Bizi Takip Edin

Rusya

Riyad görüşmeleri: Yeni tahıl anlaşması gündemde

Yayınlanma

Rusya, tahıl anlaşmasının yenilenmesinden yana olduğunu belirtti. Karadeniz’de güvenli seyrüsefer konusu, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ABD heyetiyle yapılan görüşmelerde ele alındı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, görüşmelerin sona ermesinin ertesi günü, 25 Mart öğleden sonra, Pervıy Kanal‘a yaptığı açıklamada, “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in de belirttiği gibi, Karadeniz girişiminin (Ukrayna’dan tahıl ihracatını sağlayan 2022-2023 tahıl anlaşmasının resmi adı) bir şekilde, herkes için daha kabul edilebilir bir biçimde yenilenmesinden yanayız,” dedi.

Lavrov, bu konunun daha önce 18 Mart’ta Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında da görüşüldüğünü belirtti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Riyad’daki görüşmelerin sonuçlarının “başkentlere rapor edildiğini” ve “şu anda analiz edildiğini” kaydetti.

Suudi Arabistan’da 23-24 Mart tarihlerinde sırasıyla ABD-Ukrayna, ABD-Rusya ve tekrar ABD-Ukrayna görüşmeleri yapıldı.

25 Mart akşamına doğru önce Beyaz Saray, ardından Kremlin, Suudi Arabistan’daki toplantıların sonuçlarına ilişkin açıklamalar yayınladı.

Kremlin’in açıklamasına göre, Moskova ve Washington, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini sağlama ve güç kullanmama konusunda anlaştı.

Açıklamada ayrıca, ABD’nin “Rusya’nın tarım ürünleri ve gübre ihracatının dünya pazarına yeniden erişimini kolaylaştıracağı, deniz taşımacılığı sigorta maliyetlerini düşüreceği ve bu tür işlemlerin gerçekleştirilmesi için limanlara ve ödeme sistemlerine erişimi genişleteceği” belirtildi.

Ancak bu anlaşmalar, 2022-2023 tahıl anlaşmasının Rusya ile ilgili kısmının yerine getirilmesinden sonra yürürlüğe girecek.

Bu kısım, Rosselhozbank (Rusya Ziraat Bankası) ve Rus üreticilere yönelik yaptırımların kaldırılmasını, gıda taşıyan Rus gemilerine limanlarda hizmet verilmesine ilişkin yasakların kaldırılmasını ve Rusya’ya tarım makineleri ile tarımsal üretim için gerekli diğer malların satışına izin verilmesini içeriyor.

Karadeniz girişiminin yeni bir versiyonu için Temmuz 2022’den Temmuz 2023’e kadar geçerli olan önceki anlaşmalar şeklinde bir temel halihazırda mevcut.

Kremlin: Karadeniz anlaşması belirli şartlar yerine getirildikten sonra başlayabilir

Amerikalıların şu anki ‘ev ödevi’ Avrupalıları bu yönde adım atmaya ikna etmek’

Ülkenin önde gelen düşünce kuruluşlarından Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Araştırma Direktörü Andrey Kortunov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, o dönemde Rus tahıl ve gübrelerinin dünya pazarlarına erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan anlaşmanın Rusya ile ilgili kısmının yerine getirilmediğini anımsattı.

Kortunov, “Ancak tüm bu ürünler ABD’ye değil, Avrupa’ya veya Avrupa limanları üzerinden tedarik ediliyordu. Bu limanlar şimdi AB yaptırımları nedeniyle Rus gemilerine kapalı. Bu nedenle, Amerikalıların şu anki ‘ev ödevi’ Avrupalıları bu yönde adım atmaya ikna etmek,” değerlendirmesinde bulundu.

Moskova Uluslararası İlişkiler Üniversitesi (MGIMO) Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden araştırmacı Artyom Sokolov da ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırım tedbirlerinde yapacağı herhangi bir değişikliğin AB tarafından destekleyici kararlar gerektireceği ve bu nedenle Amerikalıların Avrupalılar üzerindeki etkisinin kaçınılmaz olacağı konusunda hemfikir.

Bunun yanı sıra Valday Tartışma Kulübü Program Direktörü İvan Timofeyev, bu alandaki işlemler için yasal imkanların uzun zamandır mevcut olduğu görüşünde.

ABD yönetiminin yumuşak hukuk yöntemlerinden daha fazlasına başvurması pek mümkün değil’

Timofeyev’e göre, söz konusu olan ABD Hazine Bakanlığı’nın gıda ve ilaç işlemlerine izin veren 6D sayılı genel lisansı.

Timofeyev, ABD yönetiminin, piyasa aktörlerine aşırı uyumu azaltmaları yönünde açıklamalar yaparak “yumuşak hukuk” yöntemlerinden daha fazlasına başvurmasının pek mümkün olmadığını belirtti.

Bununla birlikte Kortunov, enerji santralleri ve genel olarak altyapıya yönelik saldırıların durdurulması konusunun, daha az gündeme gelmesine ve Kiev’in bu tür saldırıları durdurma sorumluluğunu üstlenmemesine rağmen, müzakere gündeminden “çıkamayacağını” düşünüyor.

Uzman, “Zira Ukrayna bu konuda anlaşmaya yanaşmazsa, Karadeniz girişimi ve diğer tüm konularda da anlaşmaya yanaşmaz olarak kabul edilecektir,” diye ekledi.

Kortunov ayrıca, anlaşmanın uygulanmasını izleme mekanizmaları hakkındaki tartışmaların devam ettiğini de kaydetti.

Kortunov, Karadeniz anlaşmasının “öncü” olabileceğini ve altyapıya yönelik saldırıların durdurulması ile izleme konularının bu anlaşmaya bağlanacağını dile getirdi.

Rusya Parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Vladimir Çijov, Rossiya-24‘e yaptığı açıklamada, NBC ve diğer medya kuruluşlarının kaynaklarının 25 Mart’ta beklediği ABD ve Rusya heyetlerinin ortak açıklamasının Ukrayna’nın tutumu nedeniyle yapılamadığını söyledi.

Çijov’a göre, Kiev’in oluşturduğu engel “oldukça semptomatik” idi. Fakat Çijov, ABD ve Rusya arasında Riyad’da somut görüşmeler yapılmasını olumlu olarak değerlendirdi.

Rus ve Amerikan heyetlerinin 24 Mart’ta Riyad’daki görüşmeleri aralıklarla 12 saatten fazla sürdü.

Rus heyetine FSB Direktörü Danışmanı Sergey Beseda ve senatör ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Grigoriy Karasin başkanlık etti.

Amerikan tarafında ise görüşmeleri Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Kıdemli Direktörü Andrew Peek ve Dışişleri Bakanlığı Planlama Direktörü Michael Anton yürüttü.

Kortunov, Riyad’daki ABD-Rusya görüşmelerinin ardından Ukrayna nedeniyle ortak bir açıklama yapılmamasını, Amerikalıların, ABD-Rusya anlaşmaları da dahil olmak üzere her türlü anlaşmanın en azından sembolik olarak Ukrayna tarafından onaylanması konusunda ısrar eden Kiev’i “rahatsız etmek” istememesine bağlıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, şimdilik “üst düzey bir görüşme planı olmadığını, ancak gerektiğinde bu tür görüşmelerin oldukça hızlı ve etkin bir şekilde ortaya çıktığını” belirtti.

Peskov, “Temasların devam edeceği yönünde bir anlayış var. Ancak henüz net bir durum yok ve bu durum üzerinde mutabık kalınacak,” diye ekledi.

Diğer yandan Rusya’nın önde gelen diplomasi yayınlarından Vzglyad‘a konuşan uzmanlar, gerçek bir ateşkese ulaşılmasındaki temel sorunun Ukrayna ordusu ve Ukrayna makamlarının eylemlerinin kontrol edilmesi olacağını düşünüyor.

Batı medyası, ABD ve Rusya’nın Karadeniz mutabakatına nasıl tepki verdi?

‘Ukrayna’yı çöküşten kurtaran tek şey, hane halkı tüketicilerinin sayısındaki keskin düşüş’

Zelenskiy yönetiminin ana denetleyicisi olarak ABD öne çıkabilir, ancak Washington’un bile bu konuda yeterli nüfuz kaldıracı bulunmuyor. Bu durum, Ukrayna makamlarının enerji açığının en azından kısmen giderilmesiyle ilgilenmesi gerektiği gerçeğine rağmen geçerliliğini koruyor.

Osnovaniye Bilimsel Araştırmaları Destekleme ve Sivil Girişimleri Geliştirme Vakfı Başkanı Aleksey Anpilogov, Vzglyad‘a yaptığı açıklamada “Ukrayna enerjisinin mevcut durumu içler acısı olarak tanımlanabilir. Son bir yılda ülke net elektrik ithalatçısı haline geldi. Ülkeyi çöküşten kurtaran tek şey, hane halkı tüketicilerinin sayısındaki keskin düşüş,” dedi.

Anpilogov, “Şu anda Ukrayna’da termik üretim segmenti neredeyse tamamen yok edilmiş durumda. Harkov enerji merkezi devre dışı bırakıldı. Tripilska ve Pridniprovska Termik Santralleri ciddi hasar gördü. Ayrıca, ülkenin batısındaki santrallerin çalışması önemli ölçüde zorlaştı,” diye ekledi.

Anpilogov, “Bununla birlikte, Ukrayna’nın enerji sistemine yönelik saldırılarımız şimdiye kadar insani boyutunu korudu. Örneğin, hidroelektrik santrallerinin (HES) barajlarına vurmadık, sadece makine dairelerini devre dışı bırakmaya odaklandık. Yani, barış görüşmelerinin başlaması durumunda düşmana altyapıyı hızla yeniden inşa etme imkanı bıraktık,” vurgusunu yaptı.

Uzman, “Ayrıca, Ukrayna enerjisinin nükleer sektörü de dokunulmadan kaldı. Aslında, ülke şu anda kalan HES’ler ve nükleer santraller sayesinde ayakta duruyor. Bu yaklaşım, Ukrayna vatandaşlarının evlerinde elektriğin kesilmemesini garanti etti,” diye belirtti.

Varılan anlaşmalara uyulup uyulmadığını nasıl kontrol edebiliriz?’

Anpilogov, “Enerji alanında ateşkese gelince, öncelikle şu soruya cevap vermemiz gerekiyor: Varılan anlaşmalara uyulup uyulmadığını nasıl kontrol edebiliriz? Teorik olarak, kararlaştırılan rejimin ihlallerini tespit etme işini her iki taraf da yapabilir: Rusya ve Ukrayna. Bunu yapmak oldukça basit, üstelik saldırılara ait tüm fotoğraf ve video materyalleri hızla internete sızıyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Anpilogov, “Yani, ihlal edenin sorumluluğunu kanıtlama gerekliliğini haklı çıkarmak zor olmayacaktır. Ancak kim ‘hakem’ rolünü üstlenebilir? Teoride, ABD bu role talip olabilir. Bu görevi yerine getirip getiremeyecekleri yakın zamanda anlaşılacak,” yorumunu yaptı

Bunun yanı sıra uzman, “Zelenskiy, Krasnodar Krayı’ndaki petrol deposuna yapılan saldırıyla ateşkesle ilgilenmediğini zaten gösterdi. Siyasi nedenlerle bundan vazgeçemez, bu yüzden karar yürürlüğe girmeden önce saldırmaya karar verdi. ABD bu durumda bazı cezai tedbirler uygulamayı deneyebilir. Örneğin, askeri sevkiyatları sınırlayabilir veya yakın zamanda olduğu gibi Kiev’e istihbarat verilerinin aktarılmasını reddedebilir,” dedi.

Anpilogov, “Ancak bu, Zelenskiy yönetimi üzerindeki neredeyse tek baskı aracı. Eğer ABD bunu kullanırsa, Beyaz Saray’ın Ukrayna üzerinde etki kurma yöntemi kalmayacak. Yüksek ihtimalle Amerikalılar, Zelenskiy yönetimini sıkı kontrol altına almak için Kiev’i sürekli tehditlerle kontrol altında tutmaya çalışacaklar,” görüşünü paylaştı.

Moskova, Ukrayna’yı tamamen elektriksiz bırakma hedefi gütmedi’

Öte yandan iktisatçı İvan Lizan, genel olarak Rusya’nın son aylarda Ukrayna’nın enerji sistemine yönelik büyük çaplı saldırılara başvurmadığını hatırlattı.

Lizan, “Yani Moskova, Ukrayna’yı tamamen elektriksiz bırakma hedefi gütmedi. Ancak ülkedeki durum karmaşık. Bu nedenle hükümet, Avrupa Birliği’nden ek kapasite satın almak zorunda kaldı. Özel askeri harekat başlamadan önce Ukrayna yaklaşık 55 GW elektrik üretebiliyordu. Şu an itibarıyla bu gösterge 19 GW’a düştü. Üstelik 5-6 GW’lık kısım yalnızca AB tarafından sağlanan akışlardan oluşuyor. Dolayısıyla, ülkenin bu alandaki kendi kendine yeterlilik seviyesi neredeyse üç kat azaldı,” diye belirtti.

Lizan, “Ayrıca Ukrayna manevra kapasitesini neredeyse tamamen kaybetti, rüzgar ve güneş enerjisi üretim göstergeleri ciddi şekilde düştü. Bu bağlamda hükümet, sanayi elektrik tüketimini sınırlamaya başladı. Prensip olarak Rusya, ulaşmak istediği tüm hedefleri vurdu,” dedi.

Lizan, “Elbette Kiev misilleme saldırıları yapmaya çalıştı. Zelenskiy yönetimi, bizim petrol rafinerisi altyapımıza kısmi zararlar vermeyi başardı, fakat birçok veri gizli tutulduğu için verilen zararı şu anda tam olarak değerlendirmek mümkün değil. Dolaylı göstergelere göre hasarın nispeten küçük olduğu söylenebilir,” diye açıkladı.

Eğer Rusya’nın bu sektörde ciddi sorunları başlasaydı, Moskova’nın Belarus’tan ek benzin hacimleri talep etmek zorunda kalacağını kaydeden Lizan, “Ancak böyle bir durum yaşanmadı. Ukrayna’nın, kararlaştırılan ateşkesi ihlal ederek tesislerimize saldırmaya devam etmeye çalışması muhtemel,” diye ekledi.

Zelenskiy yönetimini dizginlemeyi başarırlarsa iyi’

Lizan, “Fakat bizim için bu durum daha çok diplomatik öneme sahip. ABD önlem almaya çalışmadan Zelenskiy yönetiminin eylemlerine tepki vermek anlamsız. Fakat biz niyetimizin ciddiyetini gösterdik: Hedefi düşmanın üretim tesisleri olan kendi İHA’larımızı durdurduk,” dedi.

Lizan sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdi sıra ABD’de. Eğer askeri sevkiyatları durdurma tehdidiyle Zelenskiy yönetimini dizginlemeyi başarırlarsa iyi. Aksi takdirde Washington, çözümle ilgilenmeyenin Moskova değil, Kiev olduğundan kesin olarak emin olacaktır.”

Rusya

Rusya, 1000 kilometre menzile sahip kamikaze dronlarının seri üretimine başladı

Yayınlanma

Rus savunma sanayisi şirketi Almaz-Antey, 1000 kilometreden fazla menzile sahip Garpiya-A1 kamikaze dronlarının seri üretimine geçti. Rosoboroneksport, uluslararası pazara sunulan sistemin yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini ve dost ülkelerde ortak üretime açık olduklarını bildirdi.

Rusya merkezli Almaz-Antey Doğu Kazakistan Bölgesi (VKO) Konsorsiyumu, dolanan mühimmat sınıfındaki “Garpiya-A1” kamikaze dronlarının seri üretimine başladı.

Rusya’nın resmi silah ihracat şirketi Rosoboroneksport’un basın servisi, üretimin sistemi dünya pazarına sunma hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü duyurdu.

Rosoboroneksport Genel Direktörü Aleksandr Miheyev, şirketin ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Almaz-Antey VKO Konsorsiyumu, Garpiya-A1 (E) sisteminin seri üretiminde yetkinlik kazandı. Ülkenin savunma kabiliyetine zarar vermeden, yabancı müşterilerle yapılan sözleşmeleri rekabetçi sürelerde yerine getirmeyi sağlayan bir seviyeye ulaştı” dedi.

Miheyev, şirketin sistemin sevkiyatına ve Rusya’ya dost ülkelerin topraklarında üretimin yerelleştirilmesine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirtti.

İnsansız hava aracının ihraç versiyonunun yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini vurgulayan Miheyev, ürünün bazı ortaklara tanıtıldığını kaydetti.

Belirlenen koordinatlardaki sabit hedefleri vurmak üzere tasarlanan “Garpiya-A1 (E)” sistemi bünyesindeki uzun menzilli BLA-D insansız hava aracı, 50 metreden 2 bin 500 metreye kadar irtifada uçabiliyor.

Saatte 170 kilometreye varan hıza ulaşabilen araç, 1000 kilometrenin üzerinde mesafe katedebiliyor. Havada en az altı saat kalabilen dron, 50 kilogramın üzerinde harp başlığı taşıma kapasitesine sahip.

Rusya’da insansız sistemlere yönelik geliştirme faaliyetleri sürerken Kalaşnikov Konsorsiyumu Başkanı Alan Luşnikov da ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, 11 kilogramlık harp başlığına ve yapay zeka unsurları içeren bir otomatik güdüm sistemine sahip “Kub-10ME” kamikaze dronunun yakında Ukrayna’daki askeri harekat bölgesinde kullanılacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Şeremetyevo özelleştirmesinde devlet altın hisse hakkını kullanacak

Yayınlanma

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’nın yönetiminde Rusya Federasyonu’nun “altın hisse” özel hakkını kullanmasını kararlaştırdı. Başbakan Mihail Mişustin’in imzaladığı karar, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin veren kararnamesi doğrultusunda alındı.

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı Anonim Şirketi’nin yönetiminde Rusya Federasyonu adına özel bir hak olan “altın hisse” uygulamasını devreye sokma kararı aldı.

İnterfaks ajansının aktardığına göre Başbakan Mihail Mişustin ilgili kararnameyi 18 Ağustos’ta imzaladı.

Söz konusu belge, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ağustos ayı başında yayımlanan kararnamesinin icrası kapsamında hazırlandı. Putin, bahsi geçen kararnameyle Şeremetyevo’yu stratejik işletmeler listesinden çıkarmış ve havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin vermişti.

“Altın hisse”, bir anonim şirkette hissedar konumundaki kamu tüzel kişiliklerine veya yerel yönetimlere tanınan kurumsal bir hakkı ifade ediyor.

Özelleştirilen işletmeler üzerindeki devlet denetimini koruma işlevi gören bu hak, yabancı yatırımcıların yer aldığı şirketlerde genel olarak oy kullanma imkanı sağlamasa da devlete ana sözleşme değişikliklerini onaylama veya veto etme yetkisi veriyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yayımladığı kararname, özelleştirme ve stratejik işletme statüsüne dair hükümlerin yanı sıra havalimanının ana faaliyet alanının korunmasını, tesis ve kapasitelerin modernizasyonu için gerekli şartların sağlanmasını şart koşuyor.

Belge aynı zamanda hisse senetlerinin doğrudan ya da dolaylı yoldan yabancı kişi ve kuruluşların kontrolündeki tüzel kişilere geçmesini engellemeyi de güvence altına alıyor.

Putin, 2015 yılında Şeremetyevo’nun varlıklarının konsolidasyonunu ve kısmi özelleştirmesini öngören kararnameyi imzalamıştı.

Devlet, yeni kurulan “Şeremetyevo Havalimanı” şirketine federal mülkiyette bulunan yüzde 83,038 oranındaki havalimanı hissesini devrederken kamu payının en az yüzde 30 seviyesinde kalması şartı getirilmişti.

Varlıkların birleştirilmesi süreci Mayıs 2017’de tamamlandı. Bu konsolidasyon sonucunda Şeremetyevo Holding havalimanının yüzde 66,06 hissesine sahip olurken Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo) yüzde 30,46’lık payı elinde tuttu.

Geriye kalan hisselerin yüzde 2,43’ü Aeroflot’a, yüzde 1,05’i ise havalimanı yönetimine geçti.

Şeremetyevo Holding 2020 yılında devlete ait hisseleri satın almak üzere başvuruda bulunmuş, ancak daha sonra işlemden vazgeçmişti. Bu vazgeçmeyle birlikte havalimanının mülkiyeti bütünüyle özel sektöre devredilmemişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, Alman gazeteci Michael Martens hakkında arama kararı çıkardı

Yayınlanma

Rusya İçişleri Bakanlığı, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı. Kararın, gazetecinin Ukrayna ve Sırbistan liderlerinin basın toplantısında Rus askerlerinin öldürülmesine dair yönelttiği sorunun ardından alındığı bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik misyonlar gazetecinin ifadelerine sert tepki gösterdi.

Rusya, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.

RBK’ya konuşan kolluk kuvvetlerindeki iki kaynak, kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ortak basın toplantısının ardından alındığını aktardı.

Rusya İçişleri Bakanlığının arananlar veri tabanında, Martens’in Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca arandığı bilgisi yer alıyor.

Martens söz konusu basın toplantısında, Avrupa ülkelerinin “daha fazla Rus’un öldürülmesine yardımcı olmak” için neler yapabileceğini sormuştu.

Gelişmelerin ardından FAZ gazetesi, sorunun ifade ediliş biçimini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek kurumun yayın politikasının “mümkün olduğunca çok sayıda Rus askerinin öldürülmesine yönelik çağrıları” kapsamadığını vurguladı.

RBK’nın kaynaklarına göre, gazeteci hakkındaki arama kararı Moskova İçişleri Ana Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos’ta çıkarıldı.

Martens’e gıyabında Rusya Ceza Kanunu’nun 282. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nefret veya düşmanlığı körükleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarının yakın zamanda mahkemeye başvurarak gazeteci hakkında gıyabi tutuklama talep etmeyi planladığı belirtildi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Martens’in sözlerini “iğrenç” olarak nitelendirerek Moskova’nın hukuki mekanizmaları kullanma ihtimalini değerlendireceğini duyurdu.

Diplomatik temsilcilik, Martens’in fiilen Zelenskiy’e Rus askerlerinin öldürülmesi konusunda yardım teklif ettiğini ve gazetecinin daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımların “her türlü yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdığını” açıkladı.

Büyükelçilik ayrıca Alman makamlarının, Almanya Gazeteciler Birliği dahil olmak üzere meslek örgütlerinin ve meslektaşlarının çoğunluğunun bu ifadeleri kınamamasını “üzüntü verici” bulduğunu bildirdi.

Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“FAZ’ın kısa açıklaması maalesef durumu kökten değiştirmiyor. Gazetenin Michael Martens’in ifadelerindeki ‘muğlaklığa’ sığınma girişimi eleştirilere dayanamaz; nitekim gazeteci sonrasında tam olarak söylediği şeyi kastettiğini ve bunda kınanacak bir yön görmediğini defalarca teyit etti.”

Rus diplomatlar, ifade özgürlüğünün, “burada resmi düzeyde iddia edildiği gibi” Almanya’nın resmi olarak çatışma halinde bulunmadığı bir devletin vatandaşları da dahil olmak üzere insanların öldürülmesine yönelik aleni çağrıları kapsamaması gerektiğini değerlendirdi.

Rusya’nın Washington Büyükelçiliği ise Martens’in sorusunu “Freudyen bir dil sürçmesi” olarak nitelendirdi ve bu çıkışın Alman makamlarının “Rusya-ABD cepheleşmesi” yönündeki arzusunu yansıttığını öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Sırbistan makamlarına çağrıda bulunarak Martens’in sorusuna tepki göstermelerini istedi.

Gazetecinin ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendiren Lavrov, Vucic’in bu soruyu duyduğunda “adeta donakaldığına” dikkat çekti.

Lavrov, bu tür görüşlere sahip bir kişinin medyada veya devlet kurumlarında görev almaması gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English