Görüş
Hint kültüründe Sari, çeşitlilikte birliğin bir yansıması
İlk Sari’mi yıllar yıllar önce tanıdığım bir Hint profesörden hediye olarak almıştım. Paketi ilk açtığımda yalnızca katlanmış büyükçe bir kumaş yığını ile karşılaştım. Ha bir de bir kutu içinde Sari’nin takımı olarak bir sürü bilezik.
Bilezikler tamamdı ama bu büyük kumaş parçasını bir elbise olarak düşünmek ve giymek ilk etapta bana çok karmaşık gözükmüştü. Açıkçası heyecan ile açtığım Sari çantasını hayal kırıklığı ile geri kapatmış ve hatta hediye sahibine sitem dahi etmiştim; bunun hazır dikilmiş olanı yok mu, muhakkak vardır, neden hazır olanı veya dikilmiş olanı tercih etmedin hediye olarak diye…
Ancak sonra işi bir nebze olsun çözdüm. İlk Sari’mi hazırlayıp giymek beni öyle derin bir araştırmaya sürüklemişti ki aslında yalnızca bir giysi olarak gözüken Sari’nin ardında çok derin bir kültür yatıyor.
Eğer “Sari nasıl giyilir?” sorusunu Google’a sorarsanız, yüzlerce farklı tarif ile karşılaşırsınız. Çoğu zaman insanlar Sari giymenin tek bir yolu olduğunu düşünür ve buna aslında “Nivi” stili denir: Bilindik ön pileli tarz; kıvrımlı, bele sarılı, pallu -yani giysinin süslü ucu- sol omzun üzerine atılmış.
Ancak gerçek şu ki bölgeye, kumaşa, giysinin uzunluğuna ve genişliğine ve giyenin o gün ne yapıyor olabileceğine bağlı olarak bir Sari’yi giymenin yüzlerce farklı yolu var. Sari giyimi stillerinin çoğu bölgeye özgü ve tıpkı Hindistan’daki yemek ve dil gibi Sari giyim şekli bağlam, coğrafya ve işlevin bir sonucu.
Sariler genellikle 6 ile 9 yard (kabaca 4,5 ile 8,5 metre) uzunluğunda tek parça kesilmemiş ve dikişsiz dikdörtgen kumaşlardır, tek beden herkese uyar ama giyen için zorluk vücuda dolamakta yatıyor. Ve “Sari” (genellikle “Saree” olarak yazılır) sözcüğü Sanskrit “kumaş şeridi” anlamına gelir.
Ancak binlerce yıldır ipek, pamuk veya keten ile kendilerini saran Hint kadınlar ve birkaç erkek için bu kumaş parçaları basit giysilerden daha fazlasıdır. Bunlar ulusal gururun sembolleri, geleneksel ve son teknoloji tasarım ve zanaatkarlığın elçileri ve Hindistan’ın tüm devlet ve Birlik bölgelerini tanımlayan sayısız farklılığın bir yansıması.
Sarilerin ilk sözü MÖ 3000’e tarihlenen bir Hindu ilahiler kitabı olan Rig Veda’da geçiyor; bu giysiler 1. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar Hint heykellerinde de görülür. “Sihirli dikişsiz giysi” olarak nitelenen Sari başlangıçta Hindistan’ın kavurucu sıcak iklimine ve hem Hindu hem de Müslüman toplulukların mütevazı giyim geleneklerine ideal olarak yer edinmiş.
Sariler ayrıca Pakistan, Bangladeş, Nepal ve Sri Lanka gibi diğer Güney Asya ülkelerinde kadınlar için geleneksel.
Hindistan aynı zamanda büyük el sanatları kültürlerinden biri anlamına geliyor. Boyama, baskı ve ipek dokumacılığında adeta bir güç merkezi ve bunların hepsi tahmini 30 bölgesel Sari çeşidinden en az birinde temsil ediliyor.
Ganga Nehri kıyısındaki Varanasi şehrinde dokumacılar, genellikle parlak kırmızı renkte metalik “zari” ipliği ile süslenmiş ve gelinler tarafından çok beğenilen “Banarasi” ipeklerini yapmak için eski usul ahşap tezgahların başına geçer.
Tropikal Kerala’da ağırlıklı olarak beyaz “Sett Mundu” Sarileri, 19. yüzyıl sanayileşmesinin günümüzde alt kıtada görülen renkli anilin boyaları ve parlak renkleri getirmesinden önce popüler olan stilleri yansıtır.
Batı Bengal’de “Baluchari” Sarileri, bölgenin antik pişmiş toprak tapınaklarının duvarlarındaki tasarımlara dayanan süslemeleri ile öne çıkar -büyük Hint destanları Ramayana ve Mahabharata’daki mitolojik hikayelere dayanan tasarımlara sahip; sanat, tarih ve moda kaynaşmasının bir kanıtı.
Kıyı Goa’da “Koli” Sarileri, balıkçı kadınlara hareket özgürlüğü sağlamak için Sari’yi pantolona dönüştürüyor.
Karnataka’da “Gobbe Seere” Sarileri, tarımsal çalışma sırasında Sari’yi sabit tutmak için kalın bir kemere sahip.
Tamil Nadu’da “Kanjeevaram” Sarileri, kuşaklar boyu dayanmasını sağlayan özel bir dokuma tekniği ile üretiliyor; genellikle kenar ve pallu tasarımlarının Sari’nin gövdesinden farklı olması ile zıt parlak renklere sahip ve altın rengi örgülere ve çiçekler, tavus kuşları ve filler gibi cesur, renkli motiflere sahip.
Bihar’da “Tussar” Sarileri çok yumuşaktır ve zengin dokusu ve doğal koyu altın rengi nedeni ile değerli iken
Orissa’dan gelen “Sambalpuri” Sarileri, “ikkat” olarak bilinen karmaşık dokumalarında yansıtılan batik sanatı ile ünlü; iplikler önce batik tekniği ile boyanır ve ardından kumaşa dokunur.
Sari’yi giymek adeta bir sanat ve Sari, kültürel bir sembol; geleneklere bağlı kalırken zamanla gelişen yaşayan bir miras, Hindistan’ın zengin mirasının kalıcı ruhu. “Sari’nin giyilme şekli Hindistan hikayelerinin canlı bir sözlüğü” deniyor. En yaygın Sari giyme teknikleri arasında her yerde bulunan Nivi tarzı ile uzun bir dikdörtgen kumaşı akıllıca diz boyu pantolona dönüştüren kırsal Dharampur tarzı.
Çoğu Sari artık bir choli (kısa üst) ve ince yarım etek ile kombinleniyor; ikincisi genellikle tüm bu sarma veya dolama işlemini sabitlemeye yardımcı olur. Bazı Sari kıvrımlarının dikiş veya iğneler ile tutturulması gerekir, bazıları ise vücut için kumaş origamisi gibi daha serbest formdadır.
Ayrıca Sari’nin parlak renkleri kısmen gelenek tarafından yönetilir: Renkler ruh hallerini temsil eder. Sarı, yeşil ve kırmızı, doğurganlığı temsil eden uğurlu renklerdir. Tutkuyu da çağrıştıran kırmızı, ülkenin bazı bölgelerinde gelin rengidir ve hamilelik ile ilişkili ritüellerin bir parçasıdır. Soluk krem rengi yazın rahatlatıcıdır ve aynı zamanda gelin saflığını sembolize eder. Evli bir Hindu kadını tamamen beyaz bir Sari giymez, çünkü bu yalnızca dullar içindir: “Kocası olmayan bir yaşam, renksiz bir yaşamdır”. Tek başına siyahın talihsizlik getirdiği düşünülür ve başka bir renk ile karıştırılması gerekir. Mavi, musonun susuzluğu gideren, hayat veren gücünü ve güzel çocuk-Tanrı Krishna’nın vizyonlarını çağrıştırır.
Her Sari, etrafındaki toplum ve insanlar hakkında bir öyküye sahip. Bazı kültürlerdeki diğer geleneksel giysilerin aksine, Sari tek bir ulustan veya inanç kümesinden gelen insanlara özgü değil. Ancak küreselleşme ve giderek daha ucuz mallar için söz konusu olan rekabet son zamanlarda makinede dokunan Sarileri veya geleneksel giysilerin kötü kopyalarını yaygın hale getirdi. Artık bazı bölgelerde Sarileri yaşlı kadınlarda görme olasılığınız daha yüksek. Genç kadınlar ve şehir sakinleri çoğunlukla Batılı giysileri veya Salwar (tunik ve pantolon takımı) tercih ederken Sari seçimi ancak bir düğün veya başka bir parti için oluyor.
Bu, şu soruyu akla getirebilir: Sariler, Japonya’nın Kimono’suna ve Çin’in Cheongsam’ına katılıp özel günler ve bayramlar için egzotik bir kıyafet mi olacak?
Benim yanıtım muhtemelen hayır olur: Canlı renkleri, karmaşık tasarımları ve akıcı zarafeti ile Hint Sarisi yalnızca bir giysiden daha fazlası; tarih, gelenek ve kültürel önem ile örülmüş adeta zamansız bir goblen…
Bu arada bir Sari, bir sokak satıcısından 30 dolardan az bir fiyata veya ince ipeği ve gösterişli işlemeleri ile bilinen Banarasi güzelliği için 15 bin dolara kadar yüksek bir fiyata satın alınabiliyor.
Sari hatta politik bir destek olarak dahi kullanılabiliyor. Hindistan’da özellikle 2014’ten bu yana esmeye başlayan Hindu milliyetçi politik havadan moda ve Hintlerin moda üzerine düşünceleri de nasibini aldı. Hint moda endüstrisi geleneksel kıyafetleri tanıtmak ve Batılı stilleri arka planda tutmak için yönlendiriliyor.
Bugün Modi’nin renkli kurtaları (yarım kollu yakasız tunik gömlek) adeta popüler moda ifadesi.
Bu pek tabii yalnızca Modi’ye özgü bir durum değil. Örneğin, Mahatma Gandhi’nin Dhoti’si veya Jawaharlal Nehru’nun ceketi ya da Indira ve Sonia Gandhi’nin geleneksel Khadi’den (elle eğirilmiş ve dokunmuş pamuklu kumaş) yapılmış Sarileri… Hindistan liderleri geleneksel kıyafetleri her zaman politik olarak kullanmışlar.
Başbakan Modi ilk göreve gelmesinden yalnızca birkaç ay sonra yerel üretimi teşvik etme girişimi Make in India kampanyası ile başlattığı modayı Hintleştirme veya Hint modasında Hintliği yeniden canlandırma çabaları ile geleneksel giysileri bir öncelik haline getirmişti ki ülkedeki birçok kişi onu memnun etmek istediği için moda endüstrisi de onu takip etmeye başlamıştı. Sık sık devlet destekli moda şovları ve sergiler düzenleniyor ve hepsi büyük çoğunlukla geleneksel Hint giyim tarzlarını tanıtmayı amaçlıyor. Örneğin, 2015’te Banarasi Tekstil Canlanma Hareketi’nin de tanıtıldığı ve ülkenin önde gelen moda tasarımcılarının eserlerini bir araya getiren Mumbai’deki bir moda fuarı, Tekstil Bakanlığı ile işbirliği içinde düzenlenmiş ve Banarasi Sari’yi tanıtmayı amaçlamıştı.
Banarasi Sari, eskiden Benares veya Banaras olarak adlandırılan ve tesadüfen Modi’nin siyasi seçim bölgesi olan kuzey Hindistan şehri Varanasi’de dokunuyor. Ayrıca Varanasi, burayı Yüce Tanrı Lord Shiva’nın ebedi evi olarak gören Hindular için en kutsal şehirlerden biri. Modi zamanında Banarasi Sari geleneğini canlandırmayı ve seçmen kitlesinin önemli bir yüzdesini oluşturan dokumacılarına yardım etmeyi vaat etmiş olsa da çoğunluğu Müslüman olan ve aile mesleğini sürdüren dokumacılar büyük ölçüde yoksulluk içinde. Aksine, popüler modayı Hintleştirme projesi veya Banarasi Sari’yi canlandırma çağrısı, lüks Sari talebini artırarak dokumacıları istihdam eden şehirdeki tüccarlara fayda sağladı.
Hindistan’da üretilen tüm Sarilerin muhtemelen yüzde 90’ı Müslüman erkekler, kadınlar ve çocuklar tarafından yapılıyor. Varanasi’de yaşayan Müslümanların yüzde 70’inden fazlası geçimini Sari dokuyarak sağlayan ve bunu kuşaklardır yapan Ensar kastına ait. Efsaneye göre Ensar dokumacıları İran’dan gelmiş ve yalnızca dokuma geleneğini değil, aynı zamanda dikiş uygulamasını da beraberlerinde getirmişler. Popüler bir efsaneye göre Hintler, Müslümanlar gelene kadar dikişli giysiler giymemişler. Hindular tarafından dini nedenlerden dolayı dikişsiz kumaşların tercih edildiği düşünülürse, bunun biraz doğruluk payı olabilir. Ki Bugün dahi bu giyim ayrımı lungiler (saronglar, bele sarılan bir tür erkek eteği) aleminde mevcut; Müslüman erkekler dikişli lungileri tercih ederken Hindu erkekler dikişsiz lungileri tercih ediyor. İnanışa göre, dikilmemiş tek parça kumaş, dikişli kumaşın onu kirli hale getirdiğine dair eski Hindu inancından dolayı ortaya çıkmış; tek parça halinde olan kumaş, bel çevresi dahil olmak üzere vücudu saracak şekilde tasarlanmış ve sarma sonucu kalan uzun ucu genellikle omuza atılarak giyme işleminde final yapılmış olur.
Kadınların vücuduna sararak giydiği Sari, daha önceleri ne parçalar halinde giyilir ne de altına herhangi bir giysi giyilirmiş. Ancak, inanışa göre, İngilizlerin gelişi (MS 1858) ile Hintlerin Sari’yi giyme biçimi değişmiş ve dikişli bluz ile kombinezonun Sari ile birleşimi söz konusu olmuş.
Sarilerin tarihi, dokumacıların giysiyi yaratmak ve daha da güzelleştirmek için çivit mavisi, lak, kırmızı kök boya ve zerdeçal gibi boyalar kullandığı İndus Vadisi Uygarlığı’na kadar uzanıyor. 16. ve 19. yüzyıllarda, gösterişli giysilere olan sevgileri ile bilinen Babürlüler, zardozi ve kamdani gibi ayrıntılı nakışların yanı sıra diğer görkemli tasarımlar ile süsleyerek Sari’nin görünümünü iyileştirdiler. Sari daha sonra Babür döneminde hem saraydaki kraliyet ailesi hem de halk tarafından yaygın olarak giyilen düzenli ve günlük bir giysi haline geldi.
Sariler hakkında daha az bilinen bir gerçek ise eski zamanlarda hem erkekler hem de kadınlar tarafından giyildiği ve günümüzün aksine cinsiyetsiz giysiler olarak kabul edildiği. Ancak zamanla Sariler, kadınsı ve yumuşak görünümleri nedeni ile kadın giyimi olarak daha fazla popülerlik kazanmaya başladı ve bir kadın giyimi haline geldi.
Ve Viktorya döneminde Britanya Raj’ının Sariler için bluz ve kombinezon gibi ek parçaları tanıttığı söylenir ki o dönemde kol ve omuzları sergilemek veya ince kumaşlı bir Sari’nin neden olduğu transparan görüntü uygunsuz olarak kabul ediliyor ve İngilizler Sari’nin tek parça biçiminin son derece ahlak dışı olduğunu düşünüyordu.
Geçmişte, Sari ne kadar ince ve şeffaf ise o kadar değerliydi.
İngilizler bu Sari stilini onaylamadılar: Onlar için şeffaflık çok tahrik edici ve dolayısıyla ahlaksızdı.
Öte yandan, eski dönemlerde Sari giyme biçiminin sınıflara ve mesleklere göre de değiştiği; yüksek sınıflardan kadınların, biri üst vücut, diğeri alt vücut için olmak üzere iki giysi giydiği ve bazılarının üst vücudu örtmek için korse, göğüs bandı veya şal taktığı da biliniyor (Bu arada tanrı, koca, kayınvalide veya yabancıların huzurunda evli kadının sıklıkla başını örtmesi gerekir) ve ayrı olarak giyildiğinde alt giysinin ya tam bir etek olarak sarıldığı ve belden bir kuşak ile tutulduğu ya da arkadan pileler ile sarıldığı görülürken alt sınıftan kadınlar ve fahişelerin göğüslerinin çıplak olduğu görülüyor.
Ancak Müslüman yönetimi altında (MS 1200-1850), Kuzey Hindistanlı Hindu kadınlar bol pantolonlar ve uzun bir üst (bugün salwar kameez olarak bilinir) ile Pers kostümlerine daha yakın giysiler giymeyi öğrendiler. Bu yabancı kostüme, baş örtüsü olarak hizmet etmek üzere Sari türevi bir eşarp, dupatta eklendi.
Belki de Hindistan’daki İngiliz Yönetimi sırasında Sari üzerindeki en önemli tarihi etki, İngilizlerin asimile olmama politikasıydı. İmparatorluk bürokrasisinin üyesi olan Hint erkekler Batı kıyafetleri giymeyi hak ettiler. Ancak Batı toplumunda hareket etme fırsatı olmadığı için kadınların yabancı kıyafetlere karşı bir zevk geliştirmesi olasılığı çok düşüktü. Bu nedenle gelenek etkisini korudu ve bugün dahi dış etkilere karşın Sari birincil bir güç olmaya devam ediyor.
Sari’nin kullanılmaya devam edilmesinin ardındaki bir diğer önemli neden ise yakın zamanda yerleşmiş olan milliyetçi kültür veya kültürel milliyetçilik idealidir. Hindistan’ın İngiltere’den bağımsızlık mücadelesi sırasında Mahatma Gandhi, özellikle sömürgeciye ekonomik acı çektirmek için bir sivil itaatsizlik kampanyası yürüttü. Sari’nin tarihi ile bütünleşik bir endüstri olan tekstil, bu bağımsızlık mücadelesinin önemli bir sembolü haline geldi. 19. yüzyıldan bu yana İngilizler, ucuz Hint pamuğunu İngiltere’ye ihraç etme, onu kumaşa dönüştürme ve Hindistan’da muazzam karlar ile yeniden satma uygulamasını benimsemişlerdi. Gandhi, İngiliz kumaşını boykot ederek ve “HomeSpun” hareketini başlatarak bu uygulama ile mücadele etti. Ve yerli kumaş ve giysilere bağlı vatanseverlik sembolizmi nispeten devam etti.
Yani geleneksel kıyafetler giyen bir kadın veya erkek, Batı kıyafetlerini benimseyen birinden daha “Hint”…
Sari, 5 bin yılı aşkın süredir Hindistan tarihinin bir parçası. Ülke genelindeki her bölgenin Sariler ve bunların giyilmesi ile ilgili kendine özgü bir tarzı ve gelenekleri olsa da Hint kadınlar bir bütün olarak Sarileri ulusal kimliklerinin önemli bir parçası olarak görür; hatta kuşaktan kuşağa nostalji, gurur ve onur kaynağı olarak aktarıyor. Bu bağlamda, Sari aynı zamanda Hindistan’ın çeşitlilikteki birliğini sembolize eder. Tamil Nadu gibi devletler Kanjivaram Sarileri üretirken Banarasi Sarileri Uttar Pradesh’ten çıkar ve her biri kumaş ve tasarım açısından benzersiz. Bu bölgesel farklılıklar kültürel çeşitliliği temsil ederken Sari’nin kendisi ortak geleneksel giysi olarak birlik duygusu yaratır. Bu uyarlanabilirlik ise Hindistan’ın zanaatkarlık ve bölgesel ifadedeki çeşitliliğini vurgularken paylaşılan kimliği korur ve hem birliği hem de çeşitliliği tek bir giyside somutlaştırır…
