Diplomasi
Mısır’ın gözü bu zirvede: Üyeliğe kabul edilecek mi?

BRICS, son yıllarda, doların hegemonyasından kurtulmak, ekonomi ve finans alanlarında etkili alternatifler bulmak isteyen çok sayıda ülkeden talep gördü. BRICS üyeliği için 22 ülkeden resmi başvuru alındığını, bir o kadar ülkenin de üyeliğe gayriresmi ilgi gösterdiği açıklandı. 22 Ağustos’ta Güney Afrika’da düzenlenecek 15. BRICS Liderler Zirvesi’nde üyelik taleplerinin değerlendirilebileceği tahmin ediliyor. BRICS’in ağustos zirvesine hazırlık olarak yapılan ve Güney Afrika’da gerçekleşen dışişleri bakanlarının 2 Haziran’daki toplantısına, 5 üye devletin yanı sıra Arjantin, BAE, Endonezya, İran, Kazakistan, Mısır, Nijerya, Senegal, Suudi Arabistan ve Tayland dışişleri bakanları da katılmıştı.
BRICS ülkeleri için ortak bir para biriminin oluşturulması gibi iddiaları projelerin de masaya yatırılacağı zirveyi dört gözle bekleyen ülkelerden biri de Mısır. Bir süredir yoğun ekonomik krizle boğuşan Mısır, BRICS’e katılımın bu krizle mücadelesine önemli katkı sunmasını umuyor. Peki BRICS’in Mısır’ı üyeliğe kabul etme olasılığı nedir? Kahire neden BRICS’e katılmak istiyor? Üyeliğinin onaylanması Mısır ve birliğe ne kazandıracak ne kaybettirecek?
Majalla’da yayınlanan ve uzman görüşlerine başvurulan analiz bu sorulara yanıt bulmaya çalışıyor:
***
Mısır dolar baskısından kurtulmak için BRICS üyeliğini istiyor
Mısır, doların yarattığı baskıdan kurtulmayı umduğu için, bazılarının potansiyel bir karşı ittifak ve G7’nin gelecekteki rakibi olarak gördüğü BRICS’e katılmayı bekliyor.
MARCELLE NASR
Dünya genelinin büyük mali zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde Mısır, doların yarattığı baskıdan kurtulmayı umarak ekonomisi için sürdürülebilir çözümler bulmaya çalışıyor.
Mısır, Kovid-19 pandemisinden bu yana devam eden küresel ekonomik değişimler ışığında dünyanın en önemli ekonomik gruplarından biri olan BRICS’e katılmayı hedefliyor. Bunlar arasında enerji ve tahıl fiyatlarında artışa yol açan tedarik zinciri krizi ve sonu gelmeyecek gibi görünen Rusya-Ukrayna krizinin yansımaları yer alıyor.
Mısır’ın BRICS’e katılma arayışı, ülkenin dolara alternatif aradığı bu zor dönemde önemli bir adım. BRICS’in bir parçası olarak, üye ülkeler (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) kendi aralarında ulusal para birimleriyle ticaret yapabilirler. Ayrıca yeni bir BRICS para biriminin çıkarılırsa doların hegemonyası zayıflayacaktır.
Mısır BRICS’e katılmak isteyen pek çok ülkeden biri; bazı devletler üyeliği gıda, enerji, borç ve iklim gibi uluslararası krizlerle yüzleşmenin bir yolu olarak görüyor.
Mısır BRICS bankasına katıldı
Mısır BRICS yolculuğuna bu yılın şubat ayında 100 milyar dolarlık Yeni Kalkınma Bankası’na (NDB) katılarak başladı.
BRICS, 2015 yılında Dünya Bankası’na alternatif olarak çok taraflı kalkınma bankasını kurdu. Bazıları tarafından IMF’ye bir alternatif olarak da görülüyor.
NDB açılışından bu yana, BRICS’in yükselen ekonomileri ve gelişmekte olan ülkelerdeki kalkınma ve altyapı projelerini finanse etti. NDB şu ana kadar ulaşım, su temini, temiz enerji, dijital ve sosyal altyapı ve inşaat alanlarında toplam 32 milyar dolar tutarında 90’dan fazla proje için finansmanı onayladı.
Mevcut küresel ekonomik değişimler Mısır’ın, bazılarının G7’nin karşı ittifakı ve gelecekteki rakibi olarak gördüğü BRICS’e katılması için bir fırsat sunuyor. Kimileri BRICS’in Batı ve müttefiklerine rakip olacak güçlü bir ekonomik ve siyasi blok haline gelmeye çalıştığını düşünüyor.
BRICS’in Ağustos 2023 zirvesinde, Mısır’ınki ile birlikte 19 katılım başvurusunun görüşülmesi de dahil önemli konuları karara bağlanmasını bekliyor. Ekonomistler, uzmanlar ve siyasi analistler, ülkenin katılımının özellikle kalkınma, ticaret ve yatırım açısından büyük ekonomik fırsatlar sağlayacağını umuyor.
BRICS, ticaret girişimleri aracılığıyla ister ulusal para birimleri ister grubun kurmaya çalıştığı ortak bir para birimi olsun, mümkün olduğunca alternatif para birimlerini kullanmaya çalışıyor.
Mısır hükümeti, düşük maliyetli finansman ve krediler konusunda büyük umutlar taşıyor. Bu, ülkenin zayıflamış ekonomisine yönelik baskıyı hafifletebilir ve ithalat ile üretim girdileri için dolar temin etme konusundaki mevcut krizini hafifletebilir.
NDB, neredeyse iki yıl önce yeni üyelik alımına başladı ve Mısır’ın bu yılın başlarında katılmasından önce 2021’in sonlarında Birleşik Arap Emirlikleri, Bangladeş ve Uruguay’ı resmen yeni üye olarak kabul etti.
Mısır Devlet Enformasyon Servisi, “Banka yönetimi, Mısır’ın katkısının değerinin 1.196 milyar dolar olarak tahmin edildiğini ve bunun %20’sinin ödenerek toplam 239.2 milyon dolara ulaşacağını kabul etti” açıklamasını yaptı.
Fitch Ratings, Mayıs 2023 raporunda, NDB’nin bilançosunu büyütmeye devam etmek ve yeni hissedarlar çekmek de dahil orta vadeli stratejisini başarıyla uygulayabileceğini söyledi.
Bankanın web sitesine göre Fitch, NDB’nin Uzun Vadeli İhraççı Temerrüt Notu (IDR) üzerindeki görünümünü negatiften durağana çevirdi ve IDR’yi ‘AA’ olarak teyit etti. Bu karar bankanın Nisan 2023’te uluslararası sermaye piyasalarına başarılı bir şekilde geri dönmesinin ardından alındı.
Raporlara göre BRICS ülkeleri, dünya yüzölçümünün %26’sından fazlasını, dünya nüfusunun %42’sini ve küresel GSYH’nin %20’sinden fazlasını temsil eden büyük ekonomilerden oluşuyor.
Grup, küresel ekonominin büyümesine %50’den fazla katkıda bulundu. Blok ülkeleri arasındaki coğrafi farklılığa rağmen dünya haritasında stratejik konumlara sahip olan üye devletlerin jeopolitik önemini küçümsememek gerekiyor.
Ayrıca enerji gibi hayati alanlarda üye ülkeler arasında entegrasyonu teşvik eden çok sayıda kaynağa sahipler.
Yatırımlar, buğday ve tahıl
Mısır Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Dr. Mustafa Ebu Zeyd El Majalla’ya yaptığı açıklamada BRICS’e kabul edilmesi halinde Mısır’ın finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesinden faydalanacağını söyledi: “Sadece IMF ya da Dünya Bankası’na bel bağlamayacak, NDB gibi başka bir kanal da olacak.”
“Bu özellikle BRICS üyelerinin Mısır ekonomisiyle çok büyük ortaklıklara sahip olduğu, özellikle Çin’in Mısır’ın en büyük ticaret ortaklarından biri olduğu durumda geçerli. İki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacmi 2022’nin ilk 11 ayında 15 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.
“Buğday ithalatı söz konusu olduğunda Rusya’nın önemi büyük ve Mısır ile Rusya arasındaki ticaretin 2022 yılında 6 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor.
“Hindistan’ın önemi, küresel düzeyde en büyük buğday üreticilerinden biri olmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla Mısır ekonomisi, iç talebi karşılamak için tahıl ve buğday gibi stratejik emtia kaynaklarını genişletmekten fayda sağlayacak.”
Mısır’ın Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı’na göre “Mısır ve Hindistan arasındaki ticaret hacminin 2021-2022 döneminde 7.26 milyar dolar olarak tahmin edildiğini” de sözlerine ekledi.
Ebu Zeyd BRICS’e katılmanın Mısır ekonomisi üzerinde birçok olumlu etkisi olacağını, özellikle de Rusya, Çin ve Hindistan başta olmak üzere üye ülkelerden gelen doğrudan yabancı yatırımların artacağını söyledi.
Ebu Zeyd’e göre Mısır devleti son üç yılda doğrudan yabancı yatırımları artırmak için çok sayıda teşvik ve kolaylık sağladı. Bunlardan en sonuncusu, daha fazla yerli veya yabancı özel sektör katkısını çeken devlet mülkiyeti politikasının uygulamaya konması oldu.
2023-2024 mali yılı ekonomik ve sosyal kalkınma planına göre Mısır ekonomisinin yılda 900.000’den fazla istihdam yaratması gerektiğini de sözlerine ekleyen Ebu Zeyd’e göre BRICS’e katılım Mısır’ın istihdam yaratmasına yardımcı olacak.
BRICS ülkelerinden gelen yatırım akışı da desteklenerek ticaret hacminde bir artışa yol açacak. Bu da Mısır’ın BRICS ülkelerine yaptığı ihracatının artmasına yardımcı olacak. Bu durum Mısır’ın önümüzdeki üç yıl içinde ihracat hacmini 100 milyar dolara çıkarma stratejisiyle uyumlu.
Mısır ihracatına kapı açılıyor
Bu arada uluslararası ekonomi uzmanı ve Kahire’deki Stratejik ve Ekonomik Çalışmalar Forumu Başkanı Raşid Abdo, BRICS’in öncelikle ekonomik ve siyasi konumlarını sağlamlaştırmak için güçlü adaylar arayacağını söyledi.
Abdo, “Beş BRICS ülkesi çoğunlukla sanayileşmiş ve ekonomilerinin büyüklüğü ile öne çıkan ülkeler; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Cezayir, İran, Arjantin ve diğerleri de dahil dünyanın farklı kıtalarından gruba katılmak isteyen pek çok ülke var” dedi.
Abdo, Majalla’ya şunları söyledi: “Her devletin güçlü ve zayıf yönleri var, ancak grubun liderlerinin küresel ekonomik ve siyasi güç dengesini güçlendirmek istedikleri kesin. Dolayısıyla ekonomik kriz yaşamayan, borç yükü altında olmayan ya da iflas etmek üzere olmayan, ekonomik olarak güçlü üye devletler istiyorlar.
“Daha ziyade, grubun uluslararası ekonomide aktif ve etkili bir oyuncu olarak ağırlığını artırmak için farklı avantajlara sahip üye devletler istiyorlar. Bu temelde üyelik onayı, başvuran devletlerin gruba ticari ve ekonomik ayrıcalıklar katıp katmadığına bağlı.”
Katılmak için başvuruda bulunan bazı devletler, 22-24 Ağustos 2023 tarihlerinde “Karşılıklı Hızlandırılmış Büyüme, Sürdürülebilir Kalkınma ve Kapsayıcı Çok Taraflılık İçin Afrika ve BRICS Ortaklığı” temasıyla Güney Afrika’da düzenlenecek olan 15. BRICS zirvesinde yanıt alabilir.
Abdo, Mısır’ın BRICS’e kabul edilmesi halinde “en önemli” sonucun “ticaret ve ortak yatırımı artırmak, Mısır’ın grup ülkelerine ihracatının önünü açmak ve onlardan finansman, iyi koşullarda kredi ve çeşitli kolaylıklar elde etmek, böylece Mısır için güçlü bir ekonomik geçiş sağlamak” olacağını söyledi.
Önümüzdeki dönemde “BRICS ülkelerinden özellikle de Çin’den Mısır’a gelen turist heyetlerinin artması” beklentisi olduğunu da sözlerine ekledi.
Engeller ve sorular
Mısır’ın şu ana kadar izlediği politika, farklı Asya ülkeleriyle yakın ilişkiler kurmaktı. Bu ilişkiler ekonomi, güvenlik ve savunma gibi çeşitli alanları kapsıyor. Amaç herhangi bir devleti kayırmaktan kaçınmak; bu yaklaşım Mısır’a seçeneklerini açık tutma, bağımsız hareket etme ve tek bir ittifaka aşırı derecede bağlı kalmadan seçim yapma gücü veriyor.
Kahire’deki Amerikan Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi profesörü ve El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi danışmanı olan Cemal Abdülcevad, çoklu ortaklıklar oluşturma alternatifini sağladığını belirtti.
BRICS’in, küresel ekonominin önemli bir bölümünü temsil eden ülkeler için önemli olduğunu vurguladı. Bu ülkeler, yatırım yapma potansiyeline sahiptir ve aynı zamanda uluslararası ticaret para birimleri ve rezervleri konusunda değerli görüşler sunuyor.
“Üyeliğin henüz gerçeğe dönüşmediği doğru ama Mısır bu bloğa yakın durmaya ve kendini ondan soyutlamamaya çalışıyor. Mutlaka katılmasa bile, büyük finansman fırsatlarına olan ihtiyacını göz önünde bulundurarak tüm seçenekleri açık tutuyor. Bu Mısır için kilit bir konu” dedi.
Abdülcevad, NDB’nin Mısır’ın ihtiyaç duyduğu finansmanın bir kısmını potansiyel olarak sunabileceğinin altını çizdi. Bu krediler ya da finansal kolaylıklar Mısır’ın mali krizini aşmasına yardımcı olacak hızlı bir çözüm olabilir. Ayrıca Mısır’ın ihracatı için daha fazla pazar yaratabilir ve özellikle önemli bir küresel yatırımcı olan Çin’den doğrudan yabancı yatırım çekebilir.
Ancak Abdülcevad, BRICS’in halen gelişmekte olduğuna ve geleceğinin belirsiz olduğuna dikkat çekti. Hem üye devletlerin kendi içlerinde hem de uyum ve işbirliği açısından zorlukların ve engellerin ele alınması gerekecek.
Bu durum özellikle farklı öncelik ve hedeflerin bulunduğu siyasi alanda geçerli. Özellikle de “en büyük iki taraf” olan Çin ve Hindistan arasında süregelen sınır anlaşmazlıkları gibi ihtilaflar var.
Abdülcevad, BRICS’i “stratejik ve ideolojik olarak birbirine bağlı bir bloktan ziyade çıkar ilişkisi üzerine kurulu bir mantık evliliği” olarak tanımlıyor.
Ona göre, BRICS’in başlıca üyeleri “uluslararası sistemin kurallarını ve uluslararası ticaret politikalarını değiştirmek için çok kutuplu bir dünya politikası benimsiyor; grubun üyeliği siyasi olarak ne kadar genişlerse, bu fikirler dünya devletlerinin büyük bir kısmı arasında daha popüler hale gelir.”
“Mısır, Üçüncü Dünya’nın en önemli devletlerinden biri ve Bağlantısızlar Hareketi’nin liderliğine katkısı uzun süredir devam etmektedir ki bu hareketin de önemli kurucularından biriydi.”
Abdülcevad’a göre Mısır’a üyelik teklif etmek BRICS ülkeleri için de faydalı olacak.
“Bu, bloğu tatmin eder ve hatta doğru yolda olduğunu hissettirir; mevcut üyelerin büyük bir uluslararası destek aldığı izlenimini verir, uluslararası kamuoyundaki popülerliklerini artırır ve pazarlarını genişletir” dedi.
“Bu durum özellikle piyasalar üzerindeki anlaşmazlıklar ve ABD’nin Çin’le ticaretine kısıtlamalar getirerek bu ülkeye açtığı mevcut ticaret savaşı dikkate alındığında öneli ki bu ticaret savaşı önümüzdeki dönemde daha da tırmanacak.”
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









