Bizi Takip Edin

Asya

Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek

Yayınlanma

Çin ve Endonezya ağustos ortasında Tayvan adasının doğusunda tatbikat yapacak: İlk ortak tatbikatın “büyük önem” taşıdığı belirtiliyor. Tayvan hükümeti ise tatbikatı kınadı.

Çin Savunma Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, ağustos ortasında Tayvan’ın doğusunda gerçekleştirilecek tatbikatın, Endonezya donanmasına ait bir gemiyle düzenlenecek bir “seyir tatbikatı” olacağını duyurdu. Tatbikatın tam olarak nerede yapılacağı açıklanmadı.

Bu, Çin donanması ile yabancı bir ülkenin donanmasının söz konusu sularda gerçekleştireceği ilk tatbikat olacak. Çinli askeri uzman Zhang Junshe, salı günü Global Times’a yaptığı açıklamada, tatbikatın büyük önem taşıdığını ve Çin’in Tayvan adasının doğusundaki münhasır ekonomik bölge üzerindeki egemen haklarını ve yetkisini ortaya koyduğunu söyledi.

Çin Savunma Bakanlığı’nın salı günkü açıklamasına göre, ağustos ortasında Çin donanmasına ait Honghe gemisi, Tayvan adasının doğusunda Endonezya donanmasına ait bir gemiyle seyir tatbikatı gerçekleştirecek. Tatbikatta haberleşme ve seyir halinde ikmal gibi konulara odaklanılacak. Tatbikatın iki donanmanın müşterek operasyon kapasitesini artırmayı, ikili pratik işbirliğini derinleştirmeyi ve bölgesel barış ve istikrarı ortaklaşa korumayı amaçladığı belirtildi.

Çin ve Endonezya daha önce de çeşitli vesilelerle ortak tatbikatlar düzenledi. Kasım sonundan aralık başına kadar iki ülke, Çin ve Endonezya silahlı kuvvetlerinin kara, deniz ve hava unsurlarının katıldığı ortak bir insani yardım ve afet müdahale tatbikatı gerçekleştirdi.

Askeri uzman Zhang Junshe, Çin ve Endonezya donanmalarının Tayvan adasının doğusundaki sularda gerçekleştireceği yaklaşan tatbikatın, Çin ile yabancı bir ülke arasında bu sularda düzenlenen ilk deniz tatbikatı olacağını belirterek bunun “son derece önemli” olduğunu söyledi.

Zhang, bu adımın Çin’in tutumunu dış dünyaya açık biçimde iletmeyi amaçladığını belirtti:

“Çin, Tayvan adasının doğusundaki münhasır ekonomik bölge üzerinde egemen haklara ve yargı yetkisine sahiptir.”

Zhang şöyle devam etti:

“Yabancı donanma gemelerini Çin’in kendi yetki alanındaki sularda eğitim gerçekleştirmeye davet etmek normal ve makuldür. Bu eylem aynı zamanda Çin’in bu sularda egemen haklara ve yargı yetkisine sahip olduğunu göstermektedir. Çin’in egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarının ilgili kapsamı, Tayvan adasının doğusundaki karasularının yanı sıra münhasır ekonomik bölgeyi ve kıta sahanlığını da içermektedir.”

Daha önce Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) Doğu Harekât Alanı Komutanlığı, Tayvan Boğazı’nda ve adanın kuzeyi, güneybatısı, güneydoğusu ve doğusundaki sularda “Justice Mission 2025” kod adlı ortak tatbikatlar gerçekleştirmişti.

Bu yıl haziran ayından bu yana Çin Sahil Güvenliği gemileri Tayvan adasının doğusundaki sularda düzenli kolluk devriyeleri gerçekleştiriyor. Bu devriyelerin amacının, “hukuka uygun biçimde yetki kullanmak ve Çin’in toprak egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumak” olduğu ifade edildi.

ABD ve müttefikleri, çok cepheli tatbikatlarla Çin’in etrafında güç gösterisi yapıyor

Bu eylemlerin, Japonya ve Filipinler’in Tayvan adasının doğusundaki sularla ilgili sınır müzakerelerini başlatacaklarını tek taraflı olarak açıklamalarına karşı gerekli olduğu belirtildi. Söz konusu adımın Çin’in toprak egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını ciddi biçimde ihlal ettiği savunuldu.

Zhang, Çin ve Endonezya’nın bu sularda gerçekleştireceği ortak deniz tatbikatının Çin’in ulusal egemenlik ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumaya yönelik “araç setini” daha da genişleteceğini söyledi.

“Bu, Çin’in düzenli ve pratik deniz faaliyetleri aracılığıyla denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumak ve Tayvan adasının doğusundaki ilgili sularda egemen haklarını ve yargı yetkisini ortaya koymak konusunda hem kapasiteye hem de güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu tam anlamıyla göstermektedir” dedi.

Bu, Çin ile Endonezya arasında bu ay gerçekleştirilen ikinci denizcilik işbirliği faaliyeti olacak ve iki ülke arasındaki giderek daha somut hale gelen askeri ilişkilerin bir başka örneğini oluşturacak.

China Military Online’a göre, uzak denizlerde staj eğitimi ve ziyaret görevi yürüten, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması’na ait Qijiguang eğitim gemisi (Borda No. 83) ve Kunlunshan amfibi çıkarma gemisinden (Borda No. 998) oluşan görev grubu, dört günlük dostluk ziyareti kapsamında 2 Ağustos’ta Endonezya’nın Surabaya kentindeki Tanjung Perak Limanı’na ulaştı.

Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jiang Bin, 30 Temmuz’daki olağan basın toplantısında şöyle konuşmuştu:

“Son yıllarda Çin ve Endonezya donanmaları, ortak tatbikatlar ve karşılıklı gemi ziyaretleri dahil olmak üzere işbirliğini sürekli genişletti ve iki ülke arasındaki askeri ilişkileri hem kapsam hem de derinlik açısından ileri taşıdı.”

Salı günü geç saatlerde açıklama yapan Tayvan yönetimi ise, tatbikatı “tehlikeli bir askeri provokasyon” olarak nitelendirdi ve Pekin’e “statükoyu baltalayan bu tehlikeli davranışı derhal durdurma” çağrısında bulundu.

Öte yandan Tayvan da, Çin’in olası bir saldırısını nasıl püskürteceğini simüle ettiği yıllık Han Kuang savaş tatbikatlarını sürdürüyor.

Japonya yeni Beyaz Kitap’ta Çin ‘tehdidine’ karşı durmak ve ekonomik refah için askeri yığınağı savundu

Asya

ABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Bessent büyük teşvik döneminin sona erdiğini söylerken Japonya Merkez Bankası kritik bir politika hesaplaşmasıyla karşı karşıya.

ABD, yenin değerini desteklemek için Japonya’nın çabalarına katıldığında bunu karşılıksız yapmamıştı. Bu hafta ABD Hazine Bakanı Scott Bessent şartları açıkça ortaya koydu: Faiz artırımlarına hız verin ve büyük ekonomik teşviklere ilişkin modası geçmiş fikirleri terk edin.

ABD ile Japonya’nın yeni desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği nadir ortak müdahaleden bir ay sonra Bessent, Reuters’a yaptığı açıklamada yendeki son hareketlerin düzensiz olmadığını söyleyerek piyasalara yeni bir müdahaleye pek istekli olmadığını gösterdi.

Bunun yerine, Japonya Merkez Bankası (BOJ) Başkanı Kazuo Ueda’nın zayıf yenle mücadele etmek amacıyla para politikasında “doğru olanı yapacağını” umduğunu ifade etti.

Enflasyon baskılarının artmasıyla birlikte BOJ’un eylül ayında faiz artırması zaten geniş ölçüde bekleniyordu. Ancak Bessent’ın açıklamaları, bankayı fiilen bunu yapmaya mecbur bırakırken, önümüzdeki dönemde faiz artırımlarının hızlandırılması yönündeki baskıyı da artırdı.

Totan Research baş ekonomisti ve deneyimli bir BOJ gözlemcisi olan Izuru Kato, “Temmuz ayındaki ortak müdahale, Bessent’ın Japonya’ya enflasyon konusunda artık kendine çeki düzen vermesi gerektiği yönündeki mesajıydı” dedi.

Kato, “Japonya, ABD’nin yardımı olmadan kontrol edilmesi giderek zorlaşan bir kur kriziyle karşı karşıya. Böyle bir ülke için üç ayda bir faiz artırmak bile fazla yavaş olabilir” ifadelerini kullandı.

Zayıf yen, ithalat fiyatlarını ve genel enflasyonu yukarı çekerek hanehalkının yaşam maliyetlerini artırdı ve Japon politika yapıcıların başını ağrıtmaya başladı.

Washington açısından da BOJ’un faiz artırımlarında çok yavaş davranması ve gevşek maliye politikası, yende ve Japon devlet tahvillerinde satış dalgasını tetikleyebilir. Bu durum, ABD Hazine tahvili getirilerine de sıçrayabilecek etkilerle finans piyasalarını altüst edebilir; Washington ise bundan kaçınmak istiyor.

Piyasalar, Japonya Merkez Bankası Başkanı Ueda’nın Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen ve salı günü sona erecek iki günlük G20 maliye liderleri toplantısına katılmasının ardından yapabileceği açıklamalara odaklanmış durumda. Bir ABD Hazine Bakanlığı yetkilisi Japon kamu yayıncısı NHK’ye, Bessent’ın pazar günü Ueda ile görüştüğünü ve faiz artırımlarının gerekli olduğunu dile getirdiğini söyledi.

EKONOMİ VE SİYASET ARASINDA SIKIŞTI

ABD’nin baskısı olmasa bile BOJ’un son dönemdeki şahin iletişimi, yaygınlaşan enflasyon baskıları karşısında yakın vadede bir faiz artırımına hazırlandığını gösteriyor.

Bankanın düşünce tarzına aşina bir kaynak, “Üretici fiyatlarından gelen tüm baskılar göz önüne alındığında tüketici enflasyonunun muhtemelen hızlanması bekleniyor. Eğer böyle olursa BOJ harekete geçmek zorunda” dedi.

Ancak eylül ayındaki faiz artırımı halihazırda piyasa fiyatlamalarına dahil edilmiş durumda. Bu nedenle BOJ’un yen üzerindeki aşağı yönlü baskıyı hafifletmek için daha hızlı faiz artırımları yapacağı taahhüdünde bulunması gerekebilir.

Japonya’nın eski en üst düzey döviz yetkilisi Naoyuki Shinohara, “Japonya’nın reel faiz oranları açıkça çok düşük. Bir veya iki faiz artırımı daha yenin düşüş eğilimini tersine çevirmeye yetmeyecek” dedi.

Oxford Economics artık BOJ’un bu yıl eylül ve aralık aylarında faiz artırmasını, ardından Nisan 2027’de üçüncü bir faiz artırımına gitmesini beklediğini açıkladı. Bu, kurumun başlangıçta öngördüğünden daha hızlı bir artış temposu anlamına geliyor.

Oxford Economics Japonya ekonomisi birimi başkanı Shigeto Nagai, pazartesi günü yayımlanan bir raporda, “Piyasaları ve ABD’yi hayal kırıklığına uğratmanın ekonomik ve siyasi maliyeti, BOJ ve hükümetin görmezden gelemeyeceği kadar büyüdü” dedi.

TAKAICHI’YE MESAJ

Güvercin Başbakan Sanae Takaichi açısından en sert mesaj, Bessent’ın Abenomics döneminin sona erdiğini ilan etmesi olabilir. Abenomics, uzun süren deflasyonu sona erdirmek amacıyla 2013 yılında uygulamaya konulan kapsamlı parasal teşvik, yüksek kamu harcamaları ve büyüme stratejisinin birleşiminden oluşuyordu.

Bessent, ülkenin maliye politikasına ilişkin Reuters’a yaptığı açıklamada, Japonya’nın deflasyonu yenilgiye uğrattığını belirterek artık “arkasına yaslanıp Abenomics’in başarısının tadını çıkarması ve bunun kendi seyrinde ilerlemesine izin vermesi” gerektiğini söyledi. Bazı analistler bu ifadeleri Takaichi’nin genişlemeci maliye politikası yaklaşımına yönelik bir eleştiri olarak değerlendirdi.

Bir Japon hükümet yetkilisi Bessent’ın açıklamalarına ilişkin, “Bu, Takaichi yönetimine aşırı genişlemeci maliye politikasından kaçınması yönünde verilmiş bir mesaj” dedi.

İktidar partisinden üst düzey bir yetkili ise “Bu açıklamalar, ABD’nin Japonya’nın politikalarına yönelik taleplerini artırdığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Her iki yetkili de konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.

Abenomics’in destekçilerinden olan Takaichi, büyüme alanlarına yatırımları artırmayı ve yükselen yaşam maliyetlerinin hanehalkı üzerindeki etkisini hafifletmeyi amaçlayan iddialı bir harcama planı ortaya koydu.

Takaichi’nin temel büyüme alanlarındaki harcama tavanlarını kaldırma taahhüdünün ardından, Japon basınında çıkan haberlere göre bakanlıklar ve kamu kurumları gelecek mali yıl için muhtemelen şimdiye kadarki en yüksek ilk bütçe talebinde bulundu.

Büyük ölçekli harcamalara odaklanılması yatırımcıları tedirgin etti ve Japon devlet tahvillerinin getirilerini son 30 yılın en yüksek seviyelerine çıkardı. Bunun ABD Hazine tahvili getirileri üzerinde de zincirleme etkileri olabilir.

Maliye Bakanlığı’ndaki görevinin ardından Uluslararası Para Fonu’nda (IMF) genel müdür yardımcılığı yapan Shinohara, “Yeni desteklemenin en iyi yolu, Takaichi yönetiminin mali reform taahhüdü içeren güvenilir bir mesaj vermesi olacaktır” dedi.

Shinohara, “Ancak bunun gerçekleşme ihtimali çok düşük” diye ekledi.

Nikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi

Yayınlanma

Hindistan ekonomisinin geçen çeyrekte yüzde 7’nin üzerinde büyümesine rağmen, Başbakan Narendra Modi’nin 2047 yılına kadar gelişmiş ülke olma hedefine ulaşmasının zor olabileceği belirtildi. Bloomberg, bağımsızlığın 100’üncü yılı hedefleri için ekonominin önümüzdeki 21 yıl boyunca her yıl yaklaşık yüzde 9,25 oranında büyümesi gerektiğine işaret ediyor.

Hindistan ekonomisi geçen çeyrekte yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme kaydetti, ancak Bloomberg’in analizine göre bu oran Başbakan Narendra Modi’nin 2047 yılına kadar gelişmiş bir ülke olma hedefini gerçekleştirmek için yetersiz kalabilir.

Modi, ülkenin İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasının 100’üncü yılı olan 2047’ye kadar Hindistan’ın gelişmiş bir ekonomi statüsü kazanmasını amaçlıyor.

Bir kamu düşünce kuruluşunun temsilcisi olan Ashok Lahiri, bu hedefe ulaşılabilmesi için ülke gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) önümüzdeki 21 yıl boyunca her yıl yaklaşık yüzde 9,25 oranında büyümesi gerektiğini savunuyor.

“Viksit Bharat” ya da “Gelişmiş Hindistan” olarak adlandırılan bu program, Modi’nin üçüncü başbakanlık döneminin en önemli önceliklerinden biri haline geldi.

Ancak bazı ekonomistler, mevcut büyüme hızlarıyla Hindistan’ın belirlenen bu hedefe ulaşabileceğinden şüphe duyuyor.

Tarihsel büyüme oranları hedeflerin gerisinde

Ekonomik büyüme hızı 2000 ile 2024 yılları arasında ortalama yüzde 6,3 seviyesinde kaldı. Bu oran, ülkenin şu anki potansiyel seviyesi olan yüzde 7,5 ila yüzde 8’in bile oldukça altında.

Haberde, son 50 yılda ülke ekonomisinin yüzde 9,25 veya üzerinde bir büyümeyi yalnızca üç kez; 1975, 1988 ve 2021 yıllarında kaydettiğine dikkat çekildi.

Hindistan ekonomisinin yılda yüzde 8’in altında büyümesi durumunda ülkenin “orta gelir tuzağı” olarak bilinen sürece girebileceği değerlendiriliyor.

Bu kavram; ücretlerin ve maliyetlerin yükselmesiyle ucuz iş gücü avantajının zayıfladığı, ancak işçilerin verimliliği ve niteliklerinin gelişmiş ekonomilerle başarılı bir şekilde rekabet edecek düzeye henüz ulaşamadığı ekonomik durumu ifade ediyor.

Haberde, yüksek gelirli ülke statüsüne ulaşmanın da oldukça uzak bir ihtimal olduğu kaydedildi. 2025 yılı itibarıyla ülkede kişi başına düşen gelir 2 bin 813 dolar düzeyinde seyrediyor.

Ülkenin 2047 yılına kadar yüksek gelir eşiğini aşabilmesi için bu rakamın altı kattan fazla artarak yaklaşık 18 bin dolara ulaşması gerekiyor.

Sanayi ve yatırımlarda hedefler tutturulamıyor

Ekonomistler, Hindistan’ın büyümesini hızlandırmak için imalat sanayisinin geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Modi hükümeti de bu sektöre ağırlık veriyor ancak sektörün GSYİH içindeki payı on yılı aşkın süredir yaklaşık yüzde 16 ila yüzde 17 seviyesinde kalmaya devam ediyor. Bu oran, Modi’nin belirlediği yüzde 25’lik hedefin oldukça altında bulunuyor.

Ekonomistler ayrıca ileri teknoloji ürünleri ihracatının artırılmasının, özel sektör yatırımlarının yükseltilmesinin ve enerji ithalatına olan bağımlılığın azaltılmasının ekonomik büyümeyi hızlandırabileceğini vurguluyor.

Ülkenin üretim alanına daha fazla yabancı yatırım çekmesi gerektiği de ifade ediliyor. Doğrudan yabancı yatırımlardaki rekor seviyelere rağmen Hindistan’ın bu sermayeyi içeride tutmakta zorlandığı belirtiliyor.

Hint şirketleri yurt dışındaki yatırımlarını giderek artırırken, yabancı yatırımcılar ise yerel girişimlere sağladıkları fonları azaltıyor.

Hindistan’ın ekonomik büyümesi için yüksek yurt içi tasarruf oranı da önem taşıyor.

Tasarruflar, fabrika ve altyapı inşasının yüksek maliyetli borçlanmaya ve yabancı sermayeye aşırı bağımlı kalınmadan finanse edilmesine imkan tanıyor. Ancak Hint hanelerinin tasarruf yapma kapasitesi, görece düşük gelir seviyeleri nedeniyle sınırlı kalıyor.

NITI Aayog’un 2021 tarihli raporuna göre, Hindistan’da 15 ile 29 yaş arasındaki yaklaşık 87 milyon kişi ne bir işte çalışıyor, ne eğitim görüyor ne de mesleki bir eğitim alıyor.

İş imkanlarının yetersizliği nedeniyle çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 60’ı kendi hesabına çalışıyor ve bu kesimin büyük kısmı düşük gelirli tarım sektöründe yer alıyor.

GlobalDataTS Lombard Başekonomisti Shumita Deveshwar, özel sektör yatırımları artmadan ve istihdam yaratma süreci hızlanmadan, Hindistan’ın gelişmiş bir ekonomi statüsü kazanmak için gereken yüzde 8’in üzerindeki büyüme temposu bir yana, yüzde 6’nın üzerinde bir GSYİH büyümesini dahi sürdürmekte zorlanacağını kaydetti.

Ülke yönetimi, 1 Nisan’da başlayacak mali yıl içinde 17,2 trilyon rupi (yaklaşık 187 milyar dolar) tutarında rekor düzeyde borçlanmaya gitmeyi planlıyor. Bu miktar, cari yıla kıyasla yüzde 18’lik bir artışa karşılık geliyor ve Bloomberg’in daha önce yayımladığı 16,5 trilyon rupilik tahmini aşıyor.

Hükümet, cari dönemde yüzde 4,4 olan bütçe açığının GSYİH’ye oranının bir sonraki mali yılda yüzde 4,3’e gerileyeceğini öngörüyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor

Yayınlanma

İngiliz The Economist dergisi, Çin’in insansı robot sektörünün önümüzdeki birkaç yıl içinde yüz binlerce pahalı ancak kullanışsız robot üretip satmayı hedeflediğini bildirdi. Pekin yönetiminin bu stratejiyle gelecekte ucuz ve işlevsel modeller geliştirmeyi amaçladığı aktarıldı.

İngiltere merkezli haftalık The Economist dergisi, Çin’deki insansı robot sektörünün gelecek birkaç yıl içinde yüz binlerce pahalı ancak işlevsiz makine üretip satmayı planladığını yazdı.

Haberde, sektörün bu adımı gelecekte ucuz ve gerçekten faydalı robotlar üretebilme umuduyla attığı kaydedildi.

Çinli robotik şirketi Unitree tarafından geliştirilen “Süperman” adlı robotun, saniyede 12,66 metre koşu hızına ulaşarak Usain Bolt’un rekorunu kırması ve ardından duvara çarpması sonrasında şirketin hisseleri yüzde 460 oranında değer kazandı. Ancak söz konusu hisselerin değeri daha sonra yüzde 30 geriledi.

The Economist’in değerlendirmesine göre, hisse değerindeki düşüşe rağmen Çin’in robotlar aracılığıyla veri toplama alanındaki liderliğini korumasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor.

Buna karşın, önümüzdeki on yıl içinde ticari bir pazarın oluşmasının pek olası görülmediği vurgulanıyor.

Yatırım bankası Morgan Stanley’nin hesaplamalarına göre Çin, 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 450 bin robot satabilecek duruma gelebilir; ancak bu robotların çoğunun “duvarlara çarpmayı sürdüreceği” ifade ediliyor.

Dünyanın en büyük insansı robot üreticilerinden biri olan Unitree Robotics, ilk dört ayaklı robotunu 2017 yılında tanıtmıştı.

Bu robota, Dünya yörüngesine çıkan ilk canlı olan Sovyet uzay köpeği Layka’nın anısına “Laikago” adı verilmişti. Şirket, insansı robot Süperman’i ise Ağustos 2026’da tanıttı.

Bloomberg’in 19 Ağustos tarihli haberine göre, Unitree Robotics’in kurucusu ve yöneticisi Wang Xingxing, şirketin halka arzı (IPO) sayesinde kişisel servetini tek bir günde 13 milyar dolardan fazla artırdı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English