Avrupa
Shell: Avrupa birkaç gün içinde yakıt sıkıntısıyla karşı karşıya kalacak

Enerji devi Shell, İran savaşının etkilerinin derinleşmesiyle Avrupa’nın önümüzdeki ay bile yakıt sıkıntısı yaşama riski altında olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Şirketin CEO’su Wael Sawan, küresel petrol ve doğalgaz arzındaki daralmanın Asya’nın bazı bölgelerini şimdiden enerji tüketimini kısmaya zorladığını ve bu “dalga etkisinin” birkaç gün içinde batıya yayılma tehlikesi taşıdığını belirtti.
Sawan, bunun, Avrupa hükümetlerinin kıtlığı önlemek için 2022 enerji krizinden bu yana atılmamış bir adım olan enerji talebini kısıtlamaya ihtiyaç duyabileceği anlamına geldiği konusunda uyarıda bulundu.
İran’ın Hürmüz Boğazını kapatmasının ardından, dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yaklaşık beşte biri Körfezde mahsur kaldı.
Askeri kaynaklar salı günü, İngiltere’nin bu hayati ticaret geçidini yeniden açma çabalarına öncülük ettiğini ve planlamacıların kiralanan sivil “ana gemilerden” mayın avcısı insansız hava araçları göndermeyi değerlendirdiğini belirtti.
Bu arada Donald Trump, İran kıyılarındaki kilit adalara olası bir kara harekâtı için paraşütçü birlikleri göndermeye hazırlanıyor.
Bununla birlikte ABD Başkanı salı günü Tahran ile barış görüşmelerinin sürdüğünü de vurguladı.
Kaynaklar The Telegraph’a, İran’ın Trump’ın Orta Doğu temsilcileriyle görüşmeyi reddetmesi nedeniyle, Başkan Yardımcısı JD Vance’in ilk kez müzakereci olarak görevlendirileceğini söyledi.
Körfez kaynakları, İranlıların Steve Witkoff ve Jared Kushner ile görüşmeyeceklerini belirterek, onları savaş başlamadan önceki nükleer müzakerelerde “arkadan bıçaklamakla” suçladı.
Çatışmanın dördüncü haftasına girmesiyle birlikte Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), uzaktan çalışmayı teşvik ederek, karayolu hız sınırlarını düşürerek ve toplu taşıma kullanımını artırarak ülkeleri petrol ve gaz tüketimini azaltmaya çağırdı.
Orta Doğu’dan gelen petrol ve doğalgaza büyük ölçüde bağımlı olan Asya’da, hükümetler şimdiden haftada dört günlük çalışma haftasını uygulamaya koydu, vatandaşları klimayı daha az kullanmaya çağırdı ve memurların yurt dışı seyahatlerini askıya aldı.
Teksas, Houston’da düzenlenen bir sektör konferansında konuşan Sawan, Avrupa hükümetlerinin de yakında benzer önlemler alması gerekebileceğini söyledi:
“Bu bir dalga etkisi. Önce Güney Asya’nın bu darbenin etkisini hissettiğini görüyoruz, ardından bu etki Güneydoğu Asya’ya, Kuzeydoğu Asya’ya ve nisan ayına girerken daha da fazla Avrupa’ya yayılıyor. Bu nedenle, hükümetlerle işbirliği yaparak, talep tarafındaki önlemler, depolama konusunda yapmaları gerekenler, stok satın alma konusunda yapmaları gerekenler vb. dahil olmak üzere, atmaları gereken adımlar konusunda onları uyarmaya çalışıyoruz.”
Bankacılar, uzun süreli bir enerji şokunun İngiltere’yi resesyona sürükleyebileceğini söylerken, RAC Vakfı ise artan benzin fiyatlarının sürücülere pompada şimdiden yüz milyonlarca sterlinlik ek maliyet getirdiğini belirtti.
Hükümet salı gecesi yaptığı açıklamada, yetkililerin durumu yakından takip ettiğini, fakat Birleşik Krallık’ın “çeşitli ve dayanıklı bir enerji tedarikine” sahip olduğunu belirtti.
Enerji sektöründen kaynaklar da, olası yakıt kıtlığının, ancak ABD ve İsrail’in İran’la arasındaki savaşın yaz aylarına kadar sürmesi halinde gerçekleşebilecek, olasılığı düşük bir “en kötü senaryo” olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Piyasalar, bu çatışma nedeniyle panik havasına girdi ve son dört hafta içinde petrol ve gaz fiyatları sırasıyla yüzde 40 ve yüzde 60 arttı.
Asya’da bu durum, alternatif arayışını tetikledi ve Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeleri, dünyanın en büyük petrol ve LNG ihracatçısı olan Amerika’dan gelen sevkiyatlar için Avrupa ile rekabete soktu.
Panmure Liberum’da petrol ve gaz analisti olan Ashley Kelty, “Şu anda çok sayıda Amerikan kargosu, daha fazla ödeme yaptıkları için Asya’ya yönlendiriliyor,” dedi.
İngiltere enerji sektöründen üst düzey bir kaynak, Shell CEO’sunun tarif ettiği durumun “en kötü senaryolardan biri olduğunu, ama yine de kesinlikle mümkün olduğunu” kabul etti.
Kaynak şunları ekledi:
“Şu anda insanlar arzın fiziksel güvenliğinden çok fiyatlar konusunda endişeli. Unutmayın, son enerji krizinin doruk noktasında, Avrupa’dan gelen devasa gaz hacimlerini kaybettiğimizde bile, arz güvenliğini sağlamayı başardık. Açıkça bir nokta var –ve bunun tam olarak ne zaman olacağını bilmek zor, belki haziran ya da temmuz– fiyatlarda önemli artışlar yaşanacak ve soru, Avrupa’nın bunu elde etmek için gerçekten ödeme yapmaya istekli olup olmadığı olacak.”
O noktada, fiyatlar o kadar yüksek olabilir ki, hanehalkları ve işletmeler kendi kendilerine kısıtlamaya başlayabilir.
Bakanlar, Enerji Yasası uyarınca acil durumlarda benzin tedarikini kontrol altına alma yetkisine sahiptir. Bu yetkiler daha önce 2000 yılında grev yapan nakliyecilerin yakıt depolarını ablukaya alması durumunda kullanılmıştı.
Fakat danışmanlık şirketi Stonehaven’da çalışan eski bir hükümet enerji yetkilisi Adam Bell, İngiltere’nin henüz bu duruma yaklaştığını düşünmediğini söyledi.
Bunun yerine, bakanların daha sert önlemleri değerlendirmeye almadan önce, sürüş hız sınırlamaları veya evden çalışma kılavuzları gibi “daha yumuşak” talep kısıtlamalarına başvuracağını öngörüyor.
Bell, “Kısa vadede bir şey yapılacaksa, bu tür önlemler olacaktır,” diye ekledi.
Enerji sıkıntısıyla mücadele etmek için Avrupa Komisyonu, üye ülkeleri önümüzdeki kış için gaz depolama hedeflerini düşürmeye çağırdı.
Salı günü ayrı bir gelişmede, Wall Street bankacıları, enerji fiyatlarındaki şok devam ederse İngiltere’nin resesyona doğru gittiğini söyledi.
Morgan Stanley, enerji fiyatları düşmezse İngiltere Merkez Bankası’nın faiz oranlarını artırabileceğini ve bunun 2026 sonuna kadar iktisadi bir gerilemeye yol açabileceğini belirtti.
Morgan Stanley’in İngiltere baş ekonomisti Bruna Skarica, önümüzdeki aylarda enerji fiyatlarının son zamanlardaki yüksek seviyelerde kalması ve borçlanma maliyetlerinin artması halinde İngiltere’nin “yıl sonunda belirgin bir resesyonla” karşı karşıya kalacağını söyledi.
Panmure Liberum’un baş ekonomisti Simon French, yılın son altı ayında bir resesyonun artık “gerçek bir olasılık” olduğunu söyledi.
İngiltere Merkez Bankası baş ekonomisti Huw Pill de, hanehalklarını enerji fiyat şokundan korumak için “Para Politikası Komitesi’nin (MPC) yapabileceklerinin sınırları olduğunu” belirtti.
Gıda Dağıtım Enstitüsüne göre, petrol şoku devam ederse, Orta Doğu’daki gelişmelerin etkisiyle gıda enflasyonu Haziran 2026’ya kadar %8’e ulaşabilir. Bu, mevcut %3,6’lık oranın iki katından fazla.
Maliye Bakanı Rachel Reeves, enerji faturalarına ilişkin gelecekteki herhangi bir destekten orta sınıfları dışlayacağını da ima etti.
Maliye Bakanı salı günü Avam Kamarasında, Orta Doğu’daki çatışmanın devam etmesi nedeniyle maliyetleri düşük tutmak için acil durum planlamasının yapıldığını söyledi.
Fakat 2022’de başlayan Ukrayna savaşının ardından Muhafazakârlar tarafından uygulamaya konulan “kaynağı olmayan, hedefi belirsiz destek paketi”ne benzer bir paketi uygulamayacağını belirtti.
Moskova’nın Kiev ile savaşı nedeniyle petrol ve gaz fiyatlarında yaşanan artışa rağmen, hanehalkı enerji faturaları 2.500 sterlin ile sınırlandırılmıştı.
Reeves şunları söyledi:
“Bu krize yanıt verirken, geçmişteki hatalardan ders almalıyız. Önceki hükümet, Liz Truss yönetiminde en zengin hanelere destek sağlayan, finansmanı olmayan ve hedefi belirsiz bir destek paketi ile borçlanmayı, faiz oranlarını, enflasyonu ve mortgage maliyetlerini artırdı.”
Reeves, enerji faturası desteğinin “buna en çok ihtiyaç duyanlar” için olacağını belirterek, “önümüzdeki ay içinde yakıt fiyatlarına ilişkin güncelleme yapacağını” ekledi.
Yetkililerin, tüm yoksul hanelere yönelik desteğin gelir durumuna göre değerlendirilmesini sağlayacak bir sistemi zamanında geliştirmekte zorlanacağı için, desteğin sosyal yardım alan kişilerle sınırlı olacağı bildirildi.
The Times’ın haberine göre, Reeves, düşük gelirli haneler için bir “gelir eşiği” belirleme olasılığını sordu, fakat böyle bir sistemin yeterince hızlı bir şekilde hazır olamayacağı söylendi.
İngiltere Gelir ve Gümrük İdaresi (HMRC) bireylerin gelirlerini kayıt altına alıyor, fakat enerji faturası desteği hane halklarına yönelik olacak.
Bu bilgileri birbirine bağlamak için bir proje ocak ayında başlatıldı, fakat projenin tamamlanması bir yıldan fazla sürecek.
Bakan bunun yerine, gelir testi uygulanan sosyal yardım alanlarla sınırlı olan “Sıcak Evler İndirimi” (Warm Homes Discount) için geçerli olan uygunluk kriterlerine dayanacak gibi görünüyor.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











