Diplomasi
Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörler Trump’ın Ukrayna planını 1938 Münih Anlaşması ile kıyasladı

ABD Kongresi üyeleri, Trump yönetiminin Ukrayna için hazırladığı barış planına tepki göstererek, hamleyi 1938 Münih Anlaşması ve 2021 Afganistan çekilmesiyle kıyasladı. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi senatörler, planın Rusya’ya teslimiyet anlamına geleceğini ve “Çin gibi aktörleri cesaretlendireceğini” savundu.
Amerikalı kongre üyeleri, hafta sonu yaptıkları açıklamalarda Donald Trump yönetiminin Ukrayna barış planına tepki gösterdi.
Senatörler, söz konusu hamleyi 1938 tarihli Münih Anlaşması ve Amerikan askerlerinin 2021 yılında Afganistan’dan çekilmesiyle kıyasladı.
Senato İstihbarat Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Mark Warner, geçen hafta detayları ortaya çıkan 28 maddelik planı “Ukrayna’nın mutlak teslimiyeti” olarak nitelendirdi.
Warner, Fox News Sunday programına verdiği demeçte, bu adımın ciddi uluslararası sonuçlar doğurabileceğini ve “Çin lideri Şi Cinping’i Tayvan’ı işgal etmeye teşvik edebileceğini” iddia etti.
Senatör, planın tarihsel bağlamına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Açıkçası bu plan tarihe, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Neville Chamberlain’in Hitler’e verdiği tavizlerle kıyaslanabilecek kötü bir anlaşma olarak geçecek.”
İngiltere Başbakanı Chamberlain ve Fransa Başbakanı Edouard Daladier’nin, Hitler’i yatıştırma umuduyla Çekoslovakya’nın Südet bölgesini Almanya’ya bırakmayı kabul etmesi, tarih sayfalarında Münih Anlaşması olarak yer alıyor.
İkinci Dünya Savaşı, bu anlaşmanın imzalanmasından 11 ay sonra başlamıştı.
Cumhuriyetçiler Beyaz Saray’a öfkeli
Plana tepki gösterenler yalnızca Demokratlarla sınırlı kalmadı; Trump’ın Cumhuriyetçi Parti içindeki yol arkadaşları da ses yükseltti. Senatörler Lindsey Graham, Mitch McConnell ve Roger Wicker, Beyaz Saray’ı felaketle sonuçlanabileceğini düşündükleri adımlardan kaçınmaya çağırdı.
McConnell, yaptığı yazılı açıklamada Moskova’nın stratejisine dikkat çekti:
“Putin bütün yıl boyunca Başkan Trump’ı aptal yerine koymaya çalıştı. Eğer yönetim yetkilileri gerçek bir barışı sağlamaktan ziyade Putin’i yatıştırmakla ilgileniyorsa, Başkanın kendisine yeni danışmanlar bulması gerekir. Rus vahşetini ödüllendirmek Amerika’nın çıkarları için yıkıcı olacaktır. Biden’ın Afganistan’dan çekilmesine benzer bir teslimiyet ise ‘güç yoluyla barış’ politikası için felaket anlamına gelir.”
Roger Wicker ise Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin küçültülmesi fikrine kategorik olarak karşı çıktı. Wicker, Ukrayna ordusunun büyüklüğü ve yapısının, o ülkenin hükümeti ve halkının egemenlik tercihi olduğunu öne sürdü.
Senatör, “Moskova’Ya verilecek herhangi bir güvencenin, onun kötü niyetli davranışlarını teşvik etmemesi veya ABD ve müttefiklerinin güvenliğini zayıflatmaması gerektiğini” savundu.
Rusya’dan petrol ve doğalgaz alan ülkelere yüzde 500 gümrük vergisi uygulanmasını öngören yasa tasarısının mimarı Lindsey Graham da plandaki bazı sorunlu önerilerin düzeltilmesi gerektiğini ifade etti.
Planda “pek çok iyi fikir” bulunduğunu not düşen Graham, X platformunda şunları yazdı:
“Herhangi bir barış anlaşmasının amacı, savaşı onurlu ve adil bir şekilde sona erdirmek olmalıdır, yeni bir çatışma yaratmak değil.”
Diplomatik trafik hızlandı
Temsilciler Meclisi’ndeki partileri üstü bir koalisyon, Şükran Günü’nün hemen ardından (27 Kasım Perşembe gününe denk geliyor) Rusya’ya karşı “yıkıcı yaptırımlar” içeren bir yasa tasarısını oylamaya sunmaya hazırlanıyor.
Politico’nun haberine göre Kongre üyeleri, yasayı hızla geçirmeyi hedefliyor.
Donald Trump daha önce Vladimir Zelenskiy’den barış planını Şükran Günü’ne kadar kabul etmesini talep etmiş, ancak daha sonra bu tarihin kesin bir sınır olmadığını belirtmişti.
Hafta sonu İsviçre’de Ukrayna ve Avrupa temsilcileriyle görüşen ABD heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pazar akşamı yaptığı açıklamada iyimser bir tablo çizdi.
Rubio, “Çok iyimserim ve bu hedefe makul bir süre içinde ulaşacağımıza inanıyorum. İster perşembe, ister cuma, ister çarşamba veya gelecek haftanın pazartesi günü olsun; bunun mümkün olan en kısa sürede gerçekleşmesini istiyoruz” diye konuştu.
Ukrayna’ya verilen 27 Kasım mühleti Marco Rubio’nun müdahalesiyle ertelendi
Miami temaslarında neler konuşulmuştu?
Bloomberg’in görüşmelere aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre plan, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Putin’in yabancı ülkelerle ekonomik işbirliği özel temsilcisi ve Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı Kirill Dmitriyev tarafından hazırlandı.
İkilinin, Dmitriyev’in geçen ay Miami’ye yaptığı ziyaret sırasında bir araya geldiği belirtildi. Toplantıya, Witkoff ile birlikte İsrail ve Gazze arasındaki barış anlaşması üzerinde çalışan Trump’ın damadı Jared Kushner de katıldı.
Süreç içerisinde Marco Rubio’nun konuya ancak son anda tam olarak vakıf olabildiği, Trump’ın ise plandan son dakikada haberdar olduğu ancak kısa bir bilgilendirmenin ardından onay verdiği ifade edildi.
Planın maddeleri, Avrupalı liderler tarafından sert bir dille reddedildi ve “teslimiyet” olarak nitelendirildi. Bloomberg’in Avrupa, Rusya ve Orta Doğu köşe yazarı Mark Champion, ABD’nin önerilerini “bir tarafın Ukrayna’nın topraklarını, diğer tarafın ise ticari varlıklarını paylaşmakla ilgilendiği modern bir Molotov-Ribbentrop paktı projesi” olarak tanımladı.
Plana göre Rusya, kontrol ettiği toprakların yanı sıra henüz kontrol etmediği bazı bölgeleri de alacak. ABD ise Ukrayna ekonomisinin yeniden inşasından kazanç sağlayacak.
Bu kapsamda ABD, AB’nin Rusya’nın dondurulmuş döviz rezervlerinden çekeceği 100 milyar avroluk yatırımdan elde edilecek kârın yüzde 50’sini almayı hedefliyor.
Demokrat Senatör Mark Kelly, dün CBS’e verdiği röportajda planı şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu Putin’in planıdır. Rusya için çok kârlı, ancak Ukrayna, müttefiklerimiz ve hatta kendi ulusal güvenliğimiz için korkunç bir anlaşma.”
Diplomasi
Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.
Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.
Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.
İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.
Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.
Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.
Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.
Diplomasi
OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.
Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.
Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.
Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.
OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.
Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.
Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.
Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.
Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.
Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.
ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.
Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.
Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.
Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.
Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.
Diplomasi
İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.
İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.
Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.
Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.
Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.
Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.
Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.
Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.
Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.
Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu








