Diplomasi
Paris’teki Ukrayna toplantısından sonuç çıkmadı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa ülkeleri ile Ukrayna’yı aradan çıkararak doğrudan Rusya ile barış müzakerelerine başlaması üzerine Fransa öncülüğündeki Avrupalılar Paris’te acil eylem planını tartışmak üzere bir araya geldi.
Toplantıya Almanya, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ve NATO şefi Mark Rutte de katıldı.
Britanya ve Fransa’nın destekler göründüğü Ukrayna’ya Avrupalı barış gücü gönderme fikrine Berlin’in soğuk baktığı görülüyor. Avrupalı barış gücü askerlerinin konuşlandırılması fikri konusunda Şansölye Olaf Scholz, “Bu tartışmayı şimdi yapmak için tamamen erken ve tamamen yanlış bir zaman… Açıkçası şunu söylemek isterim ki, insanlar henüz gerçekleşmemiş ve Ukrayna’nın evet demediği barış görüşmelerinin sonuçları hakkında Ukrayna’nın kafasından konuşuyor,” dedi.
Savunma harcamaları konusunda ise Scholz, Avrupa devletlerinin savunma için GSYİH’nin %2’sinden daha fazla harcama yapmak istemeleri durumunda, hükümetinin bu harcamaların Avrupa bütçe açığı hesaplamalarında dikkate alınmamasını desteklediğini söyledi.
Almanya Şansölyesi, ABD ve Avrupa’nın güvenlik konusunda bölünmemesi gerektiğini de savundu.
Starmer: ABD olmadan Rusya’yı caydırmak zor
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ise, Avrupalı liderlerin gerçekleştirdikleri gayri resmi toplantının, “savunma alanında bu meydan okumaya yanıt vermede hayati bir ilk adım” olduğunu savundu.
“ABD’nin NATO’dan ayrılmayacağı açık ama biz Avrupalıların daha fazlasını yapması gerekecek,” diyen İngiliz lider, “yük paylaşımı” meselesinin yeni olmadığını, fakat artık “aciliyet arz ettiğini” ve Avrupalıların hem harcamalar hem de Ukrayna’ya sağladığı kabiliyetler açısından adım atması gerekeceğini kaydetti.
Starmer, Avrupa kendi rolünü oynaması gerektiğini söylerken, kalıcı bir barış anlaşması olması halinde “diğerlerinin yanı sıra İngiliz güçlerini de” sahaya sürmeyi düşünmeye hazır olduğunu, fakat bunun için ABD’nin de desteğine ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
Starmer, “Rusya’yı Ukrayna’ya tekrar saldırmaktan etkili bir şekilde caydırmanın” tek yolunun ABD’nin güvenlik garantileri olduğunu savundu.
Macron: Avrupalılar birlikte yatırım yapmalı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupalı liderlerin bu konuda tüm Avrupalılar, Amerikalılar ve Ukraynalılarla birlikte çalışacaklarını söyledi.
Macron, “Avrupalıların hem bugün hem de gelecek için güvenlik ve savunmalarına daha iyi, daha fazla ve birlikte yatırım yapmaları gerektiğine inanıyoruz,” dedi.
Fransız lider Avrupalıların egemenlik, güvenlik ve rekabetçilik için kendi gündemlerinin uygulanmasını hızlandırmak istediklerini de sözlerine ekledi ve “Hem Ukrayna’yı destekleme hem de savunmamızı geliştirme ve yatırım yapma konusunda Avrupa Komisyonu’nun önerileri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Tusk’tan “savunma kabiliyeti” vurgusu
Toplantıdan önce Ukrayna’ya asker göndermek istemediklerini açıklayan Polonya Başbakanı Donald Tusk, “transatlantik ilişkiler ve ABD ile dostluğun yeni bir aşamada” olduğunu kabul etti.
Tusk, “Bugün bu toplantının aynı zamanda Avrupalı ortaklarımızın Avrupa’nın kendini savunması için çok daha büyük bir kabiliyete sahip olma zamanının geldiğini anladıklarını teyit etmesi kimseyi şaşırtmamalıdır,” diye konuştu.
Tusk ayrıca “savunma harcamalarının artık aşırı harcama olarak değerlendirilmeyeceğine dair… çok önemli bir teyit olduğunu, dolayısıyla aşırı açık prosedürü ve bunun tüm tatsız sonuçları riskiyle karşı karşıya kalmayacağımızı” söyledi.
Danimarka, Rusya’nın Ukrayna’da durmayacağını ileri sürüyor
Tüm Avrupalıların Ukrayna konusunda adım atmasını ve aynı zamanda kendi ülkelerinde savunma harcamalarını artırmasını isteyen Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Rusya’nın şu anda “maalesef tüm Avrupa”yı tehdit ettiğini” öne sürdü.
Rusya’nın Ukrayna’da duracağını sanmadığını ve bu nedenle hızlı bir ateşkes yapılması konusunda çok endişeli olduğunu belirten Frederiksen, ateşkesin Putin ve Rusya’ya “geri dönüp tekrar harekete geçme, Ukrayna’ya ya da Avrupa’da başka bir ülkeye saldırma imkanı verebileceğini” öne sürdü.
Danimarkalı lider, “Avrupa’nın savunma harcamaları söz konusu olduğunda, bir dahaki sefere Avrupa Konseyi’nde bir araya geldiğimizde, mali kurallar ve tüm üye devletlerin savunma harcamalarını artırabilmelerini sağlamak için izlenecek yol konusunda bir anlaşmaya varacağımızı umuyorum,” dedi.
Danimarka askerlerinin gönderilmesi ihtimali üzerine ise pek çok farklı konuyu tartışmaya açık olduklarını, fakat bu duruma gelmeden önce netleştirilmesi gereken gerçekten çok fazla şey olduğunu vurguladı.
Leyen: Savunma konusunda “aciliyet zihniyetine” ihtiyacımız var
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de barış görüşmelerinin AB ve Ukrayna’yı “aktif bir şekilde” içermesini, “çok taraflı düzeni ve uluslararası hukuku” güçlendirmesini ve “aynı zamanda Avrupa’yı da güçlendirmesini” istedi.
Sanchez, “Adil ve kalıcı bir barışla sonuçlanabilecek bu tür görüşmeleri memnuniyetle karşılıyoruz, ancak bunun sahte bir kapanış olamayacağını kendimize hatırlatmalıyız. Geçmişin hatalarını tekrarlayamayız,” dedi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yaptığı açıklamada, “Bugün Paris’te Ukrayna’nın güç yoluyla barışı hak ettiğini bir kez daha teyit ettik. Bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne saygılı, güçlü güvenlik garantileri içeren bir barış. Avrupa, Ukrayna’ya askeri yardım konusunda üzerine düşeni yapmalıdır. Aynı zamanda Avrupa’da savunma alanında bir artışa ihtiyacımız var,” diye konuştu.
Leyen, Avrupa’nın savunma konusunda bir “aciliyet zihniyetine” ihtiyacı olduğunu söyledi.
Meloni rest çekti: Toplantılar Trump karşıtı bir formatta yapılamaz
Öte yandan İtalyan haber ajansı ANSA, Başbakan Giorgia Meloni’nin toplantının sonuçlarıyla ve toplantıya davet edilenlerle hemfikir olmadığını yazdı.
Liderler toplantısına en son Meloni’nin geldiğini bildiren ajansa göre, zirvenin ardından başbakan, Brüksel’in, 27 AB üye ülkesinin ortak kararlar alabileceği tek yer olması gerektiğini söyledi.
Ayrıca toplantıların “Trump karşıtı bir formatta” yapılamayacağını vurgulayan Meloni, “Amerika Birleşik Devletleri barışı sağlamak için çalışıyor ve bizim de oynayacak bir rolümüz var,” diye ekledi.
Meloni ayrıca Kiev için yeterli “güvenlik garantileri” olmadan her türlü müzakerenin başarısız olma riski taşıdığını belirtti. Bu nedenle Meloni “diğer yolların araştırılması” ve her şeyden önce ABD’nin devreye sokulması çağrısında bulundu zira kendi ifadesiyle “Avrupa ve Amerika’nın güvenliği Avrupa-Atlantik bağlamına dayanıyor.”
Macron, Trump ve Zelenskiy ile görüştü
Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Avrupa’nın stratejik özerkliği” gündemi için bastırmakla birlikte, ABD başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi yaptığı açıklandı.
Fransa Cumhurbaşkanlığı ofisinden yapılan açıklamada “samimi görüşmenin” 20 dakika sürdüğü belirtildi.
Bir Beyaz Saray yetkilisi de görüşmeyi “dostane” olarak nitelendirdi ve iki liderin “Ukrayna Savaşı, yarın yapılacak Avrupa ülkeleri toplantısı ve Suudi Arabistan’da ABD’li ve Rus yetkililer arasında yapılacak görüşmeler” hakkında konuştuklarını söyledi.
Macron ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de telefonda görüştü.
Starmer Washington yolcusu
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, ABD Başkanı’nın kasım ayında Beyaz Saray’a geri dönmesinden bu yana Donald Trump ile ilk yüz yüze görüşmesi için önümüzdeki hafta Washington’a gidecek.
Starmer’ın, Başbakanlık tarafından teyit edilen ziyareti, ABD’nin Rusya ile Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek üzere müzakerelere başladığı ve Avrupa ülkelerini savunma için daha fazla harcama yapmaya çağırdığı bir döneme denk geliyor.
Gazetecilere konuşan Starmer’ın sözcüsü, “Yeni ABD yönetimiyle üzerinde çalışacağımız çok çeşitli konular olacak. Başbakan ticaret, yatırım ve güvenlik alanlarındaki özel ilişkimizi nasıl derinleştirebileceğimizi görüşmek üzere kısa süre içerisinde Başkan [Donald] Trump ile bir araya gelmeyi sabırsızlıkla bekliyor,” dedi.
Başbakanlık sözcüsü gazetecilere yaptığı açıklamada Starmer’ın Avrupa ülkelerini NATO askeri ittifakında daha büyük bir rol oynamaya teşvik edeceğini ama aynı zamanda Amerika’nın Avrupa güvenliğindeki rolünün kritik olmaya devam ettiğini vurgulayacağını söyledi.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
Çin, AB’ye yapay zeka ittifakına katılmasını teklif etti

Çin, Avrupa Komisyonu’na, kendi uluslararası yapay zeka ittifakında bir yer teklif etti.
Rapporteur’ün edindiği bilgiye göre, Brüksel kısa süre önce AB hükümetlerine Pekin’in teklifini bildirdi.
Çin ve ABD, bu teknolojiyi yönlendirmek için yeni siyasi yapılar tasarlayarak, daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirme yarışındaki liderliklerini pekiştirmeye çalışıyor.
Bu yarışta en iyi ihtimalle orta düzey bir güç olan Avrupa ise, kendi yapay zeka rotasını nasıl çizeceğine karar veriyor.
Bu yaz Çin, yapay zeka konusunda uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü’nü (WAICO) kurdu.
Başlangıçta 28 ülke daha bu örgüte katıldı; bildirildiğine göre bu ülkeler arasında Rusya, Endonezya ve Kazakistan da yer alıyor.
Şimdi ise WAICO’nun destekçileri arasında AB yürütme organının da yer alabileceği ortaya çıktı.
Görüşmeler hakkında bilgilendirilen üç diplomata göre, salı günü Komisyon, ulusal uzmanlara Pekin’in kendisine bu girişime katılma teklifi sunduğunu bildirdi.
Rapporteur, Pekin’in teklifini doğrulamak için Komisyon’a başvurduğunda, Komisyon yorum yapmadı ve teklife yanıt verip vermediğini de belirtmedi.
Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinin WAICO’ya katıldığı bildirilmedi. Almanya’nın dijital bakanlığı, Ağustos ayında Rapporteur’e bu konuda herhangi bir planı olmadığını belirtmişti.
Avrupa’nın WAICO’ya yönelik şüpheci tutumu şaşırtıcı değil; özellikle de yapay zeka konusunda Çin ile uyum sağlama yönündeki herhangi bir adımın Washington tarafından düşmanca bir hareket olarak değerlendirileceği düşünülürse.
ABD, geçen yılın sonlarında kendi uluslararası teknoloji örgütü olan Pax Silica’yı kurdu. Resmi olarak bu girişim, yapay zeka için karmaşık küresel tedarik zincirini güvence altına almayı amaçlıyor; ancak pratikteki amacı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Avrupa Komisyonu, bu yaz tüm AB adına Pax Silica’yı imzaladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı da Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda ve İsveç gibi birkaç Avrupa hükümetini imza sahibi olarak listeliyor.
Pax Silica’nın ayrıca, tamamen yapay zeka fırsatlarına odaklanan ikincil bir girişimi de bulunuyor.
Bu girişimin imza sahipleri arasında 20 AB hükümeti yer alıyor ama Komisyon’un kendisi yer almıyor.
Ağustos ayında, Reuters bir haberinde, Washington’un Pax Silica’nın yapay zeka fırsatları kısmına imza atanlara, Çin’in WAICO’suna da katılamayacakları konusunda uyarıda bulunmaya hazırlandığını bildirdi.
Bu durum, her iki grubu da potansiyel olarak birbirine zıt yapay zeka blokları olarak resmileştirecek.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi







