Asya
Çin, Japonya ve Güney Kore dışişleri bakanları buluştu

Pazar günü Güney Kore’nin Bushan kentinde düzenlenen Çin, Japonya ve Güney Kore arasındaki üçlü dışişleri bakanları toplantısında üçlü liderler görüşmesi için gerekli koşulların yaratılması konusunda anlaşmaya varıldı.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi toplantıda, Çin’in üçlü işbirliğinin yeniden başlatılmasını teşvik etmek için hem Güney Kore hem de Japonya ile çaba göstermeye istekli olduğunu söyledi.
Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından pazar gecesi yapılan açıklamaya göre, üç taraf Çin, Japonya ve Güney Kore liderlerinin üçlü toplantısı için gerekli koşulların yaratılması ve hazırlıkların hızlandırılması konusunda mutabık kaldı.
Çinli uzmanlar dört yıl aradan sonra yapılacak toplantının sadece üç Asya ülkesi arasında üst düzey görüşmelerin önünü açmakla kalmayacağını, aynı zamanda bölgeye istikrar getireceğini ve küresel çalkantılardan kaynaklanan mevcut zorlukların olumsuz sonuçlarını telafi etmek için üç ülkenin işbirliğini güçlendireceğini düşünüyor.
‘Bölgedeki cepheleşmenin önüne geçelim’
Üçlü dışişleri bakanları toplantısına katılan Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Büro üyesi de olan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, CGTN’nin aktardığına göre Wang, bu yıl Çin, Japonya ve Güney Kore arasındaki üçlü dışişleri bakanları toplantısının dört yıllık bir aradan sonra yeniden başladığını, yakın komşular olarak Çin’in komşularıyla dostluk ve işbirliği ilkelerine bağlı kalmaya devam edeceğini ve üçlü işbirliğinin yeniden başlamasını teşvik etmek için Güney Kore ve Japonya ile birlikte çalışacağını söyledi.
Wang, Asya-Pasifik bölgesinin önemli ülkeleri olarak üç ülkenin Asya-Pasifik bölgesinin barış ve kalkınması ile bölge halkının çıkarlarını temel alması, bölgesel işbirliğini derinleştirmesi, risk ve zorlukları ortaklaşa ele alması ve bölgesel barış ve refahı sürdürmesi gerektiğini söyledi. Üç ülkenin ideolojik çizgiler çizilmesine karşı çıkması ve bölgesel blok oluşumuna direnmesi gerektiğini vurguladı.
“Pekin, Tokyo ve Seul bölgesel barış ve güvenliği korumak için dengeleyici olarak hareket etmeli, ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir bir güvenlik konsepti uygulamalı ve farklılıkları ve anlaşmazlıkları diyalog ve barışçıl yollarla çözme konusunda ısrarcı olmalıdır” diyen Çinli diplomat, ayrıca ülkeler arasındaki sıcak nokta sorunlarının çözümü için “basınç tahliye vanaları” olarak hareket etmeleri gerektiğini söyledi. Wang, Kore Yarımadasında devam eden gerginliğin hiçbir tarafın çıkarına olmadığını belirtti, “Acil görev, durumu soğutmak, diyaloğun yeniden başlatılması için gerekli koşulları yaratmak ve bunu başarmak için anlamlı adımlar atmaktır” dedi.
Wang üçlü toplantı öncesinde pazar günü Güney Kore Dışişleri Bakanı Park Jin ve cumartesi günü de Japonya Dışişleri Bakanı Yoko Kamikawa ile görüşmelerde bulundu.
Wang, Park ile yaptığı görüşmede Çin ve Güney Kore’nin komşu ülkeler olduğunu ve bu gerçeğin asla değişmeyeceğini söyledi: “Her iki ülke de olumlu bir ilişkiden fayda sağlayabilirken, ilişkilerin bozulması halinde her iki taraf da zarar görecektir.”
Wang ayrıca, istikrarlı ve sorunsuz tedarik zincirlerini korumak ve ikili ekonomik ve ticari işbirliğinde daha fazla gelişmeyi teşvik etmek için her iki tarafın da ekonomik meseleleri siyasileştirme, teknolojik meseleleri araçsallaştırma ve ekonomik ve ticari meseleleri aşırı güvenlikleştirme eğilimine ortaklaşa direnmesi gerektiğini vurguladı.
Wang ve Park’ın Kore Yarımadasındaki durum hakkında görüş alışverişinde bulunduğu kaydedildi.
Wang, Kamikawa ile yaptığı görüşmede, Çin ve Japonya’nın ikili ilişkileri doğru gelişme yolunda ilerletmek için iki ülke liderleri tarafından varılan mutabakatı ciddiyetle uygulamaları gerektiğini söyledi.
Kamikawa’ya her iki tarafın da birbirlerinin meşru kaygılarına saygı göstermesi gerektiğini söyleyen Wang, “Japonya Tayvan sorununa ilişkin taahhütlerini yerine getirmeli, tek Çin ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmalı ve Çin’in içişlerine karışmaktan kaçınmalıdır” dedi.
Japonya’nın Fukushima’nın nükleer kirlenmiş suyunu okyanusa boşaltmasının deniz güvenliği ve kamu sağlığını ilgilendirdiğini kaydeden Wang, Çin’in “Japonya’nın sorumsuz eylemine karşı çıktığını” kaydetti.
Uzmanlar, üç ülkenin dışişleri bakanları arasındaki toplantının yakın gelecekte daha üst düzey üçlü toplantıların önünü açabileceğini belirtiyor. Uzmanlar ayrıca toplantının, Pekin, Tokyo ve Seul arasındaki mevcut görüş ayrılıklarının kontrol altına alınmasına ve üç ülkenin ortak çıkarlarının bulunduğu alanlarda işbirliğinin genişletilmesine yardımcı olacağı görüşünde.
Son toplantı 2019’da idi
Üç Kuzeydoğu Asya ülkesinin liderleri arasında 2019 yılında Çin’in Chengdu kentinde yapılan son toplantıdan bu yana üç ülke arasındaki bağlar yıpranmış durumda.
Tokyo ve Seul’ün ABD’nin bölgedeki Çin’i çevrelemeye yönelik stratejileri doğrultusunda hareket etmeleri Pekin’le bağları önemli ölçüde zedeledi.
Liaoning Sosyal Bilimler Akademisi’nde Kore Yarımadası uzmanı olan Lü Chao Global Times’a yaptığı açıklamada, Güney Kore ve Japonya’nın Çin ile ilişkilerini düzeltmeye istekli olmalarının tek nedeninin Çin ile işbirliği yapma ihtimalinin ulusal çıkarlarına uygun olması değil, aynı zamanda bu ayın başlarında iki ülke liderleri arasında San Francisco’da yapılan zirvenin ardından Çin-ABD ilişkilerinin ısınmasının Seul ve Tokyo’yu ellerini uzatmaya itmesi olduğunu söyledi.
AP’nin haberine göre Kamikawa cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uluslararası toplum büyük zorluklar ve değişimlerle karşı karşıya olduğu tarihi bir dönüm noktasında olduğundan, Japonya-Çin-Güney Kore işbirliğinin stratejik önemini tartışmayı umuyoruz” dedi.
Geçtiğimiz hafta İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ile görüşen ve Downing Street Anlaşmasını imzalayan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol, Çin’in Tayvan ve Güney Çin Denizi ile ilgili açıklamalarda bulunmuştu. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning cuma günü yaptığı açıklamada “Çin, ilgili tarafları Çin’in temel ve büyük endişelerini taşıyan konularda sorumsuzca yorum yapmaktan vazgeçmeye ve söyledikleri ya da yaptıkları konusunda çok ihtiyatlı olmaya çağırıyor” ifadelerini kullanmıştı.
Lü, ABD’ye benzer şekilde Japonya ve Güney Kore’nin de Çin ile işbirliğinden bahsederken Çin’in temel çıkarlarına saygısızlık etme eğiliminde olduklarını ve bunun da üç ülkenin işbirliği yapmasının önünde engel oluşturduğunu söyledi. Lü, Çin’in işbirliğini genişletmek için Japonya ve Güney Kore ile yarı yolda buluşmaya istekli olduğunu, ancak aynı zamanda Çin’e yönelik herhangi bir tek taraflı baskıya ve Çin’in temel çıkarlarına aykırı saygısız söz ve davranışlara karşılık vermekten de çekinmeyeceğini belirtti.
Lü, “Üç ülkenin işbirliğini derinleştirmede ivme kazanması için hem Tokyo hem de Seul’den daha fazla eylem, daha fazla samimiyet görmemiz gerekiyor” dedi.
Asya
Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.
Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.
Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.
Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.
ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.
Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.
Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.
Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.
Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.
SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.
Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.
Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.
Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.
Asya
Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.
Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.
Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.
Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.
Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.
Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.
Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.
Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.
Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.
Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.
Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.
Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.
Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.
Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.
Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.
Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.
Asya
Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.
Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.
Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.
Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.
Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.
Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.
Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.
Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.
Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek
Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.
Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.
Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.
Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.
Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını4 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya6 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı









