Diplomasi
Dünya Dopingle Mücadele Ajansı: ABD ile Çin arasında kaldık

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (Wada), ABD ve Çin arasındaki jeopolitik gerginliklerin Olimpiyat sahnesine de sıçramasıyla, iki ülke arasındaki çekişmenin “haksız yere arasında kaldığını” söyledi.
Çin’in yüzücüleri, bir dizi doping iddiasının ardından ABD’nin Wada’nın bunu örtbas ettiği yönündeki tartışmalı iddialarıyla gündeme geldi.
Paris’e giden Çinli yüzücüler diğer bazı ülkelere kıyasla iki kat daha fazla doping testine tabi tutuldu ve bu da performanslarını engellemek için bir komplo kurulduğu suçlamalarını körükledi.
Wada salı günü yaptığı açıklamada, “süper güçler arasındaki jeopolitik gerginliklerin ortasında kaldığını fakat buna katılma yetkisi olmadığını” söyledi.
Wada medya ilişkileri başkanı James Fitzgerald BBC’ye yaptığı açıklamada, “[ABD’deki] bazı kişiler sadece söz konusu atletlerin Çinli olması temelinde siyasi puan kazanmaya çalışıyorlar. Sonuç olarak bu durum dopingle mücadele sistemi içinde güvensizlik ve bölünme yaratmıştır,” dedi.
Geçtiğimiz hafta Wada, “karalayıcı” suçlamalar nedeniyle ABD’li muadili Usada’ya karşı yasal işlem başlatmayı düşündüğünü söylemişti.
Usada, Wada ve Çin’in dopingle mücadele ajansı Chinada’yı, “pozitif testlerin üstünü örten ve cesur ihbarcıların seslerini bastıran kirli eller” arasında yer almakla suçlamıştı.
ABD’li Kongre üyeleri de Wada’yı Çinli yüzücüler hakkındaki doping iddialarını gerektiği gibi soruşturmamakla itham ettiler; hatta geçen salı Beyaz Saray’a kurumun fonlarını kesme yetkisi veren bir yasa tasarısı sundular.
Fitzgerald, “Kongre üyeleri ve senatörler kendilerini dopingle mücadelenin büyük ölçüde teknik olan dünyasına soktuklarında, bu bilimsel ve hukuki analiz olmaktan çıkıyor ve siyasi alana kayıyor,” dedi.
Gerçek neden bozuk gıda ve besin takviyeleri
Wada’nın salı günü yaptığı açıklama, New York Times’ın, biri bu yılın Olimpiyat takımında yer alan iki Çinli yüzücünün doping soruşturması geçirdiği ve daha önce açıklanmayan bir vakayla ilgili haberinin ardından geldi.
Bu iki yüzücünün 2022 yılında yasaklı bir steroid için yapılan testleri pozitif çıkmış, fakat yarışmalarına izin verilmişti. Çin’in dopingle mücadele ajansı, sporcuların büyük olasılıkla kontamine hamburger yerken bilmeden steroid tükettikleri sonucuna vardı.
Usada ise, Wada’yı Çin’in “farklı bir kurallar dizisi altında yarışmasına izin vererek sahayı kendi lehlerine çevirmekle” suçladı. Fakat Wada kararı savundu.
Wada, sporcuların besin takviyeleri ve saç testlerinin negatif sonuç verdiğini ve her iki yüzücünün de pozitif çıkan testten önceki ve sonraki günlerde negatif çıkan kontrol numuneleri verdiğini söyledi. İki yüzücünün bir yıldan uzun bir süre uzaklaştırıldığını ve daha sonra davalarının kapatıldığını ekledi.
Bu iki sporcunun vakalarının “farklı spor dallarından [Çinli] sporcuların dahil olduğu daha geniş bir vaka serisinin” parçası olduğunu belirten ajans, “Vaka sayısına bakılırsa, dünyanın çeşitli ülkelerinde bir kontaminasyon sorunu olduğu açıktır,” dedi.
Wada haziran ayında yaptığı bir açıklamada, et yiyen sporcuların bazen çiftlik hayvanları için büyüme destekleyici olarak kullanılan yasaklı bir madde olan clenbuterol almaları halinde uyuşturucu testlerinin pozitif çıktığını belirtmişti.
New York Times’ın sorularına yanıt olarak yapılan bu açıklamada, ajansın Çin’in yanı sıra Meksika, Guatemala ve diğer ülkelerdeki bulaşma vakalarını araştırdığı belirtildi.
Ajansın başkanı Olivier Niggli o dönemde ABD medyasının “et kontaminasyonu birçok ülkede sorunken sadece Çin hakkında sorular sorduğunu” belirtmiş ve “dopingle mücadeleyi siyasallaştırma girişimlerine” atıfta bulunmuştu.
ABD’li şampiyon yüzücü Katie Ledecky de tartışmaya dahil oldu
Tüm bunlar, nisan ayında New York Times’ın 2021 Tokyo Olimpiyatlarından aylar önce 23 Çinli yüzücünün performans arttırıcı ilaç testlerinin pozitif çıktığını bildirdiği daha büyük bir tartışmanın ardından geldi.
Fakat Çinli yetkililerin sonuçların kontaminasyondan kaynaklandığını tespit etmelerinin ardından yarışmalarına izin verildi. 30 kişilik takım Tokyo’da üçü altın olmak üzere altı madalya kazandı.
Test sonuçları pozitif çıkanlardan on biri de Paris Olimpiyatları için Çin yüzme takımına seçildi.
Öte yandan ABD’li yüzücü ve 11 kez Olimpiyat madalyası kazanan Katie Ledecky, 23 Çinli yüzücüyle ilgili haberlerin ardından dopingle mücadele düzenleyicilerine olan güveninin “tüm zamanların en düşük seviyesinde” olduğunu söylemişti.
Bağımsız soruşturma Wada’yı destekliyor
Fakat Wada’nın soruşturması, kalp ilacı trimetazidin (TMZ) adlı ilacın kaynağının “kontaminasyon olasılığını çürütecek durumda olmadığını” ortaya koydu.
Raporda, kontaminasyon teorisinin, test edilen sporcular arasında “sürekli olarak düşük TMZ konsantrasyonlarının yanı sıra doping paterninin bulunmaması” ile desteklendiği belirtildi.
Yani, birkaç gün boyunca yapılan test sonuçları tutarlı değildi, negatif ve pozitif arasında gidip geliyordu.
Bağımsız bir soruşturma, Wada’nın davayı kötü idare etmediğini ya da Çinli yüzücülere eğilimli davranmadığını ortaya koydu.
Çinli yüzücüler olağandan daha fazla teste tabi tutuldu
Skandallar dopingle mücadele yetkilileri üzerindeki baskıyı artırdı ve Çin yüzme takımı Paris’e vardığında standart olandan çok daha fazla teste tabi tutuldu.
Su sporlarını denetleyen World Aquatics’e göre, ocak ayından bu yana takımın 31 üyesinin her biri çeşitli anti-doping kuruluşları tarafından ortalama 21 kez test edildi.
Buna karşılık Avustralya’nın 41 yüzücüsü ortalama dört kez, ABD’nin 46 yüzücüsü ise ortalama altı kez teste tabi tutuldu.
Test enflasyonu bir dizi başka iddianın da ortaya atılmasına yol açtı. Çin Komünist Partisi’ne (ÇKP) yakın Global Times, Batılı güçleri “[Çin] yüzme takımını bozmak için doping testlerini kötüye kullanmakla” suçladı.
Global Times’a konuşan Şanghay’daki bir uluslararası siyaset profesörü, ABD’yi dopingle mücadele kurallarını domine etmekle itham etti.
Shen Yi, “acımasız ve etik dışı testlerin” Çin takımının antrenmanlarını aksattığını öne sürdü ve bunu “Olimpiyatlar için bir utanç” olarak nitelendirdi.
Çinli rekortmen yüzücü: Performansımız tehdit oluşturuyor
Erkekler 200 metre kurbağalamada dünya rekorunu elinde bulunduran Çinli yüzücü Qin Haiyang, kendilerine sürekli test yapılmasının “Avrupa ve Amerika takımlarının Çin takımının son yıllardaki performansları karşısında kendilerini tehdit altında hissettiklerini kanıtladığını” söyledi.
Qin, “Bazı hileler hazırlık ritmimizi bozmayı ve psikolojik savunmamızı yok etmeyi amaçlıyor. Ama biz korkmuyoruz,” dedi.
Geçen yıl dünya şampiyonasında 50m, 100m ve 200m kurbağalamada altın madalya kazanan Qin, Paris Olimpiyatları’nda erkekler 100m kurbağalama finalini yedinci sırada tamamlamıştı.
Bu eleştiri, sıkı testlerin “Çin yüzme takımını bozduğunu” söyleyen ve Qin’in performansını “son iki yıldaki herhangi bir yarışmadaki en kötü performans” olarak nitelendiren eski Çin dalış şampiyonu Gao Min tarafından da yinelendi.
Çin’in şu anki madalya sayısı bir altın, iki gümüş ve iki bronz.
Tokyo’da 100 metrede gümüş madalya kazanan Çin’in “kelebek kraliçesi” Zhang Yufei, Paris’teki bronz madalya için gözyaşlarına boğuldu fakat doping testlerinin kendisi üzerinde büyük bir etkisi olmadığını söyledi.
Testler “biraz can sıkıcı” olsa da, Zhang Yufei asıl baskının hayal ettiğinden “çok daha büyük” olduğunu söyledi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









