Avrupa
Palantir, Avrupa’da da yayılıyor

Başta Almanya olmak üzere Avrupa’da tartışmalı Amerikan teknoloji şirketi Palantir, tartışmaların odağına yerleşti.
Euractiv’de yer alan değerlendirmeye göre Alman siyasetçiler, yaz tatili sırasında polislerin belirli bir Palantir yazılımı kullanmasına izin verilip verilmeyeceği konusunda tartışıyorlar.
Söz konusu yazılım, Palantir tarafından geliştirilen bir veri analiz aracı: Gotham.
Gotham yazılımı, farklı veri kaynaklarını birbirine bağlayarak müşteriler için daha kullanışlı hale getiriyor. Palantir, bu yazılımı çok çeşitli kullanım alanları için sunuyor: Şirketin web sitesinde uydu takımyıldızları ve askerlerin drone görüntülerini izlediği videolar yer alıyor.
Bazı Alman bölgesel polis güçleri, farklı veritabanlarını birbirine bağlamak için yıllardır bu aracın daha düşük bir versiyonunu kullanıyor, fakat bunun bile yasal dayanağının yetersiz olduğu (veya tamamen eksik olduğu) yönünde şiddetli eleştiriler var.
Örneğin, sivil toplum aktivistleri Bavyera eyaletinin bu yazılımı kullanmasına karşı dava açtı.
Şu anda Hıristiyan Demokratların liderliğindeki Almanya Adalet Bakanlığı da Palantir’in yazılımının federal düzeyde kullanılmasına izin verilip verilmeyeceğini inceliyor.
Ne var ki çeşitli haberlerin de gösterdiği gibi, Avrupa’da Palantir’i kullanan tek ülke Almanya değil.
Fransa İç Güvenlik Genel Müdürlüğü, Kasım 2015’te Paris’te meydana gelen IŞİD saldırılarının ardından Palantir ile imzalanan mevcut sözleşmeyi 2019 yılında uzattı. Europol da bu saldırılara müdahale eden görev gücünde şirketin yazılımını kullandı.
The Guardian’ın elde ettiği belgelere göre, sonuçlar o kadar kötüydü ki, AB kolluk kuvvetleri Palantir’i, örneğin yazılımının “büyük veri setlerini düzgün bir şekilde görselleştirememesi” nedeniyle dava etmeyi düşünmüştü.
Hollanda ve Yunanistan da dahil olmak üzere birçok ülke, Covid-19 vakalarının nerede görüldüğünü veya yol çalışmaları gibi faktörlerin virüsün yayılmasını nasıl etkileyebileceğini izlemek için Palantir’in başka bir yazılımı olan Foundry’yi kullanmaya başladı.
Şirketin, ürünleri ABD’de yaygın olarak kullanılan bir sağlık bölümü bulunuyor. Birleşik Krallık’ta Palantir, 2023’ten bu yana 330 milyon sterlinlik bir NHS (Ulusal Sağlık Sistemi) sözleşmesi imzalamıştı fakat sözleşmenin uygulamaya geçirilmesi, personelin şüpheciliği da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle gecikti.
2022’de başlayan Ukrayna savaşı, Avrupa’yı yeniden kriz moduna soktu. Palantir bir kez daha hızlı bir şekilde harekete geçti ve Polonya hükümeti ile işbirliği yaparak Ukraynalı mültecilerin iş ilanlarını bulabilecekleri bir portal oluşturdu.
Şirket, askeri alana da girmeyi başardı. Bu yılın başlarında, NATO, karar alma ve askeri planlamayı kolaylaştırmak için ittifakın savaş odası olan Müttefik Komuta Operasyonları için Palantir’i seçmişti.
Bu hamle, birçok önemli alanda Avrupalıların ABD’ye bağımlılığına uzun süredir karşı çıkan Fransa için bir darbe olmuştu.
Sorun, aynı alanda faaliyet gösteren Avrupalı şirketlerin olmaması değil. Örneğin İrlanda merkezli, Amerika ve Pasifik’in yanı sıra diğer Avrupa ülkelerinde de ofisleri bulunan Siren, kendi ürününü Palantir’in “tek gerçek alternatifi” olarak tanıtıyor.
Yarbay Palantir ve kişisel verilerin Batının hizmetine sunulması
“Küresel jeopolitik dengelerin değişmesiyle birlikte, Siren olarak Avrupa’da soruşturma teknolojilerine olan talebin arttığını görüyoruz,” diyen şirket, bir blog yazısında ürünlerini, kullanıcıların kapalı bir satıcı ekosistemine tamamen geçmek zorunda kalmadan çalışabilen, Palantir’e alternatif bir eklenti olarak konumlandırdı.
Her zaman öne sürülen argümanlardan biri, yerli alternatiflerin Palantir’in araçları kadar iyi sonuç veremeyeceği yönündeydi. Yine de, bazı Alman bölgeleri ikna olmamış durumda.
Danimarka, Baltık Denizi ve Kuzey Denizi arasında yer alan Schleswig-Holstein, Almanya ve Avrupa’da yerli seçenekler aramaya devam ediyor.
Bölge yönetimi, Microsoft Office’ten kurtulmaya çalışarak diğer alanlarda da iddialı teknoloji egemenliği hedefleri belirledi.
Bölge politikacısı Jan Kürschner, “Palantir yazılımını satın alarak devletin bir başka temel sektöründe, yani polis teşkilatında yeni bir bağımlılık yaratmak yanlış olur. Bu yanlış yola giren bölgeler bir an önce geri dönmelidir,” diyor.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak








