Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Erdoğan Atina’da: Çözülemeyecek sorunumuz yok

Yayınlanma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, uzun süreli gerginlik döneminden sonra başlayan ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinde en önemli adımlardan birini Atina’da attı. İki lider görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamada yeni işbirliklerine işaret etti.

Erdoğan ve Miçotakis, her iki taraftan da çok sayıda bakanın katılımıyla düzenlenen 5. Türk-Yunan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) toplantısına katıldı. En son 2016’da İzmir’de yapılan konsey toplantısı, iki ülke arasında Doğu Akdeniz ve F-16 satışı başta olmak üzere yaşanan gerilimler nedeniyle 7 yıldır yapılamıyordu.

İkili ilişkiler 2022 sonundan itibaren yumuşama sürecine girdi. 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Yunanistan’ın dayanışma göstermesi yumuşama sürecini hızlandırdı. Erdoğan ve Miçotakis, önce Temmuz ayında NATO Zirvesi için bulundukları Litvanya’da, sonra da Eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için gittikleri New York’ta iki görüşme gerçekleştirdiler ve YDİK toplantısının altyapısını oluşturdular.

Toplantıdan sonra Erdoğan ve Miçotakis basına kapalı olarak görüştü. Görüşmeden sonra düzenlenen basın toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde mevcut olumlu ivmeyi daha da geliştirmek istediklerinin altını çizdi, “Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyimizin 5’inci toplantısını 7 yılın ardından bugün gerçekleştiriyor olmamız, bu niyetimizin bir göstergesidir. Bir sonraki toplantı için bu kadar ara vermeyeceğimizi ve yılda en az bir kez bu buluşmayı gerçekleştirmenin her iki ülke için de hayırlı olacağını düşünüyorum” dedi.

Erdoğan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu ve Başbakan Kiryakos Miçotakis ile faydalı görüşmeler yaptıklarını dile getirerek, “Sayın Başbakan ile görüşmemizde şu an itibarıyla yaklaşık 5 milyar dolar civarında olan ticaret hacmimizin 10 milyar dolara çıkarılmasında mutabık kaldık. İpsala-Kipi Sınır Kapısı’nda ikinci köprü inşası gibi ulaştırma projelerinin önemine işaret ettik” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Murat Kula / AA

“İlişkileri geliştirmek istiyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan gerek turizm gerek kültürel alanda ilişkileri geliştirmek istediklerini vurgulayarak, “Sayın Başbakan ile görüşmelerimizde Ege ve Doğu Akdeniz’deki tutumlarımız hakkında görüş alışverişinde bulunduk ve dışişleri bakanlarımızın bu konudaki çalışmaları, kararlı bir şekilde ele almalarını istedik. Mevcut sorunlarımızı yapıcı diyalog, iyi komşuluk ve uluslararası hukuk çerçevesinde müşterek çabalarla çözüme kavuşturmak samimi temennimizdir” diye konuştu.

Miçotakis ile terörle mücadele alanındaki işbirliğinin nasıl geliştirilebileceğini de ele aldıklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu minvalde beklentilerimizi bir kez daha dile getirdik. Özellikle Lavrion Kampı’nın kapatılmasını memnuniyetle karşıladık. Yunanistan’da teröristlere barınma imkânı sağlayan benzeri kampların oluşmaması için dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdim. Yunanistan’daki Türk azınlığı ve ülkemizdeki Rum azınlığı, beşeri ve kültürel zenginliğimizin yapı taşlarıdır. Azınlıkların huzur ve refahının artması, ilişkilerimizi olumlu yönde etkileyecektir. Batı Trakya Türk azınlığının durumunda uluslararası hukukun gerektirdiği iyileştirmelerin yapılması yönündeki beklentilerimizi ifade ettik. Kıbrıs meselesinin, adadaki gerçekler temelinde, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması, tüm bölgenin yararına olacaktır.”

“İki kardeş arasında dahi anlaşmazlıklar olurken…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan’ın aynı denizi, aynı coğrafyayı, aynı iklimi, hatta birçok alanda aynı kültürü paylaşan iki komşu ülke olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu: “İki kardeş arasında dahi anlaşmazlıklar olabilirken, iki komşu arasında görüş ayrılıklarının yaşanması gayet doğaldır. Mesele bunları çözme iradesidir. Biz, Ege’yi bir barış ve işbirliği denizi haline getirelim istiyoruz. Türkiye-Yunanistan olarak atacağımız ortak adımlarla tüm dünyaya örnek olalım arzusundayız. Açık söylüyorum, bizim aramızda çözülemeyecek hiçbir sorun yok. Yeter ki hüsnüniyetle hareket edelim, büyük resme odaklanalım, denizi geçip, derede boğulanlardan olmayalım. Değerli Kiryakos’un da bizimle aynı kanaati paylaştığını görmekten ayrıca büyük bir memnuniyet duyuyorum.”

“Beraber hareket etmek zorundayız”

İkili ilişkilerin tüm boyutlarının ele alındığı toplantı sonunda düzenlenen basın toplantısında her iki taraf mevcut sorunları yapıcı diyalogla ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturmak istediğini vurguladı.

Miçotakis, ise açıklamasında bu yıl iki ülkede de doğal afetlerin yaşandığını, geniş kapsamda ise çatışmalar ve savaşların ülkeler için birçok sorun teşkil ettiğini belirtti.

Doğu Akdeniz’de güvenlik ve barışı tehdit eden durumların yaşandığını hatırlatan Miçotakis, “İki ülkenin çok iyi bir şekilde bir arada, çok sakin bir ortamda ilişkilerini devam ettirmesi çok önemli. Her bir tarafın yaşadığı sorumlara çözüm yaratabilmek çok önem arz ediyor” diye konuştu.

Miçotakis, hem Yunanistan’da hem de Türkiye’de bu ortak yaklaşıma katılmayan birçok kesimin mevcut olduğunu vurgulayarak, “Ancak, sınırdaş olan iki ülke yan yana ve beraber hareket etmek zorundadır. İkimiz de daha sakin sularda, güzel bir esintiyle ilerleyen geminin kaptanı olarak güzel bir gelecek yaratmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Adalar için 7 günlük vize

Miçotakis ikili ticaret hacminin artırılmasını önemli bulduklarını ve hedeflerinin 10 milyar dolara olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Yunanistan’ın (Türkiye’nin) Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecini istikrarlı şekilde desteklemesine ilişkin ülkemiz Avrupa müktesebatı çerçevesinde (Türk vatandaşlarına) vize kolaylığı sağlanmasını destekliyor ki Türkiye’nin genç nesilleri, bilim insanları, iş insanları, öğrenciler Avrupa’yla daha yakın ilişkiler kurabilsin. Ayrıca Yunanistan Türk vatandaşlarının ve ailelerinin tüm yıl boyunca 7 gün 10 adamızı ziyaret edebilmeleri için imkân sağlanmasını AB Komisyonundan talep etti ve bunu sağladı.”

Görüşmelerde göç sorununun da ele alındığına işaret eden Miçotakis, iki ülkenin bu konudaki işbirliğini daha da artırabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Miçotakis, ortak basın toplantısının ardından ortak çalışma yemeğinde bir araya geldi.

Erdoğan, Atina’da Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropoulou’yla da görüştü. Fotoğraf: Emin Sansar / AA

İlişkilerin yol haritası

Görüşmenin ardından Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi yayınlandı. Ankara-Atina ilişkilerinde bundan sonra izlenecek yol haritasının siyasi temeli olarak düşünülen Bildirge, dostluk ve karşılıklı güven ortamında her iki toplumun yararı için ortaklaşa çalışmaya devam etme ihtiyacını vurgulandı. “İyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek amacıyla, her iki Tarafın da mevcut ve gelecekteki zorluklar karşısında birbirlerinin hukuki pozisyonlarına halel getirmeksizin dayanışma ruhunu geliştirecekleri” belirtildi.

Her iki tarafın da ilişkilere, ekonomik alanda iş birliğinin artırılması ve toplum düzeyinde bağların derinleştirilmesine katkıda bulunulması hedefiyle yaklaşacaklarını vurgulanan Bildirge’de tarafların şu hususlar üzerinde anlaşmaya vardıkları bildirildi:

Taraflar, aşağıda kayıtlı sütunlar temelinde devamlı, yapıcı ve anlamlı istişarelerde bulunmayı kabul ederler:

1- Taraflar, aşağıda kayıtlı sütunlar temelinde devamlı, yapıcı ve anlamlı istişarelerde bulunmayı kabul ederler:

(a) Siyasi Diyalog: – ortak ilgi alanlarına giren konular hakkında, – İstikşafi/İstişari görüşmeler;

(b) Geliştirilmiş Ortak Eylem Planı kapsamında, ticaret-ekonomi, turizm, ulaştırma, enerji, inovasyon, bilim ve teknoloji, tarım, çevre koruma, sosyal güvenlik ve sağlık, gençlik, eğitim, spor ve ortaklaşa kararlaştırılacak diğer alanlarda ortak çıkarlara yönelik adımları içeren, önemli ve somut çıktılar elde etmek, gündemi yapılandırılmış bir şekilde düzenlemek ve yeni maddelerle devamlı güncellemek amacıyla Pozitif Gündem;

(c) Yersiz gerginlik kaynaklarının ve bunlara ilişkin risklerin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunacak, askeri alandaki tedbirleri de içeren Güven Artırıcı Önlemler.

2) Taraflar, söz konusu Bildirge’nin lafzını ve ruhunu zayıflatacak, itibarsızlaştıracak veya bölgelerinde barış ve istikrarın muhafazasını tehlikeye atacak her türlü beyan, girişim veya eylemden sarfınazar etmeyi taahhüt ederler.

3) Taraflar, aralarında ortaya çıkan herhangi bir anlaşmazlığı, doğrudan istişare yoluyla veya Birleşmiş Milletler Şartı’nda öngörülen, ortaklaşa belirlenecek diğer yollarla dostane biçimde çözmek için gayret göstereceklerdir.

DİPLOMASİ

Suudi Arabistan Çin’le teknoloji anlaşmalarında taleplerini yükseltiyor

Yayınlanma

Financial Times’ın (FT) haberine göre, Suudi Arabistan, petro-dolar zenginliğini yerli teknoloji endüstrisini güçlendirmek için kullanırken, önde gelen Çinli teknoloji şirketlerinin büyük anlaşmalar karşılığında Körfez Krallığına yatırım yapmasını zorunlu kılıyor.

Alibaba ve SenseTime, son üç yıl içinde Suudi Arabistan ile ülkede ortak girişimler kurma karşılığında yüz milyonlarca dolar değerinde anlaşmalar yapan Çinli grupların başında geliyor.

Aralarında fon yöneticileri, teknoloji girişimcileri ve anlaşmalar üzerinde çalışan danışmanların da bulunduğu sektörden beş kişinin FT’ye aktardığına göre, Suudi yatırımcılar anlaşmaları finanse etmek için giderek daha katı şartlar uyguluyor.

Bazı durumlarda Çinli şirketler teknik uzmanlıklarını yeni Suudi ortaklarıyla paylaşmak zorunda kalıyor.

Yerel teknoloji şirketlerine Krallıktan nasıl para toplayacakları konusunda danışmanlık yapan Çinli bir danışman, “Şirketinizin ve mühendislerinizin kendi yeteneklerini eğitmesini istiyorlar,” dedi ve ekledi: “Bu da bazı koşullara bağlı.”

Krallığın ekonomisini geliştirmek ve petrolden uzaklaşmak için küresel teknoloji şirketlerine yönelmesi, yatırım ve yeni gelir kaynakları için Orta Doğu’ya yönelen Çinli teknoloji şirketlerinin finansman sıkıntısı ve zayıf iç satışlarıyla aynı döneme denk geldi.

Suudi stratejisi, Çin’deki yerel yönetimlerin on yıllar önce yabancı şirketlere yönelik taktiklerini yansıtıyor; yerel ekiplerin eğitimi ve yatırım karşılığında pazara erişim izni veriliyor.

Anlaşma hakkında bilgi sahibi iki kişinin FT’ye aktardığına göre, yapay zeka grubu SenseTime, Krallığın fütüristik megakent Neom’u inşa etmeye yönelik iddialı projesi için de bir sözleşme kazandı.

Bu gelişme, SenseTime’ın düşen hisse fiyatı ve temel iç gözetim işinden elde ettiği gelirlerdeki düşüşle mücadele ettiği bir dönemde gerçekleşti. SenseTime “Neom ile aktif olarak ilgilendiğini” söyledi.

Çinli otonom sürüş grubu Pony.ai, ekim ayında Neom Yatırım Fonu’ndan 100 milyon dolar topladı ve şirketin ülkede bölgesel araştırma ve geliştirme ve üretim merkezi kurması konusunda anlaşmaya varıldı.

Alibaba Cloud, 2022 yılında Saudi Telecom Group ile ortak bir girişim yoluyla Suudi pazarına girdi. 5G projelerinde Huawei ile de ortaklık kurdu ve teknoloji araştırmalarında “işbirliğini güçlendirme” sözü verdi.

Suudi Arabistan’ın Çinli teknoloji gruplarıyla yaptığı anlaşmalar, yatırımlarını korumak için tasarlanmış başka hükümlerle birlikte geliyor.

2022 yılında SenseTime, Orta Doğu’da yapay zeka çözümleri geliştirmek üzere bir ortak girişim oluşturmak için Krallığın egemen varlık fonu Kamu Yatırım Fonu’na ait Saudi Company for Artificial Intelligence’dan 207 milyon dolar topladı. SenseTime, ortaklığın “yerel genç yetenekleri güçlendirdiğini, bilgi aktardığını ve yapay zeka inovasyonlarını teşvik ettiğini” söyledi.

Anlaşma şartlarına göre, SenseTime halka açılamazsa veya yedi yıl sonra bir alıcı bulunamazsa SCAI’nin hisselerini satın almak zorunda kalacaktı.

Bazı Çinli yatırımcılar, yeni girişim fonları oluştururken Suudi mevkidaşlarının ancak yeni fonun yüzde 30’unun Krallıktaki projelere harcanması halinde yatırım yapacaklarını söyledi.

FT’ye konuşan üç Çinli fon yöneticisine göre bu önlemler on yıl önceki tutumla tezat oluşturuyor.

Orta Doğu’da bir fon oluşturmayı araştıran Çinli bir risk sermayedarı, “Eskiden, ismi ya da geçmişi olmayan Çinli risk sermayedarları boş bir çekle çekip giderlerdi,” dedi ve ekledi: “Artık bu çok daha zor.”

Sektörden birkaç kişi, Suudi Arabistan’ın yeni gelişen yapay zeka endüstrisini geliştirmek için yabancı teknoloji şirketlerine de başvurduğunu ve Silikon Vadisi ya da Shenzhen’den en iyi şirketler arasında “seçim yaptığını” söyledi.

Bir Yapay Zeka girişimcisi, ABD’li şirketlerin Washington’dan azar işitmekten ya da Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ı eleştiren içeriklerin çıkarılması için üretken YZ modellerinin sansürlenmesine yönelik siyasi taleplere boyun eğmekten korkarak Krallıkla çalışmaktan çekinebileceklerini söyledi.

Suudi Arabistan kasım ayında da Çin ile yaklaşık 7 milyar dolar değerinde bir yerel para birimi takas anlaşması imzaladı. Çin, geçen yıl 86 milyon ton yakıt satın alarak Suudi petrolünün en büyük müşterisi konumuna geldi ve gözlemciler Çin Halk Bankası verilerine dayanarak bunun bir kısmının renminbi olarak ödendiğini tahmin ediyor.

Asya Toplumu Politika Enstitüsü Çin Analiz Merkezi’nde araştırmacı olan Chris Vassallo, “Çin ve Suudi Arabistan arasındaki artan yatırım ilişkisinin gizli bir motivasyonu var” dedi ve şöyle devam etti: “Krallık belki de Çin’e petrol satışından elde ettiği büyük bir renminbi yığınının üzerinde oturuyor ve bunun kullanım alanları çok çeşitli değil. Bunun bir yolu Çin mal ve hizmetlerine harcama yapmaktır.”

Çinli girişimciler, Orta Doğu’ya akın eden Batılı rakipleri karşısında sözleşme ve yatırım kazanma konusunda bir başka avantaja sahip olabileceklerini söylüyor: değerli fikri mülkiyet haklarını devretmeye istekli olmak.

Çinli bir teknoloji şirketi ile Suudi bir karşı taraf arasındaki ortak girişimi finanse eden bir risk sermayesi yatırımcısı, FT’ye yaptığı açıklamada, “Çinli şirketler genellikle fikri mülkiyet transferine, bu konuda çok katı politikaları olan Avrupalı ve ABD’li şirketlerden daha açıktır” dedi.

Ancak teknoloji anlaşmaları konusunda iki ülke arasındaki evlilik, özellikle yapay zeka alanında Krallık için riskler taşıyor. Triolo, “Çinli araştırmacılarla işbirliğinin, buradaki projeleri desteklemek için gelişmiş çiplerin ihracatında bazı ABD kısıtlamalarına yol açabileceği endişesi var” dedi.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Vucic: Batı’nın baskısına rağmen Rusya’yı hedef alan yaptırımları reddetmeye devam edeceğiz

Yayınlanma

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandr Vucic, TASS Genel Müdürü Andrey Kondraşov’a verdiği özel mülakatta, Batı’nın muazzam baskısına rağmen Rusya karşıtı yaptırımların reddedilmesi konusundaki bağımsız politikalarını sürdürme niyetinde olduklarını vurguladı.

Vucic, “Ukrayna’daki çatışma başladığında, olayların nasıl gelişeceğini bilmediğimi söyledim. Daha sonra herkes gibi biz de çatışmayı devlet düzeyinde kınama kararı aldık ama tavrımızın [Rusya’ya karşı] yaptırım uygulamamak olduğunu söyledik. Bunu o zaman da söyledim, çünkü bize karşı yaptırım uygulandığında bunun nasıl bir his olduğunu kendi deneyimlerimizden biliyoruz. Dost uluslara sahibiz ve bunu yapmak Rusya halkına haksızlık olurdu,” dedi.

Aynı zamanda Vucic, “Ancak Sırplara bunu garanti edemeyeceğimi söyledim, zira tüm bu baskının gelecekte nasıl olacağını bilmiyorum. Bir ya da iki günlüğüne kahramanı oynayıp sonra kararımı değiştirmek istemedim. Fakat ‘bilmiyorum’ dediğimde, benim sözüm başkasının kesin sözünden daha değerlidir,” ifadelerini kullandı.

Askeri müdahalenin üzerinden iki yıl geçtiğini ve Sırbistan’ın Rusya’ya yaptırım uygulamayan tek Avrupa ülkesini olduğunu anımsatan Vucic, şöyle devam etti:

“Tüm Avrupa ülkelerinde çok sayıda dostunuz var ve hepsi de Rusya’ya karşı yaptırımlar uyguluyor. Bazıları yaptırımları uygulayanın merkezi otorite olduğunu ve buna karşı olduklarını söylüyor; bazıları da size karşı yaptırım uyguladıklarını ama başka konularda size yardım ettiklerini söylüyorlar. Küçük Sırbistan herhangi bir yaptırım uygulamayan tek ülkedir.”

Katıldığı her uluslararası etkinlikte ‘Rusya’ya karşı yaptırımların ana konu olduğunu’ dile getiren Sırbistan Cumhurbaşkanı, “Göğsümüzü dövdüğümüz yok ama gördüğünüz üzere cevabım gelecekte de aynı olacak, tavrımızı mümkün olduğunca uzun süre korumaya çalışacağız. Bunu halihazırda iki yıldır yapabiliyoruz. Bunu yapmaya devam edecek miyiz bilmiyorum ama umarım ederiz,” diye ekledi.

Ukrayna’da çatışmaların başlamasının ardından Vucic, ulusa sesleniş konuşmasında Sırbistan’ın Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediğini ama Rusya’ya karşı yaptırım uygulamayacağını ifade etmişti.

Konuşmasında, ülkesinin yabancı ortaklarla tüm askeri ve polis tatbikatlarını geçici olarak askıya aldığını duyuran Vucic, Sırbistan’ın Rusya ve Ukrayna’yı kardeş uluslar olarak gördüğünü ve Doğu Avrupa’da yaşanan olaylardan üzüntü duyduğunu, ayrıca Belgrad’ın Kiev’e insani yardım sağlamaya hazır olduğunu belirtmişti.

Sırbistan’dan Rusya yaptırımlarına katılma sinyali

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Lavrov, Latin Amerika turuna Küba’dan başladı

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Latin Amerika ülkelerini kapsayan ziyaretine Küba’da başladı ve burada Kübalı mevkidaşı Bruno Rodriguez ve Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ile görüşmelerde bulundu.

Lavrov’un ziyadet programı, Havana ziyaretlerinde her zaman olduğu gibi, Küba’nın İspanya’dan kurtuluş hareketinin lideri José Martí’nin Devrim Meydanı’ndaki anıtına çiçek bırakılmasıyla başladı. Bakan, Bağımsızlık Savaşı’nın ulusal kahramanına saygılarını sunduktan sonra Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez ile görüşmek üzere yola çıktı.

Lavrov, Kübalı mevkidaşıyla yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında “Küba bizim geleneksel ortağımız ve en önemli müttefikimizdir. Rusya-Küba siyasi diyaloğunun her düzeyde son derece yapıcı ve yoğun bir şekilde sürdürülmesinden memnunuz,” dedi.

Küba Dışişleri Bakanlığı da görüşmelerin sonuçlarını aynı tonda değerlendirerek “Görüşme, Küba ile Rusya arasındaki mükemmel ilişkilerin bir yansıması olan bu değişimler için geleneksel olan dostluk ve samimiyet atmosferinde gerçekleştirildi,” açıklamasını yaptı.

“Yeni toplantıdan ve Havana’yı bir kez daha ziyaret etme fırsatından dolayı son derece mutluyum,” diyen Lavrov, her iki tarafın da düzenli temaslardan ‘katma değer’ elde ettiğini belirtti ve bir sonraki toplantının bu yıl Rusya topraklarında yapılmasını umduğunu ifade etti.

“ABD’nin Küba’ya yönelik yasadışı ticari, iktisadi ve mali ablukasını güçlü bir şekilde kınayarak tutumumuzu teyit ettik,” değerlendirmesini yapan Lavrov, Moskova’nın ‘bu utanç verici uygulamaya derhal son verilmesinden ve Küba’nın ABD’nin sözde terörün devlet sponsorları listesinden çıkarılmasından’ yana olduğunu vurguladı.

Küba Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Bruno Rodriguez Rus mevkidaşına Küba tarafıyla dayanışma içinde olduğu için teşekkür etti.

Küba’ya 2024 yılında petrol tedariki için iki kredi

Öte yandan Lavrov, ülkesinin Küba’ya 2024 yılında petrol ve petrol ürünü alımı için iki kredi verdiğini duyurdu.

Bakan, “Son dönemde, ticari ve iktisadi işbirliğimizin yasal çerçevesi, Rus yatırımcıların Küba ekonomisine daha aktif bir şekilde yatırım yapmaları için ek teşviklerin oluşturulması da dâhil olmak üzere, önemli ölçüde güçlendirildi, tamamlandı ve geliştirildi. Yakıtla ilgili olarak, bu yıl iki özel kredi verildi,” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı, kredilerden birinin halihazırda verildiğini ve petrol ve petrol ürünü teslimatlarının gerçekleştiğini de ve ikinci kredi kapsamında teslimatlar devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Lavrov’un bir sonraki durağı Venezuela oldu

Bununla beraber Lavrov, Küba ziyaretini takiben Venezuela’ya geldi. TASS‘ın haberine göre Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Lavrov’un Venezuelalı mevkidaşı Ivan Gil Pinto ile görüşeceğini, ayrıca ülkenin Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve yardımcısı Delcy Rodriguez ile de bir araya gelmesinin beklendiğini bildirdi.

Zakharova’ya göre taraflar ikili stratejik ortaklığın mevcut durumunu ve gelişme perspektiflerini ele almayı planlıyor.

Bakan, Venezuela’daki temaslarında uluslararası ve bölgesel gündemdeki kilit konuların yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer çok taraflı platformlarda iki ülke arasındaki koordinasyon konularını da ele alacak.

Maduro, ülkesinin BRICS’e katılacağını açıkladı

Lavrov’un ziyareti öncesinde Venezolana de Televisión kanalına konuşan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ülkesinin yakın gelecekte BRICS’e katılacağını duyurdu.

Maduro, ‘savaşlar, müdahaleler, soykırım ve üstünlük kompleksi ile eski sömürgeci dünyanın yerini BRICS ile yeni bir dünyanın aldığına, bu dünyanın halihazırda var olduğuna ve geri döndürülemez olduğuna’ dikkat çekti.

Devlet Başkanı, “Yeni bir dünyanın ortaya çıkışı ve BRICS’in konsolidasyonu eğilimi geri döndürülemez ve Venezuela yakında BRICS’in bir parçası olacak,” diye ekledi.

Bunun yanı sıra Lavrov’a ziyaretinde önemli bir mesaj ileteceği vurgusunu yapan Maduro, Ukrayna’da ABD ve NATO tarafından başlatılan savaşı Rusya’nın kazandığını ve ülkenin ekonomik anlamda daha da güçlendiğini ifade etti.

“Bugün Rusya savaş alanında kazanıyor ve tüm Batılı ülkeleri yeniyor,” diyen Devlet Başkanı, ‘Batı ve NATO’nun Ukrayna’da başlattığı savaşın ahlak dışı olduğunu’ vurguladı.

Ayrıca Maduro, Rusya Devlet Başkanı Putin’in ‘mevcut durumu tam olarak kontrol ettiğine ve Ukrayna’nın barış görüşmelerine başlamasına izin verilmeyeceğini söylediğine’ inandığını ifade etti.

Maduro, “ABD ve NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürüttüğü savaş ABD açısından katlanılamaz hale geldi,” yorumunu yaparak ‘ekonomik açıdan Rusya’nın daha da güçlendiğine’ dikkat çekti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English