavanının yıllık %10 artışla 1.801 sterline çıkacağını öngörüyor.
Sabit tarifelerden yararlanmayan işletmeler, fiyatların yakın zamanda artacağını görecek ve çoğu, artan maliyetleri tüketicilere yansıtacak.
Şirketler, yurt içi enerji fiyat tavanından yararlanamadıkları için enerji faturalarındaki artışlara çok daha fazla maruz kalıyor.
Kuzey Denizi üretimi azalıyor ve devlete ait Ulusal Enerji Sistemi Operatörü, “gaz arzı güvenliğine yönelik yeni bir risk” konusunda uyarıda bulundu.
Yeşil enerjiye geçişin planlanandan daha yavaş olması veya en büyük tek gaz altyapısının arızalanması durumunda, Britanya’nın 2030 yılına kadar ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yeterli gaza sahip olmayabileceği belirtiliyor.
National Gas, hükümetin daha fazla iç direnç sağlamak ve nakliye gecikmelerine, piyasa aksaklıklarına veya aşırı hava koşullarına karşı koruma sağlamak için “mevcut depolama kapasitesini koruması ve genişletmeyi başlatması veya kolaylaştırması” gerektiğini söyledi.
Gaz depolama sorunu İngiliz hükümetinin başını ağrıtabilir
Enerji ve Kamu Hizmetleri Birliği (EUA) genel müdürü Mike Foster, önceki hükümetin on yıldan fazla bir süre önce gaz rezervleri konusunda uyarıldığını söyledi.
“Yatırım yapılmaması İngiltere’yi savunmasız bıraktı ve sorumluluk önceki yönetime ait,” diyen Foster, ülkenin hâlâ önemli Kuzey Denizi gaz kaynaklarından (hem yerli hem de Norveç kaynakları) faydalandığını ve bu kaynakların birlikte ulusal talebin yaklaşık yüzde 80’ini karşıladığını da sözlerine ekledi.
Britanya’nın en büyük gaz depolama tesisi olan ama kapatılma tehdidi altında bulunan Rough gibi tesislerin önemli bir güvence sağladığını da sözlerine ekledi.
Foster, “Bu tesisler olmadan, sistem Ukrayna ve İran’daki mevcut istikrarsızlık gibi küresel şoklara karşı daha savunmasız hale gelir,” dedi.
National Gas ise şunları söyledi:
“Britanya’nın gaz depolama seviyeleri, yılın bu döneminde beklediğimiz seviyelerle büyük ölçüde uyumlu ve geçen yılın aynı dönemine kıyasla benzer seviyelerde.
Depolama, Britanya’nın çeşitli gaz tedarik karışımının sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Gazımızın çoğu, Birleşik Krallık kıta sahanlığı ve Norveç’ten geliyor ve LNG, Avrupa kıtası ile bağlantı hatları ve depolama ile destekleniyor.”
Hükümetten “iki günlük gazımız kaldı” iddialarına yalanlama
Bir hükümet kaynağı, Britanya’nın iki günden az gaz arzına sahip olduğu iddialarını reddetti ve rakamların “şüpheli hesaplamalar” kullanılarak hesaplandığını söyledi.
Kaynak, “Bu, depolamanın tek arz şekli olduğunu varsayıyor ve ardından günlük talebi depolama stoklarına bölüyor. Gaz piyasaları böyle işlemiyor. Depolama, herhangi bir zamanda arz karışımının oldukça düşük bir yüzdesini oluşturuyor,” dedi.
Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Departmanı ise şunları söyledi:
“Britanya’nın sadece iki günlük gaz kaynağına erişimi olduğu iddiası kesinlikle doğru değildir. Çeşitli enerji kaynaklarına sahibiz ve tedarik güvenliğimizden eminiz. Daha güvenli, temiz ve yerli enerjiye geçiş sürecinde, gaz, çeşitlilik ve dayanıklılık içeren enerji sistemimizde önemli bir rol oynamaya devam edecektir. En nadir senaryolarda bile tedarik güvenliğini sağlamak da dahil olmak üzere, gaz sisteminin geleceğe uygun olmasını sağlamak için sektörle birlikte çalışıyoruz.”
Starmer uyarıyor: Savaş uzarsa iktisadi etkisi artar
İran’daki savaşı ele alan Başbakan Keir Starmer, çatışma ne kadar uzun sürerse Birleşik Krallık ekonomisi üzerindeki olası etkisinin o kadar büyük olacağını kabul etti.
Başbakan şunları söyledi:
“Hükümetin görevi elbette ilerlemek, ileriyi görmek, diğerleriyle işbirliği yapmaktır. Maliye bakanı her gün İngiltere Merkez Bankası başkanıyla görüşüyor, hükümet içindeki farklı departmanlarla işbirliği yapıyor, riskleri değerlendiriyor, izliyor, uluslararası ortaklarımızla ve elbette, buradaki insanlara ve işletmelere olası etkisini azaltmak için birlikte daha fazla ne yapabileceğimizi de konuşuyor.. Fakat bu çalışmanın gerekli olduğunu kabul etmek önemli, çünkü insanlar, siz de hissedeceksiniz ki, bu durum ne kadar uzun sürerse, ekonomimiz, herkesin ve her işletmenin hayatı ve haneleri üzerinde olası etkisinin o kadar büyük olacağını hissedeceklerdir.”
Starmer, kendi görevlerinin “bunun önüne geçmek, ileriyi görmek, riski değerlendirmek, riskleri izlemek ve bu konuda diğerleriyle işbirliği yapmak” olduğunu söyledi.
Starmer, enerji tavanının hane halklarını savaştan kaynaklanan iktisadi çalkantının etkilerinden koruyacağını söyledi, fakat işletmelerin ve diğerlerinin gelişmeleri dikkatle izlemekten “endişe duyacaklarını” kabul etti.
Donald Trump’ın askeri eylemleriyle bir dünya savaşı riskine girip girmediği sorulduğunda, başbakan şöyle dedi:
“Durumu yatıştırmanın bir yolunu bulmamız gerekiyor ve tartışmalarımızın çoğu da bununla ilgili: bu durumu yatıştırmanın ve daha da tırmanmamasını sağlamanın bir yolunu nasıl bulabiliriz?”
Starmer ayrıca, Ukrayna savaşının enerji fiyatlarında şoka yol açtığı 2022 yılına kıyasla Birleşik Krallık ekonomisinin daha iyi durumda olduğunu iddia etti.
Amerikan ve İngiliz askerleri birlikte savunma yapıyor
Başbakan, ABD’nin şu anda İran ile ilgili olarak Birleşik Krallık hava üslerini kullandığını ve Londra ile Washington’daki muhataplar arasında “her düzeyde” günlük olarak yakın istihbarat işbirliği ve temasının sürdüğünü söyledi.
Starmer şunları söyledi:
“Bölgede, askeri personelimiz ve ABD askeri personeli aynı yerlerde, aynı üslerde birlikte bulunuyor. Hem ABD hem de İngiltere, bu üsleri korumak için birlikte çalışıyor. Dolayısıyla, ilişkiler açısından, birlikte yapmak zorunda olduğumuz işler, beklediğiniz gibi devam ediyor.”
Fakat Starmer, Britanya’nın “en iyi çıkarları” ile ilgili kararların yalnızca Britanya başbakanına ait olduğunu söyledi ve bunun, İran ile ilgili kararlarını yönlendiren “temel ilke” olduğunu vurguladı.
Maliye Bakanı, akaryakıt vergisini geri çekebilir
Öte yandan Maliye Bakanı Rachel Reeves, hükümetin dört yıl önce uygulamaya koyduğu geçici indirimi geri çekmesiyle, sürücülerin benzin ve dizel için daha fazla ödeme yapmasına neden olacak, eylül ayında planlanan akaryakıt vergisi artışını iptal etmesi için baskı altında.
Press Association ile yaptığı röportajda, Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, parlamentoda akaryakıt vergisindeki 5 penilik indirimin uzatılması için baskı yapacağını belirtti.
Salı günü sunacağı oylama hakkında sorulan soruya yanıt olarak şunları söyledi:
“Geçen hafta bahar açıklamasında Rachel Reeves, akaryakıt vergisindeki 5 penilik indirimin sadece Eylül ayına kadar süreceğini söyledi. Dünyada olup bitenleri göz önüne alırsak, bu indirimi uzatmalıyız. Bu nedenle yarın, akaryakıt vergisini mümkün olduğunca düşük tutmak için oy kullanacağız. Bu tür önlemler, insanların yaşam maliyetlerini gerçekten azaltmaya yardımcı olacaktır.”
Değişen akaryakıt vergisi oranlarına ilişkin 26 Şubat tarihli politika belgesi şu ifadelere yer veriyor:
“2025 Bütçesinde yaşam maliyetini ele almak için açıklanan diğer önlemlerin yanı sıra, bu önlem de mevcut akaryakıt vergisi oranlarını 2026 yılının Ağustos ayı sonuna kadar dondurarak sürücülere destek olmaya devam etmektedir.
Oranlar, 2027 yılının Mart ayına kadar kademeli olarak 2022 yılının Mart ayı seviyelerine geri dönecek ve kesintinin sona ereceği 2026 yılının Mart ayında 5 penilik bir artış önlenecektir.
2026-2027 yılları için enflasyona paralel olarak planlanan artış da iptal edilmektedir. Bu önlem, ortalama bir sürücünün 2026-2027 yıllarında önceki planlara kıyasla 49 sterlin tasarruf etmesini sağlayacaktır.”
Konut Bakanı: Ekonomimiz şoklara dayanıklı
Konut Bakanı Steve Reed ise, savaşın yol açtığı iktisadi belirsizliğin boyutunu kabul etmekle birlikte, İngiliz ekonomisinin herhangi bir şoka dayanacak kadar dirençli olduğunu söyledi.
ITV’nin “Good Morning Britain” programında konuşan, “Elbette, Britanya, gezegenin dört bir yanında meydana gelen ve ülkemizi etkileyen krizleri kontrol edemez. Kontrol edebileceğimiz şey, kendi koşullarımız,” dedi.
Enerji fiyatlarının uzun süreli maliyetlerini henüz bilmediklerini kabul eden Reed, “Ama dediğim gibi, daha istikrarlı bir ekonomiye sahip olmamız, bu fırtınaları atlatmak için daha iyi bir konumda olduğumuz anlamına geliyor ve elbette durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz,” diye konuştu.
Faiz indirimi başka bahara kalabilir
Petrol fiyatlarındaki keskin artış, piyasaların Britanya faiz oranlarının düzgün bir düşüş eğiliminde olduğu fikrini yeniden düşünmeye zorluyor.
Quilter Cheviot yatırım müdürü Jonathan Raymond, “Brent petrolünün 100 doların üzerinde kalıcı bir hareket, fiilen enflasyonist bir vergi anlamına gelir. Bu durum, işletmelerin maliyetlerini artırır, reel gelirleri sıkıştırır ve manşet enflasyonun hedef üzerinde daha uzun süre kalma riskini doğurur,” dedi.
Pazartesi günü açıklanan piyasa verileri, yatırımcıların İngiltere Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar baz faiz oranını %3,75’te tutacağını ve önümüzdeki haziran ayında %4’e yükselteceğini tahmin ettiklerini gösterdi.
İran savaşı başlamadan önce, Merkez Bankasının 19 Mart’taki bir sonraki toplantısında faiz indirimi olasılığı %80 idi.
Fakat piyasalar, politika yapıcıların çatışmanın nasıl gelişeceğini görmek için bekleyeceklerini ve toplantıda faizlerin %99 olasılıkla sabit kalacağını ve 2026 yılının geri kalanında faiz indirimi olmayacağını gösteriyor.
Finans piyasaları da, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) petrol fiyatlarındaki artışın yol açtığı enflasyonla mücadele etmek için bu yıl Avro bölgesi faiz oranlarını artırmasını bekliyor.
Para piyasaları, ECB faiz oranlarının bu yılın temmuz ayına kadar çeyrek puan artacağını tamamen fiyatlamış durumda.
Bloomberg, swapların (yatırımcıların faiz oranlarına ilişkin beklentilerini ölçen türev ürünler) ECB’nin bu yıl iki kez 25 baz puanlık faiz artışı yapma olasılığının yaklaşık %70 olduğunu, cuma günü fiyatlandırılan tek artışa kıyasla, gösterdiğini bildiriyor.
Britanya Maliye Bakanı Rachel Reeves, Starmer’ın enerji krizinin etkisine ilişkin endişeleri yatıştırmak için bu sabah yaptığı açıklamaya göre, İngiltere Merkez Bankası ile “her gün” görüşüyor.
Avrupa
Polonya kendi uydu ağını kurarak Musk’a bağımlılığı bitirmeyi hedefliyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin Starlink benzeri yerli bir uydu iletişim ağı kuracağını açıkladı. 34. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (MSPO) kapsamında konuşan Tusk, Polonya ve Avrupa’nın güvenliğinin “tek bir kişinin hevesine bağlı kalamayacağını” vurguladı.
Tusk, Polonya haber platformu Wiadomosci’nin aktardığı konuşmasında projenin ciddiyetine dikkat çekti: “Evet, bu bir meydan okuma, bir hayal; ancak kesinlikle boş bir heves değil. Bugün başlattığımız bu sürecin nihai hedefinin Polonya’nın kendi Starlink sistemi olabileceğini ve olacağını ifade ettik.”
Polonya’nın uzay alanında sahiden kayda değer bir ortak olduğunu belirten Tusk, bu girişimin yalnızca milli bir tatmin meselesi taşımadığını dile getirdi. Başbakan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Açık konuşayım: Polonya’nın ve Avrupa’nın güvenliği tek bir kişinin hevesine bırakılamaz. Kendi uydu iletişim sistemimiz olmadan tam bir güvenlikten söz edemeyiz.”
Donald Tusk, yıl sonuna kadar Polonya’nın uzaydan birkaç dakika içinde görüntü aktarabilen dokuz uyduya sahip olacağını kaydetti.
Tusk, savunma fuarında uydu projesinin yanı sıra yeni ağır piyade muharebe aracının adını da duyurdu. “Ayı” (Niedźwiedź) ismi verilen araç, mevcut Borsuk modelinden 12 ton daha ağır bir yapıyla üretildi. Aracın yüksek hareket kabiliyetini koruduğu ve mürettebat korumasını önceliklendirdiği bildirildi.
Polonya basınından Rzeczpospolita gazetesi, ağustos ayında Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin uydu interneti hizmet koşullarını değiştirdiğini yazmıştı.
Yeni kuralların Polonya’yı Avrupa mobil kapsama bölgesinden çıkarması, Polonyalı kullanıcılar açısından maliyet artışı riskini beraberinde getirdi.
Gelişmeler üzerine Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, sosyal medya üzerinden SpaceX’in sahibi Elon Musk’a yönelik bir uyarıda bulundu. Sikorski mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bak Elon Musk, Polonyalı Starlink kullanıcılarına yönelik ayrımcılığı durdur; aksi takdirde hizmetlerin karşılığında sana ödediğimiz yıllık 50 milyon doları yeniden değerlendirebiliriz.”
Ukrayna ordusu, Şubat 2022’de çatışmaların başlamasından bu yana cephede Starlink uydu terminallerini yoğun biçimde kullanıyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için sağlanan Starlink hizmetinin faturasını Polonya Dijitalleşme Bakanlığı karşılıyor.
Geçen yılın mart ayında Musk, Starlink erişiminin kesilmesi halinde Ukrayna’nın cephe hattının çökeceğini ileri sürmüştü. Musk yaptığı paylaşımda, “Benim Starlink sistemim Ukrayna ordusunun omurgasını oluşturuyor. Sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” demişti.
Polonya Dışişleri Bakanı Sikorski ise Musk’ın bu sözlerine karşılık, Ukrayna’daki Starlink bağlantısının masraflarını karşıladıklarını, böyle bir senaryoda yıllık 50 milyon dolar harcayan Polonya’nın farklı hizmet sağlayıcılarına yönelmek zorunda kalacağını belirtmişti.
Avrupa
Leipzig’deki İHA olayında tanık ifadeleri resmi iddialarla çelişiyor

Leipzig/Halle Havalimanı’nda geçen ay düşürülen insansız hava aracına ilişkin çalışan ifadeleri, Almanya’nın Rusya’yı suçlayan resmi anlatımıyla ve basına yansıyan patlayıcı görüntüleriyle uyuşmuyor. Görgü tanığı personel, kargo alanına inen sıradan bir tüketici cihazının elle yakalandığını, patlayıcı taşımadığını ve hemen peşinden özel ekiplerin olağandışı bir hızla sahaya ulaştığını savunuyor.
Almanya basını ile NATO müttefiklerinin yayın organlarında yer alan ve Leipzig Havalimanı sahasına geçen ay Rus ajanları tarafından yerleştirildiği iddia edilen patlayıcı düzeneğe ait fotoğrafların gerçek olmadığına dair ikna edici kanıtlar ortaya çıktı.
Ukraynalı araştırmacı gazeteci Anatoliy Şariy, havalimanı çalışanlarının tanıklıklarına dayandırdığı anlatımında, yayımlanan görsellerin olay yerindeki ilk manzarayla örtüşmediğini, söz konusu hava aracının ise fotoğraf ve video çekimi amacıyla üretilmiş, piyasada kolayca erişilebilen küçük ve ucuz bir tüketici cihazı olduğunu kaydetti.
Şariy’nin 6 Eylül tarihinde X platformunda paylaştığı ayrıntılı aktarım, insansız hava aracının ele geçirilişine ve sonrasındaki resmi müdahaleye bizzat tanıklık eden havalimanı personeline dayanıyor.
The source also draws attention to the situation around the airport following the incident. According to him, police officers are now stationed around the clock near the emergency gate by the S8a, where spotters previously gathered at night and from where drones had periodically…
— Anatolij Sharij (@anatoliisharii) September 6, 2026
Anlatılanlara göre çalışanlardan biri, böylesi bir cihazın kayda değer ilave bir yük taşıyabileceğinden dahi şüphe duyuyor.
Berlin yönetimi ise Leipzig’deki hadiseden doğrudan Moskova’yı sorumlu tutuyor. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, 1 Eylül günü yaptığı açıklamada Rusya’yı işaret ederek şunları söyledi:
“Leipzig’deki saldırı girişimiyle Rus yönetimi, zaten ağır baskı altındaki ikili ilişkilerimize bilinçli şekilde daha büyük zararlar verme kararı almıştır. Federal İçişleri Bakanı’nın az önce dile getirdiği hükümet çizgisi geçerlidir. Almanya güvenliğini koruyor; güvensizlik yaymak isteyen karşı güçlere karşı kendini savunuyor. Federal Hükümet bu nedenle Leipzig’deki hibrit saldırının faili olarak Rusya’ya karşı gerekli adımları atıyor.”
Wadephul, Rusya’nın sergilediği tutumu Avrupa genelindeki eylemlerin bir halkası olarak niteledi:
“Rusya Federasyonu’nun az önce tarif edilen tehlikeli adımları; Avrupa’ya dönük istikrarsızlaştırma, dezenformasyon yayma, tehdit, sabotaj ve saldırganlık girişimlerinin uzun bir zincirini oluşturuyor. Ne yazık ki Almanya da bunun dışında kalmadı. Rus liderliği ülkemize açık bir husumetle yaklaşıyor.”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise aynı gün Rus basınına verdiği demeçte suçlamaları reddederek hadisenin bir kurgu olduğunu savundu. Putin, meselenin iç siyasetle ilişkili olduğunu öne sürdü:
“Bunun büyük ölçüde iç siyasi durumla ilgili olduğuna inanıyorum. Şansölye’nin siyasi pozisyonu karmaşık. Vatandaşları kendisine güvenmiyor. Bunun sebebi de açık; ulusal çıkarları savunmak yerine bunları heba ediyor. Belirgin ekonomik hatalar ortada: İşletmeler kapanıyor, insanlar işlerini kaybediyor, hayat standartları hızla geriliyor. Bu adımı neden attıkları meçhul. Sadece tek bir açıklamaları var: ‘Saldırgan Rusya’ya’ karşı durmak zorundalar. Kanıt mı istiyorsunuz? İşte oraya kendileri yerleştirdi.”
Kuzey Akım boru hattına yönelik sabotaja da değinen Putin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birkaç ay ya da bir yıl önce Alman makamlarının Kuzey Akım boru hattını patlatmakla Rusya’yı suçladığını herkese hatırlatmak isterim. Böylesine tuhaf bir fikir ortaya atmalarına gerçekten şaşırmıştım; zira biz Avrupa’ya gaz satmak istiyorduk. Bugün de gaz sağlamaya hazırız. Yapmaları gereken tek şey düğmeye basmak, bu kararı almak. Ancak ABD yaptırımları ve diğer her şey yüzünden buna cesaret edemiyorlar. Güzel, ama şimdi attıkları adımların ardındaki sebepleri açıklamak zorundalar. Düşen oy oranları ve Saksonya dahil yaklaşan seçimler göz önüne alındığında, Alman iktidar çevrelerinin siyasi geleceği tartışmalı hale geliyor. Bence açıklama tam olarak budur. Bunun yeni bir hata olduğunu ve Alman halkının menfaatleriyle çeliştiğini düşünüyorum.”
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da 6 Eylül’de yaptığı değerlendirmede, Berlin yönetiminin suçlamalarını fiili bir savaş ilanı olarak gördüklerini dile getirdi. Vesti internet sitesinin aktardığına göre Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“Leipzig, havalimanı. Orada bir insansız hava aracı buldular. Rus yapımı olduğunu söylediler, kimse araştırmaya dahi gerek duymadı. Bu durum, özünde gerçek bir savaşın başlangıcıdır. Başkonsolosluğu Bonn’dan çıkardılar, anlaşmayı feshettiklerini ilan ettiler. Berlin’deki Rus Evi kapatılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın, daha doğrusu Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın başlamasından önce de Almanların diplomatik temsilciliklerini kapattığını hatırlıyorum. Merz’in Almanya’yı yeniden Avrupa’nın lider askeri gücü yapma yönündeki tüm açıklamaları hayata geçiriliyor. Aslında bize savaş açıyor. Tarihin dersleri hiç alınmamış. Nazizmin metastazlarının yeniden yüzeye çıktığı görülüyor. Bu tehlikeli bir gelişme. Rus liderliğinin gereken sonuçları çıkaracağına inanıyorum.”
Moskova’dan yazan deneyimli gazeteci John Helmer’ın aktardığı kulis bilgilerine göre bazı Alman kaynaklar, Alman polis ve istihbaratınca izlenen, içine sızılmış yerel muhalif grupların ve aşırı sol yapıların bu olayda kullanılmış olabileceğine işaret ediyor.
Güvenlik birimlerinin hadiseden önceden haberdar olabileceğini öne süren kaynaklar, Kızıl Ordu Fraksiyonu çizgisindeki aşırı sol unsurların askeri üretime müdahale tatbikatları yaptığını savunuyor.
Aynı kaynaklar, Ukrayna tarafının sahip olduğu insansız hava aracı tecrübesiyle Rus parçalarından cihazlar üretip sahte bayrak operasyonu yürütebilecek yetenekte olduğunu ve Kuzey Akım soruşturmasında Almanya’da tutuklanan dalgıçların intikamını alma saikine sahip olabileceğini iddia ediyor.
Hadiseye ilişkin yeni tanıklıkları kamuoyuna taşıyan Ukraynalı gazeteci Anatoliy Şariy, 2012 yılından bu yana sürgünde yaşıyor ve uzun yıllardır çeşitli fiziki saldırıların hedefi durumunda.
Şariy’nin İngilizce kaleme aldığı ve havalimanı tanıklıklarına dayanan haberi şu detayları aktarıyor:
Leipzig/Halle Havalimanı sahası daha önce güvenlik ihlallerine sahne olmuştu. 1 Ağustos 2024 tarihinde “Letzte Generation” (Son Nesil) adlı çevre hareketine mensup yedi eylemci, dış güvenlik çitlerini üç ayrı noktadan keserek havalimanının kısıtlı bölgesine girmişti. Eylemcilerden beşi kendilerini taksi yollarına yapıştırmış, diğer iki kişi ise eylemi gerçekleştiremeden yakalanmıştı. Yaşanan bu olay, yabancı kişilerin gece vakti güvenlik çemberini aşarak uçuş operasyon sahasına erişebildiğini belgelemişti.
Şariy’ye konuşan çalışan, insansız hava aracı hadisesinin kamuoyuna yansıtılandan çok farklı bir seyir izlediğini aktarıyor. Olay, gece saatlerinde DHL uçaklarının bakımının yapıldığı ve Antonov uçaklarının konuşlandığı “Vorfeld 2” bölgesinde, bir kargo uçağının yükleme aşamasında meydana geldi. Havalimanı personeli daha önce de tesis çevresinde uçan cihazlara rastlıyordu. Havalimanı sınırından geçen S8a karayolunun yakınında bir acil çıkış kapısı ile pisti rahat gören bir nokta bulunuyor. Gece saatlerinde havacılık meraklıları iniş ve kalkış yapan uçakları fotoğraflamak için bu alanda toplanıyor. Kaynak, geçmişte bu bölgede çok sayıda insansız hava aracının görüldüğünü, ancak bu araçların insanlara veya uçaklara bu denli yaklaşmadığını dile getiriyor.
Olay gecesi ise yükleme sürerken küçük bir hava aracı kargo uçağının etrafında dönmeye başladı ve bir personelin hemen yanında havada asılı kaldı. Görgü tanığı çalışanlar aygıtın nereden havalandığını göremedi. Cihaz yeterince alçaldığında personel müdahale ederek aracı eliyle yere bastırdı ve pervanelerine hasar vererek etkisiz hale getirdi. Ardından telsizle cihazın zaptedildiğini bildirdi.
Tanık çalışanın asıl dikkat çektiği nokta bundan sonraki süreç oldu. Telsiz anonsunun hemen ardından, yalnızca birkaç dakika içinde polis ekipleri, bomba imha uzmanları, itfaiye personeli, özel bomba imha robotu dahil ağır ekipmanlar ve televizyon ekipleri aprona ulaştı. Havalimanının Leipzig kent merkezine yaklaşık 20 kilometre mesafede yer alması, personelin zihninde soru işaretleri doğurdu. Zira dışarıdan gelen kişilerin doğrudan piste girmesi mümkün değil; güvenlik kontrolünden geçip “Tagesausweis” (günlük giriş kartı) almaları gerekiyor. Kaynak, yalnızca bu onay prosedürünün bile ciddi vakit aldığını, dolayısıyla tam teçhizatlı özel ekiplerin ve kameramanların anonsun hemen peşinden alana ulaşmasının olağandışı bir hız taşıdığını belirtiyor.
Tanık, cihazda patlayıcı veya fünye bulunduğu yönündeki haberleri kesin bir dille reddediyor. Aracı eliyle düşüren personelin hiçbir patlayıcı madde ya da fünye görmediğini aktaran kaynak, basında Çek yapımı Semtex patlayıcı ile servis edilen fotoğrafların sahadaki ilk durumla uyuşmadığını ifade ediyor. İlgili çalışan, haberleri izledikten sonra olayın kamuoyuna sunuluş biçimine tepki gösterse de işini kaybetme endişesiyle sessiz kalıyor.
Olayın ardından havalimanı çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. Daha önce uçak gözlemcilerinin beklediği S8a yolu üzerindeki acil çıkış kapısı çevresinde artık polis ekipleri 24 saat nöbet tutuyor.
Mevcut tablo, hadiseye dair birbiriyle taban tabana zıt iki anlatı ortaya koyuyor: Resmi makamların sunduğu, tehlikeli bir insansız hava aracının tespit edilip acil durum protokollerinin işletildiği anlatım ile sıradan bir sivil cihazın personelce düşürüldüğü ve hemen ardından önceden hazırlanmış izlenimi veren geniş çaplı bir güvenlik ve medya operasyonunun başlatıldığını savunan çalışan anlatımı.
Havalimanı personelinin ifadeleri olayın kesin olarak provokasyon olduğunu tek başına kanıtlamasa da yanıtlanması gereken somut sorular barındırıyor: Telsiz anonsu tam olarak saat kaçta yapıldı; polis, uzmanlar ve gazeteciler hangi saatte arandı; ekipler kısıtlı alana ne zaman ayak bastı; patlayıcıyı ilk kim, hangi aşamada tespit etti; patlayıcı madde düşürüldüğü an cihaza monteli halde miydi; aygıtı ilk hangi görevli inceledi; bomba uzmanları gelmeden önce çekilmiş fotoğraflar mevcut mu ve medya çalışanları aprona nasıl giriş sağladı?
Avrupa
Almanya’da Rus gazı kesintisinin bütçeye faturası 50 milyar euroyu aştı

Rusya’nın sevkiyatı kesmesinin ardından enerji piyasasını dengelemeye çalışan Almanya federal bütçesinden 50,4 milyar euro harcandı. Maliye Bakanlığı verilerine göre kişi başına 600 euroya ulaşan bu fatura, tavan fiyat uygulamasını ve acil yardım paketlerini kapsıyor.
Rusya’nın doğalgaz sevkiyatını kesmesi, Almanya federal bütçesine 50 milyar euroyu aşkın mali yük getirdi.
Alman Bild gazetesinin haberine göre Maliye Bakanlığı, Yeşiller Partisi Federal Meclis Milletvekili Robin Wagener’in soru önergesine verdiği yanıtta krizin faturasını paylaştı.
Resmi belgedeki verilere göre krizin etkilerini sınırlamak için bütçeden 50,4 milyar euro harcandı. Enerji krizine karşı atılan acil yardım ve istikrar adımlarını kapsayan bu bütçe, gaz ve elektrik fiyatlarına tavan getirilmesini, Aralık ayı acil destek paketini ve diğer yardım ödemelerini finanse etti.
Gazete, söz konusu maliyetin kişi başına 600 euroya karşılık geldiğini aktardı.
Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW Berlin) enerji uzmanı Claudia Kemfert, harcamaların büyüklüğünü Almanya’nın Rus gazına duyduğu bağımlılıkla açıkladı.
Kemfert, “Almanya kendisini yaklaşık yüzde 55 oranında Rus gazına dayanan tehlikeli, tek taraflı bir bağımlılığa sürükledi. Rusya sevkiyatı durdurduğunda, bu fiyat şoku ülkeyi bilhassa sert vurdu” değerlendirmesinde bulundu.
Alman Ekonomi Uzmanları Konseyi Üyesi Veronika Grimm, 50 milyar euroluk rakamı “gerçekçi” olarak nitelendirdi ancak krizin fiili sonuçlarının çok daha ağır olduğunu vurguladı.
Grimm, devlet müdahalelerinin iflas dalgasını önlemek ve haneleri aşırı mali yükten korumak adına zorunlu olduğunu belirtti.
Bonn Üniversitesi uzmanı Frank Umbach da yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri harcamaları ve yüksek enerji fiyatlarının getirdiği ek yükler hesaba katılmadığı için bütçeye yansıyan gerçek zararın çok daha yüksek olduğunu kaydetti.
Almanya için Alternatif (AfD) partisinin lideri Alice Weidel, 9 Eylül’de yaptığı açıklamada Kuzey Akım boru hatlarının onarılmasını ve Rus gazına geri dönülmesini talep etti.
Aynı gün Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, “Rus gazı olmadan Alman sanayisi var olamaz” dedi.
2022 öncesinde Rusya, Almanya’nın ithal ettiği ham petrolün üçte birinden fazlasını ve tüketilen doğalgazın yarısından fazlasını sağlıyordu. Reuters ajansı, Almanya’nın Kuzey Akım boru hattının devre dışı kalmasının ardından toparlanmakta güçlük çektiğini yazdı.
İktidar koalisyonundaki Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) eş genel başkanı Lars Klingbeil ise geçen yıl Mart ayında yaptığı açıklamada, ülkenin Rus gazı olmadan yaşamaya alıştığını ve geçmişe dönmeyi düşünmediğini ifade etti.
Klingbeil, Ukrayna’daki çatışmalar sona erse dahi Berlin’in Rusya’dan enerji ithalatına bağımlı kalmaktan kaçınması gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği Konseyi açıklamasına göre AB, Rusya’dan boru hattı yoluyla gaz ithalatını 30 Eylül 2027, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını ise Ocak 2027 itibarıyla tamamen yasaklayacak; mevcut sözleşmeler için tanınan geçiş süreci de bu tarihlerde sona erecek.
Yasağa karşı çıkan Macaristan ve Slovakya, Rus yakıtını ithal etmeyi sürdürüyor ve her iki ülke kısıtlamaları iptal ettirmek üzere Avrupa Adalet Divanı’nda dava açtı.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa3 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek








