Diplomasi
Çin – Avustralya ilişkilerinde açılım dönemi

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping pazartesi günü öğleden sonra Pekin’de Avustralya Başbakanı Anthony Albanese’i ağırladı.
Bu, Avustralyalı bir liderin yedi yıl sonra gerçekleştireceği ilk Çin ziyareti oldu ve eski başbakanlardan Gough Whitlam’ın 1973 yılının Ekim ve Kasım aylarında gerçekleştirdiği ziyaretin 50. yıldönümüne denk geldi.
Global Times’a göre, Çinli lider, Albanese’e, “Ziyaretiniz geçmişi devam ettirmek ve geleceğe açılmak olarak tanımlanabilir” dedi ve bu yılın Çin’i ziyaret eden ilk Avustralyalı lider olan Gough Whitlam’ın seyahatinin 50. yıldönümü olduğunu hatırlattı.
Her iki tarafın ortak çabaları sayesinde Çin ve Avustralya’nın çeşitli alanlardaki değişimleri yeniden başlattığını ve ilişkileri iyileştirme ve geliştirme yolunda doğru yola girdiğini belirten Xi, iki ülkenin tarihi şikayetleri ya da temel çıkar çatışmaları olmadığını ve karşılıklı güven ve karşılıklı başarı ortakları olabileceğini kaydetti.
Xi, Albanese’ye “küçük bahçe ve yüksek çit” zihniyetinin, “ayrıştırma” veya “riskten arındırma”nın esasen korumacılık biçimleri olduğunu ve bunların piyasa yasalarına, bilim ve teknoloji geliştirme yasalarına ve insan toplumunun eğilimine ters düştüğünü söyledi.
Xi, Çin ve Avustralya’yı barış içinde bir arada yaşama yoluyla karşılıklı anlayış ve güveni artırmaya ve karşılıklı yarar sağlayan işbirliği yoluyla ortak kalkınmaya ulaşmaya çağırdı.
Xi sözlerine Çin’in Pasifik ülkelerinin kalkınma direncini artırmak, iklim değişikliği ve diğer zorluklarla mücadele etmek ve Asya-Pasifik bölgesinde açıklık ve kapsayıcılık yoluyla barış ve istikrarı korumak için Avustralya ile daha fazla üçlü ve çok taraflı işbirliği yapmaya hazır olduğunu söyleyerek devam etti.
Avustralya medya kuruluşu The Sydney Morning Herald’a göre Albanese Xi’ye zaman içinde ilişkilerde kaydedilen ilerlemenin her iki ülke için de “tartışmasız çok olumlu” olduğunu söyledi.
“Çin’in daha iyi anlaşılmasından hepimizin faydalanabileceğine inanıyorum” diyen Avustralya lideri, “Farklılıkların ortaya çıktığı yerlerde iletişim kurmamız önemlidir. İletişimden anlayış doğar” vurgusunu yaptı.
Albanese liderlerin, düşmanlıkla geçen çalkantılı dört yılın ardından ilişkileri ileriye götürecekleri konusunda mutabık kaldıklarını söyledi: “Bir dizi diyaloğu yeniden başlattık ve ikili ziyaretlerin temposu artıyor.”
Çin’in Avustralya başbakanını yüksek profilli bir şekilde karşılamasının bu ortağına verdiği önemi gösterdiğini vurgulayan Çinli analistler, kesintiye uğrayan stratejik diyalog mekanizmalarının yeniden kurulmasını beklediklerini ifade ettiler.
Aynı gün Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de Avustralyalı mevkidaşı Penny Wong ile yaptığı görüşmede, “Birbirimizle her buluşmamız ve birbirimizi anlamamız Çin-Avustralya ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunuyor” dedi.
Penny Wong, Albanese ile birlikte pazartesi günü Çin ziyareti sırasında doğum gününü kutlarken, Wang, Avustralyalı üst düzey diplomata “Doğum gününüzü Pekin’de kutlayabilmeniz, Çin ile bir bağınız olduğunu gösteren özel bir öneme sahip” dedi.
Buzlar çözülüyor
Çinli ve Avustralyalı liderler ve üst düzey yetkililer arasında yapılan görüşmeler, Avustralya ile en büyük ticaret ortağı arasındaki tüm bakanlık temaslarının kesilmesine neden olan ve yıllardır süren diplomatik gerginliğe son verdi.
Basında çıkan haberlere göre, iki ülke arasında yıllardır süren ayrışma, 2020’de Kovid-19 salgınının başlamasıyla sınırların kapatılmasının ardından Avustralyalı işletmelere 20 milyar dolarlık ticaret darbesi vurdu.
Yedi yıl sonra Çin’i ziyaret eden ilk Avustralyalı lider olan Albanese, zirve öncesinde pazartesi günü Pekin’deki Cennet Tapınağı’na uğrayarak Whitlam’ın izinden gitti ve elli yıl önce diplomatik bağlar kurulurken yaptığı yürüyüşü tekrarladı.
“Pekin’deki Cennet Tapınağını ziyaret ettiğinden bu yana çok şey değişti. Ancak değişmeyen şey, ülkelerimiz arasındaki angajmanın önemini koruduğudur” dedi Albanese X’te yaptığı paylaşımda.
Doğu Çin Normal Üniversitesi Avustralya Çalışmaları Merkezi Direktörü Chen Hong, Çin’in Avustralya’nın en büyük ticaret ortağı ve aynı zamanda mal ve hizmet ihracatında en büyük pazarı olduğu göz önüne alındığında “Çin gezisinin önemi abartılamaz” dedi.
Şanghay’daki 2023 Çin Uluslararası İthalat Fuarına (CIIE) yaptığı başarılı ziyaretin ardından Albanese pazartesi günü erken saatlerde Pekin’de gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Dünkü ticaret fuarı gerçek bir vurguydu… Ticaretin Avustralya işleriyle ilgili olduğunu gösteriyor…. Hükümet olarak görev süremizin ilk yarısında yarım milyonun üzerinde istihdam yarattık; bu rakam Avustralya tarihinde Federasyon’dan bu yana kurulan tüm yeni hükümetlerden daha fazladır.”
Pazartesi günü Global Times’ın aktardığına göre Avustralya eyaletinin başbakanı Annastacia Palaszczuk, eğitim, iş dünyası, kaynaklar, tarım ve turizm sektörlerinden 100 sektör temsilcisiyle birlikte Queensland tarihinin Çin’e yönelik en büyük ticaret misyonuna öncülük ederek Çin İthalat Fuarı’na katıldı. Çin, Queensland’in 23,7 milyar dolar değerindeki en büyük mal ihracat pazarı.
Shandong Üniversitesi profesörü Yu Lei de, Global Times’a verdiği demeçte, Albanese’nin en büyük Avustralya delegasyonuyla birlikte Çin’e yaptığı ziyaretin “Avustralya’nın geleceği açısından en önemli ziyaret” olduğunu söyledi.
Avustralya’nın siyasi, iş ve akademik çevreleri arasında Avustralya’nın Çin’den ayrılamayacağı konusunda bir fikir birliği olduğunu belirten Yu, Çin’in uzun zamandır Avustralya’nın en büyük ticaret ortağı, ihracat pazarı ve ithalat kaynağı olduğunu hatırlattı. Yu, “Çin olmasaydı, Avustralya her yıl ticaret açığı verirdi” dedi. Çin’in aynı zamanda Avustralya için en önemli endüstriyel yarı mamul kaynağı olduğunu ve bu ürünler olmadan Avustralya’daki birçok imalat sektörünün küçüleceğini hatta çökeceğini belirtti.
Tüm bu faktörler, yeni Avustralya hükümetinin iki ülke arasında normal ekonomik ve ticari işbirliğini yeniden tesis etmeyi ummasının önemli nedenleri olarak görülüyor.
ABD ziyareti
Ancak Albanese’in Çin ziyaretinden önce ABD’ye yaptığı ziyaret de gözlerden kaçmadı. ABD Başkanı Joe Biden gezisi sırasında Albanese’e Çin’le ilgili kontrollü olması yönünde ‘tavsiyelerde’ bulundu.
Çin kamuoyu Biden’ın sözlerini Avustralya’nın dış politikasına müdahale olarak kınadı.
Buna karşılık Albanese pazartesi günü Pekin’de düzenlediği basın toplantısında “Birbirimizle doğrudan konuşabildiğimiz, yapıcı bir [Çin-Avustralya] ilişkisi inşa ettiğimize inanıyorum” dedi. Avustralya lideri, Çin lideriyle yaptığı tüm görüşmelerin olumlu ve saygılı geçtiğini ve Pekin’in ” yapılmamış hiçbir şey söylemediğini” belirtti.
İkili ilişkilerde son durum
Albanese yönetimi, Avustralya’nın en büyük ticaret ortağıyla ilişkileri istikrara kavuşturmak için çalışıyor. İkili ilişkiler 2020 yılında selefinin koronavirüsün kökenine ilişkin uluslararası bir soruşturma çağrısında bulunmasının ardından bozulmuştu. Pekin buna şarap ve ıstakoz gibi Avustralya mallarına ağır gümrük vergileri uygulayarak karşılık verdi.
Albanese’in Mayıs 2022’de göreve gelmesinden bu yana her iki ülke de ilişkileri iyileştirmek için adımlar attı ve bazı tavizler verdi.
Pekin, Çin’in devlet yayın kuruluşu için çalışırken casusluk yapmakla suçlandıktan sonra üç yıldan fazla bir süre hapiste tutulan Avustralya vatandaşı Cheng Lei’yi serbest bıraktı.
Canberra ise her iki ülkenin yüzde 218,4’e varan ve Avustralya’nın yılda yaklaşık 1,2 milyar ABD doları değerindeki Çin şarap pazarını fiilen ortadan kaldıran şarap tarifeleri konusundaki anlaşmazlığı çözdüklerini açıkladı.
Avustralyalı yetkililer Darwin Limanı’nın Çinli Landbridge Group’a 99 yıllığına kiralanmasını iptal etmeme kararı aldılar ve öngörülebilir gelecekte Çinli firmalara karşı herhangi bir anti-damping davası açma niyetlerinin olmadığını söylediler.
Albanese yönetiminin ayrıca Avustralya’daki Çin yatırımlarına yönelik politikaları da değerlendirebileceği kaydedildi. Ancak Huawei Technologies’in ülkenin 5G geniş bant ağına erişimini yeniden gözden geçirmeyi “reddetti” – 2018’den beri yürürlükte olan bir yasak – ve “ulusal güvenlik konularında taviz verilmeyeceğini” belirtti.
Statükoya geri dönüş zor
Avustralya Çin’le ilişkilerini istikrara kavuştursa da, Avustralya’nın AUKUS güvenlik paktına ve Pekin’in Çin karşıtı olarak gördüğü Dörtlü Güvenlik Diyaloğu’na katılımı nedeniyle bu ilişkilerin daha ileri boyuta taşınmasının zor olduğu düşünülüyor.
Nitekim Avustralya, ABD’nin Hint-Pasifik’te Çin’i çevreleme planları dahilinde Washington ile savunma ilişkisini geliştirirken, yine ABD’nin bölgedeki müttefiki Japonya ile de bağlarını güçlendiriyor. En büyük savaş gemisini Filipinler ve ABD ile tatbikata gönderirken, Japonya ve ABD ile lojistik işbirliğini de ilerletiyor.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in Avustralya ziyareti sırasında imzalanan savunma anlaşması da, ülkenin ABD’nin füze üretim üssüne dönüşmesini öngörüyor.
Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles, bu ilişkiyi, “Avustralya’nın şu anda Amerika’dan daha iyi bir dostu yok” diye özetlemişti.
Dolayısıyla Avustralya’nın Washington’ın baskıları arasında, en büyük ticaret ortağı Çin ile en büyük savunma ortağı ABD arasında uzun vadeli bir denge tutturması zor görünüyor.
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika6 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor










