Avrupa
Britanya, İran savaşı nedeniyle zorda

İran savaşının başında askeri üslerini açmadığı için Donald Trump’ın sert çıktığı Britanya, çatışma uzadıkça iktisadi olarak felaketin eşiğine gelebilir.
The Times’ta yer alan habere göre, Orta Doğu’dan gelen arzın tükenmesiyle birlikte Britanya’nın depolarında sadece iki günlük gaz stoğu kaldı.
Üstelik Britanya, Avrupa’da en yüksek fiyatı ödüyor (komşularından yüzde 6 daha fazla) ve analistler bu durumu rezervlerin azalmasına bağlıyor.
Tankerler Hürmüz Boğazı’ndan geçemiyor ve Katar, insansız hava araçlarının saldırısına uğradıktan sonra dünyanın en büyük doğal gaz tesisi olan Ras Laffan’daki üretimi askıya aldı.
Pazartesi günü, tüccarların birkaç hafta sürecek arz kesintisi endişesi nedeniyle petrolün varil fiyatı 100 doları aştı. Britanya’da benzin fiyatları geçen hafta yükselmeye başlamıştı.
Ada’nın gazı çoğunlukla Avrupa’dan geliyor
Britanya, gazın çoğunu Avrupa’dan gelen boru hatlarından temin ediyor ve gaz, geçtiğimiz hafta ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 30’unu karşıladı.
Şu anda elektrik kesintisi riski bulunmasa da, Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlanması durumunda Avrupa’yı soğuk hava dalgası vurursa, düşük rezervler krizi daha da kötüleştirebilir.
İletim operatörü National Gas’a göre, Birleşik Krallık’ın gaz rezervleri üç ay önceki 18.000 GWh’den 6.700 GWh’ye düştü. Bu düşüş, geçen yılın aynı dönemine göre benzer bir eğilim izliyor fakat geçen yıl bu dönemde arz 9.000 GWh’nin üzerindeydi.
Bu, başka gaz boru hattıyla gelmezse iki günden az bir süre yetecek gaz arzına denk geliyor. Benzer bir miktar sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olarak depolanıyor.
Soğuk hava dalgası ile Orta Doğu’dan gelen arzın kısıtlanması birleşirse, fiyatlar yükselir ve Britanya ithalatı güvence altına almak için önemli ölçüde fazla ödeme yapmak zorunda kalabilir.
Hükümet, hanelerin faturalarının bir kısmını ödemek için müdahale etmemiş olsaydı, 2023 yılında ortalama bir hanenin yıllık fiyat tavanı 4.279 sterline yükselmiş olacaktı.
Kuzey Denizi sahaları ve Norveç’in önemi artıyor
National Gas, şubat ayında bakanlara, Britanya’nın çoğu Avrupa ülkesinden çok daha düşük rezervlere sahip olduğu için, hükümetin Kuzey Denizi dahil olmak üzere gelecekteki gaz arzını desteklemek ve daha fazla depolama alanı geliştirmek için acil önlemler alması gerektiğini söylemişti.
Gaz fiyatlarındaki artış, nisan ayında ortalama bir hane için 1.641 sterline düşecek olan yeni Ofgem enerji fiyat tavanı temmuz ayında yürürlüğe girdiğinde haneleri vuracak.
Enerji araştırma analisti Cornwall Insight, tipik bir çift yakıtlı hane halkı için tarife tavanının yıllık %10 artışla 1.801 sterline çıkacağını öngörüyor.
Sabit tarifelerden yararlanmayan işletmeler, fiyatların yakın zamanda artacağını görecek ve çoğu, artan maliyetleri tüketicilere yansıtacak.
Şirketler, yurt içi enerji fiyat tavanından yararlanamadıkları için enerji faturalarındaki artışlara çok daha fazla maruz kalıyor.
Kuzey Denizi üretimi azalıyor ve devlete ait Ulusal Enerji Sistemi Operatörü, “gaz arzı güvenliğine yönelik yeni bir risk” konusunda uyarıda bulundu.
Yeşil enerjiye geçişin planlanandan daha yavaş olması veya en büyük tek gaz altyapısının arızalanması durumunda, Britanya’nın 2030 yılına kadar ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yeterli gaza sahip olmayabileceği belirtiliyor.
National Gas, hükümetin daha fazla iç direnç sağlamak ve nakliye gecikmelerine, piyasa aksaklıklarına veya aşırı hava koşullarına karşı koruma sağlamak için “mevcut depolama kapasitesini koruması ve genişletmeyi başlatması veya kolaylaştırması” gerektiğini söyledi.
Gaz depolama sorunu İngiliz hükümetinin başını ağrıtabilir
Enerji ve Kamu Hizmetleri Birliği (EUA) genel müdürü Mike Foster, önceki hükümetin on yıldan fazla bir süre önce gaz rezervleri konusunda uyarıldığını söyledi.
“Yatırım yapılmaması İngiltere’yi savunmasız bıraktı ve sorumluluk önceki yönetime ait,” diyen Foster, ülkenin hâlâ önemli Kuzey Denizi gaz kaynaklarından (hem yerli hem de Norveç kaynakları) faydalandığını ve bu kaynakların birlikte ulusal talebin yaklaşık yüzde 80’ini karşıladığını da sözlerine ekledi.
Britanya’nın en büyük gaz depolama tesisi olan ama kapatılma tehdidi altında bulunan Rough gibi tesislerin önemli bir güvence sağladığını da sözlerine ekledi.
Foster, “Bu tesisler olmadan, sistem Ukrayna ve İran’daki mevcut istikrarsızlık gibi küresel şoklara karşı daha savunmasız hale gelir,” dedi.
National Gas ise şunları söyledi:
“Britanya’nın gaz depolama seviyeleri, yılın bu döneminde beklediğimiz seviyelerle büyük ölçüde uyumlu ve geçen yılın aynı dönemine kıyasla benzer seviyelerde.
Depolama, Britanya’nın çeşitli gaz tedarik karışımının sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Gazımızın çoğu, Birleşik Krallık kıta sahanlığı ve Norveç’ten geliyor ve LNG, Avrupa kıtası ile bağlantı hatları ve depolama ile destekleniyor.”
Hükümetten “iki günlük gazımız kaldı” iddialarına yalanlama
Bir hükümet kaynağı, Britanya’nın iki günden az gaz arzına sahip olduğu iddialarını reddetti ve rakamların “şüpheli hesaplamalar” kullanılarak hesaplandığını söyledi.
Kaynak, “Bu, depolamanın tek arz şekli olduğunu varsayıyor ve ardından günlük talebi depolama stoklarına bölüyor. Gaz piyasaları böyle işlemiyor. Depolama, herhangi bir zamanda arz karışımının oldukça düşük bir yüzdesini oluşturuyor,” dedi.
Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Departmanı ise şunları söyledi:
“Britanya’nın sadece iki günlük gaz kaynağına erişimi olduğu iddiası kesinlikle doğru değildir. Çeşitli enerji kaynaklarına sahibiz ve tedarik güvenliğimizden eminiz. Daha güvenli, temiz ve yerli enerjiye geçiş sürecinde, gaz, çeşitlilik ve dayanıklılık içeren enerji sistemimizde önemli bir rol oynamaya devam edecektir. En nadir senaryolarda bile tedarik güvenliğini sağlamak da dahil olmak üzere, gaz sisteminin geleceğe uygun olmasını sağlamak için sektörle birlikte çalışıyoruz.”
Starmer uyarıyor: Savaş uzarsa iktisadi etkisi artar
İran’daki savaşı ele alan Başbakan Keir Starmer, çatışma ne kadar uzun sürerse Birleşik Krallık ekonomisi üzerindeki olası etkisinin o kadar büyük olacağını kabul etti.
Başbakan şunları söyledi:
“Hükümetin görevi elbette ilerlemek, ileriyi görmek, diğerleriyle işbirliği yapmaktır. Maliye bakanı her gün İngiltere Merkez Bankası başkanıyla görüşüyor, hükümet içindeki farklı departmanlarla işbirliği yapıyor, riskleri değerlendiriyor, izliyor, uluslararası ortaklarımızla ve elbette, buradaki insanlara ve işletmelere olası etkisini azaltmak için birlikte daha fazla ne yapabileceğimizi de konuşuyor.. Fakat bu çalışmanın gerekli olduğunu kabul etmek önemli, çünkü insanlar, siz de hissedeceksiniz ki, bu durum ne kadar uzun sürerse, ekonomimiz, herkesin ve her işletmenin hayatı ve haneleri üzerinde olası etkisinin o kadar büyük olacağını hissedeceklerdir.”
Starmer, kendi görevlerinin “bunun önüne geçmek, ileriyi görmek, riski değerlendirmek, riskleri izlemek ve bu konuda diğerleriyle işbirliği yapmak” olduğunu söyledi.
Starmer, enerji tavanının hane halklarını savaştan kaynaklanan iktisadi çalkantının etkilerinden koruyacağını söyledi, fakat işletmelerin ve diğerlerinin gelişmeleri dikkatle izlemekten “endişe duyacaklarını” kabul etti.
Donald Trump’ın askeri eylemleriyle bir dünya savaşı riskine girip girmediği sorulduğunda, başbakan şöyle dedi:
“Durumu yatıştırmanın bir yolunu bulmamız gerekiyor ve tartışmalarımızın çoğu da bununla ilgili: bu durumu yatıştırmanın ve daha da tırmanmamasını sağlamanın bir yolunu nasıl bulabiliriz?”
Starmer ayrıca, Ukrayna savaşının enerji fiyatlarında şoka yol açtığı 2022 yılına kıyasla Birleşik Krallık ekonomisinin daha iyi durumda olduğunu iddia etti.
Amerikan ve İngiliz askerleri birlikte savunma yapıyor
Başbakan, ABD’nin şu anda İran ile ilgili olarak Birleşik Krallık hava üslerini kullandığını ve Londra ile Washington’daki muhataplar arasında “her düzeyde” günlük olarak yakın istihbarat işbirliği ve temasının sürdüğünü söyledi.
Starmer şunları söyledi:
“Bölgede, askeri personelimiz ve ABD askeri personeli aynı yerlerde, aynı üslerde birlikte bulunuyor. Hem ABD hem de İngiltere, bu üsleri korumak için birlikte çalışıyor. Dolayısıyla, ilişkiler açısından, birlikte yapmak zorunda olduğumuz işler, beklediğiniz gibi devam ediyor.”
Fakat Starmer, Britanya’nın “en iyi çıkarları” ile ilgili kararların yalnızca Britanya başbakanına ait olduğunu söyledi ve bunun, İran ile ilgili kararlarını yönlendiren “temel ilke” olduğunu vurguladı.
Maliye Bakanı, akaryakıt vergisini geri çekebilir
Öte yandan Maliye Bakanı Rachel Reeves, hükümetin dört yıl önce uygulamaya koyduğu geçici indirimi geri çekmesiyle, sürücülerin benzin ve dizel için daha fazla ödeme yapmasına neden olacak, eylül ayında planlanan akaryakıt vergisi artışını iptal etmesi için baskı altında.
Press Association ile yaptığı röportajda, Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, parlamentoda akaryakıt vergisindeki 5 penilik indirimin uzatılması için baskı yapacağını belirtti.
Salı günü sunacağı oylama hakkında sorulan soruya yanıt olarak şunları söyledi:
“Geçen hafta bahar açıklamasında Rachel Reeves, akaryakıt vergisindeki 5 penilik indirimin sadece Eylül ayına kadar süreceğini söyledi. Dünyada olup bitenleri göz önüne alırsak, bu indirimi uzatmalıyız. Bu nedenle yarın, akaryakıt vergisini mümkün olduğunca düşük tutmak için oy kullanacağız. Bu tür önlemler, insanların yaşam maliyetlerini gerçekten azaltmaya yardımcı olacaktır.”
Değişen akaryakıt vergisi oranlarına ilişkin 26 Şubat tarihli politika belgesi şu ifadelere yer veriyor:
“2025 Bütçesinde yaşam maliyetini ele almak için açıklanan diğer önlemlerin yanı sıra, bu önlem de mevcut akaryakıt vergisi oranlarını 2026 yılının Ağustos ayı sonuna kadar dondurarak sürücülere destek olmaya devam etmektedir.
Oranlar, 2027 yılının Mart ayına kadar kademeli olarak 2022 yılının Mart ayı seviyelerine geri dönecek ve kesintinin sona ereceği 2026 yılının Mart ayında 5 penilik bir artış önlenecektir.
2026-2027 yılları için enflasyona paralel olarak planlanan artış da iptal edilmektedir. Bu önlem, ortalama bir sürücünün 2026-2027 yıllarında önceki planlara kıyasla 49 sterlin tasarruf etmesini sağlayacaktır.”
Konut Bakanı: Ekonomimiz şoklara dayanıklı
Konut Bakanı Steve Reed ise, savaşın yol açtığı iktisadi belirsizliğin boyutunu kabul etmekle birlikte, İngiliz ekonomisinin herhangi bir şoka dayanacak kadar dirençli olduğunu söyledi.
ITV’nin “Good Morning Britain” programında konuşan, “Elbette, Britanya, gezegenin dört bir yanında meydana gelen ve ülkemizi etkileyen krizleri kontrol edemez. Kontrol edebileceğimiz şey, kendi koşullarımız,” dedi.
Enerji fiyatlarının uzun süreli maliyetlerini henüz bilmediklerini kabul eden Reed, “Ama dediğim gibi, daha istikrarlı bir ekonomiye sahip olmamız, bu fırtınaları atlatmak için daha iyi bir konumda olduğumuz anlamına geliyor ve elbette durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz,” diye konuştu.
Faiz indirimi başka bahara kalabilir
Petrol fiyatlarındaki keskin artış, piyasaların Britanya faiz oranlarının düzgün bir düşüş eğiliminde olduğu fikrini yeniden düşünmeye zorluyor.
Quilter Cheviot yatırım müdürü Jonathan Raymond, “Brent petrolünün 100 doların üzerinde kalıcı bir hareket, fiilen enflasyonist bir vergi anlamına gelir. Bu durum, işletmelerin maliyetlerini artırır, reel gelirleri sıkıştırır ve manşet enflasyonun hedef üzerinde daha uzun süre kalma riskini doğurur,” dedi.
Pazartesi günü açıklanan piyasa verileri, yatırımcıların İngiltere Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar baz faiz oranını %3,75’te tutacağını ve önümüzdeki haziran ayında %4’e yükselteceğini tahmin ettiklerini gösterdi.
İran savaşı başlamadan önce, Merkez Bankasının 19 Mart’taki bir sonraki toplantısında faiz indirimi olasılığı %80 idi.
Fakat piyasalar, politika yapıcıların çatışmanın nasıl gelişeceğini görmek için bekleyeceklerini ve toplantıda faizlerin %99 olasılıkla sabit kalacağını ve 2026 yılının geri kalanında faiz indirimi olmayacağını gösteriyor.
Finans piyasaları da, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) petrol fiyatlarındaki artışın yol açtığı enflasyonla mücadele etmek için bu yıl Avro bölgesi faiz oranlarını artırmasını bekliyor.
Para piyasaları, ECB faiz oranlarının bu yılın temmuz ayına kadar çeyrek puan artacağını tamamen fiyatlamış durumda.
Bloomberg, swapların (yatırımcıların faiz oranlarına ilişkin beklentilerini ölçen türev ürünler) ECB’nin bu yıl iki kez 25 baz puanlık faiz artışı yapma olasılığının yaklaşık %70 olduğunu, cuma günü fiyatlandırılan tek artışa kıyasla, gösterdiğini bildiriyor.
Britanya Maliye Bakanı Rachel Reeves, Starmer’ın enerji krizinin etkisine ilişkin endişeleri yatıştırmak için bu sabah yaptığı açıklamaya göre, İngiltere Merkez Bankası ile “her gün” görüşüyor.
Avrupa
İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.
Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.
Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.
Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.
Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.
İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.
İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.
Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.
Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler
Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.
Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.
Avrupa
Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.
Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.
Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.
Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.
Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.
Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.
Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.
Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.
Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.
Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.
S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.
PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.
Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.
Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.
Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.
Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:
“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”
ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.
Avrupa
Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.
Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.
Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.
Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.
Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.
Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.
Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:
“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”
Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.
Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.
Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.
Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor
Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.
Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.
ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.
Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.
Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.
Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.
Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.
Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









