Amerika
Rashid Khalidi, Columbia’da ders açmayacak

Filistin asıllı Amerikalı tarihçi Rashid Khalidi, Donald Trump yönetimi ile yaptığı anlaşma nedeniyle Columbia’da bu sonbaharda ders vermeyeceğini açıkladı.
Üniversitenin vekil rektörü Claire Shipman’a yazdığı açık mektubu The Guardian ile paylaşan Khalidi, Trump yönetimi ile yakın işbirliği içinde alınan yeni kararlar neticesinde, 23 yıldır bulunduğu Columbia Üniversitesinde verdiği modern Orta Doğu tarihi derslerini artık vermesinin “imkansız hale geldiğini” savundu.
Khalidi, “Emekli olmama rağmen, sonbaharda bu konuda ‘özel öğretim görevlisi’ olarak geniş kapsamlı bir ders vermem planlanıyordu fakat Columbia Üniversitesinin haziran ayında Trump yönetimine boyun eğerek kabul ettiği koşullar altında bunu yapamam,” dedi.
Özel olarak, Columbia’nın Uluslararası Holokost Anma İttifakı (IHRA) tarafından kabul edilen antisemitizm tanımını benimsemesi nedeniyle, bu dersi ve daha pek çok şeyi öğretmenin “imkansız” olduğunu belirten tarihçi, “IHRA tanımı, Yahudiliği kasten, yalan ve samimiyetsiz bir şekilde İsrail ile birleştirerek, İsrail’e yönelik herhangi bir eleştiri veya İsrail politikalarının tanımlanmasının Yahudilere yönelik eleştiri haline gelmesini sağlamaktadır,” ifadelerini kullandı.
Khalidi şöyle devam etti:
“Bir ulus devlet olan İsrail’e ve bir siyasi ideoloji olan Siyonizme yönelik eleştirileri, Yahudi düşmanlığının kadim kötülüğüyle saçma bir şekilde birleştiren bu antisemitizm tanımı altında, İsrail’in kuruluş tarihi ve ABD ile Batı Avrupa’nın büyük bir kısmının göz yumması ve desteğiyle İsrail’in Gazze’de işlediği soykırımla doruğa ulaşan Filistinlilerin yaşadığı Nakba gibi konuları dürüstçe öğretmek imkansızdır.”
“Ermeni soykırımı, Arap dünyasının çoğunu mahveden mutlak monarşilerin ve askeri diktatörlüklerin doğası, İran’daki demokratik olmayan teokrasi, Türkiye’deki yeni ortaya çıkan diktatörlük rejimi, Vahhabilik fanatizmi: tüm bunlar derslerimde ve okumalarımda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır,” iddiasında bulunan tarihçi, nüfusunun yarısı Filistinli olan İsrail’in 2018 Ulusal Devlet Yasasının “ayrımcı niteliğini” veya 58 yıldır askeri işgal altında yaşayan milyonlarca Filistinli üzerinde uyguladığı “apartheid niteliğindeki kontrolünü”, IHRA’nın antisemitizm tanımına göre bir Orta Doğu tarihi dersinde basitçe anlatmanın imkansız hale geldiğini savundu.
Columbia, Trump yönetimine 200 milyon dolar ödeyecek, müfredatını düzenleyecek
“Columbia’nın Trump diktasına boyun eğmesi” ile ihlal edilenin sadece “öğretim üyelerinin akademik özgürlüğü ve ifade özgürlüğü” olmadığını; asistanların da tartışma bölümlerini yönetirken ciddi kısıtlamalara maruz kalacaüını, öğrencilerin sorularında ve tartışmalarında, Columbia’nın İsrail’i eleştiren söylemleri cezalandırmak ve “sözümona ayrımcılığı bastırmak” için kurduğu korkutucu aygıta ihbar edilecekleri korkusuyla ciddi kısıtlamalara maruz kalacaklarını söyleyen Khalidi, “(…) bu tarihsel anda bu, neredeyse her zaman bu soykırıma karşı çıkmak anlamına geliyor. Onlarca öğrenci ve birçok öğretim üyesi bu sahte mahkemelere tabi tutuldu, Mahmoud Khalil gibi öğrenciler üniversite yurtlarından kaçırıldı ve Columbia şimdi bu baskıcı sistemi daha da acımasız ve şeffaf olmayan hale getireceğine söz verdi,” dedi.
Kahlidi, üniversitenin, başlangıçta Orta Doğu çalışmalarını denetlemekle görevli bir rektör yardımcısı atadığını ve öğretim üyeleri ile personelin, Siyonizm veya İsrail’e yönelik “neredeyse her türlü eleştiriyi antisemitik olarak gören” Anti-Defamation League (ADL) ve antisemitizm ile birçok Siyonizm karşıtı eleştiriyi birbirine bağlayan eğitimler veren Project Shema gibi kuruluşların antisemitizmle ilgili “eğitimlerine” katılmalarını zorunlu kıldığını hatırlattı.,
Khalidi şöyle devam etti:
“Alanlarının en önde gelen akademisyenlerinin öğretim, müfredat ve burslarının böyle bir rektör yardımcısı, bu tür ‘eğitmenler’ veya böyle bir şirketin dış denetçileri tarafından incelenmesi fikri iğrençtir. Bu, Trump yönetimini harekete geçiren anti-entelektüel güçlere karşı utanç verici bir teslimiyetle ihlal edilmeyeceğini samimiyetsizce iddia ettiğiniz akademik özgürlüğün tam tersidir.”
Columbia Üniversitesinin kararları nedeniyle, derse kaydolan yaklaşık 300 öğrenciyi modern Orta Doğu tarihi hakkında bilgi edinme fırsatından mahrum bırakmak zorunda kaldığı için “derin üzüntü duyduğunu” söyleyen Khalidi, New York’ta bu dersin bazı bölümlerine odaklanan ve daha sonra izlenebilecek bir dizi halka açık konferans düzenlemeyi planladığını duyurdu.
Khalidi, burada elde edilen gelirin, “İsrail’in ABD mühimmatıyla yok ettiği Gazze’deki üniversitelere bağışlanacağını” vurguladı.
Khalidi açık mektubunu şöyle bitirdi:
“Columbia’nın teslim olması, bir zamanlar özgür araştırma ve öğrenimin merkezi olan bir üniversiteyi, eski halinin gölgesine, bir anti-üniversiteye, elektronik giriş kontrolleri olan, korku ve nefretin hakim olduğu, öğretim üyeleri ve öğrencilere ne öğretebilecekleri ve ne söyleyebileceklerinin yukarıdan emredildiği, aksi takdirde ağır yaptırımlarla cezalandırıldıkları bir güvenlik bölgesine dönüştürdü. Utanç verici bir şekilde, tüm bunlar, bu yüzyılın en büyük suçlarından biri olan Gazze’de devam eden soykırımı örtbas etmek için yapılıyor ve Columbia yönetimi bu suçun artık tamamen suç ortağıdır.”
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












