Amerika
Politico: Biden, Çin konusunda Trump’ın bile yapamadığını yaptı

“Gümrük vergilerini unutun. Pekin’in teknolojik gelişimine karşı sert önlemlere başvuran Biden’ın eylemleri, Trump’ın yaptığından daha fazla Çin ekonomisini sekteye uğratacak ve iki ulusu ikiye ayıracak.”
Politico’da Gavin Bade imzasıyla yayınlanan makalenin spotunda bunlar yazıyor. ABD’nin on yıllardır sürdürdüğü ticaret yoluyla daha büyük kalkınmaya odaklanan Çin siyaseti ve işbirliğinin sonu gelmiş görünüyor.
Makalede, Beyaz Saray ve Kongre’nin Çin ile ABD’nin iktisadi ilişkilerini sessizce yeniden şekillendirdiği ve Çin’in teknolojik kalkınmasını sınırlamaya yönelik stratejinin şimdiye kadarki en saldırgan Amerikan eylemi olduğu vurgulanıyor. Hedef ise Pekin’in iktisadi ve askeri yükselişini engellemek.
Çin’in yüksek teknoloji sektörünü hedefleyen yeni federal kurallar, başkanlık emirleri ve onay bekleyen yasaların bu sonbaharda başladığını ve 2023’te de devam edeceğini belirten yazar, hep birlikte ele alındığında bunların Donald Trump’ın Çin’e karşı gümrük vergilerinin ve ticaret anlaşmazlıklarının tırmandırılması anlamına geldiğini düşünüyor ve ona göre 45. Başkan Trump’ın görevdeyken yaptıklarından çok daha fazlasını temsil ediyor.
Obama döneminin sonunda başlayan değişim
Trump’ın Beyaz Saray’ında Çin siyasetinin tasarlanmasında katkısı bulunan Clete Willems, Biden yönetiminin Çin’in yerli inovasyonunu ‘ulusal güvenlik tehdidi’ olarak gördüğünü ve bunun büyük bir sıçrama olduğunu belirtiyor.
Biden yönetiminin kendi arasında ‘koruma gündemi’ [protect agenda] dediği yeni strateji, bu sonbahar ve kış aylarında idari yaptırımlarla işliyor. Ekim ayında Ticaret Bakanlığı, Çinli şirketlerin gelişmiş bilgisayar çiplerini üretme kabiliyetini engellemek için yeni talimatlar yayınladı.
Bunun ardından, ABD’deki Çin yatırımlarını regüle edecek yeni bir federal birim kuruldu. Bu, federal hükümetin Amerikan sanayisi üzerinde bu türden bir güç kullandığı ilk örnek oldu.
Ek olarak, TikTok gibi Çin menşeli uygulamaların Amerikalılardan veri toplamasının önüne geçen bir başkanlık emri yayınlandı.
Çip yasası ve IRA
Kongre de buna ayak uydurarak, iki partinin de desteklediği yasalar çıkarıyor. Bunlar arasında Çin’e Amerikan sermayesi akışına ilişkin potansiyel talimatlar ve TikTok ve benzeri uygulamalara yönelik olası kısıtlamalar yer alıyor.
Bu girişimler, Biden’ın Amerikan ekonomisinin rekabetçiliğini teşvik etme siyaseti ile paralel ilerliyor. Yerli çip üretimine devlet desteği için çıkarılan CHIPS yasası ve AB’de kaygı yaratan Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) bunlar arasında.
Bunların yanı sıra, Çinli çip üreticileri ile birlikte çalışan Amerikan şirketleri için de yeni kurallar çıkarıldı.
Jake Sullivan başı çekiyor
Politico yazarı, bu gündemlerin, Washington’ın Pekin’in teknolojik ilerlemesine yönelik temel bir yeniden değerlendirme sürecine girdiğinin kanıtı olduğunu düşünüyor.
Amerikan yetkililer, daha önce de Çin’in teknolojik ilerlemesini ve büyümesini, bir süre daha ABD’nin gerisinde kalması için yönetmeye niyet ediyorlardı. Ama şimdi, güvenlik yetkilileri Pekin’in gelişmesini durma noktasına getirmeyi hedefliyor.
Stratejinin mimarlarından Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’a göre, daha önceki ABD siyaseti, “Yalnızca birkaç nesil ileride kalmamız gerektiğini söyleyen değişken ölçekli bir yaklaşım yoluyla düşmanlara karşı göreli avantajları korumaya çalışıyordu.”
‘Biden Doktrini’ mi?
Sullivan şöyle devam ediyor:
“Şu anda içinde bulunduğumuz stratejik ortam bu değil. İleri mantık ve bellek çipleri gibi belirli teknolojilerin kurucu nitelikli doğalarını verili aldığımızda, mümkün olduğu kadar geniş bir liderliği devam ettirmeliyiz.”
Trump yönetiminde ABD Pasifik Komutanlığı’nda görev yapan Eric Sayers, “Bunun Çin’e yönelik teknoloji siyasetinin Biden Doktrini olduğunu söylemek abartı sayılmaz,” diyor. Sayers’a göre bu basitçe bir “tırmandırma” değil, “otuz yıllık stratejiden büyük bir sapma.
Öte yandan Beyaz Saray bu sapmayı hâlâ küçük göstermeye çalışıyor. Biden yönetimi, gündemlerinin Çinli teknoloji sektörü ile sınırlı olduğunu, Çin’in genel iktisadi büyümesi veya iki ekonomiyi birbirinden ayırmak ile ilgilenmediklerini ileri sürüyor.
‘Şahinler’ ile ‘serbest ticaretçiler’ gerilimi
Pekin’e karşı daha sert bir tutum izlenmesi gerektiğini savunanlar, iki ülke arasındaki toplam ticaretin pandemi zamanında patladığını, bunun da ABD’nin ticaret açığını yükselttiğini vurguluyor.
Aralarında Trump yönetiminin yöneticilerinin de bulunduğu şahinler, Pekin’in Çin ekonomisi üzerindeki büyük kontrolüne dikkat çekerek, Çin’in askeri gelişiminin önünü ancak bu ülke ile daha az ticaret yaparak alabileceklerine inanıyorlar. Bunun için de özel olarak yüksek teknoloji ve savunma bağlantılı sektörler arasındaki ticarete işaret ediyorlar.
Örneğin Trump zamanında Ticaret Temsilcisi olan Robert Lighthizer, “Stratejik ayrışma sürecini başlatmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum,” diyor. Lighthizer, Biden’ın Çin karşıtı son adımlarını destekliyor ama ABD’nin Çin ekonomisine bağımlılığını azaltmak için daha geniş çabalar içerisine girmesi gerektiğini düşünüyor.
Yaptırımlar yeni sektörlere yayılacak
Biden yönetimi, yaptırımların Çin’in başka sektörlerine doğru genişletilmesi çağrılarına resmi olarak kapıyı kapatsa da ‘koruma gündemi’nin diğer büyük sektörlere doğru yayılması bekleniyor.
Örneğin Sullivan, biyoteknoloji ve temiz enerji gibi iki sektörde, ABD’nin Çin’in liderliği ele geçirmesine izin vermemesi gerektiğini söylüyor.
Ama Beyaz Saray’ın siyaset yapıcıları, eylemlerin ‘dikkatle hazırlanacağını’, yalnızca en son teknolojili, stratejik ürünleri etkileyeceğini ve günlük ticareti yok etmeyeceğini iddia ediyorlar.
Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, “Temiz enerji, biyoteknoloji; bunlar kayda değer büyüme göstermeye hazırlanan sektörler. Fakat bu sektörlerdeki tüm teknolojileri kontrol edeceğimizi söylemek doğru değil. Sektörler içindeki kritik teknolojilere ve düğüm noktalarına odaklanılacak,” diyor.
Aynı yetkili, Çinli şirketlerin Huawei örneğinde olduğu gibi rekabet gücünü azaltmak isteseler de bu kontrollerin odağının ‘ulusal güvenlik uygulamaları’ olduğunu savundu.
Öte yandan ‘serbest ticaretçiler’ ise ABD ile Çin arasındaki ticarete yönelik şüphenin yeni bir Soğuk Savaş yaratmasından endişe ediyorlar.
Florida’nın demokrat senatörü Stephanie Murphy, “Bu, ikinci bir McCarthy’cilik dönemi haline geliyor. Bu kelimeyi kullandığım için üzgünüm ama uygun düşüyor,” ifadelerini kullanıyor.
Murphy, Cumhuriyetçi ya da Demokrat hiçbir siyasetçinin Çin hakkında yumuşak görünmek istemediğini ve bunun kendilerini ‘akıllı siyaset’ten uzaklaştırdığını söylüyor.
‘Çin, iktisadi kalkınmasını silah haline getiriyor’
ABD, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yüksek teknolojili ürünlerin gelişmekte olan ülkelerde üretilmesini desteklese de Çin’in yükselişi ile birlikte bu politikanın sona erdiği düşünülüyor.
Obama yönetiminin ikinci döneminde, Pentagon’daki bazı ulusal güven yetkilileri ve Ulusal Güvenlik Konseyi, Çin’in iktisadi gelişmesini ‘silah haline getirdiğine’ ilişkin endişelerini yükseltmeye başladı.
2018-2019 arasında Konsey’in Çin Direktörlüğü görevini yürüten Matthew Turpin, o dönem ABD’nin Çin hakkındaki düşüncelerinde bir ‘faz değişimi’ yaşandığını söylüyor.
Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana ABD’nin Çin siyasetini ‘ticaret yoluyla barış’ olarak nitelendiren Turpin, 2014 veya 2015 yılında bu konsensüsün zayıflamaya başladığının altını çiziyor.
Çin Komünist Partisi’nin 2015’te yayınladığı ‘Made ine China 2025’ stratejisi, 10 kritik sanayide sübvansiyonların verileceğini bildiriyordu: Nedir toprak mineralleri, yarı iletkenler ve güneş panelleri de bu sektörler arasında yer alıyordu.
2019-2021 arasında Ulusal Güvenlik Konseyi Çin Direktörü olan Liza Tobin, Çinli liderlerin, “dünya ekonomisinin geleceğine hakim olacak tüm stratejik teknoloji sektörlerinde pazar payı elde etme açısından önümüzdeki yıllarda nerede olmak istedikleri konusunda oldukça net olduklarını” söylemişti.
Değişikliğin işaretini Obama döneminin sonuna doğru, o dönemli Ticaret Bakanı Penny Pritzker verdi. Yarı iletkenleri Amerikan ekonomisi için ‘zorunluluk’ olarak tanımlayan bakan, bu alanda liderliği bırakmayı kaldıramayacaklarına dikkat çekmişti.
Bakanlıklar arası çekişme
Ulusal güvenlik yetkililerine göre, Çin’e karşı adım atmaya ticaret, hazine ve hatta dışişleri bakanlıkları gönülsüzdü.
Bu bakanlıklar, esas olarak ‘serbest ticaret’ doktrinine bağlılık gösteriyorlar ve iki ülkeyi birbirine daha çok bağlama eğiliminde bulunuyorlardı.
Bunlara göre, Çin’in büyümesi, Amerikan şirketlerine yeni yatırım olanakları açıyordu ve bu nedenle şirketlerin Çin pazarında kalması zaruriydi.
İstihbaratın, Beyaz Saray’ın, Pentagon’un, Ticaret Bakanlığı’nın ve ABD Ticaret Temsilciliğinin ‘ulusal güvenlik risklerini’ ve ‘insan hakları ihlallerini’ değerlendirmeye başlamalarıyla birlikte ise hikâye değişti.
Trump yönetiminin ikilemi
Makalede, Trump’lı yıllarda Çin şahinlerinin ikileme düştükleri iddia ediliyor.
Buna göre, Trump hem Çin’in askeri kapasitesini hedef almak istiyor, hem de bu ülkedeki geniş yatırım olanaklarından yararlanmayı amaçlıyordu.
Bu ayrılık, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Matt Pottinger’ın bir tarafta, Çin ile ticari ilişkileri geliştirmek isteyen Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un ise diğer tarafta yer aldığı bir dönemde meydana geldi.
Bu nedenle, ulusal güvenlik ekibi Çin’in teknoloji şirketlerine yönelik yaptırım peşinde koşarken, ticaret yöneticileri Çin ile Faz Bir gibi güçlü ticaret anlaşmaları imzaladı.
Örneğin wireless 5G çiplerinin ve Amerikan yazılımlarının Huawei’de kullanımının yasaklanması meselesinde hazine ve ticaret bakanlıklarının ayak sürüdüğü belirtiliyor.
En nihayetinde Trump’ın Beyaz Saray’ı yasaktan yana tavır almıştı.
Biden, Trump’ın yasaklarını devam ettiriyor
Huawei’ye yönelik Trump zamanında alınan yasak kararı hâlâ sürüyor.
Biden yönetimi de, Huawei’ye yönelik yeni yasakların gelip gelmeyeceğine yönelik soruya, mevcut yasakların devam ettiği cevabını veriyor.
Bu uygulamalar güçlenmeye devam ederken, Biden’ın ulusal güvenlik ekibinin, Obama zamanında ilan edilen ‘Pivot Asya’ stratejisini tamamlayabileceği düşünülüyor. Bunun hedefi, bölgedeki kapitalist ekonomileri Çin’e karşı bir araya getirmek ve bu surada Çin’in ilerlemesini durdurmak.
Rusya-Ukrayna savaşının da bu siyaseti güçlendirdiğini savunan Politico yazarı, kritik sektörlerde dünyanın ve ABD’nin Çin’e bağımlılığının, tıpkı AB’nin Rusya’ya doğalgaz bağımlılığında olduğu gibi azaltılmasının gündemde olduğunu söylüyor.
Yeni ekonomi politikası
Biden yönetiminin çip yasası ile IRA gibi uygulamaları hem Amerikan sanayisinin rekabetçiliğini artırma hem de Çin’in büyümesini sınırlama amacı güdüyor.
IRA’nın 1930’lardaki ‘New Deal’dan bu yana uygulamaya konan en büyük sanayi politikası olduğunu savunan iktisatçılar, çip yasası ile birlikte Çin’e bağımlılığın azalmasının hedeflendiğini söylüyorlar.
IRA ile birlikte Kuzey Amerika’da üretilen elektrikli araçlara vergi indirimi ve devlet desteği gelirken, çelikten güneş panellerine kadar ABD’de üretilen temiz enerji ürünlerine devlet teşvikleri sağlanıyor.
Tarihsel olarak ihracat kontrolleri, kitle imha silahları ve konvansiyonel askeri ürünler için gündeme getirilirken, ABD’nin çip ve yarı iletken teknolojilerindeki ihracat kontrolleri yeni bir döneme girdiğimizin ve Washington’ın bu ürünleri de ‘silah’ gibi değerlendirdiğinin kanıtı.
ABD’nin sınırları
ABD’nin biyoteknoloji ve temiz enerji alanında da Çin’e karşı hamle yapması bekleniyor.
Çip teknolojileri söz konusu olduğunda Çin’e yönelik ihracat kısıtlamalarının etkili olması bekleniyor; çünkü Çin bu konuda hâlâ dışa bağımlı.
Fakat biyoteknoloji ve temiz enerji alanlarında Çin’in ABD’ye bağımlılığı bulunmuyor. Bunun için Beyaz Saray’ın ihracat kontrollerinden başka yollar bulması gerekecek.
Çin’deki Amerikan yatırımlarını hedef alacak olan ve şu anda beklemedeki başkanlık emrinin bu yollardan biri olması bekleniyor.
Bununla birlikte, başkanlık emrinin kapsamı hâlâ net değil. Hangi sektörlerin bu emre dahil olacağı, doğrudan yatırımların ve Çinli şirketlerle ortak yatırımların regüle edilip edilmeyeceği belirsiz.
Amerika
Kripto sektörü ABD ara seçimlerine 200 milyon dolar yatırdı

Kripto sektörü, dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların Kongre’den geçmesi amacıyla kasım ayındaki ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktardı. Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen raporuna göre sektör, adaylara doğrudan bağış yapmayan ve bağımsız faaliyetleri fonlayan Fairshake adlı süper PAC üzerinden 189 milyon dolar harcadı.
Kripto sektörü, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktararak dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların geçmesi yönünde Kongre üzerindeki nüfuzunu ortaya koydu.
Sektör temsilcilerinin Senato’nun ağustos tatiline girmesinden önce tasarının yasalaşması için bu hafta kritik bir zaman dilimine girdiği belirtiliyor.
Sektörün bu harcama hamlesi, 2024 seçimlerinde Kongre adaylarını desteklemek için harcanan ve birçoğu yarışları kazanan 170 milyon dolarlık bütçenin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Bu finansal destek, Kongre’nin geçen yıl dolar endeksli kripto jetonlar olarak bilinen sabit coin’ler için kurallar oluşturan ve bunların kullanımını artırma potansiyeli taşıyan Genius Yasası’nı kabul etmesinde rol oynadı.
Sektör ayrıca, destekçilerinin kripto endüstrisini daha güçlü bir yasal zemine oturtarak kullanımını yaygınlaştıracağını savunduğu daha kapsamlı Clarity Yasası’nın Kongre’den geçmesini talep ediyor.
Senato’da görüşülmeye devam eden tasarının ağustos tatilinden önce yasalaşması için sınırlı bir zaman aralığı bulunuyor.
Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre sektör, bu yılki seçimlere 189 milyon dolar harcadı. Bu miktarın büyük bir kısmı, kripto yanlısı adayları desteklemek amacıyla kurulan Fairshake adlı süper siyasi eylem komitesi (PAC) üzerinden aktarıldı.
ABD Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtları, Fairshake’in fonlarını Demokrat ve Cumhuriyetçi ortaklı iki ayrı süper PAC aracılığıyla adayları destekleyen reklam ve benzeri bağımsız faaliyetlere yönlendirdiğini gösteriyor. Süper PAC’ler doğrudan adaylara bağış yapamıyor.
Reuters’ın haberine göre Fairshake’in seçim sürecinde en fazla harcama yaptığı 10 Kongre adayı ve detayları şu şekilde:
1. Barry Moore (Cumhuriyetçi): 9,43 milyon dolar
Alabama Cumhuriyetçi Temsilcisi ve Senato adayı Barry Moore, Genius Yasası dahil olmak üzere kripto dostu birden fazla düzenlemenin öne çıkması yönünde oy kullandı.
Moore, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’ndeki Clarity Yasası metnine de onay verdi. Temsilci Moore, stratejik bir bitcoin rezervi ile Hazine Bakanlığı bünyesinde bir dijital varlık stoku oluşturulmasını resmiyete dökecek bir yasa tasarısı sundu.
ABD Başkanı Donald Trump geçen yıl her iki yapının kurulması için bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ancak analizciler, bu kararların onun yönetiminden sonra da kalıcı olabilmesi için yasalaşması gerektiğini vurguluyor.
2. Andy Barr (Cumhuriyetçi): 7,17 milyon dolar
Kentucky’den Senato adaylığı koyan Cumhuriyetçi Temsilci Andy Barr, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’nde hem Genius hem de Clarity yasalarına evet oyu verdi. Barr ayrıca, eski Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki bankacılık düzenleyicilerinin kripto şirketlerini hedef aldığı ve haksız yere banka hesabı vermediği yönündeki iddialara destek sundu. Bankalar ve düzenleme kurumları ise bu iddiaları reddediyor.
3. Christian Menefee (Demokrat): 6,47 milyon dolar
Demokrat partili Christian Menefee, yapılan ara seçimin ardından şubat ayından bu yana Teksas Temsilcisi olarak görev yapıyor ve henüz kriptoyla ilgili bir yasa tasarısında oy kullanmadı. Teksas’taki seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle Menefee, kripto sektörünü “Kongre’yi kontrol etmek için milyonlarca dolar harcamakla” suçlayan uzun süreli Temsilci Al Green’e karşı ön seçimde yarıştı.
Ön seçimi kazanan Menefee, kasım ayındaki seçimlerde yeniden düzenlenen bölge sandalyesi için mücadele edecek.
4. Jasmine Clark (Demokrat): 4,21 milyon dolar
Georgia’da eyalet temsilcisi olan Demokrat Jasmine Clark, Georgia’nın 13. kongre bölgesini temsil etmek üzere adaylığını koydu. Clark, mart ayında Georgia’da sabit coin’ler için eyalet düzeyinde düzenleme ve lisanslama çerçevesi sağlayan yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Clark mart ayındaki bir sosyal medya paylaşımında, “Kongre benzer düzenlemeleri değerlendirirken, dijital varlıkların geleceği temsil ettiğini ve bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan topluluklar için gecikmiş finansal araçlar sunduğunu unutmamalıdır” ifadesini kullandı.
5. Adrian Boafo (Demokrat): 3,29 milyon dolar
Maryland Eyalet Temsilcisi olan Demokrat Adrian Boafo, Temsilciler Meclisi için yarışıyor. Boafo, mart ayında Maryland Genel Kuruluna eyalet kurumlarının dijital varlıklar üzerindeki belirli kısıtlamalarını yasaklayacak bir tasarı sundu ancak bu tasarı yasalaşmadı.
Boafo ayrıca ocak ayında Maryland’de kripto kullanımına ilişkin tavsiyelerde bulunmak üzere bir Dijital Varlık ve Blokzincir Teknolojisi Görev Gücü kurulmasını öngören yasa tasarısını Genel Kurula sundu. Yasa tasarısı Maryland Valisi Wes Moore tarafından onaylandı.
6. Randy Fine (Cumhuriyetçi): 1,67 milyon dolar
Cumhuriyetçi Temsilci Randy Fine, 2025 yılında Florida’da yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden seçilmek için yarışıyor. Fairshake’in Cumhuriyetçi ayağı olan Defend American Jobs, geçen yılki ara seçim sırasında Fine’ı desteklemek için 1,67 milyon dolar harcadı.
Fine, Genius ve Clarity yasalarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Ocak 2025’te yaptığı bir sosyal medya paylaşımında, “Floridalılar kripto inovasyonu istiyor” değerlendirmesinde bulunan Fine, “yenilikçi istihdamı Amerika’da tutmak için” çalışacağını ifade etti.
7. James Walkinshaw (Demokrat): 1,01 milyon dolar
Demokrat Temsilci James Walkinshaw, geçen yıl Virginia’da eski Temsilci Gerry Connolly’nin yerine seçilmek üzere yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden aday oldu. Fairshake’in Demokrat kolu Protect Progress, ara seçim sürecinde Walkinshaw’u desteklemek amacıyla 1,01 milyon dolar harcadı.
Walkinshaw, Genius ve Clarity yasaları Temsilciler Meclisi’nde görüşülürken Kongre üyesi değildi. Ancak Haziran 2025’te yerel bir gazetede, blokzincir teknolojisinin kendi bölgesindeki ekonomiyi çeşitlendirebileceğini savunan bir makaleyi ortak yazar olarak kaleme aldı.
8. Jessica Hart Steinmann (Cumhuriyetçi): 771 bin 657 dolar
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Adalet Bakanlığı’nda görev yapan Cumhuriyetçi Jessica Hart Steinmann, Teksas’ta bir bölgeyi temsil etmek için yarışıyor.
Kripto borsası Coinbase tarafından desteklenen ve adaylar ile seçilmiş yetkililerin kripto pozisyonlarını takip eden Stand With Crypto adlı savunma grubu, Steinmann’ın “dijital varlıkları düzenlemek için net yasal çerçeveleri” desteklediğini belirttiğini aktarıyor.
9. Houston Gaines (Cumhuriyetçi): 708 bin 828 dolar
Cumhuriyetçi Georgia eyalet temsilcisi Houston Gaines, Kongre için adaylığını koydu. Stand With Crypto’nun aktardığına göre Gaines, Genius ve Clarity yasalarını destekliyor.
10. Carlos De La Cruz (Cumhuriyetçi): 615 bin 885 dolar
Carlos De La Cruz, Teksas’taki bir kongre bölgesini temsil etmek üzere aday oldu. Stand With Crypto’nun aktardığı bilgilere göre Cumhuriyetçi aday De La Cruz, inovasyonu teşvik edecek net federal kuralları destekliyor.
Amerika
ABD’de Demokrat Parti kasım seçimleri için finansman açığı yaşıyor

The Wall Street Journal gazetesi, ABD’de Demokrat Parti’nin önceki seçimlerde destek veren büyük bağışçılarının bu yıl kasım ayındaki seçim kampanyasına katkı sağlamadığını bildirdi. Gazete, bağış hacmindeki düşüşü partinin performansına duyulan memnuniyetsizliğe ve iç politika konularındaki görüş ayrılıklarına bağladı. Buna karşın bazı yerel Demokrat adaylar, bireysel küçük bağışlarla Cumhuriyetçi rakiplerinin önüne geçmeyi başardı.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD’de Demokrat Parti’nin önceki seçimlerde partiye mali destek sağlayan büyük bağışçılarının bir kısmının, bu yıl kasım ayında yapılacak seçimler için kampanyaya bağış yapmadığını bildirdi.
Gazeteye göre, bu durum partinin ulusal düzeyde finansman toplama kapasitesinde daralmaya yol açtı.
Finansör George Soros ve oğlu Alex Soros, 2022 yılındaki ara seçimler sırasında Demokrat Parti Ulusal Komitesine (DNC) yaklaşık 1 milyon dolar bağışlamıştı.
Ancak baba ve oğul, 2026 yılında partiye herhangi bir transfer gerçekleştirmedi. LinkedIn’in kurucu ortaklarından Reid Hoffman ve uzun süredir partiye destek veren diğer bazı büyük bağışçılar da bu yıl DNC’ye katkı sağlamadı.
Demokrat Partinin diğer komiteleri de finansman açısından Cumhuriyetçilerin gerisinde kalıyor.
Toplanan fonlar, televizyon reklamlarından saha çalışanlarının maaşlarına kadar adayların tanıtım faaliyetlerine ilişkin giderlerin karşılanması için kullanılıyor.
Gazete, bağış hacmindeki düşüşün nedenlerinden biri olarak partinin performansına yönelik memnuniyetsizliği gösterdi. Birçok bağışçı, 2024 yılındaki başkanlık seçimlerinde Demokratların adayı Kamala Harris’in yenilgisini hatırlatıyor; Harris’in kampanyası için 1 milyar dolardan fazla toplanmıştı.
Bazı bağışçılar ayrıca, Gazze Şeridi’ndeki savaşa yaklaşım ve Demokratik Sosyalistlerin faaliyetleri konusunda parti tabanında yaşanan görüş ayrılıklarına dikkati çekiyor.
Yerel yarışlarda bireysel bağış farkı
WSJ, ulusal tablodaki bu eğilime rağmen yerel düzeyde bazı Demokrat adayların Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla fon topladığını kaydetti.
Teksas’tan ABD Senatosu’na Demokrat Parti adayı olan James Talarico, kampanyası için yaklaşık 55 milyon dolar toplarken, Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton yalnızca 4 milyon dolar elde edebildi.
Talarico’nun kampanyasına Reid Hoffman da mali destekte bulundu; ancak toplanan fonların büyük bölümünü büyük işletmeler değil, 200 dolar ve altında bağış yapan bireysel bağışçılar oluşturdu.
ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 Salı günü yapılacak. Seçimlerde, görev süreleri iki yıl olan Temsilciler Meclisinin 435 üyesinin tamamı ile görev süreleri altı yıl olan senatörlerden 33’ü yeniden seçilecek.
Amerika
Kaliforniya Demokratları “milyarder vergisi”ni kabul etti

Kaliforniya Demokratları, milyarderlerin servetine vergi getirilmesini öngören kasım ayı referandum tasarısını destekledi.
Kaliforniya örgütü bu kararla, tasarıya karşı çıkan Vali Gavin Newsom ve nüfuzlu sendikalara karşı çıktı.
Partinin yönetim kurulu, tasarıyı destekleme ve tarafsız kalma yönündeki önceki oylamaların başarısız olmasının ardından, az farkla tasarıyı destekleme kararı aldı.
Üç kaynağa göre, Temsilci Maxine Waters, San Diego’da düzenlenen yönetim kurulu toplantısına katılarak, 40 Numaralı Önerge’nin kabul edilmesi için kilit öneme sahip “evet” oylarını vermeye teşvik etti.
Önerge, daha önce parti içindeki üst düzey seçilmiş yetkililerden çok az destek almıştı; bunlara Kaliforniya Kongre heyeti üyelerinden sadece biri olan Temsilci Ro Khanna da dahildi.
Verginin savunucuları, başlangıçta partinin desteğini almak için gereken yüzde 60 eşiğini az farkla aşamamışlardı ama daha sonra desteği garantilemek için birkaç oy daha topladılar. Milyarderlere yönelik tek seferlik yüzde 5’lik vergiyi önceleyen sendika SEIU-UHW, bu sonucu, sıradan Demokratların “ilerici” önerinin arkasında birleştiğinin kanıtı olarak hemen değerlendirdi.
SEIU United Healthcare Workers West Başkanı Dave Regan yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu destek, Kaliforniyalı Demokratların milyarder vergisi konusunda birleşik olmadığı yönündeki düşünceyi ortadan kaldırıyor; birleşmiş durumdalar. Anketler, kayıtlı Demokratların yüzde 80’inden fazlasının sağlık krizimize yönelik bu kritik çözümü desteklediğini gösteriyor ve şimdi Kaliforniya Demokrat Partisi, bu destekle söz konusu güçlü desteği resmen benimsemiştir.”
Her iki taraf da hafta sonu yapılacak oylama öncesinde destek toplamak için yarışa girdi ve kendi tezlerini güçlendirmek amacıyla destek açıklamaları ve anketler yayınladı.
POLITICO ile paylaşılan ve muhalefet tarafından kullanıldığı belirtilen bir belge, farklı parti üyelerinin nasıl oy kullanabileceğini ve kimlerin ikna edilebileceğini ayrıntılı olarak ortaya koydu.
Waters’ın desteği, Vermont Senatörü Bernie Sanders’ın daha önceki desteğine ek olarak, parti aktivistlerini canlandırmış görünüyordu.
Bir katılımcıya göre, bazı aktivistler oylama sırasında Waters’ın adını haykırdı.
Parti ayrıca, 40 Numaralı Önerge’yi zayıflatmayı amaçlayan ve iki milyarderin desteklediği iki önlemi reddetme kararı aldı.
Servet vergisi, sendikalar arasında bölünmeye yol açtı. Kaliforniya Öğretmenler Birliği ve diğer güçlü grupların muhalefetini çekti.
Bunun bir nedeni, okulları finanse eden zenginlere yönelik gelir vergisinin süresini uzatma çabalarını karmaşıklaştırmasıydı ki bu önlem de kasım ayında yapılacak oylamada yer alacak.
SEIU-UHW, servet vergisini federal sağlık hizmetleri fon kesintilerini telafi etmenin bir yolu olarak sundu.
Fakatr muhalifler, bu tek seferlik verginin, ultra zengin sakinleri ve onların vergi gelirlerini eyalet dışına sürmek de dahil olmak üzere istenmeyen sonuçlara yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.
Muhalefetin bir kolunun sözcüsü Evan Westrup, oylama sonrasında yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Vali Newsom, Demokrat Vali Adayı Xavier Becerra, Kaliforniya Öğretmenler Birliği, Kaliforniya Profesyonel İtfaiyeciler Birliği, Kaliforniya Aile Planlaması Dernekleri ve daha pek çok kuruluş, 40 Numaralı Önerge’ye karşı birleşmiş durumda; çünkü bu önerge bütçemiz, ekonomimiz ve geleceğimiz için zararlı. En büyük zorluklarımıza karşı akıllı ve kalıcı çözümlere ihtiyacımız var; sağlık hizmetlerini, eğitimi ve kamu güvenliğini yetersiz bırakan, güvenilmez ve denenmemiş planlara değil.”
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’









