Rusya
Putin: Batı, Ukrayna halkını ‘sarf malzemesi’ olarak görüyor

Rusya Devlet Başkanı Putin, Valday Tartışma Kulübünde yaptığı yaklaşık dört saatlik konuşmada, herhangi bir ülkenin nükleer deneme yapması halinde Rusya’nın da anında karşılık vereceğini söyledi. Batı’yı Ukrayna halkını ‘sarf malzemesi’ olarak görmekle suçlayan Putin, çok kutupluluğun Batı hegemonyasına tarihin verdiği bir cevap olduğunu belirtti ve Rusya’nın cephe hattında stratejik inisiyatifi elinde tuttuğunu savundu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Soçi’de düzenlenen Uluslararası Tartışma Kulübü Valday’ın genel oturumunda 3 saat 51 dakika konuştu. Putin, küresel güç dengelerinden Ukrayna’daki savaşa, Trump ile Alaska’da yapılan görüşmeden Avrupa’nın geleceğine kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu.
Batı’nın izolasyon çabaları çöktü
Putin, Rusya’nın yaptırım sayısında “mutlak rekor sahibi” olduğunu söyledi. Ancak Batı’nın Rusya’yı izole etme çabalarının tamamen çöktüğünü belirtti. Putin, “Rusya en yüksek direnç seviyesini gösterdi, bu konuda haklı gurur duyuyoruz” dedi. Devlet Başkanı, bazı ülkelerin Rusya’ya stratejik yenilgi yaşatmak, halkı acı çektirmek istediğini, ama artık “sakinleşmeleri gerektiğini” vurguladı.
Putin, Batı’nın Sovyetler Birliğinin son kalıntısını da “ezmek” istediğini söyledi. Putin, “Kafkasya’da CIA’nın nasıl çalıştığını, terörü nasıl finanse ettiğini gördüğümde ben bile şok oldum” diye ekledi.
“Bütün NATO Rusya ile savaşıyor”
Putin, Batılı eğitmenlerin Ukrayna’daki savaşta yer aldığını söyledi. Devlet Başkanı, Avrupa’da Ukrayna ordusuna destek veren özel bir merkezin kurulduğunu anlattı. Putin, “Bütün NATO ülkeleri Rusya ile savaşıyor” dedi. Rus lider, Rus ordusunun bugün dünyadaki en savaş kabiliyetli ordu olduğunu vurguladı.
Devlet Başkanı, cephe hattının neredeyse tamamında Rus ordusunun ilerlediğini söyledi. Putin, “Kuzey” grubunun Volçansk’ın yarısını aldığını, “Batı” grubunun Kupyansk’ın üçte ikisini aldığını, ordu birliklerinin Konstantinovka’ya ve Krasnoarmeysk’e girdiğini açıkladı. Devlet Başkanı, Ukrayna ordusunda kargaşa hâkim olduğunu söyledi. Putin, “Cephede ne olduğunu anlamıyorlar” dedi.
Putin, Rus ordusunun personelinin yeterli olduğunu, kayıplarının Ukrayna’nınkinden kat kat az olduğunu söyledi. Putin, “Gençler kendileri askere yazılıyor. Zorunlu seferberlik yapmıyoruz” dedi.
Ukrayna’nın ağır kayıpları
Putin’in hesabına göre, Ukrayna ordusu eylülde 44 bin 700 asker kaybetti, bunların neredeyse yarısı telafisizdi. Kiev, hastanelerden dönenlerle birlikte 11 bin daha az asker toplayabildi. Ocak-ağustos arasında 150 bin kişi Ukrayna ordusundan firar etti, sadece 160 bin yeni asker alındı. Putin, Rusya’da da firarlar olduğunu, ama çok az olduğunu söyledi.
Putin, Ukrayna ordusunun kayıpları göz önünde bulundurulduğunda Kiev’in müzakereyi düşünmesinin daha iyi olacağını söyledi. Devlet Başkanı, Ukrayna yönetiminin masaya oturacak gücü bulacağını umduğunu ifade etti.
Zaporijya Nükleer Santrali’ne saldırılar
Putin, Ukraynalı militanların Zaporijya Nükleer Santrali’ne saldırılar düzenlediğini, şimdilik doğrudan reaktöre vurmadıklarını açıkladı. Putin, “Eğitim merkezini vurdu, enerji direklerini vurdu. Şimdi santral jeneratörlerle çalışıyor” dedi. Devlet Başkanı, Ukrayna topçusunun onarım ekiplerinin yaklaşmasına izin vermediğini, buna rağmen suçun Rusya’ya atıldığını belirtti. Putin, UAEA personelinin her şeyi gördüğünü ama sessiz kaldığını söyledi.
Putin, Ukrayna sabotaj gruplarının Kursk ve Smolensk nükleer santrallerinin enerji hatlarını birçok kez havaya uçurduğunu söyledi. Devlet Başkanı, Ukrayna’daki diğer santrallerin hâlâ çalıştığını hatırlattı ve “Bize aynı şekilde karşılık vermemizi ne engelliyor?” diye sordu. Putin, “Bu çok tehlikeli bir uygulama, durmaları daha iyi olur” dedi.
Trump ile Alaska görüşmesi
Putin, Alaska’daki görüşmenin kimin fikri olduğuna dair yorum yapmadı. Ancak Devlet Başkanı, orada rahat hissettiklerini söyledi. Putin, Rusya’nın ABD ile Ukrayna’daki çatışmanın çözümü konusunda tartışmayı sürdürmeye hazır olduğunu vurguladı.
Putin, Alaska’da Trump ile sadece Ukrayna krizinin çözümünü konuştuklarını anlattı. Rus lider, ABD Başkanı’nı “rahat bir muhatap” diye tanımladı: “Gösteriş yapmayı seviyor ama dinlemeyi de biliyor.” Putin, “Alaska’daki görüşme, ikili ilişkilerin yeniden kurulması için bir işaret oldu” dedi.
Putin, Çin ziyaretinde Devlet Başkanı Şi Cinping’in Rusya-ABD ilişkilerinin normalleşmesini desteklediğini aktardı. Putin, Şi’yi dostu olarak gördüğünü söyledi.
“Trump iktidarda olsaydı ihtilaf yaşanmazdı”
Putin, Ukrayna ihtilafının hem Ukraynalılar hem Ruslar için bir trajedi olduğunu söyledi. Ancak Devlet Başkanı, Batı için Ukrayna halkının önemi olmadığını, onları “sarf malzemesi” gibi gördüklerini belirtti. Putin, “NATO sınırlarımıza yaklaşmasa bu ihtilaf olmazdı. Trump iktidara olsaydı, bu ihtilaf da yaşanmazdı” dedi.
Putin, Trump yönetiminin isteklerini doğrudan dile getirdiğini ama dürüstçe yaptığını söyledi. Devlet Başkanı, ABD yönetiminin kendi çıkarlarını savunduğunu, Rusya’nın da aynısını yaptığını belirtti. Putin, ABD ile tam kapsamlı ilişkilerin yeniden kurulmasının Rusya’nın ulusal çıkarına olduğunu vurguladı.
Tomahawk füzeleri ve nükleer silahlar
Putin, Tomahawk’ın güçlü bir silah olduğunu, ancak Ukrayna’ya sevk edilmesinin cephede durumu değiştirmeyeceğini söyledi. Putin, “ATACMS füzeleri vardı, ama hava savunmamız onları düşürmeyi öğrendi” dedi. Devlet Başkanı, bu füzelerin sevkiyatının Rusya-ABD ilişkilerine zarar vereceğini, Amerikan askerlerinin doğrudan katılımı olmadan Tomahawk’ların kullanılamayacağını vurguladı.
Putin, Rusya’nın modern yüksek teknolojili çok sayıda silah sistemine sahip olduğunu, bunlara “Oreşnik” adlı sistemi de eklediğini söyledi. Devlet Başkanı, şimdi yeni hipersonik silah sistemleri ortaya çıkabileceğini belirtti. Putin, “Hiçbir şeyi unutmadık, çalışmalar sürüyor” diye vurguladı. Putin, Rusya’nın kendi nükleer kalkanına güvendiğini ifade etti. Devlet Başkanı, ABD ile parite bulunduğunu belirtti.
Putin, Rusya’nın Belarus dışında hiçbir yerde taktik nükleer silah konuşlandırmadığını söyledi. Devlet Başkanı, bu silahların Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombalardan kat kat güçlü olduğunu kaydetti.
Putin, eğer herhangi bir ülke nükleer deneme yaparsa Rusya’nın da aynı şekilde karşılık vereceğini açıkladı.
Stratejik silahlar anlaşması
Putin, stratejik taarruz silahları anlaşmasının geleceğine ilişkin kesin konuşmadı: “ABD’de bazıları, Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın uzatılmasına ihtiyaç duymadıklarını söylüyor. Onlara gerek yoksa bize de gerek yok.”
Fransa’nın tankere el koyması “korsanlık”
Putin, Fransa’nın uluslararası sularda tankere el koymasını korsanlık olarak nitelendirdi. Putin, “Orada muhtemelen askeri yük, insansız hava araçları aradılar. Hiçbiri yoktu, olamazdı da” dedi. Devlet Başkanı, bunun, Fransız halkının dikkatini iç sorunlardan başka yöne çekme isteğiyle yapıldığını söyledi. Putin, “Fransızlar, bana gelin. Çevremde birleşin. Sizi zafere götüreceğim. Tıpkı Napolyon gibi” dedi.
Tankerlere el koymaya ilişkin konuşan Putin, bunu bir kez daha korsanlık diye tanımladı ve “Korsanları yok ederler” dedi. Devlet Başkanı’na göre Avrupalı liderler vatandaşlarını “büyük silahlı ihtilafların” yoluna itiyor.
Putin, uluslararası hukukun gemi el koymayı yasakladığını söyledi. Devlet Başkanı, Avrupa toplumlarının kendi liderlerinin işleri çöküşe sürüklemesine izin vermeyeceği umudunu dile getirdi.
“Sevdiğimiz Avrupa yok oluyor”
Putin, Avrupa Birliğinin güçlü bir uygarlık merkezi olduğunu ama sönmekte olduğunu söyledi. Devlet Başkanı, kontrolsüz göç ve değerlerin aşınmasının Avrupa’yı içten kemirdiğini belirtti. Putin, “Sevdiğimiz Avrupa yok oluyor” dedi. Devlet Başkanı, Avrupa’da yarım yıl yaşayan Batı yanlısı Rusların bile bunu söylediğini ekledi.
Putin, Avrupa’da milliyetçi hareketlerin güçlendiğini söyledi. Fransa’da, Almanya’da. Macaristan’da Orbán’ı destekleyenler “Macar kalmak isteyenler.” Putin, bu süreç devam ederse Avrupa’nın yeniden doğacağını belirtti.
Putin, Rusya’nın petrol ve gazının Avrupa’ya sevkiyatına getirilen yasağın, egemenliğin kaybedilmesinden kaynaklandığını söyledi. Putin, “Egemenlik kaybedilince her şey çöker” dedi.
Putin, Avrupa’da “Ruslarla savaş yaklaşıyor” şeklinde tekrarlanan mantraların doğru olmadığını söyledi. Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldıracağı saçmalığına inanmak mümkün değil. İnsanlara ‘rahatlayın, kendi sorunlarınıza bakın’ demek geliyor içimden” dedi. Devlet Başkanı, Avrupa’nın bu süreçte küresel rekabette geriye düştüğünü kaydetti.
Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği “aptallık”
Putin, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılmasını “aptallık” olarak nitelendirdi: “İlişkilerimizde hiçbir sorun yoktu,” dedi. Devlet Başkanı, Helsinki’de ruble kabul edildiğini, tabelaların Rusça olduğunu hatırlattı. Putin, “Rusya Helsinki’yi ya da Stockholm’ü mü işgal etmek istedi? İsveç’le bütün sorunlarımızı Poltava Muharebesi’nde çözmüştük. Bu çok eskidendi” diye vurguladı.
Putin, Finlandiya ile de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm meselelerin çözüldüğünü söyledi. Devlet Başkanı, bu ülkelerin yönetimlerinin Rusya’dan çıkar sağlamayı umduğunu, ancak “Rusya’dan bir şey koparmalarının mümkün olmayacağını” belirtti.
Putin, Rusya’nın Finlandiya ile ilişkileri yeniden kurmaya karşı olmadığını ancak “bir burukluk” kaldığını söyledi.
Avrupa’da demokrasi maskaralığa döndü
Putin, Avrupa’daki elitlerin iktidarı korumak için halklarını aldattığını söyledi. Devlet Başkanı, örnek olarak Romanya’daki başkanlık seçimlerini gösterdi: “Yakında her şeyi yasaklayacaklar.” Putin, “Demokratik prosedürleri sonsuza kadar maskaralık haline getirmek mümkün değil” dedi.
Sırbistan’da renkli devrim girişimi
Devlet Başkanı, Rus istihbaratının Batı’nın Sırbistan’da renkli devrim organize etmeye çalıştığını teyit ettiğini açıkladı. Putin, Sırp gençlerinin protesto için sokaklara çıkarken halklarının geçmişte yaşadığı acıları unutmamaları gerektiğini vurguladı. Putin, “Gençleri sokağa itenler, Sırp halkının acı çekmeye devam etmesini istiyor. Nasıl ki bazıları Rus halkının da acı çekmesini istiyor. Bunu açıkça söylüyorlar” dedi.
ABD uranyum alımlarına devam ediyor
Putin, ABD’nin diğer ülkelerden Rusya’nın kaynaklarından vazgeçmesini istediğini, fakat kendisinin uranyum almaya devam ettiğini söyledi. Putin, “Jüpiter’e serbest olan, boğaya serbest değildir” dedi.
Putin, Rusya’nın ABD’ye uranyum sevkiyatını düzenli ve güvenilir şekilde sürdüreceğini söyledi. Devlet Başkanı, 2025’te 1,2 milyar dolar, 2026’da 800 milyon dolar değerinde nükleer yakıt satılacağını açıkladı. Putin, Avrupa’nın Rusya’nın doğalgazından vazgeçmesinin ürün fiyatlarını yükselttiğini ve AB halkını yoksullaştırdığını belirtti.
BRICS ekonomik güç kazanıyor
Putin, Rusya’nın dolar karşıtı bir kampanya yürütmediğini, sadece dolar üzerinden ödeme yapmasına izin verilmediğini belirtti. Devlet Başkanı, BRICS’in elektronik ödeme ve ticaret imkânlarını genişletmek için çalışacağını söyledi. Putin, BRICS ülkelerinin dünya GSYİH’sındaki payının bugün yüzde 40, AB ülkelerinin payının ise yüzde 23 olduğunu ifade etti.
Enerji sektörü ve petrol fiyatları
Devlet Başkanı, uluslararası enerji sektörünün iyi işleyeceğine, dünya ekonomisi büyüdükçe enerji kaynaklarına talebin arttığına inandığını söyledi. Putin, “Eğer varsayalım ki Rusya’nın petrol tacirlerini piyasadan çıkarsalar, ki bu olmayacak, fiyatlar anında 100 doların üzerine fırlar” diye vurguladı. Putin ardından, “Bu, kötü durumda olan ekonomilerin, Avrupa ülkelerinin ekonomilerinin çıkarına mı? Bunun üzerine ya hiç düşünmüyorlar ya da her şeyi anlayarak yine de kasten üzerine gidiyorlar” dedi.
Hindistan ile ilişkiler
Putin, Hindistan’la hiç sorun yaşanmadığını söyledi. Devlet Başkanı, Modi’yi çok bilge ve milliyetçi bir lider olarak nitelendirdi. Putin, Hindistan ile ticaretin geliştirilmesinden yana olduğunu belirtti. Devlet Başkanı, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 63 milyar dolar olduğunu, fakat potansiyelin çok daha büyük olduğunu söyledi.
Putin, ABD’nin Hindistan ve Çin’e gümrük vergisi getirmesi halinde fiyatların kendi ülkelerinde artacağını belirtti. Devlet Başkanı, bunun Fed’in sert politikalarına ve ekonominin yavaşlamasına yol açacağını söyledi. Putin, Hindistan’ın Rusya petrolünden vazgeçmesi halinde yaklaşık 9 milyar dolar kaybedeceğini, vazgeçmezse gümrük vergisi ve siyasi baskıya maruz kalacağını söyledi. Putin, “Hindistan halkı aşağılanmaya katlanmaz, Modi de baskıyla ticaretten vazgeçmez” dedi.
Putin, Çinli turistler için yakın zamanda vizesiz rejim ilan edeceklerini, gecikmenin bürokrasiden kaynaklandığını belirtti.
Gazze krizi ve İsrail-Filistin meselesi
Putin, Gazze’deki durumu modern insanlık tarihinin korkunç bir olayı olarak tanımladı. Devlet Başkanı, Rusya’nın, Trump’ın çözüm planını desteklemeye hazır olduğunu söyledi. Putin, Filistin meselesinin çözümünde iki devlet ilkesinin, İsrail ve Filistin devletlerinin kurulmasının anahtar olduğunu vurguladı. Devlet Başkanı, Gazze’nin kontrolünün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a devredilmesinin tercih edilebileceğini, ama Trump’ın planına Filistin’in kendisinin nasıl yaklaştığının önemli olduğunu belirtti.
Putin, İsrail’in Katar’a saldırısının kendisini şaşırttığını söyledi.
Rusya ekonomisinde çeşitlendirme
Putin, Rusya ekonomisinin çeşitlendirilmesinin en temel görev olduğunu söyledi. Devlet Başkanı, ekonominin daha yüksek teknolojili hale gelmesi, iş gücü verimliliğinin artırılması ve iş gücü piyasasının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Putin, halkın gelirini artırmanın önemine değindi. Devlet Başkanı, Rusya’daki yüksek nitelikli uzmanların daha yüksek maaş alması gerektiğini vurguladı.
Putin, yaptırımlar sonucu Rusya’nın yeni ortaklar bulduğunu ve lojistiği yeniden kurduğunu anlattı.
Putin, Rusya’nın enflasyonu dizginlemek için rekor büyüme hızından feragat ettiğini vurguladı. Devlet Başkanı, enflasyonu düşürmek gerektiğini, ama aynı zamanda ekonomik büyümeyi de sürdürmenin önem taşıdığını belirtti. Putin, “Ekonomiyi tamamen ‘dondurmamak’ önemli” dedi.
Putin, hükümetin KDV’yi artırma kararının ardından kayıt dışı ekonominin büyümesine izin vermemenin önemli olduğunu söyledi. Devlet Başkanı, KDV artışının ekonomiyi dengelemeye ve geleceğe hazırlık oluşturmaya imkan vereceğini belirtti.
Batı’dan Rusya’ya göç
Putin, Batı ülkelerinden Rusya’ya taşınmak isteyenler için, “Kimin nereden geldiği önemli değil; Güney’den ya da Kuzey’den. Önemli olan ortak değerler” dedi. Devlet Başkanı, 1800 başvuru yapıldığını, 1500’ünün kabul edildiğini söyledi. Putin, gelenlerin çoğunun Avrupa’dan olduğunu, orada “çocuklara karşı cinsiyet terörü” yaşandığını belirtti.
CIA yetkilisinin oğlunun anısı
Putin, CIA Başkan Yardımcısı Michael Gloss’un oğlunun cephede ölümüne kadar onu tanımadığını söyledi. Devlet Başkanı, Gloss’un ön safta savaşarak şerefiyle öldüğünü anlattı. Putin, Donbass’ta İngilizce ağırlıklı eğitim veren bir okula onun adının verildiğini belirtti. Putin, “O Amerikalıydı ama Rus askeriydi” dedi.
NATO üyeliği teklifleri reddedildi
Putin, Rusya’nın NATO’ya katılmak için iki kez teklif verdiğini anlattı. Devlet Başkanı, ilkinin 1954’te, ikincisinin 2000’de olduğunu söyledi. Putin, her seferinde reddedildiğini belirtti. Devlet Başkanı, Batılı ülkelerin mutlak güç cazibesine kapıldığını ifade etti.
Çok kutupluluk ve hegemonya
Putin, modern dünyada artık “okyanus ötesinde icat edilmiş kurallara” uymaya kimsenin hazır olmadığını söyledi. Putin, “Çok kutupluluk, Batı’nın hegemonyasını kurma çabasına tarihin verdiği cevaptır” dedi.
Putin, ABD ve Batı’nın gücünün geçen yüzyılın sonunda zirveye ulaştığını, ama diğer ülkelere ne yapacaklarını dayatma çabalarının başarısız olduğunu söyledi. Putin, “Her gücün bir sınırı vardır. Demire karşı ancak başka bir demir çıkar. Ve o da mutlaka çıkar” dedi.
Putin, modern dünyanın diktaya değil, anlaşmalara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Devlet Başkanı, hegemonyanın bu yükün altından kalkamayacağını vurguladı.
BM’nin geleceği
Putin, BM’nin bugün sık sık eleştirildiğini, kurumda birçok sorun olduğunu ancak şu anda BM’den daha iyisinin bulunmadığını söyledi. Putin, “Asıl mesele, bizim bu kurumu nasıl kullandığımız” dedi. Devlet Başkanı, BM’nin potansiyelinin daha yeni açılmaya başladığını belirtti. Putin, “Yeni bir dünya düzeni arayışının uzun dönemine girdik” dedi. Devlet Başkanı, BM’nin çağdaş gerçeklere uyum sürecinde kuruluşun ilk amacının bozulmamasının önemli olduğunu söyledi.
Rusya medeniyeti ve değerler
Devlet Başkanı, Rusya’nın eski uygarlıklara büyük saygı duyduğunu söyledi. Putin, “Bizim medeniyetimiz 1000 yılı aşkın süredir var, tecrübemiz var” dedi. Devlet Başkanı, Rusya’da farklı dinlerden, farklı halklardan insanların yüzyıllardır bir arada yaşadığını, bunun özel bir kültür oluşturduğunu vurguladı.
Putin, SSCB’nin herkese kendi politikasını dayattığını, sonra aynı şeyi ABD’nin yapmaya başladığını söyledi. Devlet Başkanı, bunun yanlış olduğunu vurguladı. Putin, Rusya’nın hiçbir zaman başka ülkelere ırkçı bir tavırla yaklaşmadığını belirtti. Putin, “Rusya çeşitlilikten, çok seslilikten ve değerlerin senfonisinden yana oldu. Rusya vardı, var ve hep olacak” dedi.
Puşkin şiiri okudu
Putin, evinde masasının üzerinde bir Puşkin cildi bulunduğunu anlattı. Putin, “Puşkin bana sanki, Valday’a yanında şiir kitabımı al, oku’ dedi” diye ekledi. Devlet Başkanı ardından 1831’de yazılan “Borodino Yıldönümü” şiirini okudu. Putin, konuşmasına, “Rusya’nın varlığı bile birçok kişiye hoş gelmiyor, fırsat arıyorlar. Ama buna izin vermeyeceğiz” sözleriyle devam etti.
Modern savaş ve teknoloji
Putin’e modern savaşın nasıl değiştiği soruldu. Putin, “Teknolojinin gelişmesiyle askeri olmayan yöntemler arttı” dedi. Devlet Başkanı, bilgi saldırıları ve toplumsal bilinç üzerinde etki çabalarını örnek gösterdi.
Putin, savaş araçları arasında en önemlisinin insansız hava araçları olduğunu söyledi. Putin, “Tüm bu teknolojiler çift amaçlı kullanılabilir. İHA’lar hem tıpta hem gıda dağıtımında kullanılabilir” dedi.
Putin, askeri ihtilallerde her şeyin çok hızlı değiştiğini söyledi. Putin, “Değişmeyen tek şey Rus askerinin cesareti” diye ekledi.
Putin, genç kızların kokoshnik (geleneksel başlık) takmaya başlamasının kendisini çok sevindirdiğini söyledi. Devlet Başkanı, bunun Rus toplumunun olgunluğunu ve sağlamlığını gösterdiğini, dışarıdan etkilenmediğini belirtti. Putin, “Rus toplumunu içeriden çökertme çabalarına rağmen, düşmanlarımız ters etki yaratıyor” dedi.
Diğer konular
Putin, Kopenhag ve Lizbon’a artık drone göndermeyeceği yönünde şaka yaptı. Putin, “Artık göndermeyeceğim” diyerek güldü. Devlet Başkanı ardından, “Ciddi konuşursak: Orada zaten hedef yok, bizim de göndermemize gerek yok” dedi.
Putin, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in evinde nasıl kaldığını hatırladı: “Sabah pijamalarla kahve içtik.”
Putin, Charlie Kirk’ün öldürülmesini “iğrenç bir cürüm” olarak nitelendirdi ve ailesine başsağlığı diledi.
Putin, Macron ile aslında iyi ve çalışma ilişkileri içinde olduğunu söyledi.
Putin, dünya toplumunun temel konularda ortak bir dil bulacağına dair umut ifade etti. Devlet Başkanı konuşmasını bununla bitirdi.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek








