Bizi Takip Edin

Rusya

Riyad görüşmeleri: Yeni tahıl anlaşması gündemde

Yayınlanma

Rusya, tahıl anlaşmasının yenilenmesinden yana olduğunu belirtti. Karadeniz’de güvenli seyrüsefer konusu, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ABD heyetiyle yapılan görüşmelerde ele alındı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, görüşmelerin sona ermesinin ertesi günü, 25 Mart öğleden sonra, Pervıy Kanal‘a yaptığı açıklamada, “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in de belirttiği gibi, Karadeniz girişiminin (Ukrayna’dan tahıl ihracatını sağlayan 2022-2023 tahıl anlaşmasının resmi adı) bir şekilde, herkes için daha kabul edilebilir bir biçimde yenilenmesinden yanayız,” dedi.

Lavrov, bu konunun daha önce 18 Mart’ta Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında da görüşüldüğünü belirtti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Riyad’daki görüşmelerin sonuçlarının “başkentlere rapor edildiğini” ve “şu anda analiz edildiğini” kaydetti.

Suudi Arabistan’da 23-24 Mart tarihlerinde sırasıyla ABD-Ukrayna, ABD-Rusya ve tekrar ABD-Ukrayna görüşmeleri yapıldı.

25 Mart akşamına doğru önce Beyaz Saray, ardından Kremlin, Suudi Arabistan’daki toplantıların sonuçlarına ilişkin açıklamalar yayınladı.

Kremlin’in açıklamasına göre, Moskova ve Washington, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini sağlama ve güç kullanmama konusunda anlaştı.

Açıklamada ayrıca, ABD’nin “Rusya’nın tarım ürünleri ve gübre ihracatının dünya pazarına yeniden erişimini kolaylaştıracağı, deniz taşımacılığı sigorta maliyetlerini düşüreceği ve bu tür işlemlerin gerçekleştirilmesi için limanlara ve ödeme sistemlerine erişimi genişleteceği” belirtildi.

Ancak bu anlaşmalar, 2022-2023 tahıl anlaşmasının Rusya ile ilgili kısmının yerine getirilmesinden sonra yürürlüğe girecek.

Bu kısım, Rosselhozbank (Rusya Ziraat Bankası) ve Rus üreticilere yönelik yaptırımların kaldırılmasını, gıda taşıyan Rus gemilerine limanlarda hizmet verilmesine ilişkin yasakların kaldırılmasını ve Rusya’ya tarım makineleri ile tarımsal üretim için gerekli diğer malların satışına izin verilmesini içeriyor.

Karadeniz girişiminin yeni bir versiyonu için Temmuz 2022’den Temmuz 2023’e kadar geçerli olan önceki anlaşmalar şeklinde bir temel halihazırda mevcut.

Kremlin: Karadeniz anlaşması belirli şartlar yerine getirildikten sonra başlayabilir

Amerikalıların şu anki ‘ev ödevi’ Avrupalıları bu yönde adım atmaya ikna etmek’

Ülkenin önde gelen düşünce kuruluşlarından Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Araştırma Direktörü Andrey Kortunov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, o dönemde Rus tahıl ve gübrelerinin dünya pazarlarına erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan anlaşmanın Rusya ile ilgili kısmının yerine getirilmediğini anımsattı.

Kortunov, “Ancak tüm bu ürünler ABD’ye değil, Avrupa’ya veya Avrupa limanları üzerinden tedarik ediliyordu. Bu limanlar şimdi AB yaptırımları nedeniyle Rus gemilerine kapalı. Bu nedenle, Amerikalıların şu anki ‘ev ödevi’ Avrupalıları bu yönde adım atmaya ikna etmek,” değerlendirmesinde bulundu.

Moskova Uluslararası İlişkiler Üniversitesi (MGIMO) Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden araştırmacı Artyom Sokolov da ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırım tedbirlerinde yapacağı herhangi bir değişikliğin AB tarafından destekleyici kararlar gerektireceği ve bu nedenle Amerikalıların Avrupalılar üzerindeki etkisinin kaçınılmaz olacağı konusunda hemfikir.

Bunun yanı sıra Valday Tartışma Kulübü Program Direktörü İvan Timofeyev, bu alandaki işlemler için yasal imkanların uzun zamandır mevcut olduğu görüşünde.

ABD yönetiminin yumuşak hukuk yöntemlerinden daha fazlasına başvurması pek mümkün değil’

Timofeyev’e göre, söz konusu olan ABD Hazine Bakanlığı’nın gıda ve ilaç işlemlerine izin veren 6D sayılı genel lisansı.

Timofeyev, ABD yönetiminin, piyasa aktörlerine aşırı uyumu azaltmaları yönünde açıklamalar yaparak “yumuşak hukuk” yöntemlerinden daha fazlasına başvurmasının pek mümkün olmadığını belirtti.

Bununla birlikte Kortunov, enerji santralleri ve genel olarak altyapıya yönelik saldırıların durdurulması konusunun, daha az gündeme gelmesine ve Kiev’in bu tür saldırıları durdurma sorumluluğunu üstlenmemesine rağmen, müzakere gündeminden “çıkamayacağını” düşünüyor.

Uzman, “Zira Ukrayna bu konuda anlaşmaya yanaşmazsa, Karadeniz girişimi ve diğer tüm konularda da anlaşmaya yanaşmaz olarak kabul edilecektir,” diye ekledi.

Kortunov ayrıca, anlaşmanın uygulanmasını izleme mekanizmaları hakkındaki tartışmaların devam ettiğini de kaydetti.

Kortunov, Karadeniz anlaşmasının “öncü” olabileceğini ve altyapıya yönelik saldırıların durdurulması ile izleme konularının bu anlaşmaya bağlanacağını dile getirdi.

Rusya Parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Vladimir Çijov, Rossiya-24‘e yaptığı açıklamada, NBC ve diğer medya kuruluşlarının kaynaklarının 25 Mart’ta beklediği ABD ve Rusya heyetlerinin ortak açıklamasının Ukrayna’nın tutumu nedeniyle yapılamadığını söyledi.

Çijov’a göre, Kiev’in oluşturduğu engel “oldukça semptomatik” idi. Fakat Çijov, ABD ve Rusya arasında Riyad’da somut görüşmeler yapılmasını olumlu olarak değerlendirdi.

Rus ve Amerikan heyetlerinin 24 Mart’ta Riyad’daki görüşmeleri aralıklarla 12 saatten fazla sürdü.

Rus heyetine FSB Direktörü Danışmanı Sergey Beseda ve senatör ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Grigoriy Karasin başkanlık etti.

Amerikan tarafında ise görüşmeleri Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Kıdemli Direktörü Andrew Peek ve Dışişleri Bakanlığı Planlama Direktörü Michael Anton yürüttü.

Kortunov, Riyad’daki ABD-Rusya görüşmelerinin ardından Ukrayna nedeniyle ortak bir açıklama yapılmamasını, Amerikalıların, ABD-Rusya anlaşmaları da dahil olmak üzere her türlü anlaşmanın en azından sembolik olarak Ukrayna tarafından onaylanması konusunda ısrar eden Kiev’i “rahatsız etmek” istememesine bağlıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, şimdilik “üst düzey bir görüşme planı olmadığını, ancak gerektiğinde bu tür görüşmelerin oldukça hızlı ve etkin bir şekilde ortaya çıktığını” belirtti.

Peskov, “Temasların devam edeceği yönünde bir anlayış var. Ancak henüz net bir durum yok ve bu durum üzerinde mutabık kalınacak,” diye ekledi.

Diğer yandan Rusya’nın önde gelen diplomasi yayınlarından Vzglyad‘a konuşan uzmanlar, gerçek bir ateşkese ulaşılmasındaki temel sorunun Ukrayna ordusu ve Ukrayna makamlarının eylemlerinin kontrol edilmesi olacağını düşünüyor.

Batı medyası, ABD ve Rusya’nın Karadeniz mutabakatına nasıl tepki verdi?

‘Ukrayna’yı çöküşten kurtaran tek şey, hane halkı tüketicilerinin sayısındaki keskin düşüş’

Zelenskiy yönetiminin ana denetleyicisi olarak ABD öne çıkabilir, ancak Washington’un bile bu konuda yeterli nüfuz kaldıracı bulunmuyor. Bu durum, Ukrayna makamlarının enerji açığının en azından kısmen giderilmesiyle ilgilenmesi gerektiği gerçeğine rağmen geçerliliğini koruyor.

Osnovaniye Bilimsel Araştırmaları Destekleme ve Sivil Girişimleri Geliştirme Vakfı Başkanı Aleksey Anpilogov, Vzglyad‘a yaptığı açıklamada “Ukrayna enerjisinin mevcut durumu içler acısı olarak tanımlanabilir. Son bir yılda ülke net elektrik ithalatçısı haline geldi. Ülkeyi çöküşten kurtaran tek şey, hane halkı tüketicilerinin sayısındaki keskin düşüş,” dedi.

Anpilogov, “Şu anda Ukrayna’da termik üretim segmenti neredeyse tamamen yok edilmiş durumda. Harkov enerji merkezi devre dışı bırakıldı. Tripilska ve Pridniprovska Termik Santralleri ciddi hasar gördü. Ayrıca, ülkenin batısındaki santrallerin çalışması önemli ölçüde zorlaştı,” diye ekledi.

Anpilogov, “Bununla birlikte, Ukrayna’nın enerji sistemine yönelik saldırılarımız şimdiye kadar insani boyutunu korudu. Örneğin, hidroelektrik santrallerinin (HES) barajlarına vurmadık, sadece makine dairelerini devre dışı bırakmaya odaklandık. Yani, barış görüşmelerinin başlaması durumunda düşmana altyapıyı hızla yeniden inşa etme imkanı bıraktık,” vurgusunu yaptı.

Uzman, “Ayrıca, Ukrayna enerjisinin nükleer sektörü de dokunulmadan kaldı. Aslında, ülke şu anda kalan HES’ler ve nükleer santraller sayesinde ayakta duruyor. Bu yaklaşım, Ukrayna vatandaşlarının evlerinde elektriğin kesilmemesini garanti etti,” diye belirtti.

Varılan anlaşmalara uyulup uyulmadığını nasıl kontrol edebiliriz?’

Anpilogov, “Enerji alanında ateşkese gelince, öncelikle şu soruya cevap vermemiz gerekiyor: Varılan anlaşmalara uyulup uyulmadığını nasıl kontrol edebiliriz? Teorik olarak, kararlaştırılan rejimin ihlallerini tespit etme işini her iki taraf da yapabilir: Rusya ve Ukrayna. Bunu yapmak oldukça basit, üstelik saldırılara ait tüm fotoğraf ve video materyalleri hızla internete sızıyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Anpilogov, “Yani, ihlal edenin sorumluluğunu kanıtlama gerekliliğini haklı çıkarmak zor olmayacaktır. Ancak kim ‘hakem’ rolünü üstlenebilir? Teoride, ABD bu role talip olabilir. Bu görevi yerine getirip getiremeyecekleri yakın zamanda anlaşılacak,” yorumunu yaptı

Bunun yanı sıra uzman, “Zelenskiy, Krasnodar Krayı’ndaki petrol deposuna yapılan saldırıyla ateşkesle ilgilenmediğini zaten gösterdi. Siyasi nedenlerle bundan vazgeçemez, bu yüzden karar yürürlüğe girmeden önce saldırmaya karar verdi. ABD bu durumda bazı cezai tedbirler uygulamayı deneyebilir. Örneğin, askeri sevkiyatları sınırlayabilir veya yakın zamanda olduğu gibi Kiev’e istihbarat verilerinin aktarılmasını reddedebilir,” dedi.

Anpilogov, “Ancak bu, Zelenskiy yönetimi üzerindeki neredeyse tek baskı aracı. Eğer ABD bunu kullanırsa, Beyaz Saray’ın Ukrayna üzerinde etki kurma yöntemi kalmayacak. Yüksek ihtimalle Amerikalılar, Zelenskiy yönetimini sıkı kontrol altına almak için Kiev’i sürekli tehditlerle kontrol altında tutmaya çalışacaklar,” görüşünü paylaştı.

Moskova, Ukrayna’yı tamamen elektriksiz bırakma hedefi gütmedi’

Öte yandan iktisatçı İvan Lizan, genel olarak Rusya’nın son aylarda Ukrayna’nın enerji sistemine yönelik büyük çaplı saldırılara başvurmadığını hatırlattı.

Lizan, “Yani Moskova, Ukrayna’yı tamamen elektriksiz bırakma hedefi gütmedi. Ancak ülkedeki durum karmaşık. Bu nedenle hükümet, Avrupa Birliği’nden ek kapasite satın almak zorunda kaldı. Özel askeri harekat başlamadan önce Ukrayna yaklaşık 55 GW elektrik üretebiliyordu. Şu an itibarıyla bu gösterge 19 GW’a düştü. Üstelik 5-6 GW’lık kısım yalnızca AB tarafından sağlanan akışlardan oluşuyor. Dolayısıyla, ülkenin bu alandaki kendi kendine yeterlilik seviyesi neredeyse üç kat azaldı,” diye belirtti.

Lizan, “Ayrıca Ukrayna manevra kapasitesini neredeyse tamamen kaybetti, rüzgar ve güneş enerjisi üretim göstergeleri ciddi şekilde düştü. Bu bağlamda hükümet, sanayi elektrik tüketimini sınırlamaya başladı. Prensip olarak Rusya, ulaşmak istediği tüm hedefleri vurdu,” dedi.

Lizan, “Elbette Kiev misilleme saldırıları yapmaya çalıştı. Zelenskiy yönetimi, bizim petrol rafinerisi altyapımıza kısmi zararlar vermeyi başardı, fakat birçok veri gizli tutulduğu için verilen zararı şu anda tam olarak değerlendirmek mümkün değil. Dolaylı göstergelere göre hasarın nispeten küçük olduğu söylenebilir,” diye açıkladı.

Eğer Rusya’nın bu sektörde ciddi sorunları başlasaydı, Moskova’nın Belarus’tan ek benzin hacimleri talep etmek zorunda kalacağını kaydeden Lizan, “Ancak böyle bir durum yaşanmadı. Ukrayna’nın, kararlaştırılan ateşkesi ihlal ederek tesislerimize saldırmaya devam etmeye çalışması muhtemel,” diye ekledi.

Zelenskiy yönetimini dizginlemeyi başarırlarsa iyi’

Lizan, “Fakat bizim için bu durum daha çok diplomatik öneme sahip. ABD önlem almaya çalışmadan Zelenskiy yönetiminin eylemlerine tepki vermek anlamsız. Fakat biz niyetimizin ciddiyetini gösterdik: Hedefi düşmanın üretim tesisleri olan kendi İHA’larımızı durdurduk,” dedi.

Lizan sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdi sıra ABD’de. Eğer askeri sevkiyatları durdurma tehdidiyle Zelenskiy yönetimini dizginlemeyi başarırlarsa iyi. Aksi takdirde Washington, çözümle ilgilenmeyenin Moskova değil, Kiev olduğundan kesin olarak emin olacaktır.”

Rusya

Milyarder Melniçenko, The Economist’e konuştu: Rusya için sessiz kalma dönemi sona erdi

Yayınlanma

Rus sanayici Andrey Melniçenko, Ukrayna savaşı ve Batı yaptırımlarının ardından Kremlin’le yürüttüğü özel temasları ve ülkenin geleceğine dair The Economist dergisine özel mülakat verdi. Nükleer çatışma uyarısı yapan Melniçenko, Rusya’nın Çin uydusu olmasını veya Kuzey Koreleşmesini önleyecek yeni bir elitler egemenliği modeli önerdi.

Rus sanayi sektörünün en önemli aktörlerinden, mineral gübre üreticisi EuroChem ile kömür ve enerji devi SUEK şirketlerinin kurucusu Andrey Melniçenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin’de gerçekleştirdiği teke tek görüşmenin ardından, ülkenin jeopolitik konumu ve ekonomik geleceğine dair analizlerini paylaştı.

The Economist dergisine mülakat vererek, Rusya gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 1’ini üreten bir sanayi imparatorluğunun kurucusu olan Melniçenko, son yıllarda yaşanan jeopolitik kırılmaların ardından Rus iş dünyasının ve devlet aygıtının yeni bir rasyonel zemine oturması gerektiğini belirtti.

Sanayici, Kremlin’de gerçekleşen ve bir saatten fazla süren kabulde, Rusya’nın küresel pazarlardaki rolünü ve Batı yaptırımlarının iş dünyasındaki etkilerini doğrudan Rusya Devlet Başkanı Putin’e aktardı.

Görüşmede elitlerin tarihi hatalarına dikkat çeken Melniçenko, iş dünyasının kendi geleceğini Rusya’nın kaderinden ayıramayacağını ifade etti.

“Para kazanmak için ayrı, güvenlik için ayrı ülke olamaz”

Kremlin’deki üst düzey kabulde Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını paylaşan sanayici Melniçenko, Batı dünyasının mülkiyet haklarına dair sunduğu garantilerin yanıltıcı olduğunun son yaptırımlarla kanıtlandığını vurguladı.

Rus elitlerinin uzun yıllar boyunca servetlerini yurt dışında tutarak güvenlik arayışına girmesini eleştiren iş insanı, Rusya Devlet Başkanı Putin’e hitaben şu ifadeleri kullandı:

“Yıllarca Batı’nın mülkiyet haklarını koruyacağına inandık ancak bu durum neredeyse tüm servetimize mal oluyordu. Artık net bir gerçeği kabul etmek zorundayız: Para kazanmak için ayrı bir ülkeye, güvenlik, ailenizin geleceği ve gerçek hayat için başka bir ülkeye sahip olamazsınız.”

Melniçenko, Ukrayna savaşıyla başlayan sürecin küresel ticaret kurallarını tamamen ortadan kaldırdığını kaydetti. Kendi inşa ettiği küresel sanayi yapısının bu süreçten nasıl etkilendiğini anlatan iş insanı, “Bizler uluslararası kurallara dayalı küresel bir dünya olduğuna inanıyorduk. Ancak dünya bizim düşündüğümüz gibi bir yer çıkmadı. Küresel bir dünya yok, küresel kurallar yok. Siz devlet yönetimi olarak bunu bizden çok daha önce anladınız” dedi.

Savaşın ilk günlerinde Avrupa Birliği ve ABD tarafından yaptırım listesine alınan Melniçenko, hukuki zorunluluklar nedeniyle dünyanın en büyük ikinci gübre üreticisi konumundaki EuroChem şirketinin mülkiyet haklarını devretmek zorunda kaldığını anımsattı.

Batı yargısının tarafsızlığını yitirdiğini ifade eden sanayici, Avrupa Adalet Divanı nezdinde başlattığı yasal girişimlerin tamamen siyasi gerekçelerle reddedildiğini kaydetti.

“Sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım risk taşır”

Rusya’nın güvenlik bürokrasisinin bağımsız hareket eden aktörleri bir tehdit olarak algıladığına değinen Melniçenko, bir iş insanı olarak kamusal alanda inisiyatif almanın taşıdığı risklerin farkında olduğunu belirtti.

Sanayici, güvenlik elitlerinin kurduğu baskı ortamına rağmen ülkenin geleceği için fikir üretmenin kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu şu sözlerle açıkladı:

“Mevcut sistemde sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım doğal olarak büyük risk taşır. Tabii ki kafayı öne eğip beklemek en kolay yoldur. Ancak şu an Rusya için ortaya konan bahisler çok yüksek. Eğer bu süreçte ülkenin geleceğini şekillendirmek için sorumluluk almaz ve katılım sağlamazsanız, kendinizi kendi geleceğinizden tamamen dışlamış olursunuz.”

Uzun yıllar İsviçre’de yaşayan ve küresel teknoloji liderleriyle yakın ilişkiler geliştiren Melniçenko, Rusya ile olan bağını bir dış yatırımcı mantığıyla sürdürdüğü dönemin kapandığını ilan etti.

“Hayatımda ilk kez Rusya’dan başka bir ülkem olmadığını derinden hissediyorum” diyen iş insanı, Rus elitlerinin sermayeleriyle birlikte hırslarını ve entelektüel enerjilerini de ülkelerine geri getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Mevcut güç yapısına doğrudan meydan okumak gibi bir niyetinin olmadığını dile getiren sanayici, amacının devlete rasyonel bir dönüşüm mimarisi sunmak olduğunu ifade etti. Melniçenko, ideolojilerden arınmış, fiziksel gerçekliğe ve ekonomik verilere dayanan bir yönetim yaklaşımının Rusya’yı mevcut çıkmazdan kurtarabileceğini savundu.

“Savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek”

Rusya topraklarının uzun bir aradan sonra doğrudan askeri saldırılara maruz kaldığına dikkat çeken sanayici, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik drone operasyonlarının sanayide ve enerji tedarikinde ciddi aksamalara yol açtığını kaydetti.

Ekonominin büyük bir baskı altında olduğunu ve elitler arasında ülkenin bir çıkmaza girdiğine dair ortak bir kanaatin oluştuğunu belirten Melniçenko, askeri çatışmanın küresel bir savaşa evrilme ihtimaline karşı uyardı:

“Ukrayna’daki savaş artık tartışmasız bir şekilde Rusya ile Batı dünyası arasında topyekun bir çatışma olarak görülüyor. Bu savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek. Nükleer silahların kullanılması ihtimalini bile dışlayamayız. Bizleri bu noktaya getiren nedenler her ne olursa olsun, kimin haklı ya da kimin haksız olduğunu tartışmayı bir kenara bırakıp mevcut gerçekliği kabul etmek zorundayız: Şu an tamamen haritalandırılmamış, belirsiz ve tehlikeli bir bölgedeyiz.”

Kaos dönemlerinin aynı zamanda yeni sistemler kurmak için bir laboratuvar işlevi gördüğünü dile getiren iş insanı, modern Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin yıkılış sürecindeki büyük dönüşümden doğduğunu hatırlattı.

Toplumun ve iş dünyasının şu an en çok düzen, öngörülebilirlik ve net bir gelecek vizyonuna ihtiyaç duyduğunu söyleyen Melniçenko, “İnsanlar özgürlükten korkmaz, insanlar kaostan korkar” değerlendirmesini yaptı.

“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir”

Eğitimini aldığı kuantum istatistiği ve alan teorisinin dünyaya bakışını şekillendirdiğini belirten Melniçenko, fiziksel dünyanın akışkan yapısının kendisine dogmatik olmayan bir düşünce esnekliği kazandırdığını kaydetti.

Sanayici, bu felsefeyi iş dünyasına ve ülke yönetimine nasıl uyarladığını şu sözlerle anlattı:

“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir. Gerçeklik akışkandır. Eğer bir gelişme, bir olay ya da bir olgu sizin hayata dair yerleşik görüşlerinizi çürütüyorsa, bu bir trajedi değil, aksine yeni bir fırsattır. Ben katı kuralları olan bir insan değilim. Bugün, dünden daha farklı bir stratejiye inanabilirim ve bu durum değişen koşullara uyum sağlamanın tek yoludur.”

Bu esnek vizyon sayesinde 2000’li yılların başında Çin’in ekonomik büyümesini önceden analiz ederek kömür ve gübre sektöründe devasa yatırımlar yaptığını belirten Melniçenko, Rusya’nın özelleştirme döneminde atıl kalan demiryolu hatlarını ve limanlarını küresel ticaret rotalarına entegre ettiğini anımsattı.

Dönemin Rusya Elektrik Monopolü RAO UES Başkanı Anatoliy Çubays ile gerçekleştirdiği hisse alım ortaklığını örnek göstererek, devlet kurumlarıyla kavga etmeden, pazar reformlarına inanarak büyük sanayi entegrasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.

“Rusya kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa dış çatışmayı iç politika aracı yapar”

Makalesinde Rusya’nın önündeki dört olası gelecek senaryosunu analiz eden Melniçenko, bu yollardan ilk üçünün ülke için yıkıcı sonuçlar doğuracağını savundu.

İlk senaryoda Rusya’nın Batı sistemine çevre bir ülke olarak yeniden entegre edilmesini “vasallık” olarak nitelendiren iş insanı, gururu kırılmış ve yenilmiş bir Rusya’nın kaçınılmaz olarak daha saldırgan bir rövanşizm üreteceğini belirtti.

İkinci senaryo olan Çin’in yörüngesine tamamen girme ihtimalini de değerlendiren sanayici, Pekin’in Rusya’yı sadece bir hammadde deposu ve tampon bölge olarak kullanmak isteyeceğini, ancak Rusya’nın iç sorunlarının sorumluluğunu üstlenmeyeceğini yazdı. Melniçenko, bu iki senaryo arasındaki tek farkın “derebeyinin kimliği” olacağını vurguladı.

Üçüncü tehlikenin, ülkenin nükleer silahların kontrolsüz dağıldığı bir iç çatışma ve bölünme sürecine girmesi olduğunu belirten sanayici, dördüncü ve en olası tehlikeye karşı ise şu uyarıyı yaptı:

“Güvenlik servislerinin desteklediği ve Kremlin’de ciddi şekilde tartışılan Kuzey Kore tarzı bir içe kapanma modeli, hem elitler hem de halk için büyük bir tehdittir. Rusya eğer kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa, dış çatışmayı kalıcı bir iç politika aracı haline getirir. Bu model askeri baskıyı, ekonomik rasyonelleşmeden uzaklaşmayı, karne uygulamasını ve istikrarsızlık ihracını beraberinde getirir.”

Melniçenko, bu karanlık senaryolardan çıkışın tek yolunun, devletin mülkiyet haklarını bir lütuf olarak değil, anayasal bir yükümlülük olarak koruduğu “gerçek egemenlik” modeli olduğunu kaydetti.

“Amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği kadar cazip bir yer yapmak olmalı”

Önerdiği egemen devlet modelinin sadece siyasi bir söylemden ibaret olmadığını, ekonomik rasyonaliteye dayanması gerektiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerinden nitelikli iş gücünü çekebilmesi ve ülkeden kaçan eğitimli nüfusu geri kazanabilmesi için yaşam standartlarının yükseltilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

Sanayici, tarihi referanslarla desteklediği vizyonunu şu şekilde özetledi:

“Bizim temel amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği, yaşamak için can atacağı kadar cazip, güvenli, öngörülebilir ve müreffeh bir yer yapmak olmalıdır. Ancak o zaman insanların ülkeden kaçması için bir neden kalmaz. Bu Rusya, ne Batı ne de Çin için dikte edilebilir bir ortak olmak zorundadır. Kendi vatandaşlarının konforunu ve güvenliğini öncelikli kılan, dış dünya için ise öngörülebilir ve rasyonel hareket eden bir devlet yapısı inşa edilmelidir. Batı için zor bir ortak olabiliriz ama en azından bir kara delik olmayız. Çin için bir uydu devletten daha az kullanışlı olabiliriz ama büyük ve istikrarsız bir vasaldan çok daha güvenli bir komşu oluruz.”

Tarihsel dönüşümlerin her zaman elitlerin uzlaşısıyla yukarıdan aşağıya doğru gerçekleştiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın geleceğini inşa edecek kadroların sanayiciler, teknokratlar ve sivil toplum liderlerinden oluşması gerektiğini savundu.

Egemenlik ve katılım hakkı verilen elitlerin, kendi çıkarlarını korumak adına devlet mekanizmasını rasyonel bir çizgide tutacağını ifade etti.

Sanayici, değişimin zamanını tahmin etmenin imkansız olduğunu ancak o an geldiğinde hazırlıklı olmak gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı:

“Kuantum fiziğinde olduğu gibi, sadece bir gözlemcinin ortaya çıkışı bile dünyaya ve sisteme yeni bir anlam kazandırmaya yeterlidir.”

Okumaya Devam Et

Rusya

Şohin’den Rusya Merkez Bankasına faiz uyarısı

Yayınlanma

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı Aleksandr Şohin, akaryakıt fiyatlarındaki artışın Rusya Merkez Bankasının 24 Temmuz’daki toplantısında politika faizini artırması için bir gerekçe oluşturmaması gerektiğini belirtti. Şohin, Merkez Bankasının bu duruma doğrudan faiz artışıyla yanıt vermemesini beklediklerini ifade etti.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandr Şohin, Uzak Doğu Federal Bölgesi’ndeki Bölgesel İşveren Dernekleri Koordinasyon Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, yakıt piyasasındaki fiyat artışlarının Rusya Merkez Bankasının (CBR) 24 Temmuz’da yapacağı toplantıda politika faizini artırması için bir gerekçe teşkil etmemesi gerektiğini ifade etti.

Şohin, yakıt piyasasında gözlenen durumun iş dünyası için ek zorluklar yarattığını kabul etmekle birlikte, olası bir enflasyon ivmelenmesine karşı para politikasını sıkılaştırarak mücadele etmenin yanlış bir yaklaşım olacağını dile getirdi.

Konuya dair değerlendirmesinde Şohin, “Merkez Bankasından, diğer sektörlerde de fiyat artışlarını tetikleme potansiyeli taşıyan yakıt fiyatlarındaki yükselişe karşı politika faizini artırarak doğrudan ve sert bir tepki vermesini beklemek kuşkusuz doğru olmaz” dedi.

RSPP Başkanı, iş dünyasının, faiz kararı alınırken ekonomi yönetiminin “sağduyulu” hareket edeceğine güvendiğini sözlerine ekledi.

Rusya Merkez Bankası ucuz krediyle büyüme tezini reddetti

Merkez Bankası enflasyonist risklere dikkat çekmişti

Rusya Merkez Bankası, 19 Haziran’daki son toplantısında politika faizini 25 baz puan düşürerek yıllık yüzde 14,25 seviyesine çekmişti.

Bununla birlikte kurum, enflasyonist risklerin ağırlığını koruduğu yönünde uyarı yapmıştı. Merkez Bankası yetkilileri, motorlu taşıt yakıtı üretiminde yaşanan geçici düşüşün risk unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, yakıt piyasasında haziran ayında ortaya çıkan tablonun mevcut fiyat artış hızını destekleyebileceğine ve daha önce öngörülenden daha yüksek bir faiz patikasına ihtiyaç duyulabileceğine işaret etmişti.

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, haziran ayındaki toplantının ardından yaptığı açıklamada, yönetim kurulunun üç seçeneği değerlendirdiğini bildirmişti.

Bu seçeneklerin faizi yüzde 14,50 seviyesinde sabit tutmak, yüzde 14,25’e veya yüzde 14’e düşürmek olduğunu belirten Nabiullina, faiz indirimleri için hareket alanının daraldığını kaydetmişti.

Karar sürecinde beklentiler izlenecek

Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aleksey Zabotkin ise 29 Haziran’da yaptığı açıklamada, 24 Temmuz’daki toplantı için güncellenecek makroekonomik öngörüler hazırlanırken yakıt piyasasındaki durumun dikkate alınacağını belirtmişti.

Zabotkin, kurum için sadece benzin ve dizel fiyatlarındaki değişimin değil, bu değişimin hanehalkı ile iş dünyasının enflasyon beklentilerine olan etkisinin de önem taşıyacağını ifade etmişti.

Merkez Bankası tarafından 1 Temmuz’da yayımlanan haziran ayı toplantı özetinde de enflasyonist risklerin belirginleşmesi sebebiyle, enflasyonu hedef seviyeye geri döndürmek amacıyla nisan öngörülerine kıyasla daha yüksek bir politika faizi patikasının gerekebileceği aktarılmıştı.

Daha sonra konuya değinen Nabiullina, faiz indirimi yönünde alanın halen var olduğunu, ancak gevşeme adımlarının zamanlaması ile hızının yakıt piyasasındaki gelişmelerin ikincil etkilerine bağlı şekilleneceğini açıklamıştı.

Rus milyarder Melniçenko: Küresel güvenlik için öngörülebilir bir Rusya gerekli

Okumaya Devam Et

Rusya

AB’den Rusya krizi nedeniyle Venedik Bienali’ne ceza

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, Rusya pavyonunun yeniden açılmasına izin veren Venedik Bienali’ne yönelik 2 milyon avroluk hibe desteğini kesme kararı aldı. Karar, katılımcıların pavyonun açılışını savunmak amacıyla sundukları gerekçelerin incelenmesinin ardından verildi.

Avrupa Komisyonu, Avrupa Eğitim ve Kültür Yürütme Ajansına (EACEA) bir tavsiyede bulunarak Venedik Bienali’ne sağlanan 2 milyon avro tutarındaki hibenin durdurulmasını talep etti.

Karar, Avrupa Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen tarafından sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamayla duyuruldu.

Virkkunen yaptığı paylaşımda, “Bu karar, bienal katılımcılarının Rus pavyonunun yeniden açılmasını haklı göstermek amacıyla gönderdikleri yanıtların titizlikle değerlendirilmesinin ardından alındı. Avrupa’da vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen kültür, demokratik değerleri teşvik etmeli ve korumalıdır” ifadelerini kullandı.

Rusya’ya, serginin düzenlendiği Venedik’teki Giardini Bahçeleri’nde kendi pavyonunu açma izni 2022 yılından bu yana ilk kez verildi. Bu karar, hem İtalya Hükümeti hem de Avrupa Birliği kanadında ciddi tartışmalara ve eleştirilere yol açtı.

Brüksel, nisan ayında bienale yönelik 2 milyon avroluk sübvansiyonu askıya alırken, İtalya makamları durumu incelemek üzere Venedik’e müfettişler gönderdi.

Financial Times gazetesinin haberine göre Avrupa Komisyonu, Rus pavyonunun bienale kabul edilmesinin AB yaptırımlarının ihlali anlamına geleceği konusunda İtalya Hükümetini önceden uyardı.

Tartışmaların odağındaki Venedik Bienali’nin Başkanı Pietrangelo Buttafuoco ise savunmasında, bienalin bir “mahkeme” değil, aksine bir “barış bahçesi” olduğunu dile getirdi.

Buttafuoco, Fransız Devrimi, Aydınlanma ve sekülerizmle şekillenen modern dünyanın, günümüzde adeta bir “hoşgörüsüzlük laboratuvarına” dönüştüğünü; sansür, kapatma ve dışlama taleplerinin merkez haline geldiğini ifade etti.

Öte yandan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.

Kallas, Avrupa Komisyonunun uyguladığı baskılara rağmen, Rusya’nın spor müsabakaları ve Venedik Bienali gibi etkinliklere katılımı sayesinde Avrupa ülkelerindeki nüfuzunu giderek artırdığını kaydetti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English