Bizi Takip Edin

Amerika

‘Epstein ve Trump 15 yıl boyunca en iyi dosttu’

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Jeffrey Epstein dosyasını kapatması nedeniyle ateş altındayken, yeni bilgiler ortaya çıkıyor.

Trump hakkında dört çok satan kitabın yazarı Michael Wolff, Epstein’ın 2019’daki ölümünden beş yıl önce, finansçı ile yüzlerce röportaj kaydetmeye başladı ve New York’taki dairesinde yaptığı özel etkinliklere katıldı.

Yıllar boyunca, hiçbir yayıncı bu kayıtlara dokunmaya cesaret edemedi. Wolff, kayıtların 100 saate yakın olduğunu ve 30’a yakın oturuma bölündüğünü iddia ediyor.

Bugüne kadar kayıtların sadece küçük bir kısmını yayınlayan Wolff, The Telegraph’a verdiği demeçte, Trump ve Epstein’ın bir zamanlar, daha önce düşünülenden daha da yakın olduğunu söyledi.

2002 yılında Trump, New York Magazine’de yayınlanan bir profilde Epstein’ı “harika bir adam” olarak nitelendirmiş ve “o da benim kadar güzel kadınları seviyor ve çoğu genç kadınlar” demişti.

Wolff’un “Fire and Fury” podcast’inde daha önce yayınlanan ses dosyalarında Epstein, 10 yıldır Trump’ın “en iyi arkadaşı” olduğunu söylemişti. Wolff ayrıca Trump’ın Epstein’a taktığı lakabın “Jeffy” olduğunu da söyledi.

‘Paraları, uçakları vardı, orta sınıf kurallarını tamamen hiçe sayıyorlardı’

71 yaşındaki Wolff, Hamptons’daki evinden telefonla verdiği demeçte, “1988/89’dan 2004’e kadar Jeffrey Epstein ve Donald Trump en iyi arkadaşlardı,” dedi ve şöyle devam etti:

“Bunlar 80’lerin adamlarıydı, paranın her şeyi affettiği ve herkesin parası olan herkesi idolize ettiği bir dönemden geliyorlardı. Para sahibi olmak size olağanüstü bir ayrıcalık sağlıyordu. Bu, playboy olmanın son günleriydi. Paraları, uçakları vardı, orta sınıf kurallarını tamamen hiçe sayıyorlardı. […]

Aynı ilgi alanları vardı. Aynı şeyleri yapıyorlardı, aynı aktivitelere katılıyorlardı, çoğu zaman aynı kadınların peşinde koşuyorlardı. Geçen gün biri beni arayıp ‘Trump’ın küçük kızlarla ilgilendiğini söylemek istemiyorsun herhalde?’ dedi. Ben de ‘hayır… ama ikisi de [Trump ve Epstein] mankenlere takıntılıydı’ dedim.

Mankenlik ajansları kurdular, mankenlik ajanslarına yatırım yaptılar. Trump’ın güzellik yarışmaları var, Epstein’ın Victoria’s Secret işleri vardı [Epstein, Victoria’s Secret patronu Les Wexner’ın danışmanıydı].”

Wolff, dostluğun merkezinin Epstein ve Trump’ın komşu olduğu Florida’nın Palm Beach kenti olduğunu söylüyor.

Trump’ın Epstein’ın havuzundaki müstehcen fotoğrafları FBI’ın elinde olabilir

Wolff, “Epstein’ın yüzme havuzunun etrafında Trump’ın bir düzine Polaroid fotoğrafı vardı,” diye hatırlıyor. Wolff, bu fotoğrafların Epstein’ın kasasında saklandığını ve FBı’ın Temmuz 2019’daa New York ve Palm Beach’teki evlerine yaptığı baskında ele geçirdiğini iddia ediyor.

Yazar, “Üçünü çok net hatırlıyorum. İki fotoğrafta Trump’ın kucağında üstsüz kızlar oturuyordu, birinde ise Trump’ın [pantolonunun] ön tarafında bir leke vardı ve üç ya da beş üstsüz kız onu işaret edip gülüyordu. Bu adamlar birbirlerini tamamlıyordu. Epstein, Trump’ı anlamak için en iyi pencere,” diyor.

Onlarca yıllık dostluğun ardından, 2004 yılında Trump ve Epstein, Wolff’un “acı verici” olarak nitelendirdiği bir gayrimenkul anlaşması nedeniyle aralarında bir anlaşmazlık yaşadı ve Epstein’ın ABD Virgin Adalarındaki “Epstein Adası” olarak bilinen Little St James’te işlediği iddia edilen suçlar sırasında araları açıldı.

Bundan sonra Epstein hakkında ilk suçlamalar ortaya çıkmaya başladı ve 2008’de fuhuş suçundan 13 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2014 yılında Epstein, Vanity Fair dergisinin köşe yazarı ve New York’ta çok saygın bir gazeteci sayılan Wolff’a, kendisi hakkında bir kitap yazması için teklifte bulundu.

Wolff o dönem Trump hakkında yazmaya yeni başlamıştı ve bu çalışmalar, başkanın Beyaz Saray’daki dönemini anlatan ilk kitabı Fire and Fury’nin (Ateş ve Öfke) temelini oluşturacaktı.

Epstein’ın toplantılarına katılan isimler: Gates, Barak, Summers, Prens Andrew

Wolff, “Epstein, ‘Bana her şeyi sorabilirsin, saklayacak hiçbir şeyim yok, dürüst olup olmadığıma kendin karar ver’ dedi,” diye hatırlıyor. Birkaç “oldukça ilginç” sohbetin ardından Wolff, Epstein’ın New York’un en büyük özel konutlarından biri olduğu düşünülen Upper East Side’daki malikanesinde düzenlediği etkinliklere katılmaya başladı.

Wolff, “Oldukça sıra dışıydı. Oradaki insanlar inanılmazdı. Bill Gates’ten [eski İsrail başbakanı] Ehud Barak’a ve Larry Summers’a kadar, birbiri ardına geliyorlardı,” diye hatırlıyor.

Epstein’ın bu toplantıları yemek masasında yaptığını, sabahın erken saatlerinden geceye kadar insanların gelip gittiğini ve “kadınların çok az” olup bir “erkekler kulübü havası” bulunduğunu söyleyen Wolff, “Ama açıkçası, bu ortama karşı koymak imkansızdı ve iyi vakit geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Konular dış politika ve ekonomiydi. Kızlar hiç konuşulmazdı, bu konu asla gündeme gelmezdi,” iddiasında bulunuyor.

‘MAGA’ ideoloğu Bannon da Epstein ile dostmuş

2015 yılında, Trump’ın başkanlığa adaylığını koyduğunda, Epstein’ın Trump ile ilişkisi hakkında konuşmaya başladığını ve bunun “çok şaşırtıcı” olduğunu vurgulayan Wolff, 2017 yılında Epstein’ın Steve Bannon ile arkadaş olduğunu, bu ikisinin sürekli Trump hakkında konuştuğunu söylüyor.

Steve Bannon, “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) olarak bilinen Trumpçı koalisyonun “ideologlarından” biri.

2020 tarihli “Jeffrey Epstein’ın Son Günleri” adlı makalesinde Wolff, Epstein ve Trump arasındaki husumeti ayrıntılı olarak anlatıyor. Epstein, Trump’ı ‘moron’ olarak nitelendiriyor ve onun liderlik tarzı hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanıyor.

Mülk anlaşmasıyla ilgili anlaşmazlığın ardından Wolff, Epstein’ın, 2008 yılında fuhuşa aracılık etmekten hapse girmeden önce kendisini ihbar eden kişinin, Florida emniyet güçleriyle yakın ilişkileri olan Trump olduğunu düşünmeye başladığını söylüyor.

Aynı yazıda Wolff, Bannon’un Epstein’a, Trump’ın ilk başkanlık kampanyası sırasında korktuğu “tek kişinin” Epstein olduğunu söylediğini aktarıyor ve Bannon’un finansçının Trump hakkında tehlikeli sırlar bildiğine inandığını ima ediyor.

Epstein’ın buna “Öyle olmalı da,” diye cevap verdiği bildiriliyor. Epstein, Trump’ın ilk başkanlığı sırasında tutuklandı.

Adalet Bakanlığı, Epstein’ın ortağı Maxwell ile görüşecek

Öte yandan Adalet Bakanlığı, çocuk kaçakçılığı ve uzun süredir birlikte olduğu partneriyle bağlantılı diğer suçlardan 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Ghislaine Maxwell ile görüşmek için girişimde bulunuyor.

Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, salı günü yaptığı duyurda, önümüzdeki günlerde Maxwell ile oturup Epstein’ın suçlarına başka kimlerin karışmış olabileceğine dair ifadesini dinleyeceklerini belirtti.

Trump da salı günü, Maxwell’e ulaşma konusunda önceden kendisine danışılmadığını söyledi fakat bu hamlenin “uygun bir şey olacağını” savundu.

Ceza davasından önce Maxwell, Epstein’ın suçlarındaki rolüyle ilgili iddialardan kaynaklanan iki sivil davada tanıklık etmiş ve suç örgütü veya büyük çaplı seks kaçakçılığı operasyonunun varlığını şiddetle reddetmişti. Adalet Bakanlığı, bu ifadelerinde yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle onu suçladı.

Baba Maxwell’in Mossad ajanı olduğu iddia ediliyordu

Ghislaine Maxwell’in babası ve medya devi Robert Maxwell, Mossad ajanı olmakla suçlanıyordu. Hayatı boyunca İsrail’in iyi bir dostu olan baba Maxwell, ülkedeki yayıncılık, ilaç ve bilgisayar şirketlerine büyük yatırımlar yaptı.

İsrail casusu olduğu yönündeki spekülasyonlar, ölümünden sonra, İsrail’de neredeyse devlet cenazesi düzenlenerek, Başbakan Yitzhak Shamir ve Cumhurbaşkanı Chaim Herzog’un katıldığı ve Kudüs’teki Zeytin Dağına defnedilmesiyle yeniden alevlendi.

Komplo teorisyenleri, İsrail’in kendisine kredi vermeyi reddettiği ve bunun için misilleme yapacağı tehdidinde bulunduğu için Mossad’ın onu öldürdüğünü iddia ediyorlar.

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English