Diplomasi
Peru Chancay Limanı, Çin’in Kuşak Yol’u için de yeni fırsatlar açacak

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Peru Devlet Başkanı Dina Boluarte perşembe günü Peru’nun Chancay kentinde dev bir limanın açılışını online olarak yaparak 3,6 milyar dolar yatırım çekmesi beklenen ve Çin’den Pasifik Okyanusu üzerinden Güney Amerika’ya doğrudan bir rota oluşturacak bir altyapı projesini kutladılar.
Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği forumu ve Xi’nin Başkan Joe Biden ile yapacağı son toplantı öncesinde gerçekleşen liman açılışı, bir zamanlar ekonomik fırsatlar için öncelikle ABD’ye bakan bir bölgede Çin’in artan etkisinin altını çiziyor.
Xi, Peru’ya varışından önce El Peruano gazetesinde yayınlanan başyazısında “Çin, Perulu dostlarımızla tek yürek ve aynı hedefle el ele çalışmaya ve dostluğumuzun gemisini daha da parlak bir geleceğe doğru yönlendirmeye hazırdır” diye yazdı .
Çin lideri mega limanın açılış töreninde yaptığı konuşmada projeyi “Kuşak ve Yol Girişimi himayesinde Çin-Peru işbirliğinin başarılı bir örneği” olarak övdü.
Xi, yatırımın Çin ve Latin Amerika arasında yeni bir deniz koridoru oluşturacağını, “büyük İnka yolu ile deniz İpek Yolu’nu birbirine bağlayarak Peru ve bölgedeki diğer uluslar için ortak refahın yolunu açacağını” söyledi.
Çin lideri, “2,000 yıldan daha uzun bir süre önce Çinli atalarımız Pasifik boyunca yelken açarak Deniz İpek Yolu’nu oluşturdular ve Doğu ile Batı’yı birbirine bağladılar. Perulu İnka halkı 500 yılı aşkın bir süre önce dağları ve vadileri korkusuzca aşarak And Dağlarını kuzeyden güneye kat eden İnka Yolu’nu inşa etti” dedi ve şöyle devam etti:
“Bugün Chancay Limanı modern İnka Yolu için yeni bir başlangıç noktası haline geliyor. Chancay’dan Şanghay’a, Peru’daki Kuşak ve Yol girişimi kapsamında sadece yeni bir gelişmeye değil, aynı zamanda yeni bir çağ için yeni bir kara-deniz geçidinin doğuşuna tanık oluyoruz.”
Çin lideri ayrıca proje ortaklarını ulaşım kapasitesini artırmaya, hizmetleri iyileştirmeye ve Güney Amerika ile Çin arasındaki bağlantıları güçlendirmeye çağırdı.
Peru lideri Boluarte bu projeyi kıtayı Asya’ya bağlayan potansiyel bir “sinir merkezi ” olarak nitelendirdi ve bunun yılda 8,000 kişiye istihdam ve 4.5 milyar dolarlık ekonomik faaliyet yaratabileceğini söyledi.
Çinli şirketler derin su limanı projesinin neredeyse her aşamasında yer alıyor. Yüksek teknolojili lojistik merkezi, 2019 yılında projeye yüzde 60 hisse almak için 1,3 milyar dolar yatırım yapan Çinli nakliye devi Cosco tarafından işletilecek. Çin devlet medyası, tamamlanmış projenin toplam maliyetinin 3,6 milyar dolar kadar olduğunu tahmin ediyor.
Sadece küçük gemileri elleçleyecek bir liman inşa eden ilk aşamanın bu ay faaliyete geçmesi bekleniyor.
Otomatik kargo vinçleri Shanghai Zhenhua Heavy Industries tarafından tedarik ediliyor. Çinli şirketler tarafından üretilen elektrikli sürücüsüz kamyonlar ise konteyner ve kargoları taşımak için kullanılacak. Bu arada Kongre müfettişleri bu Çinli şirketin ABD limanları için güvenlik riski oluşturduğunu iddia etmişti.
ABD tedirgin
Çin’in bölgede artan etkisinden endişe duyan ABD, Peru’nun Çin askeri gemileri tarafından kıtada bir dayanak noktası olarak kullanılabileceğini öne sürdü.
Kısa bir süre önce emekli olan ABD Güney Komutanlığı eski başkanı General Laura J. Richardson, Financial Times’a verdiği bir röportajda Chancay’in Çin donanmasına ait savaş gemilerine ev sahipliği yapabileceğini söylemişti. Pekin yönetimi projenin ticari çıkarlar dışında bir amacı olduğunu reddetti.
Washington Post’a konuşan, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin Amerika Programı Direktörü Ryan Berg, “Çinliler ille de büyük bir gösteri yapmak ve orada bir savaş gemisi konuşlandırmakla ilgilenmiyorlar, ancak bunun bir seçenek olduğunu bilmek istiyorlar” dedi.
Liman, kıtanın Çin ile giderek güçlenen bağlarını vurguluyor.
Çin’in Latin Amerika’daki yatırımları, madencilik ve diğer maden çıkarma endüstrilerinin ötesine geçerek hızla gelişiyor.
Peru bölgesel merkez olabilir
Bu arada Peru kamuoyu, bölgeye yatırım çekecek bir yüksek teknoloji merkezi olasılığını memnuniyetle karşıladı.
Tamamlandığında limanın 15 rıhtımı, Güney Amerika’da Panama Kanalı’ndan geçemeyecek büyüklükteki taşıyıcı gemilere ev sahipliği yapabilecek ilk yer olacak.
Çinli araştırmacılar, bu rotanın maliyetleri düşüreceğini ve sefer sürelerini 10 ila 20 gün kısaltarak bölgedeki diğer merkezlerden iş çekeceğini söyledi.
Ayrıca Peru’yu yeni ihracat pazarları ve hatta kıtada fabrika kuracak yerler arayan Çinli şirketler için cazip bir yer haline getirebilir. Haziran ayında Çin’e yaptığı bir ziyarette Boluarte, Çinli elektrikli otomobil devi BYD’nin ülkede bir montaj tesisi kurmayı düşünmesinin nedeni olarak Chancay’i gösterdi.
Peru liman otoritesi bu yıl Cosco’nun yatırım anlaşmasının şartlarını değiştirmeye çalıştı ve Çinli firmaya liman üzerinde 30 yıl boyunca münhasır işletme hakkı vermeyi kabul ederken “idari bir hata ” yapıldığını öne sürdü. Dava, Boluarte’nin Xi ile görüşmek üzere Çin’e gitmesinden günler önce haziran ayında düştü.
Chancay, Xi tarafından 2013 yılında başlatılan ulaşım ve teknoloji altyapısı inşa etmeye yönelik 1 trilyon dolarlık bir plan olan Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında 40’tan fazla limandan oluşan genişleyen bir küresel ağa katılacak.
Xi ve Boluarte’nin ayrıca genişletilmiş bir serbest ticaret anlaşması imzalaması bekleniyor. Çin on yıldır Peru’nun en büyük ticaret ortağı konumunda. İki ülke geçen yıl 36 milyar dolarlık mal ticareti yaparken, Peru’nun ABD ile ticareti 21 milyar dolardı.
Pekin için liman, Peru ve komşu ülkelerdeki bir dizi mevcut yatırımı bir araya getirmeyi vaat ediyor.
Çin, Chancay’ı Latin Amerika’daki en büyük ticaret ortağı olan Brezilya’ya bağlayan bir demiryolu hattı inşa etmeyi hedefliyor ve Çinli firmalar Lima’nın elektrik dağıtımını devralma sürecinde.
Peru madencilik sektöründeki Çin yatırımlarının toplamı 11.4 milyar dolar. Bunun büyük bir kısmı elektronik ve temiz enerji teknolojilerinin üretimi için gerekli olan bakıra erişimi güvence altına almaya odaklanmış durumda.
Dünyadaki bakır rafinasyonunun neredeyse tamamı Çin’de gerçekleştiğinden, Chancay limanı Pekin’in Güney Amerika’nın ikinci en büyük ham bakır üreticisindeki madenlere erişimini geliştirmesine yardımcı olacak.

Diplomasi
ABD ve Türkiye, F-16 görüşmelerine yeniden başladı

ABD ve Türkiye, F-16 savaş uçakları konusundaki görüşmeleri yeniden başlattı.
Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynak Al-Monitor’a verdiği demeçte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında New York’ta bu hafta gerçekleşmesi beklenen bir toplantı öncesinde bu gelişmeyi aktardı.
Geçen hafta gazetecilere konuşan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Erdoğan ve Trump’ın BM Genel Kurulu’nun kenarında bir araya gelebileceğine işaret etti.
Görüşmenin gerçekleşeceğine dair resmi bir teyit bulunmamakla birlikte, Türk ve ABD’li yetkililerin bir şekilde bir araya gelmesi bekleniyor.
Erdoğan, pazartesi sabahı erken saatlerde New York’a vardı ve salı günü Genel Kurul’da bir konuşma yaptı.
Ayrıca Erdoğan’ın, Kuveyt Veliaht Prensi Sabah Halid el-Hamad el-Sabah ve Libya Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi de dahil olmak üzere birçok devlet ve hükümet başkanıyla toplantılar yapması bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı’na göre Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın da aralarında bulunduğu geniş bir heyet eşlik ediyor.
Türkiye ve ABD’li yetkililer arasındaki görüşmelerde, savunma alımları iki başkent arasındaki çözülmemiş sorunlardan biri olmaya devam ettiği için, silah satışlarının gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor.
ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı mevcut yaptırımlara ve Ankara’nın olası F-35 alımına ek olarak, Türkiye’nin F-16 filosunun modernizasyonu da her iki başkentin gündemine geri döndü.
Fidan, cumartesi günü NTV’ye verdiği demeçte, “Yaptırımlar ‘bizim için bir engel’ ve bunların kaldırılması için çalışıyoruz. Tüm bunları tetikleyen S-400 meselesinin nasıl çözüleceğine dair bazı yaratıcı fikirler de var,” dedi ama ayrıntılara girmedi.
BM toplantısı, Temmuz ayında Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi sırasında Trump ile Erdoğan arasında gerçekleşen ve büyük ölçüde silah satışlarına odaklanan görüşmenin ardından geliyor.
2020 yılında Türkiye, Rus yapımı S-400 füze savunma sistemini satın alması nedeniyle “Yaptırımlar Yoluyla Amerika’nın Düşmanlarına Karşı Mücadele Yasası” (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanan ilk NATO üyesi oldu.
Ayrıca, yaklaşık 1,4 milyar dolar ödediği altı adet F-35 uçağını teslim alması da engellendi.
Bu yasa, Rusya, İran ve Kuzey Kore ile yapılan işlemleri caydırmak amacıyla 2017 yılında Kongre’de ezici çoğunlukla kabul edilmişti.
F-35 programından çıkarılmasının ardından, Ekim 2021’de Ankara, 40 adet yeni F-16 Block 70 savaş uçağı ve mevcut filosundaki 79 uçak için modernizasyon kiti satın alma talebinde bulundu.
Mühimmat ve diğer teçhizatı da içeren önerilen paketin değeri başlangıçta yaklaşık 23 milyar dolar olarak belirlendi. Washington, 2024 yılında bu satışı onayladı.
Fakat aynı yılın ilerleyen aylarında Türkiye, paketi küçülttü ve 79 adet F-16 modernizasyon kiti satın alma planlarını rafa kaldırdı.
Bunun yerine, mevcut F-16’larının bir kısmını yurt içinde modernize etmeye karar verdi.
Bu arada, 40 adet yeni F-16’nın satışı konusunda Ankara ile Washington arasında yürütülen görüşmeler tıkanmış durumda.
Trump’ın 2025’te ikinci dönemine başlamasının ardından Ankara, ABD yönetimini CAATSA yaptırımlarını kaldırmaya ikna etmeye çalıştı.
Bu arada, 40 adet yeni F-16’nın satışı konusunda Ankara ile Washington arasında yürütülen görüşmeler tıkanmış durumda.
ABD’ye göre Türkiye’nin S-400 sistemine sahip olmaya devam etmesi, yaptırımların kaldırılması önünde hukuki bir engel teşkil etmeye devam ediyor.
ABD yasalarına göre Ankara’nın bu sistemi “elinden çıkarması” gerekiyor.
Temmuz ayında Erdoğan-Trump görüşmesinin ardından Türk medyası, Ankara’nın sistemleri Birleşik Arap Emirlikleri’ne satmayı değerlendirdiğini bildirmişti.
Rusya da konunun Ankara ile Moskova arasında görüşülmekte olduğunu doğruladı fakat herhangi bir ilerleme kaydedilip kaydedilmediği belirsizliğini koruyor.
F-16 müzakerelerinin yeniden başlaması, F-35’ler konusunda ilerleme kaydedilememesi nedeniyle Türkiye’nin hava caydırıcılığını sürdürmek amacıyla hava filosunu yenileme çabalarının bir parçası.
ABD’li savunma şirketi Lockheed Martin’e göre, Türkiye şu anda 230’dan fazla F-16 uçağı kullanıyor.
Bu uçaklar, Türkiye’nin savaş uçağı filosunun bel kemiğini oluşturmaya devam ediyor.
Bu filoda F-16 Block 30, 40, 50 ve 50+ varyantları yer alıyor. F-16 Block 30 uçakları için şu anda devam eden modernizasyon çalışmalarının 2027 yılına kadar tamamlanması bekleniyor.
Türkiye Savunma Sanayileri Başkanlığı’na göre, Block 40 ve 50 uçaklarının modernizasyonu ise 2028-2030 yılları arasında gerçekleştirilecek.
Yeniden başlayan görüşmelerin, Türkiye’nin planladığı 40 adet yeni F-16 Blok 70 uçağı alımına mı, mevcut filosunun yurt içinde modernizasyonu için gerekli olan ABD onaylarına mı, yoksa her ikisine mi odaklandığı henüz belirsiz.
Bölgedeki rakipler savaş uçağı filolarını modernize edip beşinci nesil yeteneklerini genişletirken, F-35’lerin bulunmaması nedeniyle Türkiye’nin yeni F-16’lara ve mevcut filosunun modernizasyonuna olan ihtiyacı daha da önem kazandı.
Akdeniz’deki diğer ülkeler de Lockheed Martin askeri filolarını modernize ediyor. NATO üyesi Yunanistan, F-16 filosunun büyük bir kısmını modernize ediyor ve Yunanistan Savunma Bakanlığı’na göre 2024 yılında 20 adet F-35 satın alma anlaşması imzaladı.
Bu anlaşmada 20 adet daha satın alma opsiyonu da bulunuyor. İlk uçakların 2028 yılında teslim edilmesi bekleniyor.
İsrail Savunma Bakanlığı’na göre ise İsrail, halihazırda 48 adet F-35 uçağı kullanıyor.
İlk 50 uçaklık siparişinden iki uçağın teslimatı hâlâ beklemekte olup, 25 adetlik bir sipariş daha verildi.
Diplomasi
JPMorgan CEO’su Dimon: Hindistan Rus petrolü yüzünden cezalandırılmamalı

Uluslararası yatırım bankası JPMorgan’ın CEO’su James Dimon, ABD yönetiminin Rusya’ya baskı uygularken Hindistan’ı ve küresel petrol piyasalarını cezalandırmaması gerektiğini belirtti. Dimon, rafinerilerin teknik altyapısı nedeniyle tedarikçi değişiminin son derece güç olduğuna dikkat çekti.
ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan Chase & Co. CEO’su James Dimon, CNBC TV18 kanalına verdiği mülakatta, Rusya’ya baskı kurma çabalarının Hindistan’ı ve küresel petrol piyasalarını hedef almaması gerektiğini söyledi.
Dimon konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Umarım Amerika oturup tüm bu meseleleri etraflıca değerlendirir ve neticede Rusya’ya karşı yapmamız gerekenleri uygularken Hindistan’ı ve küresel petrol piyasalarını cezalandırma yoluna gitmez” dedi.
Petrol rafinerilerinin genellikle belirli ham petrol türlerini işleyecek şekilde inşa edildiğine dikkat çeken Dimon, bu teknik durumun alıcıların tedarikçi değiştirmesini zorlaştırdığını vurguladı.
JPMorgan yöneticisi, “Buradan almadıkları takdirde başka bir yerden tedarik etmek zorundalar. O petrol de söz konusu rafinerilere uygun düşen türde olmayabilir” ifadelerini kullandı.
Dimon’ın bu çıkışından günler önce, 19 Eylül gecesi ABD Başkanı Donald Trump, merhum Senatör Lindsey Graham’ın adını taşıyan yeni yaptırım yasa tasarısını imzalamıştı.
“Cehennem yaptırımları” olarak nitelenen düzenleme, Rusya’dan petrol ve doğalgaz alan ülkelere ikincil ticaret kısıtlamaları getirilmesini öngörüyor.
Yasa kapsamında ABD’ye giren Rus menşeli ürünlere yüzde 500’e kadar, Rus petrolü veya doğalgazı satın alan ülkelerden gelen mallara ise yüzde 100’e kadar gümrük vergisi uygulanması planlanıyor.
Hindistan yönetimi ise ABD’nin Rusya ve İran’a yönelik bu yaptırım yasasını incelemeye alacağını duyurdu.
Daha önce Axios haber sitesi, ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat Parti yönetiminin Rusya’ya yönelik “cehennem yaptırımlarına” açıkça karşı çıktığını yazmıştı.
Demokratlar, söz konusu gümrük vergilerinin ABD içindeki fiyatları artırabileceğini ve Trump’a gereğinden geniş ticaret yetkileri devredeceğini savunmuştu.
Tasarıyı destekleyen kanat ise bu adımlarla Rusya’nın enerji satışından elde ettiği gelirleri azaltmayı amaçlıyor.
Moskova yönetimi yaptırımları yasa dışı görüyor. Rusya’nın Washington Büyükelçiliği, Graham tasarısının Trump yönetimine yönelik “kötü bir hizmet” niteliği taşıdığını, kısıtlamaların bizzat Washington için ekonomik sonuçlar doğuracağını kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Ne kadar çok yaptırım uygulanırsa, bu yaptırımları getirenler için o kadar kötü olur” demişti.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da ABD’nin atacağı bu yöndeki yeni adımların Ukrayna krizinde çözüm arayışlarını baltalayacağını dile getirmişti.
Peskov, “Bu girişimler hasmane eylemler kapsamına giriyor. ABD’nin getireceği ilave yaptırımlar, Ukrayna’da barışçıl çözüme dönük çabaları şüphesiz zorlaştıracaktır” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Diplomasi
Palantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?

Yapay zeka şirketi Palantir, geliştirdiği askeri veri ve hedefleme yazılımlarını Ukrayna’nın savunma ve kamu mekanizmalarına entegre etti. Gerçek muharebe koşullarında toplanan veriler yeni nesil savunma sanayii ürünlerine aktarılıyor. Kiev yönetiminin dijital dönüşüm politikaları, küresel teknoloji firmalarının savaş sahasındaki test faaliyetleriyle paralel ilerliyor.
Yapay zeka odaklı askeri teknoloji şirketi Palantir, Ukrayna’nın askeri yapılarına ve sivil kurumlarına entegre olarak ülkeyi gözetleme, iz sürme ve hedef imha teknolojileri için bir test sahasına çevirdi.
Peter Thiel tarafından kurulan ve Alex Karp yönetimindeki şirket, 2022’de Rusya ile savaşın patlak vermesinin hemen ardından Ukrayna ordusuna “öldürme zincirini” (kill-chain) hızlandıran veri sistemleri sağlamaya başladı. Bir hedefin tespitinden vurulma veya ölüm anına kadar geçen süreci yöneten bu yapı, şirketin Maven adlı yapay zeka yazılımı üzerinden işliyor.
Şirkete ait Prisma sistemi insansız hava aracı saldırılarını yönlendirirken, Metaconstellation adlı üçüncü ürün ise saldırı öncesinde alçak yörünge uydularını yeryüzündeki herhangi bir alanı izlemek üzere görevlendiriyor.
Askeri alandaki ortaklığın ardından şirket, Ukrayna devlet mekanizmasında hızla etki kazandı. Ukrayna yönetimi 2023 yılında, Palantir’in Dijital Dönüşüm Bakanlığı üzerinden resmi bir temas noktası kurduğunu ve birçok kamu kurumuyla çalışmaya başladığını duyurdu.
Günümüzde söz konusu yazılımlar Ukrayna iç güvenlik birimlerinde ve eğitim sisteminde çalışıyor; ayrıca Ukrayna’nın dünyanın ilk yapay zeka tabanlı “eylemci devleti” (agentic state) olma yönündeki kamu dijitalleştirme adımlarının merkezinde yer alıyor.
Ukrayna’nın dijital dönüşümünün en belirgin alanı, askerlik çağındaki erkeklerin sokaklardan toplanarak cepheye gönderilmesini sağlayan iz sürme altyapısında görülüyor.
Ukrayna yönetimi bu süreçte Oberih adlı ulusal askeri veritabanını dijital ortama aktararak verileri Reserve+ sisteminde birleştirdi. Sistem; vergi, istihdam, ikamet ve sağlık kayıtları dahil olmak üzere kişisel bilgileri devlet sicilleriyle eşleştiriyor ve yapay zeka aracılığıyla kişilerin askerliğe uygunluk durumunu analiz ediyor.
Zorunlu seferberlik uygulamasında kullanılan bu sistem üzerinden yürütülen faaliyetler tepki çekiyor.
Ukrayna Telegram kanallarında, seferberlik birimlerinin erkekleri sokaklardan veya süpermarketlerden zorla araçlara bindirerek cephe hatlarına sevk ettiğini gösteren görüntüler günlük olarak yayımlanıyor.
Palantir veya Kiev yönetimi bu askeri sistemlerin dijitalleştirilmesinde şirketin rol aldığını resmi olarak doğrulamasa da, firmanın çoklu veritabanlarını birbirine bağlama konusundaki uzmanlığı bu iddiaları güçlendiriyor.
Reserve+ sisteminin çalışma prensibi ile Palantir’in kamu kurumlarındaki erişimi aynı doğrultuda ilerliyor.
Söz konusu seferberlik ekiplerinin çalışma biçimi, Palantir’in on yılı aşkın süredir veri araçları tedarik ettiği ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimlerinin uygulamalarıyla örtüşüyor.
ICE bünyesindeki Soruşturma Vaka Yönetimi platformu; şahısların okul durumu, aile bağları, çalışma bilgileri, telefon kayıtları, biyometrik verileri ve ikamet adresleri gibi geniş çaplı verileri topluyor. Her iki ülkede de kişilerin yakalanmasına yol açan yazılım temeli benzerlik gösteriyor.
Palantir’in yönlendirdiği kaydedilen Rusya topraklarına yönelik derin menzilli saldırılar ise stratejik bir kazanım getirmemekle birlikte, Rusya’nın karşı saldırılarını tetikledi.
Ukraynalı yetkililerin açıklamalarına göre bu saldırılar sonucunda Odessa limanları işlevsiz kalarak ülkenin deniz ticareti kesildi, gıda lojistiği altyapısının yaklaşık yüzde 90’ı ve enerji üretim kapasitesinin yüzde 80’i tahrip edildi.
Saldırılardan elde edilen saha verileri Palantir’in sistemlerine aktarılarak yeni nesil askeri yapay zeka ürünlerinin geliştirilmesinde girdi olarak kullanılıyor.
Şirket hisseleri savaş öncesinde 8 ila 10 dolar seviyesindeyken, savaş sürecinde yüzde 2000’in üzerinde artış kaydederek geçen yıl 200 dolar seviyesine ulaştı.
NATO da bazı AB ülkelerinin itirazlarına rağmen 2025’te Maven sistemini satın aldı ve bu yazılım haziran ayında operasyonel hale getirildi.
Savaş sürecinde Microsoft, Amazon ve Google gibi teknoloji şirketleri de Ukrayna pazarındaki faaliyetlerini artırdı.
Google’ın eski yöneticisi Eric Schmidt tarafından kurulan insansız hava aracı şirketi, Rusya’ya yönelik saldırılar için Ukrayna’ya çok sayıda tek kullanımlık insansız hava aracı sağlıyor.
Ukrayna basınında çıkan haberlerde, Schmidt’in yeni sistemleri test etmek için gerçek bir muharebe ortamına ihtiyaç duyduğu aktarılıyor.
Palantir İngiltere Yöneticisi Louis Mosley, Ukrayna’nın askeri bağlamda yapay zeka için bir Ar-Ge laboratuvarına dönüştüğünü ve gerçek savaş alanının sağladığı test imkanlarının teknolojik gelişimi hızlandırdığını kaydetti.
Görevden alınan eski savunma bakanı Mihail Fedorov da 2024’te Ukrayna’nın en yeni teknolojilerin denenmesi için en uygun test sahası olduğunu dile getirmişti. Fedorov’un kurduğu yeni askeri yapay zeka girişiminin ana yatırımcısının Alex Karp olduğu açıklandı.
Savaşın uzaması Ukrayna’daki demografik krizi derinleştiriyor. 1991 yılında 52 milyon civarında olan ülke nüfusu, 2021’de 41 milyona geriledi. IMF verilerine göre şu anda Ukrayna kontrolündeki bölgelerde 33 milyondan biraz fazla insan yaşıyor.
2025 yılında ölüm oranları doğum oranlarının yaklaşık üç katına çıkarken, 3 milyon çalışma çağındaki kişi ülkeyi terk etti ve doğurganlık oranı kadın başına bir çocuğun altına indi.
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Avrupa1 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Rusya1 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor










