Rusya
Patruşev’in Kommersant röportajı: Montrö ihlaline göz yummayacağız

“Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin Montrö konvansiyonunu ihlal ederek daimi donanma bulundurmasına müsamaha göstermeyeceğiz”
16 yıl boyunca Rusya Güvenlik Konseyi sekreterliği görevinde bulunan Nikolay Patruşev altı ay önce başkan yardımcılığına, kısa bir süre sonra da Rusya deniz kolezyumu başkanlığına atandı. Doğrusu, Patruşev’in Güvenlik Konseyi’ndeki yerini eski Savunma Bakanı Şoygu’nun alması değil ama Patruşev’in genel sekreterlikten ayrılması (ama başkan yardımcısı sıfatıyla Konsey’de bulunmaya devam ediyordu) bana şaşırtıcı gelmişti, zira Patruşev, genellikle andığım gibi, “Bay Siloviki”dir — eğer bütün bir Rusya güvenlik bürokrasisini tek bir insan suretinde resmetmek gerekseydi Patruşev gibi çizilirdi. Bununla birlikte iki şey, Patruşev’in rolünün hiç de sınırlanmadığını ortaya koydu: birincisi, 2018’den beri federal hükümette tarım bakanlığı yapan oğlu Dmitriy’in başbakan yardımcılığına terfi etmesiydi; ikincisi ise, Patruşev’in deniz kolezyumunun başkanlığına atanmasıyla birlikte Rusya’nın dünya denizleri siyasetinin daha belirgin hale gelme eğilimi kazanması. Bu sonuncusunu bir çeşit donanma bakanlığı olarak tanımlamak da mümkün; ama görev tanımına bakılırsa başlıca görevi deniz kuvvetleri olmakla birlikte bundan ibaret değil.
Mülakatta bizi kuşkusuz en çok, Montrö ve Karadeniz’le ilgili tek bir cümle ilgilendiriyor. Patruşev ağustos ayından beri neredeyse aynı ifadelerle bu yaklaşımın altını sürekli çiziyor. Dolayısıyla, dikkate alınmasında fayda var.
Aşağıdaki mülakat dün (11 Kasım) Kommersant’ta yayınlandı. Çeviri, daha ziyade ayrıntı saydığım, gemi inşa sektörüyle ilgili son soru ve cevabı dışında eksiksizdir.
—————
“Deniz” meselesine girmeden önce ABD’de yapılan başkanlık seçimleriyle ilgili değerlendirmenizi sormama izin verin. Rusya açısından ABD’de yapılacak iktidar devri olumlu değişiklikler taşıyor mu?
Donald Trump seçimlerde başarılı olmak için belli güçlere dayandı ve bunlar karşısında da taahhütleri var. Sorumlu bir insan olarak bunları yerine getirmekle yükümlü.
Seçim döneminde seçmenleri kendi tarafına çekmek için pek çok beyanat verdi; bunlar da neticede mevcut ABD başkanının idaresinin yürüttüğü yıkıcı dış ve iç siyasete karşı oy kullandılar. Ama seçim kampanyası tamamlandı ve Ocak 2025’te seçilmiş başkanın somut tedbirler alma zamanı gelecek. ABD’de seçim öncesi vaatlerin sonraki eylemlerle genellikle çeliştiği de bilinir.
Bu bağlamda ABD’de bazı uzmanlar, eylemleri Amerikan elitinin, öncelikle de derin devlet denenlerin planlarıyla çelişmesin diye Trump üzerine güçlü bir etki ve baskı uygulanabileceğini ileri sürüyor. Birinci döneminde olduğu gibi. Trump’ın seçilmesi belli ki iktidar ve iş organlarının bazı temsilcilerini açıkça rahatsız ediyor; çokları da Trump’ın güvenliğinden yana endişeli.
Güncel bir meseleye temas ettiniz. Seçim kampanyası sırasında hayatına kastedilmesiyle ilgili iki olayı biliyoruz. Aslında ABD tarihi boyunca başkanların ve başkan adaylarının hayatına mütemadiyen kastedilmiştir — 20’den çok. Görevdeyken katiller tarafından dört ABD başkanı öldürüldü. Bu nedenle ABD gizli servisinin bu tür olaylara geçit vermemesi son derece önemli.
Denizlere gelelim. Batılı uzmanlar ve medya son zamanlarda giderek daha sıklıkla Ukrayna silahlı kuvvetlerinin batı silahlarının da yardımıyla Karadeniz donanmasını neredeyse mağlup ettiğini ileri sürüyorlar. Bu gerçekle örtüşüyor mu?
Ben daha yeni Karadeniz filosunu ziyaret ettim, donanma kıta ve kuvvetlerinin muharebe görevlerinin gidişatını inceledim ve savaş kabiliyetinden, denizden gelecek zorluk ve tehditlere karşı koymaya hazır olduğundan emin oldum.
Karadeniz’de donanmamızın bozgunu filan yok. Üstelik, Kiev’in bu bölgedeki saldırgan eylemlerinin NATO uzmanları tarafından koordine ediliyor olmasına rağmen bu böyle.
Batılılar, Rusya’nın Karadeniz’de dimdik durduğunu ve bu bölgedeki mevzilerimizin zayıf düşmesine izin vermeyeceğimizi akıllarına sokmalılar. Dahası, Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin Montrö konvansiyonunu ihlal ederek daimi donanma bulundurmasına da müsamaha göstermeyeceğiz.
Rusya dünyanın önde gelen donanma güçlerinden biri olma statüsünü sıkıca koruyor; donanmamız başta nükleer caydırıcılık olmak üzere verilen bütün görevlerini kendinden emin bir şekilde yerine getiriyor. Daha yakınlarda nükleer denizaltı kruvazörlerimiz “İmparator Aleksandr III” ile “Krasnoyarsk” Kuzey donanması harekat bölgesinden Pasifik donanması üs bölgelerine buzdağlarının altından ulaşma görevini tamamladılar; geçtikleri mesafe 4 bin deniz milini aştı. Bu tür operasyonlar, ülkemizin nükleer doktrininin revize edilmesi bağlamında da özel bir önem taşıyor. Hasımlarımız, Rusya’nın deniz nükleer kalkanının daima ülkemizi korumak için tetikte olduğunu bilmeli. Donanmamızın diğer bileşenleri, kuvvetleri ve araçları da gelişiyor.
Baltıklardaki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? NATO üyesi ülkelerin kimi resmi temsilcileri Baltık denizinin artık esas itibariyle bir NATO denizi olduğunu söylüyorlar. Geçenlerde Almanya’nın Rostock şehrinde NATO’un çokuluslu deniz taktik karargâhı da açıldı…
Amerikalılar ve Avrupalı müttefikleri Baltık denizini militarize etme yolunu tuttular. Gerçi bu batı için geleneksel bir siyaset. İngilizler ve Fransızlar daha Kırım savaşı sırasında Kronştadt’ı ele geçirmeyi amaçlıyordu; Almanlar ise her iki dünya savaşında da Rusya’nın Baltık kıyısında tutunmaya çalışıyordu. Ama Baltıklı denizcilerimiz saldırganın hesaplarını daima bozguna uğrattı.
Mevcut durumda Baltık’ta güvenliğin temini son derece önemli askeri-siyasi bir görevdir. İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girmesinden beri, Kuzey Akım’ın havaya uçurulduğu da hesaba katılarak, Rusya toprak bütünlüğünü ve iktisadi egemenliğini koruyacak ek tedbirler alıyor.
Hatırladığım kadarıyla siz, boru hattının havaya uçurulmasında “Ukrayna izi” konusunda şüphelerini ifade eden ilk kişilerden birisiniz. Bu hikayeyle ilgili batılı resmi görevlilerden ve medyadan birbiriyle çelişen pek çok haber yayılıyor. Bunun arkasında Ukrayna’nın olmadığına dair görüşünüzü değiştirmediniz mi?
Kuzey Akım’a yönelik terör eylemi meselesinde gerçekten de ilginç ayrıntılar su yüzüne çıkıyor. Danimarkalı denizcilik yetkilileri bile olayın arifesinde Amerikan gemilerinin patlama bölgesinde olduğunu gizlemiyor. Kaldı ki, yabancı ülkelerin deniz kuvvetlerinin kabiliyetleriyle ilgilenen herkes, Ukrayna donanmasının derin denizlerde bir terör saldırısı gerçekleştirmek için ne ekipman ne de eğitimli uzmana sahip olduğunu bilir. Bu çapta bir sabotajı ancak NATO ülkelerinin özel kuvvetleri gerçekleştirebilir.
Bu nedenle şansölye Scholz’un sabotajdan bir takım Ukraynalıları suçlayıp güya bağımsız bir soruşturma çağrıları kulağa saçma geliyor.
ABD Almanya’yı kalkınması için çok gerekli olan Rusya enerji kaynaklarından bilinçli şekilde yoksun bırakıyor; Almanya’nın bugünkü yönetimi de aslında Alman ekonomisini yerle bir edenlerle birlikte hareket ediyor.
Aldığımız istihbarata göre Amerikalılar ve İngilizler Kuzey Akım sabotajına kendi iktisadi menfaatlerini ileri sürmenin pek çok yönteminden biri gözüyle bakıyor. Başka altyapı tesisleri, mesela bütün dünyada bağlantı sağlayan denizaltı fiber-optik kabloları da bunların saldırılarına maruz kalabilir.
Peki size göre bütün bunların arkasındaki plan nedir?
Tek bir kelimeyle ifade etmek mümkün: kaos. Batının hegemonyası sarsılmaya başladığından beri Washington enerji pazarını, deniz taşımacılığını istikrarsızlaştırmak yolu da dahil, kaotize etmeye karar verdi. Ayrıca Amerikalıların göz yummasıyla Yakındoğuda ve stratejik önem taşıyan diğer bölgelerde durum gene gerginleşiyor. Amerikan donanmasının İran körfezindeki varlığı ve bunların güya deniz seyrüseferinin güvenliğini sağlamaya yönelik eylemleri, Husilere yapılan saldırılar da dahil, bölgedeki gerilimi tırmandırma planlarını gizleyen perdeden başka bir şey değil. Ayrıca, enerji kaynaklarının tedarikine büyük ihtiyaç duyan Çin ve Hindistan’ı iteklemek için de. Aynı zamanda, enerji pazarının yeniden paylaşılmasının şartlarını yaratmak için.
Yalnız Amerikalılar tarihi unutuyor. 1980’lerde İran körfezinde tanker savaşı yaşanmıştı. O zaman küresel sigorta sektörü neredeyse çökmüş, dünya ölçeğinde bir enerji krizi başlamıştı. Reagan yönetimi bunu önlemek için muazzam kaynaklar harcamak zorunda kalmıştı.
Devasa devlet borçlarını sırtlanmış olan bugünkü Amerika’nın bu yeni krizle başa çıkıp çıkamayacağını söylemek güç.
Vaktiyle İngiltere de denizlerin hakimiydi, ama zamanla taşıyamayacağı bir yükü sırtlandığı ortaya çıktı. Kuvvetini abartmıştı ve neticede iflas etti, denizlerdeki kudretini kaybetti, bu da birçok açıdan Britanya imparatorluğunun çökmesine katkıda bulundu. Bi zamanların kudretli Britanya donanmasının bugün nasıl göründüğüne bakın. İngiliz donanmasındaki gemilerde üçte biri bulan personel eksiği var. Donanmada görev yapmanın itibarı yok. Denizlerdeki kudretin gerilemesi bugün ABD’de gözleniyor. Kağıt üzerinde muazzam bir donanmaları var, gerçekteyse denizcilerin muharebe ruhu zayıf, kronik bir personel yetersizliği var, tersane işletmelerinde tamir kabiliyetinde ve işçi sayısında yetersizlik var.
Bütün bunlar problematik olsaydı eğer batılı medya herhalde yazardı, ama bu pek de gözlenmiyor.
Batı dünyasında kendi gözündeki çöpü görmeyip başkasının gözündeki merteği görmek adettendir. Öte yandan, ABD donanması denizcilik enstitüsü, Amerikan LCS tipi Amerikan kıyı muharebe gemileri programının tasarımındaki başarısızlık yüzünden iflas ettiğini itiraf ettiği için Beyaz Saray tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Yani Amerikalı uzmanların bile ABD’de üretilen ürünlerin kalitesinden şüphe etmelerine izin verilmez.
Sizi bu düşünceye götüren nedir?
Örneğin, üretilen havacılık araçlarında teknolojik problemler olduğunu açıklayan Boeing korporasyonu çalışanlarının esrarengiz bir şeklide ölümü, yaygın bilinen örneklerden.
Peki Rusya, denizlerdeki hasımlarına nasıl karşı koyabilir?
Dünya denizlerindeki rolümüzü artırmalı, bu bağlamda dost ülkelerle karşılıklı ilişki içinde kendi imkanlarımızı genişletmeliyiz.
BRICS ülkelerinin denizcilik alanında muazzam bir potansiyeli var. Denize çıkışı olmayan biricik BRICS ülkesi Etiyopya bile deniz ticaretine şüphe götürmez bir ilgi duyuyor.
Esasen, BRICS devletlerinin coğrafi konumu da bize, dünya denizlerinde birlikte çalışma olmaksızın edemeyeceğimizi gösteriyor. Burada mevzubahis olan istikrarın ve deniz iletişiminde güvenliğin korunması, gemi inşası, liman altyapısının geliştirilmesi alanında, deniz personelinin hazırlanmasında, yeni teknolojilerin uygulanmasında ortak çabaların yoğunlaştırılması.
Başkan Putin Kazan’daki BRICS etkinliğinde Kuzey Deniz Yolu’na, buzkıranların inşa ve kullanılmasına özel bir önem verdi. Kuzey Deniz Yolu’nun geliştirilmesi konusunu siz de geçtiğimiz günlerde Murmansk’taki toplantıda görüştünüz. Arktik’te sivil seyrüseferin geliştirilmesi hangi istikametlerde planlanıyor?
Kuzey Deniz Yolu çok büyük bir gelecek vaat ediyor. Bu yol yılın her ayında kullanılabilen milli bir deniz taşımacılık rotası haline gelmeli. Büyük Kuzey Deniz Yolu’nu Murmansk’tan Vladivostok’a kadar geliştirmek, mevcut taşımacılık altyapısıyla, iç su yollarıyla, gelişen demiryolu ağlarıyla, yeni derin deniz limanlarının inşasıyla bağlarını kurmak şart. Büyük Kuzey Deniz Yolu projesinin hayata geçmesi için de arktik gemi inşasının geliştirilmesi önem taşıyor.
Geçtiğimiz hafta dördüncü seri genel nükleer buzkıran Çukotka denize indirildi. Mevcut bulunan ve inşası devam eden buzkıran filosunun dünyada bir benzeri daha yok.
Rusya, atom yakıtı kullanan gemilerin inşasında dünyada lider durumunda ve dünyada nükleer buzkıran filosuna sahip olan tek ülke.
Mevcut güçlüklere rağmen buzkıran filomuzun imkanlarını genişletmek, bunu Rusya’da geliştirilen ve üretilen sistemleri kullanarak, yerli ekipman ve yedek parçaları kullanarak yapmak şart.
Rusya
Moskova’da akaryakıt tedariki aksaklığı kısmen çözüldü

Rus petrol şirketi Tatneft, Moskova ve civarındaki akaryakıt istasyonlarında benzin ile dizel tedarikinde herhangi bir sorun yaşanmadığını açıkladı. Şirket, daha önce uygulamaya koyduğu bazı yakıt sınırlandırmalarını esnetirken, AI-95 tipi benzin için belirlenen limitlerin geçerliliğini koruduğunu bildirdi.
Rusya merkezli petrol şirketi Tatneft, başkent Moskova ve Moskova Oblastı’ndaki akaryakıt istasyonlarında benzin ve dizel yakıt tedarikinde herhangi bir aksaklık bulunmadığını duyurdu.
Şirket yetkilileri, TASS haber ajansına yaptıkları açıklamada istasyonlarda yakıt bulunabilirliği konusunda bir sorun yaşanmadığını belirtti.
Konuyla ilgili olarak Tatneft yetkilileri, Moskova’ya yönelik benzin ve dizel sevkiyatının planlanan şekilde devam ettiğini ve başkentteki istasyonların tedarik süreçlerinde bir problem olmadığını doğruladı.
Tatneft tarafından yapılan açıklamada, “Moskova bölgesindeki Tatneft akaryakıt istasyonu ağında benzin ve dizel yakıt bulunabilirliği açısından bir sorun yoktur; daha önce AI-95 tipi benzin için getirilen 30 litrelik limit ise geçerliliğini korumaktadır” ifadesine yer verildi.
Kısıtlamalar kademeli olarak esnetildi
Tatneft, akaryakıt istasyonlarında benzin ve dizel satışı için geçici sınırlandırmalar getirildiğini ilk olarak 16 Haziran günü duyurmuştu.
O dönemde şirketin destek hattından yapılan bilgilendirmede, binek araçlar için benzin satışının 30 litre, dizel yakıt satışının 60 litre, kamyonlar için dizel satışının ise 300 litre ile sınırlandırıldığı aktarılmıştı.
Bu karardan bir gün sonra şirket, AI-92 tipi benzin ve dizel yakıt satışındaki sınırlandırmaların kaldırıldığını ve bu ürünlerin serbestçe satıldığını, ancak AI-95 tipi benzin için belirlenen limitlerin uygulanmasına devam edildiğini açıkladı.
Interfax ajansı, Tatneft istasyonlarının bir kısmında limitlerin yanı sıra ödemelerin yalnızca nakit olarak kabul edilmesi yönünde bir kısıtlama uygulandığını yazmıştı.
Buna karşılık Fontanka gazetesi, şirketin bu iddiayı doğrulamadığını aktardı. Şirketin destek hattından verilen bilgide ise bazı istasyonlarda banka terminalleri ve mobil uygulamaların çalışmasında geçici teknik aksaklıklar yaşandığı, bu nedenle yakıt kartlarının kullanımında zorluklar çıkabildiği ifade edildi.
Rusya’nın bazı bölgelerinde yakıt tedarikine ilişkin aksaklıklar mayıs ayının sonlarında gündeme gelmişti. Kırım ve Sivastopol yönetimlerinin yanı sıra Kuban ile Udmurtya yetkilileri de istasyonlarda yakıt sıkıntısı yaşandığını bildirmişti.
Benzer şekilde Donetsk ve Lugansk bölgelerindeki akaryakıt istasyonlarında da yetersizlikler kaydedilmiş ve buralarda da satışlara yönelik sınırlandırmalar getirilmişti.
Rusya Enerji Bakanlığı, iç yakıt piyasasındaki durumun istikrarlı ve kontrol altında olduğunu vurgulamıştı. Federal Tekelcilikle Mücadele Servisi (FAS) yetkilileri de iç piyasada arz güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tüm önlemlerin alınmakta olduğunu kaydetmişti.
Haziran ayının başlarında Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ilgili kurumlara iç yakıt piyasasını istikrara kavuşturacak önlemler üzerinde çalışılması talimatını vermişti.
Bu kapsamda, tedarik hacmini artırmak amacıyla Belarus ile istişarelerin yürütülmesi de görevler arasında yer almıştı.
Rusya
İHA saldırısı Moskova’da hava ulaşımını vurdu

Moskova hava sahasına yönelik yoğun insansız hava aracı saldırılarının ardından bölgedeki havalimanlarında 527 uçuş ertelendi veya iptal edildi. Rusya Federal Sivil Havacılık Kurumu, bazı kısıtlamaları kaldırırken havayolu şirketleri uçuş takvimlerinde düzenlemeye gitti. Yetkililer yolculara havalimanlarına gitmeden önce sefer durumlarını kontrol etme çağrısı yaptı.
Moskova havacılık merkezindeki havalimanlarında, insansız hava araçlarıyla düzenlenen yoğun saldırıların ardından 527 uçuş ertelendi veya iptal edildi.
Shot kanalının aktardığına göre, en karmaşık durumun yaşandığı Şeremetyevo Havalimanı’nda saat 11.00 itibarıyla gidiş yönünde 50 uçuş iptal edilirken, 71 uçuş ertelendi. Havalimanına geliş yönünde ise 60 uçuşun iptal edildiği, 76 uçuşun ise ertelendiği bildirildi.
Vnukovo Havalimanı’ndan kalkması planlanan 24 uçuş iptal edilirken, 56 uçuşta gecikme yaşandı. Vnukovo’ya iniş yapması planlanan uçaklardan 17’sinin seferi iptal edilirken, 77’sinin inişi ertelendi, toplamda 94 uçak havalimanına ulaşamadı.
Farklı havalimanlarında son durum
Domodedovo Havalimanı’ndan kalkış yapması planlanan uçuşlardan 9’u iptal edildi, 16’sı ise ertelendi. Geliş yönünde ise 10 uçuş iptal edilirken, 56 uçuşta gecikme yaşandı.
Jukovski Havalimanı’nda ise gidiş yönünde en az 4 uçuş ertelenirken, geliş yönünde 1 uçuş iptal edildi.
Rusya Federal Sivil Havacılık Kurumu (Rosaviatsia), saat 11.24’te Vnukovo Havalimanı’ndaki kısıtlamaların kaldırıldığını açıkladı. Şeremetyevo Havalimanı’ndaki kısıtlamaların ise daha önce kaldırıldığı bildirildi.
Domodedovo ve Jukovski havalimanlarının ise uçuşları koordineli olarak kabul ettiği ve uğurladığı aktarıldı. Moskova Belediye Başkanı’nın paylaştığı verilere göre, gece ve sabah saatlerinde Moskova yakınlarında 194 Ukrayna insansız hava aracı düşürüldü.
Havayolu şirketleri takvimlerini güncelledi
Sadece Aeroflot ve yan kuruluşu olan Rossiya havayolu şirketi, Moskova yönüne ve Moskova’dan yapılacak 170’ten fazla uçuşu iptal etti.
Saat 11.00 itibarıyla Moskova çıkışlı 80’den fazla, Moskova varışlı ise 90’dan fazla uçuş iptal statüsünde yer aldı. Gecikme yaşanan uçuş sayıları ise sırasıyla 50 ve 60’ın üzerinde kaydedildi.
Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR) tarafından aktarılan bilgilere göre, S7 ve Nordwind havayolu şirketleri de Moskova havalimanlarının kapatılması nedeniyle 18 Haziran uçuş takviminde güncelleme yapıldığını duyurdu. S7 şirketi Moskova yönündeki bazı uçuşlarını ertelerken, bazı uçuşlarını ise iptal etti.
Nordwind ise Şeremetyevo kalkışlı bazı uçakların hareket saatlerini değiştirdi.
Yolculara, havalimanına gitmeden önce uçuş durumlarını şirketlerin internet sitelerinden ve çevrimiçi panolardan kontrol etmeleri tavsiye edildi.
S7 ve Aeroflot, uçuşu iptal edilen yolculardan havalimanlarına gelmemelerini talep etti.
Rusya
Rusya vatandaşları Türkiye’de konut alımında 50 aydır lider

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Rusya vatandaşları, Mayıs 2026 itibarıyla Türkiye’de yabancılara yapılan konut satışlarında üst üste 50. kez birinci sırada yer aldı. Sektör uzmanları, Rus alıcıların piyasadaki bu ağırlıklı konumunun en az 1,5 ile 2 yıl daha devam edeceğini öngörüyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Mayıs 2026’da Rusya vatandaşları Türkiye’de yabancılara yapılan konut satışları listesinde ellinci kez üst üste birinci sırada yer aldı.
Aylık olarak açıklanan istatistiklerde Rusya vatandaşları, liderlik konumunu Nisan 2022’den bu yana kesintisiz şekilde koruyor.
TÜİK verilerine göre, mayıs ayında Rusya vatandaşları Türkiye’de 268 konut satın alarak yabancı alıcılar arasında ilk sırada yer aldı. Listede ikinci sırayı 125 konut alımıyla İran vatandaşları alırken, üçüncü sıraya 88 konut satın alan Ukrayna vatandaşları yerleşti.
Liderliğin 1,5 ile 2 yıl daha sürmesi bekleniyor
Sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine göre, Rusya vatandaşlarının Türkiye gayrimenkul piyasasındaki ağırlığının önümüzdeki 1,5 ile 2 yıllık süreçte devam etmesi bekleniyor.
Enflasyon baskısının sürdüğü ve birikimlerin korunması ihtiyacının öne çıktığı mevcut koşullarda, Rus özel sermayesi uluslararası risk dağıtımı için alternatif araçlar aramayı sürdürüyor.
Gayrimenkul şirketi GZHA.rf Genel Direktörü Aleksey Kotlov, RBK gazetesine verdiği demeçte, Türkiye’nin sunduğu yüksek kaliteli konutların ve şeffaf ödeme sistemlerinin Rus alıcıları cezbeden temel unsurlar olduğunu ifade etti.
Uluslararası yatırımcı ve geliştirici Farukh Parpiev ise Rusya vatandaşlarının Türkiye gayrimenkul piyasasındaki bu lider konumunun değişmesini ancak iki unsurun tetikleyebileceğini belirtti.
Parpiev, bu unsurları Rus ve Türk bankaları arasındaki sınır ötesi ödemelerin teknik olarak engellenmesi veya diğer ülkelerin daha cazip yatırım programları başlatması olarak sıraladı. Ancak uzman isim, yakın gelecekte bu iki senaryonun da gerçekleşmesini beklemediğini ekledi.
Türkiye’deki konutların tercih edilme nedenleri
Aleksey Kotlov, Rus alıcıların Türkiye’de konut edinirken ağırlıklı olarak rasyonel yatırım gerekçeleriyle hareket ettiğini açıkladı. Kotlov, turizm bölgelerindeki konutların kiralanmasının mülk sahibine döviz bazında ortalama yüzde 6 ile yüzde 8 oranında yıllık getiri sağladığını, doğru konumlandırılmış ve iyi yönetilen projelerde bu oranın daha da yükselebileceğini kaydetti.
Yaklaşık 400 bin dolar sınırındaki yatırım yoluyla vatandaşlık programının varlığına da değinen Kotlov, bunun yatırımcılar için birincil motivasyon kaynağından ziyade ek bir kolaylık olarak görüldüğünü aktardı.
Farukh Parpiev, Türkiye gayrimenkul piyasasının diğer ülkelerde eşine az rastlanır imkanları bir arada sunduğunu belirtti. Parpiev; gelişmiş şehir ve resort altyapısı, uluslararası okul ile tıp merkezlerinin varlığı ve Rusya ile olan coğrafi ve lojistik yakınlığın bu süreçte etkili olduğunu dile getirdi.
Yatırımcıların riskleri dağıtmak adına çok para birimli portföylere yöneldiğini de sözlerine ekleyen Parpiev, Türkiye’nin yanı sıra Tayland, Birleşik Arap Emirlikleri ve Sırbistan gibi ülkelerin de kira getirisi ve sermaye koruma açısından ilgi gördüğünü ifade etti.
TÜİK verilerine göre, Mayıs 2026’da yabancılara toplam 1387 konut satışı gerçekleştirildi. Bu veri, Mayıs 2025’e kıyasla yüzde 27 oranında bir düşüşe işaret ediyor.
Mayıs 2026’da yabancılara yapılan konut satışlarının Türkiye genelindeki toplam konut satışları içindeki payı yüzde 1,5 olarak kaydedildi. Bu oran, Mayıs 2025’te yüzde 1,4 seviyesinde gerçekleşmişti.
TÜİK verilerine göre Rusya vatandaşları, 2025 yılı genelinde de Türkiye’de toplam 3,64 bin konut satın alarak yabancı alıcılar arasında ilk sırada yer almıştı.
Amerika2 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş2 hafta önceİran Krizi ve Bilinçli Anlamsal Kaosun Yükselişi
Görüş1 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya3 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti








