Bizi Takip Edin

Diplomasi

Paris’teki Ukrayna toplantısından sonuç çıkmadı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa ülkeleri ile Ukrayna’yı aradan çıkararak doğrudan Rusya ile barış müzakerelerine başlaması üzerine Fransa öncülüğündeki Avrupalılar Paris’te acil eylem planını tartışmak üzere bir araya geldi.

Toplantıya Almanya, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ve NATO şefi Mark Rutte de katıldı.

Britanya ve Fransa’nın destekler göründüğü Ukrayna’ya Avrupalı barış gücü gönderme fikrine Berlin’in soğuk baktığı görülüyor. Avrupalı barış gücü askerlerinin konuşlandırılması fikri konusunda Şansölye Olaf Scholz, “Bu tartışmayı şimdi yapmak için tamamen erken ve tamamen yanlış bir zaman… Açıkçası şunu söylemek isterim ki, insanlar henüz gerçekleşmemiş ve Ukrayna’nın evet demediği barış görüşmelerinin sonuçları hakkında Ukrayna’nın kafasından konuşuyor,” dedi.

Savunma harcamaları konusunda ise Scholz, Avrupa devletlerinin savunma için GSYİH’nin %2’sinden daha fazla harcama yapmak istemeleri durumunda, hükümetinin bu harcamaların Avrupa bütçe açığı hesaplamalarında dikkate alınmamasını desteklediğini söyledi.

Almanya Şansölyesi, ABD ve Avrupa’nın güvenlik konusunda bölünmemesi gerektiğini de savundu.

Starmer: ABD olmadan Rusya’yı caydırmak zor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ise, Avrupalı liderlerin gerçekleştirdikleri gayri resmi toplantının, “savunma alanında bu meydan okumaya yanıt vermede hayati bir ilk adım” olduğunu savundu.

“ABD’nin NATO’dan ayrılmayacağı açık ama biz Avrupalıların daha fazlasını yapması gerekecek,” diyen İngiliz lider, “yük paylaşımı” meselesinin yeni olmadığını, fakat artık “aciliyet arz ettiğini” ve Avrupalıların hem harcamalar hem de Ukrayna’ya sağladığı kabiliyetler açısından adım atması gerekeceğini kaydetti.

Starmer, Avrupa kendi rolünü oynaması gerektiğini söylerken, kalıcı bir barış anlaşması olması halinde “diğerlerinin yanı sıra İngiliz güçlerini de” sahaya sürmeyi düşünmeye hazır olduğunu, fakat bunun için ABD’nin de desteğine ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Starmer, “Rusya’yı Ukrayna’ya tekrar saldırmaktan etkili bir şekilde caydırmanın” tek yolunun ABD’nin güvenlik garantileri olduğunu savundu.

Macron: Avrupalılar birlikte yatırım yapmalı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupalı liderlerin bu konuda tüm Avrupalılar, Amerikalılar ve Ukraynalılarla birlikte çalışacaklarını söyledi.

Macron, “Avrupalıların hem bugün hem de gelecek için güvenlik ve savunmalarına daha iyi, daha fazla ve birlikte yatırım yapmaları gerektiğine inanıyoruz,” dedi.

Fransız lider Avrupalıların egemenlik, güvenlik ve rekabetçilik için kendi gündemlerinin uygulanmasını hızlandırmak istediklerini de sözlerine ekledi ve “Hem Ukrayna’yı destekleme hem de savunmamızı geliştirme ve yatırım yapma konusunda Avrupa Komisyonu’nun önerileri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.

Tusk’tan “savunma kabiliyeti” vurgusu

Toplantıdan önce Ukrayna’ya asker göndermek istemediklerini açıklayan Polonya Başbakanı Donald Tusk, “transatlantik ilişkiler ve ABD ile dostluğun yeni bir aşamada” olduğunu kabul etti.

Tusk, “Bugün bu toplantının aynı zamanda Avrupalı ortaklarımızın Avrupa’nın kendini savunması için çok daha büyük bir kabiliyete sahip olma zamanının geldiğini anladıklarını teyit etmesi kimseyi şaşırtmamalıdır,” diye konuştu.

Tusk ayrıca “savunma harcamalarının artık aşırı harcama olarak değerlendirilmeyeceğine dair… çok önemli bir teyit olduğunu, dolayısıyla aşırı açık prosedürü ve bunun tüm tatsız sonuçları riskiyle karşı karşıya kalmayacağımızı” söyledi.

Danimarka, Rusya’nın Ukrayna’da durmayacağını ileri sürüyor

Tüm Avrupalıların Ukrayna konusunda adım atmasını ve aynı zamanda kendi ülkelerinde savunma harcamalarını artırmasını isteyen Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Rusya’nın şu anda “maalesef tüm Avrupa”yı tehdit ettiğini” öne sürdü.

Rusya’nın Ukrayna’da duracağını sanmadığını ve bu nedenle hızlı bir ateşkes yapılması konusunda çok endişeli olduğunu belirten Frederiksen, ateşkesin Putin ve Rusya’ya “geri dönüp tekrar harekete geçme, Ukrayna’ya ya da Avrupa’da başka bir ülkeye saldırma imkanı verebileceğini” öne sürdü.

Danimarkalı lider, “Avrupa’nın savunma harcamaları söz konusu olduğunda, bir dahaki sefere Avrupa Konseyi’nde bir araya geldiğimizde, mali kurallar ve tüm üye devletlerin savunma harcamalarını artırabilmelerini sağlamak için izlenecek yol konusunda bir anlaşmaya varacağımızı umuyorum,” dedi.

Danimarka askerlerinin gönderilmesi ihtimali üzerine ise pek çok farklı konuyu tartışmaya açık olduklarını, fakat bu duruma gelmeden önce netleştirilmesi gereken gerçekten çok fazla şey olduğunu vurguladı.

Leyen: Savunma konusunda “aciliyet zihniyetine” ihtiyacımız var

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de barış görüşmelerinin AB ve Ukrayna’yı “aktif bir şekilde” içermesini, “çok taraflı düzeni ve uluslararası hukuku” güçlendirmesini ve “aynı zamanda Avrupa’yı da güçlendirmesini” istedi.

Sanchez, “Adil ve kalıcı bir barışla sonuçlanabilecek bu tür görüşmeleri memnuniyetle karşılıyoruz, ancak bunun sahte bir kapanış olamayacağını kendimize hatırlatmalıyız. Geçmişin hatalarını tekrarlayamayız,” dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yaptığı açıklamada, “Bugün Paris’te Ukrayna’nın güç yoluyla barışı hak ettiğini bir kez daha teyit ettik. Bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne saygılı, güçlü güvenlik garantileri içeren bir barış. Avrupa, Ukrayna’ya askeri yardım konusunda üzerine düşeni yapmalıdır. Aynı zamanda Avrupa’da savunma alanında bir artışa ihtiyacımız var,” diye konuştu.

Leyen, Avrupa’nın savunma konusunda bir “aciliyet zihniyetine” ihtiyacı olduğunu söyledi.

Meloni rest çekti: Toplantılar Trump karşıtı bir formatta yapılamaz

Öte yandan İtalyan haber ajansı ANSA, Başbakan Giorgia Meloni’nin toplantının sonuçlarıyla ve toplantıya davet edilenlerle hemfikir olmadığını yazdı.

Liderler toplantısına en son Meloni’nin geldiğini bildiren ajansa göre, zirvenin ardından başbakan, Brüksel’in, 27 AB üye ülkesinin ortak kararlar alabileceği tek yer olması gerektiğini söyledi.

Ayrıca toplantıların “Trump karşıtı bir formatta” yapılamayacağını vurgulayan Meloni, “Amerika Birleşik Devletleri barışı sağlamak için çalışıyor ve bizim de oynayacak bir rolümüz var,” diye ekledi.

Meloni ayrıca Kiev için yeterli “güvenlik garantileri” olmadan her türlü müzakerenin başarısız olma riski taşıdığını belirtti. Bu nedenle Meloni “diğer yolların araştırılması” ve her şeyden önce ABD’nin devreye sokulması çağrısında bulundu zira kendi ifadesiyle “Avrupa ve Amerika’nın güvenliği Avrupa-Atlantik bağlamına dayanıyor.”

Macron, Trump ve Zelenskiy ile görüştü

Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Avrupa’nın stratejik özerkliği” gündemi için bastırmakla birlikte, ABD başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi yaptığı açıklandı.

Fransa Cumhurbaşkanlığı ofisinden yapılan açıklamada “samimi görüşmenin” 20 dakika sürdüğü belirtildi.

Bir Beyaz Saray yetkilisi de görüşmeyi “dostane” olarak nitelendirdi ve iki liderin “Ukrayna Savaşı, yarın yapılacak Avrupa ülkeleri toplantısı ve Suudi Arabistan’da ABD’li ve Rus yetkililer arasında yapılacak görüşmeler” hakkında konuştuklarını söyledi.

Macron ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de telefonda görüştü.

Starmer Washington yolcusu

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, ABD Başkanı’nın kasım ayında Beyaz Saray’a geri dönmesinden bu yana Donald Trump ile ilk yüz yüze görüşmesi için önümüzdeki hafta Washington’a gidecek.

Starmer’ın, Başbakanlık tarafından teyit edilen ziyareti, ABD’nin Rusya ile Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek üzere müzakerelere başladığı ve Avrupa ülkelerini savunma için daha fazla harcama yapmaya çağırdığı bir döneme denk geliyor.

Gazetecilere konuşan Starmer’ın sözcüsü, “Yeni ABD yönetimiyle üzerinde çalışacağımız çok çeşitli konular olacak. Başbakan ticaret, yatırım ve güvenlik alanlarındaki özel ilişkimizi nasıl derinleştirebileceğimizi görüşmek üzere kısa süre içerisinde Başkan [Donald] Trump ile bir araya gelmeyi sabırsızlıkla bekliyor,” dedi.

Başbakanlık sözcüsü gazetecilere yaptığı açıklamada Starmer’ın Avrupa ülkelerini NATO askeri ittifakında daha büyük bir rol oynamaya teşvik edeceğini ama aynı zamanda Amerika’nın Avrupa güvenliğindeki rolünün kritik olmaya devam ettiğini vurgulayacağını söyledi.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English