Diplomasi
Financial Times: İran, nükleer silah teknolojisi için Rusya’nın kapısını çaldı

Financial Times’ın ele geçirdiği belgelere dayanan araştırmasına göre, İran’ın nükleer bomba programıyla bağlantılı bilim insanları geçen yıl Rusya’yı gizlice ziyaret etti. Heyetin radarında, nükleer bomba denemelerinde kullanılan çift amaçlı teknoloji ve bomba gücünü artıran trityum izotopu vardı.
Financial Times gazetesinin, editörlerin eline geçen mektuplara, seyahat belgelerine ve İran ile Rusya şirketlerinin kayıtlarına dayandırdığı kapsamlı araştırmasına göre, İran’ın nükleer bomba programıyla bağlantılı bilim insanları geçen yıl Rusya’daki ilgili bilimsel araştırma kurumlarını ziyaret etti.
Ziyaret sırasında İranlılar, nükleer bomba denemelerinde kullanılan çift amaçlı teknolojiyle ilgilendi ve bir aracı üzerinden, daha güçlü nükleer başlıklar üretmeyi sağlayan bir izotopun Rusya’dan satın alınmasını görüştü.
Gazetenin verilerine göre gizli ziyaret, tam bir yıl önce, 4 Ağustos 2024’te gerçekleşti. Beş kişilik heyetin başında, Batılı yetkililere göre SİAK’a (Savunma İnovasyon ve Araştırma Kurumu) çalışan 43 yaşındaki İranlı nükleer bilimci Ali Kalvand bulunuyordu.
ABD, bu gizli askeri araştırma kurumunu “İran’ın 2004 öncesi nükleer silah programının doğrudan devamı” olarak nitelendiriyor.
Kalvand’a, SİAK için tedarik hizmetleri sağladığı gerekçesiyle ABD yaptırımları altında olan İranlı danışmanlık şirketi DamavandTec çalışanları ve İran askeri karşı istihbaratından bir temsilci eşlik ediyordu.
FT‘nin ulaştığı bir başka belge ise DamavandTec tarafından geçen yıl mayıs ayında bir Rus tedarikçiye gönderilen ve trityum da dahil olmak üzere çeşitli izotopların satın alınmasını talep eden bir mektuptu.
Trityum, barışçıl amaçlarla kullanılabilse de nükleer başlıkların gücünü artırmak için de kullanılabiliyor ve uluslararası yayılmayı önleme kuralları tarafından sıkı bir şekilde kontrol ediliyor.
İran’ın ‘kasıtlı muğlaklık’ stratejisi
Son dönemde Batılı hükümetler, İranlı bilim insanlarının faaliyetlerde bulunduğunu, özellikle de yurtdışından nükleer teknoloji satın alma girişimlerde bulunduğunu iddia ediyor.
Mayıs ayında ABD, SİAK’a yeni yaptırımlar uygulayarak kurumun “nükleer silahlara ve nükleer silah fırlatma sistemlerine uygulanabilir çift amaçlı araştırma ve geliştirme faaliyetleri” yürüttüğü uyarısında bulunmuştu.
İran’ın nükleer faaliyetlerini izleyen uzmanlar, Tahran’ın stratejisinin uzun süredir kasıtlı bir muğlaklığa dayandığını öne sürüyor. Bu yaklaşım, Tahran’ın bir gün bomba yapmaya karar vermesi durumunda işe yarayabilecek teknik bilgiyi bilimsel araştırmalar yoluyla geliştirirken, yayılmayı önleme normlarının bariz ihlallerinden kaçınmasına olanak tanıyor.
Şu anda kâr amacı gütmeyen Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü’nü yöneten, İran’ın nükleer programı uzmanı David Albright, “Bu tür araştırmalar, İran’ın nükleer silah programı olmadığını iddia etmesine olanak tanıyordu,” diye konuştu.
İran, Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in nükleer silah kullanımını yasaklayan dini fetvasına atıfta bulunarak nükleer silah peşinde olduğunu sürekli olarak reddetti ve nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu savundu. Rusya’nın resmi tutumu ise her zaman İran’ın nükleer bombasına karşı çıkmak yönündeydi.
FT‘nin elde ettiği belgelerde, İran heyetinin Rusya’da hangi teknoloji veya teknik bilgiyi aradığı belirtilmiyor. Fakat çok sayıda yayılmayı önleme uzmanı, delegelerin özgeçmişlerinin, görüştükleri Rus şirketlerinin profilinin ve seyahatleri sırasında kullandıkları hilelerin şüphe uyandırdığını belirtiyor.
Ocak 2025’e kadar ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin yayılmayı önlemeden sorumlu kıdemli direktörü olarak görev yapan Pranay Vaddi, “Ruslar ister bileşen ister teknoloji paylaşsın, SİAK bunu özellikle nükleer silah çalışmaları için kullanacak bir kurumdur,” değerlendirmesinde bulundu.
İngiltere Savunma Bakanlığının eski nükleer mühendisi ve şu anda James Martin Yayılmayı Önleme Araştırmaları Merkezi’nin (CNS) Washington şubesinin başkanı olan Ian Stewart da aynı fikirde:
“Bu ziyaretler için masum açıklamalar olabilirse de mevcut bilgilerin toplamı, İran Nükleer Enerji Merkezi’nin Rus uzmanlığından yararlanarak nükleer silahlarla ilgili bilgi ve becerilerini sürdürmeye çalıştığı ihtimaline işaret ediyor.”
Heyette kimler vardı?
Gazetenin incelediği yazışmalara göre, 2024’ün başlarında İranlı nükleer bilimci Kalvand, İran Savunma Bakanlığından DamavandTec şirketi aracılığıyla Moskova’ya gizli bir ziyaret yapma teklifi aldı.
Mayıs 2024’te, akıcı Rusça konuşan ve Kiev Politeknik Enstitüsü’nden nükleer fizik diploması olan Kalvand, 78 yaşındaki Rus bilim insanı Oleg Maslennikov’dan bir mektup aldı. Mektupta Kalvand ve dört arkadaşına, Maslennikov’un Moskova’daki şirketlerinden birine resmi bir ziyaret teklif ediliyordu.
Kalvand, cevabında Maslennikov’a ziyaret sırasında “elektronik cihazların geliştirilmesinin teknik ve üretim yönlerini tartışmak ve üzerinde anlaşmak” ve “bilimsel işbirliğini genişletmenin genel olası yollarını değerlendirmek” istediğini yazdı.
FT‘nin eline İran heyeti üyelerinin pasaport kopyaları da geçti. Pasaportlardan biri, daha önce SİAK ile bağlantıları nedeniyle 2019’da ABD tarafından yaptırım uygulanan Paradise Medical Pioneers şirketinin genel müdürlüğünü yapmış olan 48 yaşındaki Cevad Kasımi adına düzenlenmişti.
İran şirket kayıtlarına göre Kasımi, geçmişte ve günümüzde yönetici pozisyonlarında bulunarak en az beş SİAK yetkilisi veya ABD yaptırımı altındaki şirketle bağlantılı. Kasımi şu anda nükleer güvenlik ve radyasyon testi ekipmanları tedarik eden ve mevcut ve eski yöneticileri aracılığıyla SİAK ve İslam Devrimi Muhafızları Ordusu ile çok sayıda bağlantısı olan İranlı Imen Gostar Raman Kish şirketinin de genel müdürü.
Kasımi’nin şirketteki selefi, Devrim Muhafızları generali Hüseyin Ali Ağa Dadi idi. Dadi ayrıca, İran’ın Ukrayna’daki savaşın başlamasından sonra üretim teknolojisini Rusya’ya devrettiği Şahid modelinin geliştirilmesi de dahil olmak üzere, İran’ın balistik füze ve insansız hava aracı programlarından sorumlu şirketlerde yönetici pozisyonlarında bulunmuştu.
İkinci pasaport, yetkililere göre Batı istihbaratı tarafından SİAK’ın önde gelen bir araştırmacısı olarak bilinen Ruhullah Azimirad adına düzenlenmişti.
Azimirad aynı zamanda, İran Savunma Bakanlığının kontrolü altında olduğu için AB ve İngiltere tarafından yaptırım uygulanan Malik Aştar Teknoloji Üniversitesi’nde doçent. Bilimsel dergilerde yayımlanan araştırmalara göre, Azimirad radyasyon testleri alanında uzman.
Uzmanlara göre, en önemli delege İran’daki Amirkabir Teknoloji Üniversitesi’nde çalışan nükleer bilimci Soruş Muhtaşami olabilir. Muhtaşami, endüstriyel ve tıbbi süreçlerde ve ayrıca bazı nükleer silah türlerinin patlamasına yardımcı olan bileşenler olarak kullanılabilen nötron jeneratörleri konusunda uzman.
CNS’den Stewart’a göre, nötron jeneratörleri “nükleer silahların kritik bileşenleri”.
Heyetin son üyesi, diğerlerinin aksine herhangi bir akademik geçmişi olmayan ve İran’ın hiçbir kurumsal kaydında yer almayan 35 yaşındaki Amir Yazdyan adlı bir adamdı.
FT‘nin temasa geçtiği birkaç Batılı yetkili, onun İran Savunma Bakanlığının karşı istihbarat biriminde çalışan bir görevli olduğunu teyit etti.
Batılı yetkililer, bu tür subayların, özellikle önemli bölgelerdeki heyetlere sadece onları korumak için değil, aynı zamanda davranışlarını kontrol etmek ve operasyonel disiplini sağlamak için de düzenli olarak eşlik ettiğini belirtiyor.
Dört kişi de belgelerde DamavandTec şirketinin temsilcileri olarak gösteriliyordu. 2023’te kurulan şirket, kendisini sivil bir bilim ve danışmanlık firması olarak tanıtıyor.
Şirket, web sitesinde “teknoloji transferi alanında deneyimli bir ekibe” sahip olduğunu belirtiyor ve amacını akademik ve araştırma kurumları arasında “bilimsel iletişimi geliştirmek” olarak ortaya koyuyor.
Şirketin yönetim kurulu başkanı, 59 yaşındaki nükleer fizikçi Ali Bakuyi, Tahran’daki Tarbiat Modares Üniversitesi’nde Atom ve Moleküler Fizik Bölümü’nü yönetiyor. Bakuyi, 2004 yılında Moskova Devlet Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı ve ardından İran İslam Cumhuriyeti’nin Rusya’daki bilimsel temsilcisi olarak görev yaptı.
Hem Kalvand hem de Bakuyi, Rus nükleer araştırma kurumlarıyla yakın bağlarını sürdürüyor. 2016’da prestijli bir Rus atom merkezi olan Ortak Nükleer Araştırma Enstitüsü’nü ziyaret ettiler. 2023’te Kalvand, Novosibirsk’te bir parçacık hızlandırıcıları konferansına katıldı.
DamavandTec’in yöneticisi ve Kalvand’ın eşi olan Lale Hişmati, aynı zamanda İran’ın balistik füze programı için gizlice teknoloji satın aldığı gerekçesiyle ABD yaptırımı altında olan MKS International şirketinin de yönetim kurulu başkanı.
Rusya’da hangi kurumlar ziyaret edildi?
İran heyeti, Moskova’daki dört günlük ziyareti sırasında Maslennikov’un Teknoekspert tesisini ve Bilimsel Araştırma Enstitüsü Polyus binasından birkaç dakikalık yürüme mesafesinde bulunan Toriy araştırma merkezini ziyaret etti.
Polyus, Rus silah holdingi Rosteh’in bir yan kuruluşu ve 1990’ların sonundan beri İran’a füze güdüm teknolojisi tedarik ettiği iddiasıyla ABD yaptırımları altında. Mahkeme tutanaklarına göre, Maslennikov’un Polyus yakınlarında bulunan diğer şirketi BTKVP, GRU tarafından kontrol edilen Rusya Savunma Bakanlığı 18. Merkezi Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nün tedarkiçilerinden.
Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü’nden Albright’a göre, Maslennikov’un deneyimi, Azimirad’ın uzmanlığı ve İranlıların ziyaret ettiği Rus şirketlerinin teknik kabiliyetleri bir araya geldiğinde, heyetin nükleer silah denemeleri için teşhis araçlarıyla ilgili bilgi aradığı düşünülebilir.
Maslennikov, güçlü radyo frekansı sinyallerini yükselten özel vakum tüpleri olan çok ışınlı klistronlar üzerine en az altı bilimsel makalenin ortak yazarı.
Albright’a göre klistronlar, parçacık hızlandırıcıları gibi bir dizi sivil uygulamada kullanılıyor, ancak aynı zamanda darbeli X-ışını sistemlerine güç sağlayarak nükleer silah denemelerinde de kullanılıyor.
Darbeli X-ışını sistemleri, bir nükleer silahın çekirdeğinin içe doğru patlama simülasyonu sırasında ultra hızlı radyografik görüntüler elde etmek için kullanılabilir, bu da bilim insanlarının bir nükleer patlamayı gerçekten patlatmadan taklit etmelerine olanak tanıyor.
Heyetin ziyaret ettiği Rus firmalarından biri olan Toriy, hem darbeli hem de sürekli çalışan klistronların yanı sıra elektron hızlandırıcıları da üretiyor. Toriy’in elektron hızlandırıcıları, nükleer silah denemelerinde kullanılanlara çok benziyor.
Maslennikov’un diğer firması BTKVP, radyo röle ve uzay iletişimi için “çeşitli güç ve frekans aralıklarında” klistronlar üretiyor. Maslennikov ayrıca, SİAK’ın özel ilgi gösterdiğinden şüphelenilen vakum teknolojilerinde de uzman.
Mayıs ayında ABD Dışişleri Bakanlığı, SİAK ile bağlantılı Ideal Vacuum şirketine, “yabancı tedarikçilerden ve yerel olarak nükleer silah araştırma ve geliştirmesi için uygulanabilir ekipman tedarik etme” girişiminde bulunduğu için yaptırım uygulamıştı.
Albright’a göre bu firma, silah kalitesinde metalik uranyumu eritmek için kullanılabilecek vakum indüksiyon fırınları üretiyor.
Gündemdeki izotop: Trityum
Gazetenin elindeki belgeler, İran heyetinin sadece Rus nükleer teknolojileriyle değil, aynı zamanda radyoaktif malzemelerle de ilgilendiğini gösteriyor. Geçen yıl mayıs ayının sonlarında, Kalvand heyetin Rusya gezisini organize ederken, DamavandTec antetli kağıdıyla Rus nükleer izotop tedarikçisi Ritverc şirketine kısa bir mektup gönderdi.
Kalvand, DamavandTec’in araştırma amaçlı olarak trityum, stronsiyum-90 ve nikel-63 olmak üzere üç radyoaktif izotop almak istediğini bildirdi. Mektupta talep edilen miktarlar belirtilmedi.
Bu izotopların her birinin ihracatı sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Özellikle trityum, nükleer silahlardaki rolü nedeniyle uzmanlar tarafından yayılma açısından tehlikeli bir unsur olarak görülüyor, özellikle de savunma ile ilgili kurumlar tarafından ilgi gösterildiğinde.
Büyük miktarlarda, bir cihazın patlama gücünü önemli ölçüde artırdığı için modern bir nükleer başlık oluşturmanın anahtar bileşenlerinden biri.
Trityum, aydınlatma, tıbbi teşhis ve termonükleer füzyon araştırmaları gibi sivil amaçlarla da kullanılıyor, ancak ticari kullanımı sınırlı ve sıkı bir şekilde düzenleniyor.
NATO Kitle İmha Silahlarının Kontrolü, Silahsızlanma ve Yayılmasını Önleme Merkezi’nin eski başkanı William Alberque’ye göre, şu anda trityum üreten az sayıdaki reaktörün tamamı bunu nükleer başlıkların gücünü artırmak için yapıyor:
“Eğer biri trityum hakkında soru sorarsa, bunun otomatik olarak silahlarla ilgili olduğunu varsayarım.”
FT, DamavandTec’in Kalvand’ın talep ettiği izotopları aldığına dair bir delil bulamadı.
Uzmanlara göre, SİAK ile bağlantılı bir trityum talebinin yerine getirilmemiş olması bile Batılı yayılmayı önleme kurumlarında derhal endişe yaratacak.
Ukrayna savaşı Moskova’nın tutumunu değiştirdi mi?
Yıllar boyunca Rusya’nın resmi tutumu, İran’ın nükleer bomba yapma fikrine karşı çıkmak oldu. Eski bir Amerikalı yetkili FT‘ye, “Rusya, İran’ın nükleer silahlara sahip olmasını istemiyordu. Ancak bu, İran için kritik olmayan ama ‘karşılığında bir şey sağlıyor’ kutusunu işaretleyecek kadar önemli olan bazı teknik alışverişlere razı olmayacakları anlamına gelmez,” dedi.
Rusya, sivil nükleer projelerde İran’la uzun süredir işbirliği yapsa ve geçmişte nükleer silahların geliştirilmesini önlemek için Batılı ülkeler ve UAEA ile çalışmış olsa da bazı uzmanlar, Ukrayna’daki savaşın Moskova’yı İran’la ilişkilerinde yayılmayı önleme normlarına olan bağlılığını gevşetmeye daha istekli hale getirmiş olabileceğini iddia ediyor.
Şu anda Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Nükleer Güvenlik Politikası Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Vaddi, “Rusların nükleer alanda gerçekten çok büyük bir deneyimi var ve bu teknolojileri paylaşmaya hazırlar. Rusya’nın bakış açısını değiştirmediğini varsaymamalıyız… Bu, esasen jeopolitik rekabetin sayısız aracından sadece biri,” diye konuştu.
İsrail vursa da program devam ediyor
İsrail’in İran’a yönelik askeri harekâtının başlamasından yaklaşık bir hafta sonra, 20 Haziran’da İsrail ordusu, çatışma sırasında ikinci kez “SİAK nükleer projesinin karargahını” vurduğunu duyurdu.
İsrail saldırıları sonucunda en az on bir nükleer bilimci hayatını kaybetti. Bunların arasında, Moskova’yı ziyaret eden Muhtaşami’nin bilimsel danışmanı olan Abbasi-Davani de vardı.
Fakat bazı uzmanlar, SİAK’ın kurduğu sistemi —personel, eğitim, teknik devamlılık— yok etmenin daha zor olduğuna inanıyor.
Carnegie Merkezi’nden Graevski, “İsrail, İran’ın nükleer programını tamamen yok edemez. Çünkü İran, özellikle Amad planı katılımcılarını genç bilim insanlarından oluşan kadrolar hazırlamakla görevlendirdi,” değerlendirmesini yaptı.
Ölümünden bir ay önce Abbasi-Davani sakin ve kararlı bir şekilde konuşmuştu: “Bizim gücümüz bilim insanlarımızdır.”
Gazetenin İngiltere’deki büyükelçiliği aracılığıyla temasa geçtiği İran hükümeti, İranlı bilim insanlarının Rusya gezisi hakkındaki sorulara yanıt vermedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da henüz bir açıklama yapmadı. Maslennikov ve Toriy şirketi de FT‘nin İranlıların ziyareti hakkındaki sorulara yanıt vermedi.
Savunma İnovasyon ve Araştırma Kurumu nedir?
İran’ın çeşitli nükleer faaliyet unsurları arasında SİAK, Batılı istihbarat teşkilatları tarafından en çok tartışılan ve en yakından izlenenlerden biri. Bu, İran Savunma Bakanlığının kontrolü altında bulunan çok gizli bir araştırma birimi.
ABD, kurumu “esas olarak nükleer silah geliştirme alanındaki araştırmalardan sorumlu” olarak tanımlıyor. Kurum, 2011 yılında, yakın çalışma arkadaşı Fereydun Abbasi-Davani ile birlikte “İran’ın nükleer ve füze faaliyetlerine katılımı” nedeniyle 2007’de BM tarafından yaptırıma uğrayan fizikçi Muhsin Fahrizade tarafından kuruldu.
Fahrizade, yaygın olarak İran’ın 2003 öncesi Amad planı olarak bilinen nükleer silah programının yaratıcısı olarak kabul ediliyordu.
İran, Amad programının varlığını ve nükleer silah yapımına yönelik herhangi bir faaliyeti uzun süredir reddediyor. Tahran, SİAK’ın “modern savunma alanındaki ürünlerin üretimi, tedariki ve desteği” ile uğraştığını belirtiyor, ancak nükleer araştırmalara katılımından bahsetmiyor.
ABD hükümeti, son on yılda SİAK ve bağlantılı kuruluşlara nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar üzerindeki çalışmaları ve “kitle imha silahlarının veya bunların fırlatma araçlarının yayılmasına önemli ölçüde katkıda bulunmaları” nedeniyle defalarca yaptırım uyguladı.
2024 yılında İran parlamentosu, SİAK’ı İran yasalarına göre ilk kez resmi olarak tanıyarak Savunma Bakanlığının ve nihayetinde İran’ın dini liderinin kişisel yetkisi altına verdi.
“Bilim insanı, şehit Muhsin Fahrizade’nin yolunu sürdürmek ve güçlendirmek” amacıyla çıkarıldığı belirtilen yasa, SİAK’ın bütçesini parlamento denetiminden muaf tuttu ve kuruma ticari ve akademik yan kuruluşlar kurma yönünde yasal yetki tanıdı.
Diplomasi
Paşinyan’ın partisi Avrupa Halk Partisi yolunda

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, lideri olduğu Sivil Sözleşme partisinin Avrupa’nın en büyük merkez sağ grubu olan Avrupa Halk Partisi’ne (EPP) katılımı için görüşmeler yürütüyor. Euractiv’in haberine göre katılım sürecinin bu yıl içinde değerlendirilmesi bekleniyor.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, liderliğini yaptığı Sivil Sözleşme partisinin, Avrupa’nın en büyük merkez sağ siyasi oluşumu olan Avrupa Halk Partisi’ne (EPP) katılımı konusunu müzakere ediyor.
Euractiv portalının haberine göre, Paşinyan EPP’ye katılma niyetini ilgili mercilere iletti. Haberde, katılım konusundaki nihai kararın henüz alınmadığı ancak meselenin bu yıl içinde değerlendirilebileceği kaydedildi.
Ermenistan iktidar partisinin yanı sıra Macaristan’dan Tisza, Danimarka’dan Liberal İttifak, Çekya’dan STAN ve Karadağ’ın iktidar hareketi olan Şimdi Avrupa Hareketi de EPP bünyesine dahil olabilecek yapılar arasında yer alıyor.
Sivil Sözleşme partisi, 7 Haziran’da Ermenistan’da düzenlenen parlamento seçimlerinden galibiyetle ayrılmıştı. Merkezi Seçim Komisyonu verilerine göre, oyların yüzde 49,81’ini alan Paşinyan’ın partisi, hükümeti tek başına kurma yetkisini elde etti.
Seçimlerin ardından açıklama yapan Paşinyan, halkın “devletleşme, bağımsızlık ve barış” rotasını desteklediğini ifade etti.
Seçim sonuçları hem Ermenistan muhalefeti hem de Moskova tarafından eleştirildi. Ermenistan İttifakı lideri ve eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, yetkilileri muhalefet üzerinde baskı kurmak ve idari kaynakları kullanmakla suçlayarak seçim sonuçlarına itiraz edeceğini duyurdu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı da kampanya sürecindeki ihlallere dikkat çekti. Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova, seçimlerin muhalif güçler ve Ermeni Apostolik Kilisesi üzerindeki baskı gölgesinde gerçekleştiğini belirtti.
AGİT gözlem heyeti ise yayımladığı ön raporda, seçim kampanyasının çatışmacı bir karakter taşıdığını bildirdi. Gözlemciler, Paşinyan’ın muhalif adayları açıkça soruşturmalarla ve şirketlerinin kamulaştırılmasıyla tehdit ettiğini not etti.
Erivan dış politikada AB ve Avrasya arasında denge arıyor
Ermenistan’da 2025 yılında, ülkenin Avrupa Birliği’ne katılım arzusunu yasallaştıran bir düzenleme kabul edilmiş, Paşinyan ise cumhuriyetin AB’nin tam haklı bir üyesi olmak istediğini dile getirmişti.
Rus yetkililer, AB üyeliğinin Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliği ile bağdaşmadığını defaatle vurguladı. Erivan ise karşılıklı çıkarların tanınmasına dayalı “dengeli bir dış politika” yürüttüğünü savunuyor.
Paşinyan, Ermenistan’ın Rusya’nın çıkarlarına zarar verme amacının “olmadığını ve olmayacağını”, ilişkilerin kaçınılmaz dönüşümüne rağmen Moskova ile bağları derinleştirme niyetinde olduklarını kaydetmişti.
28–29 Mayıs tarihlerinde Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde, katılımcı ülkeler Ermenistan’ın topluluktaki geleceğine ilişkin bir bildiri kabul ederek bunu Ermenistan Başbakan Yardımcısı Mger Grigoryan’a iletti.
Zirve sonunda dört AEB ülkesinin liderleri, Ermenistan’ı AB ile AEB arasındaki seçimini yapmak üzere en kısa sürede referanduma gitmeye çağırdı.
Paşinyan ise gazetecilere yaptığı açıklamada, organizasyondaki tüm kararların konsensüsle alınması nedeniyle Ermenistan’ın AEB üyeliğinden çıkarılmayacağını ifade etti.
Diplomasi
BP yatırımcıları Manifold’un görevden alınmasına tepkili

Britanyalı enerji devi BP’nin en büyük hissedarları, Yönetim Kurulu Başkanı Albert Manifold’un atanmasından bir yıl sonra görevden alınmasıyla ilgili derin endişelerini dile getirdi. Financial Times’ın haberine göre yatırımcılar, şeffaf bir açıklama yapılmamasının şirket içinde kriz ve yapılandırma planlarına karşı direnç işareti olduğundan korkuyor.
Britanyalı petrol devi BP’nin en büyük hissedarları, Yönetim Kurulu Başkanı Albert Manifold’un ani bir kararla görevden alınması nedeniyle derin endişe taşıdıklarını ifade etti.
Financial Times’ın (FT) haberine göre, şirketin en önemli yatırımcıları, bu ayrılığın nedenlerine dair yönetimden açıklama bekliyor.
Haberde, Manifold’un BP’nin yapısını basitleştirmeyi, yönetim kurulu kompozisyonunu yeniden gözden geçirmeyi ve maliyetleri düşürmeyi planladığı hatırlatıldı.
BP’nin geçici yönetim kurulu başkanı Ian Tyler, kurulun mevcut stratejiyi tam olarak desteklediğini ve uygulamaya devam etme niyetinde olduğunu belirtse de görevden alma kararı şirket içindeki çalışma ortamına dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Yatırımcılar, fesih kararına ilişkin net bir gerekçe sunulmamasının bir kriz belirtisi olabileceğini değerlendiriyor. Bu durumun, şirketin yeniden yapılandırma planlarının iç direnç nedeniyle sekteye uğrayabileceği yönündeki kaygıları artırdığı kaydedildi.
Hissedarlar ayrıca, Manifold’un gidişinin, mevcut düzenin bozulmasını istemeyen ve lideri saf dışı bırakmaya çalışan “bürokrasi” tarafından tetiklenmiş olabileceğinden çekiniyor.
FT’ye konuşan bir hissedar konuya ilişkin, “İnsanlar onu dışarı mı atmaya çalıştı? Bu durum bizi ve diğer pek çok kişiyi endişelendiriyor” ifadelerini kullandı.
BP yönetimi etik ve yönetişim standartlarını gerekçe gösterdi
BP, Mayıs ayı sonunda yönetim kurulu başkanını, atanmasının üzerinden henüz bir yıl geçmeden görevden almıştı. Yönetim kurulu, olası ihlallere dair ayrıntı vermeden kararı oy birliğiyle almıştı.
Reuters’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde ise Manifold’un iş arkadaşlarına karşı agresif tavırlar sergilediği ve kurulun “sistematik kabul edilemez davranış olgusunu tespit etmeye yetecek bilgiye ulaştığı” bildirilmişti.
Şirket tarafı, feshin “önemli kurumsal yönetişim standartları, denetim ve etik ilkelerine ilişkin ciddi endişelerin” yönetim kuruluna iletilmesinin ardından gerçekleştiğini duyurdu.
Albert Manifold ise bu değerlendirmelere katılmadığını belirterek, “hiçbir açıklama yapılmadan” görevden alındığını söyledi. Ayrılığının ardından yaptığı açıklamada Manifold, şirketteki “aşırı harcama” kültürünü de eleştirdi.
Geçtiğimiz yılın sonunda Financial Times, Aralık ayında görevinden ayrılan BP CEO’su Murray Auchincloss’un istifası öncesinde, iş modelinde radikal bir değişim konusunda ısrar eden Manifold ile defalarca karşı karşıya geldiğini yazmıştı.
Diplomasi
Azak Denizi’ndeki saldırıda iki denizcinin daha naaşı bulundu

Azak Denizi’nde yük gemilerine düzenlenen insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybeden Azerbaycan vatandaşı denizcilerin naaşlarına ulaşılırken, 19 mürettebatın tahliye süreci tamamlandı. Azerbaycan Dışişleri, saldırıda ölen dört vatandaşının kimliklerinin belirlendiğini ve cenazelerin kısa süre içinde ülkeye gönderileceğini duyurdu.
Azak Denizi’nde sivil gemilere yönelik düzenlenen saldırının ardından, hayatını kaybeden Azerbaycan vatandaşı iki denizcinin daha naaşına ulaşıldı.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, son bulgularla birlikte saldırıda yaşamını yitiren dört Azerbaycan vatandaşının tamamının naaşlarının bulunduğu bildirildi.
Bakanlık, kimlikleri tespit edilen denizcilerin 1969 doğumlu Gismet Aliyev ve 1981 doğumlu Fuad Orujov olduğunu açıkladı.
Hayatını kaybedenlerin naaşlarının, gerekli resmi prosedürlerin tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde Azerbaycan’a nakledileceği belirtildi.
Cenazelere, nakil sürecinde Yeysk şehrine gelen iki refakatçinin eşlik edeceği kaydedildi.
Saldırıdan kurtulan diğer Azerbaycan vatandaşlarının durumuyla ilgili de bilgi paylaşan bakanlık, 19 vatandaşın halihazırda yola çıktığını duyurdu.
Tahliye edilen bu grubun 9 Haziran günü öğle saatlerinde Azerbaycan’a varması bekleniyor.
Saldırıya uğrayan gemilerde 25 Azerbaycan vatandaşı vardı
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın daha önce paylaştığı verilere göre, 5 Haziran gecesi Azak Denizi’nde Taganrog yakınlarında seyreden Natra ve Zircon adlı yabancı bandıralı iki kargo gemisi insansız hava araçlarının hedefi oldu. Saldırı sırasında gemilerde toplam 25 Azerbaycan vatandaşının görev yaptığı açıklandı.
Rusya makamlarından Azerbaycan’a iletilen ilk bilgilerde, saldırı sonucunda beş kişinin hayatını kaybettiği ve üç kişinin yaralandığı belirtilmişti.
Yaralanan denizcilerin Yeysk şehir hastanesinde tedavi altına alındığı ifade edildi. Azerbaycan tarafı, daha sonra yaptığı güncellemede hayatını kaybeden beş denizciden birinin Rusya vatandaşı olduğunun tespit edildiğini bildirdi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, hayatını kaybeden Azerbaycanlı denizcilerin ailelerine ve yakınlarına taziye dileklerini iletti.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Moskova’nın Karadeniz ve Akdeniz havzalarında sivil gemilere yönelik hava ve deniz dronlarıyla düzenlenen saldırıların arkasında kimlerin olduğuna dair bilgi sahibi olduğunu ifade etti.
Görüş1 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş7 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Diplomasi6 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Rusya2 hafta önceFSB Direktörü: Batı, BDT ülkelerine yapay zeka kullanarak renkli devrim planlıyor









