Bizi Takip Edin

Amerika

ABD sınır devriyesi, AI ile ‘duvarların ardını görmek’ istiyor

Yayınlanma

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Birimi (CBP), kentsel yerleşim alanlarını gözetlemek için “gelişmiş yapay zeka” (AI) teknolojileri, giderek daha sofistike hale gelen otonom sistemler ve hatta duvarların arkasını görebilme yeteneği arıyor.

The Intercept tarafından elde edilen, özel sektör temsilcileri ile düzenlenen “Endüstri Günü” zirvesi için hazırlanan bir CBP sunumu, CBP’nin satın almayı umduğu teknolojilerin ayrıntılı bir listesini ortaya koyuyor.

Bu listede, sınır boyunca gözetleme kuleleri için uydu bağlantısı ve iyileştirilmiş telsiz iletişimi gibi teknolojiler yer alıyor.

İlgili liste, en son teknolojiye sahip, yapay zeka ile güçlendirilmiş gözetleme teknolojilerinin, Trump yönetiminin göçmen karşıtı kampanyasının merkezinde yer alacağını ve bu kampanyanın Kuzey Amerika kıtasının iç kesimlerine kadar uzanacağını da gösteriyor.

Trump’ın geniş kapsamlı “büyük, harika yasa”sının yakın zamanda kabul edilmesi, İç Güvenlik Bakanlığına on milyarlarca dolar aktarıyor. Bu fonun büyük bir kısmı, yönetimin tutuklama ve sınır dışı etme operasyonlarını desteklemek için Göçmenlik ve Gümrük Muhafazaya (ICE) aktarılacakken, önemli bir kısmı ise göçmenlerin ülkeye girişini önlemekle görevli federal kurumlar için yeni teknoloji ve ekipman satın almak üzere ayrıldı: Ülkenin sınır gözetim sistemini yöneten Gümrük ve Sınır Koruma Birimi ve onun bağlı kuruluşu olan ABD Sınır Devriyesi.

Sunumun bir sayfasında, Sınır Devriyesinin Kolluk Operasyonları Bölümünün istek listesi açıklanıyor ve kurumun “yoğun yerleşim alanlarının” yarattığı “zorluklar” nedeniyle “kentsel ortamda şüpheli faaliyetleri tespit etmek ve izlemek için gelişmiş yapay zeka”ya ihtiyacı olduğu belirtiliyor. “Şüpheli faaliyet”in ne olduğu ise belirtilmiyor.

AI destekli kentsel gözetimden bahsedilen kısım, Sınır Devriyesinin “Kıyı AOR” (sorumluluk alanı) operasyonel ihtiyaçlarına ayrılmış bir sayfada yer alıyor.

Yarbay Palantir ve kişisel verilerin Batının hizmetine sunulması

Bu alan, Kentucky’den Florida’ya kadar ABD’nin güneydoğusunun tamamını kapsıyor. Nevada ve Oklahoma’nın tüm iç kesimlerini kapsayan “Güney AOR”u açıklayan bir sayfada da, “şehir ortamlarında normal faaliyetleri şüpheli faaliyetlerden ayırmak zor olduğundan” “şüpheli kalıpları tespit etmek için gelişmiş istihbarat” ve “uzun menzilli gözetim” ihtiyacına benzer şekilde değiniliyor.

Amerikan Anyasasının Dördüncü Maddesi, keyfi polis aramalarına karşı koruma sağlasa da, federal yasa göçmenlik kurumlarına Kanada, Meksika veya ABD kıyı şeridi ile sınırları içinde 100 mil (160 km civarı) mesafe içinde arama izni olmadan gözaltı ve arama yapma yetkisi veriyor.

Bu bölge, Los Angeles, New York ve Florida’nın tamamı dahil olmak üzere ABD’nin en büyük şehirlerinin çoğunu kapsıyor.

Belgede, kentsel ortamlarda hangi gözetim yöntemleri veya “gelişmiş yapay zeka” araçları kullanılacağından özel olarak bahsedilmiyor.

Güneybatı bölgesinde, Nogales ve Calexico gibi kasabaların sakinleri, mahallelerine yerleştirilen gözetleme kuleleri tarafından halihazırda izleniyor.

2014 yılında DHS tarafından yapılan sınır gözetleme gizlilik etki değerlendirmesi, bu kulelerin “CBP’nin yetkilerinin ötesinde bireyler veya faaliyetler hakkında bilgi toplayabileceği” konusunda uyarıda bulunmuştu.

Sınır, nüfuslu alanları da kapsadığından, video kameralar, bireylerin günlük yaşamlarıyla ilgili olarak bir yere girerken veya faaliyetlerde bulunurken görüntülenebilir.

Örneğin, “bir bireyin doktor muayenehanesine girerken, halka açık mitinglere, sosyal etkinliklere veya toplantılara katılırken veya diğer bireylerle ilişki kurarken çekilen videolar bunlar arasında yer alabilir.

Geçen yıl, Hükümet Sorumluluk Ofisi, DHS kule gözetim programının, bu tür aşırılıkları önlemek için tasarlanmış altı gizlilik politikasının altısında da başarısız olduğunu tespit etti.

CBP’nin, kurum belgelerine göre, “şüpheli faaliyetleri” ortaya çıkarmak için “yapay zeka” araçları kullandığı da biliniyor. DHS’nin 2024 envanterinde yer alan yapay zeka uygulamaları arasında, “gerçek zamanlı gözetleme ve keşif yoluyla sınır güvenliğini artırmak için yapay zekayı kullanan” Hızlı Taktik Operasyon Keşif programı (RAPTOR) da bulunuyor.

AI sistemi, radar, kızılötesi sensörler ve video gözetleme sistemlerinden gelen verileri işleyerek ABD sınırları boyunca şüpheli faaliyetleri tespit ediyor ve takip ediyor.

İç Güvenlik Bakanlığında istihbarat konularında uzmanlaşmış eski bir avukat Spencer Reynolds, “Sınır Devriyesinin artan göçmen baskınları ve protestolara yönelik sert müdahaleleri, bu kurumun sadece uzak çöllerde değil, şehirlerde de yoğun bir şekilde faaliyet gösterdiğini gösteriyor. Her geçen gün, faaliyetleri şüpheye dayalı olmaktan çok, ırk ve etnik profillemeye dayalı hale geliyor. ‘Yoğun yerleşim bölgelerinde’ yapılan operasyonlara yapılan atıflar, Amerikan mahallelerinde genişletilmiş operasyonlar veya takip planları yapıldığına dair endişe verici sinyaller veriyor,” diyor.

Göçmenlik denetimlerinin otomasyonu, yıllardır İç Güvenlik Bakanlığının öncelikli konularından biri olageldi. Silah üreticisi Anduril tarafından güney sınırında satılanlar gibi makine öğrenimi tabanlı gözetleme kulelerinin kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik partiler üstü girişimler bunun bir örneği.

Palantir, sonsuz savaş ve küresel siyonist gözetim devleti

Ajansın 2024-2028 strateji belgesinde, “Otonom teknolojiler, USBP’nin operasyon ortamındaki potansiyel tehditleri tespit etme, tanımlama ve sınıflandırma yeteneğini geliştirecek. Bir tehdit tespit edilip sınıflandırıldıktan sonra, otonom teknoloji USBP’nin entegre bir ağ aracılığıyla tehditleri neredeyse gerçek zamanlı olarak izlemesini sağlayacak,” deniyor.

Sınır Devriyesinin istediği otomasyon, insan, araba veya diğer “ilgi çekici nesneler” gibi nesneleri bulmak için desen eşleştirmede üstün olan bir makine öğrenimi türü olan bilgisayar görüşüne büyük ölçüde dayanıyor gibi görünüyor.

Bu sistem, insan ajanlardan oluşan ekiplerin kamera görüntülerini ve diğer sensörleri 24 saat boyunca izlemesini gerektirmiyor. Sınır Devriyesinin sunumunda, hedeflerin “tespiti, izlenmesi ve sınıflandırılması”na yardımcı olmak için yapay zeka teknolojilerini içeren küçük insansız hava araçları için çok sayıda talep yer alıyor.

Çölde seyreden kamyonların çok sayıda fotoğrafını analiz eden bir bilgisayar sistemi, gelecekte benzer araçları tanımada etkili hale gelebilir. Fakat yalnızca görünüşüne dayalı olarak insan davranışını “şüpheli” olarak algoritmik olarak etiketleme çabaları, bazı yapay zeka akademisyenleri ve sivil özgürlük savunucuları tarafından hataya açık, aşırı öznel, hatta sahte bilimsel ve genellikle etnik ve dini stereotiplere dayalı olarak eleştiriliyor.

Tüm kentsel alanlardan veya yerleşim bölgelerinden elde edilen gözetim verilerine dayalı tahmin tekniklerini uygulama çabaları, önyargı ve yanlışlık risklerini daha da artırabilir.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English