Bizi Takip Edin

AMERİKA

Pentagon’dan Tayvan’a 619 milyon dolarlık F-16 mühimmatı satışı

Yayınlanma

Pentagon’a bağlı Savunma ve Güvenlik İşbirliği Ajansı (DSCA), çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Tayvan’a 619 milyon dolarlık F-16 mühimmatı ve ilgili ekipman satışı için ön onay verdiğini söyledi.

DSCA’nın internet sitesinden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Dışişleri Bakanlığı, F-16 mühimmatlarının ve ilgili ekipmanın ABD’deki Taipei Ekonomik ve Kültürel Temsilcilik Ofisine, tahmini maliyeti 619 milyon dolar karşılığında olası bir Yabancı Askeri Satışını onaylayan bir karar aldı” denildi.

Bu olası satışı bildiren gerekli sertifikanın Kongre’ye bugün teslim edildiği kaydedildi.

Açıklamada, Tayvan’ın ABD’deki temsilciliğinin 100 adet AGM-88B Yüksek Hızlı Radyasyon Önleyici Füze (HARM), 23 adet HARM eğitim füzesi, 200 adet AIM-120C-8 Gelişmiş Orta Menzilli Havadan Havaya Füze ( AMRAAM), ayrıca dört adet AIM-120C-8 AMRAAM Güdüm Bölümü ve 26 adet LAU-129 çok amaçlı fırlatıcı talep ettiği belirtildi.

“Önerilen satış, alıcının hava sahasının savunmasına, bölgesel güvenliğine ve ABD ile birlikte çalışabilirliğini sağlama kabiliyetine katkıda bulunacaktır. Alıcı, bu ekipmanı silahlı kuvvetlerine çekmekte hiçbir zorluk çekmeyecektir” denilen açıklamada, “Bu ekipmanın önerilen satışı ve desteği, bölgedeki temel askeri dengeyi değiştirmeyecek” vurgusu yapıldı.

ABD yapımı F-16 savaş uçaklarında kullanılan söz konusu füze ve donanımlar, ABD’li savunma şirketleri Raytheon ve Lockheed Martin tarafından üretiliyor.

Silah satışına verilen onayın, Çin’in tepkisini çekmesi bekleniyor. Çin Ticaret Bakanlığı, daha önceki silah satışları nedeniyle iki şirkete ithalat ve ihracat yasağı getirmişti.

ABD’nin geçen hafta da Tayvan’daki askeri birliklerini 4 katına çıkaracağı duyurulmuştu. The Wall Street Journal, ABD yetkililerine dayandırdığı haberinde, Washington’ın, bir yıl önce yaklaşık 30  askeri olan adaya önümüzdeki aylarda 100 ila 200 asker konuşlandırmayı planladığını yazmıştı. Yeni askeri konuşlandırmanın amacı ise, Taipei’ye kendini savunması için ihtiyaç duyduğu yeteneklerin sağlanmaya çalışılacağı özel bir eğitim programı geliştirmek olarak sunuluyor.

AMERİKA

Kenya polisi Haiti’deki limanı ele geçirdi

Yayınlanma

Kenya öncülüğündeki “Barış Misyonu”, uzun bir süredir silahlı çetelerin egemenliğinde olan başkent Port-au-Prince’teki ana limanı ele geçirdi.

Yetkililer, Çok Uluslu Güvenlik Desteği (MSS) misyonuna bağlı ekibin 17 Temmuz Çarşamba günü, 6 Mart 2024 tarihinde çetelerin eline geçen Auorite Portuaire Nationale (APN) limanını yeniden ele geçirmeyi başardığını söyledi.

Bu gelişme, Haiti Başbakanı Garry Conille’in çetelerin kontrolündeki 14 belediyede olağanüstü hal ilan etmesiyle birlikte yaşandı.

Haiti, “çete şiddetini bastırma” misyonundaki ilk Kenyalı subayları bekliyor

Conille, “Haiti Silahlı Kuvvetleri ve MSS’nin desteğiyle Haiti Ulusal Polisine, etkilenen bölgelerde kademeli olarak konuşlanma ve operasyon başlatma yetkisi veriyorum,” dedi.

Başbakan olağanüstü hal ilan ederek hükümete harekete geçmesi, çeteleri ortadan kaldırması ve devlet otoritesini yeniden tesis etmesi için ihtiyaç duyduğu araçları vermiş oldu.

Başbakan, “Size her zaman Haiti’nin yok olmayacağını ve bu savaşı kaybetmeyeceğini söylediğimi unutmayın,” dedi.

Haiti’ye fiili ABD müdahalesi başladı: Seçilmemiş Başbakan Henry istifa edecek

MSS ekibinin komutanı Godfrey Otunge, operasyon sırasında direnen bir çeteyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Çeteler limanda, insani yardım da dahil olmak üzere gıda, tıbbi ve diğer malzemelerin sorunlu Karayip ülkesine girmesini engelliyordu.

Liman, Birleşmiş Milletler tarafından çoğu kendi başının çaresine bakamayacak durumda olan halka insani yardım ulaştırmak için kullanılan Haiti’ye kalan giriş noktalarından biriydi.

Can kaybı olmadan sona eren çatışma, Toussaint Louverture Uluslararası Havaalanı’ndan Autorite Portuaire Nationale limanına giderken yaşanan ilk çatışmaydı.

Emperyalist müdahale zilleri Haiti için çalıyor

Otunge, “Çatışmalar devam ederken hem Kenyalı hem de Haitili ajanlar şehrin çeşitli noktalarında pozisyon aldılar ve mart ayından bu yana girilmesi yasak bölge olan limana erişim sağlamayı başardılar,” dedi.

Ekibin diğerlerinin yanı sıra limanı, ana havaalanını, başkanlık sarayını, ana hastaneleri ve ana otoyolları ele geçirmesi bekleniyor.

Limanın ele geçirilmesi, aynı güvenlik görevlilerinin Port-au-Prince’deki Üniversite Hastanesini ele geçirmeyi başarmasından sadece 10 gün sonra gerçekleşti. Hastane, çetelerin bölgenin kontrolünü ele geçirdiği mart ayından bu yana kapalıydı.

Operasyonda kullanılan MaxPro zırhlı araçları, ABD hükümeti tarafından tedarik edilen ve Pentagon’un stokunun bir parçası olan Mayınlara Dayanıklı Pusu Korumalı (MRAP) bir kamyon.

Haiti’de tekerrür eden tarih: Yine ‘barış gücü’ gidiyor

Otunge, 14 şehirde olağanüstü hal ilan edilmesiyle ilgili olarak, Haiti hükümetinin “cesur ve kararlı adımının” silahlı çetelerle mücadeleye yardımcı olacağını ve sonunda “devleti felç eden şiddeti” ortadan kaldıracağını savundu.

Otunge yaptığı açıklamada, “MSS olarak Haiti halkına ve Hükümetine, çetelerle mücadele etmek ve ülkeyi sonu gelmeyen suç batağından kurtarmak için gerekli çabayı gösterecekleri konusunda güvence veriyoruz. Haiti’ye giden MSS ekibi, Kenya’dan gelen ikinci birlikten bir ay sonra önemli başarılar ve kilometre taşları kaydetmeye devam ediyor. Ekip, çetelerin kontrolünde olan devlet hastanesini geri aldıktan sonra Haiti’deki operasyonlarını yürütmeye devam edecek,” dedi. 

Kenya’nın yanı sıra Haiti’ye memur gönderme taahhüdünde bulunan diğer ülkeler arasında Benin, Jamaika, Bahamalar, Belize, Barbados, Antigua ve Barbuda, Bangladeş, Cezayir, Kanada ve Fransa yer alıyor.

Okumaya Devam Et

AMERİKA

IMF: ABD ekonomisine yönelik riskler artacak

Yayınlanma

Uluslararası Para Fonu (IMF), yeni değerlendirmesinde ABD’nin gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesinin bu yılın sonuna kadar hızlanacağını tahmin etti.

Ülkenin GSYİH’si geçen yıl yüzde 2,5 büyürken, bu yıl 2,6’lık bir artış bekleniyor.

IMF’nin tahminlerine göre ABD, fiili üretim ve istihdam artışının ‘pandemi öncesi’ tahminleri aştığı tek G20 ülkesi.

Kurum, Fed’in hızlanan enflasyonla mücadelesinin ara sonuçlarını başarılı olarak değerlendiriyor. Göstergenin 2025 ortasına kadar hedeflenen yüzde 2’ye dönmesi bekleniyor.

Aynı zamanda, bu dinamikleri sağlayan sıkı maliye politikası, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğini henüz ciddi şekilde etkilemedi.

Tüketici harcamalarının, yatırımların ve ihracatın genişlemesi buna katkıda bulunmaya devam ediyor.

Bununla birlikte, ulusal borçtaki artışın devam etmesi ve yeni ticaret kısıtlamalarının getirilmesi nedeniyle önümüzdeki yıl GSYİH büyümesinde bir miktar yavaşlama olması mümkün.

Fonun bir yıl önce yayımlanan son raporunda, Amerikan ekonomisinin büyümesi 2023’te yüzde 1,7 ve 2024’te yüzde 1 olarak öngörülmüştü.

Aslında bir anlamda ülke son yıllardaki krizlerin üstesinden gelmeyi çoktan başardı; üretim ve istihdam 2019’da, yani Kovid-19’un yayılmasından, Rusya’nın Ukrayna’daki askeri müdahalesinden ve Gazze savaşından önce beklenenden daha hızlı artıyor.

IMF, toparlanmanın hızı ve ‘kalitesi’ açısından başka hiçbir G20 ülkesinin ABD ile rekabet edemeyeceğini belirtiyor.

IMF, yakın gelecekte bu dinamiklerin devam etmesinin beklenmesinin, Mart 2022’de başlayan para politikasının hızlı ve kararlı bir şekilde sıkılaştırılmasıyla açıklandığını öne sürdü.

ABD’de faiz oranı şu anda yıllık yüzde 5,25 ila 5,5 ile 20 yılı aşkın bir sürenin en yüksek seviyesinde. IMF’ye göre hedef enflasyon oranına (yüzde 2) 2025 yılı ortalarında ulaşılabilecek.

Sıkı para politikasına rağmen sürdürülebilir büyümenin korunması da ABD’yi diğer gelişmiş ülkelerden ayırıyor; örneğin Avro bölgesi ülkeleri şimdiye kadar ‘ortak’ hedeflerle enflasyon risklerini dengelemekte başarısız oldu.

IMF’nin tahminlerine göre, ABD ekonomisi şu anda tüketici harcamalarındaki genişleme (ücret artışındaki yavaşlamaya rağmen), sabit varlıklara yapılan yüksek yatırım seviyesi ve aktif ihracat nedeniyle büyüyor.,

Fed’in güncellenmiş tahmininde GSYİH’nin bu yıl yüzde 2,1 ve gelecek yıl yüzde 2 oranında büyüyeceği varsayılıyor.

IMF’ye göre ülke için ana riskler, ulusal borcun aşırı artması. Uzun vadeli tahmin, mevcut mali politikanın sürdürülmesi halinde 2032 yılına kadar ulusal  borcun GSYİH’nin yüzde 140’ından fazla olacağını varsayıyor.

IMF’nin önerdiği tedbirler arasında vergilerin bir kısmının artırılması da yer alıyor.

Başkanlık seçimleri öncesinde, her iki parti için de temel konulardan biri gelir vergisi oranının akıbeti olmaya devam ediyor: Cumhuriyetçilerin oranı düşürmek, Demokratların ise artırmak istediği biliniyor.

Önümüzdeki yıllarda ekonominin büyüme hızı üzerinde baskı yaratmaya devam edecek bir diğer konu da IMF raporunun ‘ticaret kısıtlamalarının genişletilmesi’ olarak adlandırdığı konu.

Burada yatırım ve emtia akışını engelleyen bariyerlerin yanı sıra kendi üreticilerine yönelik aşırı teşvikler öne çıkıyor.

Okumaya Devam Et

AMERİKA

New York Post: Trump, Hazine’nin başına BlackRock CEO’su Fink’i düşünüyor

Yayınlanma

Daha önce Bloomberg’e verdiği mülakatta, başkan olduğu takdirde JPMorgan CEO’su Jamie Dimon’ı Hazine Bakanı olarak düşündüğünü söyleyen Donald Trump ile ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı.

New York Post için yazan Charles Gasparino’nun verdiği bilgilere göre, Trump Hazine’nin başına ünlü küresel yatırım yönetimi şirketi BlackRock’un CEO’su Larry Fink’i getirmeyi düşünüyor.

Gasparino, Trump’ın Dimon’ın ismini vermesine rağmen, “Bana söylenene göre sevdiği, saygı duyduğu ve konuştuğu kişi gerçekten de Fink’miş,” diye yazdı.

NYP yazarı, “duyguların karşılıklı olduğunu” ileri sürdü ve Trump-Fink ilişkisini yakında çıkacak kitabında ayrıntılandıracağını söyledi.

Trump’ın ilk başkanlığı sırasında Fink, Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ESG) yatırımları konusunda bastırıyordu fakat bir şekilde Trump’ın ekonomi danışma konseyine atandı.

BlackRock yıllarca Trump’ın yatırım portföyünü yönetti ve Trump, firma tarafından “küresel sabit gelirli çok stratejili bir hedge fonu” olarak tanımlanan BlackRock Obsidian Fund’a yatırım yaptı.

Trump 2017 yılında Dimon’un da aralarında bulunduğu bir grup CEO’yu Beyaz Saray’a davet ettiğinde, hemen Fink’in orada olup olmadığından bahsetmişti.

Trump, “Larry Fink’in burada olduğunu görüyorum, Larry Fink nerede? Larry benim için harika bir iş yaptı. Paramın çoğunu o yönetti. Size söylemeliyim, bana harika getiriler sağladı,” demişti.

Gasparino, “BlackRock’ın Donald’la hâlâ iş yapıp yapmadığını bilmiyorum (BlackRock’tan bir yetkili bu köşe yazısı hakkında yorum yapmadı; Trump’ın kampanyası da yorum yapmadı) fakat konuyla ilgili ilk elden bilgi sahibi olan birinin bana söylediğine göre bu ilişki sessiz de olsa hâlâ devam ediyor,” diye yazdı.

Yazara göre bu ilişkinin sessizce devam etmesi anlaşılır, çünkü Fink, Barack Obama’ya kadar uzanan Demokrat başkanların Hazine Bakanı olarak lanse edilen, uzun süredir Wall Street’te çalışan bir Demokrat. 

“Fink’in adamları”nın “Biden Beyaz Saray’ının her yerinde” olduğunu ileri süren Gasparino, Fink’in kendi sözleriyle “gururlu bir küreselci” olduğunu ve şirketinin bir zamanlar ESG’ye verdiği güçlü destek nedeniyle sağ-muhafazakâr kesim tarafından sık sık kötülendiğini hatırlattı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English