Asya
Pekin’in Yeni Soğuk Savaş’a itiraz belgesi: “Ortak Geleceğin Küresel Topluluğu”

Çin Halk Cumhuriyeti, “Ortak Geleceğin Küresel Topluluğu” vizyonunu ilkeler ve eylemler düzeyinde açıkladığı beyaz kitap yayımladı. Küresel düzeyde yaşanan büyük değişime atıf yapılan beyaz kitapta Çin’in gelecek için insanlığa önerdiği temel politika önerileri anlatıldı.
Salı günü yayımlanan beyaz kitap Çin Halk Cumhuriyeti’nin küresel değişim ve dönüşüme teorik ve pratik yaklaşımını ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. “Ortak Geleceğin Küresel Topluluğu: Çin’in Önerileri ve Eylemleri” başlıklı beyaz kitabın temel felsefesi güç kullanımına dayalı politikayı reddetmeye dayanıyor.
Sıfır toplamlı oyunun başarısız olmaya mahkum olduğu” belirten beyaz kitapta “mutlak güvenlik” ve “tekelci avantajlar” peşinde koşan ülkelerin kendi kalkınma gelişimlerine bir katkıları olmadığı uzun vadede ise dünya için tehdit oluşturduğu değerlendirmesi yapılıyor.
Yeni Soğuk Savaş’a itiraz
Çin’in yayımladığı beyaz kitapta “yeni çağın yeni fikler gerektirdiği” ifade ediliyor ve “üstün güç takıntısının” çağın ihtiyaçlarıyla çeliştiği ifade ediliyor.
Beyaz kitapta, ortak bir geleceğe sahip küresel bir toplum inşa etmek için izlenmesi ve uygulanması gereken ilkeler şu şekilde sıralanıyor: Açıklık, kapsayıcılık, karşılıklı fayda, eşitlik ve adalet ilkesi.
Beyaz kitapta uyğarlık çatışması tezine itiraz edilerek bir sistem ya da uygarlığın yerine bir başkasını koymanın yanlış olduğu vurgulanıyor. Belgede dünyada farklı sosyal sistemlere, ideolojilere, tarihlere, ortak haklara ve küresel meselelerde ortak sorumluluklara sahip ülkeler olduğu belirtiliyor.
Soğuk Savaş’ın ve güç politikalarının modası geçtiği vurgulanan metinde uluslararası ilişkiler için yeni bir yaklaşım gerekiyor.
Beyaz kitaba ilişkin Global Times’te yer alan haberde “Ortak geleceğin küresel topluluğu kavramı, Çin’in derin kültürel mirası ve eşsiz modernleşme deneyiminde derin köklere sahiptir. Beyaz kitapta, Çin’in diplomatik geleneklerini ileriye taşıdığı ve diğer tüm medeniyetlerin olağanüstü başarılarından yararlandığı belirtildi. Aynı zamanda Çin’in zamanın ötesine geçen tarihi geleneklerini, zamanın belirgin özelliklerini ve insani değerlerin zenginliğini de ortaya koymaktadır” ifadeleri yer alıyor.
“Küçük bahçeler yüksek çitler kurmayalım”
Beyaz kitap ayrıca, ekonomide korumacı yaklaşımlar ve politikalar reddedildi. “Ortaklaşa açık bir dünya ekonomisi inşa etmek için” ülkelerin açıklık politikası izlemesi gerektiği belirtildi. Korumacılığa, tek taraflı yaptırımlara ve azami baskı taktiklerine başvurulmayan “yeni bir ekonomik küreselleşme türü” inşa edilmesi gerektiği savunuldu.
Beyaz kitapta, Batı’nın Çin’e yönelik “ekonomik tehdit” değerlendirmelerine de yer verildi. Beyaz kitaba göre bazı ülkeler Çin’den ayrışmaya çalışarak kendilerini “küçük bahçeler, yüksek çitler” ile çevreliyor. Bu politikanın gerei tepeceği belirtiliyor.
Batı’da son dönemde Çin’e yönelik üretilen “bağımlılığı azaltma” ve “riski azaltma” çağrılarının abartılı bulunduğu beyaz kitapta bu politikanın yeni riskler yaratmak anlamına geldiği savunuluyor.
“Kuşak ve Yol jepolitik bir ittifak değil”
2013 yılında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ilan edilen Kuşak ve Yol İnisiyatifi hakkında yaratılan soru işaretlerine de yanıt verilen metinde Kuşak ve Yol’un “jeopolitik, askeri bir ittifak için değil ekonomik iş birliği için yaratılan bir girişim olduğu” yazıldı.
Kuşak ve Yol’un herhangi bir üçüncü tarafı hedef alınmadığı belirtilen beyaz kitapta, inisiyatifin açık ve kapsayıcı bir süreç olduğu kaydedildi.
Temmuz 2023 itibariyle dünyadaki ülkelerin dörtte üçünden fazlasının ve 30’dan fazla uluslararası örgütün Çin ile Kuşak ve Yol işbirliği anlaşmaları imzaladığı bilgisi verildi.
Global Times’ta yer alan haberde “Kuşak ve Yol Çin’de ortaya çıkmıştır ancak yarattığı fırsatlar ve kazanımlar tüm dünyaya aittir” denilerek projenin bütün insanlığa ait olduğu vurgulandı.
Metinde ayrıca Kuşak ve Yol Girişimi’nin yanı sıra Küresel Kalkınma Girişimi, Küresel Güvenlik Girişimi ve Küresel Medeniyet Girişimi, ortak bir geleceğe sahip küresel bir toplumun inşası için önemli bir mihenk taşı haline geldiği ifade edildi.
“Çin sorumlu büyük ülke rolünü oynayacak”
Beyaz kitapta, Çin’in son dönemde küresel düzeyde artan bir tempoda yoğunlaştığı arabulucuk çabalarına da yer verildi.
Çin’in, Kore Yarımadası, Filistin, İran nükleer sorunu, Suriye ve Afganistan gibi uluslararası ve bölgesel parlama noktalarının çözümü için çaba göstereceği sorumlu bir büyük ülke olarak rolünü yerine getirmeye kararlı olduğu belirtildi.
Çin’in Ukrayna konusunda barış görüşmelerini aktif bir şekilde desteklediği belirtilen metinde Çin’in arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ve İran’ın bu yılın başlarında tarihi bir uzlaşmaya vardığı kaydedildi.
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor






