Amerika
Palantir, sonsuz savaş ve küresel siyonist gözetim devleti

Dizinin bir önceki yazısında, Palantir şirketinin 11 Eylül’ü takip eden “terörle mücadele” konseptinin bir ürünü olduğunu söylemiştik.
The Dissident bloğunda, Palantir’in sisteminin, 11 Eylül saldırıları sonrasında Amerikan vatandaşlarının tüm bilgilerini içeren devasa bir veri tabanı oluşturulmasını öneren eski Ronald Reagan dönemi yetkilisi John Poindexter’ın “Total Information Awareness” (Toplam Enformasyon Farkındalığı) fikrine dayandığına işaret ediliyor.
Pointdexter ve Irak savaşının neocon mimarlarından Richard Perle, Palantir’in kurucuları Alex Karp ve Peter Thiel ile, yeni şirketleri Palantir, “Poindexter’ın Pentagon’da yaratmaya çalıştığı şeye benzer bir amaca sahip olduğu” için bir araya geliyordu.
Palantir kısa süre sonra şirketleşiyor ve CIA’in risk sermayesi yatırım kolu In-Q-Tel’den milyonlarca dolarlık fon alıyordu.
Palantir yazılımı, istihbarat ajanslarının Amerikalılar hakkında devasa bir veri tabanı oluşturmasına olanak sağlıyordu. Bloomberg, “Palantir teknolojisini kullanarak FBI artık ABD vatandaşları hakkında anında kapsamlı dosyalar oluşturabilir ve bir eczane dışındaki güvenlik kamerası görüntülerini kredi kartı işlemleri, cep telefonu kayıtları, e-postalar, uçak seyahat kayıtları ve internet arama bilgileriyle birleştirebilir,” diye yazıyordu.
Yarbay Palantir ve kişisel verilerin Batının hizmetine sunulması
***
Palantir’in “Batı medeniyetini kurtarmak” misyonu çerçevesinde, bu medeniyetin uç beyi olarak faaliyet yürüten İsrail ile bağına özel bir parantez açmak gerekiyor.
New York Times, “Bay Karp’ın İsrail’i destekleme konusundaki tutumu sarsılmazdır. Şirket geçen yıl New York Times’ta tam sayfa bir ilan vererek ‘Palantir İsrail’in yanında’ açıklamasını yaptı,” diye yazıyordu.
Şirketin resmi sosyal medya hesapları, İsrail’in Gazze’deki soykırıma varan saldırılarını açıkça destekliyordu. 11 Ekim 2023’te şirket, “Bazı türden kötülükler ancak güçle yenilebilir. Palantir, İsrail’in yanındadır,” şeklinde tweet atıyordu.
7 Ekim 2024’te, Aksa Tufanı operasyonundan tam 1 yıl sonra, şirketin resmi X hesabı Gazze’deki soykırıma desteğini bir kez daha yineleyerek, “Palantir 7 Ekim’i hatırlıyor. İsrail’in yanındayız,” tweetini atıyordu.
Alex Karp, savaş yanlısı ve İsrail yanlısı görüşlerini açıkça dile getiriyordu. CEO, New York Times’a İsrail’in Gazze’yi “otoparka çevirmesi” gerektiğini söylemişti.
Aynı New York Times makalesinde Karp, İsrail’e silah verilmesine karşı protestoları “toplumun içindeki bir enfeksiyon” olarak nitelendirerek, bu protestoların durdurulmasını desteklediğini belirtiyordu.
Karp ayrıca gazeteye, teknolojisini Ukrayna’daki savaşı ve Gazze’deki işgali devam ettirmek için kullandığını övünerek anlatıyor, “Ürünümüzü Ukrayna’ya, İsrail’e veya başka birçok yere verdiğimiz için özür dilemeyeceğim,” diyordu.(1)
Time’a verdiği bir demeçte Karp, Ukrayna’da Palantir’in “Batıyı savunmak” ve “düşmanlarımızı korkudan titretmek” misyonunu yerine getirme fırsatını gördüğünü söylüyordu.
Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası
Hükümet yetkilileri, uydu görüntüleri dahil ticari verileri kullanarak belirli bir savaş alanının neredeyse gerçek zamanlı bir resmini sunan Palantir’in MetaConstellation adlı aracını kullanmak üzere eğitildi.
Palantir’in yazılımı, bu bilgileri müttefiklerden gelenler dahil ticari ve gizli hükümet verileriyle entegre ederek, askeri yetkililerin düşman konumlarını sahadaki komutanlara iletmelerine veya bir hedefi vurma kararı almalarına olanak tanıyor. Bu, Karp’ın dijital “öldürme zinciri” olarak adlandırdığı şeyin bir parçası.
Karp, 2024 yılında Palantir kazanç raporu toplantısında, “7 Ekim’den sonra, birkaç hafta içinde İsrail’de sahada olduğumuz ve operasyonel açıdan çok önemli operasyonlara katıldığımız için son derece gururluyum,” diye övünüyordu.
Karp, Palantir’in Gazze’deki soykırıma yardım etmesi nedeniyle bir konferansta Filistinli bir aktivist tarafından protesto edildiğinde, “Onun [protestocu] Hamas’ın kötü bir gücünün farkında olmayan bir ürünü olduğuna inanıyorum. O, farkında olmadan onların stratejisinin bir parçası, onların ürünü,” diyordu.
2024 yılında CNBC’ye verdiği bir mülakatta Karp, İsrail’i desteklemenin kendisi için en önemli konu olduğunu söyleyerek, “Günümüzün en önemli konusu savaş ve barış ve bunun en önemli metaforu şudur: İsrail’de olanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye soruyordu
Karp, Filistin yanlısı protestoların durdurulması çağrısında da bulunuyordu. Bir konferansta Karp, “Üniversite kampüslerinde yaşananlar [Filistin yanlısı protestoları kastediyor] bir tür yan gösteri, hayır, asıl gösteri onlar, çünkü entelektüel tartışmayı kaybedersek, Batıda hiçbir orduyu konuşlandıramazsınız,” diyordu.
Palantir’in beyni Peter Thiel de benzer görüşleri paylaşıyor. İsrail’in Gazze’de yapay zeka kullanması sorulduğunda Thiel, “İsrail’de olup bitenlerin tüm ayrıntılarını bilmiyorum, çünkü önyargım İsrail’e saygı duymak yönünde,” demişti.
Devamında Thiel, “genel olarak” İsrail ordusunun ne yapmak istediğine karar verme hakkı olduğuna ve “genel olarak” haklı olduğuna inandığını söylüyordu.
***
İsrail’e bağlılık bunlarla da sınırlı değil.
Şirket İsrail ile o kadar bağlantılı ki, sosyal medyada 2024’ün ilk yönetim kurulu toplantısını Tel Aviv’de yaptığını övünerek duyuruyordu.
Yönetim kurulu toplantısı öncesinde Karp ve Theil, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile bir araya geliyor ve toplantıyı sosyal medyada paylaşarak, “İsrail’in yanında durmaktan, inovasyon, teknoloji ve demokrasi kültürünü desteklemekten gurur duyuyoruz,” diye yazıyordu.
Yönetim kurulu toplantısının ardından, CTECH’İN bildirdiğine göre, Palantir, İsrail Savunma Bakanlığı ile “ülkenin savaş çabalarına yardımcı olmak için Palantir teknolojisini sağlamak” amacıyla stratejik bir ortaklık anlaşması imzaladığını duyuruyordu.
Anlaşma, İsrail savunma yetkilileri ile Thiel ve Karp arasında yapılan toplantının ardından imzalanmıştı.
Anlaşma imzalandıktan sonra Karp, İsrailli girişimci Yossi Vardi’ye şöyle diyordu:
“(Teknoloji) sektöründe benim kadar İsrail yanlısı olmayan birçok insan var, fakat onlar da İsrail’i çok özel bir yer olarak görüyor ve genel olarak İsrail’in konumunu daha iyi anlıyor ve çölden bir ülke kurma başarısını takdir ediyor.”
İsrail’in iş dünyasına yönelik haber sitesi Globes, Karp’ın bu gezisi sırasında “Tel Aviv Üniversitesinde halka açık bir etkinliğe katıldığını” ve “İsrail’e övgüler yağdırdığını” bildiriyordu.
Globes, İsrail’in Palantir’den, “istihbarata dayalı karar verme sürecine yardımcı olmaya ve düşman hedeflerini analiz edip savaş hamleleri önermek için tasarlanmış AIP adlı yapay zeka tabanlı bir sistem satın almaya” hazır olduğunu yazıyordu.
Aynı haberde, Palantir’in İsrail ile yapılan anlaşmadan on milyonlarca dolarlık gelir beklediği iddiasına da yer veriliyordu.
***
Gazeteci Antony Leowenstein, “İsrail’in askeri-endüstriyel kompleksi, işgalini en yeni öldürme ve gözetleme yöntemlerini denemek için hayati bir test alanı olarak görüyor,” diye yazıyor.
Leowenstein, Filistinlilerin “kobay fareleri” olarak görüldüğünü, ama bu faaliyetin Filistin’le sınırlı kalmadığına işaret ediyor (Karp, Time’a, “Savaş alanında yapabileceğimiz, ama içeride yapamayacağımız şeyler var,” diyordu). Ona göre, “Silikon Vadisi bunu fark etti” ve yeni Trump dönemi, “büyük teknoloji şirketleri, İsrail ve savunma sektörü arasında daha da sıkı bir ittifakın habercisi.”
Responsible Statecraft için Palantir ve Amerikan dış politikasını değerlendiren William Hartung, Palentir’in hedefinin, “ABD’nin gelecek nesil için hangi askeri teknolojilere yatırım yapacağını belirleyebilecek genel ABD ulusal güvenlik politikasını şekillendirmek” olduğunu belirtiyor.
Eski Cumhuriyetçi Temsilci Mike Gallagher, Palantir’in savunma işleri başkanı olarak yeni görevine başladıktan sonra, hükümet içindeki bağlantılarını kullanarak, büyük ölçüde vergi gelirlerinden daha fazla pay alarak, yeni ortaya çıkan askeri teknoloji şirketlerinin gelişmesini kolaylaştıracağına söz veriyordu.
Gallagher’in bir başka özelliği de, Kongredeki görev süresi boyunca önde gelen bir “Çin şahini” olarak öne çıkmasıydı. Gallagher, Foreign Affairs dergisinde yakın zamanda yayınlanan “Zaferin Yerine Geçen Hiçbir Şey Yok: Amerika’nın Çin ile Rekabeti Yönetilmek Değil Kazanılmak Zorunda” başlıklı makalenin ortak yazarı.
Makalede Gallagher ve diğer yazar Matthew Pottinger, ABD’nin “daha iyi bir politika uygulaması gerektiğini” savunuyorlar ve ABD ordusunu yeniden silahlandırmak, Çin’in iktisadi etkisini azaltmak ve Çin’e karşı daha geniş bir koalisyon oluşturmak için harekete geçilmesi gerektiğini yazıyorlar.
ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetle ilgili Çin karşıtı Temsilciler Meclisi Özel Komitesinin başkanlığı görevinde sergilediği tutumuna bakıldığında, Gallagher’ın görüşleri Palantir yöneticilerinin görüşlerine oldukça yakın.
Yakın, zira Palantir CEO’su Alex Karp, ABD’nin “muhtemelen” Çin ile savaşa gireceğini ve en iyi politikanın “düşmanını korkudan ödü patlatmak” olduğunu söylemişti.
Karp, dürüstlüğün dibine vurduğu bir anda, “Ürünümüz bazen insanları öldürmek için kullanılıyor,” diye itiraf ediyordu: “Eğer üniversitede daha genç olsaydım, kendimi protesto eder miydim?”
Palentir’in danışmanı Jacob Helberg ise, şirketi “21. yüzyılın yapay zeka silah tüccarı” olarak nitelendiriyordu.
***
Karp, Palantir’in ürünlerinin hükümetlerin vatandaşlarını izinsiz gözetlemesine olanak sağladığı yönündeki yaygın eleştirileri uzun süredir reddediyor.
Reddediyor deyince, bunun gerçekliğini reddediyor sanmayın. “Yapıyorum, ama hele bir sorun, neden yapıyorum?” diyor.
CEO, Batı hükümetlerine en iyi yeni teknolojileri sağlamak için “ahlaki bir zorunluluk” gördüğünü belirterek, Batının küresel rakipleri üzerindeki üstünlüğünü korumasına olanak sağlayacağına inandığı “devlet ve teknoloji sektörü arasında daha yakın işbirliği” çağrısında bulunuyor.
Yıllardır ABD, kullanıcıların eline geçtikten sonra hesap verilebilirliğin olmaması ve ciddi savaş suçları işlenme olasılığı nedeniyle yabancı ülkelere silah sistemi ihracatı konusunda sıkı düzenlemeler uyguluyor. En azından kağıt üzerinde böyle.
Ama Karp, “Gelişmiş algoritmik savaş sistemlerinin gücü artık o kadar büyük ki, bu, sadece konvansiyonel silahlara sahip bir düşmana karşı taktik nükleer silahlara sahip olmakla eşdeğer,” diyerek kendi ürünlerini meşrulaştırıyor.
Batının “gerçek düşmanları” olmasaydı, diyor Karp Bloomberg’e yaptığı açıklamada, askeri alanda yapay zekanın kullanımını sınırlamaya çalışanlardan biri olacaktı: “Fakat İsrail’in de bildiği gibi, şu anda yaşadığımız gerçeklik, düşmanlarımızın gerçek ve tehlikeli olduğu ve davranış normlarının çok ötesine geçtiği.”
Karp, 2023 yılında yaptığı açıklamada, Palantir’n AIP platformu hakkında “yüzlerce” potansiyel ortakla görüşmeler yaptığını, fakat fiyatlandırma ve şartlar gibi ayrıntıların hala belirlenmekte olduğunu söylemişti.
Karp, analistlere verdiği demeçte, Palantir’in talebi karşılamak için mühendislik ekiplerini ve diğer kaynaklarını yapay zeka alanına yeniden odakladığını ve bu fırsatı “sıkı bir şekilde değerlendirdiğini” belirtiyordu.
***
“Büyük Teknolojinin orduyu ele geçirişi”
The Bulwark’ın 17 Haziran tarihli haberine attığı başlık buydu.
Meta, OpenAI ve Palantir gibi yüksek teknoloji şirketlerinden yetkililerin son zamanlarda orduya katılması, Silikon Vadisinin kontrolü ele geçirdiği yönünde endişeleri artırıyordu.
Ama sadece Amerikan ordusu mu? NATO, “daha hızlı askeri karar alma süreci” için Palantir’in yapay zeka platformunu kullanacağını açıkladı. MSS NATO sistemi, daha önce büyük ekipler gerektiren veri analizini otomatikleştirmeyi amaçlıyor.
Berliner Zeitung, CDU/CSU ve SPD koalisyon müzakerelerinde, CSU’nun gelecekte Federal İçişleri Bakanlığını devralacağı konusunda anlaşmıştı. Bu, Palantir’in federal düzeyde daha fazla şansa sahip olacağı anlamına geliyor; zira CSU’nun iktidarda olduğu Bavyera’da, eyalet polisi geçen yılın ağustos ayından bu yana şirketin yazılımını kullanıyor.
Bavyera İçişleri Bakanlığına göre, prosedürler arası araştırma ve analiz platformu VeRA, “çok çeşitli kaynaklardan gelen büyük miktarda veriyi hızlı ve güvenilir bir şekilde analiz edip işlemeyi ve önemli bulguları yüksek hızda üretmeyi” mümkün kılıyor.
Hessen ve Kuzey Ren-Vestfalya da şu anda Palantir’i kullanıyor. Bayerischer Rundfunk’tan elde edilen bilgilere göre, Berlin ve Baden-Württemberg de şu anda şirketle işbirliği yapmayı düşünüyor.(2)
Palantir Birleşik Krallık’ta da halihazırda 330 milyon sterlinlik bir Ulusal Sağlık Servisi (NHS) veri sözleşmesine sahip. Mayıs ayında hastaneleri bu teknolojiyi benimsemeye teşvik etmek için hükümet, danışmanlık devi KPMG ile NHS’te Palantir’in teknolojisinin “benimsenmesini teşvik etmek” için 8 milyon sterlinlik bir anlaşma imzalamıştı. Londra, orduyu da Palantir sistemleri ile denetledi.
***
Bugüne kadar bilinen Pentagon’un Beşli Çetesi şu şirketlerden oluşuyordu: Lockheed Martin, RTX, Boeing, General Dynamics ve Northrop Grumman.
Quincy Institute for Responsible Statecraft’ın yakın zamanda yayınladığı bir rapor, Pentagon’un savunma harcamalarında özel şirketlerin payının giderek arttığını ortaya koyuyor.
Son 35 yılda Pentagon, bütçesinin giderek artan bir kısmını özel sektör sözleşmelerine ayırdı. 1990-1999 mali yıllarında Pentagon’un sözleşmelere ayırdığı ortalama yıllık harcama, toplam harcamalarının %41’ine denk geliyordu. Bu oran her geçen on yılda arttı: Bu on yılın ilk beş yılında, Pentagon bütçesinde özel şirketlerin payı rekor bir seviyeye ulaşarak %54’e çıktı.
2020-2024 dönemi için, 4,4 trilyon ABD dolarlık toplam savunma harcamalarının 2,4 trilyon ABD doları özel şirketlere verildi.
Ne var ki, bu payın ezici çoğunluğu beş büyük şirkete gitti. 2020 ile 2024 yılları arasında, Pentagon’un en büyük beş silah tedarikçisi toplam 771 milyar dolar tutarında sözleşme aldı. En büyük beş şirkete taahhüt edilen bu tutar, 2020-2024 yılları arasında Pentagon’un verdiği toplam 2,4 trilyon dolar tutarındaki sözleşmelerin üçte birini oluşturuyor.
Lockheed Martin, 2020-2024 yılları arasında 313 milyar dolarlık sözleşme ile açık ara liderlik yaparken, en yakın rakibi Raytheon (şu an RTX) 145 milyar dolarlık sözleşme aldı.
Gelgelelim, raporun bulguları bir başka şeye daha işaret ediyor: Bu hakimiyet yeni nesil askeri teknoloji şirketleri tarafından giderek daha fazla tehdit altında.
Beş büyük şirket Pentagon’un savunma harcamaları bütçesinin büyük bir kısmını elinde tutmaya devam etse de, insansız hava araçları, insansız gemiler ve zırhlı araçlar gibi askeri uygulamalarda yapay zeka konusunda uzmanlaşmış teknoloji firmalarıyla yeni sözleşmelerde artış yaşandı.
Bu yeni askeri teknoloji firmalarının yükselişi, son beş yılda silah endüstrisinde yaşanan en büyük değişimi işaret ediyor.
Raporda, “SpaceX, Palantir ve Anduril gibi şirketler, Pentagon’dan iletişim, hedefleme, insansız araçlar, insansız hava aracı savunma sistemleri ve hipersonik silahlar için milyarlarca dolarlık sözleşmeler aldı. Bu sözleşmelerden elde edilecek fonlar zamanla şirketlere aktarılacak ve bu da onları önümüzdeki birkaç yıl içinde sözleşme değeri açısından Pentagon’un en büyük taşeronları arasına sokacak,” deniyor.
Rapora göre Palantir, yapay zeka kullanan bir veri platformu için ordu ile 618 milyon dolarlık bir sözleşme, Project Maven hedefleme sistemi üzerinde çalışmaya devam etmek için 480 milyon dolarlık bir sözleşme ve gelişmiş ticari yazılımları operasyonlarına entegre etmek için ABD Özel Harekat Komutanlığı ile 463 milyon dolarlık beş yıllık bir sözleşme imzaladı.
Raporda, “Pentagon, insansız hava araçları, gemiler ve savaş araçlarından oluşan sürüleri de dahil olmak üzere yapay zeka destekli silah sistemlerine doğru ilerledikçe, Büyük Beşli şirketlerin hakimiyeti azalabilir,” ifadesi yer alıyor.
2025’in ilk çeyreğinde, Palantir’in geliri yıllık bazda %39 artış gösterirken, ABD satışları %55 arttı. Ticari bölüm şu anda 1 milyar dolarlık yıllık gelir elde ediyor ve bu da enerji, finans ve lojistik gibi sektörlerde uzun vadeli talep olduğunu gösteriyor.
“Bu çeşitlilik hayati önem taşıyor,” diye yazıyor AInvest. Palantir’in yapay zeka platformları, “İran’ın asimetrik savaş taktikleri” nedeniyle önemli bir güvenlik açığı olan siber saldırılar gibi riskleri azaltmak için kritik altyapı operatörleri tarafından benimseniyor. Palo Alto Networks ve CrowdStrike gibi siber güvenlik firmalarıyla olan ortaklıklar, devlet destekli tehditlere karşı savunma yeteneğini daha da güçlendiriyor.(3)
“Yapay zeka özgüveni” öne çıkıyor. Anduril şirketinin blogunda yayınlanan “Demokrasinin Cephaneliğini Yeniden Yüklemek” başlıklı broşür/makalede, Beşli Çete, Amerika’nın geleceğin silahlarını geliştirme ve üretme konusunda liderliği ele almak istiyorsa ortadan kaldırılması gereken “Soğuk Savaş’ın kalıntıları” olarak nitelendiriliyor:
“Mevcut savunma şirketleri neden daha iyisini yapamıyor? En büyük savunma şirketleri, vatanseverlerden oluşuyor, fakat ihtiyaç duyduğumuz teknolojiyi geliştirmek için gerekli yazılım uzmanlığına veya iş modeline sahip değiller. Yarının silahları –otonom sistemler, siber silahlar ve savunma sistemleri, ağ bağlantılı sistemler ve daha fazlası– yazılımla çalışırken, bu şirketler donanım konusunda uzmanlaşmıştır. Bu şirketler yavaş çalışırken, en iyi mühendisler hızlı çalışmaktan keyif alır… Bu şirketler geçmişte güvenliğimizi sağlayan araçları üretti, fakat savunmamızın geleceği onlar değil.”
Pentagon’da reform planı: Askerleri teknobüyücülere dönüştürmek
Palantir’in hisse senedi fiyatı ise geçen yıl dört katından fazla artarak, bu yılın başında RTX ve Lockheed Martin’den daha değerli hale geldi. Bu karanlık şirket(ler)in arkasında, “risk sermayesi” (VC) olarak bilinen yeni türde yırtıcılar var. Thiel’in Founders Fund’ı, Andreessen Horowitz (a16z) ve Lux Capital gibi önde gelen risk sermayesi şirketleri Anduril, Hadrian ve Rebellion Defense gibi savunma sektörünün yükselen yıldızları arasında yer alıyor.
Dahası, yeni savunma tekelleri oluşuyor. Anduril ve Palantir öncülüğünde kurulan bir konsorsiyum SpaceX, OpenAI, Saronic ve Scale AI gibi diğer savunma teknolojisi şirketleriyle bir gelerek askeri ihalelere ortak olarak katılmayı planlıyor.
Bu süreçte risk sermayedarları, yüksek yatırım getirisi elde etmekle kalmayıp, ABD dış politikası üzerinde de giderek artan bir etkiye sahip oluyor. Thiel’in eski baş danışmanı Michael Kratsios ve Palantir’in üst düzey danışmanı Jacob Helberg dahil olmak üzere diğer Thiel bağlantılı kişiler, sırasıyla Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikası Direktörlüğü ve iktisadi büyüme, enerji ve çevre müsteşar yardımcısı pozisyonlarına atanıyor.
Quincy Institute for Responsible Statecraft’ın araştırma görevlisi William Hartung, “Pentagon için çalışmak artık kötü bir şey gibi görünmüyor,” diyor: “Bu yeni şirketlerin çoğu bunu çok istiyor gibi görünüyor ve risk sermayesi şirketleri de bunu kolaylaştırıyor.”
Anduril’den Palmer Luckey, mevcut yatırımlarını korumak isteyen risk sermayedarlarını “şahin” olarak nitelendiriyor ve “Ukrayna’yı önemseyen herkes Tayvan’ı da izliyor, çünkü… Tayvan’ın güneyine doğru kayması, [orada bulunan] birçok yatırımları için gerçek bir varoluş tehdidi oluşturuyor. Bu nedenle, risk sermayedarlarının çoğunda şahin bir tavır görüyoruz,” diyor.(4)
VC America’s Frontier Fund (AFF) isimli risk sermayesi grubunun temsilcisi daha açık sözlü: Tayvan’a atıfta bulunarak, “Pasifik’te kinetik bir olay olursa, bazı yatırımlarımız bir gecede 10 kat artacak,” demekten imtina etmiyor.
AInvest, “jeopolitik etki riskleri” başlığı altında, Palantir’in rahat olduğunu ima ediyor: “Orta Doğu, Güney Çin Denizi ve Doğu Avrupa’da artan gerilimler, bu alandaki analitik hizmetlere olan talebin istikrarlı olmasını sağlıyor.”
Sermayenin en leşçil versiyonu, sonsuz savaş, küresel bir siyonist gözetim imparatorluğu istiyor.
(1) Time dergisi, Palantir CEO’su Alex Karp’ın “Rusya’nın işgalinden bu yana Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşen ilk büyük Batılı şirket lideri” olduğunu yazıyor. Makalede, Karp’ın Zelenskiy ile ilk görüşmesinden bu yana geçen bir buçuk yıl içinde, Palantir’in savaş halindeki bir yabancı hükümetin günlük işlerine “benzeri görülmemiş bir şekilde dahil olduğu” itiraf ediliyor: “Savunma, Ekonomi ve Eğitim Bakanlıkları da dahil olmak üzere altıdan fazla Ukrayna kurumu, şirketin ürünlerini kullanıyor. Karp’a göre, yapay zeka kullanarak uydu görüntülerini, açık kaynak verilerini, drone görüntülerini ve yerden gelen raporları analiz ederek komutanlara askeri seçenekler sunan Palantir’in yazılımı, ‘Ukrayna’daki hedeflerin çoğundan sorumlu.’ Ukraynalı yetkililer, şirketin veri analizini savaş alanı istihbaratının çok ötesine geçen projeler için kullandıklarını, bunlara savaş suçlarının kanıtlarının toplanması, kara mayınlarının temizlenmesi, yerinden edilmiş mültecilerin yeniden yerleştirilmesi ve yolsuzluğun kökünün kazınması gibi projelerin de dahil olduğunu söylediler.” İşin daha ilginci, Time, Palantir’in kanlı savaşı bir test alanı olarak kullanmak için Ukrayna’ya hizmetlerini ücretsiz olarak sunduğunu belirterek, “Palantir, yeteneklerini sergilemek için o kadar hevesliydi ki, bunları Ukrayna’ya ücretsiz olarak sağladı,” iddiasında bulunuyor.
(2) Almanya-Palantir ilişkilerini ayrıca incelemek gerekiyor. POLITICO’nun sahibi Alman medya devi Axel Springer’in CEO’su ve ortak sahibi Mathias Döpfner, Palantir’in kurucusu Peter Thiel ile oldukça yakın ilişkilere sahip. Oğlu Moritz Döpfner, daha önce milyarderin aile şirketi Thiel Capital’de genel müdür olarak görev yapıyordu. Alman basınına göre, genç Döpfner, Thiel’den 50 milyon dolarlık yatırımla yeni bir risk sermayesi fonu kurmuştu. Mathias Döpfner’in 2019 yılında Karp ile yaptığı podcast yayınından, Palantir yöneticisinin o sıralar Axel Springer’in teftiş kurulunda olduğunu da öğreniyoruz. Axel Springer’in, çalışanlarından serbest piyasa bağlılık, ABD-Avrupa ittifakına destek ve İsrail’in “var olma hakkına destek” talep eden bir sözleşme imzalattığı medyaya sızmıştı. Axel Springer’in çoğunluk hissesine sahip olduğu Business Insider’da yer alan 2019 tarihli bir haberden ise, Palantir’in, 2016 yılında Berlin’deki bir Noel pazarında saldırı gerçekleştiren Anis Amri hakkındaki verileri ülkedeki polis teşkilatına ilettiğini öğreniyoruz.
(3) Palantir’in ticari başarısının sırlarından biri de, “ekosistem” yaratması. Pentagon’un Maven kullanıcı tabanı, 2024’ün başından bu yana iki katına çıkarak 35 araçta 20.000 kullanıcıya ulaştı. AInvest şöyle yazıyor: “Küresel savunma AI pazarının 2030 yılına kadar 40 milyar dolara ulaşması öngörülüyor ve hükümetler geleneksel donanım yerine ‘bilgi hakimiyetine’ öncelik veriyor. Palantir’in AI altyapısı sadece bir araç değil, bir ekosistem platformu. Farklı alanlardaki verileri entegre etme yeteneği (örneğin CJADC2’nin tüm alanları kapsayan komuta ve kontrol sistemi), yüksek geçiş maliyetleri ve tekrarlayan gelir akışları yaratıyor.”
(4) Ortadoğu’yu da unutmayalım: Palantir’in Maven Akıllı Sistemini (MSS) kullanan Pentagon, 2024 yılında MSS sözleşmesini 795 milyon dolar artırarak, 2029 yılına kadar toplam tutarı 1,3 milyar dolara çıkardı. Aberdeen Proving Ground tarafından yönetilen bu sistem, şu anda Ortadoğu’daki operasyonların merkezi olan Merkez Komutanlığı (CENTCOM) dahil olmak üzere beş önemli muharebe komutanlığına hizmet veriyor. MSS, yapay zekayı kullanarak gözetim verilerini (uydu görüntüleri, video akışları) gerçek zamanlı olarak analiz ediyor ve istihbarat birleştirme, hedef belirleme ve savaş alanı karar verme süreçlerini mümkün kılıyor. Bu yetenek, Hürmüz Boğazı yakınlarında İran ordusunun hareketlerini takip etmek veya nükleer tesisleri izlemek gibi senaryolarda hayati öneme sahip. NATO’nun 2025 yılında MSS-NATO varyantını benimsemesi, Palantir’in küresel rolünün altını daha da çiziyor: ittifak, müttefik komuta operasyonlarını geliştirmek için üretken yapay zeka ve makine öğrenimi araçlarını kullanıyor ve entegrasyon sadece altı ayda tamamlandı.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’










