Avrupa
Fransa Almanya’yı geçti, AB’nin en çok sığınmacı kabul eden ülkesi oldu

Almanya, AB’nin en çok sığınmacı alan ülkesi olma konumunu Fransa’ya “kaptırdı.”
Alman Welt am Sonntag gazetesinin bildirdiğine göre, gizli bir Avrupa Komisyonu raporu, 2025 yılının ilk çeyreğinde Almanya’nın sadece 37.387 başvuru kaydederek Fransa (40.871) ve İspanya’nın (39.318) ardından üçüncü sırada yer aldığını gösteriyor.
Bu, Almanya’ya yapılan başvurularda bir önceki yıla göre %41’lik bir düşüş anlamına geliyor.
Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser de pazartesi günü ülkesinin aylık iltica verilerine ilişkin yaptığı açıklamada rakamları teyit etti. Faeser, “Avrupa Birliği’nden gelen son rakamlara göre, yıllardır ilk kez sığınma başvurularının çoğunluğu artık Almanya’ya yapılmıyor,” dedi.
Almanya uzun zamandır iltica başvuruları için Avrupa’nın ana destinasyonu konumunda. Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA) verilerine göre, ilk çeyrekteki eğilim devam ederse, 2025 yılı, 2011’den bu yana Almanya’nın AB’de en fazla iltica başvurusu almadığı ilk yıl olabilir.
Almanya’nın hedef ülke olarak yükselişinden önce, sıralamada uzun süredir Fransa ilk sıradaydı.
Faeser başvurulardaki düşüşü “güçlü bir önlemler paketine, Almanya’nın kendi eylemlerine ve yakın Avrupa işbirliğine” bağladı.
Welt’e göre, geçen aralık ayında Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’den gelen iltica başvuruları da ilk çeyrekte %56 oranında azaldı.
Almanya, AB’de Suriyeliler tarafından yapılan her iki iltica başvurusundan yarısından fazlasını karşılıyor.
Almanya’nın mevcut hükümeti, kendi döneminde iltica başvurularının artmasının ardından düzensiz göçü azaltma çabalarını hızlandırmıştı.
2023 yılında yaklaşık 334.000 kişi Almanya’dan koruma talep etmişti ki bu rakam 2016’daki mülteci krizinin zirve yaptığı dönemden bu yana görülen en yüksek rakamdı.
Avrupa
Ukrayna ile AB üyelik müzakerelerinde ilk aşama başlıyor

Ukrayna ve Moldova, Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin ilk aşamasına pazartesi günü başlıyor. AB yetkilileri, müzakereler başlarken Kiev’in planlanan reformların henüz yüzde 15’ini tamamladığını belirtiyor.
Ukrayna ve Moldova, 15 Haziran Pazartesi günü Avrupa Birliği’ne (AB) katılım müzakerelerinin ilk aşamasına başlıyor.
Ancak The Guardian gazetesinin haberine göre AB yetkilileri, Kiev yönetiminin Aralık 2025’te AB ile mutabık kaldığı 10 maddelik plan çerçevesinde öngörülen reformların şu ana kadar yalnızca yüzde 15’ini tamamladığını belirtiyor.
Söz konusu plan, yolsuzlukla mücadele kurumlarının bağımsızlığının güçlendirilmesini, bir yolsuzlukla mücadele stratejisinin kabul edilmesini, ayrıca hakim ve savcıların atama süreçlerinde reformlar yapılmasını içeren önlemleri kapsıyor.
Ukrayna ve Moldova, AB üyeliğine adaylık statüsünü 2022 yılında almıştı. Haziran 2024’te müzakerelerin açılması yönünde sembolik bir karar alınmasına rağmen, esasa ilişkin müzakereler eski Macaristan Başbakanı Viktor Orban tarafından engellenmişti.
Macaristan’da nisan ayında yaşanan hükümet değişikliğinin ardından, 12 Haziran Cuma günü AB üyesi ülkeler, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi kapsayan AB müktesebat başlıklarından oluşan “birinci fasıllar grubunun” (birinci küme) açılması konusunda oy birliğiyle onay verdi.
Bu fasıllar grubunun açılması; tek pazar, çevre, ekonomi ve sosyal politika gibi diğer alanlardaki müzakerelerin de önünü açıyor.
Cuma günü ortak bir açıklama yapan AB liderleri Ursula von der Leyen ve Antonio Costa, her iki ülkenin “karşı karşıya kaldıkları muazzam zorluklara rağmen reformları ilerletmekte gösterdikleri kararlılığı, cesareti ve yoğun çabayı” takdirle karşıladıklarını belirtti.
Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu eski danışmanlarından Heather Grabbe ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, “AB yasalarının Ukrayna topraklarında kabul edilmesi, uygulanması ve bu yasalara uyulmasının sağlanması süreci kısaltılamaz. Bu durum zaman alacaktır ve idari kaynak gerektirecektir” ifadelerini kullandı.
Grabbe, bu müzakerelerin Ukrayna için bir sınav niteliğinde olması gerektiği görüşünü dile getirdi.
AB yetkilileri, yeterli irade gösterilmesi halinde Ukrayna’nın teknik müzakereleri yaklaşık dört yıl içinde tamamlayabileceğini öngörürken, üyeliğin nihayetinde siyasi bir karar olduğunu da kabul ediyor.
AB’ye katılım müzakereleri süreci, üyelik yolundaki temel hukuki aşamaları temsil eden ve altı grup (klaster) altında toplanan 33 fasıldan oluşuyor.
“Temel Bilgiler” başlıklı birinci fasıllar grubu, hukukun üstünlüğü ve kamu yönetimi reformu alanlarında iki yol haritasının hazırlanması şartını içeriyor.
Mayıs ayında Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Ukrayna’ya Avrupa Birliği üyeliğine giden yolda ara bir adım olarak ortak üyelik statüsü verilmesini önermişti.
Merz, bu girişimin ülkeye tam üye olmadan blokla entegrasyon imkanı tanıyacağını savunmuştu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise Kiev’in Avrupa’yı “yarım önlemlerle değil, bütünüyle” koruduğunu belirterek Merz’in bu önerisini “haksızlık” olarak nitelendirmişti.
Avrupa
NATO, özel sektörü Rusya ile savaşa hazırlıyor

NATO, sabotajdan insansız hava aracı saldırılarına kadar her türlü tehdide karşı koymak için özel şirketleri ve askeri kaynakları devreye sokarak, Rusya’nın “hibrit saldırılarını” henüz gerçekleşmeden engellemeye çalışıyor.
NATO’nun inovasyon, hibrit ve siber konulardan sorumlu genel sekreter yardımcısı James Appathurai, POLITICO’ya verdiği röportajda şunları söyledi:
“Bunun amacı, artık ‘köstebek avı’ oynamaktan vazgeçmek. Rusya’nın hibrit kampanyası önemli boyutta, giderek büyüyor ve Ukrayna’da ne olursa olsun durmayacak.”
Avrupa, Batılı güvenlik yetkililerinin Moskova tarafından koordine edildiği öne sürülen bir “hibrit savaş” olarak tanımladıkları süreçte yıllardır siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, sabotaj ve kesintiye uğratma eylemleriyle karşı karşıya.
Avrupa’nın doğu sınırında son zamanlarda yaşanan drone saldırıları ve GPS sinyal bozma olayları, Kıta hükümetlerini daha güçlü bir yanıt vermeye itti.
İttifak, geçen yıl kabul edilen bir hibrit stratejiyi uygulamaya koyuyor. Orduların hibrit tehditleri daha iyi izleyebilmesi için siber güvenlik şirketlerinden kamu hizmet sağlayıcılarına kadar özel şirketlerle ortaklıklar kuruyor.
Hibrit tehditlere yönelik daha kapsamlı tepki, liderlerin gelecek ay Ankara’da yıllık NATO Zirvesi için bir araya geldiğinde tartışma gündeminde yer alacak.
Yetkililer, Rusya’nın Avrupa’yı hedef alma konusunda giderek daha cüretkar hale geldiği konusunda uyarıda bulundu.
Appathurai, Moskova’nın “vatandaşlarımızın hayatını riske atmaya hazır olduğunu” belirterek, Aralık 2025’te Polonya’da 30’dan fazla rüzgar ve güneş enerjisi santralini ve yaklaşık yarım milyon kişiye hizmet veren büyük bir ısı ve elektrik santralini hedef alan bir siber saldırıya atıfta bulundu.
NATO jetleri kısa süre önce Letonya hava sahasına giren bir drone’u düşürdü. İttifak ayrıca geçen ay, ağlarını hackerlara karşı korumak amacıyla siber güvenlik liderleri Microsoft, Palo Alto Networks ve ESET ile ortaklıklar kurdu.
Ayrıca geçen yıl, denizaltı kablolarına yönelik bir dizi şüpheli saldırının ardından NATO, “Baltic Sentry” operasyonu adı altında Baltık Denizine savaş gemileri ve uçaklar gönderdi.
Appathurai, ittifakın enerji sektörüne de daha fazla girerek, açık deniz enerji altyapısı çevresindeki insansız hava aracı saldırıları devam ederken petrol ve gaz şirketleriyle tehdit istihbaratını paylaştığını söyledi.
NATO yetkilisi, “Sensörlerini zaten askeri karargahımıza bağlıyoruz, birlikte tatbikatlar yapıyoruz… ve güvenlikleriyle ilgili uzun vadeli planlar üzerinde anlaşıyoruz,” dedi.
Aynı durum veri merkezleri için de geçerli. NATO, kendi güvenli, hava boşluklu bulut ağını kurarken kritik dijital altyapıyı korumaya yardımcı olmak için büyük ABD’li bulut sağlayıcılarıyla birlikte çalışıyor.
Appathurai, amacın basit olduğunu söyledi: Kritik bir sistem çökse bile veya ABD’den gelen desteğe güvenmek zorlaşsa bile NATO’nun çalışmaya devam edebilmesini sağlamak:
“İşler zorlaşsa bile… herhangi bir nedenle ABD’den gelen destek azalsa bile, sistemi yeterli yedekliliğe sahip olacak şekilde tasarlayabilirsiniz.”
Yıllar boyunca, Batılı hükümetlerin hibrit tehditlere karşı tepkisi caydırıcılığa dayanıyordu. Buradaki mantık, siber saldırıların kaynağını kamuoyuna açıklamak, yaptırımlar uygulamak ve kolektif direnci güçlendirmenin, düşmanları tırmanıştan vazgeçireceği yönündeydi.
Fakat Rusya ile bağlantılı olduğu varsayılan ve tekrarlanan siber saldırılar, altyapı sabotajları ve etki kampanyaları bu mantığı sorgulatmış ve hükümetler giderek aktif savunma önlemlerine yöneltti.
Karada, denizde veya havada gerçekleştirilen geleneksel askeri operasyonların aksine, hibrit saldırılar genellikle gölgede gerçekleşir; bu da bunların arkasında kimin olduğunu ve neyi amaçladıklarını kanıtlamayı çok daha zor hale getirir.
NATO daha önce bu saldırıları belirli ülkelere atfetmekten kaçınmış, bunun yerine üye ülkeler kesintileri Rusya ve Çin devlet destekli aktörlerle ilişkilendirdiğinde destek vermişti.
Appathurai, ittifakın hibrit stratejisinin, NATO ve özel sektör ortaklarının krizden krize savrulmak yerine, kendi topraklarındaki hibrit faaliyetlerin tam kapsamını bir araya getirmelerine yardımcı olacağını söyledi:
“Hollanda’da bir trenin raydan çıkması veya bir fabrikaya yönelik bir kundaklama saldırısı olursa, bu sadece bir kundaklama veya raydan çıkma olayı olabilir. Fakat [bunlardan] yedi tane görürseniz ve bunların hepsi Ukrayna’ya verilen destekle ilgiliyse, o zaman bunun arkasında kimin olduğunu anlarsınız.”
Avrupa
Lagarde 2027 yılı için yüksek enflasyon öngördü

Avrupa Merkez Bankası, Ortadoğu’daki savaşın enerji maliyetlerinde yol açtığı artışın enflasyonu tetiklemesini önlemek amacıyla politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 2,40’a yükseltti. Kararın ardından konuşan ECB Başkanı Christine Lagarde, yükselen enerji fiyatları nedeniyle enflasyonun 2027 yılının ilk yarısında yüzde 2’lik hedefin üzerinde kalacağını açıkladı.
Avrupa Merkez Bankası (ECB), Ortadoğu’daki savaştan kaynaklanan enerji fiyatlarındaki artışın kalıcı bir enflasyona dönüşmesini engellemek amacıyla faiz artırımına gitti.
Perşembe günü düzenlenen haziran ayı toplantısında banka, analistlerin beklentileriyle uyumlu olarak politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 2,40’a çıkardı.
Mevduat faizi de aynı şekilde 25 baz puanlık artışla yüzde 2,25 seviyesine yükseltildi.
Kararın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan ECB Başkanı Christine Lagarde, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu hızlandırmaya devam edeceğini ve enflasyonu 2027 yılının ilk yarısında yüzde 2’lik hedef seviyenin üzerinde tutacağını belirtti.
Reuters’ın aktardığına göre Lagarde, “Enflasyonun, enerji fiyatlarındaki düşüş ve diğer fiyatlardaki daha ılımlı seyirle birlikte 2027 yılının ikinci yarısında hedef seviyeye dönmesi bekleniyor” dedi.
Ortadoğu’daki savaşın temel bir belirsizlik kaynağı olmayı sürdürdüğünü kaydeden Lagarde, “Enerji fiyatları ne kadar uzun süre yüksek kalırsa, dolaylı ve ikincil etkiler yoluyla daha geniş bir enflasyonist zemin yaratma olasılığı da o kadar artar. Bu bağlamda, enerji fiyatlarındaki artışın boyutunu ve kalıcılığını, bunun fiyat ve ücret oluşumuna yansımasını, enflasyon beklentilerini ve genel ekonomik dinamikleri yakından takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.
ECB Başkanı, faiz kararlarının gelecekteki seyrine yönelik önceden bir taahhütte bulunmadıklarını, adımların gelen verilere bağlı olarak toplantıdan toplantıya belirleneceğini vurguladı.
Lagarde, haziran ayındaki faiz artırımı kararının oybirliğiyle alındığını belirterek, “Başka hiçbir seçenek değerlendirilmedi ve tartışılmadı” diye ekledi.
Banka tarafından yapılan açıklamada da savaşa bağlı olarak artan enflasyonist baskıya dikkat çekilerek, “Ortadoğu’daki savaş enflasyonist baskıyı artırmaktadır; faiz artırımı kararı, şokun gelişimine ve bunun Avro Bölgesi’nin orta vadeli görünümleri üzerindeki etkilerine dair farklı senaryolar altında haklılığını korumaktadır” denildi.
Merkez Bankası enflasyon tahminlerini yükseltti
ECB, güncellenen üç aylık tahminlerinde makroekonomik öngörülerini de paylaştı. Buna göre banka, daha önce mart ayında yüzde 2,6 olarak açıkladığı 2026 yılı enflasyon tahminini yüzde 3,0’e yükseltti.
2027 yılı enflasyon beklentisi ise yüzde 2,0’den yüzde 2,3’e çıkarıldı. Çekirdek enflasyonun ise 2026 ve 2027 yıllarında yüzde 2,5, 2028 yılında ise yüzde 2,2 seviyesinde gerçekleşeceği öngörüldü.
Enerji fiyatlarındaki ani yükseliş nedeniyle bazı çekirdek enflasyon göstergelerinin halihazırda tırmandığını belirten Lagarde, “Kısa vadeli enflasyon beklentileri, Ortadoğu’daki savaş öncesindeki seviyelerin oldukça üzerinde seyrediyor.
Diğer taraftan, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin büyük kısmı yüzde 2 civarında bulunuyor ve bu durum orta vadede enflasyonun hedef seviyeye yakın dengelenmesini destekliyor” dedi.
Enflasyonun ekonomi geneline yayıldığını gözlemlemeye başladıklarını ifade eden Lagarde, hem doğrudan hem de dolaylı etkileri yakından izleyeceklerini dile getirdi.
Ekonomik büyümeye yönelik projeksiyonlarını da açıklayan ECB; Avro Bölgesi GSYH büyüme oranının 2026 yılında yüzde 0,8, 2027 yılında yüzde 1,2 ve 2028 yılında yüzde 1,5 olacağını tahmin etti.
Lagarde, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle ekonomik büyümeye yönelik risklerin aşağı yönlü olduğunu kaydetti.
ECB açıklamasında da “Görünüm, enflasyon için yukarı yönlü, ekonomik büyüme için ise aşağı yönlü risklerle birlikte belirsizliğini korumaktadır” tespiti yapıldı.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Dünya Basını2 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Asya2 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi











