Rusya
Rusya yaptırımların gölgesinde yüksek buz sınıfı tanker filosunu genişletiyor

Rusya, yaptırım altındaki Arktik LNG-2 projesi için kritik önem taşıyan yüksek buz sınıfı ikinci gaz taşıma gemisini tamamlayarak teslim aldı. Yıl sonuna kadar üçüncüsü vadedilen bu özel tankerler projede yıl boyu kesintisiz sevkiyatın önünü açarken, Çin de yaptırımlı Rus gazını doğrudan ithal edebilmek için ikinci alım terminalini devreye sokmaya hazırlanıyor.
Rusya, Uzak Doğu’daki Zvezda tersanesinde inşa edilen ve en yüksek buz sınıfı olan Arctic7 kategorisinde yer alan Konstantin Posyet adlı yeni gaz tankerini tamamlayarak deniz filosuna dahil etti. Bu gemi, ocak ayından bu yana yük taşımacılığı yapan Aleksey Kosıgin’in ardından aynı sınıfta inşa edilen ikinci tanker olma özelliği taşıyor.
Yıl sonuna kadar üçüncü tankerin de hizmete girmesi bekleniyor.
İnşa edilen bu özel tankerler, ABD yaptırımlarının hedefindeki Arktik LNG-2 projesi için büyük önem taşıyor. Bölgedeki çetin kış şartları nedeniyle standart gaz taşıma gemileri yılın yaklaşık sekiz ayı boyunca fabrikaya yanaşamıyor.
Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, konuya ilişkin değerlendirmesinde yüksek teknolojili kargo tankerlerinin Arktik’in zorlu koşullarında çalışmak için en etkili araçlar olduğunu ifade etti.
Mişustin, yüksek manevra kabiliyeti ve yüksek buz sınıfı sayesinde bu gemilerin buz kırıcı desteği olmaksızın iki metrelik buz kütlelerini kendi başlarına aşabildiğini belirtti.
Üretim ve sevkiyat kapasitesi özel filonun yetersizliğine takılıyor
Arktik LNG-2 projesinde her biri 6,6 milyon ton kapasiteli ilk iki hat uzun süre önce tamamlanmış olmasına ve toplamda yıllık asgari 13,2 milyon ton üretim kapasitesine ulaşılmasına rağmen, fiili ihracat miktarı beklentilerin gerisinde kaldı.
Vzglyad gazetesine konuşan Finam Grubu analisti Sergey Kaufman, teknik olarak hazır olan bu iki hattın kapasitesine karşın geçen yıl projeden yalnızca yaklaşık 1,3 milyon ton ihracat yapılabildiğini kaydetti.
Ulusal Enerji Güvenliği Fonu (FNEB) uzmanı İgor Yuşkov, Arktik LNG-2 fabrikasındaki üretim hacimlerinin iki temel faktöre bağlı olduğunu belirtti.
Yuşkov, birinci ve şu anki en büyük kısıtlayıcı unsurun özel sevkiyat filosunun eksikliği olduğunu ifade etti. İkinci sorunun ise alıcı terminallerin kapasitesiyle ilgili olduğunu aktaran uzman, fabrikadan çıkan tüm ürünün şu anda yalnızca Çin’de yaptırım kapsamındaki Rus gazı için ayrılmış tek bir terminale gönderildiğini ve bu terminalin kapasitesinin Arktik LNG-2’nin iki hattının gücünden çok daha düşük olduğunu vurguladı.
Yüksek buz sınıfına sahip gemilerin kritik rolüne dikkat çeken Yuşkov, kasım ile haziran ayları arasındaki dönemi kapsayan yılın büyük bölümünde Yamal Nenets Özerk Bölgesi’ndeki Gıdan Yarımadası’nda bulunan Utrenniy Terminali’ne sadece Arctic7 sınıfı tankerlerin girebildiğini söyledi.
Diğer tankerlerin ise yalnızca buz yükünün en az olduğu sıcak dönemlerde ve Rosatom’un özel izniyle sefer yapabildiğini, daha düşük buz sınıfındaki gemilerin de ciddi operasyonel kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını ekledi.
Çin, Rusya’nın yaptırımlı LNG’si için ikinci terminali hazırlıyor
Yaptırımlar tedarik zincirini ve ortaklıkları vurdu
Projenin orijinal planlamasında, yıllık 19,8 milyon ton kapasiteli üç üretim hattının inşası sürerken, Zvezda tersanesinde Güney Koreli ortaklarla birlikte 15 adet özel Arctic7 gaz tankerinin yapılması öngörülüyordu.
Ayrıca 6 adet benzer geminin de doğrudan Güney Kore’de üretilerek Rusya’ya teslim edilmesi planlanmıştı.
Ancak hem fabrikanın hem de tankerlerin yapım aşaması, ABD’nin batı teknolojileri ve ekipmanlarına erişimi engelleyen sert yaptırım dönemine denk geldi. Bu da Rusya’nın o ana kadar ülkeye getirmeyi başardığı ekipmanlarla yetinmesini zorunlu kıldı.
İlk hatların inşasının tamamlanmasıyla birlikte ABD doğrudan fabrikayı da yaptırım listesine aldı.
Rusya’nın daha önce bu tip teknolojik olarak ham petrol tankerlerinden çok daha karmaşık olan gaz gemilerini tek başına inşa etmediğini hatırlatan İgor Yuşkov, şu değerlendirmede bulundu:
“Şu an teslim edilen Aleksey Kosıgin ve Konstantin Posyet tankerleri, yaptırımlar nedeniyle Güney Koreli ortağın ilişkileri kesmesinden önce Rusya’ya ulaştırılan hazır gemi kitlerinden monte edildi. Resmi olmayan verilere göre, Zvezda’da yapımı süren tankerlerden sadece üçü için Fransız şirketi tarafından üretilen özel sızdırmazlık membranları tedarik edilebildi. İki tanker hizmete girdi, üçüncüsünün ise yıl sonuna kadar teslim edilmesi bekleniyor. Asıl soru bundan sonra başlayacak. Rusya bu tankerlerin ekipmanlarını, özellikle de o özel membranları kendi imkanlarıyla üretmeyi başardı mı başaramadı mı? Kendi güçlerimizle seri üretime geçmek ne kadar gerçekçi? Bunlar henüz yanıtı olmayan sorular.”
Arktik LNG-2 projesinin filosu başlangıçta yalnızca Christophe de Margerie adlı tek bir Arctic7 tankerinden oluşurken, ocak ayında ve son olarak bu ay Zvezda’dan teslim alınan gemilerle sayı üçe yükseldi.
Yıl sonuna kadar teslim edilecek yeni tankerle birlikte toplam dört gemilik bir filo kurulmuş olacak.
Yuşkov’un hesaplamalarına göre, başlangıçta planlanan 19,8 milyon tonluk üretimin taşınması için 21 adet Arctic7 tankeri gerekirken, mevcut dört gemilik filo ile yıllık ihracat seviyesinin ancak 3 ila 4 milyon ton düzeyine çıkarılması mümkün görünüyor.
Diğer taraftan Çin, yaptırımlı Rus gazını alabilmek için terminal altyapısını genişletiyor. Reuters verilerine göre Pekin, Rusya’dan gelecek LNG için Longkou limanında yıllık 5 milyon ton kapasiteli ikinci bir ithalat terminalini ekim ayında devreye almayı planlıyor.
Bu terminal, Ağustos 2025’ten bu yana yaptırımlı Rus gazını kabul eden yıllık 6 mlyon ton kapasiteli Beihai terminaline destek sağlayacak.
Böylece Çin’in iki terminalle ulaşacağı toplam kabul kapasitesi yıllık 11 milyon tona yaklaşacak. Bu miktar, Arktik projesinin ilk iki hattının toplam kapasitesi olan 13,2 milyon tonun biraz altında kalıyor.
Yuşkov, projenin planlanan 19,8 milyon tonluk üçüncü hattının inşasının ise şu an için belirsiz olduğunu ifade etti.
Yeni hat için ekipman tedarikinin yasaklandığını ve Çin’in de Belokamenka’da kendi modüllerini monte etmeyi reddettiğini belirten uzman, mevcut şartlarda temel hedefin en azından ilk iki hattın toplamı olan 13,2 milyon tonluk kapasiteye ulaşmak olduğunu kaydetti.
Rusya’nın daha önce Arktik LNG-2’nin ardından Ob LNG, Murmansk LNG ve Arktik LNG-1 gibi çok sayıda yeni tesis kurmayı planladığını hatırlatan uzmanlar, bu projelerin de geleceğinin belirsizleştiğini belirtiyor.
Finansal olarak Novatek’in kaynak sağlayarak yabancı yatırımcıları projelere yüzde 49 ortak etme planının yaptırımlarla kesintiye uğradığını ifade eden Yuşkov, yabancı sermayenin gelmediğini ve Rusya’nın büyük tonajlı tesisler inşa etmek için henüz tüm ekipman yelpazesini yerlileştiremediğini ekledi.
Sergey Kaufman ise Rusya’daki Yamal LNG ve Sahalin-2 dışındaki tüm büyük projelerin ABD yaptırımı altında olmasının müşteri bulmayı zorlaştırdığını belirterek şu yorumu yaptı:
“Ortadoğu’daki çatışmalar geçici olarak durumu kolaylaştırmış olabilir ancak önümüzdeki bir ila üç yıllık vadede küresel LNG pazarının arz fazlası aşamasına girmesi yüksek ihtimal. Bu da satışı zorlaştıracaktır. ABD’nin dünyanın en büyük LNG ihracatçısı olması, yakın gelecekte yaptırımların yumuşatılması olasılığını düşürüyor.”
Kaufman, Ortadoğu’daki istikrarsızlığın Rus gazına olan talebi desteklemesiyle bu yıl Arktik LNG-2’den yapılacak ihracatın yaklaşık 3 milyon tona ulaşabileceğini öngörüyor.
İlk iki hattın tam kapasiteye ulaşmasının ise tanker eksikliği ve yaptırımlar nedeniyle 2 ila 3 yılı bulabileceğini tahmin eden Kaufman, Rus LNG’si için Çin dışındaki ana pazarlar olan AB ve Japonya ekseninde, AB’nin gelecek yıl uygulamaya koyacağı ithalat yasakları nedeniyle 2027’den itibaren Çin’e yapılacak sevkiyatların daha da önem kazanacağını ve ek terminallerin kritik hale geleceğini sözlerine ekledi.
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Rusya
Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.
Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.
Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.
Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir
Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.
Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.
Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.
Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.
Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor
Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.
Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.
Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.
Göçmen işçiler haklarını kaybedecek
Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.
Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.
Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.
Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.
Süreç Astana’daki zirvede başladı
Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.
Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.
Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.
Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”
Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.
Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.
Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.
Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.
Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor










