Diplomasi
Financial Times: İran, nükleer silah teknolojisi için Rusya’nın kapısını çaldı

Financial Times’ın ele geçirdiği belgelere dayanan araştırmasına göre, İran’ın nükleer bomba programıyla bağlantılı bilim insanları geçen yıl Rusya’yı gizlice ziyaret etti. Heyetin radarında, nükleer bomba denemelerinde kullanılan çift amaçlı teknoloji ve bomba gücünü artıran trityum izotopu vardı.
Financial Times gazetesinin, editörlerin eline geçen mektuplara, seyahat belgelerine ve İran ile Rusya şirketlerinin kayıtlarına dayandırdığı kapsamlı araştırmasına göre, İran’ın nükleer bomba programıyla bağlantılı bilim insanları geçen yıl Rusya’daki ilgili bilimsel araştırma kurumlarını ziyaret etti.
Ziyaret sırasında İranlılar, nükleer bomba denemelerinde kullanılan çift amaçlı teknolojiyle ilgilendi ve bir aracı üzerinden, daha güçlü nükleer başlıklar üretmeyi sağlayan bir izotopun Rusya’dan satın alınmasını görüştü.
Gazetenin verilerine göre gizli ziyaret, tam bir yıl önce, 4 Ağustos 2024’te gerçekleşti. Beş kişilik heyetin başında, Batılı yetkililere göre SİAK’a (Savunma İnovasyon ve Araştırma Kurumu) çalışan 43 yaşındaki İranlı nükleer bilimci Ali Kalvand bulunuyordu.
ABD, bu gizli askeri araştırma kurumunu “İran’ın 2004 öncesi nükleer silah programının doğrudan devamı” olarak nitelendiriyor.
Kalvand’a, SİAK için tedarik hizmetleri sağladığı gerekçesiyle ABD yaptırımları altında olan İranlı danışmanlık şirketi DamavandTec çalışanları ve İran askeri karşı istihbaratından bir temsilci eşlik ediyordu.
FT‘nin ulaştığı bir başka belge ise DamavandTec tarafından geçen yıl mayıs ayında bir Rus tedarikçiye gönderilen ve trityum da dahil olmak üzere çeşitli izotopların satın alınmasını talep eden bir mektuptu.
Trityum, barışçıl amaçlarla kullanılabilse de nükleer başlıkların gücünü artırmak için de kullanılabiliyor ve uluslararası yayılmayı önleme kuralları tarafından sıkı bir şekilde kontrol ediliyor.
İran’ın ‘kasıtlı muğlaklık’ stratejisi
Son dönemde Batılı hükümetler, İranlı bilim insanlarının faaliyetlerde bulunduğunu, özellikle de yurtdışından nükleer teknoloji satın alma girişimlerde bulunduğunu iddia ediyor.
Mayıs ayında ABD, SİAK’a yeni yaptırımlar uygulayarak kurumun “nükleer silahlara ve nükleer silah fırlatma sistemlerine uygulanabilir çift amaçlı araştırma ve geliştirme faaliyetleri” yürüttüğü uyarısında bulunmuştu.
İran’ın nükleer faaliyetlerini izleyen uzmanlar, Tahran’ın stratejisinin uzun süredir kasıtlı bir muğlaklığa dayandığını öne sürüyor. Bu yaklaşım, Tahran’ın bir gün bomba yapmaya karar vermesi durumunda işe yarayabilecek teknik bilgiyi bilimsel araştırmalar yoluyla geliştirirken, yayılmayı önleme normlarının bariz ihlallerinden kaçınmasına olanak tanıyor.
Şu anda kâr amacı gütmeyen Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü’nü yöneten, İran’ın nükleer programı uzmanı David Albright, “Bu tür araştırmalar, İran’ın nükleer silah programı olmadığını iddia etmesine olanak tanıyordu,” diye konuştu.
İran, Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in nükleer silah kullanımını yasaklayan dini fetvasına atıfta bulunarak nükleer silah peşinde olduğunu sürekli olarak reddetti ve nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savundu. Rusya’nın resmi tutumu ise her zaman İran’ın nükleer bombasına karşı çıkmak yönündeydi.
FT‘nin elde ettiği belgelerde, İran heyetinin Rusya’da hangi teknoloji veya teknik bilgiyi aradığı belirtilmiyor. Fakat çok sayıda yayılmayı önleme uzmanı, delegelerin özgeçmişlerinin, görüştükleri Rus şirketlerinin profilinin ve seyahatleri sırasında kullandıkları hilelerin şüphe uyandırdığını belirtiyor.
Ocak 2025’e kadar ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin yayılmayı önlemeden sorumlu kıdemli direktörü olarak görev yapan Pranay Vaddi, “Ruslar ister bileşen ister teknoloji paylaşsın, SİAK bunu özellikle nükleer silah çalışmaları için kullanacak bir kurumdur,” değerlendirmesinde bulundu.
İngiltere Savunma Bakanlığının eski nükleer mühendisi ve şu anda James Martin Yayılmayı Önleme Araştırmaları Merkezi’nin (CNS) Washington şubesinin başkanı olan Ian Stewart da aynı fikirde:
“Bu ziyaretler için masum açıklamalar olabilirse de mevcut bilgilerin toplamı, İran Nükleer Enerji Merkezi’nin Rus uzmanlığından yararlanarak nükleer silahlarla ilgili bilgi ve becerilerini sürdürmeye çalıştığı ihtimaline işaret ediyor.”
Heyette kimler vardı?
Gazetenin incelediği yazışmalara göre, 2024’ün başlarında İranlı nükleer bilimci Kalvand, İran Savunma Bakanlığından DamavandTec şirketi aracılığıyla Moskova’ya gizli bir ziyaret yapma teklifi aldı.
Mayıs 2024’te, akıcı Rusça konuşan ve Kiev Politeknik Enstitüsü’nden nükleer fizik diploması olan Kalvand, 78 yaşındaki Rus bilim insanı Oleg Maslennikov’dan bir mektup aldı. Mektupta Kalvand ve dört arkadaşına, Maslennikov’un Moskova’daki şirketlerinden birine resmi bir ziyaret teklif ediliyordu.
Kalvand, cevabında Maslennikov’a ziyaret sırasında “elektronik cihazların geliştirilmesinin teknik ve üretim yönlerini tartışmak ve üzerinde anlaşmak” ve “bilimsel işbirliğini genişletmenin genel olası yollarını değerlendirmek” istediğini yazdı.
FT‘nin eline İran heyeti üyelerinin pasaport kopyaları da geçti. Pasaportlardan biri, daha önce SİAK ile bağlantıları nedeniyle 2019’da ABD tarafından yaptırım uygulanan Paradise Medical Pioneers şirketinin genel müdürlüğünü yapmış olan 48 yaşındaki Cevad Kasımi adına düzenlenmişti.
İran şirket kayıtlarına göre Kasımi, geçmişte ve günümüzde yönetici pozisyonlarında bulunarak en az beş SİAK yetkilisi veya ABD yaptırımı altındaki şirketle bağlantılı. Kasımi şu anda nükleer güvenlik ve radyasyon testi ekipmanları tedarik eden ve mevcut ve eski yöneticileri aracılığıyla SİAK ve İslam Devrimi Muhafızları Ordusu ile çok sayıda bağlantısı olan İranlı Imen Gostar Raman Kish şirketinin de genel müdürü.
Kasımi’nin şirketteki selefi, Devrim Muhafızları generali Hüseyin Ali Ağa Dadi idi. Dadi ayrıca, İran’ın Ukrayna’daki savaşın başlamasından sonra üretim teknolojisini Rusya’ya devrettiği Şahid modelinin geliştirilmesi de dahil olmak üzere, İran’ın balistik füze ve insansız hava aracı programlarından sorumlu şirketlerde yönetici pozisyonlarında bulunmuştu.
İkinci pasaport, yetkililere göre Batı istihbaratı tarafından SİAK’ın önde gelen bir araştırmacısı olarak bilinen Ruhullah Azimirad adına düzenlenmişti.
Azimirad aynı zamanda, İran Savunma Bakanlığının kontrolü altında olduğu için AB ve İngiltere tarafından yaptırım uygulanan Malik Aştar Teknoloji Üniversitesi’nde doçent. Bilimsel dergilerde yayımlanan araştırmalara göre, Azimirad radyasyon testleri alanında uzman.
Uzmanlara göre, en önemli delege İran’daki Amirkabir Teknoloji Üniversitesi’nde çalışan nükleer bilimci Soruş Muhtaşami olabilir. Muhtaşami, endüstriyel ve tıbbi süreçlerde ve ayrıca bazı nükleer silah türlerinin patlamasına yardımcı olan bileşenler olarak kullanılabilen nötron jeneratörleri konusunda uzman.
CNS’den Stewart’a göre, nötron jeneratörleri “nükleer silahların kritik bileşenleri”.
Heyetin son üyesi, diğerlerinin aksine herhangi bir akademik geçmişi olmayan ve İran’ın hiçbir kurumsal kaydında yer almayan 35 yaşındaki Amir Yazdyan adlı bir adamdı.
FT‘nin temasa geçtiği birkaç Batılı yetkili, onun İran Savunma Bakanlığının karşı istihbarat biriminde çalışan bir görevli olduğunu teyit etti.
Batılı yetkililer, bu tür subayların, özellikle önemli bölgelerdeki heyetlere sadece onları korumak için değil, aynı zamanda davranışlarını kontrol etmek ve operasyonel disiplini sağlamak için de düzenli olarak eşlik ettiğini belirtiyor.
Dört kişi de belgelerde DamavandTec şirketinin temsilcileri olarak gösteriliyordu. 2023’te kurulan şirket, kendisini sivil bir bilim ve danışmanlık firması olarak tanıtıyor.
Şirket, web sitesinde “teknoloji transferi alanında deneyimli bir ekibe” sahip olduğunu belirtiyor ve amacını akademik ve araştırma kurumları arasında “bilimsel iletişimi geliştirmek” olarak ortaya koyuyor.
Şirketin yönetim kurulu başkanı, 59 yaşındaki nükleer fizikçi Ali Bakuyi, Tahran’daki Tarbiat Modares Üniversitesi’nde Atom ve Moleküler Fizik Bölümü’nü yönetiyor. Bakuyi, 2004 yılında Moskova Devlet Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı ve ardından İran İslam Cumhuriyeti’nin Rusya’daki bilimsel temsilcisi olarak görev yaptı.
Hem Kalvand hem de Bakuyi, Rus nükleer araştırma kurumlarıyla yakın bağlarını sürdürüyor. 2016’da prestijli bir Rus atom merkezi olan Ortak Nükleer Araştırma Enstitüsü’nü ziyaret ettiler. 2023’te Kalvand, Novosibirsk’te bir parçacık hızlandırıcıları konferansına katıldı.
DamavandTec’in yöneticisi ve Kalvand’ın eşi olan Lale Hişmati, aynı zamanda İran’ın balistik füze programı için gizlice teknoloji satın aldığı gerekçesiyle ABD yaptırımı altında olan MKS International şirketinin de yönetim kurulu başkanı.
Rusya’da hangi kurumlar ziyaret edildi?
İran heyeti, Moskova’daki dört günlük ziyareti sırasında Maslennikov’un Teknoekspert tesisini ve Bilimsel Araştırma Enstitüsü Polyus binasından birkaç dakikalık yürüme mesafesinde bulunan Toriy araştırma merkezini ziyaret etti.
Polyus, Rus silah holdingi Rosteh’in bir yan kuruluşu ve 1990’ların sonundan beri İran’a füze güdüm teknolojisi tedarik ettiği iddiasıyla ABD yaptırımları altında. Mahkeme tutanaklarına göre, Maslennikov’un Polyus yakınlarında bulunan diğer şirketi BTKVP, GRU tarafından kontrol edilen Rusya Savunma Bakanlığı 18. Merkezi Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nün tedarkiçilerinden.
Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü’nden Albright’a göre, Maslennikov’un deneyimi, Azimirad’ın uzmanlığı ve İranlıların ziyaret ettiği Rus şirketlerinin teknik kabiliyetleri bir araya geldiğinde, heyetin nükleer silah denemeleri için teşhis araçlarıyla ilgili bilgi aradığı düşünülebilir.
Maslennikov, güçlü radyo frekansı sinyallerini yükselten özel vakum tüpleri olan çok ışınlı klistronlar üzerine en az altı bilimsel makalenin ortak yazarı.
Albright’a göre klistronlar, parçacık hızlandırıcıları gibi bir dizi sivil uygulamada kullanılıyor, ancak aynı zamanda darbeli X-ışını sistemlerine güç sağlayarak nükleer silah denemelerinde de kullanılıyor.
Darbeli X-ışını sistemleri, bir nükleer silahın çekirdeğinin içe doğru patlama simülasyonu sırasında ultra hızlı radyografik görüntüler elde etmek için kullanılabilir, bu da bilim insanlarının bir nükleer patlamayı gerçekten patlatmadan taklit etmelerine olanak tanıyor.
Heyetin ziyaret ettiği Rus firmalarından biri olan Toriy, hem darbeli hem de sürekli çalışan klistronların yanı sıra elektron hızlandırıcıları da üretiyor. Toriy’in elektron hızlandırıcıları, nükleer silah denemelerinde kullanılanlara çok benziyor.
Maslennikov’un diğer firması BTKVP, radyo röle ve uzay iletişimi için “çeşitli güç ve frekans aralıklarında” klistronlar üretiyor. Maslennikov ayrıca, SİAK’ın özel ilgi gösterdiğinden şüphelenilen vakum teknolojilerinde de uzman.
Mayıs ayında ABD Dışişleri Bakanlığı, SİAK ile bağlantılı Ideal Vacuum şirketine, “yabancı tedarikçilerden ve yerel olarak nükleer silah araştırma ve geliştirmesi için uygulanabilir ekipman tedarik etme” girişiminde bulunduğu için yaptırım uygulamıştı.
Albright’a göre bu firma, silah kalitesinde metalik uranyumu eritmek için kullanılabilecek vakum indüksiyon fırınları üretiyor.
Gündemdeki izotop: Trityum
Gazetenin elindeki belgeler, İran heyetinin sadece Rus nükleer teknolojileriyle değil, aynı zamanda radyoaktif malzemelerle de ilgilendiğini gösteriyor. Geçen yıl mayıs ayının sonlarında, Kalvand heyetin Rusya gezisini organize ederken, DamavandTec antetli kağıdıyla Rus nükleer izotop tedarikçisi Ritverc şirketine kısa bir mektup gönderdi.
Kalvand, DamavandTec’in araştırma amaçlı olarak trityum, stronsiyum-90 ve nikel-63 olmak üzere üç radyoaktif izotop almak istediğini bildirdi. Mektupta talep edilen miktarlar belirtilmedi.
Bu izotopların her birinin ihracatı sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Özellikle trityum, nükleer silahlardaki rolü nedeniyle uzmanlar tarafından yayılma açısından tehlikeli bir unsur olarak görülüyor, özellikle de savunma ile ilgili kurumlar tarafından ilgi gösterildiğinde.
Büyük miktarlarda, bir cihazın patlama gücünü önemli ölçüde artırdığı için modern bir nükleer başlık oluşturmanın anahtar bileşenlerinden biri.
Trityum, aydınlatma, tıbbi teşhis ve termonükleer füzyon araştırmaları gibi sivil amaçlarla da kullanılıyor, ancak ticari kullanımı sınırlı ve sıkı bir şekilde düzenleniyor.
NATO Kitle İmha Silahlarının Kontrolü, Silahsızlanma ve Yayılmasını Önleme Merkezi’nin eski başkanı William Alberque’ye göre, şu anda trityum üreten az sayıdaki reaktörün tamamı bunu nükleer başlıkların gücünü artırmak için yapıyor:
“Eğer biri trityum hakkında soru sorarsa, bunun otomatik olarak silahlarla ilgili olduğunu varsayarım.”
FT, DamavandTec’in Kalvand’ın talep ettiği izotopları aldığına dair bir delil bulamadı.
Uzmanlara göre, SİAK ile bağlantılı bir trityum talebinin yerine getirilmemiş olması bile Batılı yayılmayı önleme kurumlarında derhal endişe yaratacak.
Ukrayna savaşı Moskova’nın tutumunu değiştirdi mi?
Yıllar boyunca Rusya’nın resmi tutumu, İran’ın nükleer bomba yapma fikrine karşı çıkmak oldu. Eski bir Amerikalı yetkili FT‘ye, “Rusya, İran’ın nükleer silahlara sahip olmasını istemiyordu. Ancak bu, İran için kritik olmayan ama ‘karşılığında bir şey sağlıyor’ kutusunu işaretleyecek kadar önemli olan bazı teknik alışverişlere razı olmayacakları anlamına gelmez,” dedi.
Rusya, sivil nükleer projelerde İran’la uzun süredir işbirliği yapsa ve geçmişte nükleer silahların geliştirilmesini önlemek için Batılı ülkeler ve UAEA ile çalışmış olsa da bazı uzmanlar, Ukrayna’daki savaşın Moskova’yı İran’la ilişkilerinde yayılmayı önleme normlarına olan bağlılığını gevşetmeye daha istekli hale getirmiş olabileceğini iddia ediyor.
Şu anda Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Nükleer Güvenlik Politikası Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Vaddi, “Rusların nükleer alanda gerçekten çok büyük bir deneyimi var ve bu teknolojileri paylaşmaya hazırlar. Rusya’nın bakış açısını değiştirmediğini varsaymamalıyız… Bu, esasen jeopolitik rekabetin sayısız aracından sadece biri,” diye konuştu.
İsrail vursa da program devam ediyor
İsrail’in İran’a yönelik askeri harekâtının başlamasından yaklaşık bir hafta sonra, 20 Haziran’da İsrail ordusu, çatışma sırasında ikinci kez “SİAK nükleer projesinin karargahını” vurduğunu duyurdu.
İsrail saldırıları sonucunda en az on bir nükleer bilimci hayatını kaybetti. Bunların arasında, Moskova’yı ziyaret eden Muhtaşami’nin bilimsel danışmanı olan Abbasi-Davani de vardı.
Fakat bazı uzmanlar, SİAK’ın kurduğu sistemi —personel, eğitim, teknik devamlılık— yok etmenin daha zor olduğuna inanıyor.
Carnegie Merkezi’nden Graevski, “İsrail, İran’ın nükleer programını tamamen yok edemez. Çünkü İran, özellikle Amad planı katılımcılarını genç bilim insanlarından oluşan kadrolar hazırlamakla görevlendirdi,” değerlendirmesini yaptı.
Ölümünden bir ay önce Abbasi-Davani sakin ve kararlı bir şekilde konuşmuştu: “Bizim gücümüz bilim insanlarımızdır.”
Gazetenin İngiltere’deki büyükelçiliği aracılığıyla temasa geçtiği İran hükümeti, İranlı bilim insanlarının Rusya gezisi hakkındaki sorulara yanıt vermedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da henüz bir açıklama yapmadı. Maslennikov ve Toriy şirketi de FT‘nin İranlıların ziyareti hakkındaki sorulara yanıt vermedi.
Savunma İnovasyon ve Araştırma Kurumu nedir?
İran’ın çeşitli nükleer faaliyet unsurları arasında SİAK, Batılı istihbarat teşkilatları tarafından en çok tartışılan ve en yakından izlenenlerden biri. Bu, İran Savunma Bakanlığının kontrolü altında bulunan çok gizli bir araştırma birimi.
ABD, kurumu “esas olarak nükleer silah geliştirme alanındaki araştırmalardan sorumlu” olarak tanımlıyor. Kurum, 2011 yılında, yakın çalışma arkadaşı Fereydun Abbasi-Davani ile birlikte “İran’ın nükleer ve füze faaliyetlerine katılımı” nedeniyle 2007’de BM tarafından yaptırıma uğrayan fizikçi Muhsin Fahrizade tarafından kuruldu.
Fahrizade, yaygın olarak İran’ın 2003 öncesi Amad planı olarak bilinen nükleer silah programının yaratıcısı olarak kabul ediliyordu.
İran, Amad programının varlığını ve nükleer silah yapımına yönelik herhangi bir faaliyeti uzun süredir reddediyor. Tahran, SİAK’ın “modern savunma alanındaki ürünlerin üretimi, tedariki ve desteği” ile uğraştığını belirtiyor, ancak nükleer araştırmalara katılımından bahsetmiyor.
ABD hükümeti, son on yılda SİAK ve bağlantılı kuruluşlara nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar üzerindeki çalışmaları ve “kitle imha silahlarının veya bunların fırlatma araçlarının yayılmasına önemli ölçüde katkıda bulunmaları” nedeniyle defalarca yaptırım uyguladı.
2024 yılında İran parlamentosu, SİAK’ı İran yasalarına göre ilk kez resmi olarak tanıyarak Savunma Bakanlığının ve nihayetinde İran’ın dini liderinin kişisel yetkisi altına verdi.
“Bilim insanı, şehit Muhsin Fahrizade’nin yolunu sürdürmek ve güçlendirmek” amacıyla çıkarıldığı belirtilen yasa, SİAK’ın bütçesini parlamento denetiminden muaf tuttu ve kuruma ticari ve akademik yan kuruluşlar kurma yönünde yasal yetki tanıdı.
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor








