Bizi Takip Edin

Rusya

Putin: Batı, Ukrayna halkını ‘sarf malzemesi’ olarak görüyor

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Putin, Valday Tartışma Kulübünde yaptığı yaklaşık dört saatlik konuşmada, herhangi bir ülkenin nükleer deneme yapması halinde Rusya’nın da anında karşılık vereceğini söyledi. Batı’yı Ukrayna halkını ‘sarf malzemesi’ olarak görmekle suçlayan Putin, çok kutupluluğun Batı hegemonyasına tarihin verdiği bir cevap olduğunu belirtti ve Rusya’nın cephe hattında stratejik inisiyatifi elinde tuttuğunu savundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Soçi’de düzenlenen Uluslararası Tartışma Kulübü Valday’ın genel oturumunda 3 saat 51 dakika konuştu. Putin, küresel güç dengelerinden Ukrayna’daki savaşa, Trump ile Alaska’da yapılan görüşmeden Avrupa’nın geleceğine kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu.

Batı’nın izolasyon çabaları çöktü

Putin, Rusya’nın yaptırım sayısında “mutlak rekor sahibi” olduğunu söyledi. Ancak Batı’nın Rusya’yı izole etme çabalarının tamamen çöktüğünü belirtti. Putin, “Rusya en yüksek direnç seviyesini gösterdi, bu konuda haklı gurur duyuyoruz” dedi. Devlet Başkanı, bazı ülkelerin Rusya’ya stratejik yenilgi yaşatmak, halkı acı çektirmek istediğini, ama artık “sakinleşmeleri gerektiğini” vurguladı.

Putin, Batı’nın Sovyetler Birliğinin son kalıntısını da “ezmek” istediğini söyledi. Putin, “Kafkasya’da CIA’nın nasıl çalıştığını, terörü nasıl finanse ettiğini gördüğümde ben bile şok oldum” diye ekledi.

“Bütün NATO Rusya ile savaşıyor”

Putin, Batılı eğitmenlerin Ukrayna’daki savaşta yer aldığını söyledi. Devlet Başkanı, Avrupa’da Ukrayna ordusuna destek veren özel bir merkezin kurulduğunu anlattı. Putin, “Bütün NATO ülkeleri Rusya ile savaşıyor” dedi. Rus lider, Rus ordusunun bugün dünyadaki en savaş kabiliyetli ordu olduğunu vurguladı.

Devlet Başkanı, cephe hattının neredeyse tamamında Rus ordusunun ilerlediğini söyledi. Putin, “Kuzey” grubunun Volçansk’ın yarısını aldığını, “Batı” grubunun Kupyansk’ın üçte ikisini aldığını, ordu birliklerinin Konstantinovka’ya ve Krasnoarmeysk’e girdiğini açıkladı. Devlet Başkanı, Ukrayna ordusunda kargaşa hâkim olduğunu söyledi. Putin, “Cephede ne olduğunu anlamıyorlar” dedi.

Putin, Rus ordusunun personelinin yeterli olduğunu, kayıplarının Ukrayna’nınkinden kat kat az olduğunu söyledi. Putin, “Gençler kendileri askere yazılıyor. Zorunlu seferberlik yapmıyoruz” dedi.

Ukrayna’nın ağır kayıpları

Putin’in hesabına göre, Ukrayna ordusu eylülde 44 bin 700 asker kaybetti, bunların neredeyse yarısı telafisizdi. Kiev, hastanelerden dönenlerle birlikte 11 bin daha az asker toplayabildi. Ocak-ağustos arasında 150 bin kişi Ukrayna ordusundan firar etti, sadece 160 bin yeni asker alındı. Putin, Rusya’da da firarlar olduğunu, ama çok az olduğunu söyledi.

Putin, Ukrayna ordusunun kayıpları göz önünde bulundurulduğunda Kiev’in müzakereyi düşünmesinin daha iyi olacağını söyledi. Devlet Başkanı, Ukrayna yönetiminin masaya oturacak gücü bulacağını umduğunu ifade etti.

Zaporijya Nükleer Santrali’ne saldırılar

Putin, Ukraynalı militanların Zaporijya Nükleer Santrali’ne saldırılar düzenlediğini, şimdilik doğrudan reaktöre vurmadıklarını açıkladı. Putin, “Eğitim merkezini vurdu, enerji direklerini vurdu. Şimdi santral jeneratörlerle çalışıyor” dedi. Devlet Başkanı, Ukrayna topçusunun onarım ekiplerinin yaklaşmasına izin vermediğini, buna rağmen suçun Rusya’ya atıldığını belirtti. Putin, UAEA personelinin her şeyi gördüğünü ama sessiz kaldığını söyledi.

Putin, Ukrayna sabotaj gruplarının Kursk ve Smolensk nükleer santrallerinin enerji hatlarını birçok kez havaya uçurduğunu söyledi. Devlet Başkanı, Ukrayna’daki diğer santrallerin hâlâ çalıştığını hatırlattı ve “Bize aynı şekilde karşılık vermemizi ne engelliyor?” diye sordu. Putin, “Bu çok tehlikeli bir uygulama, durmaları daha iyi olur” dedi.

Trump ile Alaska görüşmesi

Putin, Alaska’daki görüşmenin kimin fikri olduğuna dair yorum yapmadı. Ancak Devlet Başkanı, orada rahat hissettiklerini söyledi. Putin, Rusya’nın ABD ile Ukrayna’daki çatışmanın çözümü konusunda tartışmayı sürdürmeye hazır olduğunu vurguladı.

Putin, Alaska’da Trump ile sadece Ukrayna krizinin çözümünü konuştuklarını anlattı. Rus lider, ABD Başkanı’nı “rahat bir muhatap” diye tanımladı: “Gösteriş yapmayı seviyor ama dinlemeyi de biliyor.” Putin, “Alaska’daki görüşme, ikili ilişkilerin yeniden kurulması için bir işaret oldu” dedi.

Putin, Çin ziyaretinde Devlet Başkanı Şi Cinping’in Rusya-ABD ilişkilerinin normalleşmesini desteklediğini aktardı. Putin, Şi’yi dostu olarak gördüğünü söyledi.

“Trump iktidarda olsaydı ihtilaf yaşanmazdı”

Putin, Ukrayna ihtilafının hem Ukraynalılar hem Ruslar için bir trajedi olduğunu söyledi. Ancak Devlet Başkanı, Batı için Ukrayna halkının önemi olmadığını, onları “sarf malzemesi” gibi gördüklerini belirtti. Putin, “NATO sınırlarımıza yaklaşmasa bu ihtilaf olmazdı. Trump iktidara olsaydı, bu ihtilaf da yaşanmazdı” dedi.

Putin, Trump yönetiminin isteklerini doğrudan dile getirdiğini ama dürüstçe yaptığını söyledi. Devlet Başkanı, ABD yönetiminin kendi çıkarlarını savunduğunu, Rusya’nın da aynısını yaptığını belirtti. Putin, ABD ile tam kapsamlı ilişkilerin yeniden kurulmasının Rusya’nın ulusal çıkarına olduğunu vurguladı.

Tomahawk füzeleri ve nükleer silahlar

Putin, Tomahawk’ın güçlü bir silah olduğunu, ancak Ukrayna’ya sevk edilmesinin cephede durumu değiştirmeyeceğini söyledi. Putin, “ATACMS füzeleri vardı, ama hava savunmamız onları düşürmeyi öğrendi” dedi. Devlet Başkanı, bu füzelerin sevkiyatının Rusya-ABD ilişkilerine zarar vereceğini, Amerikan askerlerinin doğrudan katılımı olmadan Tomahawk’ların kullanılamayacağını vurguladı.

Putin, Rusya’nın modern yüksek teknolojili çok sayıda silah sistemine sahip olduğunu, bunlara “Oreşnik” adlı sistemi de eklediğini söyledi. Devlet Başkanı, şimdi yeni hipersonik silah sistemleri ortaya çıkabileceğini belirtti. Putin, “Hiçbir şeyi unutmadık, çalışmalar sürüyor” diye vurguladı. Putin, Rusya’nın kendi nükleer kalkanına güvendiğini ifade etti. Devlet Başkanı, ABD ile parite bulunduğunu belirtti.

Putin, Rusya’nın Belarus dışında hiçbir yerde taktik nükleer silah konuşlandırmadığını söyledi. Devlet Başkanı, bu silahların Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombalardan kat kat güçlü olduğunu kaydetti.

Putin, eğer herhangi bir ülke nükleer deneme yaparsa Rusya’nın da aynı şekilde karşılık vereceğini açıkladı.

Stratejik silahlar anlaşması

Putin, stratejik taarruz silahları anlaşmasının geleceğine ilişkin kesin konuşmadı: “ABD’de bazıları, Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın uzatılmasına ihtiyaç duymadıklarını söylüyor. Onlara gerek yoksa bize de gerek yok.”

Fransa’nın tankere el koyması “korsanlık”

Putin, Fransa’nın uluslararası sularda tankere el koymasını korsanlık olarak nitelendirdi. Putin, “Orada muhtemelen askeri yük, insansız hava araçları aradılar. Hiçbiri yoktu, olamazdı da” dedi. Devlet Başkanı, bunun, Fransız halkının dikkatini iç sorunlardan başka yöne çekme isteğiyle yapıldığını söyledi. Putin, “Fransızlar, bana gelin. Çevremde birleşin. Sizi zafere götüreceğim. Tıpkı Napolyon gibi” dedi.

Tankerlere el koymaya ilişkin konuşan Putin, bunu bir kez daha korsanlık diye tanımladı ve “Korsanları yok ederler” dedi. Devlet Başkanı’na göre Avrupalı liderler vatandaşlarını “büyük silahlı ihtilafların” yoluna itiyor.

Putin, uluslararası hukukun gemi el koymayı yasakladığını söyledi. Devlet Başkanı, Avrupa toplumlarının kendi liderlerinin işleri çöküşe sürüklemesine izin vermeyeceği umudunu dile getirdi.

“Sevdiğimiz Avrupa yok oluyor”

Putin, Avrupa Birliğinin güçlü bir uygarlık merkezi olduğunu ama sönmekte olduğunu söyledi. Devlet Başkanı, kontrolsüz göç ve değerlerin aşınmasının Avrupa’yı içten kemirdiğini belirtti. Putin, “Sevdiğimiz Avrupa yok oluyor” dedi. Devlet Başkanı, Avrupa’da yarım yıl yaşayan Batı yanlısı Rusların bile bunu söylediğini ekledi.

Putin, Avrupa’da milliyetçi hareketlerin güçlendiğini söyledi. Fransa’da, Almanya’da. Macaristan’da Orbán’ı destekleyenler “Macar kalmak isteyenler.” Putin, bu süreç devam ederse Avrupa’nın yeniden doğacağını belirtti.

Putin, Rusya’nın petrol ve gazının Avrupa’ya sevkiyatına getirilen yasağın, egemenliğin kaybedilmesinden kaynaklandığını söyledi. Putin, “Egemenlik kaybedilince her şey çöker” dedi.

Putin, Avrupa’da “Ruslarla savaş yaklaşıyor” şeklinde tekrarlanan mantraların doğru olmadığını söyledi. Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldıracağı saçmalığına inanmak mümkün değil. İnsanlara ‘rahatlayın, kendi sorunlarınıza bakın’ demek geliyor içimden” dedi. Devlet Başkanı, Avrupa’nın bu süreçte küresel rekabette geriye düştüğünü kaydetti.

Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği “aptallık”

Putin, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılmasını “aptallık” olarak nitelendirdi: “İlişkilerimizde hiçbir sorun yoktu,” dedi. Devlet Başkanı, Helsinki’de ruble kabul edildiğini, tabelaların Rusça olduğunu hatırlattı. Putin, “Rusya Helsinki’yi ya da Stockholm’ü mü işgal etmek istedi? İsveç’le bütün sorunlarımızı Poltava Muharebesi’nde çözmüştük. Bu çok eskidendi” diye vurguladı.

Putin, Finlandiya ile de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm meselelerin çözüldüğünü söyledi. Devlet Başkanı, bu ülkelerin yönetimlerinin Rusya’dan çıkar sağlamayı umduğunu, ancak “Rusya’dan bir şey koparmalarının mümkün olmayacağını” belirtti.

Putin, Rusya’nın Finlandiya ile ilişkileri yeniden kurmaya karşı olmadığını ancak “bir burukluk” kaldığını söyledi.

Avrupa’da demokrasi maskaralığa döndü

Putin, Avrupa’daki elitlerin iktidarı korumak için halklarını aldattığını söyledi. Devlet Başkanı, örnek olarak Romanya’daki başkanlık seçimlerini gösterdi: “Yakında her şeyi yasaklayacaklar.” Putin, “Demokratik prosedürleri sonsuza kadar maskaralık haline getirmek mümkün değil” dedi.

Sırbistan’da renkli devrim girişimi

Devlet Başkanı, Rus istihbaratının Batı’nın Sırbistan’da renkli devrim organize etmeye çalıştığını teyit ettiğini açıkladı. Putin, Sırp gençlerinin protesto için sokaklara çıkarken halklarının geçmişte yaşadığı acıları unutmamaları gerektiğini vurguladı. Putin, “Gençleri sokağa itenler, Sırp halkının acı çekmeye devam etmesini istiyor. Nasıl ki bazıları Rus halkının da acı çekmesini istiyor. Bunu açıkça söylüyorlar” dedi.

ABD uranyum alımlarına devam ediyor

Putin, ABD’nin diğer ülkelerden Rusya’nın kaynaklarından vazgeçmesini istediğini, fakat kendisinin uranyum almaya devam ettiğini söyledi. Putin, “Jüpiter’e serbest olan, boğaya serbest değildir” dedi.

Putin, Rusya’nın ABD’ye uranyum sevkiyatını düzenli ve güvenilir şekilde sürdüreceğini söyledi. Devlet Başkanı, 2025’te 1,2 milyar dolar, 2026’da 800 milyon dolar değerinde nükleer yakıt satılacağını açıkladı. Putin, Avrupa’nın Rusya’nın doğalgazından vazgeçmesinin ürün fiyatlarını yükselttiğini ve AB halkını yoksullaştırdığını belirtti.

BRICS ekonomik güç kazanıyor

Putin, Rusya’nın dolar karşıtı bir kampanya yürütmediğini, sadece dolar üzerinden ödeme yapmasına izin verilmediğini belirtti. Devlet Başkanı, BRICS’in elektronik ödeme ve ticaret imkânlarını genişletmek için çalışacağını söyledi. Putin, BRICS ülkelerinin dünya GSYİH’sındaki payının bugün yüzde 40, AB ülkelerinin payının ise yüzde 23 olduğunu ifade etti.

Enerji sektörü ve petrol fiyatları

Devlet Başkanı, uluslararası enerji sektörünün iyi işleyeceğine, dünya ekonomisi büyüdükçe enerji kaynaklarına talebin arttığına inandığını söyledi. Putin, “Eğer varsayalım ki Rusya’nın petrol tacirlerini piyasadan çıkarsalar, ki bu olmayacak, fiyatlar anında 100 doların üzerine fırlar” diye vurguladı. Putin ardından, “Bu, kötü durumda olan ekonomilerin, Avrupa ülkelerinin ekonomilerinin çıkarına mı? Bunun üzerine ya hiç düşünmüyorlar ya da her şeyi anlayarak yine de kasten üzerine gidiyorlar” dedi.

Hindistan ile ilişkiler

Putin, Hindistan’la hiç sorun yaşanmadığını söyledi. Devlet Başkanı, Modi’yi çok bilge ve milliyetçi bir lider olarak nitelendirdi. Putin, Hindistan ile ticaretin geliştirilmesinden yana olduğunu belirtti. Devlet Başkanı, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 63 milyar dolar olduğunu, fakat potansiyelin çok daha büyük olduğunu söyledi.

Putin, ABD’nin Hindistan ve Çin’e gümrük vergisi getirmesi halinde fiyatların kendi ülkelerinde artacağını belirtti. Devlet Başkanı, bunun Fed’in sert politikalarına ve ekonominin yavaşlamasına yol açacağını söyledi. Putin, Hindistan’ın Rusya petrolünden vazgeçmesi halinde yaklaşık 9 milyar dolar kaybedeceğini, vazgeçmezse gümrük vergisi ve siyasi baskıya maruz kalacağını söyledi. Putin, “Hindistan halkı aşağılanmaya katlanmaz, Modi de baskıyla ticaretten vazgeçmez” dedi.

Putin, Çinli turistler için yakın zamanda vizesiz rejim ilan edeceklerini, gecikmenin bürokrasiden kaynaklandığını belirtti.

Gazze krizi ve İsrail-Filistin meselesi

Putin, Gazze’deki durumu modern insanlık tarihinin korkunç bir olayı olarak tanımladı. Devlet Başkanı, Rusya’nın, Trump’ın çözüm planını desteklemeye hazır olduğunu söyledi. Putin, Filistin meselesinin çözümünde iki devlet ilkesinin, İsrail ve Filistin devletlerinin kurulmasının anahtar olduğunu vurguladı. Devlet Başkanı, Gazze’nin kontrolünün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a devredilmesinin tercih edilebileceğini, ama Trump’ın planına Filistin’in kendisinin nasıl yaklaştığının önemli olduğunu belirtti.

Putin, İsrail’in Katar’a saldırısının kendisini şaşırttığını söyledi.

Rusya ekonomisinde çeşitlendirme

Putin, Rusya ekonomisinin çeşitlendirilmesinin en temel görev olduğunu söyledi. Devlet Başkanı, ekonominin daha yüksek teknolojili hale gelmesi, iş gücü verimliliğinin artırılması ve iş gücü piyasasının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Putin, halkın gelirini artırmanın önemine değindi. Devlet Başkanı, Rusya’daki yüksek nitelikli uzmanların daha yüksek maaş alması gerektiğini vurguladı.

Putin, yaptırımlar sonucu Rusya’nın yeni ortaklar bulduğunu ve lojistiği yeniden kurduğunu anlattı.

Putin, Rusya’nın enflasyonu dizginlemek için rekor büyüme hızından feragat ettiğini vurguladı. Devlet Başkanı, enflasyonu düşürmek gerektiğini, ama aynı zamanda ekonomik büyümeyi de sürdürmenin önem taşıdığını belirtti. Putin, “Ekonomiyi tamamen ‘dondurmamak’ önemli” dedi.

Putin, hükümetin KDV’yi artırma kararının ardından kayıt dışı ekonominin büyümesine izin vermemenin önemli olduğunu söyledi. Devlet Başkanı, KDV artışının ekonomiyi dengelemeye ve geleceğe hazırlık oluşturmaya imkan vereceğini belirtti.

Batı’dan Rusya’ya göç

Putin, Batı ülkelerinden Rusya’ya taşınmak isteyenler için, “Kimin nereden geldiği önemli değil; Güney’den ya da Kuzey’den. Önemli olan ortak değerler” dedi. Devlet Başkanı, 1800 başvuru yapıldığını, 1500’ünün kabul edildiğini söyledi. Putin, gelenlerin çoğunun Avrupa’dan olduğunu, orada “çocuklara karşı cinsiyet terörü” yaşandığını belirtti.

CIA yetkilisinin oğlunun anısı

Putin, CIA Başkan Yardımcısı Michael Gloss’un oğlunun cephede ölümüne kadar onu tanımadığını söyledi. Devlet Başkanı, Gloss’un ön safta savaşarak şerefiyle öldüğünü anlattı. Putin, Donbass’ta İngilizce ağırlıklı eğitim veren bir okula onun adının verildiğini belirtti. Putin, “O Amerikalıydı ama Rus askeriydi” dedi.

NATO üyeliği teklifleri reddedildi

Putin, Rusya’nın NATO’ya katılmak için iki kez teklif verdiğini anlattı. Devlet Başkanı, ilkinin 1954’te, ikincisinin 2000’de olduğunu söyledi. Putin, her seferinde reddedildiğini belirtti. Devlet Başkanı, Batılı ülkelerin mutlak güç cazibesine kapıldığını ifade etti.

Çok kutupluluk ve hegemonya

Putin, modern dünyada artık “okyanus ötesinde icat edilmiş kurallara” uymaya kimsenin hazır olmadığını söyledi. Putin, “Çok kutupluluk, Batı’nın hegemonyasını kurma çabasına tarihin verdiği cevaptır” dedi.

Putin, ABD ve Batı’nın gücünün geçen yüzyılın sonunda zirveye ulaştığını, ama diğer ülkelere ne yapacaklarını dayatma çabalarının başarısız olduğunu söyledi. Putin, “Her gücün bir sınırı vardır. Demire karşı ancak başka bir demir çıkar. Ve o da mutlaka çıkar” dedi.

Putin, modern dünyanın diktaya değil, anlaşmalara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Devlet Başkanı, hegemonyanın bu yükün altından kalkamayacağını vurguladı.

BM’nin geleceği

Putin, BM’nin bugün sık sık eleştirildiğini, kurumda birçok sorun olduğunu ancak şu anda BM’den daha iyisinin bulunmadığını söyledi. Putin, “Asıl mesele, bizim bu kurumu nasıl kullandığımız” dedi. Devlet Başkanı, BM’nin potansiyelinin daha yeni açılmaya başladığını belirtti. Putin, “Yeni bir dünya düzeni arayışının uzun dönemine girdik” dedi. Devlet Başkanı, BM’nin çağdaş gerçeklere uyum sürecinde kuruluşun ilk amacının bozulmamasının önemli olduğunu söyledi.

Rusya medeniyeti ve değerler

Devlet Başkanı, Rusya’nın eski uygarlıklara büyük saygı duyduğunu söyledi. Putin, “Bizim medeniyetimiz 1000 yılı aşkın süredir var, tecrübemiz var” dedi. Devlet Başkanı, Rusya’da farklı dinlerden, farklı halklardan insanların yüzyıllardır bir arada yaşadığını, bunun özel bir kültür oluşturduğunu vurguladı.

Putin, SSCB’nin herkese kendi politikasını dayattığını, sonra aynı şeyi ABD’nin yapmaya başladığını söyledi. Devlet Başkanı, bunun yanlış olduğunu vurguladı. Putin, Rusya’nın hiçbir zaman başka ülkelere ırkçı bir tavırla yaklaşmadığını belirtti. Putin, “Rusya çeşitlilikten, çok seslilikten ve değerlerin senfonisinden yana oldu. Rusya vardı, var ve hep olacak” dedi.

Puşkin şiiri okudu

Putin, evinde masasının üzerinde bir Puşkin cildi bulunduğunu anlattı. Putin, “Puşkin bana sanki, Valday’a yanında şiir kitabımı al, oku’ dedi” diye ekledi. Devlet Başkanı ardından 1831’de yazılan “Borodino Yıldönümü” şiirini okudu. Putin, konuşmasına, “Rusya’nın varlığı bile birçok kişiye hoş gelmiyor, fırsat arıyorlar. Ama buna izin vermeyeceğiz” sözleriyle devam etti.

Modern savaş ve teknoloji

Putin’e modern savaşın nasıl değiştiği soruldu. Putin, “Teknolojinin gelişmesiyle askeri olmayan yöntemler arttı” dedi. Devlet Başkanı, bilgi saldırıları ve toplumsal bilinç üzerinde etki çabalarını örnek gösterdi.

Putin, savaş araçları arasında en önemlisinin insansız hava araçları olduğunu söyledi. Putin, “Tüm bu teknolojiler çift amaçlı kullanılabilir. İHA’lar hem tıpta hem gıda dağıtımında kullanılabilir” dedi.

Putin, askeri ihtilallerde her şeyin çok hızlı değiştiğini söyledi. Putin, “Değişmeyen tek şey Rus askerinin cesareti” diye ekledi.

Putin, genç kızların kokoshnik (geleneksel başlık) takmaya başlamasının kendisini çok sevindirdiğini söyledi. Devlet Başkanı, bunun Rus toplumunun olgunluğunu ve sağlamlığını gösterdiğini, dışarıdan etkilenmediğini belirtti. Putin, “Rus toplumunu içeriden çökertme çabalarına rağmen, düşmanlarımız ters etki yaratıyor” dedi.

Diğer konular

Putin, Kopenhag ve Lizbon’a artık drone göndermeyeceği yönünde şaka yaptı. Putin, “Artık göndermeyeceğim” diyerek güldü. Devlet Başkanı ardından, “Ciddi konuşursak: Orada zaten hedef yok, bizim de göndermemize gerek yok” dedi.

Putin, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in evinde nasıl kaldığını hatırladı: “Sabah pijamalarla kahve içtik.”

Putin, Charlie Kirk’ün öldürülmesini “iğrenç bir cürüm” olarak nitelendirdi ve ailesine başsağlığı diledi.

Putin, Macron ile aslında iyi ve çalışma ilişkileri içinde olduğunu söyledi.

Putin, dünya toplumunun temel konularda ortak bir dil bulacağına dair umut ifade etti. Devlet Başkanı konuşmasını bununla bitirdi.

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English