Avrupa
Fico suikasti: Neler biliyoruz?

Dün Slovakya Başbakanı Robert Fico, ülkenin batısında bulunan Handlová kentindeki Kültür Evi’nin önünde yurttaşları ile selamlaşırken silahlı saldırıya uğradı.
Bölgede bulunan Denník N muhabiri Daniel Vražda olayı görmediğini, fakat yakınlarda olup birkaç el silah sesi duyduğunu söyledi. Vražda, daha sonra başbakanın güvenlik görevlileri tarafından yerden kaldırıldığını, bir arabaya bindirildiğini ve götürüldüğünü gördü.
Olay yerinde bulunan tanıklara göre, Fico kendisini karşılamak için orada bulunan insanlara doğru yürüdü ve bu sırada birkaç el ateş edildi. Mevcut bilgiler toplamda dört ila beş el ateş edildiğini ve ardından Fico’nun yere düştüğünü gösteriyor.
Başbakanın durumu hâlâ kritik
Ateş ettiği iddia edilen kişi olay yerinde derhal gözaltına alındı.
Olay hakkında açıklama yapan İçişleri Bakanı Matúš Šutaj Eštok, “Fail beş el ateş etti ve başbakanın durumu hâlâ kritik. Elde ettiğimiz ilk bilgiler saldırganın açık bir siyasi motivasyonu olduğunu ve (Başbakana saldırma) kararının cumhurbaşkanlığı seçimlerinden kısa bir süre sonra alındığını gösteriyor,” dedi.
Bakan, “anayasal temsilcilerin ve bazı medya kuruluşlarının yanı sıra hem koalisyon hem de muhalefetin siyasi temsilcilerinin korunmasının önümüzdeki birkaç gün içinde güçlendirileceğini” de sözlerine ekledi.
Fico yaklaşık 3,5 saat süren büyük bir ameliyat geçirdi. Savunma Bakanı Robert Kaliňák başbakanın durumunun “çok karmaşık” olduğunu söyledi.
Dennik N’de yer alan habere göre Kaliňák, “Bu travmayla başa çıkabilecek kadar güçlü olacağına inanıyoruz,” dedi.
Başbakan Yardımcısı Tomas Taraba ise perşembe sabahı BBC’ye yaptığı açıklamada “sanırım sonunda hayatta kalacak” dedi ve başbakanın “şu anda hayati tehlike altında olmadığını” sözlerine ekledi.
Tetikçi hakkındaki çelişkili iddialar
Slovak TV kanalı JOJ 24’ün ilk haberlerinde, saldırganın DÚHA (Gökkuşağı) Edebiyat Kulübü’nün kurucularından 71 yaşındaki Juraj Cintula olduğu iddia edildi.
Cintula 2016 yılına kadar edebiyat kulübünün başkanlığını yürüttü ve üç şiir kitabı yazdı. 2016 yılına kadar Levice’deki bir alışveriş merkezinde güvenlik görevlisi olarak çalışan Cintula, görev başındayken saldırıya uğradıktan sonra işten ayrıldı.
Aynı zamanda Slovak Yazarlar Birliği üyesi olan suikatçi, bir iddiaya göre 8 sene önce “Şiddete Karşı Hareket” isimli bir siyasi parti kurmak istemişti.
Bratislava’da Macarca yayınlanan bir gazetenin portalına göre Juraj Cintula, “Rusya yanlısı paramiliter grup” Slovenskí Branci’nin (SB) sampatizanıydı. Cintula’nın 2016 yılında düzenli olarak örgütün toplantılarına katıldığı fotoğraflar servis edildi. Suikastçinin paramiliter grubun Facebook sayfasında “yazar ve yayıncı” olarak listelendiği ve bazı yazılarının yayınlandığı, Macarca sitenin iddiaları arasında.
Fakat işler burada biraz karmaşıklaşıyor. Yazılanlara göre, Cintula yazılarında mültecileri ve Slovak devletini eleştiriyor gibi görünüyor. Grubun, 1938-1945 yılları arasında Birinci Slovak Cumhuriyeti olarak adlandırılan faşist kukla devletin başkanı Jozef Tiso’nun mezarı başında üniformalı anma törenleri düzenlemesi ise ciddi bir çelişki olarak göze çarpıyor, zira SB, kendisini nazizme ve faşizme karşı bir örgüt olarak konumlandırıyor.
Új Szó haber portalı ise Markíza televizyon kanalına atıfta bulunarak, Cintula’nın gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra, “hükümetin politikasına katılmadığı için suikastı bir aydır planladığını” söylediğini bildirdi.
Markíza’nın yayınladığı videoda zanlı, “Hükümetin politikalarına katılmıyorum. Medya neden hedef alınıyor? RTVS [Slovak devlet televizyonu] neden saldırı altında? [Yüksek Mahkeme Başkanı Ján] Mazák neden görevinden alındı?” diyor.
Fico suikast mi bekliyordu?
Öte yandan Fico bir ay önce sosyal medyada, “ilerici medyanın” kendisini ve hükümetini nasıl vuracağından bahsettiği bir video yayınladı. Video Avusturya gazetesi Der Standard tarafından sızdırıldı.
O dönemdeki siyasi mücadelenin bir parçası olan videoda başbakan, hükümet yetkililerine karşı şiddete yol açabileceğine inandığı “ilerici medyanın” metinlerini eleştiriyordu.
Fico, “Denník N. Smečko veya Aktualita tarafından bu kadar yoğun bir şekilde derinleştirilen bu hayal kırıklığının, hükümetin önde gelen siyasetçilerinden birinin suikastına kadar tırmanmasını bekliyorum ve bir milimetre bile abartmıyorum,” diyordu.
İçişleri Bakanı Eštok’un cumhurbaşkanlığı seçimlerine işaret etmiş olması da önemli. Geçen mart ve nisan aylarında, Slovakya’nın Batı yanlısı eski dışişleri bakanı Ivan Korčok ile iktidardaki Hlas partisinin lideri Peter Pellegrini cumhurbaşkanlığı için yarışmıştı. Son turdaki yarışı Pellegrini kazanmıştı. Pellegrini, başka bir NATO üyesi ülkenin Rusya tarafından saldırıya uğraması halinde, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. Maddesi gereğince Slovak Silahlı Kuvvetlerinin bu üye ülkeye yardım için gönderilmesine karşı çıkacağını belirterek dikkatleri üzerine çekmişti.
Bazı yorumcular ise Slovakya’daki siyasi atmosferin son yıllarda özellikle sert olduğuna işaret etti. 2018 yılında araştırmacı gazeteci Ján Kuciak ve nişanlısı Martina Kušnírová’nın öldürülmesi Slovakya’nın modern tarihindeki en büyük protestolardan birine yol açmış ve o dönem de başbakan olan Fico’yu istifaya zorlamıştı.
Kuciak, üst düzey Slovak siyasetçilerle bağlantıları olan bazı işadamlarının vergi yolsuzluklarını soruşturuyordu.
Slovakya Meclis Başkan Yardımcısı ve Fico’nun partisi Smer’in Başkan Yardımcısı Lubos Blaha ise “liberal medya”yı suçlayarak, “Smer adına bugün Handlová’da yaşananları şiddetle kınıyor ve aynı zamanda geçmiş yıllarda burada yaptıklarınızdan dolayı büyük bir tiksinti duyduğumu ifade etmek istiyorum. Siz, liberal medya ve siyasi muhalefet. Robert Fico’ya karşı ne kadar nefret yaydınız,” dedi.
Fico’nun Ukrayna savaşı konusundaki tutumu Batıyı mutsuz ediyordu
Pellegrini’nin sözleri, Başbakan Fico’nun ve partisinin görüşleri ile yakın ilişkili.
Pellegrini, Slovakya’nın AB ve NATO’ya bağlı kalmasının önemli olduğunu iddia ediyor fakat tıpkı Fico gibi, Ukrayna’ya askeri yardım göndermeyi reddediyor.
Geçen ocak ayında verdiği bir demeçte Fico, komşu Ukrayna’nın ‘egemen bir ulus’ olmadığını, ABD’nin ‘mutlak kontrolü altında’ olduğunu söylemişti.
Ukrayna’ya askeri yardıma karşı olan ve Rusya’ya yönelik yaptırımlara karşı çıkan lider, Ukrayna’nın NATO’ya katılmasını istemediğini de yinelemişti.
Fico ayrıca Ukrayna’yı ‘dünyanın en yozlaşmış ülkelerinden biri’ olmakla suçlamış ve “Size gönderilen yardımın ne kadarının bir yerlerde kaybolduğunu yalnızca Tanrı bilir,” diye eklemişti.
Mevcut çatışmaya askeri bir çözüm olmadığını savunan Fico, Ukrayna’nın topraklarının bir kısmından vazgeçmek zorunda kalacağını savunmuştu.
Her iki taraf için de ‘çok acı verici’ olacak bir tür uzlaşmayı destekleyen Slovak lider, “Peki ne bekliyorlar? Rusların ayrılacağını mı? Bu gerçekçi değil,” iddiasında bulunmuştu.
Seçim zaferinden hemen sonra Kiev’e askeri yardımı kesen Fico, bununla birlikte AB zirvesinde Brüksel’in Kiev’e yardımının önüne taş koymamış ve uzlaşma sağlanmıştı.
Son olarak Fico, Slovakya’nın Kiev’e sadece insani yardım sağlayacağını ve mayın temizleme makineleri tedarik etme olasılığını da değerlendirdiğini açıklamıştı.
Başbakan, ülkesinin Ukraynalı askerlerin eğitimi konusunda Ukrayna’ya yardımcı olacağını da bildirmişti.
Fico, Macar lider Viktor Orban ile birlikte Orta Avrupa’da AB ve ABD yanlısı politikalara karşı bir ‘çıkıntı’ olarak görülüyordu.
Suikast, Avrupa’yı “şok etti”
Eylül 2023’te dördüncü kez Slovakya Başbakanlığı görevine gelen Fico, “Rusya yanlısı tutumu”nun yanı sıra, medya ve STK’lara yönelik düzenlemeleri ve hükümetinin geçirmeye çalıştığı yasalar nedeniyle Avrupa Komisyonu başta olmak üzere Batılı ülkelerin eleştirilerine maruz kalıyordu.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen suikastin ardından saldırıyı kınadı ve “Bu tür şiddet eylemlerinin toplumumuzda yeri yoktur ve en değerli ortak varlığımız olan demokrasiye zarar vermektedir,” dedi.
Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel de X’te yaptığı açıklamada “haberler karşısında şoke olduğunu” söyledi ve “Hiçbir şey şiddeti ya da bu tür saldırıları haklı gösteremez. Düşüncelerim başbakan ve ailesiyle birlikte,” dedi.
Komşu Çekya’nın Batı yanlısı Başbakanı Petr Fiala olaydan kısa bir süre sonra X internet sitesinde bir açıklama yayınladı ve haberi “şok edici” olarak nitelendirdi.
Aralarında Fico’nun Macar mevkidaşı Viktor Orban’ın da bulunduğu diğer Avrupalı liderler de silahlı saldırı karşısında “şok olduklarını” ifade ederek siyasi şiddeti kınayıp Fico’ya acil şifalar dilerken, Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis “temel AB değerlerimizi tehdit eden” bu “aşırılıkçı eylemi” kınadı.
Almanya Şansölyesi Olaf Scholz “korkakça” bir suikast girişimini kınadı ve şiddetin Avrupa siyasetinde yeri olmaması gerektiğini vurguladı.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de “korkakça” olarak nitelendirdiği saldırı haberini öğrendiğinde “şoke olduğunu” açıkladı ve her türlü şiddeti demokrasi ve özgürlüğün temel ilkelerine yapılan saldırılar olarak kınadı.
İspanya Başbakanı ve Sosyal Demokrat Pedro Sánchez de öfkesini dile getirerek hiçbir şeyin şiddeti haklı gösteremeyeceğini söyledi.
Bulgaristan’da Cumhurbaşkanı Rumen Radev ve eski başbakan ve ülkenin en büyük partisi GERB’in lideri Boyko Borissov şiddeti şiddetle kınarken, “Rusya yanlısı” olarak lanse edilen Vazrajdane partisinin lideri Kostadin Kostadinov, Fico’yu kimin öldürmek isteyeceği sorusunu gündeme getirdi ve “Bu durumda her normal Avrupalı kendisine iki soru sormalıdır: Slovak siyasetçinin ölümünde kimin çıkarı var? Sıradaki kim olacak?” diye sordu.
Kostadinov ayrıca Fico’nun Ukrayna’ya askeri yardım sağlanmasına, Ukrayna’nın NATO’ya katılmasına ve Ukrayna’daki askeri çatışmanın tırmanmasına karşı olduğunu defalarca dile getirdiğini hatırlattı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy saldırıyı kınayarak “şiddetin hiçbir ülkede, biçimde ya da alanda norm haline gelmemesi” için çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, “Slovak Cumhuriyeti Başbakanı Robert Fico’nun hayatına kast edilmesini öfkeyle öğrendim. Bu iğrenç suçun hiçbir haklı gerekçesi olamaz,” açıklamasını yaptı ve Fico’ya en içten desteklerini acil şifa dileklerini iletti.
Avrupa
Budapeşte’nin 17 aylık Ukrayna müzakeresi vetosu kalkıyor

Financial Times gazetesinin haberine göre, Macaristan’ın Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerine yönelik 17 aydır uyguladığı yasağı kaldırma kararı AB içinde “hız trenine” benzetildi. Budapeşte, ülkedeki Macar azınlığın haklarının güvence altına alınması şartıyla Kiev ile diyaloğun başlamasını onaylamaya hazır olduğunu bildirdi.
Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre Macaristan, Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinin büyükelçilerinin dünkü toplantısının sonunda tutumunu ani bir şekilde değiştirdi ve bu durum, 11 gün sonra gerçekleşmesi beklenen ilk faslın açılması için gerekli teknik süreçlerin hızlanmasına yol açtı.
Kaynaklara dayandırılan habere göre, Macaristan’ın Ukrayna’nın AB üyeliğine ilişkin müzakere sürecinin başlamasına yönelik 17 aydır uyguladığı yasağı kaldırma kararı, Avrupa Birliği’nde bir hız trenine benzetildi.
Müzakerelere katılan bir Avrupalı diplomat gazeteye yaptığı açıklamada, “O kadar uzun süre bekledik ki, işte hikaye bir hız trenindeki gibi gelişiyor” ifadelerini kullandı.
Budapeşte, Ukrayna topraklarındaki Macar azınlığa genişletilmiş haklar tanınması şartıyla Kiev ile diyaloğun başlamasını onaylamaya hazır olduğunu ifade etti.
Söz konusu haklar, ek dil, eğitim ve kültür garantilerinin elde edilmesini kapsıyor. Bu garantilerin tartışılması son haftalarda AB temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti.
Bununla birlikte Macar yönetimi, birliğe kabul edilmede standart prosedürlere uyulması konusundaki ısrarını sürdürüyor. 28 Mayıs’ta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmede Peter Magyar, Budapeşte’nin Ukrayna’ya silah ve askeri teçhizat tedarik etme niyetinde olmadığını bildirdi ve Kiev’in diğer adaylarla aynı gereksinimleri karşılaması gerektiğini düşünerek Avrupa Birliği’ne hızlandırılmış katılımına karşı çıktığını açıkladı.
Macaristan Başbakanı Peter Magyar 3 Haziran sabahı yaptığı açıklamada, Budapeşte’nin Kiev ile Transkarpatya’daki Macar azınlığın haklarının geri verilmesi konusunda bir anlaşmaya vardığını ve bunun Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin başlamasının yolunu açabileceğini belirtti.
Başbakan Magyar: Macaristan hiçbir yasa dışı göçmeni kabul etmeyecek
Politico gazetesi 2 Haziran’da, Macar makamlarının Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım başvurusunu veto etmeyeceklerinin sinyalini verdiğini yazdı. Mayıs ayında Magyar, Transkarpatya Macarlarının haklarının iade edilmesi de dahil olmak üzere Budapeşte’nin 11 talebinin tamamının Kiev tarafından yerine getirilmesinin, Macaristan’ın Ukrayna’nın AB’ye entegrasyonuna başlamasını onaylaması için zorunlu bir koşul olduğunu söylemişti.
Önceki Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise Ukrayna’nın AB üyeliğine karşı çıkarak ülkenin entegrasyona hazır olmadığını ve Kiev’in bloğa katılımının savaşa yol açacağını kaydetmişti.
Haziran 2024’te Lüksemburg’da Ukrayna’nın AB’ye katılımına ilişkin müzakereler resmi olarak başladı. Ancak Kiev o tarihten bu yana hiçbir fasla ilişkin müzakereleri tamamlamadı; bu fasıllardan her birinin açılması veya kapatılması, 27 AB üyesi ülkenin tamamının oybirliğiyle onaylamasını gerektiriyor.
Avrupa
Alman istihbaratı, öğrencileri “aşırı sol”dan korumak için önlem almak istiyor

Alman iç istihbarat kurumu okulları “solcu aşırılıkçılar tarafından ‘Askerlik Karşıtı Okul Grevi’ kampanyasının sürekli olarak araçsallaştırılması” konusunda uyardı.
Federal Anayasa Koruma Teşkilatı (BfV) aynı başlıklı mektubu Brandenburg Eğitim Bakanlığına gönderdi ve mektup junge Welt (jW) tarafından elde edildi.
BfV’nin mektubu daha sonra bakanlık tarafından Elbe ve Oder nehirleri arasındaki onlarca ortaokula iletildi.
Bir basın sözcüsü jW’ye, bakanlığın “diğer makamlardan gelen okullarla ilgili bilgileri iletmekle yükümlü olduğunu” söyledi.
Okul yöneticilerinin “çocukları ve gençleri korumak amacıyla yerel duruma özel değerlendirmeler yapabilmesi” gerektiğini savunan bakanlık, bunun “siyasi bir duruş anlamına gelmediğini” ileri sürdü.
Mektupta BfV, Almanya Marksist-Leninist Partisi’nin (MLPD), Alman Komünist Partisi’nin (DKP) gençlik örgütü olan SDAJ’ın ve Türkiye kökenli MLKP’nin gençlik örgütünün katılımına karşı açıkça uyarıyor.
BfV’ye göre bu tür “dogmatik aşırı solculuk”, orak ve çekiç rozetleri veya kırmızı atkılarla tanınabilir.
Askerlik karşıtı harekete yönelik komünist “sızma”nın kanıtı olarak, CDU’ya bağlı Schüler-Union’un bu harekete ilişkin “algısı”na dair bir makale alıntılanıyor.
Son olarak, istihbarat servisi, Brandenburg Eyalet Güvenlik Yasası’nın 14(1) maddesi uyarınca okul yöneticilerinden öğrencilerini gözetleme konusunda işbirliği yapmalarını istiyor.
Bu hüküm, devlet kurumlarının “kendi inisiyatifleriyle”, “güvenliği tehdit eden” veya devlet karşıtı faaliyetlerden haberdar olmaları halinde istihbarat servisine bilgi vermelerini gerektirir.
Brandenburg Anayasa Koruma Teşkilatı Başkanı Wilfried Peters, Berlin İdare Mahkemesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde de anti-komünist inançlarını zaten ortaya koymuştu.
Orada, junge Welt gazetesinin Temmuz 2024’te Anayasa Koruma Teşkilatı raporunda kendisinden bahsedilmesine karşı açtığı davayı, gazetenin Lenin’e olumlu atıfta bulunmasını da gerekçe göstererek reddetmişti.
Peters, Lenin’in “FDGO’ya [Liberal Demokratik Temel Düzen] en şiddetli şekilde karşı koyduğunu” savunmuştu.
Okul Grevi İttifakı istihbarat teşkilatının “aşırılık” suçlamasını kesin bir dille reddetti.
İttifak sözcüsü jW’ye verdiği demeçte, “Aşırı olan tek bir şey var, o da federal hükümetin planları” dedi.
Sözcü, “askerlik ve militarizasyon yoluyla yeni bir savaş hazırlanırken” devletin “öncelikle bu savaşa karşı çıkan örgütlere yöneldiğini” eleştirdi.
Grev ittifakının hedefleri “yeni askere almayı engellemek ve militarizasyona son vermek” olarak ilan ediliyor. Sözcüye göre ittifak, “bu hedefleri samimi bir şekilde destekleyen” herkesle işbirliği yapacak ve yeni bir dünya savaşına karşı “her zaman en kararlı şekilde direnen güçler liberaller ya da sosyal demokratlar değil, komünistler.”
Okul grev ittifakı, kendilerini sindiremeyeceklerini vurguladı. Hedef, “savaş hazırlıklarına son vermek” olmaya devam ediyor.
Bu amaçla, hükümetin 15 Haziran ve civarında aktif ve eski Bundeswehr askerlerinin “başarılarını” kamuoyuna duyurmayı amaçladığı “Ulusal Gaziler Günü”ne karşı bir eylem haftası planlanıyor.
Avrupa
Macaristan Başbakanı Magyar: Rusya ile ilişkilerde 20 yıl önceki zemine dönüşmeli

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Rusya ile ekonomik ilişkilerin normalleşmesi ve 20 yıl önceki işbirliği zeminine dönülmesi gerektiğini belirtti. Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelen Magyar, Rusya’nın Avrupa için güvenlik tehdidi oluşturduğunu iddia ederken enerji bağımlılığı ve Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliği konularında ülkesinin şartlarını açıkladı.
Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris’te gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamalarda, Avrupa ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin normalleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Le Monde gazetesine mülakat veren Magyar, “Uzun vadede, Rusya ile ekonomik açıdan oldukça başarılı bir şekilde işbirliği yapılabildiği yirmi yıl önceki duruma geri dönmeye çalışmak önemlidir” ifadesini kullandı.
Macar Başbakan, bu beklentisine karşın mevcut durumda Rusya’nın Avrupa için bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu da iddia etti.
Üç hafta önce Viktor Orban’ın yerine hükümet başkanlığı görevini devralan Magyar, Batı Avrupalı ortaklarla ilişkileri güçlendirmek amacıyla 3 Haziran günü Paris’i ziyaret etti. Ziyaretinin amacına değinen Magyar, “Viktor Orban’ın on altı yıllık iktidarının ardından Macaristan-Fransa ilişkilerinde yeni bir sayfa açma zamanı geldi. Paris’e gelişimin amacı tam olarak budur” dedi.
Macaristan Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u, 1956 Macar Devrimi’nin 70’inci yıl dönümünün anılacağı 23 Ekim tarihinde Budapeşte’ye davet ettiğini açıkladı.
Vladimir Putin iktidardayken Rusya ile ilişkilerin normalleşmesinin mümkün olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Magyar, “Bu gerçekleştiğinde belki ne ben ne de Sayın Putin görevlerimizde olacağız” dedi.
Macaristan’ın Rusya’ya olan enerji bağımlılığına da değinen Başbakan, “Coğrafyayı değiştirmek çok zordur” diyerek ülkenin tedarik yollarını çeşitlendirmeye çalışacağını ancak Rus enerji kaynaklarından tamamen vazgeçmenin mümkün olmadığını belirtti.
Magyar, “Barış geldiğinde, özellikle enerji alanında hiç kimse yeni bir soğuk savaşla ilgilenmeyecektir. Bu durum ne Avrupa’nın ne de Moskova’nın çıkarınadır” diye ekledi.
Magyar ayrıca, Macaristan’ın Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin başlamasını ancak bu ülkedeki Macar azınlığın haklarının iade edilmesinden sonra destekleyeceğini açıkladı.
Macaristan Başbakanı, “Tek bir şartın yerine getirilmesi gerekiyor: Ukrayna’daki Macar azınlık temel haklarına yeniden kavuşmalıdır. Ukrayna bunu taahhüt ettiği an Macaristan müzakerelerin başlamasına engel olmayacaktır” dedi ve tarafların uzmanlar düzeyinde bir anlaşmaya yakın olduğunu sözlerine ekledi.
Magyar, Avrupa Birliği fonlarından dondurulan 16 milyar avronun alınabilmesi için reformları içeren yeni eylem planının önümüzdeki iki hafta içinde sunulacağını da bildirdi.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu










