Bizi Takip Edin

Asya

Filipinler’de ABD ile ortak tatbikat protesto edildi

Yayınlanma

ABD ve Filipinler’in 17 bin 600’den fazla askerin katılımıyla düzenlediği bu zamana kadarki en büyük Balikatan savaş tatbikatı protestolarla karşılandı.

Başkent Manila’daki ABD Büyükelçiliğinin önünde düzenlenen protestoda, göstericiler ‘ABD birlikleri Filipinler’den defol’, ‘emperyalist ABD 1 numaralı terörist’, ‘ABD savaş makinası’ yazılı pankartlar taşıdı. Elçiliğin duvarına kırmızı boya atıldı.

Gösterilerde üniversite öğrencisi 2 genç gözaltına alındı.

Ayrıca eş zamanlı olarak Filipinler ordusunun karargahı Camp Aguinaldo önünde de protesto gerçekleştirildi. Karargah önündeki eylemde ABD bayrağı yakıldı.

Eylemciler tarafından yapılan açıklamada, ülkede yabancı birliklerin varlığının, halkın emniyeti, güvenliği ve refahı için ciddi bir tehdit oluşturduğu, bu tatbikatların çevre tahribatına, yerli halkların ve köylülerin yerinden edilmesine, kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel istismara ve sömürüye, yargısız infazlara, işkenceye, tacize ve aktivistlerin ve eleştirmenlerin sindirilmesine yol açtığı belirtildi.

New York’ta da protesto düzenlendi

Diğer yandan ABD’de de tatbikata ve Filipinler’deki ABD varlığına karşı protestolar düzenlendi. 60’tan fazla Filipinli ve savaş karşıtı kitle örgütleri New York City’deki Times Meydanı’nda miting yaptı.

Yeni Vatansever İttifak’ın (BAYAN) ABD’deki Genel Sekreteri Nina Macapinlac, miting konuşmasında “ABD ordusu Filipinlilerin geçim kaynaklarını ve topraklarını korumak yerine Çin’i kuşatıp sindirmeyi ve Asya Pasifik’teki ABD hegemonyasını güçlendirmeyi hedefliyor” dedi.

Miting’de, ‘ABD elini Filipinler’den çek’, ‘New York’tan Filipinler’e savaş makinası ABD’yi durdurun’, ‘Filipinler bizim. ABD ülkemizden defol!’ yazılı pankartlar taşındı.

Çiftçiler ve balıkçılar endişeli

İklim örgütleri de, askeri tatbikatların çiftçilerin ve balıkçıların geçim kaynaklarını nasıl etkileyeceği konusunda alarma geçti.

İklim örgütünün genel sekreteri Clarice Palce konuyla ilgili açıklamasında, ülke çapında gerçek atışlı tatbikatlar (LFX) yapıldığını bildirildi.

Place, “Çoğu çiftçi olan bölge sakinleri evlerini terk etmekten korkuyor ve LFX’ler, insanların hareketliliği konusunda ve geçim kaynaklarını güvenli bir şekilde arama becerileri konusunda bir endişe kaynağı oldu” dedi.

Bir balıkçı grubu da, Luzon bölgesinde bulunan Zambales şehrinin en az beş kasabasında düzenlenen askeri tatbikatlar sırasında uygulanan bölge politikasını eleştirdi, tatbikatların şubat ayından mayıs ayına kadar en yoğun balıkçılık mevsimine denk geldiğini ve bölge halkını olumsuz etkilediğini vurguladı.

Palawan 2. Bölge Temsilcisi Jose Alvarez ise, bu “rahatsızlığın geçici olduğunu” savundu.

Balikatan tatbikatının Palawan topluluklarındaki balıkçıların geçim kaynakları üzerinde bir etkisinin olup olmadığı sorusuna Alvarez, “Denizde canlı atış varsa bu doğrudur. Ancak denizde bu canlı atıştan önce elbette balıkçılar için yeterli uyarı var ve bu gece yapılmaz, gündüz yapılır” yanıtını verdi.

Alvarez’den farklı düşünen Pamalakaya’nın Luzon bölümünün başkan yardımcısı Bobby Roldan ise, “Filipinliler, balıkçılık sahalarımızda canlı ateş tatbikatları eşliğinde savaş oyunları düzenleyen yabancı güçlere yalnızca bir güvenlik battaniyesi sağlamak için geçim kaynaklarından çıkarılmayı hak etmiyor” ifadesini kullandı.

İlk kez canlı atış yapılacak

Bu yılki Balikatan’da ilk kez katılımcılar Ukrayna’nın da kullandığı, Patriot füzeleri ve Avengers hava savunma sistemleri ile gerçek atışlı tatbikat gerçekleştirecekler.

Filipinli ve Amerikan birlikleri, denizde canlı ateş tatbikatında, Güney Çin Denizi’nin Manila’nın münhasır ekonomik bölgesi içinde yer alan bir bölümünde, Zambales eyaleti açıklarındaki sularda 60 metre uzunluğundaki sahte bir düşman gemisini hedef alıp batıracak. Pekin ve Manila’nın yanı sıra diğer Güneydoğu Asya ülkeleri ve Tayvan’ın stratejik su yolunda örtüşen iddiaları mevcut.

Filipin Senatosu Dışişleri Komitesi Başkanı ve aynı zamanda Devlet Başkanı Ferdinand Marcos’un kız kardeşi olan Senatör Maria Imelda Marcos, savunma yetkilileriyle yaptığı bir görüşmede, “Beyler, Tayvan ile olan mücadelemiz nedir? Tayvan ile savaşımız nedir? Anlamıyorum, neden tüm askeri tatbikatları Tayvan’dan bir taş atımı uzaklıkta… Luzon’da yapıyoruz?” diye sormuştu.

Balikatan tatbikatları

Filipinler ve ABD, Tayvan üzerinden Çin’le süren gerginliğin ortasında, şimdiye kadarki en büyük ortak askeri tatbikatlarını başlattılar.

Filipinler ve ABD arasında 1951’de imzalanan Karşılıklı Savunma Anlaşması çerçevesinde ilk kez 1991’de yapılan Balikatan (omuz omuza) tatbikatı, her yıl rutin olarak düzenleniyor. Bu yılki asker sayısı ise geçen yılın neredeyse iki katı.

11-28 Nisan tarihleri ​​arasında yapılacak tatbikata 12.000’i ABD’den olmak üzere her iki taraftan toplam 17.600 asker katılıyor.

Filipin ordusunun eğitim merkezi direktörü ve tatbikatın sözcüsü Albay Michael Logico, bunun “bu zamana kadarki en büyük tatbikat” olduğunu söyledi.

Logico, Avustralya savunma kuvvetlerinden yaklaşık 111 askerin de katılacağını, ancak onların katılımının “daha küçük kara tabanlı tatbikatlarla” sınırlı olacağını kaydetti.

Daha önce, iki ülke arasındaki en büyük ortak tatbikat 11.000’den fazla askerin katıldığı 2015 yılında gerçekleştirilmişti.

Balikatan tatbikatları, Güney Çin Denizi yakınlarındaki Palawan da dahil olmak üzere birçok eyalette gerçekleştirilecek. İki ülke, Palawan adasına amfibi çıkarma yapacak. Filipin ve ABD donanmasına ait firkateynler, Manila’nın kuzeyindeki Zambales eyaleti açıklarındaki sulardan Güney Çin Denizi’ne doğru silahlarını ilk kez ateşleyecek.

Çin’in hedef alınması Filipinler kamuoyunda endişe yarattı

Daha geniş çaplı tatbikatlar, Filipinler’in geçen ay ABD’nin ülkedeki askeri üslere erişimini genişletme kararının ardından geldi.

Halihazırda, Amerikan üslerinin ve birliklerinin artmasıyla Çin’le bir çatışmaya girme konusunda kaygılı olan ülke kamuoyu, bu son tatbikatın boyutu ile daha da endişelendi.

Devlet Başkanı Ferdinan Marcos ise, kamuoyunu sakinleştirmek için, “Filipinler, üslerin saldırı eyleminde kullanılmasına izin vermeyecek. Üsler, yalnızca Filipinler’in yardıma ihtiyacı varsa yardım etmek içindir,” açıklamasını yaptı.

Dört üsten üçü, Tayvan’a bakan iki bölge de dahil olmak üzere Filipinler’in ana ve en kuzeyindeki Luzon adasında bulunuyor. Palawan eyaletindeki dördüncü bölge, son yıllarda Çin ile Filipinler arasındaki bölgesel gerilimin yüksek olduğu Güney Çin Denizi’ne bakıyor.

Askeri uzmanlara göre, ABD genişletilmiş bu tatbikat ile Filipinler üzerinden Çin’i hedef alıyor. ABD ordusu, Filipinler’deki Luzon ve Palawan adaları gibi yerlerden Tayvan adasının güneyindeki Bashi Kanalı’nı ve Güney Çin Denizi’ndeki Nansha Adalarını hedef alabilir. Filipinler, Washington’un Hint-Pasifik’te Çin’i çevreleme ve Güney Çin Denizi’ndeki etkisini kırma planları bağlamında önemli bir üs olarak öne çıkıyor.

Asya

Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Yayınlanma

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.

Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.

Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.

Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.

Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.

Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.

Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.

Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.

Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.

Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü

Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.

O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.

Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.

Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.

Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.

Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.

Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor

Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.

Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.

Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.

Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.

Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.

Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.

Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.

Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor

Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.

Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.

Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.

Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.

Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.

Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.

Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.

Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.

Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.

Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Yayınlanma

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.

South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.

Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.

Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.

Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.

Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.

Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı

Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.

Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.

Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.

New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.

Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.

Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English