Diplomasi
Dakar Forumu’nda ‘egemenlik’ vurgusu

Pazartesi günü Senegal’de başlayan 8’inci Afrika’da Barış ve Güvenlik İçin Uluslararası Dakar Forumu sona erdi. Konuşmalarda, Kıtanın kendi güvenliğini kendisinin sağlaması gerektiğine dair vurgular yapıldı.
İki gün süren Dakar Forumu’nda, katılımcılar kıtanın güvenlik sorunlarına odaklandı. Etkinliğe, 1000’i aşkın bakan, güvenlik uzmanı, askeri yetkili ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.
Katılımcılar arasında Afrika ülkelerinden devlet başkanlarının yanı sıra Türkiye, Hindistan, Japonya, Suudi Arabistan ve Fransa’dan da üst düzey yetkililer yer aldı.
Dakar Forumu, Fransa’nın askeri güçlerini Mali’den çekmek zorunda kaldığı ve bölgedeki Birleşmiş Milletler (BM) misyonlarına ve Batılı güçlere yönelik eleştirilerin yükseldiği bir atmosferde gerçekleşti.
‘BM Barış Harekatları terörle mücadelede başarısız’
“Dışsal şoklar karşısında Afrika: istikrar ve egemenlik sorunları” temasıyla düzenlenen Forumun açılış konuşmasını ev sahibi Senegal Cumhurbaşkanı ve Afrika Birliği’nin şu anki başkanı Macky Sall yaptı.
Sall, etkinliğin Afrika’nın G20 ve BM Güvenlik Konseyi’nde kalıcı bir sandalye elde etme hedefini desteklemesini umduğunu söyledi.
Je tiens à vous remercier chaleureusement, chers frères, Présidents Lourenço et Neves, d’avoir bien voulu rehausser de votre présence cette 8e édition du Forum international de Dakar sur la paix et la sécurité en Afrique, malgré vos agendas chargés. Nous sommes honorés. pic.twitter.com/szinPg8Oop
— Macky Sall (@Macky_Sall) October 24, 2022
Afrika’nın terörizm, iç çatışmalar, iklim ve sağlıkla ilgili birçok krizle karşı karşıya olduğunu belirten Sall, kıtadaki terörizmin sadece bir Afrika meselesi olmadığına dikkat çekti.
BM Barış Harekatlarının kıtadaki terörü engellemede başarılı olamadığının altını çizen Sall, bu doktrinlerin güncellenmesi gerektiğini belirtti.
BM Genel Sekreteri tarafından oluşturulan Etkili Çok Taraflılık Üzerine Üst Düzey Danışma Kurulu’na da vurgu yapan Sall, “Güven ve kabul görmesi için çok taraflılığın herkesin çıkarına hizmet etmesi gerekir” dedi.
Afrika, Güvenlik Konseyi’nde yer almalı
Etkinliğin hedeflerine ilişkin konuşan, Afrika Birliği’nin Kadın, Barış ve Güvenlik özel temsilcisi Bineta Diop, “Bizim için Afrika’nın kendini konumlandırması, bir dev gibi olması, Güvenlik Konseyi’nin masasında yer alması ve gerekirse veto hakkına sahip olması gerekiyor. Bu her şeyden önce çok taraflılık açısından önemli” ifadelerini kullandı.
Dış dayanışmadan önce Afrika dayanışması
G5 Sahel savunma ve güvenlik uzmanı General Mohamed Znagui Ould Sid’Ahmed Ely etkinlikle ilgili verdiği demeçte, “Afrika kendi güvenliği için çaba sarf etmeli. Dış dayanışma çağrısından önce Afrika dayanışması olmalı. Sonra Afrika’nın temel sermayesi olan insanların eğitimine odaklanmalıyız. Gençlerle ilgilenmeliyiz” dedi.
Dış desteğe son verecek çözümler tartışılıyor
Africanews muhabiri Pascale-Mahé Keingna Dakar Forumu ile ilgili şunları aktardı: “Katılımcılar, iki gün boyunca kıta dışından gelen dış olayların Afrika ülkelerinin güvenlik durumunu nasıl etkilediğini tartışmak için seminerlere katılacak. Bu toplantıların amacı, Kıtanın egemenliğini savunmak için artık askeri güç ya da gıda yardımı gibi konularda dış desteğe bel bağlamamasını sağlayacak çözümler aramaktır.”
‘Kendi imkanlarımızla güvenliği güçlendirmeliyiz’
Afrika ülkelerindeki sivillerin fiziksel güvenliği, forumdaki tartışmaların merkezinde yer aldı.
Eski Çad bakanı ve Sahel Koalisyonu Yüksek Temsilcisi Djimé Adoum, kıtanın kendi imkanlarıyla savunma ve güvenlik kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı:
“İnsanların gelip bu işi yapmak için yabancı bir orduya ihtiyacı yok, yeterince silahlı gücümüz var, üç temel şeye ihtiyacımız var, lojistik destek, istihbarat ve eğitim çünkü bu asimetrik bir savaş ve terörün yeni taktiklerine uyum sağlayacak insanlara ihtiyacımız var.”
Çavuşoğlu: Yeni sömürgeciliğe karşıyız
Bir Türk firması tarafından inşa edilen Abdou Diouf Uluslararası Konferans Merkezi’nde (CICAD) gerçekleştirilen Foruma, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı.
Küresel Krizler ve Afrika’da Egemenlik konulu oturumda konuşan Çavuşoğlu, yeni sömürgeciliğin terör, darbeler, ekonomik kriz gibi çeşitli sorunlarla karşı karşıya olan Afrika’nın egemenliğini ve istikrarını daha da zora soktuğunu söyledi.
Sömürgeciliğe karşıydık, yeni sömürgeciliğe de karşıyız diyen Çavuşoğlu, “Afrika’nın kendi kaderini kendi ellerine alması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Türkiye’nin yeni sömürgeciliğe karşı olduğunu yineleyen Çavuşoğlu, Afrika’yı eşit partner olarak gördüklerini ve ilişkilerde kazan-kazan ilkesini savunduklarını vurguladı.
8.Afrika'da Barış ve Güvenlik için Uluslararası Dakar Forumu "Küresel Krizler ve Afrika'da Egemenlik" Oturumundaki hitabım
My speech in the "Global Crises and Sovereignty in Africa" Session at 8th International Forum of Dakar on Peace and Security in Africa
📍Dakar pic.twitter.com/t3lJOrNioX
— Mevlüt Çavuşoğlu (@MevlutCavusoglu) October 25, 2022
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Afrika liderleriyle ikili görüşmeler de gerçekleştirdi.
Antalya Diplomasi Forumu ile işbirliği
Ayrıca Çavuşoğlu ve Senegalli mevkidaşı Aïssata Tall Sall, Antalya Diplomasi Forumu ile Dakar Forumu arasında içerik ortaklığına ve işbirliğine dair bir Mutabakat Zaptı imzaladılar.
Senegal Dışişleri Bakanıyla ikili ilişkilerimizi ele aldık, @AntalyaDF ve @DakarForum arasında bir Mutabakat Muhtırası imzaladık.
Discuté de nos relations bilatérales et signé le memorandum d’entente entre @AntalyaDF et @DakarForum avec mon homologue @AissataOfficiel. 🇹🇷 🇸🇳 pic.twitter.com/V6sYkzckV0
— Mevlüt Çavuşoğlu (@MevlutCavusoglu) October 25, 2022
İmza töreninde konuşan Çavuşoğlu, “Dünyanın çok ilginç ve zorlu bir süreçten geçtiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla başta Afrika olmak üzere daha adil bir dünya için ve barış için, istikrar için yeni vizyonlara yeni politikalara ihtiyacımız var” dedi.
Törende konuşan Senegal Dışişleri Bakanı Tall Sall da mutabakat muhtırasının, iki forumun birlikte çalışabilmesini mümkün hale getirmesi dolayısıyla kendileri için önemli olduğunu vurguladı. Antalya Diplomasi Forumu’nun çalışma şeklini örnek alacaklarını söyleyen Tall Sall, bu sayede başta Senegal olmak üzere uluslararası toplumu ilgilendiren sorunlara çözüm bulmaya çalışacaklarını dile getirdi.
2014’ten bu yana her yıl düzenlenen Dakar Forumu’nda Afrika’yı ilgilendiren sorunların tespiti ve çözümü tartışılmaktadır.
Batı dışlanırken, Asya ile işbirliği öne çıkıyor
Son dönemde Afrika’da hem hükümetler bazında hem de halk içerisinde Batı ve özellikle de Fransa karşıtlığı yükselirken, bağımsızlık ve egemenlik vurguları da artıyor. Bölgede Fransa destekli hükümetler devrilirken, Fransız konvoylarına karşı yapılan protestolar Fransız birliklerinin 2014’ten beri yerleşik olduğu Mali’den çekilmesine kadar uzandı.
Sahel’de eski bir sömürge gücü olan ve bölgede terörle mücadele bahanesiyle yaklaşık 5 bin 100 askeri konuşlandıran Fransa’nın varlığının meşruiyeti sorgulanıyor.
Ayrıca, terörle mücadele için bölgede bulunan BM Barış Gücünün başarısızlığı ve harekatlarının etkisizliği son dönemde sıkça gündeme geliyor. Afrikalı liderler, Kıtanın güvenliğini sağlamak için kendi askeri gücüne dayanan formüller geliştirmeyi hedefliyor.
Batı, Afrika’dan dışlanırken, özellikle güvenlik alanında Rusya, diğer alanlarda da Türkiye ve Çin işbirlikleri öne çıkıyor. Bu işbirliklerinin ise yeni sömürgecilik ilişkisine dönüşmemesi ve ikili ilişkilerde egemenliğe saygı duyularak kazan-kazan ilkesinin izlenmesi Afrika liderlerinin gündeminde…
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












