Asya
Pakistan’dan Mısır’a, İran savaşı Küresel Güney ülkelerini vurdu

Küresel Güney olarak adlandırılan Asya, Afrika ve Orta Doğu’daki gelişmekte olan ekonomiler, İran savaşı sebebiyle yükselen enerji maliyetlerinden en fazla etkilenenler arasında.
Amerika Birleşik Devletleri-İsrail’in İran ile savaşı küresel ekonomide sarsıntılara yol açarken, Küresel Güney ülkelerinin en yoksul üyeleri bu sarsıntıdan en çok etkilenenler oldu.
Asya, Afrika ve Orta Doğu’da gelişmekte olan ekonomiler, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Körfez genelindeki petrol ile gaz tesislerine düzenlenen saldırıların tetiklediği enerji fiyatlarındaki artışın en ağır yükünü taşıyor.
Pakistan’dan Bangladeş ve Sri Lanka’ya, Ürdün, Mısır ve Etiyopya’ya kadar uzanan Küresel Güney coğrafyasında politika yapıcılar, hem ithal enerjiye büyük ölçüde bağımlı olma hem de fiyatlardaki ani yükselişin şokunu absorbe edecek mali güce sahip olmama gibi bir çifte darbeyle karşı karşıya.
Enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’ini Körfez’den ithal eden ve yıllardır ekonomik krizler arasında gidip gelen Pakistan’da yetkililer, yakıt tasarrufu sağlamak için bir dizi önlemi devreye sokmak için acele etti.
Ülkenin benzin ve dizel rezervlerinin haftalar içinde tükeneceği gerçeğiyle yüzleşen yetkililer, okulları kapattı, kamu kurumları için dört günlük çalışma haftası uygulaması getirdi, kamu sektörü çalışanlarının yarısına evden çalışma talimatı verdi ve resmi işler için yakıt ödeneklerini kıstı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif geçen hafta, Ramazan Bayramı kutlamaları öncesinde benzin ve dizel fiyatlarına yapılması önerilen zammı reddettiğini, hükümetin artan maliyetlerin “yükünü üstleneceğini” söyledi.
Şerif’in açıklaması, hükümetin bu ay başında bir litre (0,26 galon) benzin veya dizel fiyatına 55 rupi (0,20 $) zam yapılmasını onaylamasının ardından geldi.
Karaçi’deki İşletme İdaresi Enstitüsü’nün icra direktörü S. Ekber Zaidi, hükümet sübvansiyonlarının halk üzerindeki darbeyi hafifletmeye yardımcı olurken, savaşın uzaması halinde petrol fiyatlarının fırlayacağı ve ekonomik faaliyeti durma noktasına getireceği endişelerinin bulunduğunu söyledi.
Zaidi, “Genel şok oldukça şiddetli, ancak bu şok henüz tamamen tüketicilere ve sanayiye yansımadı. Önümüzdeki haftalarda, aksama ve fiyat etkenleri devreye girdiğinde işlerin çok daha kötüye gideceğini tahmin ediyorum,” dedi.
Petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini ithal eden ve yakıt rezervlerinin günler içinde tükenmesi beklenen Bangladeş’te, yakıt karne uygulaması getirilmesine rağmen bazı ilçelerdeki benzin pompaları kurudu.
Enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını ithal eden ve 2019’da başlayan ekonomik çöküşün etkilerini hâlâ üzerinden atamamış olan Sri Lanka, her çarşamba gününü resmi tatil ilan etti ve benzin ile dizeli korumak için araç sahiplerine zorunlu yakıt kartı uygulaması başlattı; stokların haftalar içinde tükenmesi bekleniyor.
Ortadoğu’nun en büyük enerji ithalatçılarından ve en yüksek borçlu ekonomilerinden biri olan Mısır’da hükümet, alışveriş merkezleri, dükkanlar ve kafelerin hafta içi akşam 9’da, hafta sonu ise akşam 10’da kapanmasını ve kamusal aydınlatmanın azaltılmasını emretti.
Hükümetin yakıt fiyatlarını yoğun şekilde sübvanse etmesi nedeniyle kamu maliyesi üzerinde artan baskıyla karşı karşıya kalan Mısırlı yetkililer, 10 Mart’ta benzin, dizel ve tüp gaz için yüzde 15 ila 22 arasında değişen oranlarda zam yapıldığını duyurdu.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, halk üzerindeki yükü kabul etmekle birlikte, bu adımın “daha sert ve tehlikeli sonuçlardan” kaçınmak için gerekli olduğunu söyledi.
Malezya, Kuala Lumpur’daki Sunway Üniversitesi’ne bağlı Jeffrey Cheah Güneydoğu Asya Enstitüsü’nde ekonomi profesörü olan Yeah Kim Leng, “Gelişmekte olan ekonomilerin çoğunluğu, özellikle de halihazırda borç ve yüksek ithalat bağımlılığıyla boğuşanlar, enflasyon, para birimi üzerinde baskı ve mali baskılar gibi güçlü bir karışımla karşı karşıya” dedi.
Yeah, “En ağır darbeyi, özellikle kişi başına düşük gelir ve yüksek yoksulluk oranlarıyla karakterize edilen, kırılgan makroekonomik temellere ve önceden var olan hassasiyetlere sahip olan net enerji ve gıda ithalatçıları alıyor” diye ekledi.
Washington merkezli Küresel Kalkınma Merkezi tarafından yakın zamanda yapılan ve yakıt ithalatına bağımlılık, kamu borç seviyeleri ve döviz rezervleri/ithalat oranları gibi faktörlerin incelendiği bir analize göre Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Ürdün, Senegal, Mısır, Angola, Etiyopya ve Zambiya en büyük risk altındaki ülkeler arasında yer alıyor.
Para Biriminde Değer Kaybı
Artıran jeopolitik belirsizlik ortamında yatırımcıların ABD doları almasının sonucu olarak birçok gelişmekte olan Küresel Güney ülkesinin para biriminin ABD doları karşısında zayıflaması, maliyetleri daha da artırarak durumu içinden çıkılmaz bir hale getirdi.
Kuala Lumpur’daki Malezya Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü’nde misafir kıdemli araştırmacı olan Azizul Amiludin, “Endonezya ve Filipinler gibi ülkeler, çatışma başlamadan önce bile para birimlerinin rekor düşük seviyelere yaklaştığını gördü ve bu da petrol dahil ithalatı çok daha pahalı hale getirdi,” dedi.
Savaşın yansımaları gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetler için özel zorluklar teşkil ettiği gibi, vatandaşlar üzerindeki etkisi de orantısız bir şekilde gerçekleşiyor.
Daha az gelişmiş ekonomilerde vatandaşlar, maaşlarının çok daha büyük bir kısmını yakıt ve gıdaya harcıyor ve bu da onları artan yaşam maliyetlerine karşı daha savunmasız hale getiriyor.
Aynı zamanda, gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetler, risk altındakiler için bir güvenlik ağı sağlama konusunda daha az kapasiteye sahip.
Jeffrey Cheah Enstitüsü profesörü Yeah, “Kırılgan ekonomilerde hükümetler genellikle yakıt ve gıdayı sübvanse ederek halklarını fiyat artışlarından korumaya çalışır. Ancak, tükenen mali tamponlar ve azalan gelirlerle bu sürdürülemez hale gelir. Bunu takip eden kemer sıkma politikaları, hiperenflasyonla birleştiğinde yaygın toplumsal huzursuzluğu ve tam teşekküllü bir mali krizi tetikleyebilir,” dedi.
ABD ve İsrail’in başlattığı savaşın sonu için net bir zaman çizelgesi görünmezken, birçok analist işlerin iyileşmeden önce daha da kötüleşmesini bekliyor.
İslamabad’daki Sürdürülebilir Kalkınma Politikaları Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan Halid Velid, artan nakliye maliyetlerinin yakında süpermarket kasalarında hissedileceğini söyledi.
Velid, “Dizel, Pakistan’ın yük ve tarım ekonomisinin bel kemiğidir. Nakliye maliyetleri yükselmeye başladı ve önümüzdeki haftalarda bu durum undan gübreye kadar her şeyi etkileyecek,” dedi.
Velid, Pakistan’ın buğday hasadı nisan ayında başladığında, gıda fiyatlarının mevcut seviyelerinin çok üzerine çıkabileceğini söyledi.
“Biçerdöverler, harman makineleri, tarladan pazara taşımacılık için kullanılan traktörler ve tahılı tarlalardan un fabrikalarına ve depolama tesislerine taşıyan kamyonların tümü yüksek hızlı dizel ile çalışır,” dedi.
Velid, “Buğday ununun en alt iki gelir dilimindeki hanelerin gıda sepetindeki en büyük kalem olduğu bir ülke için bu marjinal bir endişe konusu değil. Dizel fiyatları nisan ve mayıs boyunca yüksek kalırsa, Pakistan buğdayını yılların en yüksek girdi maliyetiyle hasat edecek ve hanelerin başka fiyat şoklarını absorbe edecek neredeyse hiç kapasitesinin kalmadığı bir dönemde bu maliyet doğrudan gıda enflasyonuna yansıyacak,” diye ekledi.
Asya
Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.
Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.
Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.
Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.
ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.
Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.
Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.
Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.
Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.
SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.
Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.
Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.
Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.
Asya
Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.
Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.
Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.
Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.
Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.
Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.
Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.
Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.
Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.
Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.
Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.
Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.
Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.
Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.
Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.
Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.
Asya
Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.
Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.
Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.
Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.
Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.
Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.
Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.
Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.
Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek
Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.
Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.
Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.
Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.
Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını5 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya6 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı







