Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Erdoğan 13 yıl sonra Bağdat’ta: 2 Anlaşma 20’den fazla mutabakat zaptı imzalanması bekleniyor

Yayınlanma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 yıl aradan sonra bugün Irak’a gitti. Erdoğan’ın ziyaretinde, iki ülke arasındaki su krizi, petrol ihracatı, Kalkınma Yolu Projesi ve güvenlik konuları ele alınacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, günübirlik ziyareti kapsamında, Bağdat’ta Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid ve Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşecek. Erdoğan ile Sudani ortak basın toplantısı düzenleyecek, iki ülke arasında anlaşmalar imzalanacak. Erdoğan, temasları çerçevesinde daha sonra Erbil’e ziyaret gerçekleştirecek.

Ziyarette Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç da eşlik ediyor.

Irak Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Irak hükümet sözcüsü Basim el-Awadi Erdoğan’ın ziyaretinde, biri su dosyasını ilgilendiren iki stratejik anlaşma ve 20’den fazla mutabakat zaptı imzalanacağını söyledi.

Awadi, ziyarette gündeme gelecek konuların önceden üzerinde çalışılarak hazırlandığını açıkladı ve “Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Bağdat’ı en son 2011 yılında ziyaret etmiş olması nedeniyle bu ziyaret tarihi bir önem taşıyor” dedi ve ekledi: “Ziyaret, Irak-Türkiye ilişkilerinde daha önce görülmemiş bir şekilde önemli bir başlangıç noktası, Irak ve Türkiye arasındaki sorunların giderilmesinin başlangıcı olacak.”

Awadi ziyarette ele alınacak konularla ilgili şöyle konuştu: “Ziyaret sırasında büyük bir sürpriz yaşanacak, çünkü su dosyasıyla ilgili stratejik bir anlaşmanın imzalanmasına tanıklık edeceğiz. Başbakan ortak basın toplantısında, Irak halkına büyük bir sürpriz ve müjde niteliği taşıyan bu anlaşmanın detaylarını açıklayacak.”

“İkinci dosya ise Kalkınma Yolu Projesi. Bu projenin temellerini atmaya başlamak üzere dörtlü bir anlaşmanın imzalanmasına hazırlık amacıyla Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri Ulaştırma Bakanlarının da katılımıyla dörtlü görüşmelerin yapılma ihtimali var.”

Awadi, “Üçüncü dosya ekonomik ve ticari ilişkiler, dördüncüsü ise Türk tarafı için büyük bir endişe kaynağı olarak görülen ve son dönemde çok büyük düzenlemelerin yapıldığı, Irak ve Türkiye arasındaki ortak güvenlik komitelerinin sürekli çalıştığı, bir strateji ve çözümlerin geliştirildiği, özellikle PKK ile ilgili güvenlik dosyası olacak” dedi.

Petrol ihracatı sorununun çözülmesi bekleniyor

Uzmanlar, Irak’tan Türkiye’ye geçen yıl durdurulan ve Erbil-Bağdat arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yeniden başlatılamayan petrol ihracatı konusunun Erdoğan ziyaretiyle çözülebileceğini değerlendiriyor.

Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesinin Türkiye ile Irak arasındaki petrol ihracatı konusunda verdiği karar sonrası 25 Mart 2023’te Irak’tan Ceyhan Limanı’na petrol akışı durdu. Erbil ve Bağdat’ın petrol ihracatı konusunda henüz anlaşmaya varamaması nedeniyle Irak ekonomisinin bir yılda yaklaşık 14 milyar dolar zarar gördüğü tahmin ediliyor.

AA’ya konuşan Iraklı enerji uzmanları, Irak’tan Türkiye’ye petrol ihracatının yeniden başlatılmasının hem iki ülke için hem de Bağdat-Erbil ilişkileri için olumlu etkileri olacağını düşünüyor.
Enerji uzmanı Mazin es-Saad, “Irak ve Türkiye arasındaki olumlu hava bu konuyu (petrol sevkiyatı) birinci gündem maddesi yapabilir. Erdoğan’ın ziyaretinden iki ülke çıkarına hizmet edecek sonuçların çıkmasını umut ediyor ve bekliyoruz” diye konuştu.

Enerji uzmanı Hamza Cevahiri de Irak’ın Kerkük’ten Fişhabur’a giden petrol boru hattının onarımını tamamladığını ifade ederek, burada test amaçlı petrol sevkiyatının yapıldığını söyledi. Cevahiri, “Petrol sevkiyatının yeniden başlaması hem Irak hem de Türkiye için iyi olacak ve iki ülke de bunu memnuniyetle karşılar. Bu konuda bir sorun görünmüyor” ifadelerini kullandı.

Irak Enerji Merkezi Başkanı Fırat Musevi de Irak’ın günlük 350 bin varil petrol transfer etme kapasitesine sahip olan boru hattını onarmayı sürdürdüğünü ifade etti. “IKBY’den üretilen petrolün merkezi yönetimin denetimine girmesi lazım” diyen Musevi, “Bu da Irak’ın petrolü Türkiye’ye sevk etmesinde elini güçlendirecektir” yorumunda bulundu.

“Bağdat-Erbil müzakerelerine kapı açar”

Musevi, “Irak petrol boru hattının yeniden çalıştırılması Bağdat ve Erbil arasında müzakerelere büyük bir kapı açar” değerlendirmesinde bulunarak, şunları söyledi: “Sonuçta IKBY petrolünün sevkiyatı merkezi yönetimin bütçesinin faydasına olacak. Nitekim Federal Mahkeme, tüm petrolün SOMO aracılığıyla sevk edilmesine karar verdi. IKBY’den yeniden petrol satışı meselesi, Erdoğan’ın Irak ziyareti sırasında yapılacak müzakerelere bağlı olacak.”

Enerji uzmanı Rubin Semed de petrol ihracatının IKBY ekonomisi üzerinde ciddi etkisi olduğunu belirterek, petrol akışının durmasının bölgede çalışan çok sayıdaki petrol şirketleri için endişeye yol açtığını vurguladı.

Petrol ihracatının önünde petrol şirketleriyle yapılan anlaşmalar ve Irak ve IKBY’de petrolün çıkarılmasına ilişkin fiyatlandırmadaki farklılıklar gibi engeller olduğunu anlatan Semed, bunların kaldırılmasıyla birlikte ihracatın kolay bir şekilde yeniden başlayabileceğine işaret etti.
Semed, petrol akışının yeniden başlamasının bölgedeki petrol şirketlerinin faaliyetlerini motive edeceğini vurgulayarak, “Petrol arzının sürmesi ile bölge ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişki daha iyi bir noktaya gider. (IKBY’deki) Pazar ve ticarette de olumlu yansır” ifadelerini kullandı.

Enerji uzman Şehriyar Şeyhler, petrol ihracatının IKBY ekonomisinin bel kemiği olduğunu belirterek, Bağdat-Erbil arasındaki en büyük siyasi sorunun da petrol sorunu olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Petrol ihracatının durması nedeniyle 13 aydır bazı şirketlerin IKBY’yi terk ettiğini belirten Şeyhler, ihracatın yeniden başlamasının hem bu şirketler hem de bölgedeki yatırımlar için olumlu yansımaları olacağını kaydetti. Şeyhler, “Petrol ihracatının durmasıyla Kürdistan Bölgesi ekonomisi gün geçtikçe sekteye uğradı. Bana göre petrol arzının devam etmesi, ekonomiyle ilgili konulan planların uygulanmaya geçmesini de kolaylaştıracak” ifadelerini kullandı.

Petrol ihracatının başlamasıyla Erbil ve Bağdat arasındaki sorunlu konulardan olan IKBY memur maaşlarına ilişkin sorunun da çözülebileceği yorumunda bulunan Şeyhler, şunları söyledi: “(Erbil ve Bağdat arasındaki) Bazı sorunların da çözümüne katkı sağlayacak olan bu (petrol akışının yeniden başlaması) durum, Erbil-Bağdat’ın yakınlaşması ile Erbil-Türkiye arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin de daha çok gelişmesine imkan sağlayacak.”

Ortadoğu

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Yayınlanma

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.

ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.

The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.

Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.

Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.

Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.

Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.

Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.

Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor

Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.

Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.

Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.

Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.

İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.

Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.

Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.

Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.

Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.

Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.

Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English