Bizi Takip Edin

Rusya

Riyad görüşmeleri: Yeni tahıl anlaşması gündemde

Yayınlanma

Rusya, tahıl anlaşmasının yenilenmesinden yana olduğunu belirtti. Karadeniz’de güvenli seyrüsefer konusu, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ABD heyetiyle yapılan görüşmelerde ele alındı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, görüşmelerin sona ermesinin ertesi günü, 25 Mart öğleden sonra, Pervıy Kanal‘a yaptığı açıklamada, “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in de belirttiği gibi, Karadeniz girişiminin (Ukrayna’dan tahıl ihracatını sağlayan 2022-2023 tahıl anlaşmasının resmi adı) bir şekilde, herkes için daha kabul edilebilir bir biçimde yenilenmesinden yanayız,” dedi.

Lavrov, bu konunun daha önce 18 Mart’ta Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında da görüşüldüğünü belirtti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Riyad’daki görüşmelerin sonuçlarının “başkentlere rapor edildiğini” ve “şu anda analiz edildiğini” kaydetti.

Suudi Arabistan’da 23-24 Mart tarihlerinde sırasıyla ABD-Ukrayna, ABD-Rusya ve tekrar ABD-Ukrayna görüşmeleri yapıldı.

25 Mart akşamına doğru önce Beyaz Saray, ardından Kremlin, Suudi Arabistan’daki toplantıların sonuçlarına ilişkin açıklamalar yayınladı.

Kremlin’in açıklamasına göre, Moskova ve Washington, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini sağlama ve güç kullanmama konusunda anlaştı.

Açıklamada ayrıca, ABD’nin “Rusya’nın tarım ürünleri ve gübre ihracatının dünya pazarına yeniden erişimini kolaylaştıracağı, deniz taşımacılığı sigorta maliyetlerini düşüreceği ve bu tür işlemlerin gerçekleştirilmesi için limanlara ve ödeme sistemlerine erişimi genişleteceği” belirtildi.

Ancak bu anlaşmalar, 2022-2023 tahıl anlaşmasının Rusya ile ilgili kısmının yerine getirilmesinden sonra yürürlüğe girecek.

Bu kısım, Rosselhozbank (Rusya Ziraat Bankası) ve Rus üreticilere yönelik yaptırımların kaldırılmasını, gıda taşıyan Rus gemilerine limanlarda hizmet verilmesine ilişkin yasakların kaldırılmasını ve Rusya’ya tarım makineleri ile tarımsal üretim için gerekli diğer malların satışına izin verilmesini içeriyor.

Karadeniz girişiminin yeni bir versiyonu için Temmuz 2022’den Temmuz 2023’e kadar geçerli olan önceki anlaşmalar şeklinde bir temel halihazırda mevcut.

Kremlin: Karadeniz anlaşması belirli şartlar yerine getirildikten sonra başlayabilir

‘Amerikalıların şu anki ‘ev ödevi’ Avrupalıları bu yönde adım atmaya ikna etmek’

Ülkenin önde gelen düşünce kuruluşlarından Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Araştırma Direktörü Andrey Kortunov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, o dönemde Rus tahıl ve gübrelerinin dünya pazarlarına erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan anlaşmanın Rusya ile ilgili kısmının yerine getirilmediğini anımsattı.

Kortunov, “Ancak tüm bu ürünler ABD’ye değil, Avrupa’ya veya Avrupa limanları üzerinden tedarik ediliyordu. Bu limanlar şimdi AB yaptırımları nedeniyle Rus gemilerine kapalı. Bu nedenle, Amerikalıların şu anki ‘ev ödevi’ Avrupalıları bu yönde adım atmaya ikna etmek,” değerlendirmesinde bulundu.

Moskova Uluslararası İlişkiler Üniversitesi (MGIMO) Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden araştırmacı Artyom Sokolov da ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırım tedbirlerinde yapacağı herhangi bir değişikliğin AB tarafından destekleyici kararlar gerektireceği ve bu nedenle Amerikalıların Avrupalılar üzerindeki etkisinin kaçınılmaz olacağı konusunda hemfikir.

Bunun yanı sıra Valday Tartışma Kulübü Program Direktörü İvan Timofeyev, bu alandaki işlemler için yasal imkanların uzun zamandır mevcut olduğu görüşünde.

‘ABD yönetiminin yumuşak hukuk yöntemlerinden daha fazlasına başvurması pek mümkün değil’

Timofeyev’e göre, söz konusu olan ABD Hazine Bakanlığı’nın gıda ve ilaç işlemlerine izin veren 6D sayılı genel lisansı.

Timofeyev, ABD yönetiminin, piyasa aktörlerine aşırı uyumu azaltmaları yönünde açıklamalar yaparak “yumuşak hukuk” yöntemlerinden daha fazlasına başvurmasının pek mümkün olmadığını belirtti.

Bununla birlikte Kortunov, enerji santralleri ve genel olarak altyapıya yönelik saldırıların durdurulması konusunun, daha az gündeme gelmesine ve Kiev’in bu tür saldırıları durdurma sorumluluğunu üstlenmemesine rağmen, müzakere gündeminden “çıkamayacağını” düşünüyor.

Uzman, “Zira Ukrayna bu konuda anlaşmaya yanaşmazsa, Karadeniz girişimi ve diğer tüm konularda da anlaşmaya yanaşmaz olarak kabul edilecektir,” diye ekledi.

Kortunov ayrıca, anlaşmanın uygulanmasını izleme mekanizmaları hakkındaki tartışmaların devam ettiğini de kaydetti.

Kortunov, Karadeniz anlaşmasının “öncü” olabileceğini ve altyapıya yönelik saldırıların durdurulması ile izleme konularının bu anlaşmaya bağlanacağını dile getirdi.

Rusya Parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Vladimir Çijov, Rossiya-24‘e yaptığı açıklamada, NBC ve diğer medya kuruluşlarının kaynaklarının 25 Mart’ta beklediği ABD ve Rusya heyetlerinin ortak açıklamasının Ukrayna’nın tutumu nedeniyle yapılamadığını söyledi.

Çijov’a göre, Kiev’in oluşturduğu engel “oldukça semptomatik” idi. Fakat Çijov, ABD ve Rusya arasında Riyad’da somut görüşmeler yapılmasını olumlu olarak değerlendirdi.

Rus ve Amerikan heyetlerinin 24 Mart’ta Riyad’daki görüşmeleri aralıklarla 12 saatten fazla sürdü.

Rus heyetine FSB Direktörü Danışmanı Sergey Beseda ve senatör ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Grigoriy Karasin başkanlık etti.

Amerikan tarafında ise görüşmeleri Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Kıdemli Direktörü Andrew Peek ve Dışişleri Bakanlığı Planlama Direktörü Michael Anton yürüttü.

Kortunov, Riyad’daki ABD-Rusya görüşmelerinin ardından Ukrayna nedeniyle ortak bir açıklama yapılmamasını, Amerikalıların, ABD-Rusya anlaşmaları da dahil olmak üzere her türlü anlaşmanın en azından sembolik olarak Ukrayna tarafından onaylanması konusunda ısrar eden Kiev’i “rahatsız etmek” istememesine bağlıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, şimdilik “üst düzey bir görüşme planı olmadığını, ancak gerektiğinde bu tür görüşmelerin oldukça hızlı ve etkin bir şekilde ortaya çıktığını” belirtti.

Peskov, “Temasların devam edeceği yönünde bir anlayış var. Ancak henüz net bir durum yok ve bu durum üzerinde mutabık kalınacak,” diye ekledi.

Diğer yandan Rusya’nın önde gelen diplomasi yayınlarından Vzglyad‘a konuşan uzmanlar, gerçek bir ateşkese ulaşılmasındaki temel sorunun Ukrayna ordusu ve Ukrayna makamlarının eylemlerinin kontrol edilmesi olacağını düşünüyor.

Batı medyası, ABD ve Rusya’nın Karadeniz mutabakatına nasıl tepki verdi?

‘Ukrayna’yı çöküşten kurtaran tek şey, hane halkı tüketicilerinin sayısındaki keskin düşüş’

Zelenskiy yönetiminin ana denetleyicisi olarak ABD öne çıkabilir, ancak Washington’un bile bu konuda yeterli nüfuz kaldıracı bulunmuyor. Bu durum, Ukrayna makamlarının enerji açığının en azından kısmen giderilmesiyle ilgilenmesi gerektiği gerçeğine rağmen geçerliliğini koruyor.

Osnovaniye Bilimsel Araştırmaları Destekleme ve Sivil Girişimleri Geliştirme Vakfı Başkanı Aleksey Anpilogov, Vzglyad‘a yaptığı açıklamada “Ukrayna enerjisinin mevcut durumu içler acısı olarak tanımlanabilir. Son bir yılda ülke net elektrik ithalatçısı haline geldi. Ülkeyi çöküşten kurtaran tek şey, hane halkı tüketicilerinin sayısındaki keskin düşüş,” dedi.

Anpilogov, “Şu anda Ukrayna’da termik üretim segmenti neredeyse tamamen yok edilmiş durumda. Harkov enerji merkezi devre dışı bırakıldı. Tripilska ve Pridniprovska Termik Santralleri ciddi hasar gördü. Ayrıca, ülkenin batısındaki santrallerin çalışması önemli ölçüde zorlaştı,” diye ekledi.

Anpilogov, “Bununla birlikte, Ukrayna’nın enerji sistemine yönelik saldırılarımız şimdiye kadar insani boyutunu korudu. Örneğin, hidroelektrik santrallerinin (HES) barajlarına vurmadık, sadece makine dairelerini devre dışı bırakmaya odaklandık. Yani, barış görüşmelerinin başlaması durumunda düşmana altyapıyı hızla yeniden inşa etme imkanı bıraktık,” vurgusunu yaptı.

Uzman, “Ayrıca, Ukrayna enerjisinin nükleer sektörü de dokunulmadan kaldı. Aslında, ülke şu anda kalan HES’ler ve nükleer santraller sayesinde ayakta duruyor. Bu yaklaşım, Ukrayna vatandaşlarının evlerinde elektriğin kesilmemesini garanti etti,” diye belirtti.

‘Varılan anlaşmalara uyulup uyulmadığını nasıl kontrol edebiliriz?’

Anpilogov, “Enerji alanında ateşkese gelince, öncelikle şu soruya cevap vermemiz gerekiyor: Varılan anlaşmalara uyulup uyulmadığını nasıl kontrol edebiliriz? Teorik olarak, kararlaştırılan rejimin ihlallerini tespit etme işini her iki taraf da yapabilir: Rusya ve Ukrayna. Bunu yapmak oldukça basit, üstelik saldırılara ait tüm fotoğraf ve video materyalleri hızla internete sızıyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Anpilogov, “Yani, ihlal edenin sorumluluğunu kanıtlama gerekliliğini haklı çıkarmak zor olmayacaktır. Ancak kim ‘hakem’ rolünü üstlenebilir? Teoride, ABD bu role talip olabilir. Bu görevi yerine getirip getiremeyecekleri yakın zamanda anlaşılacak,” yorumunu yaptı

Bunun yanı sıra uzman, “Zelenskiy, Krasnodar Krayı’ndaki petrol deposuna yapılan saldırıyla ateşkesle ilgilenmediğini zaten gösterdi. Siyasi nedenlerle bundan vazgeçemez, bu yüzden karar yürürlüğe girmeden önce saldırmaya karar verdi. ABD bu durumda bazı cezai tedbirler uygulamayı deneyebilir. Örneğin, askeri sevkiyatları sınırlayabilir veya yakın zamanda olduğu gibi Kiev’e istihbarat verilerinin aktarılmasını reddedebilir,” dedi.

Anpilogov, “Ancak bu, Zelenskiy yönetimi üzerindeki neredeyse tek baskı aracı. Eğer ABD bunu kullanırsa, Beyaz Saray’ın Ukrayna üzerinde etki kurma yöntemi kalmayacak. Yüksek ihtimalle Amerikalılar, Zelenskiy yönetimini sıkı kontrol altına almak için Kiev’i sürekli tehditlerle kontrol altında tutmaya çalışacaklar,” görüşünü paylaştı.

‘Moskova, Ukrayna’yı tamamen elektriksiz bırakma hedefi gütmedi’

Öte yandan iktisatçı İvan Lizan, genel olarak Rusya’nın son aylarda Ukrayna’nın enerji sistemine yönelik büyük çaplı saldırılara başvurmadığını hatırlattı.

Lizan, “Yani Moskova, Ukrayna’yı tamamen elektriksiz bırakma hedefi gütmedi. Ancak ülkedeki durum karmaşık. Bu nedenle hükümet, Avrupa Birliği’nden ek kapasite satın almak zorunda kaldı. Özel askeri harekat başlamadan önce Ukrayna yaklaşık 55 GW elektrik üretebiliyordu. Şu an itibarıyla bu gösterge 19 GW’a düştü. Üstelik 5-6 GW’lık kısım yalnızca AB tarafından sağlanan akışlardan oluşuyor. Dolayısıyla, ülkenin bu alandaki kendi kendine yeterlilik seviyesi neredeyse üç kat azaldı,” diye belirtti.

Lizan, “Ayrıca Ukrayna manevra kapasitesini neredeyse tamamen kaybetti, rüzgar ve güneş enerjisi üretim göstergeleri ciddi şekilde düştü. Bu bağlamda hükümet, sanayi elektrik tüketimini sınırlamaya başladı. Prensip olarak Rusya, ulaşmak istediği tüm hedefleri vurdu,” dedi.

Lizan, “Elbette Kiev misilleme saldırıları yapmaya çalıştı. Zelenskiy yönetimi, bizim petrol rafinerisi altyapımıza kısmi zararlar vermeyi başardı, fakat birçok veri gizli tutulduğu için verilen zararı şu anda tam olarak değerlendirmek mümkün değil. Dolaylı göstergelere göre hasarın nispeten küçük olduğu söylenebilir,” diye açıkladı.

Eğer Rusya’nın bu sektörde ciddi sorunları başlasaydı, Moskova’nın Belarus’tan ek benzin hacimleri talep etmek zorunda kalacağını kaydeden Lizan, “Ancak böyle bir durum yaşanmadı. Ukrayna’nın, kararlaştırılan ateşkesi ihlal ederek tesislerimize saldırmaya devam etmeye çalışması muhtemel,” diye ekledi.

‘Zelenskiy yönetimini dizginlemeyi başarırlarsa iyi’

Lizan, “Fakat bizim için bu durum daha çok diplomatik öneme sahip. ABD önlem almaya çalışmadan Zelenskiy yönetiminin eylemlerine tepki vermek anlamsız. Fakat biz niyetimizin ciddiyetini gösterdik: Hedefi düşmanın üretim tesisleri olan kendi İHA’larımızı durdurduk,” dedi.

Lizan sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdi sıra ABD’de. Eğer askeri sevkiyatları durdurma tehdidiyle Zelenskiy yönetimini dizginlemeyi başarırlarsa iyi. Aksi takdirde Washington, çözümle ilgilenmeyenin Moskova değil, Kiev olduğundan kesin olarak emin olacaktır.”

Rusya

Bütçeye 838 milyar ruble: Rusya kamu temettü hedefini büyütüyor

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanlığı, 2027 yılı bütçe tasarısında kamu şirketlerinden sağlanacak kâr payı gelir hedefini 838,4 milyar rubleye çıkardı. Gelecek yıl bütçe açığının yaklaşık yüzde 2 seviyesinde kalması beklenirken, kamu bankası Sberbank tek başına 500 milyar rublelik kaynak sağlayacak.

Rusya Maliye Bakanlığı, devlete ait şirketlerden federal bütçeye aktarılacak kâr payı gelirlerine yönelik beklentilerini yukarı yönlü güncelledi.

2027-2029 bütçe yasa tasarısının gerekçe metnine göre Moskova, 2027 yılında kamu iştiraklerinden 838,4 milyar ruble temettü geliri hedefliyor.

Hükümet, 2026 bütçe tasarısında kâr payı gelirini başlangıçta 703 milyar ruble olarak öngörmüş, ardından bu tahmini 807,6 milyar rubleye yükseltmişti.

Yeni taslakta temettü gelirlerinin 2028’de 914 milyar rubleye, 2029’da ise 985,6 milyar rubleye ulaşması planlanıyor.

Belgede, kâr payı gelirlerindeki artışın makroekonomik göstergelerdeki toparlanma, şirketlerin olumlu beklentileri ve finansal piyasalardaki seyre dayandığı kaydedildi.

Hazineye aktarılacak kâr paylarında en büyük payı Sberbank üstlenecek. 2026 yılı bilançosunda rekor net kâr hedefleyen kamu bankası, bu kârın yarısını hissedarlarına dağıtmayı amaçlıyor.

Böylece Rusya bütçesine 2027 yılında Sberbank kaynaklı yaklaşık 500 milyar ruble aktarılması bekleniyor. Banka, 2025 yılı sonuçlarına dayanarak 2026’da toplam 850,17 milyar ruble kâr payı ödemiş, hakim ortak konumundaki devlet bu tutarın yarısı olan 425,1 milyar rubleyi kasasına koymuştu.

Bütçedeki kâr payı projeksiyonu, hem borsada işlem gören halka açık şirketleri hem de hisseleri işlem görmeyen kamu kuruluşlarını içeriyor.

Maliye Bakanlığı, 2027 yılı ile 2028 ve 2029 planlama dönemini kapsayan yasa teklifi paketini 24 Eylül’de hükümete sundu.

Gelecek yıl için bütçe gelirlerinin 43,3 trilyon ruble, harcamaların ise 48,8 trilyon ruble düzeyinde gerçekleşmesi öngörülüyor.

Önümüzdeki üç yıllık dönemde bütçe açığının yaklaşık yüzde 2 seviyesinde kalması hedefleniyor. Bakanlık ayrıca 2027 yılında devletin borçlanma hacmini 2,3 trilyon ruble artırmayı planlıyor.

Taslakta gösterge petrol fiyatı varil başına 50 dolar olarak belirlendi. Gerçekleşen petrol fiyatının bu eşiği aşması durumunda elde edilecek ek gelirler Ulusal Refah Fonu’na aktarılacak.

Bakanlığın bütçe paketinde vergi sistemine yönelik bir dizi düzenleme de yer aldı. Bu kapsamda gerçek kişilerin pasif gelirlerine yüzde 13 ila 22 aralığındaki beş basamaklı artan oranlı gelir vergisinin uygulanması, yatırım fonlarının pasif gelirlerine yüzde 15 kurumlar vergisi yükümlülüğü getirilmesi, “C” tipi hesaplara yerleşik olmayanlar adına ödenen temettülerdeki kurumlar vergisinin yüzde 35’e çıkarılması ve madencilik ile metalurji sektöründeki tabii kaynak rantı vergilerinin yeniden düzenlenmesi önerildi.

Borsadaki şirketlerin temettü dağıtımına ilişkin Alfa-Bank verileri ise farklı bir eğilime işaret ediyor. Moskova Borsası geniş pazar endeksinde (MOEXIBMI) yer alan 100 şirketten 49’u 2025 mali yılında kâr payı dağıtırken, analistler 2026 bilançolarıyla bu sayının 37’ye gerilemesini bekliyor.

Bankanın ağustos sonunda açıkladığı 12 aylık projeksiyona göre, halka açık şirketlerin dağıtacağı kâr paylarında petrol ve doğalgaz sektörü 1,7 trilyon ruble ile ilk sırada yer alıyor.

Finans sektörünün 1,2 trilyon ruble, bilişim ve telekomünikasyonun 252 milyar ruble, madencilik ve metal sektörünün 186 milyar ruble, tüketim sektörünün 110 milyar ruble, diğer sektörlerin ise 70 milyar ruble kâr payı dağıtacağı tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Duma yeni döneme başladı: Putin’den sosyal taahhüt ve kalite vurgusu

Yayınlanma

Rusya Devlet Duması dokuzuncu yasama dönemine başlarken Vladimir Putin milletvekillerinden sosyal vaatlerin karşılanmasını ve yasa kalitesinin korunmasını istedi. Seçimlerde 349 sandalye ile anayasal çoğunluğu koruyan Birleşik Rusya’nın yanı sıra dört parti daha meclise girdi. Putin genel kurulun ardından Kremlin’de parlamento temsilcilerini kabul etti.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, dokuzuncu yasama döneminin ilk genel kurul toplantısını gerçekleştirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, genel kurula hitabında milletvekillerine seslenerek seçmenlerin güvenini boşa çıkarmama ve vatandaşlara yönelik sosyal taahhütleri eksiksiz yerine getirme çağrısı yaptı.

Putin, devletin temel kalkınma alanlarında öncü konuma ulaşması için kamu kurumlarının mevzuatı geliştirmek üzere eş güdüm içinde çalışması gerektiğini söyledi.

Hızlı teknolojik dönüşüm çağında Rusya’nın bu tür değişimlerin ön saflarında yer alması gerektiğini savunan Putin, ülkenin bunun için gereken olanaklara, birikime ve iç kaynaklara sahip olduğunu dile getirdi.

Devlet Duması’nın hükümet, bölgesel parlamentolar ve uzman çevrelerle ortaklık temelinde çalışacağını belirten Rus lider, anayasal çoğunluğu elde eden Birleşik Rusya partisinin diğer gruplarla ilişkilerinde demokratik ilkelere bağlı kalacağına inandığını kaydetti.

Milletvekillerinin öncelikli görevleri arasında demografi ve ailelerin refah düzeyini yükseltme hedeflerini öne çıkaran Putin, bütçe hazırlıklarında kalıcı ekonomik büyüme ile yeni yatırım döngüsünün esas alınmasını istedi.

Yasa yapım sürecinde farklı görüşlerin ve toplumun taleplerinin gözetilmesi gerektiğini belirten Putin, “Süreler elbette mühim, hiçbir şeyi geciktirmemek gerekir. Ancak her yasanın niteliği ve işlerliği bundan da mühimdir” dedi.

18-20 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen Devlet Duması seçimlerinin kesin sonuçlarına göre, yüzde 5’lik seçim barajını beş parti aştı.

Merkezi Seçim Komisyonu verilerine göre Birleşik Rusya 349 sandalye kazanırken, Rusya Federasyonu Komünist Partisi (KPRF) 37, Rusya Liberal Demokrat Partisi (LDPR) 23, Yeni İnsanlar 19, Adil Rusya ise 17 milletvekilliği elde etti. Tek sandalyeli seçim bölgelerinden gelen dört bağımsız aday ile Rodina partisinden bir temsilci de meclise girdi.

Putin, genel kurulun ardından mecliste temsil edilen siyasi partilerin yöneticileriyle Kremlin’de bir araya geldi. Toplantıya Devlet Duması Başkanlığı görevine yeniden aday gösterilen Vyaçeslav Volodin, Birleşik Rusya Genel Başkanı Dmitriy Medvedev, KPRF lideri Gennadiy Zyuganov, LDPR Genel Başkanı Leonid Slutskiy, Yeni İnsanlar Genel Başkan Yardımcısı Vladislav Davankov ve Adil Rusya Birinci Genel Başkan Yardımcısı Aleksandr Babakov katıldı.

Görüşmede seçim sürecini değerlendiren Putin, seçim komisyonlarının sınır bölgelerinde ve çatışma şartlarında görev yaptığını belirterek, üç günlük oylama yöntemi ile elektronik sistemlerin katılımı kolaylaştırdığını ve sandığa giden on milyonlarca seçmenin sonuçlara tartışmasız meşruiyet sağladığını söyledi.

Toplantıda söz alan KPRF lideri Zyuganov, partinin Devlet Başkanı ve Başkomutanın talimatlarını yerine getireceğini ifade etti.

Sandalye sayısını artıran LDPR’nin Genel Başkanı Slutskiy, 2021 seçimlerine kıyasla 2 milyon daha fazla oy aldıklarını ve askeri harekat katılımcılarına destek sağlayacaklarını kaydetti.

Adil Rusya temsilcisi Babakov meclisteki diyalog zeminini överken, Yeni İnsanlar temsilcisi Davankov katılım oranının neredeyse yüzde 60 düzeyine ulaştığını vurguladı.

Birleşik Rusya lideri Medvedev ise oylamayı sabote etme girişimlerinin ters teptiğini öne sürerek, 2032 yılına kadar ilhak edilen bölgelerin kalkınma düzeyini ülke geneline ulaştırmayı hedeflediklerini belirtti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Hindistan, Rus petrolü yerine pahalı tedarikçilere yöneliyor

Yayınlanma

Çin’in artan talebi ve azalan ihracat nedeniyle Hindistan’a Rus petrolü sevkiyatının sonbaharda daha da düşmesi bekleniyor. Hint rafinerileri eylül ayında nisan sonrasının en düşük alım seviyesini görürken BAE, Irak ve Angola’dan daha pahalı alternatiflere yöneliyor.

Hindistan’daki petrol rafinerileri, Rusya’nın ihracatındaki düşüş ve Çin ile yaşanan rekabet nedeniyle ekim ve kasım aylarında Rus petrolü sevkiyatının daha da azalmasını bekliyor.

Reuters haber ajansının kaynaklara dayandırdığı habere göre, yaşanan bu daralma ülkeyi yıl sonuna kadar daha pahalı alternatiflere yönelmeye zorlayacak.

Hindistan, 2022 yılından bu yana Rusya’nın Urals petrolünün en büyük alıcısı konumundaydı.

Ancak dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin, İran ile yaşanan savaş ortamında Ortadoğu’dan gelen sevkiyatın azalması üzerine son aylarda Rusya’dan alımlarını artırmaya başladı. Bu da, bazı Hint rafinerilerinin yeterli miktarda Rus yakıtı temin edememesine yol açıyor.

Ajansa konuşan kaynaklardan biri, “Çin’den gelen talep gerçekten çok yüksekti. Kargo yüklemelerini önceden rezerve etmeye ve Hint rafinerilerine kıyasla daha yüksek fiyatlar ödemeye hazırdılar” dedi.

Analiz şirketi Kpler verilerine göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan petrol sevkiyatı eylül ayında günlük yaklaşık 1,75 milyon varile gerileyerek nisan ayından bu yana en düşük seviyesine indi.

Dünyanın üçüncü en büyük petrol ithalatçısı Hindistan’ın ithalatı, temmuz ayındaki günlük 2,79 milyon varil düzeyinden ağustos ayında 1,87 milyon varile düşmüştü.

Sevkiyatın azalması üzerine Hint rafinerileri Birleşik Arap Emirlikleri’nden Murban, Irak’tan Basra ve Angola menşeli yakıtları alarak daha pahalı tedarikçilere yönelmek zorunda kaldı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov ise Moskova’nın Güney Asya ülkesine gereksinim duyduğu kadar petrol sağlamaya hazır olduğunu söyledi.

Alipov, “Hindistan’a ne kadar gerekiyorsa o kadar petrol sağlamaya hazır olduğumuzu kamuoyu önünde defalarca dile getirdik” ifadesini kullandı.

Reuters, Kpler verilerine dayanarak Çin’in Rus petrolü için yürüttüğü rekabeti artırarak Hindistan’ı geride bıraktığını kaydetti. Çin daha önce ağırlıklı olarak Rusya’nın Asya limanlarından ESPO türü petrol alırken, Avrupa limanlarından yapılan ve çoğunlukla Urals türünü içeren sevkiyatın payı yüzde 31’e yükseldi.

Ajans ayrıca ağustos ayında Rus Urals petrolünün mayıstan bu yana ilk kez Brent göstergesine kıyasla primli satıldığını aktarmıştı.

Bloomberg ise Hindistan devletine ait petrol rafinerilerinin, Basra Körfezi bölgesinden gelen sevkiyatta yaşanan aksamalar nedeniyle 2027 yılı yıllık sözleşmeleri kapsamında ABD’den sıvılaştırılmış petrol gazı alımını yüzde 25’ten fazla artırmayı planladığını bildirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English