Diplomasi
Mısır Dışişleri Bakanı Türkiye’de: Siyasi irade var, temel gerekli

Ankara-Kahire arasındaki normalleşme sürecinde bir adım daha atıldı. 2013’te ilişkilerin kopmasında bu yana Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şukri ilk kez Türkiye’ye geldi, ikili ilişkilerin geliştirilmesi için siyasi iradenin olduğunu, çok güçlü bir temel oluşturmak gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu ise ilişkilerin geliştirilmesi için izlenecek yol haritasını açıkladı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şukri’yi Adana Havalimanı’nda karşıladı. Şükri ve Çavuşoğlu, basına kapalı görüşmenin ardından, Mısır’dan yardım malzemesi taşıyan “El Hürriye” gemisinin yanaştığı Mersin Uluslararası Limanı’nda açıklama yaptı. Çavuşoğlu, Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin gelişmesinin her iki tarafın da yararına olduğunu söyledi. Depremzedeler için gönderdikleri yardımlardan dolayı Mısır’a ve halkına teşekkür eden Çavuşoğlu, “(Mısır’dan gelen) Birinci gemi ciddi miktarda insani yardım ulaştırmıştı, ayrıca hava kargoyla da gerek Mısır halkının verdikleri yardımlar, büyükelçiliğimizin koordinasyonunda gerekse de oradaki yaşayan vatandaş ve firmalarımızın gönderdiği yardımlar ülkemize geldi. Hemen arkamızda gördüğünüz ikinci gemiyle de yine aynı şekilde Mısır’dan gıda, giysi, barınma, tıbbi malzeme dahil yaklaşık 520 bin tonluk ilave yardım geldi” dedi.
‘İlişkileri daha ileriye götürmek için çalışacağız’
Dostluk ve kardeşliğin zor zamanlarda belli olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, “Mısır devleti ve Mısır halkı Türkiye’nin ve Türk halkının dostu ve kardeşi olduğunu bu zor zamanlarda gösterdi. Bir kere daha teşekkür etmek istiyorum” ifadesini kullandı. Bakan Çavuşoğlu, şöyle devam etti: “Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin gelişmesi her iki tarafın yararınadır ama sadece her iki ülke için değil, bölgemizin istikrarı, huzuru ve kalkınması için de son derece önemlidir. İlişkilerimizin soğuk olduğu dönemde de sık sık vurguladığım gibi Mısır Akdeniz için, Arap dünyası için, İslam dünyası için, Filistin için, Afrika için, bizler için önemli bir ülkedir. Mısır’ın güçlü olması hepimizin yararınadır. Ben inanıyorum ki ilişkilerimizi çok daha iyi seviyeye getirmek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Bugün Kardeşim Şükri’nin burada Türkiye’de olması bizim için son derece önemli ve anlamlıdır. Bu ziyaret için de kendisine çok çok teşekkür etmek istiyorum.”
‘Sadece fotoğraf yetmez, somut adım lazım’
Çavuşoğlu, Mısırlı gazetecilerin sorusu üzerine normalleşme sürecinin yol haritasını anlattı: “Cumhurbaşkanları ikili ilişkileri her alanda geliştirme konusunda mutabık kaldılar. Aslında ticari ve ekonomik işbirliğimiz, siyasi ilişkilerimizin iyi olmadığı günlerde de devam etti. Ama önümüzdeki süreçte farklı alanlarda ilişkilerimizi ve işbirliğimizi geliştirmek için birlikte çalışmamız lazım. Cumhurbaşkanlarımız ‘önce dışişleri bakanları bir araya gelsin daha sonra biz bir araya geliriz’ diye mutabık kaldılar. Biz bugünkü görüşmemizde ikimizin karşılıklı ziyaretleriyle ilgili fikir alışverişinde bulunduk ve bu görüşmelerde hangi konuları ele alacağımızı ve daha önce iki kez bir araya gelen yardımcılarımızın tekrar bir araya gelmelerinde fayda olduğunu konuştuk. Sadece fotoğraf çektirmek için bir araya gelmek yetmez ilişkileri geliştirmek için hangi somut adımları atacağımızı görüşeceğiz. Bizim görüşmemizden sonra Cumhurbaşkanlarımız artık Türkiye ya da Mısır’da o görüşmeyi gerçekleştirirler bunun planlamasını yapmak da dışişleri bakanları olarak bizim sorumluluğumuzda. Bu doğrultuda bir araya gelmeye devam edeceğiz.”

İki bakan Mısır’dan yardım malzemesi taşıyan ve Mersin Uluslararası Limanı’na yanaşan “El Hürriye” gemisini ziyaret etti. Foto: Sezgin Pancar / AA
‘Mısır halkı Türkiye’nin yanında’
Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle Türkiye ve Türk halkına bir kez daha taziyelerini sunan Şukri, “Buraya gelmemiz aslında bir dostluk ve dayanışma mesajıdır. Mısır hükümeti ve halkı olarak, Türkiye’nin en kısa zamanda (depremin sonuçlarıyla ilgili) bunların üstesinden geleceğine gönülden inanıyoruz” dedi. Şukri, ellerinden gelen ne varsa çaba göstererek Türkiye’ye destek olmaya çalıştıklarını ifade ederek, “Bundan sonra da aynı şekilde zorlu günlerin üstesinden gelebilmek için Mısır olarak elimizden gelen yardımları devam ettireceğiz” diye konuştu.
Çavuşoğlu ile Adana’daki görüşmesinde öncelikler üzerinde durduklarını aktaran Şukri, Mısır hükümeti, Mısır Kızılayı ve ülkesindeki sivil toplum örgütleri ile neler yapabileceklerini ve nasıl yardımcı olabileceklerini değerlendirdiklerini söyledi. Şukri, bu büyük felaketin üstesinden gelmenin önemine işaret ederek, Mısırlı firmalarının son yıllarda altyapı çalışmaları konusunda büyük deneyim kazandığını ve bu konuda Mısır’ın Türkiye ile çalışabileceğini anlattı.
Şukri, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yakın zamanda gerçekleşen görüşmenin çok önemli olduğunu çünkü iki hükümet ve kurumları arasındaki iletişim kanallarının açılmasını sağladığını vurguladı. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmenin önemli olduğunun altını çizen Şukri, “İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ve tekrar bir yol haritası oluşturulması önemli. İki ülke arasında derin bağlar var. Tarih boyunca iki halk arasında ortak bir tarih ve birliktelik var” ifadelerini kullandı.
‘Çerçevenin belirlenmesi lazım’
Mısır ile Türkiye arasında ilişkiler konusunda siyasi bir iradenin var olduğunu dile getiren Şukri, söz konusu siyasi irade kapsamında çok güçlü bir temel oluşturmanın önemli olacağının altını çizdi: “İki ülkenin de beklentileri var. Burada önemli olan güçlü bir şekilde bu temelleri ortaya koymak. Aramızda var olan bazı sorunların giderilmesi noktasında bu temeller çok önemli. Karşılıklı saygı ve her iki ülkenin çıkarlarına dayanan şekilde bu çerçevenin belirlenmesi mühim” diye konuştu. Şukri, her iki ülkenin de bunun için samimi bir istek gösterdiğini vurgulayarak, çok şeffaf bir şekilde iki bakan olarak ilişkileri devam ettireceklerini söyledi. Mantığa dayanan görüşmelere devam edeceklerine dikkati çeken Şukri, bundan sonra da iki taraf arasında görüşmelerin olacağını belirtti.
Bakan Şukri, Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkileri tekrar eski düzeyine getirmeye ve her iki ülkenin ortak çıkarına uygun şekilde çok çok ileriye götürmeye önem verdiklerini kaydederek, “Mısır her zaman Türkiye’deki kardeşlerinin yanında olacaktır. İlişkilerimizin de bundan sonra en iyi düzeye geleceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Normalleşmenin dinamiği
İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kopuşu, Ak Parti hükümetinin desteklediği Mısır’ın İhvancı (Müslüman Kardeşler) Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin 2013’te devrilmesine dayanıyor. Bu tarihten sonra, iki ülke arasındaki anlaşmazlık Libya’da farklılaşan pozisyonlarla daha da gerildi. Ancak, son dönemde hem bölge hem de dünya siyasetinde yaşanan gelişmeler, iki ülkenin birbirlerine karşı pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesine ve bu kapsamda 2020’nin sonu ile 2021’in başlarında yakınlaşma sinyalleri vermesine yol açtı.
Mısır, Ankara’nın 2019’un sonuna doğru Libya’da ağırlık kazanan rolüyle paralel Libya siyasetinde önemli değişiklikler yaptı. Halife Hafter kuvvetlerini ve onun yasal destekçisi Temsilciler Meclisi’ni (TM) destekleyen Kahire, bu tarihten sonra Trablus’la diyalog kurmaya ve Trablus-Bingazi görüşmelerine aracılık etmeye başladı. Hafter kuvvetlerinin Trablus’a girişini engelleyen ve ibreyi Trablus’taki hükümet lehine çeviren Ankara da Bingazi ile diyaloğa kapı araladı.
İki ülkenin pozisyon değişikliğinde Doğu Akdeniz’deki gelişmeler de etkili oldu. Yunanistan’ın başını çektiği ve Mısır’ın da içinde yer aldığı Doğu Akdeniz Forumu’nun Türkiye’yi köşeye sıkıştırmayı amaçlayan girişimlerine karşı Ankara, Libya ile deniz yetki sınırlandırma anlaşması imzalayarak kendine manevra alanı yarattı. Türkiye’nin Mısır’a önerdiği hakkaniyete dayalı MEB sınırları Mısır kamuoyunda Yunanistan’ın Mısır’ın hakkını gasp eden MEB yaklaşımı ile birlikte ele tartışma konusu oldu. Kahire’yi Ankara’ya “kaptırmak” istemeyen Yunanistan, Mısır’la kendi “adaların kıta sahanlığı” tezini çürüten temelde bir MEB anlaşması imzalamak zorunda kaldı.
Her ne kadar Ankara tanımadığını ilan etse de bu anlaşmada Mısır, Ankara tarafından deklare edilen kıta sahanlığı koordinatlarına riayet ettiğini belirterek, Doğu Akdeniz’de olası birtakım düzenlemeler için Türkiye’ye kapı araladı. Ankara da Kahire’nin “mesajını” aldı ve iki ülke arasında ortak çıkara dayalı iş birliğinin önemini vurguladı.
Normalleşmeye ‘Libya’ arası
Kahire ile Ankara arasındaki ilk resmi yakınlaşma ise Mayıs 2021’de başladı. Dışişleri bakan yardımcılarının liderliğindeki heyetler geçen yıl mayıs ayında Kahire’de ve eylülde Ankara’da masaya oturdu. İlişkilerin bir üst seviyeye taşınması beklenirken Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri Ekim 2022’de, görüşmelerin “Türkiye’nin Libya politikasında bir değişiklik olmadığı” gerekçesiyle askıya alındığını duyurdu. Şükri’nin açıklamasından kısa bir süre önce Türkiye, Libya ile 2019’da imzaladığı deniz yetki sınırlandırma anlaşmasının tamamlayıcısı niteliğindeki Libya’nın kıta sahanlığında ortak sondaj yapılması için mutabakat muhtırası imzalamıştı. Mısır, söz konusu mutabakatın içeriğine ilişkin herhangi bir yorum yapmadı ancak imzanın Trablus hükümeti ile atılmasına itiraz etti. Kahire’ye göre 2021 Aralık ayında yapılamayan seçimlerden sonra Trablus hükümeti meşruiyetini yitirdi ve TM’nin atadığı Fethi Başağa’nın hükümeti Libya’nın gerçek temsilcisi.
Görünürde Libya merkezli anlaşmazlık nedeniyle görüşmeler sekteye uğramıştı. Ancak 20 gün sonra geçen yılın son ayında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2022 FIFA Dünya Kupası’nın açılış töreni vesilesiyle bulunduğu Katar’da Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile el sıkıştı. En üst düzeyde verilen bu fotoğraftan sonra normalleşme süreci yeniden rotasına girdi.
Diplomasi
ABD, yapay zeka yatırımlarında Avrupa ile arasındaki farkı artırıyor

ABD’deki yatırımların, Avrupa’dakinden üç kat daha hızlı artma eğiliminde olduğu görülüyor.
Son altı yıl göz önüne alınarak yapılan tahminler, iki ekonomi arasında yapay zeka kaynaklı bir uçurumun açıldığını vurguluyor.
Oxford Economics’in tahminlerine göre, ABD’de yeni ekipman ve tesislere yönelik kurumsal harcamaların 2021 ile gelecek yılın sonu arasında reel olarak yüzde 40 artması öngörülüyor.
Danışmanlık şirketi, yapay zeka ekipmanlarına yönelik artan harcamaların tahminlerindeki temel itici güçler olduğunu belirtti.
ABD’deki bu artış, Avro bölgesindeki sadece yüzde 12’lik reel artışla karşılaştırılırken, aynı dönemde Almanya’daki kurumsal yatırımların neredeyse durma noktasına gelmesi bekleniyor.
Bu rakamlar, yüksek teknolojili ekipman ve tesislere yönelik Amerikan harcamalarındaki patlamaya ayak uydurmakta zorlanan Avrupa’nın karşı karşıya olduğu zorluğu vurguluyor.
Kıta, 2022’nin sonlarında ChatGPT’nin piyasaya sürülmesiyle başlayan büyük dil modellerinin yükselişinden önce bile, ABD’nin hızla artan BT yatırımlarının gerisinde kalmıştı.
Fakat bu rakamlar, Uluslararası Ödemeler Bankası ve diğer kurumlar maliyetli bir “yatırım çöküşü” riskinin arttığı konusunda uyarıda bulunurken, yapay zekaya riskli bir bahis oynayan ABD için de soru işaretleri yaratıyor.
Mario Draghi’den AB için kritik konuşma: Radikal bir değişime ihtiyacımız var
Google, Meta, Microsoft ve Amazon, daha fazla yapay zeka altyapısı kurmak için yarışırken, yalnızca 2026 yılında 725 milyar dolardan fazla yatırım yapmaya hazırlanıyor.
Oxford Economics’in tahminleri, eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin Eylül 2024’te rekabet gücü üzerine dönüm noktası niteliğinde bir rapor yayınlamasından bu yana, Avrupa’nın yatırım açığını kapatma konusunda çok az ilerleme kaydettiğini, hatta hiç ilerleme kaydetmediğini gösteriyor.
Draghi, dijitalleşme, karbonsuzlaşma ve artan savunma harcamalarının, yatırımlarda “1960’lar ve 70’lerde son kez görülen” seviyelere “benzeri görülmemiş” bir artış gerektirdiği konusunda uyarıda bulunmuştu.
Draghi, gerekli artışın İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Marshall Planı’nın sağladığı yatırım artışından daha büyük olduğunu belirtmişti.
Oxford Economics’te ekonomist olan Daniel Harenberg, “ABD daha dinamik ve girişimci bir ekonomiye sahip; bu nedenle daha hızlı ilerliyor ve yapay zeka yarışında daha fazla kazanç elde ediyor. Avrupa ise çok daha yavaş,” dedi.
Avrupa ayrıca ABD ile arasında büyük ve giderek artan bir verimlilik açığıyla karşı karşıya.
Manchester Üniversitesi’nden Profesör Bart van Ark, bu yaz Sintra’da düzenlenen ECB Forumu’nda ECB politika yapıcılarına, “ABD son dönemde Avrupa’nın daha da önüne geçti” dedi.
Van Ark’ın analizine göre, 2018 ile 2025 yılları arasında ABD’de çalışılan saat başına GSYİH 14 dolar artarken, Avrupa’da bu artış sadece 2 dolar oldu.
“Bu fark sadece dijital sektörle sınırlı değil,” diye ekleyen van Ark, ABD’nin üstün performansının toptan ve perakende ticaretin yanı sıra profesyonel hizmetler dahil diğer sektörlere de yayıldığını vurguladı.
Gelgelelim van Ark, daha fazla yatırımın tek başına Avrupa’nın verimlilik sorunlarını çözmesinin pek olası olmadığını savundu.
Avrupa’nın “daha derin sorunu”, inovasyonun farklı sektörlerdeki işletmelerin yeni fikir ve araçları benimsemesiyle “uygun şekilde bağlantılı olmaması”ydı.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geçen yıl yaptığı bir konuşmada, bölgenin imalat sektörüne dayalı büyümesinin “yavaş yavaş ortadan kaybolan bir dünyaya yönelik” olduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.
Avrupa Komisyonu’na göre, Avrupa, yapay zeka (AI) kullanımını düzenleyen katı yasalar çıkaran dünyadaki ilk ülkelerden biri oldu ve 2024 Yapay Zeka Yasası, bu teknolojiye ilişkin “tarihteki ilk yasal çerçeve” haline geldi.
Eleştirmenler, katı kuralların inovasyonu engelleyebileceği ve yapay zeka yatırımlarını caydırabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki yıl önceki bir konuşmasında “Değişen dünyaya ayak uyduramıyoruz” diyerek, Avrupa’nın “aşırı düzenleme” yaptığı ve “yeterli yatırım yapmadığı” uyarısında bulunmuştu.
Bank J Safra Sarasin’in baş ekonomisti Karsten Junius, “Avrupa, en son teknoloji dalgasını kaçırdı,” dedi.
Bununla birlikte, ABD’deki yatırım patlaması büyük ölçüde yapay zekaya yönelik harcamaların devam etmesine bağlı ve bu durum, getirilerin beklentileri karşılayamaması halinde bir düzeltmeye açık hale getirir.
Merkez bankalarına danışmanlık yapan Uluslararası Ödemeler Bankası, Haziran ayında yapay zeka harcamalarından elde edilen getirilerin beklentileri karşılamaması halinde uzun süreli bir “yatırım çöküşü” yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.
Junius, Avrupa’nın ABD ile arasındaki muazzam yatırım açığının en azından kısmen geçici bir fenomen olduğuna inandığını belirtti.
“ABD’deki yapay zeka yatırımları bu ölçekte sonsuza kadar devam etmeyecek,” diyen Junius, geçmişte de bilgi teknolojisi ve yarı iletken teknolojisi alanlarında yatırım döngülerinin yaşandığını ve “bunların devam edeceğini” ekledi.
Fakat sorun, Avrupa’daki inovasyon ve hızın yetersizliği nedeniyle daha da kötüleşti. Junius, bunun kısmen katılaşmış işgücü piyasalarına bağlı olduğunu belirtti:
“Avrupa, en son teknolojilerde arayı kapatamazsa, ABD’ye kıyasla göreli yaşam standartlarımız düşmeye devam edecek.”
Diplomasi
Ermenistan’ın yeni anayasasında bağımsızlık bildirgesi yer almayacak

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, önümüzdeki aylarda yayımlanacak yeni anayasa metninde Bağımsızlık Bildirgesi’ne herhangi bir atıf bulunmayacağını açıkladı. Bildirgenin anayasadan çıkarılması, Azerbaycan ile barış anlaşması imzalanması için Bakü’nün temel talepleri arasında yer alıyor.
Ermenistan’ın yeni anayasa metninin önümüzdeki aylarda yayımlanacağı ve bu metinde Bağımsızlık Bildirgesi’ne yer verilmeyeceği bildirildi.
Armenpress’in aktardığına göre Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, “Daha önce de söylediğim gibi, yeni anayasada 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi’ne hiçbir atıf yer almamalıdır” dedi.
Söz konusu düzenleme, cumhuriyetin mevcut anayasasının birinci maddesini kapsıyor. Bu madde, cumhuriyetin Yüksek Konseyi tarafından 23 Ağustos 1990 tarihinde kabul edilen Bağımsızlık Bildirgesi’ne atıf içeriyor.
Bildirgenin giriş kısmında ise Ermenistan SSC ile Dağlık Karabağ’ın 1989 tarihli “Yeniden Birleşme Hakkında” başlıklı ortak kararına gönderme yapılıyor.
Bildirgeye yapılan atfın Ermenistan Anayasası’ndan çıkarılması, Azerbaycan’ın barış anlaşmasını imzalamak için öne sürdüğü temel şartlardan biriydi.
“Karabağ hareketine dönüşe izin veremeyiz”
Başbakan Paşinyan, yeni anayasada bildirgeye atıf yapılmasının Karabağ hareketine geri dönülmesi anlamına geleceğini ifade etti.
Karabağ hareketini Ermenistan için vahim bir hata olarak niteleyen Paşinyan, “Halkımızın barış için oy kullandığı 2026 ulusal seçimlerinin ardından, barış gündeminin artık ulusal bir gündem haline geldiği bir dönemde buna kesinlikle izin veremeyiz” diye konuştu.
Paşinyan ayrıca, Azerbaycan ile barışı korumanın ve güçlendirmenin hükümet için öncelikli görev olduğunu kaydetti.
Paşinyan, Azerbaycan ile barış anlaşması imzalamak amacıyla anayasayı değiştirmeye hazır olduğunu 2024 sonbaharında dile getirmişti. Barış anlaşmasının metni Mart 2025’te uzlaşmaya bağlanmış ve aynı yılın ağustos ayında paraf edilmişti.
Diplomasi
The Economist: Ukrayna seçkinleri arasındaki bölünme derinleşebilir

İngiliz The Economist dergisi, kaynaklarına dayandırdığı haberinde Ukrayna’daki yönetici kadrolar ve seçkinler arasındaki bölünmenin önümüzdeki haftalarda derinleşebileceğini bildirdi. Haberde, yolsuzluk skandalları ve hava savunma füzesi eksikliği nedeniyle ülkenin bu kış her zamankinden daha kırılgan bir duruma geleceği vurgulandı.
İngiliz The Economist dergisi, çeşitli kaynaklara dayandırdığı değerlendirmesinde, Ukrayna’daki seçkinler arasındaki bölünmenin önümüzdeki haftalarda daha da derinleşebileceğini yazdı.
Dergiye konuşan üst düzey bir Ukraynalı yetkili, “Ekim ayı gelip havalar soğuduğunda her şey bir anda ters gitmeye başlayacak. Buradaki kilit figürlerin çoğu aptal ve pek çok kişi de bunun farkında” ifadelerini kullandı.
Aynı yetkili, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin halen iyimserliğini korumasına rağmen ülkedeki tablonun kendi aleyhine kötüleştiğini “anlamaya başladığını” belirtti.
The Economist, ülkenin bu kış aylarında özellikle yolsuzluk ve hava savunma füzelerinin yetersizliği sebebiyle her zamankinden çok daha savunmasız kalacağını kaydetti.
Haberde, Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ile Yolsuzlukla Mücadele Özel Savcılığının (SAP) 19 Ağustos’ta Ukraynalı üst düzey yetkililere ait yeni telefon dinleme kayıtlarını yayımladığı hatırlatıldı.
Söz konusu kayıtlarda, Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrina Mudra’nın sesine sahip olduğu belirtilen bir kadının yolsuzlukla mücadeleyi “yanlış bir yaklaşım” olarak nitelendirdiği ve sistemin “sistematik hale getirilerek kontrol edilmesi gerektiğini” söylediği duyuluyor.
Dergi, kayıtlardaki görüşmelerde yolsuzluğun bir skandal gerekçesi olarak değil, sıradan bir çalışma süreci gibi algılandığına dikkat çekti.
Öte yandan, temmuz ayında görevden alınan Ukrayna eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov’un, yeni soruşturmanın kamuoyuna duyurulmasının hemen öncesinde Zelenskiy’ye seçim yapılması çağrısında bulunduğu aktarıldı.
Derginin haberinde bu çağrının “muhtemelen tesadüf olmadığı” değerlendirmesine yer verildi.
Daha önce, 17 Ağustos tarihinde Zerkalo Nedeli gazetesi, NABU’nun iktidardaki Halkın Hizmetkarı partisi meclis grubu başkanı David Arahamiya hakkında ilk suçlama bildirimini, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak hakkında ise ikinci suçlama bildirimini hazırladığını duyurmuştu.
Bu gelişmeden iki gün sonra, 19 Ağustos’ta NABU, “Forrest Gump” adı verilen özel bir operasyon icra edildiğini açıkladı. Operasyon kapsamında, görevdeki ve eski milletvekillerinin liderliğinde, Devlet Başkanlığı Ofisi yetkilileri ile diğer bazı şahısların katılımıyla faaliyet gösteren bir suç örgütünün deşifre edildiği duyuruldu.
Bu kapsamda özellikle İrina Mudra ve parlamento milletvekili Vadim Stolar’ın adreslerinde aramalar gerçekleştirildi.
Bunun yanı sıra Ukrayinska Pravda gazetesi de kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Mudra’ya iletilen suçlama bildiriminde Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov’un adının geçtiğini aktardı.
Habere göre Budanov’un, hakkında yolsuzluk suçlaması bulunan eski Enerji Bakanı German Galuşçenko adına kefalet bedeli toplanması sürecini yönettiği ileri sürülüyor.
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Amerika3 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor












