Diplomasi
Dakar Forumu’nda ‘egemenlik’ vurgusu

Pazartesi günü Senegal’de başlayan 8’inci Afrika’da Barış ve Güvenlik İçin Uluslararası Dakar Forumu sona erdi. Konuşmalarda, Kıtanın kendi güvenliğini kendisinin sağlaması gerektiğine dair vurgular yapıldı.
İki gün süren Dakar Forumu’nda, katılımcılar kıtanın güvenlik sorunlarına odaklandı. Etkinliğe, 1000’i aşkın bakan, güvenlik uzmanı, askeri yetkili ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.
Katılımcılar arasında Afrika ülkelerinden devlet başkanlarının yanı sıra Türkiye, Hindistan, Japonya, Suudi Arabistan ve Fransa’dan da üst düzey yetkililer yer aldı.
Dakar Forumu, Fransa’nın askeri güçlerini Mali’den çekmek zorunda kaldığı ve bölgedeki Birleşmiş Milletler (BM) misyonlarına ve Batılı güçlere yönelik eleştirilerin yükseldiği bir atmosferde gerçekleşti.
‘BM Barış Harekatları terörle mücadelede başarısız’
“Dışsal şoklar karşısında Afrika: istikrar ve egemenlik sorunları” temasıyla düzenlenen Forumun açılış konuşmasını ev sahibi Senegal Cumhurbaşkanı ve Afrika Birliği’nin şu anki başkanı Macky Sall yaptı.
Sall, etkinliğin Afrika’nın G20 ve BM Güvenlik Konseyi’nde kalıcı bir sandalye elde etme hedefini desteklemesini umduğunu söyledi.
Je tiens à vous remercier chaleureusement, chers frères, Présidents Lourenço et Neves, d’avoir bien voulu rehausser de votre présence cette 8e édition du Forum international de Dakar sur la paix et la sécurité en Afrique, malgré vos agendas chargés. Nous sommes honorés. pic.twitter.com/szinPg8Oop
— Macky Sall (@Macky_Sall) October 24, 2022
Afrika’nın terörizm, iç çatışmalar, iklim ve sağlıkla ilgili birçok krizle karşı karşıya olduğunu belirten Sall, kıtadaki terörizmin sadece bir Afrika meselesi olmadığına dikkat çekti.
BM Barış Harekatlarının kıtadaki terörü engellemede başarılı olamadığının altını çizen Sall, bu doktrinlerin güncellenmesi gerektiğini belirtti.
BM Genel Sekreteri tarafından oluşturulan Etkili Çok Taraflılık Üzerine Üst Düzey Danışma Kurulu’na da vurgu yapan Sall, “Güven ve kabul görmesi için çok taraflılığın herkesin çıkarına hizmet etmesi gerekir” dedi.
Afrika, Güvenlik Konseyi’nde yer almalı
Etkinliğin hedeflerine ilişkin konuşan, Afrika Birliği’nin Kadın, Barış ve Güvenlik özel temsilcisi Bineta Diop, “Bizim için Afrika’nın kendini konumlandırması, bir dev gibi olması, Güvenlik Konseyi’nin masasında yer alması ve gerekirse veto hakkına sahip olması gerekiyor. Bu her şeyden önce çok taraflılık açısından önemli” ifadelerini kullandı.
Dış dayanışmadan önce Afrika dayanışması
G5 Sahel savunma ve güvenlik uzmanı General Mohamed Znagui Ould Sid’Ahmed Ely etkinlikle ilgili verdiği demeçte, “Afrika kendi güvenliği için çaba sarf etmeli. Dış dayanışma çağrısından önce Afrika dayanışması olmalı. Sonra Afrika’nın temel sermayesi olan insanların eğitimine odaklanmalıyız. Gençlerle ilgilenmeliyiz” dedi.
Dış desteğe son verecek çözümler tartışılıyor
Africanews muhabiri Pascale-Mahé Keingna Dakar Forumu ile ilgili şunları aktardı: “Katılımcılar, iki gün boyunca kıta dışından gelen dış olayların Afrika ülkelerinin güvenlik durumunu nasıl etkilediğini tartışmak için seminerlere katılacak. Bu toplantıların amacı, Kıtanın egemenliğini savunmak için artık askeri güç ya da gıda yardımı gibi konularda dış desteğe bel bağlamamasını sağlayacak çözümler aramaktır.”
‘Kendi imkanlarımızla güvenliği güçlendirmeliyiz’
Afrika ülkelerindeki sivillerin fiziksel güvenliği, forumdaki tartışmaların merkezinde yer aldı.
Eski Çad bakanı ve Sahel Koalisyonu Yüksek Temsilcisi Djimé Adoum, kıtanın kendi imkanlarıyla savunma ve güvenlik kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı:
“İnsanların gelip bu işi yapmak için yabancı bir orduya ihtiyacı yok, yeterince silahlı gücümüz var, üç temel şeye ihtiyacımız var, lojistik destek, istihbarat ve eğitim çünkü bu asimetrik bir savaş ve terörün yeni taktiklerine uyum sağlayacak insanlara ihtiyacımız var.”
Çavuşoğlu: Yeni sömürgeciliğe karşıyız
Bir Türk firması tarafından inşa edilen Abdou Diouf Uluslararası Konferans Merkezi’nde (CICAD) gerçekleştirilen Foruma, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı.
Küresel Krizler ve Afrika’da Egemenlik konulu oturumda konuşan Çavuşoğlu, yeni sömürgeciliğin terör, darbeler, ekonomik kriz gibi çeşitli sorunlarla karşı karşıya olan Afrika’nın egemenliğini ve istikrarını daha da zora soktuğunu söyledi.
Sömürgeciliğe karşıydık, yeni sömürgeciliğe de karşıyız diyen Çavuşoğlu, “Afrika’nın kendi kaderini kendi ellerine alması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Türkiye’nin yeni sömürgeciliğe karşı olduğunu yineleyen Çavuşoğlu, Afrika’yı eşit partner olarak gördüklerini ve ilişkilerde kazan-kazan ilkesini savunduklarını vurguladı.
8.Afrika'da Barış ve Güvenlik için Uluslararası Dakar Forumu "Küresel Krizler ve Afrika'da Egemenlik" Oturumundaki hitabım
My speech in the "Global Crises and Sovereignty in Africa" Session at 8th International Forum of Dakar on Peace and Security in Africa
📍Dakar pic.twitter.com/t3lJOrNioX
— Mevlüt Çavuşoğlu (@MevlutCavusoglu) October 25, 2022
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Afrika liderleriyle ikili görüşmeler de gerçekleştirdi.
Antalya Diplomasi Forumu ile işbirliği
Ayrıca Çavuşoğlu ve Senegalli mevkidaşı Aïssata Tall Sall, Antalya Diplomasi Forumu ile Dakar Forumu arasında içerik ortaklığına ve işbirliğine dair bir Mutabakat Zaptı imzaladılar.
Senegal Dışişleri Bakanıyla ikili ilişkilerimizi ele aldık, @AntalyaDF ve @DakarForum arasında bir Mutabakat Muhtırası imzaladık.
Discuté de nos relations bilatérales et signé le memorandum d’entente entre @AntalyaDF et @DakarForum avec mon homologue @AissataOfficiel. 🇹🇷 🇸🇳 pic.twitter.com/V6sYkzckV0
— Mevlüt Çavuşoğlu (@MevlutCavusoglu) October 25, 2022
İmza töreninde konuşan Çavuşoğlu, “Dünyanın çok ilginç ve zorlu bir süreçten geçtiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla başta Afrika olmak üzere daha adil bir dünya için ve barış için, istikrar için yeni vizyonlara yeni politikalara ihtiyacımız var” dedi.
Törende konuşan Senegal Dışişleri Bakanı Tall Sall da mutabakat muhtırasının, iki forumun birlikte çalışabilmesini mümkün hale getirmesi dolayısıyla kendileri için önemli olduğunu vurguladı. Antalya Diplomasi Forumu’nun çalışma şeklini örnek alacaklarını söyleyen Tall Sall, bu sayede başta Senegal olmak üzere uluslararası toplumu ilgilendiren sorunlara çözüm bulmaya çalışacaklarını dile getirdi.
2014’ten bu yana her yıl düzenlenen Dakar Forumu’nda Afrika’yı ilgilendiren sorunların tespiti ve çözümü tartışılmaktadır.
Batı dışlanırken, Asya ile işbirliği öne çıkıyor
Son dönemde Afrika’da hem hükümetler bazında hem de halk içerisinde Batı ve özellikle de Fransa karşıtlığı yükselirken, bağımsızlık ve egemenlik vurguları da artıyor. Bölgede Fransa destekli hükümetler devrilirken, Fransız konvoylarına karşı yapılan protestolar Fransız birliklerinin 2014’ten beri yerleşik olduğu Mali’den çekilmesine kadar uzandı.
Sahel’de eski bir sömürge gücü olan ve bölgede terörle mücadele bahanesiyle yaklaşık 5 bin 100 askeri konuşlandıran Fransa’nın varlığının meşruiyeti sorgulanıyor.
Ayrıca, terörle mücadele için bölgede bulunan BM Barış Gücünün başarısızlığı ve harekatlarının etkisizliği son dönemde sıkça gündeme geliyor. Afrikalı liderler, Kıtanın güvenliğini sağlamak için kendi askeri gücüne dayanan formüller geliştirmeyi hedefliyor.
Batı, Afrika’dan dışlanırken, özellikle güvenlik alanında Rusya, diğer alanlarda da Türkiye ve Çin işbirlikleri öne çıkıyor. Bu işbirliklerinin ise yeni sömürgecilik ilişkisine dönüşmemesi ve ikili ilişkilerde egemenliğe saygı duyularak kazan-kazan ilkesinin izlenmesi Afrika liderlerinin gündeminde…
Diplomasi
Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.
Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.
Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.
Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.
Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.
Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi
The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.
Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.
Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.
Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.
Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.
Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.
Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.
Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor
Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.
Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.
Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.
Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.
Diplomasi
FIFA, özelleştirme planlarından şimdilik vazgeçti

FIFA ve Gianni Infantino, ticari ve etkinlik faaliyetlerindeki hisselerini satma planına yönelik yaygın tepkilerin ardından geri adım attı.
Cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki FIFA başkanı şunları söyledi:
“Tüm görüşleri dikkatle dinledikten sonra, bu projenin, destek düzeyinden bağımsız olarak, başlangıçta belirlenen hedefin çıkarlarına artık aykırı nitelikte bölünmelere yol açtığı ortaya çıktı. Amacımız her zaman birleştirmek ve iyileştirmek olmuştur ve her zaman da öyle olacaktır. Sonuç olarak, bu teklif hayata geçirilmeyecektir.”
Infantino’nun teklifi, UEFA, CONCACAF ve Asya Konfederasyonu’ndan (AFC) büyük bir muhalefetle karşılaştı.
UEFA, planlar masada kalırsa 55 üyesinin tamamının Dünya Kupaları da dahil olmak üzere FIFA müsabakalarını boykot edeceğini belirtti.
FIFA, açıklamada “kimse futbolu satmıyor” dedi ve “kamuoyunda dile getirilen geri bildirimleri ve endişeleri kabul edip saygı duyduğunu” belirtmekle birlikte, önerileri uygulamaya devam edeceği vurgulandı.
Ayrıca “açık ve demokratik bir istişare sürecine olan bağlılığını yeniden teyit ettiği” de eklendi.
FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor
Öte yandan FIFA’nın bu açıklamasını yayınlamasından kısa bir süre sonra AFC, UEFA ve Kuzey ve Orta Amerika Konfederasyonu (CONCACAF) ile dayanışma içinde olduğunu belirten kendi açıklamasını yayınladı.
Ardından Infantino, iki büyük iç darbe aldı.
İlk olarak, danışmanı Carlos Cordeiro görevinden istifa etti ve yaptığı açıklamada planı “FIFA üye federasyonları için kötü bir anlaşma, futbol için kötü bir anlaşma ve oyunun uzun vadeli geleceği için kötü bir anlaşma” olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirdi.
Ardından FIFA’nın operasyon direktörü Kevin Lamour, Associated Press’e yaptığı açıklamada, personelin Infantino tarafından “aldatıldığını” ve bu konuyu dile getirdikten sonra, “işini kaybetme pahasına olsa bile daha rahat uyuyacağını” söyledi.
Lamour şunları söyledi:
“Bu, tek bir kişinin projesi. Bu projenin devam etmemesi gerektiği bir yana… artık futbol dünyasının siyasi liderlerinin kendilerine doğru soruları sormaları ve doğru kararları almaları zamanı geldi.”
Bu gelişmeler Infantino’yu köşeye sıkıştırdı ve cuma öğleden sonraya gelindiğinde, işlerini korumak için isimsiz kalmak koşuluyla The Athletic’e konuşan organizasyon içindeki pek çok kişi, meselenin artık bağın “koparılıp koparılmayacağı” değil, “ne zaman koparılacağı” meselesi olduğuna inanıyordu.
Joshua Kushner’ın risk sermayesi şirketi Thrive, cuma gecesi itibarıyla anlaşmadan çekilmemişti ama FIFA yönetimi nihayetinde bir açıklama yoluyla projeyi sonlandırmaya karar verince bu durum önemsiz hale geldi.
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek
Joshua Kushner, Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in kardeşi.
Dünya futbolunun yönetim organı salı günü, Dünya Kupaları ve Kulüpler Dünya Kupası gibi ana etkinliklerini yönetecek yeni bir özel kuruluş olan FIFA Forward Enterprises’ı (FFE) kurmak istediğini ve FFE’deki yüzde 21’lik azınlık hissesini dış yatırımcılara satmayı planladığını duyurmuştu.
Bu satışın 4,2 milyar dolar (3,2 milyar sterlin) gelir sağlaması hedefleniyordu. FIFA, bu tutarın “FIFA Fast-Forward Programı” (FFFP) adı verilen yeni bir finansman akışı kapsamında 211 üye federasyona derhal dağıtılabileceğini belirtmişti.
Plana göre, FIFA’nın toplam kalkınma fonu önümüzdeki dört yıl içinde 10 milyar doları aşacaktı.
Günler geçtikçe artan eleştirilere rağmen, FIFA, üye federasyonların FFE planına karşı çıkması ama teklifin kabul edilmesi durumunda, FFE’deki hisselerin özel yatırımcılara satılıp satılmamasına bakılmaksızın, karşı çıkan federasyonların 2027-30 döneminde her birine 20 milyon dolar (14,9 milyon sterlin) alacağını doğruladı (bunu 2031-34 döneminde 22 milyon dolar ve 2035-38 döneminde 24 milyon dolar izleyecekti).
Ne var ki söz konusu üye federasyon FFE önerisini kabul etmiş olsaydı, 2027-30 döneminde 40 milyon dolar alacaktı ve sonraki ödemeler de aynı kalacaktı.
FIFA’nın planına karşı açıkça tavır alan üç federasyon, 211 FIFA üye federasyonunun 137’sini temsil ediyor.
FIFA, teklifin ilerleyebilmesi için 211 üye federasyonun çoğunluğunun ve Infantino ile sekiz FIFA başkan yardımcısından oluşan 37 kişilik FIFA Konseyi’nin onayı gerektiğini belirtmişti.
Güney Amerika futbol konfederasyonu CONMEBOL, cuma günü yaptığı açıklamada planları reddetmedi fakat mali ve ticari kararların “her zaman futbolun çıkarlarına hizmet etmesi ve asla futbolun özünden öncelikli olmaması gerektiğini” belirtti.
The Athletic’in haberine göre, perşembe günü düzenlenen UEFA ve CONCACAF toplantılarında Infantino’nun FIFA’daki gelecekteki liderliği sorgulandı.
Infantino, Şubat 2016’da Sepp Blatter’in yerine geçerek FIFA başkanlığı görevini üstlenmişti ve Mart 2027’de yapılacak bir sonraki seçimde rakipsiz olarak aday olması bekleniyordu.
Avrupalıların, Infantino’nun karşısına beIN Media’nın Katarlı CEO’su Nasır el-Halifi’yi çıkaracakları da konuşuluyor.
Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, VG’ye verdiği demeçte, “Şu anda edindiğim net izlenim, onun büyük ölçüde güven kaybettiği yönünde. Geçen sefer ona oy vermemiştik ve bu konuda şüpheciydik. FIFA’nın pek çok iyi yanı var fakat yönetim ilkeleri ve kurallarına gevşek bir yaklaşım sergilerseniz, güveni hızla kaybedersiniz,” dedi.
Diplomasi
ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.
Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.
i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.
Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.
Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.
Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.
Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.
The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.
İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.
Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.
Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.
İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












