Asya
Pakistan’dan Mısır’a, İran savaşı Küresel Güney ülkelerini vurdu

Küresel Güney olarak adlandırılan Asya, Afrika ve Orta Doğu’daki gelişmekte olan ekonomiler, İran savaşı sebebiyle yükselen enerji maliyetlerinden en fazla etkilenenler arasında.
Amerika Birleşik Devletleri-İsrail’in İran ile savaşı küresel ekonomide sarsıntılara yol açarken, Küresel Güney ülkelerinin en yoksul üyeleri bu sarsıntıdan en çok etkilenenler oldu.
Asya, Afrika ve Orta Doğu’da gelişmekte olan ekonomiler, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Körfez genelindeki petrol ile gaz tesislerine düzenlenen saldırıların tetiklediği enerji fiyatlarındaki artışın en ağır yükünü taşıyor.
Pakistan’dan Bangladeş ve Sri Lanka’ya, Ürdün, Mısır ve Etiyopya’ya kadar uzanan Küresel Güney coğrafyasında politika yapıcılar, hem ithal enerjiye büyük ölçüde bağımlı olma hem de fiyatlardaki ani yükselişin şokunu absorbe edecek mali güce sahip olmama gibi bir çifte darbeyle karşı karşıya.
Enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’ini Körfez’den ithal eden ve yıllardır ekonomik krizler arasında gidip gelen Pakistan’da yetkililer, yakıt tasarrufu sağlamak için bir dizi önlemi devreye sokmak için acele etti.
Ülkenin benzin ve dizel rezervlerinin haftalar içinde tükeneceği gerçeğiyle yüzleşen yetkililer, okulları kapattı, kamu kurumları için dört günlük çalışma haftası uygulaması getirdi, kamu sektörü çalışanlarının yarısına evden çalışma talimatı verdi ve resmi işler için yakıt ödeneklerini kıstı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif geçen hafta, Ramazan Bayramı kutlamaları öncesinde benzin ve dizel fiyatlarına yapılması önerilen zammı reddettiğini, hükümetin artan maliyetlerin “yükünü üstleneceğini” söyledi.
Şerif’in açıklaması, hükümetin bu ay başında bir litre (0,26 galon) benzin veya dizel fiyatına 55 rupi (0,20 $) zam yapılmasını onaylamasının ardından geldi.
Karaçi’deki İşletme İdaresi Enstitüsü’nün icra direktörü S. Ekber Zaidi, hükümet sübvansiyonlarının halk üzerindeki darbeyi hafifletmeye yardımcı olurken, savaşın uzaması halinde petrol fiyatlarının fırlayacağı ve ekonomik faaliyeti durma noktasına getireceği endişelerinin bulunduğunu söyledi.
Zaidi, “Genel şok oldukça şiddetli, ancak bu şok henüz tamamen tüketicilere ve sanayiye yansımadı. Önümüzdeki haftalarda, aksama ve fiyat etkenleri devreye girdiğinde işlerin çok daha kötüye gideceğini tahmin ediyorum,” dedi.
Petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini ithal eden ve yakıt rezervlerinin günler içinde tükenmesi beklenen Bangladeş’te, yakıt karne uygulaması getirilmesine rağmen bazı ilçelerdeki benzin pompaları kurudu.
Enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını ithal eden ve 2019’da başlayan ekonomik çöküşün etkilerini hâlâ üzerinden atamamış olan Sri Lanka, her çarşamba gününü resmi tatil ilan etti ve benzin ile dizeli korumak için araç sahiplerine zorunlu yakıt kartı uygulaması başlattı; stokların haftalar içinde tükenmesi bekleniyor.
Ortadoğu’nun en büyük enerji ithalatçılarından ve en yüksek borçlu ekonomilerinden biri olan Mısır’da hükümet, alışveriş merkezleri, dükkanlar ve kafelerin hafta içi akşam 9’da, hafta sonu ise akşam 10’da kapanmasını ve kamusal aydınlatmanın azaltılmasını emretti.
Hükümetin yakıt fiyatlarını yoğun şekilde sübvanse etmesi nedeniyle kamu maliyesi üzerinde artan baskıyla karşı karşıya kalan Mısırlı yetkililer, 10 Mart’ta benzin, dizel ve tüp gaz için yüzde 15 ila 22 arasında değişen oranlarda zam yapıldığını duyurdu.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, halk üzerindeki yükü kabul etmekle birlikte, bu adımın “daha sert ve tehlikeli sonuçlardan” kaçınmak için gerekli olduğunu söyledi.
Malezya, Kuala Lumpur’daki Sunway Üniversitesi’ne bağlı Jeffrey Cheah Güneydoğu Asya Enstitüsü’nde ekonomi profesörü olan Yeah Kim Leng, “Gelişmekte olan ekonomilerin çoğunluğu, özellikle de halihazırda borç ve yüksek ithalat bağımlılığıyla boğuşanlar, enflasyon, para birimi üzerinde baskı ve mali baskılar gibi güçlü bir karışımla karşı karşıya” dedi.
Yeah, “En ağır darbeyi, özellikle kişi başına düşük gelir ve yüksek yoksulluk oranlarıyla karakterize edilen, kırılgan makroekonomik temellere ve önceden var olan hassasiyetlere sahip olan net enerji ve gıda ithalatçıları alıyor” diye ekledi.
Washington merkezli Küresel Kalkınma Merkezi tarafından yakın zamanda yapılan ve yakıt ithalatına bağımlılık, kamu borç seviyeleri ve döviz rezervleri/ithalat oranları gibi faktörlerin incelendiği bir analize göre Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Ürdün, Senegal, Mısır, Angola, Etiyopya ve Zambiya en büyük risk altındaki ülkeler arasında yer alıyor.
Para Biriminde Değer Kaybı
Artıran jeopolitik belirsizlik ortamında yatırımcıların ABD doları almasının sonucu olarak birçok gelişmekte olan Küresel Güney ülkesinin para biriminin ABD doları karşısında zayıflaması, maliyetleri daha da artırarak durumu içinden çıkılmaz bir hale getirdi.
Kuala Lumpur’daki Malezya Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü’nde misafir kıdemli araştırmacı olan Azizul Amiludin, “Endonezya ve Filipinler gibi ülkeler, çatışma başlamadan önce bile para birimlerinin rekor düşük seviyelere yaklaştığını gördü ve bu da petrol dahil ithalatı çok daha pahalı hale getirdi,” dedi.
Savaşın yansımaları gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetler için özel zorluklar teşkil ettiği gibi, vatandaşlar üzerindeki etkisi de orantısız bir şekilde gerçekleşiyor.
Daha az gelişmiş ekonomilerde vatandaşlar, maaşlarının çok daha büyük bir kısmını yakıt ve gıdaya harcıyor ve bu da onları artan yaşam maliyetlerine karşı daha savunmasız hale getiriyor.
Aynı zamanda, gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetler, risk altındakiler için bir güvenlik ağı sağlama konusunda daha az kapasiteye sahip.
Jeffrey Cheah Enstitüsü profesörü Yeah, “Kırılgan ekonomilerde hükümetler genellikle yakıt ve gıdayı sübvanse ederek halklarını fiyat artışlarından korumaya çalışır. Ancak, tükenen mali tamponlar ve azalan gelirlerle bu sürdürülemez hale gelir. Bunu takip eden kemer sıkma politikaları, hiperenflasyonla birleştiğinde yaygın toplumsal huzursuzluğu ve tam teşekküllü bir mali krizi tetikleyebilir,” dedi.
ABD ve İsrail’in başlattığı savaşın sonu için net bir zaman çizelgesi görünmezken, birçok analist işlerin iyileşmeden önce daha da kötüleşmesini bekliyor.
İslamabad’daki Sürdürülebilir Kalkınma Politikaları Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan Halid Velid, artan nakliye maliyetlerinin yakında süpermarket kasalarında hissedileceğini söyledi.
Velid, “Dizel, Pakistan’ın yük ve tarım ekonomisinin bel kemiğidir. Nakliye maliyetleri yükselmeye başladı ve önümüzdeki haftalarda bu durum undan gübreye kadar her şeyi etkileyecek,” dedi.
Velid, Pakistan’ın buğday hasadı nisan ayında başladığında, gıda fiyatlarının mevcut seviyelerinin çok üzerine çıkabileceğini söyledi.
“Biçerdöverler, harman makineleri, tarladan pazara taşımacılık için kullanılan traktörler ve tahılı tarlalardan un fabrikalarına ve depolama tesislerine taşıyan kamyonların tümü yüksek hızlı dizel ile çalışır,” dedi.
Velid, “Buğday ununun en alt iki gelir dilimindeki hanelerin gıda sepetindeki en büyük kalem olduğu bir ülke için bu marjinal bir endişe konusu değil. Dizel fiyatları nisan ve mayıs boyunca yüksek kalırsa, Pakistan buğdayını yılların en yüksek girdi maliyetiyle hasat edecek ve hanelerin başka fiyat şoklarını absorbe edecek neredeyse hiç kapasitesinin kalmadığı bir dönemde bu maliyet doğrudan gıda enflasyonuna yansıyacak,” diye ekledi.
Asya
Çin yapay zekada yetenek sunumundan üretim altyapısını açmaya geçiyor

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, büyük dil modellerinde bilgi işlem maliyetlerini ve güç tüketimini düşürmek amacıyla geliştirdiği DeepInfer çıkarım altyapısını açık kaynak olarak kullanıma sundu. Sistem çatısı altındaki tek bir küme günde 155 trilyon belirteç işlerken, hem NVIDIA hem de Huawei donanımlarında çalışabiliyor.
Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, geniş ölçekli çıkarım süreçlerinde işlem gücü maliyetlerini ve enerji tüketimini azaltmak amacıyla geliştirdiği kurum içi çıkarım altyapısı DeepInfer’ı açık kaynak olarak paylaştı.
Salı günü WeChat hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre bu adım, yazılım geliştiricilerin ve işletmelerin yüksek hacimli yapay zeka operasyonlarında veri işleme hızını artırmalarını ve gecikme sürelerini düşürmelerini hedefliyor.
İsmi belirtilmeyen Çinli bir uzman, Global Times gazetesine verdiği demeçte, açık kaynaklı modellerden açık kaynaklı çıkarım altyapılarına geçişin önemli bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.
Uzmana göre Çinli teknoloji şirketleri “yetenekleri erişime açma” aşamasından “üretkenliği erişime açma” evresine geçiyor; bu da kurulum maliyetlerini düşürerek öncü modellerin sağlık, eğitim ve üretim gibi alanlarda pratik uygulamalara dönüşmesini kolaylaştırıyor.
DeepSeek, model eğitiminin yapay zekanın öğrenme süreci, çıkarımın ise bu bilginin insanlar için somut bir faydaya dönüştüğü aşama olduğunu belirtti.
Günümüzde geleneksel sınırları aşan devasa kullanıcı talepleri karşısında çıkarım altyapıları geniş bilgi işlem kümelerini koordine edip yönetirken, bu sistemlerin verimliliği doğrudan yapay zeka hizmetlerinin elektrik tüketimini ve işlem maliyetini belirliyor.
DeepInfer, yüksek performanslı çekirdekleri derinlemesine optimize edilmiş çıkarım motoruyla bir araya getiriyor.
Dağıtık çıkarım, tahmine dayalı kod çözme ve yapılandırılmış çıktı gibi özellikleri destekleyen sistem, hem NVIDIA hem de Huawei Ascend donanımları üzerinde çalışıyor.
Girişim, DeepInfer üzerinde inşa ettiği mimariyle DeepSeek V4.1 Flash modeli için yüksek işlem hacmine sahip ve düşük gecikmeli çıkarım hizmetlerini devreye aldı. Sistemdeki tek bir küme şu anda günde 155 trilyon belirteç (token) işliyor.
Şirket ayrıca ana akım büyük dil modeli arayüz protokolleri ile model belirteç dizileri arasında hızlı ve hatasız dönüşüm sağlayan üretim sınıfı deepseek-recipe bileşenini de açık kaynak haline getirdi.
Bu bileşenin işlem mantığı doğrudan resmi DeepSeek API mimarisiyle bütünüyle uyumlu çalışıyor ve üçüncü taraf kurulumların resmi sistemle tamamen aynı biçimde işlemesini sağlıyor.
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Teknoloji ve Strateji Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı Chen Jing, Global Times gazetesine yaptığı açıklamada, DeepSeek’in modelleri geniş ölçekte sunma konusundaki mühendislik deneyimini paylaştığını ifade etti. Chen, bu adımın diğer geliştiricilerin yetenekleri daha düşük maliyet, daha yüksek hız ve istikrarlı bir deneyimle sunmalarına katkı verdiğini belirtti.
Daha önce büyük dil modellerini de açık kaynak olarak paylaşan şirketin attığı adımı değerlendiren Chen, “Daha önce paylaşılan ‘beyin’di; bu kez paylaşılan ise ‘montaj hattı, güç kaynağı ve kullanım kılavuzu’ oldu” dedi.
Uzman, açık kaynaklı modellerin küresel çapta yeniden üretim ve araştırma yapma eşiğini düşürdüğünü, açık kaynaklı çıkarım altyapısının ise kurulum maliyetlerini, enerji kullanımını ve gecikmeyi azaltarak süreci bir adım ileri taşıdığını kaydetti.
Çin’in geliştirdiği açık kaynaklı modeller, küresel yapay zeka inovasyon ekosisteminde belirleyici bir yer ediniyor.
Hugging Face raporuna göre Çin merkezli Moonshot AI’ın Kimi, Zhipu’nun GLM ve Alibaba’nın Qwen serisi modelleri, zeka endeksinde dünya genelinde ilk yedi arasına girerken ABD’deki kapalı kaynaklı öncü sistemlerle aradaki farkı istikrarlı biçimde kapatıyor.
Raporda, Çin’de aylık olarak yayımlanan modellerin parametre tavanının 754 milyar ile 2,78 trilyon arasında değiştiği belirtiliyor.
Kimi K3, sahip olduğu 2,78 trilyon parametreyle dünyanın en büyük açık kaynaklı modeli haline gelirken hem zeka hem de kodlama endeksinde küresel düzeyde ilk sırada yer alıyor.
Çin yönetimi, teknolojik liderlik yarışının ötesinde, yapay zekanın sunduğu kalkınma kazanımlarını paylaşmayı ve teknolojinin daha geniş kitleler ile işletmeler tarafından yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla kullanılmasını hedeflediğini vurguluyor.
DeepSeek de yayımladığı metnin sonunda hedeflerini özetlerken, “Tamamen açık kaynaklı modeller, operatör kütüphaneleri ve çıkarım altyapılarıyla, yakın gelecekte dünya çapındaki yapay zeka hizmetlerinin kapsam ve kalitesinde eşi görülmemiş bir genişleme görmeyi; bu hizmetlerin daha adil, şeffaf ve güvenilir hale gelmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Yatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Asya
Japonya konut spekülasyonunu önlemek için kısa vadeli satışları kısıtlayacak

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti, büyük kentlerde artan konut fiyatlarını dizginlemek amacıyla mülklerin kısa vadeli alım satımına yönelik sınırlamaları gündemine aldı. Tokyo’da ortalama daire fiyatı yıllık yüzde 18,5 artışla 137,84 milyon yene çıkarken yıllık ortalama geliri 6,78 milyon yende kalan kent sakinleri için mülk edinmek zorlaştı.
Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP), Tokyo başta olmak üzere büyük kentlerde hızla yükselen konut fiyatlarını dizginlemek için mülklerin kısa vadeli alım satımına sınırlama getirmeyi planlıyor.
Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki parti, önümüzdeki yılın nisan ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde çalışan kesime yönelik desteği temel gündem maddesi yapmayı hedefliyor.
LDP’nin konut ve arsa politikaları araştırma komisyonu, konuyu ele almak üzere çarşamba günü toplandı.
Nikkei Asia gazetesinin haberine göre Komisyon Başkanı ve LDP Milletvekili Midori Matsushima, toplantının açılışında “Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni inşa edilen dairelerin fiyatları son on yılda ikiye katlandı. Bu konutlarda oturmak isteyen insanların ev alabilmesini sağlayacak önlemler üzerinde çalışmalıyız” dedi.
Başkentte ev sahibi olmak geniş kesimler için neredeyse imkansız hale geldi. Gayrimenkul İktisat Enstitüsü verilerine göre, Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni bir dairenin ortalama satış fiyatı 2025 mali yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,5 artarak 137,84 milyon yene (yaklaşık 872 bin dolar) ulaştı.
Çalışma Bakanlığı istatistikleri ise başkentte tam zamanlı çalışan bir kişinin ortalama yıllık gelirinin 2025 mali yılında 6,78 milyon yen seviyesinde kaldığını gösteriyor. Gelir ile konut fiyatları arasındaki bu uçurum, siyasetin önceliklerini de doğrudan etkiliyor.
LDP, şubat ayındaki Temsilciler Meclisi seçim kampanyasında Tokyo metropolü ve diğer bölgelerdeki spekülatif işlemleri dizginleme taahhüdü vermişti. Parti bünyesinde yabancılara yönelik politikalar üzerine çalışan bir proje ekibi de bu ayın başlarında hükümete konut fiyatlarındaki artışa karşı acil vergi düzenlemeleri getirilmesi çağrısı yapan bir tavsiye metni sundu.
Mevcut mevzuatta, satın alındıktan sonra beş yıl içinde elden çıkarılan konutlardan elde edilen kazançlar “kısa vadeli sermaye kazancı” sayılıyor. Bu gelirler, gelir vergisi ve yerel ikamet vergisi dahil olmak üzere yüzde 40’a yakın oranda vergilendiriliyor.
Beş yıldan uzun süre elde tutulan gayrimenkullere uygulanan yaklaşık yüzde 20’lik “uzun vadeli sermaye kazancı” vergisinin iki katı olan bu oran, bazı parti üyelerine göre spekülasyonu engellemeye yetmiyor. Düzenlemenin sertleştirilmesi talepleri, LDP’nin koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi ile aralık ayında hazırlayacağı yıllık vergi reformu çerçevesinde ele alınabilir.
İktidar kanadı, yerel meclis üyelerinin görev süresinin dolacağı Tokyo’nun 22 bölgesi dahil birçok kent merkezinde nisan ayında sandık başına gidecek seçmenlerin karşısına somut bir konut vaadiyle çıkmak istiyor.
Üst düzey bir LDP yetkilisi, “Genellikle ev alma aşamasına gelmiş çocuklu aileleri desteklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefet partileri de yalnızca ev almayı planlayanları değil, artan konut fiyatları nedeniyle kiralık evlere yönelen ve kiraların tırmanmasından etkilenen kesimleri hedefleyen alternatif öneriler hazırlıyor.
Yabancı alıcı sınırlamaları yerine vergi adımları öne çıkıyor
Konut krizine çözüm arayan birçok ülke yabancı alıcılara doğrudan kısıtlamalar getirdi. Güney Kore’de Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un gerileyen kamuoyu desteğinde gayrimenkul politikaları önemli rol oynadı.
Seul yönetimi, Ağustos 2025’te yabancıların başkent ve çevresinden konut almasını izne bağladı; ayrıca alıcılara bu evlerde en az iki yıl ikamet etme zorunluluğu getirdi.
Kanada ve Avustralya yabancıların konut alımına geçici yasaklar koyarken, Singapur yabancı alıcılardan yüzde 60 oranında ek damga vergisi tahsil ediyor.
Japonya’da da yabancı yatırımcıların gayrimenkul piyasasındaki rolü şubat seçimlerinde tartışma konusu oldu. Doğrudan yabancıları hedef alan kısıtlamaların uluslararası ticaret ve hizmet anlaşmalarıyla çelişebileceği değerlendiriliyor.
Hükümet bu nedenle alıcıların uyruğuna göre kısıtlama getirmek yerine, kısa vadeli el değiştirmeler gibi spekülatif gayrimenkul işlemlerine yönelik vergi tedbirlerini tartışıyor.
Sert piyasa tedbirlerinin bölgesel bankaları sarsmasından endişe ediliyor
Fiyatları aşağı çekmeye yönelik sert adımların ülke ekonomisine zarar verebileceğine dair kaygılar da dile getiriliyor.
LDP’nin kıdemli bir vergi yetkilisi, arsa fiyatlarındaki sert bir düşüşün yerel finans kuruluşlarını zayıflatabileceğini belirterek “Bölgesel bankalar üzerindeki etkileri değerlendirmeliyiz” uyarısı yaptı.
Gayrimenkul sektörü, Japon bankalarının toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor. Bu oran, Japonya’nın 1980’lerin ortasından sonuna kadar yaşadığı balon ekonomisi dönemindeki yüzde 10’luk seviyenin oldukça üzerinde seyrediyor.
Bazı bölgesel bankaların toplam kredi dağıtımında gayrimenkulün payı neredeyse yarıya yaklaşıyor.
Finansal Hizmetler Kurumunun Mart 2025 verilerine göre, bölgesel bankaların gayrimenkul sektörüne verdiği kredilerin yaklaşık dörtte biri doğrudan Tokyo’nun beş merkez bölgesinde toplanmış durumda.
Takaichi hükümetinin yüksek kamuoyu desteğinde, borsa endekslerindeki artışın da katkısıyla yükselen varlık değerleri etkili oldu. Piyasayı soğutacak gayrimenkul adımlarının hisse senedi fiyatlarını gerileterek hükümetin desteğini zedeleyebileceği öne sürülüyor.
LDP araştırma komisyonunun kıdemli bir yetkilisi, fiyat artışlarını kontrol altına almaya dönük adımların kapsamı ve zamanlaması konusunda karar vericilerin dikkatli davranması gerektiğini vurguladı.
Asya
“Öldü” demişlerdi: Kore lideri Kim Jong-un, ailesiyle sergide görüntülendi

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, komaya girdiği ve Çin’de tedavi gördüğü yönündeki iddiaların ardından eşi ve kızıyla bir sergide görüntülendi. Devlet medyası fotoğrafları paylaşırken, Pyongyang yönetimi Seul’ün tıbbi yardım teklifini siyasi provokasyon olarak nitelendirerek geri çevirdi.
Kuzey Kore devlet medyası, ülke lideri Kim Jong-un’un sağlık sorunları yaşadığı yönündeki haberlerin ardından yeni fotoğraflarını yayımladı.
Kore Merkezi Haber Ajansı’nın aktardığına göre Kim Jong-un, 19 Ekim’de hafif sanayi işletmelerinin düzenlediği giyim ve ayakkabı sergisini gezdi.
Yayımlanan fotoğraflarda Kuzey Kore lideri, sergilenen ürünleri eşi Ri Sol-ju ve kızı Kim Ju-ae ile birlikte inceliyor.

İngiliz basını koma ve tedavi iddialarını gündeme getirdi
Fotoğrafların paylaşılması öncesinde, yalan haberleriyle malul İngiliz tabloid gazetesi The Sun, doğrulanmamış bilgilere dayandırarak Kim Jong-un’un beyin kanaması geçirdiğini öne sürdü.
Gazete, liderin komaya girdiğini ve tedavi amacıyla Çin’e götürüldüğünü yazdı.
Haberde ayrıca Kim Jong-un’un ölümü halinde iktidarın, 13 yaşındaki kızı Kim Ju-ae ülkeyi yönetecek yaşa gelene kadar geçici olarak kız kardeşi Kim Yo-jong’a geçebileceği savunuldu.

Füze denemeleri ve insani yardım gerilimi sürüyor
Fotoğrafların paylaşıldığı dönemde Pyongyang yönetiminin askeri faaliyetleri de devam ediyor. Kuzey Kore, 14 Ekim’de Japon Denizi sularında denizaltıdan fırlatılan iki tip stratejik seyir füzesini test etti.
Diğer yandan Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi Daire Başkanı Kim Yo-jong, Seul yönetiminin insani yardım kapsamında göndermeyi planladığı tıbbi malzemeleri kabul etmeyeceklerini açıkladı.
Kim Yo-jong, Seul’ün insani yardım planlarını siyasi provokasyon ve egemenlik ihlali olarak nitelendirdi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek











