Avrupa
Ukraynalı Fire Point yeni hava savunma füzesini test etti

Ukraynalı savunma şirketi Fire Point, Rus balistik füzeleri ve insansız hava araçlarını önlemek üzere geliştirilen FP-7.x adlı yeni uçaksavar füzesinin ilk uçuş testlerinin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Financial Times’ın haberine göre şirket, Freyja adı verilen sistemin Batılı hava savunma sistemlerine daha düşük maliyetli bir alternatif sunmasını hedefliyor.
Ukraynalı savunma şirketi Fire Point, FP-7.x adlı yeni uçaksavar füzesinin ilk uçuş testlerinin başarıyla tamamlandığını açıkladı.
Financial Times’ın haberine göre şirket, Rus balistik füzeleri ve insansız hava araçlarını önlemek için geliştirilen füzeyi, ABD yapımı Patriot ve Fransız-İtalyan ortak üretimi SAMP-T sistemlerinde kullanılan füzelere daha düşük maliyetli bir alternatif olarak tanımlıyor.
Yeni hava savunma sistemi Freyja adını taşıyor. Sistem yalnızca füzelerden oluşmuyor; hedef tespit radarları ve komuta-kontrol unsurlarını da içeriyor.
Fire Point, bu bileşenleri Avrupalı ortaklardan temin etmeyi planlıyor. Financial Times’ın aktardığına göre şirket, Alman Hensoldt, Fransız Thales, İtalyan Leonardo ve Norveçli Kongsberg ile işbirliği olasılıklarını görüştü.
Fire Point’in kurucu ortaklarından ve baş tasarımcısı Denis Ştilerman, “Projenin tamamlanması Batılı ortaklarımızın ne kadar hızlı hareket edeceğine bağlı” dedi.
Şirketin, Alman Diehl Defence’tan kızılötesi güdüm başlığını alması halinde seri üretime ağustos ayında başlayabileceği belirtildi. İlk hazır füzelerin ise 2027 yılında üretilmesi planlanıyor.
FP-7.x’in birim maliyetinin yaklaşık 700 bin dolar olduğu tahmin ediliyor. Buna karşılık bir Patriot füzesinin maliyeti yaklaşık 3,8 milyon dolar olarak veriliyor.
Ştilerman, tesislerinin günde üç adede kadar füze üretebileceğini söyledi. Daha önce yaptığı bir değerlendirmede, önleme füzesinin maliyetini 1 milyon doların altına indirebilmeleri halinde bunun “hava savunma çözümleri alanında bir dönüm noktası” olacağını belirtmişti.
Fire Point daha önce de Rusya’daki petrol rafinerileri ve askeri hedeflere yönelik saldırılarda kullanıldığı belirtilen uzun menzilli FP-1 insansız hava araçları ile Flamingo füzesini geliştirmişti.
Ukrayna Patriot sıkıntısına dikkat çekiyor
Şirketin kendi önleme füzelerini geliştirme girişimi, Ukrayna’nın Batılı hava savunma sistemlerinde yaşadığı eksikliklerle ilişkilendiriliyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rus füze saldırılarını engelleyebilen Patriot sistemlerinin yetersizliğinden defalarca şikayet etmişti. Son dönemde Ortadoğu’daki savaş nedeniyle çok sayıda önleme füzesinin kullanılması da sorunu daha da artırdı.
Zelenski, “Yapabildiğimiz her şeyi kendi üretimimizle ikame ettik, ancak Patriot’un yerini henüz dolduramıyoruz” demişti.
Ukrayna’nın eski Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba da ABD’den gelecek yeni Patriot sevkiyatlarına güvenmenin giderek zorlaştığını söyledi.
Kuleba, “Patriot’lara güvenebilir miyiz? Sanırım artık hayır” ifadelerini kullandı. Son aylarda yaşanan gelişmelerin, ABD’nin en gelişmiş sistemleri öncelikle kendi ihtiyaçları için koruyacağını gösterdiğini belirtti.
The Wall Street Journal’ın aktardığına göre Patriot sisteminde kullanılan bir füzenin üretimi iki yıldan uzun sürüyor ve süreçte yaklaşık 400 şirket görev alıyor.
Pentagon, bu yıl üretici şirket Lockheed Martin ile PAC-3 MSE adlı en yeni önleme füzesinin yıllık üretimini üç kattan fazla artırarak yaklaşık 2 bin adede çıkarma konusunda anlaşmaya vardı. Ancak Lockheed Martin’in bu üretim seviyesine 2030 yılının sonundan önce ulaşması beklenmiyor.
Ukrayna ve Avrupa Patriot sistemine ucuz alternatif üretecek
Uzmanlar Patriot’un yerini alabileceğinden emin değil
Uzmanlar, Fire Point’in geliştirdiği sistemin Patriot’un yerini tamamen alabileceği görüşünde değil.
Merkezi Washington’da bulunan Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden (CSIS) Tom Karako, yeni sistemin Ukrayna’nın hava savunma kapasitesini güçlendirebileceğini ancak Patriot’un doğrudan alternatifi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Karako, “Patriot son derece karmaşık ve benzersiz bir sistem. Bu nedenle ‘tamamlayıcı’ ifadesi, ‘yerine geçen’ ifadesinden daha doğru olur” dedi.
Avrupa
Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.
Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.
Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.
İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.
Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.
Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.
Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.
Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.
Avrupa
Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.
Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.
Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:
“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”
Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.
CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.
Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Söder şöyle devam etti:
“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”
Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:
“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”
Avrupa
Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.
Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.
Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.
Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.
Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.
Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.
İş dünyasından AfD politikalarına tepki
AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.
Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.
AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.
BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.
Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.
BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.
Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.
Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Diplomasi1 hafta önceTürkiye ve BM Karadeniz’de ateşkes için masaya dönüyor












