Bizi Takip Edin

Amerika

ABD sınır devriyesi, AI ile ‘duvarların ardını görmek’ istiyor

Yayınlanma

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Birimi (CBP), kentsel yerleşim alanlarını gözetlemek için “gelişmiş yapay zeka” (AI) teknolojileri, giderek daha sofistike hale gelen otonom sistemler ve hatta duvarların arkasını görebilme yeteneği arıyor.

The Intercept tarafından elde edilen, özel sektör temsilcileri ile düzenlenen “Endüstri Günü” zirvesi için hazırlanan bir CBP sunumu, CBP’nin satın almayı umduğu teknolojilerin ayrıntılı bir listesini ortaya koyuyor.

Bu listede, sınır boyunca gözetleme kuleleri için uydu bağlantısı ve iyileştirilmiş telsiz iletişimi gibi teknolojiler yer alıyor.

İlgili liste, en son teknolojiye sahip, yapay zeka ile güçlendirilmiş gözetleme teknolojilerinin, Trump yönetiminin göçmen karşıtı kampanyasının merkezinde yer alacağını ve bu kampanyanın Kuzey Amerika kıtasının iç kesimlerine kadar uzanacağını da gösteriyor.

Trump’ın geniş kapsamlı “büyük, harika yasa”sının yakın zamanda kabul edilmesi, İç Güvenlik Bakanlığına on milyarlarca dolar aktarıyor. Bu fonun büyük bir kısmı, yönetimin tutuklama ve sınır dışı etme operasyonlarını desteklemek için Göçmenlik ve Gümrük Muhafazaya (ICE) aktarılacakken, önemli bir kısmı ise göçmenlerin ülkeye girişini önlemekle görevli federal kurumlar için yeni teknoloji ve ekipman satın almak üzere ayrıldı: Ülkenin sınır gözetim sistemini yöneten Gümrük ve Sınır Koruma Birimi ve onun bağlı kuruluşu olan ABD Sınır Devriyesi.

Sunumun bir sayfasında, Sınır Devriyesinin Kolluk Operasyonları Bölümünün istek listesi açıklanıyor ve kurumun “yoğun yerleşim alanlarının” yarattığı “zorluklar” nedeniyle “kentsel ortamda şüpheli faaliyetleri tespit etmek ve izlemek için gelişmiş yapay zeka”ya ihtiyacı olduğu belirtiliyor. “Şüpheli faaliyet”in ne olduğu ise belirtilmiyor.

AI destekli kentsel gözetimden bahsedilen kısım, Sınır Devriyesinin “Kıyı AOR” (sorumluluk alanı) operasyonel ihtiyaçlarına ayrılmış bir sayfada yer alıyor.

Yarbay Palantir ve kişisel verilerin Batının hizmetine sunulması

Bu alan, Kentucky’den Florida’ya kadar ABD’nin güneydoğusunun tamamını kapsıyor. Nevada ve Oklahoma’nın tüm iç kesimlerini kapsayan “Güney AOR”u açıklayan bir sayfada da, “şehir ortamlarında normal faaliyetleri şüpheli faaliyetlerden ayırmak zor olduğundan” “şüpheli kalıpları tespit etmek için gelişmiş istihbarat” ve “uzun menzilli gözetim” ihtiyacına benzer şekilde değiniliyor.

Amerikan Anyasasının Dördüncü Maddesi, keyfi polis aramalarına karşı koruma sağlasa da, federal yasa göçmenlik kurumlarına Kanada, Meksika veya ABD kıyı şeridi ile sınırları içinde 100 mil (160 km civarı) mesafe içinde arama izni olmadan gözaltı ve arama yapma yetkisi veriyor.

Bu bölge, Los Angeles, New York ve Florida’nın tamamı dahil olmak üzere ABD’nin en büyük şehirlerinin çoğunu kapsıyor.

Belgede, kentsel ortamlarda hangi gözetim yöntemleri veya “gelişmiş yapay zeka” araçları kullanılacağından özel olarak bahsedilmiyor.

Güneybatı bölgesinde, Nogales ve Calexico gibi kasabaların sakinleri, mahallelerine yerleştirilen gözetleme kuleleri tarafından halihazırda izleniyor.

2014 yılında DHS tarafından yapılan sınır gözetleme gizlilik etki değerlendirmesi, bu kulelerin “CBP’nin yetkilerinin ötesinde bireyler veya faaliyetler hakkında bilgi toplayabileceği” konusunda uyarıda bulunmuştu.

Sınır, nüfuslu alanları da kapsadığından, video kameralar, bireylerin günlük yaşamlarıyla ilgili olarak bir yere girerken veya faaliyetlerde bulunurken görüntülenebilir.

Örneğin, “bir bireyin doktor muayenehanesine girerken, halka açık mitinglere, sosyal etkinliklere veya toplantılara katılırken veya diğer bireylerle ilişki kurarken çekilen videolar bunlar arasında yer alabilir.

Geçen yıl, Hükümet Sorumluluk Ofisi, DHS kule gözetim programının, bu tür aşırılıkları önlemek için tasarlanmış altı gizlilik politikasının altısında da başarısız olduğunu tespit etti.

CBP’nin, kurum belgelerine göre, “şüpheli faaliyetleri” ortaya çıkarmak için “yapay zeka” araçları kullandığı da biliniyor. DHS’nin 2024 envanterinde yer alan yapay zeka uygulamaları arasında, “gerçek zamanlı gözetleme ve keşif yoluyla sınır güvenliğini artırmak için yapay zekayı kullanan” Hızlı Taktik Operasyon Keşif programı (RAPTOR) da bulunuyor.

AI sistemi, radar, kızılötesi sensörler ve video gözetleme sistemlerinden gelen verileri işleyerek ABD sınırları boyunca şüpheli faaliyetleri tespit ediyor ve takip ediyor.

İç Güvenlik Bakanlığında istihbarat konularında uzmanlaşmış eski bir avukat Spencer Reynolds, “Sınır Devriyesinin artan göçmen baskınları ve protestolara yönelik sert müdahaleleri, bu kurumun sadece uzak çöllerde değil, şehirlerde de yoğun bir şekilde faaliyet gösterdiğini gösteriyor. Her geçen gün, faaliyetleri şüpheye dayalı olmaktan çok, ırk ve etnik profillemeye dayalı hale geliyor. ‘Yoğun yerleşim bölgelerinde’ yapılan operasyonlara yapılan atıflar, Amerikan mahallelerinde genişletilmiş operasyonlar veya takip planları yapıldığına dair endişe verici sinyaller veriyor,” diyor.

Göçmenlik denetimlerinin otomasyonu, yıllardır İç Güvenlik Bakanlığının öncelikli konularından biri olageldi. Silah üreticisi Anduril tarafından güney sınırında satılanlar gibi makine öğrenimi tabanlı gözetleme kulelerinin kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik partiler üstü girişimler bunun bir örneği.

Palantir, sonsuz savaş ve küresel siyonist gözetim devleti

Ajansın 2024-2028 strateji belgesinde, “Otonom teknolojiler, USBP’nin operasyon ortamındaki potansiyel tehditleri tespit etme, tanımlama ve sınıflandırma yeteneğini geliştirecek. Bir tehdit tespit edilip sınıflandırıldıktan sonra, otonom teknoloji USBP’nin entegre bir ağ aracılığıyla tehditleri neredeyse gerçek zamanlı olarak izlemesini sağlayacak,” deniyor.

Sınır Devriyesinin istediği otomasyon, insan, araba veya diğer “ilgi çekici nesneler” gibi nesneleri bulmak için desen eşleştirmede üstün olan bir makine öğrenimi türü olan bilgisayar görüşüne büyük ölçüde dayanıyor gibi görünüyor.

Bu sistem, insan ajanlardan oluşan ekiplerin kamera görüntülerini ve diğer sensörleri 24 saat boyunca izlemesini gerektirmiyor. Sınır Devriyesinin sunumunda, hedeflerin “tespiti, izlenmesi ve sınıflandırılması”na yardımcı olmak için yapay zeka teknolojilerini içeren küçük insansız hava araçları için çok sayıda talep yer alıyor.

Çölde seyreden kamyonların çok sayıda fotoğrafını analiz eden bir bilgisayar sistemi, gelecekte benzer araçları tanımada etkili hale gelebilir. Fakat yalnızca görünüşüne dayalı olarak insan davranışını “şüpheli” olarak algoritmik olarak etiketleme çabaları, bazı yapay zeka akademisyenleri ve sivil özgürlük savunucuları tarafından hataya açık, aşırı öznel, hatta sahte bilimsel ve genellikle etnik ve dini stereotiplere dayalı olarak eleştiriliyor.

Tüm kentsel alanlardan veya yerleşim bölgelerinden elde edilen gözetim verilerine dayalı tahmin tekniklerini uygulama çabaları, önyargı ve yanlışlık risklerini daha da artırabilir.

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.

ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.

Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.

Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”

Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.

Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.

Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.

Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.

İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.

Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.

Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor

Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.

Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.

Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.

Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.

Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.

Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.

WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.

Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de enflasyon ara seçim öncesi yüzde 3,7’ye çıktı

Yayınlanma

ABD’de yıllık enflasyon eylül ayında yüzde 3,7’ye yükselirken enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artış devam ediyor. Benzin fiyatları yıllık bazda yüzde 35,3 artış kaydederken gıda maliyetlerindeki yıllık yükseliş yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşti.

ABD’de ara seçimler yaklaşırken eylül ayı enflasyonundaki artış, Kongre’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden geri almaya çalışan Demokratların hayat pahalılığı tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Çalışma İstatistikleri Bürosunun yayımladığı tüketici fiyat endeksine göre yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,7 oldu; enerji, benzin ve elektrik maliyetleri aylık bazda yükseldi.

Gıda fiyatları ağustostan eylüle değişmeyerek sabit kalırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış kaydetti.

Demokratlar seçim kampanyalarını geçim sıkıntısını hafifletme vaadi üzerine kuruyor ve fiyat artışlarından Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleriyle İran savaşını sorumlu tutuyor.

Trump ve Cumhuriyetçiler ise bu yıl çok sayıda sol adayın ön seçimleri kazanmasına işaret ederek muhalefetin parti içindeki “komünistlerin” esiri olduğunu savunuyor.

Şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 2,4 düzeyindeyken ABD ve İsrail’in ayın son gününde başlattığı İran savaşı boyunca fiyatlar yükselişini sürdürdü.

Son dönemdeki tırmanış, enflasyonun Haziran 2022’de yüzde 9,1 ile gördüğü 40 yılın zirvesinden bu yana kaydettiği düşüşü tümüyle tersine çevirmiş değil; ancak oran beş yılı aşkın süredir Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyrediyor.

Fed yetkilileri inatçı enflasyonla mücadele gerekçesiyle geçen ay politika faizini çeyrek puan artırdı. Yetkililer gelecek hafta yeniden toplanarak faizi artırma veya yüzde 3,75 ile yüzde 4 aralığında sabit tutma kararını değerlendirecek.

Enerji ve akaryakıt kalemi savaşın ilk ayından bu yana en sert yükselişini kaydetti

Eylül ayında enerji fiyatları, İran savaşının ilk tam ayı olan marttan bu yana görülen en büyük aylık sıçramayı yaparak yıllık bazda yüzde 20,4 arttı. Enerji maliyetleri temmuzdan ağustosa yüzde 2,1 artmış, hazirandan temmuza yüzde 1,5, mayıstan hazirana ise yüzde 5,7 gerilemişti.

Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik İran saldırıları son dönemde artarken Ukrayna güçleri de Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarını sıklaştırdı. Küresel ham petrol ve işlenmiş yakıt piyasalarını zorlayan bu iki gelişme, ABD’de benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çekti.

Benzin fiyatları da savaşın ilk ayından bu yana en büyük aylık artışını yaşayarak ağustostan eylüle yüzde 9,1 yükseldi ve yıllık artış yüzde 35,3’e ulaştı.

Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD genelinde normal benzinin galon fiyatı ortalama 4,26 dolar düzeyinde; bu rakam bir ay önceki yaklaşık 4,48 dolarlık seviyenin altında kalsa da bir yıl öncesine göre 1,20 dolardan daha yüksek. Ortalama galon fiyatı California’da 6 doların, Washington eyaleti ile Nevada’da ise 5 doların üzerinde seyrediyor.

Elektrik fiyatları ağustostan eylüle yüzde 0,2 yükselerek temmuz ile ağustos arasındaki yüzde 0,2’lik düşüşü telafi etti ve yıllık bazda yüzde 4,4 arttı.

Yeni veri merkezlerinin yüksek enerji talebi yerel toplulukların elektrik faturalarına yansıyor. Trump, şirketlerin veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektriğin maliyetini bizzat karşılaması gerektiğini savundu.

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda büyük veri merkezlerine kendi elektriklerini üretme ve fazlasını yerel şebekeye devretme zorunluluğu getirdiğini belirterek elektrik fiyatlarında “önemli bir düşüş yaşanabileceğini” öne sürdü.

Gıda harcamaları dengelenirken ikinci el araç piyasasında aylık artış sürüyor

Eylülde evde tüketilen gıdanın maliyeti aylık bazda yüzde 0,1 azalırken dışarıda yenen yemeğin fiyatı yüzde 0,2 arttı.

Yumurta fiyatı bir düzine için 2,27 dolara gerileyerek Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 35 düştü; bu rakam Mart 2025’te görülen 6,23 dolarlık yirmi yılın zirvesinin oldukça altında kaldı.

Dana kıyma fiyatları Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 2,4 artış gösterse de libresi 6,48 dolardan satılarak haziran ayında kaydedilen 6,98 dolarlık yirmi yıllık zirvenin gerisinde durdu.

Tavuğun libre fiyatı geçen ay bir yıl önceki seviyesini koruyarak 2,06 dolar oldu; tavuk fiyatları Kasım 2024’ten bu yana 2,01 ile 2,09 dolar bandında dalgalanıyor.

İkinci el otomobil ve kamyonet fiyatları Eylül 2025’e kıyasla yüzde 1,5 gerilese de temmuz ve ağustostaki yüzde 0,4’lük artışların ardından eylülde aylık bazda yüzde 0,7 yükseldi.

Navy Federal Credit Union Başekonomisti Heather Long, sektörün pahalı yedek parçalar ve nitelikli iş gücü açığı gibi etkenlerin birleştiği ağır bir baskıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.

The Hill gazetesine konuşan Long, piyasadaki bütün maliyet baskılarının yerel oto tamircilerinde somut olarak hissedildiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English