Amerika
‘Epstein ve Trump 15 yıl boyunca en iyi dosttu’

ABD Başkanı Donald Trump, Jeffrey Epstein dosyasını kapatması nedeniyle ateş altındayken, yeni bilgiler ortaya çıkıyor.
Trump hakkında dört çok satan kitabın yazarı Michael Wolff, Epstein’ın 2019’daki ölümünden beş yıl önce, finansçı ile yüzlerce röportaj kaydetmeye başladı ve New York’taki dairesinde yaptığı özel etkinliklere katıldı.
Yıllar boyunca, hiçbir yayıncı bu kayıtlara dokunmaya cesaret edemedi. Wolff, kayıtların 100 saate yakın olduğunu ve 30’a yakın oturuma bölündüğünü iddia ediyor.
Bugüne kadar kayıtların sadece küçük bir kısmını yayınlayan Wolff, The Telegraph’a verdiği demeçte, Trump ve Epstein’ın bir zamanlar, daha önce düşünülenden daha da yakın olduğunu söyledi.
2002 yılında Trump, New York Magazine’de yayınlanan bir profilde Epstein’ı “harika bir adam” olarak nitelendirmiş ve “o da benim kadar güzel kadınları seviyor ve çoğu genç kadınlar” demişti.
Wolff’un “Fire and Fury” podcast’inde daha önce yayınlanan ses dosyalarında Epstein, 10 yıldır Trump’ın “en iyi arkadaşı” olduğunu söylemişti. Wolff ayrıca Trump’ın Epstein’a taktığı lakabın “Jeffy” olduğunu da söyledi.
‘Paraları, uçakları vardı, orta sınıf kurallarını tamamen hiçe sayıyorlardı’
71 yaşındaki Wolff, Hamptons’daki evinden telefonla verdiği demeçte, “1988/89’dan 2004’e kadar Jeffrey Epstein ve Donald Trump en iyi arkadaşlardı,” dedi ve şöyle devam etti:
“Bunlar 80’lerin adamlarıydı, paranın her şeyi affettiği ve herkesin parası olan herkesi idolize ettiği bir dönemden geliyorlardı. Para sahibi olmak size olağanüstü bir ayrıcalık sağlıyordu. Bu, playboy olmanın son günleriydi. Paraları, uçakları vardı, orta sınıf kurallarını tamamen hiçe sayıyorlardı. […]
Aynı ilgi alanları vardı. Aynı şeyleri yapıyorlardı, aynı aktivitelere katılıyorlardı, çoğu zaman aynı kadınların peşinde koşuyorlardı. Geçen gün biri beni arayıp ‘Trump’ın küçük kızlarla ilgilendiğini söylemek istemiyorsun herhalde?’ dedi. Ben de ‘hayır… ama ikisi de [Trump ve Epstein] mankenlere takıntılıydı’ dedim.
Mankenlik ajansları kurdular, mankenlik ajanslarına yatırım yaptılar. Trump’ın güzellik yarışmaları var, Epstein’ın Victoria’s Secret işleri vardı [Epstein, Victoria’s Secret patronu Les Wexner’ın danışmanıydı].”
Wolff, dostluğun merkezinin Epstein ve Trump’ın komşu olduğu Florida’nın Palm Beach kenti olduğunu söylüyor.
Trump’ın Epstein’ın havuzundaki müstehcen fotoğrafları FBI’ın elinde olabilir
Wolff, “Epstein’ın yüzme havuzunun etrafında Trump’ın bir düzine Polaroid fotoğrafı vardı,” diye hatırlıyor. Wolff, bu fotoğrafların Epstein’ın kasasında saklandığını ve FBı’ın Temmuz 2019’daa New York ve Palm Beach’teki evlerine yaptığı baskında ele geçirdiğini iddia ediyor.
Yazar, “Üçünü çok net hatırlıyorum. İki fotoğrafta Trump’ın kucağında üstsüz kızlar oturuyordu, birinde ise Trump’ın [pantolonunun] ön tarafında bir leke vardı ve üç ya da beş üstsüz kız onu işaret edip gülüyordu. Bu adamlar birbirlerini tamamlıyordu. Epstein, Trump’ı anlamak için en iyi pencere,” diyor.
Onlarca yıllık dostluğun ardından, 2004 yılında Trump ve Epstein, Wolff’un “acı verici” olarak nitelendirdiği bir gayrimenkul anlaşması nedeniyle aralarında bir anlaşmazlık yaşadı ve Epstein’ın ABD Virgin Adalarındaki “Epstein Adası” olarak bilinen Little St James’te işlediği iddia edilen suçlar sırasında araları açıldı.
Bundan sonra Epstein hakkında ilk suçlamalar ortaya çıkmaya başladı ve 2008’de fuhuş suçundan 13 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2014 yılında Epstein, Vanity Fair dergisinin köşe yazarı ve New York’ta çok saygın bir gazeteci sayılan Wolff’a, kendisi hakkında bir kitap yazması için teklifte bulundu.
Wolff o dönem Trump hakkında yazmaya yeni başlamıştı ve bu çalışmalar, başkanın Beyaz Saray’daki dönemini anlatan ilk kitabı Fire and Fury’nin (Ateş ve Öfke) temelini oluşturacaktı.
Epstein’ın toplantılarına katılan isimler: Gates, Barak, Summers, Prens Andrew
Wolff, “Epstein, ‘Bana her şeyi sorabilirsin, saklayacak hiçbir şeyim yok, dürüst olup olmadığıma kendin karar ver’ dedi,” diye hatırlıyor. Birkaç “oldukça ilginç” sohbetin ardından Wolff, Epstein’ın New York’un en büyük özel konutlarından biri olduğu düşünülen Upper East Side’daki malikanesinde düzenlediği etkinliklere katılmaya başladı.
Wolff, “Oldukça sıra dışıydı. Oradaki insanlar inanılmazdı. Bill Gates’ten [eski İsrail başbakanı] Ehud Barak’a ve Larry Summers’a kadar, birbiri ardına geliyorlardı,” diye hatırlıyor.
Epstein’ın bu toplantıları yemek masasında yaptığını, sabahın erken saatlerinden geceye kadar insanların gelip gittiğini ve “kadınların çok az” olup bir “erkekler kulübü havası” bulunduğunu söyleyen Wolff, “Ama açıkçası, bu ortama karşı koymak imkansızdı ve iyi vakit geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Konular dış politika ve ekonomiydi. Kızlar hiç konuşulmazdı, bu konu asla gündeme gelmezdi,” iddiasında bulunuyor.
‘MAGA’ ideoloğu Bannon da Epstein ile dostmuş
2015 yılında, Trump’ın başkanlığa adaylığını koyduğunda, Epstein’ın Trump ile ilişkisi hakkında konuşmaya başladığını ve bunun “çok şaşırtıcı” olduğunu vurgulayan Wolff, 2017 yılında Epstein’ın Steve Bannon ile arkadaş olduğunu, bu ikisinin sürekli Trump hakkında konuştuğunu söylüyor.
Steve Bannon, “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) olarak bilinen Trumpçı koalisyonun “ideologlarından” biri.
2020 tarihli “Jeffrey Epstein’ın Son Günleri” adlı makalesinde Wolff, Epstein ve Trump arasındaki husumeti ayrıntılı olarak anlatıyor. Epstein, Trump’ı ‘moron’ olarak nitelendiriyor ve onun liderlik tarzı hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanıyor.
Mülk anlaşmasıyla ilgili anlaşmazlığın ardından Wolff, Epstein’ın, 2008 yılında fuhuşa aracılık etmekten hapse girmeden önce kendisini ihbar eden kişinin, Florida emniyet güçleriyle yakın ilişkileri olan Trump olduğunu düşünmeye başladığını söylüyor.
Aynı yazıda Wolff, Bannon’un Epstein’a, Trump’ın ilk başkanlık kampanyası sırasında korktuğu “tek kişinin” Epstein olduğunu söylediğini aktarıyor ve Bannon’un finansçının Trump hakkında tehlikeli sırlar bildiğine inandığını ima ediyor.
Epstein’ın buna “Öyle olmalı da,” diye cevap verdiği bildiriliyor. Epstein, Trump’ın ilk başkanlığı sırasında tutuklandı.
Adalet Bakanlığı, Epstein’ın ortağı Maxwell ile görüşecek
Öte yandan Adalet Bakanlığı, çocuk kaçakçılığı ve uzun süredir birlikte olduğu partneriyle bağlantılı diğer suçlardan 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Ghislaine Maxwell ile görüşmek için girişimde bulunuyor.
Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, salı günü yaptığı duyurda, önümüzdeki günlerde Maxwell ile oturup Epstein’ın suçlarına başka kimlerin karışmış olabileceğine dair ifadesini dinleyeceklerini belirtti.
Trump da salı günü, Maxwell’e ulaşma konusunda önceden kendisine danışılmadığını söyledi fakat bu hamlenin “uygun bir şey olacağını” savundu.
Ceza davasından önce Maxwell, Epstein’ın suçlarındaki rolüyle ilgili iddialardan kaynaklanan iki sivil davada tanıklık etmiş ve suç örgütü veya büyük çaplı seks kaçakçılığı operasyonunun varlığını şiddetle reddetmişti. Adalet Bakanlığı, bu ifadelerinde yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle onu suçladı.
Baba Maxwell’in Mossad ajanı olduğu iddia ediliyordu
Ghislaine Maxwell’in babası ve medya devi Robert Maxwell, Mossad ajanı olmakla suçlanıyordu. Hayatı boyunca İsrail’in iyi bir dostu olan baba Maxwell, ülkedeki yayıncılık, ilaç ve bilgisayar şirketlerine büyük yatırımlar yaptı.
İsrail casusu olduğu yönündeki spekülasyonlar, ölümünden sonra, İsrail’de neredeyse devlet cenazesi düzenlenerek, Başbakan Yitzhak Shamir ve Cumhurbaşkanı Chaim Herzog’un katıldığı ve Kudüs’teki Zeytin Dağına defnedilmesiyle yeniden alevlendi.
Komplo teorisyenleri, İsrail’in kendisine kredi vermeyi reddettiği ve bunun için misilleme yapacağı tehdidinde bulunduğu için Mossad’ın onu öldürdüğünü iddia ediyorlar.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası











