Avrupa
Berlin’de Ukraynalı şirketlerle dışa kapalı savunma konferansı

Pazartesi günü Berlin’de düzenlenen bir savunma konferansında, Alman insansız hava aracı (İHA) girişimlerinin temsilcileri ile Ukraynalı askeri personel, yüksek teknolojili savaşın geleceği ve gerekli silah sistemlerinin üretimi konusunda tartıştı.
Yaklaşık 800 kişinin katıldığı “New Age Defense” (“Yeni Çağ Savunması”) konferansına, Waffen-SS sembollerini kullanan veya Ukraynalı Nazi işbirlikçilerinden oluşan faşist bir örgüt olan OUN’un üyelerini öven Ukrayna Ulusal Muhafızları’na bağlı tugayların temsilcileri de katıldı.
Alman şirketleri, bu tür askeri personel ile işbirliği içinde ve Ukrayna’nın cephedeki deneyimlerinden yararlanarak, UxS (İnsansız Sistemler) teknolojisini daha da geliştiriyor.
Burada “x”, havada (dronlar), karada (robotlar) ve denizde (deniz dronları) bulunan bu sistemlerin çeşitliliğini temsil ediyor.
New Age Defence ile ilgili olarak, organizatörler, üreticileri, askerleri ve politika yapıcıları birbirine yaklaştırmayı ve Ukrayna’nın cephedeki deneyimini Almanya’daki endüstriyel bilgi birikimiyle birleştirmeyi amaçladıklarını belirtti.
Burada önemli olan, sayısız silah üretmekten çok, savaş durumunda en modern askeri teçhizatı “ışık hızında” üretebilecek üretim kapasitelerinin sağlanması.
Konferansta Alman savunma startup’ları başrolde
Konferans, birkaç UxS üreticisi tarafından organize edildi; ne bu şirketlerin tam isimleri ne de etkinlik mekanı önceden kamuoyuna açıklandı.
Etkinlik, Alman girişimleri Helsing ve Quantum Systems ile Ukraynalı Uforce tarafından desteklendi; sektör ortakları arasında Arx Robotics ve Stark yer aldı.
Etkinliğe katılım sadece davetle mümkün oldu. Zamanlama, dün (10 Haziran) kapılarını açan Berlin Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarından önce kasıtlı olarak seçilmiş gibi görünüyor.
Etkinliğin amacı ile ilgili olarak, “modern savaşta Avrupa’yı savunmak” için sorunun teknoloji olmadığı belirtildi. Düzenleyicilere göre gerekli teknoloji mevcut; ordunun zaten “neye ihtiyacı olduğu” biliniyor. Yeniden silahlanmaya yönelik “siyasi irade” de artıyor.
Fakat “koordinasyonda bir boşluk” var: “Eksik olan, üç gücün bir araya gelip, koordinasyon kurup, ortaklaşa ilerlediği an.”
New Age Defence’in görevi, bunu başarmak; hem şu anda hem de gelecekte.
Buna uygun olarak, etkinlikte askerlerin ve çeşitli UxS şirketlerinin temsilcilerinin yanı sıra politikacılar da hazır bulundu.
Raporlara göre, katılımcı sayısı yaklaşık 800 idi ve çoğunluğu Almanya, Ukrayna ve Baltık ülkelerinden geliyordu.
Stoklar yerine kapasiteler
Konferansta tartışılan konular arasında savunma üretiminde yaklaşan köklü değişimler de vardı.
Organizatörlere göre, Avrupa’nın geleneksel silah endüstrisi uzun süredir “pahalı teknoloji, uzun üretim döngüleri ve artık var olmayan bir savaş türü için tasarlanmış sistemler” ile karakterize ediliyor.
Konferansta, özellikle UxS sektörünün tamamen farklı bir yapıya sahip olduğu belirtildi ve sadece “yenilik, üretim, uygulama, ileri geliştirme, operasyonel taktikler ve ağ oluşturma” gibi “tüm alanlarda düşmandan bir adım önde olanların” modern savaşta galip gelebileceği vurgulandı.
Bu nedenle bu tip hızlı geliştirme döngüleri ve en verimli teknolojiler için küresel yarış göz önüne alındığında, silah sistemlerinin geleneksel stoklanması insansız sistemler alanında sadece sınırlı bir anlam ifade ediyor.
Savaşta ihtiyaç duyulduğunda ekipmanın teknolojik veya taktiksel olarak eskimiş olma riski çok yüksek.
Sonuç olarak, New Age Defence, “her an müdahaleye hazır” olmak ve savaş alanındaki en son gelişmelere uygun ekipmanları kullanabilmek için “uygun üretim kapasitelerinin nasıl oluşturulabileceği ve sürdürülebileceği” konusuna özellikle odaklandı.
Ukrayna, yeni nesil savaş teknolojisinin laboratuvarı ve üreticisi
Konferansta belirtildiği gibi, Ukrayna, ordusu ve savunma şirketleri bu bağlamda özellikle önemli bir rol oynuyor.
Ukraynalı askerler, en yeni silahları savaş ortamında test ediyor ve öncelikle Ukraynalı, fakat aynı zamanda askeri teçhizatı birliklerin ihtiyaçlarına uyarlamaya çalışan Alman savunma şirketleriyle de yakın temas halinde.
Parlamento üyesi ve Bundeswehr (Alman Silahlı Kuvvetleri) Yedek Subaylar Derneği Başkanı Bastian Ernst’in sözleriyle, Ukrayna tarafından, onların sürekli olarak kazandıkları ve “maalesef pahalıya mal olan” deneyimlerden çok şey öğreniliyor.
Daha önce Ukrayna’da yaklaşık 100 Ukraynalı UxS üreticisini bir araya getiren bir dernek olan Tech Force’ta üç yıl çalışan Ukraynalı Kateryna Mykhalko, New Age Defence’in genel müdürü olarak görev yapıyor. kendisi Kiev’de de aynı derecede etkileyici bir ağa sahip.
Berlin’deki konferansta, “bir yandan Ukrayna’nın insansız hava araçları kullanımındaki uzmanlığı ve bunun sonucunda mevcut teknolojilerin sürekli optimizasyonu” ile “diğer yandan Avrupa’nın endüstriyel üretim alanındaki deneyimi ve yetenekleri”nin birleşiminin, gelecekte başarılı bir UxS endüstrisi oluşturmak için “bolca fırsat” sunduğu belirtildi.
Ukrayna ordusu konferansta doğrudan yer aldı
New Age Defence’te Ukrayna’nın varlığı buna paralel olarak güçlüydü. Ukrayna’nın Almanya Büyükelçisi Oleksiy Makeyev’in yanı sıra, Uforce gibi Ukrayna savunma şirketlerinin temsilcileri ve Alman askeri girişimlerin Ukrayna’daki iştiraklerinin çalışanları da konferansa katıldı.
Bir dizi Ukraynalı askeri personel, Ukrayna düşünce kuruluşlarının kadrosuna katıldı.
Konferansın özellikle “modern savaş taktikleri ve insansız sistemlerin kullanımına ilişkin pratik gösteriler” sunacağı duyurulan Combat Hub bölümünde, organizatörlerin açıklamasına göre katılımcılar, “savaş alanında çeşitli insansız sistemlerle deneyimi olan Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensuplarıyla doğrudan konuşma fırsatı” buldu.
Ayrıca, Ulusal Muhafız 1. Kolordusu’nun 12. Özel Tugayı “Azov” ve Ulusal Muhafız 2. Kolordusu’nun 17. Tugayı “Khartiya”dan, insansız sistemler ve keşif uzmanları da dahil olmak üzere askeri personel de özel olarak duyuruldu.
Ukraynalı askerlerin ve Alman girişim temsilcilerinin Berlin’deki ortak varlığı, yıllardır sürdürülen iki taraf arasındaki gündelik işbirliğine dair bir fikir verdi.
Neo-Nazi birlikler Berlin’deydi
Bu durum, New Age Defense konferansında temsil edilen Ukrayna birimlerinin siyasi yönelimi kendiliğinden anlaşılır olduğu için de ilgi çekici.
Örneğin, Ulusal Muhafız 1. Kolordusu’na bağlı 12. Özel Tugay “Azov”, eskiden Waffen-SS tarafından kullanılan Wolfsangel sembolünü kullanıyor.
Özel Tugay sosyal medya kanallarında Ukrayna Milliyetçileri Örgütü’nden (OUN) Nazi işbirlikçilerini de yüceltiyor.
Ukrayna hükümeti şu anda bu kişilerin kalıntılarını Kiev’e naklediyor; burada “Seçkin Ukraynalılar Panteonu”nda onurlandırılacaklar.
Öte yandan, 2. “Chartija” Kolordusuna bağlı 17. Tugay’ın, en son 1 Ocak 2026’da OUN lideri Stepan Bandera’nın doğum gününü kutladığı bildirildi.
Daha önce ise, 14 Ekim 2025 tarihinde, İkinci Dünya Savaşı sırasında “etnik açıdan saf” bir Ukrayna için gerekli koşulları yaratmak amacıyla 90.000’den fazla Polonyalı ve binlerce Yahudiyi katleden Ukrayna İsyancı Ordusu’nun (UPA) anısına “Kahramanlar Yürüyüşü”nü desteklemişti.
Ukraynalı askerlerin tarihsel ve siyasi görüşleri, kendilerini geleceğin savunma sanayisinin çekirdeği olarak gören Alman UxS girişimleriyle olan işbirliğini şekillendiriyor.
Avrupa
Finlandiya Cumhurbaşkanı, Rusya ile AB adına arabuluculuk rolünü istemedi

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya ile olası müzakerelerde Avrupa adına arabuluculuk yapmayı düşünmediğini belirterek bu görevi Fransa, Almanya ve İngiltere’nin üstlenmesi gerektiğini söyledi. Ukrayna’dan gelen arabuluculuk çağrısını geri çeviren Stubb, Avrupa’nın Rusya liderliğiyle diplomatik temas kurma zamanının geldiğini vurguladı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yürütülecek olası müzakerelerde Avrupa’yı temsil edecek bir arabulucu rolünü üstlenmeyi düşünmediğini açıkladı.
Stubb, olası müzakerelerde Avrupa’nın çıkarlarını koruma görevinin Fransa, Almanya ve İngiltere’den oluşan E3 grubuna ait olması gerektiğini belirtti.
Konuya ilişkin değerlendirmesinde Stubb, “Şahsen kendimi bu konuda bir temsilci olarak görmüyorum. Bu süreçte inisiyatifi Fransa, Almanya ve İngiltere gibi büyük oyuncuların almasının önemli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı, buna karşın Finlandiya veya Norveç gibi ülkelerin müzakerelere arka planda destek sağlayabileceğini dile getirdi.
Moskova ile diyaloğun başlatılması gerektiğine dikkat çeken Stubb, Ukrayna’nın askeri, siyasi ve ekonomik açıdan güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, “Bu nedenle, Avrupa’nın Rusya liderliğiyle, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Putin ile temasa geçmesinin ve diplomatik müzakereleri başlatmasının zamanının çoktan geldiğine inanıyorum” dedi.
Stubb’ın bu açıklaması, Ukrayna Parlamentosu Dış Politika Komisyonu Başkanı Oleksandr Merejko’nun kendisini işaret etmesinin ardından geldi.
Merejko, verdiği demeçte, ateşkes görüşmelerinde Avrupa’yı temsil edecek kişi olarak Stubb’ı görmek istediğini ifade etmişti.
Merejko, “Bu pozisyon için Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ı seçerdim. Kendisi her şeyden önce mükemmel bir diplomat, nasıl müzakere edileceğini biliyor ve ABD Başkanı Donald Trump ile stratejik bir etkileşim kurabiliyor” şeklinde konuşmuştu.
Bloomberg’in 4 Haziran tarihli haberine göre Ukrayna’nın kilit müttefikleri olan Almanya, Fransa ve İngiltere, Kiev ile birlikte Rusya’yı savaşı sonlandıracak müzakerelere dahil etmek üzere ortak bir plan hazırlıyor.
Avrupa, cephe hattındaki kilitlenme ve Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Rusya topraklarındaki tesislere düzenlediği başarılı saldırılar ışığında, Putin’i bir barış anlaşmasını tartışmaya zorlama fırsatı görüyor.
Reuters’a konuşan kaynaklar da Rusya ile diyalog penceresinin yavaş yavaş açıldığını kaydederken, müzakerelere başlama konusundaki nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’ye ait olduğunu vurguluyor.
Bu gelişmeler yaşanırken Avrupa’da olası arabulucu adayları tartışılmaya devam ediyor. Daha önce Der Spiegel gazetesi, Putin ve Zelenski ile şahsen tanışıklığı olan ve Rusça bilen eski Almanya Başbakanı Angela Merkel’in adaylığının değerlendirildiğini ancak Merkel’in bu görevi reddettiğini yazmıştı.
Politico ise potansiyel adaylar arasında Stubb’ın yanı sıra eski İtalya Başbakanı Mario Draghi, Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ve Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar’ın isimlerini aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise daha önce arabulucu olarak, kendisiyle olan yakın dostluğu ve Rus petrol-gaz şirketlerindeki çalışmalarıyla bilinen bir diğer eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’i önermişti. Ancak Schröder’in adaylığı Avrupa Birliği tarafından kabul görmemişti.
Avrupa
ECFR araştırması: Avrupalılar olası bir savaşta ABD’ye güvenmiyor

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin yaptığı yeni araştırma, Avrupa genelinde ABD’ye olan güvenin ciddi şekilde gerilediğini ortaya koydu. Araştırmaya katılan 15 ülkenin hiçbirinde çoğunluk, olası bir saldırı durumunda Washington’ın yardıma geleceğine inanmıyor. Avrupalıların güvenlik konusunda ABD yerine kendi komşularına ve diğer Avrupa ülkelerine güvenme eğilimi ise artış gösteriyor.
Avrupa ülkelerinde yaşayanlar, olası bir askeri saldırı durumunda ABD’nin kendilerini savunacağına yönelik inançlarını kaybediyor. Washington’ı artık bir müttefikten ziyade en iyi ihtimalle “zorunlu bir ortak” olarak gören Avrupalılar, güvenlik krizlerinde ABD yerine kıta içindeki komşularına güveniyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından mayıs ayında gerçekleştirilen ve 15 ülkeyi kapsayan kamuoyu araştırması, katılımcı devletlerin hiçbirinde çoğunluğun, bir saldırı anında ABD’nin yardıma geleceğine inanmadığını ortaya koydu.
Buna karşılık, savunma konusunda diğer Avrupa ülkelerinin desteğine güvenenlerin oranı yüksek seyrediyor.
ABD’ye güven en sadık müttefik Polonya’da bile azaldı
ABD’nin kıtadaki en güçlü destekçilerinden biri konumundaki Polonya’da bile, Washington’ın askeri yardımına tam veya yeterli düzeyde güven duyduğunu belirtenlerin oranı yüzde 37’de kaldı.
Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri hamlelerine en sert karşı duruşu sergileyen İspanya’da ise bu oran yüzde 12’ye kadar geriledi. Araştırmaya dahil edilen 15 ülkenin genel ortalamasına bakıldığında, olası bir saldırıda ABD’nin kendilerini koruyacağına inananların oranı yalnızca yüzde 23,8 olarak kayda geçti.
Diğer taraftan, Bulgaristan hariç tüm ülkelerde katılımcıların çoğunluğu, bir kriz anında en azından bir Avrupa ortaklarının kendilerine yardım edeceğinden emin olduğunu beyan etti.
Avrupa içi yardımlaşmaya duyulan bu güvenin genel ortalaması yüzde 65,1 olarak belirlendi.
Araştırmanın ortak yazarı ve ECFR Kıdemli Uzmanı Yana Kobzova, sonuçlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kıta genelinde Washington’a olan bağımlılığı azaltma fikrine net bir destek görülüyor. Avrupalılar savunma harcamalarını artırmaya giderek daha fazla hazır hale geliyor ve daha da önemlisi, bir kriz durumunda komşu ülkelerin yardıma koşacağına dair çarpıcı bir güven sergiliyorlar” ifadelerini kullandı.
Raporun diğer ortak yazarı Pavel Zerka ise kamuoyundaki bu bağımsızlık talebinin ve ABD’nin olası bir koruma reddine karşı sigorta arayışının, Avrupalı liderlere güvenlik alanında “daha ileri ve daha hızlı” adım atmaları için bir fırsat penceresi sunduğunu kaydetti.
Ancak bu eğilime rağmen Avrupalıların NATO’ya olan inançlarını korudukları ve örgütü tamamen Avrupa menşeli bir askeri ittifakla değiştirmeye sıcak bakmadıkları görüldü. Ankete katılanların yüzde 29’u böyle bir değişimi iyi bir fikir olarak nitelerken, yüzde 28’i ise buna karşı çıktı.

Trump döneminin adımları kırılma yarattı
ECFR analizinde, Avrupa kamuoyundaki bu zihniyet değişiminin arkasındaki nedenler de sıralandı. Raporda; Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etme tehdidinde bulunması, net bir planı olmadan İran’a yönelik hamleler yapıp ardından ortaya çıkan sorunların çözümünü Avrupalılardan talep etmesi bu nedenler arasında gösterildi.
Ayrıca Trump’ın, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek adına barış anlaşması için Moskova yerine Kiev’e baskı yapması ancak bundan bir sonuç alamaması, ABD’nin NATO’ya yönelik taahhütlerini tartışmaya açması ve Amerikan askerlerinin bir kısmını Avrupa’dan çekme kararı alması da kırılma noktaları olarak değerlendirildi.
Avusturya, Bulgaristan, Danimarka, Estonya, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Hollanda, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık’ta yürütülen anket çalışması, ABD’yi “çıkarlarımızı ve değerlerimizi paylaşan bir müttefik” olarak görenlerin oranının ortalama yüzde 11’e düştüğünü gösterdi.
Söz konusu oran altı ay önce yüzde 16, Kasım 2024’te ise yüzde 22 seviyesindeydi. Güncel verilerde ABD’nin bir “zorunlu ortak” olduğu yönündeki görüş ağırlık kazanırken, katılımcıların yüzde 13’ü Washington’ı bir “rakip”, yüzde 12’si ise doğrudan bir “düşman” olarak tanımladı.
Avrupa
Ukraynalı Fire Point yeni hava savunma füzesini test etti

Ukraynalı savunma şirketi Fire Point, Rus balistik füzeleri ve insansız hava araçlarını önlemek üzere geliştirilen FP-7.x adlı yeni uçaksavar füzesinin ilk uçuş testlerinin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Financial Times’ın haberine göre şirket, Freyja adı verilen sistemin Batılı hava savunma sistemlerine daha düşük maliyetli bir alternatif sunmasını hedefliyor.
Ukraynalı savunma şirketi Fire Point, FP-7.x adlı yeni uçaksavar füzesinin ilk uçuş testlerinin başarıyla tamamlandığını açıkladı.
Financial Times’ın haberine göre şirket, Rus balistik füzeleri ve insansız hava araçlarını önlemek için geliştirilen füzeyi, ABD yapımı Patriot ve Fransız-İtalyan ortak üretimi SAMP-T sistemlerinde kullanılan füzelere daha düşük maliyetli bir alternatif olarak tanımlıyor.
Yeni hava savunma sistemi Freyja adını taşıyor. Sistem yalnızca füzelerden oluşmuyor; hedef tespit radarları ve komuta-kontrol unsurlarını da içeriyor.
Fire Point, bu bileşenleri Avrupalı ortaklardan temin etmeyi planlıyor. Financial Times’ın aktardığına göre şirket, Alman Hensoldt, Fransız Thales, İtalyan Leonardo ve Norveçli Kongsberg ile işbirliği olasılıklarını görüştü.
Fire Point’in kurucu ortaklarından ve baş tasarımcısı Denis Ştilerman, “Projenin tamamlanması Batılı ortaklarımızın ne kadar hızlı hareket edeceğine bağlı” dedi.
Şirketin, Alman Diehl Defence’tan kızılötesi güdüm başlığını alması halinde seri üretime ağustos ayında başlayabileceği belirtildi. İlk hazır füzelerin ise 2027 yılında üretilmesi planlanıyor.
FP-7.x’in birim maliyetinin yaklaşık 700 bin dolar olduğu tahmin ediliyor. Buna karşılık bir Patriot füzesinin maliyeti yaklaşık 3,8 milyon dolar olarak veriliyor.
Ştilerman, tesislerinin günde üç adede kadar füze üretebileceğini söyledi. Daha önce yaptığı bir değerlendirmede, önleme füzesinin maliyetini 1 milyon doların altına indirebilmeleri halinde bunun “hava savunma çözümleri alanında bir dönüm noktası” olacağını belirtmişti.
Fire Point daha önce de Rusya’daki petrol rafinerileri ve askeri hedeflere yönelik saldırılarda kullanıldığı belirtilen uzun menzilli FP-1 insansız hava araçları ile Flamingo füzesini geliştirmişti.
Ukrayna Patriot sıkıntısına dikkat çekiyor
Şirketin kendi önleme füzelerini geliştirme girişimi, Ukrayna’nın Batılı hava savunma sistemlerinde yaşadığı eksikliklerle ilişkilendiriliyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rus füze saldırılarını engelleyebilen Patriot sistemlerinin yetersizliğinden defalarca şikayet etmişti. Son dönemde Ortadoğu’daki savaş nedeniyle çok sayıda önleme füzesinin kullanılması da sorunu daha da artırdı.
Zelenski, “Yapabildiğimiz her şeyi kendi üretimimizle ikame ettik, ancak Patriot’un yerini henüz dolduramıyoruz” demişti.
Ukrayna’nın eski Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba da ABD’den gelecek yeni Patriot sevkiyatlarına güvenmenin giderek zorlaştığını söyledi.
Kuleba, “Patriot’lara güvenebilir miyiz? Sanırım artık hayır” ifadelerini kullandı. Son aylarda yaşanan gelişmelerin, ABD’nin en gelişmiş sistemleri öncelikle kendi ihtiyaçları için koruyacağını gösterdiğini belirtti.
The Wall Street Journal’ın aktardığına göre Patriot sisteminde kullanılan bir füzenin üretimi iki yıldan uzun sürüyor ve süreçte yaklaşık 400 şirket görev alıyor.
Pentagon, bu yıl üretici şirket Lockheed Martin ile PAC-3 MSE adlı en yeni önleme füzesinin yıllık üretimini üç kattan fazla artırarak yaklaşık 2 bin adede çıkarma konusunda anlaşmaya vardı. Ancak Lockheed Martin’in bu üretim seviyesine 2030 yılının sonundan önce ulaşması beklenmiyor.
Ukrayna ve Avrupa Patriot sistemine ucuz alternatif üretecek
Uzmanlar Patriot’un yerini alabileceğinden emin değil
Uzmanlar, Fire Point’in geliştirdiği sistemin Patriot’un yerini tamamen alabileceği görüşünde değil.
Merkezi Washington’da bulunan Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden (CSIS) Tom Karako, yeni sistemin Ukrayna’nın hava savunma kapasitesini güçlendirebileceğini ancak Patriot’un doğrudan alternatifi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Karako, “Patriot son derece karmaşık ve benzersiz bir sistem. Bu nedenle ‘tamamlayıcı’ ifadesi, ‘yerine geçen’ ifadesinden daha doğru olur” dedi.
Görüş1 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Diplomasi7 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş3 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Asya1 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi










