Bizi Takip Edin

Diplomasi

Mısır’ın gözü bu zirvede: Üyeliğe kabul edilecek mi?

Yayınlanma

BRICS, son yıllarda, doların hegemonyasından kurtulmak, ekonomi ve finans alanlarında etkili alternatifler bulmak isteyen çok sayıda ülkeden talep gördü. BRICS üyeliği için 22 ülkeden resmi başvuru alındığını, bir o kadar ülkenin de üyeliğe gayriresmi ilgi gösterdiği açıklandı. 22 Ağustos’ta Güney Afrika’da düzenlenecek 15. BRICS Liderler Zirvesi’nde üyelik taleplerinin değerlendirilebileceği tahmin ediliyor. BRICS’in ağustos zirvesine hazırlık olarak yapılan ve Güney Afrika’da gerçekleşen dışişleri bakanlarının 2 Haziran’daki toplantısına, 5 üye devletin yanı sıra Arjantin, BAE, Endonezya, İran, Kazakistan, Mısır, Nijerya, Senegal, Suudi Arabistan ve Tayland dışişleri bakanları da katılmıştı.

BRICS ülkeleri için ortak bir para biriminin oluşturulması gibi iddiaları projelerin de masaya yatırılacağı zirveyi dört gözle bekleyen ülkelerden biri de Mısır. Bir süredir yoğun ekonomik krizle boğuşan Mısır, BRICS’e katılımın bu krizle mücadelesine önemli katkı sunmasını umuyor. Peki BRICS’in Mısır’ı üyeliğe kabul etme olasılığı nedir? Kahire neden BRICS’e katılmak istiyor? Üyeliğinin onaylanması Mısır ve birliğe ne kazandıracak ne kaybettirecek?

Majalla’da yayınlanan ve uzman görüşlerine başvurulan analiz bu sorulara yanıt bulmaya çalışıyor:

***

Mısır dolar baskısından kurtulmak için BRICS üyeliğini istiyor

Mısır, doların yarattığı baskıdan kurtulmayı umduğu için, bazılarının potansiyel bir karşı ittifak ve G7’nin gelecekteki rakibi olarak gördüğü BRICS’e katılmayı bekliyor.

MARCELLE NASR

Dünya genelinin büyük mali zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde Mısır, doların yarattığı baskıdan kurtulmayı umarak ekonomisi için sürdürülebilir çözümler bulmaya çalışıyor.

Mısır, Kovid-19 pandemisinden bu yana devam eden küresel ekonomik değişimler ışığında dünyanın en önemli ekonomik gruplarından biri olan BRICS’e katılmayı hedefliyor. Bunlar arasında enerji ve tahıl fiyatlarında artışa yol açan tedarik zinciri krizi ve sonu gelmeyecek gibi görünen Rusya-Ukrayna krizinin yansımaları yer alıyor.

Mısır’ın BRICS’e katılma arayışı, ülkenin dolara alternatif aradığı bu zor dönemde önemli bir adım. BRICS’in bir parçası olarak, üye ülkeler (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) kendi aralarında ulusal para birimleriyle ticaret yapabilirler. Ayrıca yeni bir BRICS para biriminin çıkarılırsa doların hegemonyası zayıflayacaktır.

Mısır BRICS’e katılmak isteyen pek çok ülkeden biri; bazı devletler üyeliği gıda, enerji, borç ve iklim gibi uluslararası krizlerle yüzleşmenin bir yolu olarak görüyor.

Mısır BRICS bankasına katıldı

Mısır BRICS yolculuğuna bu yılın şubat ayında 100 milyar dolarlık Yeni Kalkınma Bankası’na (NDB) katılarak başladı.

BRICS, 2015 yılında Dünya Bankası’na alternatif olarak çok taraflı kalkınma bankasını kurdu. Bazıları tarafından IMF’ye bir alternatif olarak da görülüyor.

NDB açılışından bu yana, BRICS’in yükselen ekonomileri ve gelişmekte olan ülkelerdeki kalkınma ve altyapı projelerini finanse etti. NDB şu ana kadar ulaşım, su temini, temiz enerji, dijital ve sosyal altyapı ve inşaat alanlarında toplam 32 milyar dolar tutarında 90’dan fazla proje için finansmanı onayladı.

Mevcut küresel ekonomik değişimler Mısır’ın, bazılarının G7’nin karşı ittifakı ve gelecekteki rakibi olarak gördüğü BRICS’e katılması için bir fırsat sunuyor. Kimileri BRICS’in Batı ve müttefiklerine rakip olacak güçlü bir ekonomik ve siyasi blok haline gelmeye çalıştığını düşünüyor.

BRICS’in Ağustos 2023 zirvesinde, Mısır’ınki ile birlikte 19 katılım başvurusunun görüşülmesi de dahil önemli konuları karara bağlanmasını bekliyor. Ekonomistler, uzmanlar ve siyasi analistler, ülkenin katılımının özellikle kalkınma, ticaret ve yatırım açısından büyük ekonomik fırsatlar sağlayacağını umuyor.

BRICS, ticaret girişimleri aracılığıyla ister ulusal para birimleri ister grubun kurmaya çalıştığı ortak bir para birimi olsun, mümkün olduğunca alternatif para birimlerini kullanmaya çalışıyor.

Mısır hükümeti, düşük maliyetli finansman ve krediler konusunda büyük umutlar taşıyor. Bu, ülkenin zayıflamış ekonomisine yönelik baskıyı hafifletebilir ve ithalat ile üretim girdileri için dolar temin etme konusundaki mevcut krizini hafifletebilir.

NDB, neredeyse iki yıl önce yeni üyelik alımına başladı ve Mısır’ın bu yılın başlarında katılmasından önce 2021’in sonlarında Birleşik Arap Emirlikleri, Bangladeş ve Uruguay’ı resmen yeni üye olarak kabul etti.

Mısır Devlet Enformasyon Servisi, “Banka yönetimi, Mısır’ın katkısının değerinin 1.196 milyar dolar olarak tahmin edildiğini ve bunun %20’sinin ödenerek toplam 239.2 milyon dolara ulaşacağını kabul etti” açıklamasını yaptı.

Fitch Ratings, Mayıs 2023 raporunda, NDB’nin bilançosunu büyütmeye devam etmek ve yeni hissedarlar çekmek de dahil orta vadeli stratejisini başarıyla uygulayabileceğini söyledi.

Bankanın web sitesine göre Fitch, NDB’nin Uzun Vadeli İhraççı Temerrüt Notu (IDR) üzerindeki görünümünü negatiften durağana çevirdi ve IDR’yi ‘AA’ olarak teyit etti. Bu karar bankanın Nisan 2023’te uluslararası sermaye piyasalarına başarılı bir şekilde geri dönmesinin ardından alındı.

Raporlara göre BRICS ülkeleri, dünya yüzölçümünün %26’sından fazlasını, dünya nüfusunun %42’sini ve küresel GSYH’nin %20’sinden fazlasını temsil eden büyük ekonomilerden oluşuyor.

Grup, küresel ekonominin büyümesine %50’den fazla katkıda bulundu. Blok ülkeleri arasındaki coğrafi farklılığa rağmen dünya haritasında stratejik konumlara sahip olan üye devletlerin jeopolitik önemini küçümsememek gerekiyor.

Ayrıca enerji gibi hayati alanlarda üye ülkeler arasında entegrasyonu teşvik eden çok sayıda kaynağa sahipler.

Yatırımlar, buğday ve tahıl

Mısır Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Dr. Mustafa Ebu Zeyd El Majalla’ya yaptığı açıklamada BRICS’e kabul edilmesi halinde Mısır’ın finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesinden faydalanacağını söyledi: “Sadece IMF ya da Dünya Bankası’na bel bağlamayacak, NDB gibi başka bir kanal da olacak.”

“Bu özellikle BRICS üyelerinin Mısır ekonomisiyle çok büyük ortaklıklara sahip olduğu, özellikle Çin’in Mısır’ın en büyük ticaret ortaklarından biri olduğu durumda geçerli. İki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacmi 2022’nin ilk 11 ayında 15 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

“Buğday ithalatı söz konusu olduğunda Rusya’nın önemi büyük ve Mısır ile Rusya arasındaki ticaretin 2022 yılında 6 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor.

“Hindistan’ın önemi, küresel düzeyde en büyük buğday üreticilerinden biri olmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla Mısır ekonomisi, iç talebi karşılamak için tahıl ve buğday gibi stratejik emtia kaynaklarını genişletmekten fayda sağlayacak.”

Mısır’ın Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı’na göre “Mısır ve Hindistan arasındaki ticaret hacminin 2021-2022 döneminde 7.26 milyar dolar olarak tahmin edildiğini” de sözlerine ekledi.

Ebu Zeyd BRICS’e katılmanın Mısır ekonomisi üzerinde birçok olumlu etkisi olacağını, özellikle de Rusya, Çin ve Hindistan başta olmak üzere üye ülkelerden gelen doğrudan yabancı yatırımların artacağını söyledi.

Ebu Zeyd’e göre Mısır devleti son üç yılda doğrudan yabancı yatırımları artırmak için çok sayıda teşvik ve kolaylık sağladı. Bunlardan en sonuncusu, daha fazla yerli veya yabancı özel sektör katkısını çeken devlet mülkiyeti politikasının uygulamaya konması oldu.

2023-2024 mali yılı ekonomik ve sosyal kalkınma planına göre Mısır ekonomisinin yılda 900.000’den fazla istihdam yaratması gerektiğini de sözlerine ekleyen Ebu Zeyd’e göre BRICS’e katılım Mısır’ın istihdam yaratmasına yardımcı olacak.

BRICS ülkelerinden gelen yatırım akışı da desteklenerek ticaret hacminde bir artışa yol açacak. Bu da Mısır’ın BRICS ülkelerine yaptığı ihracatının artmasına yardımcı olacak. Bu durum Mısır’ın önümüzdeki üç yıl içinde ihracat hacmini 100 milyar dolara çıkarma stratejisiyle uyumlu.

Mısır ihracatına kapı açılıyor

Bu arada uluslararası ekonomi uzmanı ve Kahire’deki Stratejik ve Ekonomik Çalışmalar Forumu Başkanı Raşid Abdo, BRICS’in öncelikle ekonomik ve siyasi konumlarını sağlamlaştırmak için güçlü adaylar arayacağını söyledi.

Abdo, “Beş BRICS ülkesi çoğunlukla sanayileşmiş ve ekonomilerinin büyüklüğü ile öne çıkan ülkeler; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Cezayir, İran, Arjantin ve diğerleri de dahil dünyanın farklı kıtalarından gruba katılmak isteyen pek çok ülke var” dedi.

Abdo, Majalla’ya şunları söyledi: “Her devletin güçlü ve zayıf yönleri var, ancak grubun liderlerinin küresel ekonomik ve siyasi güç dengesini güçlendirmek istedikleri kesin. Dolayısıyla ekonomik kriz yaşamayan, borç yükü altında olmayan ya da iflas etmek üzere olmayan, ekonomik olarak güçlü üye devletler istiyorlar.

“Daha ziyade, grubun uluslararası ekonomide aktif ve etkili bir oyuncu olarak ağırlığını artırmak için farklı avantajlara sahip üye devletler istiyorlar. Bu temelde üyelik onayı, başvuran devletlerin gruba ticari ve ekonomik ayrıcalıklar katıp katmadığına bağlı.”

Katılmak için başvuruda bulunan bazı devletler, 22-24 Ağustos 2023 tarihlerinde “Karşılıklı Hızlandırılmış Büyüme, Sürdürülebilir Kalkınma ve Kapsayıcı Çok Taraflılık İçin Afrika ve BRICS Ortaklığı” temasıyla Güney Afrika’da düzenlenecek olan 15. BRICS zirvesinde yanıt alabilir.

Abdo, Mısır’ın BRICS’e kabul edilmesi halinde “en önemli” sonucun “ticaret ve ortak yatırımı artırmak, Mısır’ın grup ülkelerine ihracatının önünü açmak ve onlardan finansman, iyi koşullarda kredi ve çeşitli kolaylıklar elde etmek, böylece Mısır için güçlü bir ekonomik geçiş sağlamak” olacağını söyledi.

Önümüzdeki dönemde “BRICS ülkelerinden özellikle de Çin’den Mısır’a gelen turist heyetlerinin artması” beklentisi olduğunu da sözlerine ekledi.

Engeller ve sorular

Mısır’ın şu ana kadar izlediği politika, farklı Asya ülkeleriyle yakın ilişkiler kurmaktı. Bu ilişkiler ekonomi, güvenlik ve savunma gibi çeşitli alanları kapsıyor. Amaç herhangi bir devleti kayırmaktan kaçınmak; bu yaklaşım Mısır’a seçeneklerini açık tutma, bağımsız hareket etme ve tek bir ittifaka aşırı derecede bağlı kalmadan seçim yapma gücü veriyor.

Kahire’deki Amerikan Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi profesörü ve El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi danışmanı olan Cemal Abdülcevad, çoklu ortaklıklar oluşturma alternatifini sağladığını belirtti.

BRICS’in, küresel ekonominin önemli bir bölümünü temsil eden ülkeler için önemli olduğunu vurguladı. Bu ülkeler, yatırım yapma potansiyeline sahiptir ve aynı zamanda uluslararası ticaret para birimleri ve rezervleri konusunda değerli görüşler sunuyor.

“Üyeliğin henüz gerçeğe dönüşmediği doğru ama Mısır bu bloğa yakın durmaya ve kendini ondan soyutlamamaya çalışıyor. Mutlaka katılmasa bile, büyük finansman fırsatlarına olan ihtiyacını göz önünde bulundurarak tüm seçenekleri açık tutuyor. Bu Mısır için kilit bir konu” dedi.

Abdülcevad, NDB’nin Mısır’ın ihtiyaç duyduğu finansmanın bir kısmını potansiyel olarak sunabileceğinin altını çizdi. Bu krediler ya da finansal kolaylıklar Mısır’ın mali krizini aşmasına yardımcı olacak hızlı bir çözüm olabilir. Ayrıca Mısır’ın ihracatı için daha fazla pazar yaratabilir ve özellikle önemli bir küresel yatırımcı olan Çin’den doğrudan yabancı yatırım çekebilir.

Ancak Abdülcevad, BRICS’in halen gelişmekte olduğuna ve geleceğinin belirsiz olduğuna dikkat çekti. Hem üye devletlerin kendi içlerinde hem de uyum ve işbirliği açısından zorlukların ve engellerin ele alınması gerekecek.

Bu durum özellikle farklı öncelik ve hedeflerin bulunduğu siyasi alanda geçerli. Özellikle de “en büyük iki taraf” olan Çin ve Hindistan arasında süregelen sınır anlaşmazlıkları gibi ihtilaflar var.

Abdülcevad, BRICS’i “stratejik ve ideolojik olarak birbirine bağlı bir bloktan ziyade çıkar ilişkisi üzerine kurulu bir mantık evliliği” olarak tanımlıyor.

Ona göre, BRICS’in başlıca üyeleri “uluslararası sistemin kurallarını ve uluslararası ticaret politikalarını değiştirmek için çok kutuplu bir dünya politikası benimsiyor; grubun üyeliği siyasi olarak ne kadar genişlerse, bu fikirler dünya devletlerinin büyük bir kısmı arasında daha popüler hale gelir.”

“Mısır, Üçüncü Dünya’nın en önemli devletlerinden biri ve Bağlantısızlar Hareketi’nin liderliğine katkısı uzun süredir devam etmektedir ki bu hareketin de önemli kurucularından biriydi.”

Abdülcevad’a göre Mısır’a üyelik teklif etmek BRICS ülkeleri için de faydalı olacak.

“Bu, bloğu tatmin eder ve hatta doğru yolda olduğunu hissettirir; mevcut üyelerin büyük bir uluslararası destek aldığı izlenimini verir, uluslararası kamuoyundaki popülerliklerini artırır ve pazarlarını genişletir” dedi.

“Bu durum özellikle piyasalar üzerindeki anlaşmazlıklar ve ABD’nin Çin’le ticaretine kısıtlamalar getirerek bu ülkeye açtığı mevcut ticaret savaşı dikkate alındığında öneli ki bu ticaret savaşı önümüzdeki dönemde daha da tırmanacak.”

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English