Diplomasi
Dünya Dopingle Mücadele Ajansı: ABD ile Çin arasında kaldık

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (Wada), ABD ve Çin arasındaki jeopolitik gerginliklerin Olimpiyat sahnesine de sıçramasıyla, iki ülke arasındaki çekişmenin “haksız yere arasında kaldığını” söyledi.
Çin’in yüzücüleri, bir dizi doping iddiasının ardından ABD’nin Wada’nın bunu örtbas ettiği yönündeki tartışmalı iddialarıyla gündeme geldi.
Paris’e giden Çinli yüzücüler diğer bazı ülkelere kıyasla iki kat daha fazla doping testine tabi tutuldu ve bu da performanslarını engellemek için bir komplo kurulduğu suçlamalarını körükledi.
Wada salı günü yaptığı açıklamada, “süper güçler arasındaki jeopolitik gerginliklerin ortasında kaldığını fakat buna katılma yetkisi olmadığını” söyledi.
Wada medya ilişkileri başkanı James Fitzgerald BBC’ye yaptığı açıklamada, “[ABD’deki] bazı kişiler sadece söz konusu atletlerin Çinli olması temelinde siyasi puan kazanmaya çalışıyorlar. Sonuç olarak bu durum dopingle mücadele sistemi içinde güvensizlik ve bölünme yaratmıştır,” dedi.
Geçtiğimiz hafta Wada, “karalayıcı” suçlamalar nedeniyle ABD’li muadili Usada’ya karşı yasal işlem başlatmayı düşündüğünü söylemişti.
Usada, Wada ve Çin’in dopingle mücadele ajansı Chinada’yı, “pozitif testlerin üstünü örten ve cesur ihbarcıların seslerini bastıran kirli eller” arasında yer almakla suçlamıştı.
ABD’li Kongre üyeleri de Wada’yı Çinli yüzücüler hakkındaki doping iddialarını gerektiği gibi soruşturmamakla itham ettiler; hatta geçen salı Beyaz Saray’a kurumun fonlarını kesme yetkisi veren bir yasa tasarısı sundular.
Fitzgerald, “Kongre üyeleri ve senatörler kendilerini dopingle mücadelenin büyük ölçüde teknik olan dünyasına soktuklarında, bu bilimsel ve hukuki analiz olmaktan çıkıyor ve siyasi alana kayıyor,” dedi.
Gerçek neden bozuk gıda ve besin takviyeleri
Wada’nın salı günü yaptığı açıklama, New York Times’ın, biri bu yılın Olimpiyat takımında yer alan iki Çinli yüzücünün doping soruşturması geçirdiği ve daha önce açıklanmayan bir vakayla ilgili haberinin ardından geldi.
Bu iki yüzücünün 2022 yılında yasaklı bir steroid için yapılan testleri pozitif çıkmış, fakat yarışmalarına izin verilmişti. Çin’in dopingle mücadele ajansı, sporcuların büyük olasılıkla kontamine hamburger yerken bilmeden steroid tükettikleri sonucuna vardı.
Usada ise, Wada’yı Çin’in “farklı bir kurallar dizisi altında yarışmasına izin vererek sahayı kendi lehlerine çevirmekle” suçladı. Fakat Wada kararı savundu.
Wada, sporcuların besin takviyeleri ve saç testlerinin negatif sonuç verdiğini ve her iki yüzücünün de pozitif çıkan testten önceki ve sonraki günlerde negatif çıkan kontrol numuneleri verdiğini söyledi. İki yüzücünün bir yıldan uzun bir süre uzaklaştırıldığını ve daha sonra davalarının kapatıldığını ekledi.
Bu iki sporcunun vakalarının “farklı spor dallarından [Çinli] sporcuların dahil olduğu daha geniş bir vaka serisinin” parçası olduğunu belirten ajans, “Vaka sayısına bakılırsa, dünyanın çeşitli ülkelerinde bir kontaminasyon sorunu olduğu açıktır,” dedi.
Wada haziran ayında yaptığı bir açıklamada, et yiyen sporcuların bazen çiftlik hayvanları için büyüme destekleyici olarak kullanılan yasaklı bir madde olan clenbuterol almaları halinde uyuşturucu testlerinin pozitif çıktığını belirtmişti.
New York Times’ın sorularına yanıt olarak yapılan bu açıklamada, ajansın Çin’in yanı sıra Meksika, Guatemala ve diğer ülkelerdeki bulaşma vakalarını araştırdığı belirtildi.
Ajansın başkanı Olivier Niggli o dönemde ABD medyasının “et kontaminasyonu birçok ülkede sorunken sadece Çin hakkında sorular sorduğunu” belirtmiş ve “dopingle mücadeleyi siyasallaştırma girişimlerine” atıfta bulunmuştu.
ABD’li şampiyon yüzücü Katie Ledecky de tartışmaya dahil oldu
Tüm bunlar, nisan ayında New York Times’ın 2021 Tokyo Olimpiyatlarından aylar önce 23 Çinli yüzücünün performans arttırıcı ilaç testlerinin pozitif çıktığını bildirdiği daha büyük bir tartışmanın ardından geldi.
Fakat Çinli yetkililerin sonuçların kontaminasyondan kaynaklandığını tespit etmelerinin ardından yarışmalarına izin verildi. 30 kişilik takım Tokyo’da üçü altın olmak üzere altı madalya kazandı.
Test sonuçları pozitif çıkanlardan on biri de Paris Olimpiyatları için Çin yüzme takımına seçildi.
Öte yandan ABD’li yüzücü ve 11 kez Olimpiyat madalyası kazanan Katie Ledecky, 23 Çinli yüzücüyle ilgili haberlerin ardından dopingle mücadele düzenleyicilerine olan güveninin “tüm zamanların en düşük seviyesinde” olduğunu söylemişti.
Bağımsız soruşturma Wada’yı destekliyor
Fakat Wada’nın soruşturması, kalp ilacı trimetazidin (TMZ) adlı ilacın kaynağının “kontaminasyon olasılığını çürütecek durumda olmadığını” ortaya koydu.
Raporda, kontaminasyon teorisinin, test edilen sporcular arasında “sürekli olarak düşük TMZ konsantrasyonlarının yanı sıra doping paterninin bulunmaması” ile desteklendiği belirtildi.
Yani, birkaç gün boyunca yapılan test sonuçları tutarlı değildi, negatif ve pozitif arasında gidip geliyordu.
Bağımsız bir soruşturma, Wada’nın davayı kötü idare etmediğini ya da Çinli yüzücülere eğilimli davranmadığını ortaya koydu.
Çinli yüzücüler olağandan daha fazla teste tabi tutuldu
Skandallar dopingle mücadele yetkilileri üzerindeki baskıyı artırdı ve Çin yüzme takımı Paris’e vardığında standart olandan çok daha fazla teste tabi tutuldu.
Su sporlarını denetleyen World Aquatics’e göre, ocak ayından bu yana takımın 31 üyesinin her biri çeşitli anti-doping kuruluşları tarafından ortalama 21 kez test edildi.
Buna karşılık Avustralya’nın 41 yüzücüsü ortalama dört kez, ABD’nin 46 yüzücüsü ise ortalama altı kez teste tabi tutuldu.
Test enflasyonu bir dizi başka iddianın da ortaya atılmasına yol açtı. Çin Komünist Partisi’ne (ÇKP) yakın Global Times, Batılı güçleri “[Çin] yüzme takımını bozmak için doping testlerini kötüye kullanmakla” suçladı.
Global Times’a konuşan Şanghay’daki bir uluslararası siyaset profesörü, ABD’yi dopingle mücadele kurallarını domine etmekle itham etti.
Shen Yi, “acımasız ve etik dışı testlerin” Çin takımının antrenmanlarını aksattığını öne sürdü ve bunu “Olimpiyatlar için bir utanç” olarak nitelendirdi.
Çinli rekortmen yüzücü: Performansımız tehdit oluşturuyor
Erkekler 200 metre kurbağalamada dünya rekorunu elinde bulunduran Çinli yüzücü Qin Haiyang, kendilerine sürekli test yapılmasının “Avrupa ve Amerika takımlarının Çin takımının son yıllardaki performansları karşısında kendilerini tehdit altında hissettiklerini kanıtladığını” söyledi.
Qin, “Bazı hileler hazırlık ritmimizi bozmayı ve psikolojik savunmamızı yok etmeyi amaçlıyor. Ama biz korkmuyoruz,” dedi.
Geçen yıl dünya şampiyonasında 50m, 100m ve 200m kurbağalamada altın madalya kazanan Qin, Paris Olimpiyatları’nda erkekler 100m kurbağalama finalini yedinci sırada tamamlamıştı.
Bu eleştiri, sıkı testlerin “Çin yüzme takımını bozduğunu” söyleyen ve Qin’in performansını “son iki yıldaki herhangi bir yarışmadaki en kötü performans” olarak nitelendiren eski Çin dalış şampiyonu Gao Min tarafından da yinelendi.
Çin’in şu anki madalya sayısı bir altın, iki gümüş ve iki bronz.
Tokyo’da 100 metrede gümüş madalya kazanan Çin’in “kelebek kraliçesi” Zhang Yufei, Paris’teki bronz madalya için gözyaşlarına boğuldu fakat doping testlerinin kendisi üzerinde büyük bir etkisi olmadığını söyledi.
Testler “biraz can sıkıcı” olsa da, Zhang Yufei asıl baskının hayal ettiğinden “çok daha büyük” olduğunu söyledi.
Diplomasi
Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.
Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.
Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.
Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.
Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.
Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.
Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.
Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.
Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.
Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.
Sözcü şöyle devam etti:
“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”
Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.
Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.
Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.
Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.
Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.
Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.
JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.
Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.
“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.
Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.
Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.
Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.
Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.
Çin’de bir hafta
Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.
Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.
Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.
İstihdam, enerji ve teknoloji
Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:
“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”
Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.
Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.
Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.
Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.
“Zamanlama her şeyi anlatıyor”
Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.
Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.
Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.
Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.
Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.
Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.
İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.
Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.
En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.
Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.
Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.
The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.
FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.
Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.
Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını4 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya5 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı









