Bizi Takip Edin

Diplomasi

Putin ve Trump Alaska’da görüştü: Henüz anlaşma yok

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Putin ve ABD Başkanı Trump, Alaska’da Ukrayna’daki krizi ele aldı. Liderler, görüşmelerin verimli geçtiğini ve barış için ilerleme kaydedildiğini belirtirken, henüz nihai bir anlaşmaya varılmadığını açıkladı. Trump, görüşmenin detaylarını aktarmak üzere Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Washington’da bir araya gelecek.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ağustos’ta ABD’nin Alaska eyaletindeki Elmendorf-Richardson Müşterek Üssü’nde bir görüşme gerçekleştirdi.

İki lider, Ukrayna’daki krizin çözümünü ele alırken, görüşmelerde ilerleme sağlandığını ancak henüz nihai bir anlaşmaya varılmadığını duyurdu.

Putin, Rusya’nın Magadan şehrinden, Trump ise Washington’dan Alaska’ya geldi. Trump’ı taşıyan Air Force One uçağı askeri havaalanına yerel saatle 10.30 sularında indi. Rus liderin uçağı ise yarım saat sonra iniş yaptı. Trump, bu süre boyunca uçağında bekledi.

İki lider, uçaklarından neredeyse aynı anda inerek havaalanında bir araya geldi. Birbirlerinin elini sıkan liderler, fotoğraf çekimi için hazırlanan podyuma yürüdü.

Bu sırada bir B-2 Spirit bombardıman uçağı, dört F-22 savaş uçağı eşliğinde üstlerinden geçiş yaptı. Putin, zirve alanına Trump’ın Cadillac marka makam aracıyla geçti.

Görüşme yaklaşık üç saat sürdü

Görüşme, daraltılmış formatta başladı. Rus heyetinde Putin’in yanı sıra Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov yer aldı.

Amerikan heyetinde ise Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Özel Temsilci Steve Witkoff bulundu.

Görüşmenin başında salonda bulunan Rus ve Amerikalı gazeteciler liderlere sorular yöneltmeye çalıştı. Putin bir soruya yanıt vermeye çalışsa da gürültüden sesi duyulmadı. Bunun üzerine liderler açılış konuşması yapmadan görüşme basına kapalı olarak devam etti.

Daha sonra öğle yemeğinde yapılması planlanan genişletilmiş heyetler arası görüşmelerin iptal edildiği açıklandı. Rusya tarafından yemeğe Savunma Bakanı Andrey Belousov, Maliye Bakanı Anton Siluanov ve Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı Kirill Dmitriyev’in katılması bekleniyordu.

Amerikan tarafından ise Hazine Bakanı Scott Bessent, Ticaret Bakanı Howard Lutnick ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in katılımı öngörülüyordu.

Yaklaşık 2 saat 45 dakika süren görüşmenin ardından liderler, ortak basın açıklaması yapmak üzere kameraların karşısına geçti.

Trump: Henüz bir anlaşma yok

Donald Trump, Putin ile görüşmesini “çok verimli” olarak nitelendirdi. Trump, “Ne yazık ki henüz bir anlaşma yok. Verimli görüşmeler yaptık. Ve ilk, belki de en önemli şey, barışçıl bir çözüme ulaşmak için iyi bir şansımız olması. Henüz bunu başaramadık ama Başkan Putin’e ve ekibine bunun için gerekli her şeyi yaptıkları için teşekkür ediyorum,” diye konuştu.

Birçok konuda anlaşmaya vardıklarını belirten Trump, “Sadece birkaç madde kaldı, bazıları çok önemli değil, biri ise muhtemelen en önemlisi, ama onu da çözmek için iyi bir şansımız var,” dedi.

Trump, görüşme hakkında bilgi vermek için NATO yetkilileri ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile telefon görüşmesi yapacağını söyledi.

Putin ile çok yakında tekrar görüşmeyi umduğunu belirten Trump, Rus liderin “Bir dahaki sefere Moskova’da” şeklindeki davetine, “Çok ilginç bir teklif. Muhtemelen beni kınayacaklar ama bence bu oldukça mümkün,” yanıtını verdi.

Putin: Krizin temel nedenleri ortadan kaldırılmalı

Vladimir Putin, konuşmasında Trump’a Alaska’ya daveti için teşekkür etti. Putin, “Uçaklardan indiğimizde kendisine ‘İyi günler sevgili komşu. Sizi sağlıklı ve hayatta görmek çok güzel’ dedim,” ifadelerini kullandı.

Rusya ve ABD’nin komşu olduğunu vurgulayan Putin, iki ülkenin ortak tarihinin önemli bir kısmının Alaska ile bağlantılı olduğunu belirtti.

Putin, ABD ile ilişkilerde çatışmadan diyaloğa geçilmesi gerektiğini söyledi. Ukrayna’daki çözümün uzun vadeli olması için krizin temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve Rusya’nın tüm endişelerinin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Putin, aynı zamanda Ukrayna’nın güvenliğinin de sağlanması gerektiğini kabul ettiğini belirtti.

Putin, “Umarım vardığımız anlayış, bu hedefe yaklaşmamızı sağlar ve Ukrayna’da barışın yolunu açar,” ifadesini kullandı.

Açıklamaların ardından liderler salondan ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı. Trump Washington’a dönerken, Putin Alaska’daki Sovyet pilotlarının mezarlarına çelenk bıraktıktan sonra Rusya’ya hareket etti.

Zelenskiy, Trump ile Washington’da görüşecek

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, 18 Ağustos’ta Washington’da Trump ile bir araya gelerek Rusya ile ateşkesin ayrıntılarını görüşeceğini duyurdu.

Zelenskiy, Trump ile önce baş başa, ardından Avrupalı liderlerin katılımıyla 1,5 saatten uzun süren bir telefon görüşmesi yaptığını belirtti.

Zelenskiy, Trump’ın üçlü bir zirve (Ukrayna, ABD, Rusya) yapılması önerisini desteklediğini ve müzakerelerin her aşamasına Avrupalı ortakların dahil edilmesinin önemini vurguladığını kaydetti.

Putin’in ateşkes yerine kapsamlı anlaşma istediği iddiası

Öte yandan Axios muhabiri Barak Ravid, sosyal medya hesabından bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Trump’ın Zelenskiy ve Avrupalı liderlerle yaptığı görüşmede Putin’in sadece bir ateşkesi değil, kapsamlı bir barış anlaşmasını desteklediğini söylediğini yazdı.

Kaynağa göre Trump, “Bence hızlı bir barış anlaşması, bir ateşkes anlaşmasından daha iyidir,” dedi.

Putin, Alaska’daki açıklamasında, “Ukrayna’daki çözümün sürdürülebilir ve uzun vadeli bir nitelik taşıması için krizin tüm temel nedenlerinin ortadan kaldırılması, Rusya’nın tüm meşru endişelerinin dikkate alınması ve Avrupa’da ve dünyada adil bir güvenlik dengesinin yeniden kurulması gerektiğine inanıyoruz,” ifadelerini kullanmıştı.

Zirve öncesinde The Wall Street Journal gazetesi, Moskova’nın öncelikle toprak sorunlarının çözülmesini, ardından ateşkesi görüştüğünü; Kiev ve Avrupalıların ise önceliği ateşkese verdiğini ve toprak meselelerinin daha sonra ele alınmasını önerdiğini bildirmişti.

Diplomasi

Reuters: Çin, Suudi Arabistan’ın talebiyle İran’dan Husileri dizginlemesini istedi

Yayınlanma

Reuters’a konuşan kaynaklara göre Çin, Suudi Arabistan’ın yardım istemesi üzerine Tahran’dan Yemen’deki Husileri kontrol altına almasını özel olarak talep etti.

Kaynaklara göre Riyad, Husilerin Kızıldeniz kıyısı boyunca ve Bab el-Mendeb Boğazı çevresinde hızla ilerlemesinin ardından Çin’e başvurdu. Bu gelişmeler, Suudi petrol ihracatını ve deniz taşımacılığını daha fazla risk altında bıraktı.

Kaynaklar, Çin’in kamuoyu önünde itidal, diyalog ve güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanması çağrısı yaptığını, ancak özel mesajının bu açıklamaların ötesine geçtiğini iddia etti.

Pekin, İran’ın Husiler üzerindeki etkisini kullanarak dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in bağımlı olduğu enerji rotalarında çatışmanın daha fazla yayılmasını önlemeye yardımcı olmasını istiyor.

Görüşmeler hakkında bilgilendirilen ve kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynaklar, mesajın nasıl iletildiğine veya İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin çarşamba günü Çin’e yaptığı ziyaret sırasında aktarılıp aktarılmadığına ilişkin ayrıntı vermedi.

Kaynaklara göre Tahran’ın yanıtı, bölgedeki istikrar ve barışın ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşının sona ermesine bağlı olduğu yönünde oldu.

Reuters’ın konuyla ilgili yorum talebine yanıt veren Çin Dışişleri Bakanlığı şu açıklamayı yaptı:

“Çin, bölgesel gerilimlerin Yemen ve Kızıldeniz’e daha fazla yayılmasını görmek istemiyor. Bölgesel istikrarsızlığın tırmanması hiçbir tarafın çıkarına değildir.”

Bakanlık ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Tüm ülkelerin egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmeli, insanların yaşamı için hayati öneme sahip tesisler hedef alınmamalıdır. Çin, durumu daha karmaşık hale getiren eylemlere son verilmesi çağrısında bulunuyor ve sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesini destekliyor.”

Üç İranlı kaynağa göre Tahran’ın Pekin tarafından dile getirilen kaygılar doğrultusunda hareket edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Ancak kaynaklar, ABD ile süren gerilimler karşısında Çin ile ilişkilerin İran için önemli ekonomik ve stratejik ağırlık taşıdığını belirtti.

Çin, savaş ve yaptırımlar nedeniyle ağır baskı altında olan İran ekonomisini desteklemek ve petrol sektörünün sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli yatırımları yapabilecek mali kapasiteye sahip az sayıdaki ülkeden biri.

Pekin ayrıca diplomatik etkisini de göstermiş durumda. Çin, 2023 yılında İran ile Suudi Arabistan arasında yıllarca süren düşmanlığın ardından ilişkilerin yeniden kurulmasını sağlayan anlaşmaya arabuluculuk etmişti.

Ancak bu etkinin sınırları bulunuyor. İran’daki eleştirmenler, iki ülke arasında 2021 yılında imzalanan 25 yıllık iş birliği anlaşmasına rağmen Çin’in petrol dışı ticaret ve yatırım seviyesinin görece sınırlı kalmasından şikâyet ediyor. Özellikle Çin’in Körfez Arap ülkelerine yönelik artan yatırım taahhütleriyle karşılaştırıldığında bu durum dikkat çekiyor.

İki İranlı kaynak, Pekin’in çıkarlarının İran’ın karar alma sürecindeki birçok unsurdan yalnızca biri olduğunu söyledi.

Kaynaklara göre İran’ın kararları; stratejik, ekonomik ve siyasi öncelikler arasındaki dengeler tarafından şekilleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kanada, “light” AB üyeliğini memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin AB ile “demokrasiler için bir yol gösterici” olarak hareket edecek bir “geleceğin ittifakı” kurmaya hazır olduğunu söyledi.

Dün yaptığı konuşmada Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin Kanada’nın bloğun ilk “ortak üyesi” olması için kapıyı açacağını belirtti.

Von der Leyen’in konuşmasının hemen ardından, Kanada’nın AB Büyükelçisi bu terimle arasında mesafe koymuş gibi göründü ve “henüz o noktada olmadıklarını” söyledi.

Fakat bugün (17 Eylül) Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Carney bu fikri destekledi.

Von der Leyen, “Avrupa Güvenlik Konseyi” önerdi

Carney, “Bu hedefi memnuniyetle karşılıyoruz; anketler, Kanadalıların ezici çoğunluğunun çok daha yakın bağları desteklediğini gösteriyor,” dedi ve şöyle devam etti:

“Kanada ve Avrupa coğrafya ile bağlı değil. Bizi birbirimize bağlayan şey bir yakınlıktır; bu, iradi, seçilmiş ve yenilenen bir yakınlıktır ve bu özelliği sayesinde daha da güçlenmektedir.”

Carney, Avrupa ile Kanada’nın ilişkilerini derinleştirmesi gereken alanlar arasında kritik mineraller, savunma sanayi kapasitesi, yapay zeka ve bilgi işlem, enerji güvenliği, uzay ve ödemelerin yer aldığını sıraladı.

Trump’tan AB ve Kanada’ya tehdit

Başbakan, “Cesur ve kararlı olursak, işlev bazında ittifak kurabiliriz,” dedi ve AB ile Kanada arasındaki bir ittifakın “diğer demokrasiler için bir yol gösterici olacağını” ekledi.

Öte yandan gece boyunca, ABD Başkanı Donald Trump bu öneriyle alay etti. Ama fikri reddederken, Ottawa ve Brüksel’e, Washington’a karşı birleşmeleri halinde ticaret gümrük vergileri uygulama tehdidini dile getirdi.

Perşembe günü Carney yanıt verdi. Kanadalı, “Ne önermediğim konusunda net olmak istiyorum. Daha iyi tavırlara sahip bir büyük güç rakibi olmak amacıyla üçüncü bir blok önermiyorum,” dedi ve şöyle devam etti:

“Kimsenin açık pazarlarımızı kontrol edememesi, egemenliğimizi zedeleyememesi, toprak bütünlüğümüzü tehdit edememesi veya özgürlüklerimizi, demokrasilerimizi ve hukukun üstünlüğünü baltalayamaması için dayanıklılık peşindeyiz.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD ve Japonya, çip fabrikası kurmak üzere görüşüyor

Yayınlanma

ABD ve Japonya, iki ülke arasındaki gümrük vergisi anlaşması kapsamında ABD’de bir yarı iletken fabrikası inşa etmek üzere görüşüyor.

Müzakerelere aşina olan her iki hükümetten yetkililer Nikkei’ye verdikleri bilgiye göre, projenin toplam değeri 2 trilyon ila 3 trilyon yen (12,8 milyar ila 19,3 milyar dolar) arasında olabilir. Gümrük vergisi anlaşması kapsamında Japonya’nın yatırımları şu ana kadar enerji projeleriyle sınırlı kalmıştı.

Yeni girişim ise teknoloji ve imalat alanlarını da kapsıyor. Bu, Japonya’nın toplamda 550 milyar doları bulan yatırım projelerinden biri.

Kaynaklara göre Washington, bir çip üretim projesinin kurulma olasılığını gündeme getirdi ve iki taraf, diğer konuların yanı sıra yatırımın geri kazanılmasına ilişkin beklentileri de görüşüyor.

Pazartesi ve Salı günleri çalışma düzeyinde görüşmeler yapıldı. Plana göre, ABD merkezli sözleşmeli çip üreticisi GlobalFoundries, mantık yarı iletkenlerinin üretilmesinin beklendiği yeni fabrikayı işletecek.

Taraflar halen müzakere aşamasında ve işletme kuruluşu, yatırım tutarı, üretim teknolojisi ve tesisin yeri gibi önemli ayrıntılar henüz kesinleşmedi.

Japon hükümeti daha önce, 550 milyar dolarlık yatırım çerçevesinin Tayvanlı çip üreticileri de dahil olmak üzere şirketlerin ABD’de tesis kurmalarını desteklemek için kullanılabileceğini belirtmişti.

Fakat münferit projelerin yine de ABD-Japonya ortak danışma mekanizması aracılığıyla incelenmesi ve onaylanması gerekiyor.

Çip fabrikası yatırımı, ABD-Japonya ticaret anlaşmasının bir devamı olarak değerlendiriliyor. 

Japonya, geçen yılın Temmuz ayında ABD ile bir ticaret anlaşması imzaladı. Bu anlaşma kapsamında Washington, Japon otomobil ithalatına uygulanan gümrük vergilerini %27,5’ten %15’e düşürmeyi kabul ederken, diğer Japon mallarına uygulanan gümrük vergileri de %25’ten %15’e indirildi.

Buna karşılık Japonya, ABD’de toplam 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu.

Bu yatırımın kapsamı geniş olup, sadece yarı iletkenleri değil, yapay zeka, enerji, kritik mineraller ve ileri imalat gibi stratejik sektörleri de içeriyor.

Finansman mekanizmaları arasında doğrudan sermaye yatırımları, krediler ve devlet kredi garantileri yer alıyor.

Piyasa analistleri, ABD ve Japonya’nın yeni bir yonga fabrikası kurulması yönündeki ortak çabalarının, tek bir Asya üretim üssüne olan bağımlılığı azaltma konusundaki ortak stratejik hedefi yansıttığını belirtiyor.

ABD açısından bu adım, Trump yönetiminin yerli üretimi genişletme ve ekonomik güvenliği güçlendirme yönündeki politika çizgisiyle de uyumlu.

gelgelelim projenin gerçekten hayata geçirilip geçirilemeyeceği konusunda hâlâ pek çok belirsizlik bulunuyor.

Yatırım getirisi, teknik personel bulma imkânı ve ABD’deki yerli çip fabrikalarının nispeten yüksek işletme maliyetleri, müzakere masasında aşılması gereken engeller.

Ayrıca, Japonya’da büyük ölçekli yurt dışı yatırımların getireceği mali yükle ilgili endişeler, ilerleyen görüşmelerde odak noktası haline gelebilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English