Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Mısır Dışişleri Bakanı Türkiye’de: Siyasi irade var, temel gerekli

Yayınlanma

Ankara-Kahire arasındaki normalleşme sürecinde bir adım daha atıldı. 2013’te ilişkilerin kopmasında bu yana Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şukri ilk kez Türkiye’ye geldi, ikili ilişkilerin geliştirilmesi için siyasi iradenin olduğunu, çok güçlü bir temel oluşturmak gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu ise ilişkilerin geliştirilmesi için izlenecek yol haritasını açıkladı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şukri’yi Adana Havalimanı’nda karşıladı. Şükri ve Çavuşoğlu, basına kapalı görüşmenin ardından, Mısır’dan yardım malzemesi taşıyan “El Hürriye” gemisinin yanaştığı Mersin Uluslararası Limanı’nda açıklama yaptı. Çavuşoğlu, Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin gelişmesinin her iki tarafın da yararına olduğunu söyledi. Depremzedeler için gönderdikleri yardımlardan dolayı Mısır’a ve halkına teşekkür eden Çavuşoğlu, “(Mısır’dan gelen) Birinci gemi ciddi miktarda insani yardım ulaştırmıştı, ayrıca hava kargoyla da gerek Mısır halkının verdikleri yardımlar, büyükelçiliğimizin koordinasyonunda gerekse de oradaki yaşayan vatandaş ve firmalarımızın gönderdiği yardımlar ülkemize geldi. Hemen arkamızda gördüğünüz ikinci gemiyle de yine aynı şekilde Mısır’dan gıda, giysi, barınma, tıbbi malzeme dahil yaklaşık 520 bin tonluk ilave yardım geldi” dedi.

‘İlişkileri daha ileriye götürmek için çalışacağız’

Dostluk ve kardeşliğin zor zamanlarda belli olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, “Mısır devleti ve Mısır halkı Türkiye’nin ve Türk halkının dostu ve kardeşi olduğunu bu zor zamanlarda gösterdi. Bir kere daha teşekkür etmek istiyorum” ifadesini kullandı. Bakan Çavuşoğlu, şöyle devam etti: “Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin gelişmesi her iki tarafın yararınadır ama sadece her iki ülke için değil, bölgemizin istikrarı, huzuru ve kalkınması için de son derece önemlidir. İlişkilerimizin soğuk olduğu dönemde de sık sık vurguladığım gibi Mısır Akdeniz için, Arap dünyası için, İslam dünyası için, Filistin için, Afrika için, bizler için önemli bir ülkedir. Mısır’ın güçlü olması hepimizin yararınadır. Ben inanıyorum ki ilişkilerimizi çok daha iyi seviyeye getirmek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Bugün Kardeşim Şükri’nin burada Türkiye’de olması bizim için son derece önemli ve anlamlıdır. Bu ziyaret için de kendisine çok çok teşekkür etmek istiyorum.”

‘Sadece fotoğraf yetmez, somut adım lazım’

Çavuşoğlu, Mısırlı gazetecilerin sorusu üzerine normalleşme sürecinin yol haritasını anlattı: “Cumhurbaşkanları ikili ilişkileri her alanda geliştirme konusunda mutabık kaldılar. Aslında ticari ve ekonomik işbirliğimiz, siyasi ilişkilerimizin iyi olmadığı günlerde de devam etti. Ama önümüzdeki süreçte farklı alanlarda ilişkilerimizi ve işbirliğimizi geliştirmek için birlikte çalışmamız lazım. Cumhurbaşkanlarımız ‘önce dışişleri bakanları bir araya gelsin daha sonra biz bir araya geliriz’ diye mutabık kaldılar. Biz bugünkü görüşmemizde ikimizin karşılıklı ziyaretleriyle ilgili fikir alışverişinde bulunduk ve bu görüşmelerde hangi konuları ele alacağımızı ve daha önce iki kez bir araya gelen yardımcılarımızın tekrar bir araya gelmelerinde fayda olduğunu konuştuk. Sadece fotoğraf çektirmek için bir araya gelmek yetmez ilişkileri geliştirmek için hangi somut adımları atacağımızı görüşeceğiz. Bizim görüşmemizden sonra Cumhurbaşkanlarımız artık Türkiye ya da Mısır’da o görüşmeyi gerçekleştirirler bunun planlamasını yapmak da dışişleri bakanları olarak bizim sorumluluğumuzda. Bu doğrultuda bir araya gelmeye devam edeceğiz.”

İki bakan Mısır’dan yardım malzemesi taşıyan ve Mersin Uluslararası Limanı’na yanaşan “El Hürriye” gemisini ziyaret etti. Foto: Sezgin Pancar / AA

‘Mısır halkı Türkiye’nin yanında’

Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle Türkiye ve Türk halkına bir kez daha taziyelerini sunan Şukri, “Buraya gelmemiz aslında bir dostluk ve dayanışma mesajıdır. Mısır hükümeti ve halkı olarak, Türkiye’nin en kısa zamanda (depremin sonuçlarıyla ilgili) bunların üstesinden geleceğine gönülden inanıyoruz” dedi. Şukri, ellerinden gelen ne varsa çaba göstererek Türkiye’ye destek olmaya çalıştıklarını ifade ederek, “Bundan sonra da aynı şekilde zorlu günlerin üstesinden gelebilmek için Mısır olarak elimizden gelen yardımları devam ettireceğiz” diye konuştu.

Çavuşoğlu ile Adana’daki görüşmesinde öncelikler üzerinde durduklarını aktaran Şukri, Mısır hükümeti, Mısır Kızılayı ve ülkesindeki sivil toplum örgütleri ile neler yapabileceklerini ve nasıl yardımcı olabileceklerini değerlendirdiklerini söyledi. Şukri, bu büyük felaketin üstesinden gelmenin önemine işaret ederek, Mısırlı firmalarının son yıllarda altyapı çalışmaları konusunda büyük deneyim kazandığını ve bu konuda Mısır’ın Türkiye ile çalışabileceğini anlattı.

Şukri, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yakın zamanda gerçekleşen görüşmenin çok önemli olduğunu çünkü iki hükümet ve kurumları arasındaki iletişim kanallarının açılmasını sağladığını vurguladı. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmenin önemli olduğunun altını çizen Şukri, “İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ve tekrar bir yol haritası oluşturulması önemli. İki ülke arasında derin bağlar var. Tarih boyunca iki halk arasında ortak bir tarih ve birliktelik var” ifadelerini kullandı.

‘Çerçevenin belirlenmesi lazım’

Mısır ile Türkiye arasında ilişkiler konusunda siyasi bir iradenin var olduğunu dile getiren Şukri, söz konusu siyasi irade kapsamında çok güçlü bir temel oluşturmanın önemli olacağının altını çizdi: “İki ülkenin de beklentileri var. Burada önemli olan güçlü bir şekilde bu temelleri ortaya koymak. Aramızda var olan bazı sorunların giderilmesi noktasında bu temeller çok önemli. Karşılıklı saygı ve her iki ülkenin çıkarlarına dayanan şekilde bu çerçevenin belirlenmesi mühim” diye konuştu. Şukri, her iki ülkenin de bunun için samimi bir istek gösterdiğini vurgulayarak, çok şeffaf bir şekilde iki bakan olarak ilişkileri devam ettireceklerini söyledi. Mantığa dayanan görüşmelere devam edeceklerine dikkati çeken Şukri, bundan sonra da iki taraf arasında görüşmelerin olacağını belirtti.

Bakan Şukri, Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkileri tekrar eski düzeyine getirmeye ve her iki ülkenin ortak çıkarına uygun şekilde çok çok ileriye götürmeye önem verdiklerini kaydederek, “Mısır her zaman Türkiye’deki kardeşlerinin yanında olacaktır. İlişkilerimizin de bundan sonra en iyi düzeye geleceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Normalleşmenin dinamiği

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kopuşu, Ak Parti hükümetinin desteklediği Mısır’ın İhvancı (Müslüman Kardeşler) Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin 2013’te devrilmesine dayanıyor. Bu tarihten sonra, iki ülke arasındaki anlaşmazlık Libya’da farklılaşan pozisyonlarla daha da gerildi. Ancak, son dönemde hem bölge hem de dünya siyasetinde yaşanan gelişmeler, iki ülkenin birbirlerine karşı pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesine ve bu kapsamda 2020’nin sonu ile 2021’in başlarında yakınlaşma sinyalleri vermesine yol açtı.
Mısır, Ankara’nın 2019’un sonuna doğru Libya’da ağırlık kazanan rolüyle paralel Libya siyasetinde önemli değişiklikler yaptı. Halife Hafter kuvvetlerini ve onun yasal destekçisi Temsilciler Meclisi’ni (TM) destekleyen Kahire, bu tarihten sonra Trablus’la diyalog kurmaya ve Trablus-Bingazi görüşmelerine aracılık etmeye başladı. Hafter kuvvetlerinin Trablus’a girişini engelleyen ve ibreyi Trablus’taki hükümet lehine çeviren Ankara da Bingazi ile diyaloğa kapı araladı.

İki ülkenin pozisyon değişikliğinde Doğu Akdeniz’deki gelişmeler de etkili oldu. Yunanistan’ın başını çektiği ve Mısır’ın da içinde yer aldığı Doğu Akdeniz Forumu’nun Türkiye’yi köşeye sıkıştırmayı amaçlayan girişimlerine karşı Ankara, Libya ile deniz yetki sınırlandırma anlaşması imzalayarak kendine manevra alanı yarattı. Türkiye’nin Mısır’a önerdiği hakkaniyete dayalı MEB sınırları Mısır kamuoyunda Yunanistan’ın Mısır’ın hakkını gasp eden MEB yaklaşımı ile birlikte ele tartışma konusu oldu. Kahire’yi Ankara’ya “kaptırmak” istemeyen Yunanistan, Mısır’la kendi “adaların kıta sahanlığı” tezini çürüten temelde bir MEB anlaşması imzalamak zorunda kaldı.

Her ne kadar Ankara tanımadığını ilan etse de bu anlaşmada Mısır, Ankara tarafından deklare edilen kıta sahanlığı koordinatlarına riayet ettiğini belirterek, Doğu Akdeniz’de olası birtakım düzenlemeler için Türkiye’ye kapı araladı. Ankara da Kahire’nin “mesajını” aldı ve iki ülke arasında ortak çıkara dayalı iş birliğinin önemini vurguladı.

Normalleşmeye ‘Libya’ arası

Kahire ile Ankara arasındaki ilk resmi yakınlaşma ise Mayıs 2021’de başladı. Dışişleri bakan yardımcılarının liderliğindeki heyetler geçen yıl mayıs ayında Kahire’de ve eylülde Ankara’da masaya oturdu. İlişkilerin bir üst seviyeye taşınması beklenirken Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri Ekim 2022’de, görüşmelerin “Türkiye’nin Libya politikasında bir değişiklik olmadığı” gerekçesiyle askıya alındığını duyurdu. Şükri’nin açıklamasından kısa bir süre önce Türkiye, Libya ile 2019’da imzaladığı deniz yetki sınırlandırma anlaşmasının tamamlayıcısı niteliğindeki Libya’nın kıta sahanlığında ortak sondaj yapılması için mutabakat muhtırası imzalamıştı. Mısır, söz konusu mutabakatın içeriğine ilişkin herhangi bir yorum yapmadı ancak imzanın Trablus hükümeti ile atılmasına itiraz etti. Kahire’ye göre 2021 Aralık ayında yapılamayan seçimlerden sonra Trablus hükümeti meşruiyetini yitirdi ve TM’nin atadığı Fethi Başağa’nın hükümeti Libya’nın gerçek temsilcisi.

Ankara-Kahire normalleşmesi askıda

Görünürde Libya merkezli anlaşmazlık nedeniyle görüşmeler sekteye uğramıştı. Ancak 20 gün sonra geçen yılın son ayında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2022 FIFA Dünya Kupası’nın açılış töreni vesilesiyle bulunduğu Katar’da Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile el sıkıştı. En üst düzeyde verilen bu fotoğraftan sonra normalleşme süreci yeniden rotasına girdi.

DİPLOMASİ

Kongo’da darbe girişimi: ‘ABD ve İngiltere’nin parmağı var’ iddiası

Yayınlanma

19 Mayıs’ta Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde gerçekleşen darbe girişimi engellendi. Ülke makamlarına göre ‘çeşitli uyruklardan şahısların’ dahil olduğu darbede, Kongo kökenli bir Amerikalı olan Christian Malanga’nın organizatör olduğuna inanılıyor.

Ordu Sözcüsü Sylvain Ekenge, devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, darbe girişiminde sadece Kongoluların değil, aralarında birkaç Amerikalı ve İngilizin de bulunduğu yabancıların da yer aldığını belirtti.

AFP‘nin aktardığına göre Ekenge, aralarında darbenin lideri olduğu belirtilen Kongo asıllı Amerikalı Christian Malanga’nın da bulunduğu dört kişinin öldürüldüğünü kaydetti.

Ekenge, ayrıca 40 kişinin gözaltına alındığını ve sorguya alındıklarını bildirdi.

19 Mayıs sabahı Devlet Başkanı Felix Tshisekedi’nin başkent Kinşasa’daki konutunun yakınlarında silah sesleri yükseldi. Sosyal ağlarda dolaşan videolarda, binanın dışında toplanan askeri üniformalı kişilerin Zaire (1965-1997 yılları arasında devlet başkanlığı yapan Mobutu Sese Seko döneminde ülkenin adı) bayrakları salladıkları görüldü.

Silahlı kişiler Ulusal Meclis adayı Vital Kamerhe’nin evine saldırdı ancak güvenlik görevlileri tarafından durduruldu.

Kamerhe ve ailesi yara almadan kurtulurken iki polis memuru öldürüldü. Ekenge, saldırganların nisan ayında göreve gelen Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakanı Judith Suminwa Tuluka ve Savunma Bakanı Jean-Pierre Bemba’nın evlerine de saldırmayı planladıklarını ancak başarısız olduklarını ifade etti.

Aynı zamanda Reuters‘a konuşan Ekengue, Malanga’nın ilk olarak 2017’de darbe girişiminde bulunduğunu ancak o zaman da engellendiğini anımsattı.

Batı basının Kongo muhalefetinin lideri olarak tanımladığı Malanga, 41 yaşındaydı. 2017 yılında kendisini ‘sürgündeki Yeni Zaire hükümetinin’ lideri ilan etmişti.

ABD Büyükelçisi Lucy Tamlin X’te (eski Twitter) ABD vatandaşlarının olaya karıştığına dair haberlerden ‘son derece endişe duyduğunu’ ve Washington’un Kongo Demokratik Cumhuriyeti yetkilileriyle işbirliği içinde olduğunu kaydetti.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Julian Assange, ABD’ye iadesine itiraz etme hakkını kazandı

Yayınlanma

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’a casusluk suçlamasıyla ABD’ye iade kararına itiraz etme hakkı tanındı.

Londra Yüksek Mahkemesi pazartesi günü verdiği kararla Avustralyalı yayıncının Britanya’dan ABD’ye gönderilmesine itiraz edebileceğine hükmederek Assange’ın zaten uzun süren hukuk mücadelesini biraz daha uzattı.

Mart ayında Yüksek Mahkeme Assange’a geçici bir erteleme vermiş ve Amerikan hükümetine adil yargılanacağına, birinci madde ile korunan ifade özgürlüğü haklarına sahip olacağına ve ölüm cezasına çarptırılmayacağına dair “tatmin edici güvenceler” vermesi için üç hafta süre tanımıştı.

Fakat mahkemenin pazartesi günü aldığı karar Assange’ın sınır dışı edilmesini daha da geciktirecek ve yasal statüsünün tartışmalı olmaya devam edeceği anlamına geliyor. Pazartesi günü yapılan hukuki tartışmalar Assange’ın birinci madde korumasından yararlanıp yararlanamayacağı konusuna odaklandı.

Assange, ABD Casusluk Yasasını ihlal etmek, gizli askeri belgeleri ele geçirmek ve Pentagon bilgisayar ağına sızmak için komplo kurmak gibi 17 suçtan aranıyor. Suçlu bulunması halinde 175 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Alman CDU’dan Meloni’nin partisi ile işbirliğine yeşil ışık

Yayınlanma

Alman Hıristiyan Demokratların (CDU) önde gelen milletvekillerinden Jens Spahn Euractiv’e yaptığı açıklamada İtalya’nın sağcı iktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia – FdI) ile normalleşme zamanının geldiğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu (AP) içerisindeki en büyük grup olan ve CDU’nun da dahil olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) aylardır, Avrupalı merkez sağcıların genellikle uzak durduğu sağcı Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun parçası Giorgia Meloni’nin FdI partisi ile daha yakın bir işbirliğine gitmeyi düşünüyor.

Meloni’nin partisi ‘post-faşist’ olarak nitelendirilirken, Spahn partisinin çekincelerini yitirdiğinin sinyalini verdi.

CDU yönetim kurulu üyesi Spahn, “EPP’nin potansiyel ortaklarının Avrupa yanlısı, NATO yanlısı, hukuk devleti yanlısı ve Ukrayna yanlısı olması gerektiği şeklindeki ‘güvenlik duvarı’, Meloni’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki partisinin sağında yer alıyor,” dedi.

CDU’lu, AfD ve onun Avrupa’da mensup olduğu grup Kimlik ve Demokrasi’yi (ID) sınırların dışında görürken, Meloni’nin durumunun farklı olduğuna inanıyor.

Meloni ile Le Pen işbirliği arayışında

Spahn, “[Meloni] Halihazırda 26 AB hükümet başkanıyla çalışıyor (…) ve [Almanya] Şansölyesi [Olaf Scholz] dahil kimsenin onunla çalışmayacağını söylediğini duymadım(…),” dedi.

Spahn, tepkilerden ve “solun özenti kışkırtma kampanyalarından” korkmadığını belirtti. Alman siyasetçi, “[Sosyalist lider adayı] Nicolas Schmit ve [SPD lider adayı] Katarina Barley’i kimse tanımıyor; ne Almanya’da ne de Avrupa’da,” ifadelerini kullandı.

Spahn, CDU’yu “aşırı sağcılarla işbirliği yapmak” istemekle suçlamanın, “tehlike altındaki sol partilerin sarıldığı son öcü” olduğunu savundu.

Spahn’ın fikirleri önemli bir rol oynayabilir. Daha önce “Merkel’in yerine şansölye olabilecek adam” olarak adlandırılan eski sağlık bakanı, 2025 yılında önemli bir göreve hazır görünüyor.

Seçim sonrası planları, seçimlerden sonra çok daha muhafazakâr bir AB vizyonunu ortaya koyuyor.

Spahn, sosyal demokratlar/sosyalistler ve liberaller ile seçim sonrası “merkezci” bir anlaşmayı destekliyor, fakat AP gruplarını “dogmatik” olarak nitelendirdiği için, “Yeşiller bunun bir parçası olmamalı,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English