Bizi Takip Edin

Diplomasi

İngiliz ekonomist Ann Pettifor: Küresel finans sistemi denetimsiz bir kumarhaneye dönüştü

Yayınlanma

2008 küresel finans krizini önceden öngören İngiliz ekonomist Ann Pettifor, mevcut finansal sistemi “büyük bir kumarhane” olarak nitelendirerek, Trump’ın yönetim anlayışının bu sistemin bir yansıması olduğunu belirtti. Pettifor, hükümetlerin iklim krizi ve enerji fiyatları konusunda piyasaların arkasına saklanarak “sahte bir çaresizlik” sergilediğini savunurken, yapay zeka sektöründe oluşan devasa balonun yakında patlayacağı uyarısında bulundu.

İngiliz ekonomist ve yazar Ann Pettifor, Ava Santina Evans ile gerçekleştirdiği mülakatta, küresel finans sisteminin işleyişini ve siyasi etkilerini sert bir dille eleştirdi.

The Global Casino (Küresel Kumarhane) adlı kitabının ekseninde konuşan Pettifor, uluslararası finans sisteminin denetimsiz, kuralsız ve spekülatif bir yapıya büründüğünü ifade etti.

Pettifor, sistemin görünmez doğasının halkın olup biteni anlamasını zorlaştırdığını, ancak bu yapının emeklilik fonlarından enerji faturalarına kadar günlük hayatı doğrudan etkilediğini vurguladı.

“Trump ülkeyi bir kumarhane gibi yönetiyor”

ABD Başkanı Donald Trump’ın iş geçmişi ile mevcut finansal sistem arasında paralellik kuran Pettifor, Trump’ın Atlantic City’deki kumarhane işletmeciliği dönemini hatırlattı.

Trump’ın borçlanarak kumarhaneler satın aldığını, şirketlerin içini boşaltıp iflas ettirdiğini ancak kendisinin bu süreçten zenginleşerek çıktığını belirten Pettifor, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Trump, aslında olağanüstü bir gangster gibi. Ülkeyi de piyasaların işlemesi için bir kumarhane gibi yönetiyor. Kapitalist sistemde risk alırsanız kâr da edersiniz, zarar da. Ancak mevcut sistemde risk alıp devasa sermaye kazançları elde edebiliyorsunuz ama zarar etmeyi beklemiyorsunuz. Zarar ettiğinizde kamu sektörünün, vergi mükelleflerinin, Merkez Bankası’nın (Fed) sizi kurtarmasını bekliyorsunuz.”

Pettifor, Trump’ın Wall Street’i düzenlemek veya denetlemek için hiçbir adım atmayacağını, aksine bu “yasa dışı” sistemin varlığı sayesinde siyaset sahnesinde yükseldiğini savundu.

“Piyasalar başarısız olduğunda faturayı halk ödüyor”

Serbest piyasa savunucularının “piyasa disiplini” argümanını eleştiren Pettifor, 2007-2009 krizinde bu mekanizmanın işlemediğine dikkat çekti. Ekonomist, piyasaların sermaye sahiplerini disipline etmesi gerekirken, tam tersine Fed’in devreye girerek bankaları kurtardığını hatırlattı.

Merkez bankalarının finansal kuruluşlara “Sizi batmaktan kurtarmak için ne gerekiyorsa yapacağız” mesajı verdiğini belirten Pettifor, “Şu anda konuştuğumuz sırada bile Fed’in Wall Street bankalarına nakit pompaladığına dair söylentiler var. Bu durum, onların istikrarı konusunda ciddi bir huzursuzluk olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

“Ticaret savaşları aslında bir sınıf savaşı”

Trump’ın gümrük vergileri politamasını ve Çin ile yaşanan ticaret gerilimini de değerlendiren Pettifor, sorunun temelinde ülkeler arasındaki dengesizliklerin yattığını belirtti.

Michael Pettis ve Matthew Klein’ın “Ticaret Savaşları Sınıf Savaşlarıdır” tezine atıfta bulunan Pettifor, gelir eşitsizliğinin ülkeleri ihracat odaklı bir modele ittiğini savundu.

Çin’in kendi iç pazarında yeterli talep yaratamadığı için ABD’ye ihracat yapmak zorunda kaldığını ifade eden Pettifor, “Çin, ABD’ye mal satıp kâr elde ediyor ancak bu parayı Çin’e götürmek yerine ABD hazine tahvillerine yatırıyor. Bu da doların değerini şişiriyor” dedi.

Pettifor, Trump yönetiminin doları zayıflatmak istese de sermaye akışlarını yönetmeden bunu başaramayacağını vurguladı.

“Enerji piyasası üreticiyi korumak için tasarlanmıştı”

Shetland Adaları örneği üzerinden enerji piyasasındaki çarpıklıklara değinen Pettifor, bölgenin rüzgar enerjisi bakımından zengin olmasına rağmen halkın en yüksek enerji faturalarını ödediğine dikkat çekti.

Pettifor, enerji fiyatlarının en pahalı kaynak olan gaz fiyatına endekslendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Piyasa öyle bir yapı kurdu ki, enerji üreticilerinin hepsi gaz üreticilerinin aldığı yüksek fiyatı alıyor. Rüzgar bedava, güneş bedava ama İspanya’da veya Shetland’da insanlar gaz fiyatı üzerinden ödeme yapıyor. Bu mekanizma, piyasaların belirlediği ve siyasetçilerin müdahale edemediği bir yapı.”

“Hükümetler ‘sahte çaresizlik’ oynuyor”

Siyasetçilerin piyasalar karşısında “elimden bir şey gelmez” tavrını “sahte çaresizlik” (pretend powerlessness) olarak nitelendiren Pettifor, hükümetlerin aslında finansman yaratma gücüne sahip olduğunu vurguladı.

Özellikle iklim kriziyle mücadele konusunda bu tavrın tehlikeli sonuçlar doğurduğunu belirten Pettifor, şunları kaydetti:

“Bir savaş olsa, bir pandemi olsa veya yeni bir finansal kriz çıksa, hemen ‘Merkez bankamız finansman sağlayabilir’ derlerdi. Ancak iklim yıkımıyla karşı karşıyayız ve ‘Paramız yok, piyasa temiz enerjiye yatırım yapmak istemiyor’ diyerek acizleri oynuyorlar. Bu, devletin para yaratma gücüne sahip olduğu halde bunu reddetmesidir.”

“Yapay zeka balonu patlayacak”

2008 krizini öngören Pettifor, geleceğe yönelik beklentilerini de paylaştı. Yapay zeka (AI) sektörüne 5 trilyon doların üzerinde yatırım yapıldığını ancak henüz ortada somut bir “Yapay Genel Zeka” (AGI) bulunmadığını belirten ekonomist, yeni bir finansal çöküş uyarısında bulundu:

“Yapay zeka balonu, beklediğimden uzun sürdü ama bu çılgınlık kesinlikle sona erecek. Sektöre trilyonlarca dolar akıtılıyor ama ortada karşılığı yok. Bu balon çok yakında patlayacak. Ne zaman olacağını söyleyemem ama patladığında hazırlıklı olmalıyız.”

Diplomasi

Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Yayınlanma

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.

Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.

Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.

Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.

Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.

Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.

Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.

Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.

Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.

Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.

Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.

Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.

Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

Yayınlanma

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.

ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.

Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.

Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.

Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.

Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.

Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.

Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.

Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.

Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.

Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.

Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.

Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.

Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.

Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:

“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AfD’li Frohnmaier, Petersburg’da Gazprom şefi Miller ile görüştü

Yayınlanma

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üst düzey yetkililerinden Markus Frohnmaier, Gazprom’un patronu Aleksey Miller ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir başka yakın danışmanıyla bir araya geldi.

Partinin dış politika sözcüsü Frohnmaier, St. Petersburg ziyareti sırasında Rusya’nın enerji devi Gazprom’un CEO’su Aleksey Miller ile bir araya geldi.

Alman milletvekili, St. Petersburg’da düzenlenen ekonomi forumuna katılmak üzere Rusya’ya gitmişti.

Aynı zamanda AfD’nin Federal Meclis’teki genel başkan yardımcısı olan Frohnmaier, Rusya’nın varlık fonu başkanı Kirill Dmitriev ile de görüştü.

Dmitriev, X’te paylaştığı mesajda, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir GELECEK inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum,” diye yazdı.

Frohnmaier, görüşmelerinin odak noktasının Kuzey Akım boru hatlarının yeniden açılması ve Avrupa’nın en büyük ekonomisine Rus gazı tedarikinin yeniden başlatılması fikri olduğunu söyledi.

Anketler, AfD’nin bu yılın sonlarında, Kuzey Akım boru hatlarının sonlandığı Mecklenburg-Vorpommern dahil olmak üzere, iki doğu Almanya eyaletindeki seçimlerde birinci olacağını gösteriyor.

Komşu Saksonya-Anhalt’ta ise AfD, mutlak çoğunluğu kazanıp iktidara gelmeye çok yakın görünüyor.

Gazprom, çarşamba günü Telegram kanalında yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile Miller arasındaki toplantının Alman tarafı tarafından istendiğini belirtti.

Taraflar, Gazprom’un “Almanya’da son beş yılın en düşük gaz depolama seviyeleri” olarak nitelendirdiği durum da dahil olmak üzere Avrupa’daki enerji durumunu görüştü.

Frohnmaier toplantı sonrasında sosyal medyada şu bilgileri paylaştı:

“Almanya ciddi bir iktisadi düşüş sarmalının içinde sıkışmış durumda ve bunun temel nedenlerinden biri, tüm ekonomimizi pahalı hale getiren, şirketleri taşınmaya zorlayan ve vatandaşlara her gün yük olan yüksek enerji maliyetleri. Rusya, en önemli gaz ve petrol tedarikçisiydi. Bu nedenle, Kuzey Akım’ın yeniden başlatılması ve Rusya ile ticari ilişkilerin yeniden kurulması da dahil olmak üzere tüm seçenekler masaya yatırılmalı. Görevimiz, Alman ulusal çıkarlarını tavizsiz bir şekilde merkeze koymak.”

Almanya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından önce Avrupa’nın en büyük Rus gazı ithalatçısıydı. 

Yıllık 27,5 milyar metreküp kapasiteye sahip kalan Kuzey Akım 2 boru hattı hiçbir zaman kullanılmadı.

Kuzey Akım boru hatlarının onarımı ve yeniden devreye alınması, geçen yılki federal parlamento seçimleri öncesinde AfD’nin platformunun resmi bir ayağıydı. 

Fakat St. Petersburg forumu, Moskova’ya yönelik yaptırımlara ve Ukrayna’ya askeri yardım gönderilmesine de karşı çıkan AfD’nin bir temsilcisiyle bir Gazprom yetkilisi arasında bilinen ilk toplantıydı.

Dmitriev, X’te yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile görüşmelerinin “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunun yeniden başlatılması” da dahil olmak üzere “iktisadi işbirliği” konusunu da kapsadığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump ve onun MAGA hareketine yakın isimlerle yakın ilişkiler kuran Frohnmaier, son yıllarda Rusya’ya kamuoyuna duyurulan bir ziyaret gerçekleştiren en üst düzey AfD milletvekili. St. Petersburg ziyaretinde kendisine üç AfD milletvekili daha eşlik etti.

Bu hafta Dmitriev’in başkanlık edeceği “yumuşak güç” konulu panelde konuşma yapması planlanan Frohnmaier, seyahate çıkmadan önce Merz hükümetinden eleştiri aldı. 

Fakat diyaloğu teşvik etmenin önemli olduğunu belirten Frohnmaier, ekonomi forumuna katılımının “Ukrayna’daki savaşı desteklediği” anlamına gelmediğini de ekledi.

Kuzey Akım üzerinden gaz akışını yeniden başlatmak, Avrupa pazarından elde ettiği gelirlerdeki büyük düşüşü telafi etmekte zorlanan Rusya’nın boru hattı gaz ihracatı tekeli Gazprom için hâlâ hayati önem taşıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English