Bizi Takip Edin

Amerika

SVB’nin batışından sonra: ‘Kapitalizm böyle işler’

Yayınlanma

ABD’de Silikon Vadisi Bankasının (SVB) iflas etmesinin ardından gözler federal hükümete ve Fed’e çevrilmiş durumda.

Kamuoyunun en fazla merak ettiği konu, 2008 krizinin ardından ağza alınmayacak bir sözcük haline gelen ‘bailout’un (kurtarma) yeniden telaffuz edilip edilmeyeceğiydi. 2008 krizine yanı olarak gündeme gelen kurtarma paketleri, büyük bankaların vergi mükelleflerinin paralarıyla kurtarılması anlamında kullanılıyor ve bir hayli olumsuz bir yüke sahip görünüyordu.

Görünen o ki Beyaz Saray, Fed ve diğer düzenleyici kurum FDIC, bu görüntüden uzak durmak için elinden geleni yapıyor.

Kapitalizme methiye

ABD Başkanı Joe Biden, SVB’deki mevduat sahiplerinin paralarının güvence altında olduğunu ilan ederken, yatırımcılar için aynı şeyin geçerli olmadığını söyledi.

Beyaz Saray’daki konuşmasında Biden, bankalarda yatırımları bulunanların korumadan faydalanamayacağını söylerken, “Bilerek bir risk aldılar ve risk başarılı olmadığında yatırımcılar paralarını kaybettiler. Kapitalizm böyle işler,” dedi.

Ülkenin üst düzey bankacılık düzenleyicileri, FDIC ve Fed’in tüm iflas eden bankalardaki mevduatları karşılayacağı, ama bu faturayı vergi mükelleflerinin değil, Wall Street ve büyük finansal kurumların ödeyeceğini söyledi. SVB dışında, kripto para şirketlerinin gözdesi New York merkezli Signature Bank için de benzer bir prosedür izlenecek.

Hükümet: Kurtarma yok

SVB ve Signature’daki mevduat sahiplerinin parasının FDIC bünyesindeki Mevduat Sigorta Fonundan karşılanacağı belirtiliyor. Mevduat Sigorta Fonundaki paraların bankalar tarafından ödendiği biliniyor.

FDIC, Fed ve Hazine Bakanlığı tarafından yapılan ortak açıklamaya göre, Mevduat Sigorta Fonundaki herhangi bir kayıp, federal olarak sigortalı bankalara uygulanan özel bir değerlendirme ile karşılanacak.

Dolayısıyla, federal hükümetin iddiası, SVB operasyonunun 2008’dekine benzer bir kurtarma olmadığı yönünde. Bununla birlikte, bankaların FDIC’ye ekstra nakit akışı sağlayarak bunun müşterilerinin cebinden çıkmasını sağlayabileceği konuşuluyor.

‘Kurtarma değil’ demek güç

Ama daha önemli olan nokta şu: Fed, bankalara, ellerinde bulunan devlet tahvilleri ve diğer varlıklar için, tahviller orijinal değerlerine sahipmiş gibi kredi öneriyor. Oysa zaten SVB’nin batma nedeni, düşük faiz varken aldığı tahvillerin, faizlerin artması ile birlikte değersizleşmesiydi. Dolayısıyla, düşük faiz politikası sırasında devlet tahvillerine yatırım yapan bankalar, aynı tahvillere şimdiki piyasa değerinin üzerinde fiyat biçilerek kredi alacak.

New York Times’a konuşan Steven Kelly isimli bir finansal istikrar araştırmacısı, “Buna sistemi kurtarmak diyeceğim,” diyor.

Bazı Cumhuriyetçilerin de bunun bir ‘kurtarma paketi’ olduğundan şüphelendiği görülüyor. Missouri senatörü Josh Hawley, Fed’in açıkladığı ve FDIC Mevduat Sigorta Fonunun kayıplarını karşılayacak yeni ‘özel değerlendirme ücretleri’nin Biden yönetiminin yasa yoluyla oylamadan vergi mükelleflerine kurtarma paketini ödetme yolu olduğunu savundu.

New York Times’a konuşan başka yorumcular da, vergi mükelleflerinin işin içinde olmamasının buna ‘kurtarma paketi değil’ demeye yetmeyeceği görüşünde.

Mevzu Trump’a: Regülasyon tartışmaları

Başkan Joe Biden, bankacılık sektörü için daha sıkı düzenleme yapacaklarını söylerken, 2008 krizinden sonra çıkarılan Dodd-Frank yasasının bir kısmının Donald Trump döneminde Cumhuriyetçiler tarafından tersine çevrildiğini hatırlattı.

Biden’ın ekonomi ekibinin geçen hafta sonu düzenleyici kurumlarla önlemler üzerine birlikte çalıştığı belirtiliyor. Bu önlemler arasında iki bankadaki mevduatların garanti edilmesi, bankaların acil durum fonlarına erişimi için yeni bir olanak tesis edilmesi ve acil durumlarda bankaların Fed’den daha kolay borç alabilmesi yer alıyor.

2018’de Trump döneminde Dodd-Frank yasasında yapılan değişiklik ile birlikte, hangi bankaların sistemik olarak daha riskli olacağına ve daha sıkı gözetim altında tutulacağına ilişkin sınır, 50 milyar dolardan 250 milyar dolara çıkarılmıştı. SVB’nin 2022 yılının sonundaki varlık değeri 209 milyar dolardı. 

İşin ilginç yanı, Dodd-Frank yasasının mimarlarından eski Demokrat Kongre üyesi Barney Frank de Cumhuriyetçilere ve Trump’a destek vererek sınırın yukarıya çekilmesini desteklemişti.

Fakat Biden’ın bölünmüş bir Kongre’den istediği düzenleyici yasaları geçirmesi pek mümkün görünmüyor.

SVB’nin lobi faaliyetleri

Üstelik SVB Başkanı ve CEO’su Greg Becker’in, 2015 yılında Senato’ya yaptığı bir açıklamada, yasa yapıcıların kendi bankası da dahil daha fazla bankaya muafiyet tanıması gerektiğini söylemişti. SVB’nin bu muafiyeti elde etmek için federal lobicilik faaliyetlerine 500 bin dolar harcadığı da ortaya çıktı.

SVB’nin faaliyetlerini ‘düşük risk profilli’ olarak değerlendiren Becker, 250 milyar dolarlık bir sınırın en uygunu olacağını da sözlerine eklemiş.

İşin daha ilginç tarafı, SVB CEO’su Becker’ın, kendilerini denetleceği varsayılan ‘düzenleyici kurum’ San Francisco Fed’in de yönetim kurulunda olması!

Becker’ın 2015’te yaptığı açıklamanın ardından, SVB’nin yönetim kuruluna Obama döneminde Hazine yetkililerinden olan Mary Miller de giriyor ve Miller’ın ‘finansal düzenleme reformlarına’ yaptığı katkılara dikkat çekiliyordu. Miller, iflas sırasında hâlâ SVB’nin yönetim kurulundaydı.

Kim haklı?

Financial Times’a (FT) konuşan hedge fonu Citadel’in kurucusu Ken Griffin ise hükümetin SVB mevduat sahiplerini kurtarmaması gerektiğini düşünüyor ve “Amerikan kapitalizmi gözlerimizin önünde çöküyor,” diyor.

Griffin’e göre mevduat sahiplerinin tamamının hükümet tarafından kurtarılması mali disipline aykırı. Griffin, güçlü bir Amerikan ekonomisinin göstergesinin, ABD hükümetinin bu türden müdahalelere kalkışmaması olduğunu düşünenlerden.

Bir başka ünlü hedge fonu Pershing Square Capital Management’ın kurucusu ve CEO’su Bill Ackman ise ‘saatlerin bile önemli’ olduğunu söyleyerek FDIC’yi ‘bütün mevduatları açıkça garanti etmeye’ davet ederek Griffin’den ayrıştı.

Yükselen suç oranlarını gerekçe göstererek merkezini Chicago’dan Miami’ye taşıyan Griffin, 2024 seçimlerinde de Cumhuriyetçi Ron DeSantis’i destekliyor.

Fed ne yapacak?

Biden’ın daha fazla regülasyon çağrısı yaptığı bir ortamda, Fed’in faiz politikasının istikameti de önem kazandı.

Fed Başkanı Jerome Powell, geçen hafta Kongre’de yaptığı açıklamada faiz artırımına devam edeceklerinin sinyalini vermişti.

Bununla birlikte finansal kurumlar, SVB’nin iflası ile birlikte Fed’in önümüzdeki ay yüzde 0,5 puanlık bir artış yapacağına ilişkin beklentiler sıfırlanmış durumda.

Öte yandan bu, Fed’in faiz artırımını bitireceğine dair bahislerin öne geçtiği anlamına gelmiyor. ‘Piyasa fiyatlandırması’, şimdilik Fed’in 0,25’lik bir artış yapacağına göre şekilleniyor. Ama özellikle finansal aktörlerin Fed’in faiz artırımı politikasını tersine çevirecek beklentiler içerisine girmesi ve bu yönde adımlar atması beklenebilir. Zira ‘parasal sıkılaşma’nın sistemin geneli için sorun yarattığına ilişkin sesler yükseliyor.

Pentagon dikkatle izliyor

SVB’nin kredi verdiği teknoloji startup’ları arasında Pentagon’a iş yapan şirketler de bulunuyor.

İflasla birlikte Pentagon’un Stratejik Sermaye Ofisi (OSC) meselenin ‘ulusal güvenliğe olan etkilerini’ sıkı bir biçimde incelediğini açıkladı.

Next.gov’un elde ettiği OSC Direktörü Jason Rathje’nin 12 Mart tarihli e-postasında, “SVB’nin iflasından etkilenen küçük işletmelerin birçoğu sadece bizimle birlikte çalışan kuruluşlar değil, aynı zamanda birlikte hizmet etme fırsatı bulduğumuz yedek subaylar ve gaziler de dahil olmak üzere yakın arkadaşlarımızı istihdam ediyor,” denildi.

Enflasyonda hafif yavaşlama

Öte yandan ABD’de tüketici fiyat endeksi verileri, enflasyonun bir önceki aya hafif düzeyde gerilediğini gösteriyor.

Hükümetin açıkladığı Şubat ayı enflasyon verileri, Ocak ayına göre yüzde 0,4’lük bir artış olduğunu gösteriyor.

Yıllık düzeyde bakıldığında enflasyon yüzde 6 olarak gerçekleşti. Ocak ayında bu oran yüzde 6,4’tü.

Gıda ve enerji fiyatları dışarıda bırakıldığında endeks aylık bazda yüzde 0,5’lik bir artış gösterdi. 

Gıda, enerji ve mobilya fiyatlarındaki artış sürerken, ikinci el otomobil ve kamyonet fiyatları düşmeye başladı.

Kira fiyatlarını da içeren barına endeksi ise bir önceki aya göre yüzde 0,8 arttı.

Amerika

Musk halka arzla ilk trilyoner olmaya yaklaşıyor

Yayınlanma

SpaceX şirketinin 12 Haziran’da başlayacak halka arzı kapsamında hisse fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesiyle Elon Musk’ın servetinin 988 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde yüzde 2,2 oranında değer kazanması yetecek.

Uzay teknolojileri firması SpaceX’in gerçekleştireceği ilk halka arz (IPO) sonrasında milyarder iş insanı Elon Musk’ın kişisel servetinin 988 milyar dolara yükseleceği bildirildi.

Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre dünyanın en zengin insanı unvanına sahip olan Musk’ın ilk trilyoner statüsüne ulaşması için 12 milyar dolarlık bir bakiye kalıyor.

Ajans, bu eksik miktarın ünlü yönetmen Steven Spielberg’ün yaklaşık 12,2 milyar dolar değerindeki toplam servetine denk geldiğine dikkat çekti.

Halka arz sürecinde SpaceX hisselerinin birim fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesi planlanıyor. Borsadaki işlemlerin 12 Haziran tarihinde başlayacağı belirtilirken, hisse değerinin ilk gün yüzde 2,2 oranında artarak 138 dolara yükselmesi durumunda Musk’ın serveti 1 trilyon dolar barajını aşmış olacak.

Halka arz için 1,75 trilyon dolarlık piyasa değeri hedefleniyor

Musk tarafından 2002 yılında kurulan SpaceX, bugüne kadar halka kapalı bir şirket olarak faaliyet gösterdi ve finansal verilerini resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadı.

Musk, geçtiğimiz yaz döneminde SpaceX için halka arz sürecini başlatma teklifinde bulunmuştu. Reuters ajansının elde ettiği bilgilere göre şirket, halka arzda hisse başı sabit fiyatı 135 dolar olarak belirleyerek 75 milyar dolarlık rekor bir kaynak yaratmayı amaçlıyor.

Bu süreçte 555,6 milyon adet hissenin satışını planlayan şirketin hedeflediği toplam piyasa değeri ise 1,75 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Geçtiğimiz şubat ayında Musk, yapay zeka girişimi xAI ile SpaceX şirketlerini birleştirme kararı almıştı. Bloomberg ve The Wall Street Journal’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberlerde, birleşen şirketlerin toplam piyasa değerinin 1,25 trilyon dolara ulaştığı aktarılmıştı.

Sabit fiyatlı halka arz yöntemiyle şirket, yatırımcı talepleri toplanmaya başlamadan önce her bir hissenin kesin satış bedelini önceden ilan etmiş oluyor.

Tesla hisselerinin performansı trilyonerlik sürecini etkileyebilir

Şu anda 54 yaşında olan Musk, dünyanın en zengin insanı konumunu sürdürüyor. Güncel verilere göre serveti 726 milyar dolar olarak hesaplanan Musk, Forbes’un en zengin milyarderler listesinde ilk sırada yer alıyor.

Musk, şubat ayında elde ettiği başarıyla tarihte serveti 800 milyar doları aşan ilk kişi unvanını kazanmıştı.

Bloomberg, Musk’ın gelecekteki servet seyrinin en büyük ikinci varlığı konumundaki Tesla Inc. hisselerinin performansına da bağlı olduğunu hatırlattı.

Tesla hisselerinin mayıs ayının ortasında kaydedilen 445 dolar seviyesine geri dönmesi durumunda, Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde hızlı bir yükseliş kaydetmesine gerek kalmayacağı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Temsilciler Meclisi, Trump’tan İran savaşını bitirmesini istedi

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın Kongre onayı olmadan İran’la yürüttüğü savaşı sona erdirmesini öngören savaş yetkileri kararını kabul etti. Karar, dört Cumhuriyetçi vekilin Demokratlara katılmasıyla 215’e karşı 208 oyla geçti ve Temsilciler Meclisi’nin çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkmasına işaret etti.

ABD Temsilciler Meclisi çarşamba günü, Başkan Donald Trump’ın Kongre yetkilendirmesi olmadan İran’la yürütülen savaşı sona erdirmesini zorunlu kılacak tedbiri kabul etti.

Bu oylama, alt kanadın çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkması anlamına geliyor.

Temsilciler Meclisi, savaş yetkileri kararını dört Cumhuriyetçi vekilin desteğiyle 215’e karşı 208 oyla kabul etti.

Daha önceki üç başarısız girişimde karara karşı oy kullanan Maine Demokratı Jared Golden da bu kez tutumunu değiştirerek destek verdi. Böylece Demokrat Parti saflarında konuya ilişkin tam birlik sağlandı.

Kentucky’den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, Pensilvanya’dan Brian Fitzpatrick, Michigan’dan Tom Barrett ve Ohio’dan Warren Davidson Demokratlarla birlikte karar lehine oy kullandı.

Kararın kabul edilmesinin ardından Demokrat vekiller salonda alkışlarla tepki verdi.

Oylamanın, Kongre üyeleri Memorial Day tatili için Washington’dan ayrılmadan önce yapılması planlanıyordu. Ancak Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderler, kararı engelleyecek yeterli sayıya sahip olmadıklarının anlaşılması üzerine oylamayı son anda gündemden çıkardı. Birden fazla Cumhuriyetçi vekil oturuma katılmamıştı. Diğer bazı Cumhuriyetçilerin de kararı desteklemesi bekleniyordu.

ABD Senatosu da mayıs ayında Trump’ın İran konusundaki yetkilerini sınırlamayı amaçlayan benzer bir düzenlemeyi ilerletmişti.

Dört Cumhuriyetçi senatör, bir Demokrat dışında tüm Demokratlarla birlikte hareket ederek sürecin ilerlemesini sağlamıştı. Yedi başarısız oylamanın ardından gelen bu gelişmede üç Cumhuriyetçi senatörün yokluğu da etkili olmuştu.

Ancak Senato’daki usul oylaması yalnızca olası kabul sürecinin ilk aşamasıydı. Cumhuriyetçilerin önümüzdeki günlerde tasarıyı engellemek için yeniden fırsat bulması bekleniyor.

Senato’nun Temsilciler Meclisi’nden geçen versiyonu ne zaman oylayacağı ise henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi Demokrat liderleri yayımladıkları açıklamada Senato Cumhuriyetçilerine “doğru olanı yapmaları” çağrısında bulundu.

Bazı Cumhuriyetçilerin savaşa verdiği destek, çatışmanın 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük süreyi aşmasının ardından zayıflamaya başladı. Söz konusu yasa, Kongre savaş için yetki vermemişse başkanın silahlı kuvvetleri çatışma alanından çekmesini öngörüyor.

Çatışma 1 Mayıs’ta bu süreyi aşmıştı. Ancak Trump yönetimi, nisan ayının başlarında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin süre hesabını durdurduğunu belirtti. Buna rağmen her iki taraf da o tarihten sonra saldırılar gerçekleştirdi.

Trump yönetimi ayrıca 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ediyor. Ancak bu görüş şimdiye kadar herhangi bir mahkeme tarafından test edilmedi.

Trump’ın İran konusundaki askeri yetkilerini sınırlayan girişimlere destek veren Cumhuriyetçiler, savaşın Kongre onayı olmadan sürdürülmesinden ve çatışmayı sona erdirecek bir stratejinin bulunmamasından rahatsızlık duyuyor.

Bazıları savaşın kamuoyundaki düşük desteğinin ve ekonomik sonuçlarının, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü sürdürme ihtimaline zarar verebileceğinden endişe ediyor.

Senato adaylığı için kampanya yürüten Iowa Cumhuriyetçisi Ashley Hinson, geçen hafta bir seçim etkinliğinde yaptığı özel bir görüşmede savaşın “önümüzdeki birkaç haftanın ötesine” uzaması halinde siyasi açıdan yük haline gelebileceğini söyledi.

CBS News’in ulaştığı ses kaydına göre Hinson, savaşın devam etmesinin “siyasi bir yükümlülük” oluşturabileceğini ifade etti.

Trump ise geçen ay yaptığı açıklamada ara seçimler öncesinde İran’la anlaşmaya varmak konusunda acele etmediğini söyledi.

Trump, “Herkes ‘Ara seçimler geliyor, acele ediyorum’ diyor. Hiç acelem yok” ifadelerini kullandı.

Çarşamba günü kabul edilen karar, Nisan ayında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi New York Temsilcisi Gregory Meeks tarafından sunuldu.

Karar, Kongre savaş ilan etmediği veya askeri güç kullanımına yetki vermediği sürece başkana “Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetlerini İran’la yürütülen çatışmalardan çekme” talimatı veriyor.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olan Florida Cumhuriyetçisi Brian Mast ise çarşamba günü daha önce yaptığı açıklamada kararı “aptalca bir siyasi oylama” olarak nitelendirdi.

Mast, kararın “başkanın İran’la yürüttüğü müzakerelerde elini zayıflattığını” söyledi.

Oylamanın ardından konuşan Meeks ise savaş yetkileri kararlarının İran’la yürütülen müzakerelerde başkanı zayıflattığı yönündeki değerlendirmeyi reddetti.

Demokratların İran savaşını sona erdirmek için benzer oylamaları gündeme getirip getirmeyeceği sorulduğunda Meeks, gazetecilere, “Görevimizi yapmayı sürdüreceğimizi bekleyebilirsiniz” dedi.

Meeks, “Anayasal sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Mayıs ayında da benzer bir savaş yetkileri kararına destek veren Fitzpatrick ise, “Yasa yasadır” dedi.

Fitzpatrick, “Yasaya uymak zorundayız. Yürürlükte bir yasa var” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi vekil sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önünüzde iki seçenek var. Ya yasaya uyarsınız ya da yasayı değiştirirsiniz. Yasayı ihlal edemezsiniz. Bu bir seçenek değil.”

20 Mayıs’taki genel kurul görüşmeleri sırasında Demokratlar, Cumhuriyetçilerin neden Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarına hukuki çerçeve sağlayacak bir askeri güç kullanım yetkisi oylaması düzenlemediğini sorguladı.

Meeks, “Cumhuriyetçi meslektaşlarım bunun haklı olduğuna inanıyorsa, askeri güç kullanım yetkisini öngören bir tasarıyı genel kurul gündemine getirmeliler” dedi.

Barrett tarafından mayıs ayının başlarında sunulan böyle bir askeri güç kullanım yetkisi tasarısının ise şimdiye kadar kayda değer destek toplamadığı belirtiliyor.

Cumhuriyetçilerle birlikte hareket eden Kaliforniyalı bağımsız Temsilci Kevin Kiley ise Kongre’nin yetkisini ortaya koyması için “daha iyi araçlar” bulunduğunu söyledi.

Kiley, Kongre’nin bütçe üzerindeki yetkisine atıfta bulunarak, “Fonların nasıl kullanılacağı konusunda yönlendirme yapma imkanımız var” dedi.

Kiley, “İnsanların eldeki bütün araçları kullanmak istemesini anlıyorum. Ancak Kongre’nin burada gerçekten etkili sonuçlar doğurabilecek gözetim araçlarını ve Anayasa’nın birinci maddesinden kaynaklanan yetkilerini kullanması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Hackerlar, Meta AI’ı “kandırarak” kullanıcı hesaplarını ele geçirdiler

Yayınlanma

Bilgisayar korsanlarının, Meta’nın yapay zeka destek ekibini (Meta AI) ünlü hesapları ele geçirmelerine yardım etmeleri için “kandırdığı” ortaya çıktı.

Henüz kaç hesabın etkilendiği belli değil ama mağdurlar arasında Barack Obama’nın Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri’nin başçavuşu ve güvenlik araştırmacısı olan eski bir Meta çalışanı da bulunuyor gibi görünüyor.

Hackerların sosyal medya paylaşımlarının da gösterdiği gibi, Meta’nın sohbet robotunu kandırmak şaşırtıcı derecede kolaydı.

404 Media’ya göre, hackerlar ilk olarak bir VPN kullanarak kendilerini hedef hesap sahibinin bulunduğu coğrafi bölgedeymiş gibi gösterdiler ve böylece otomatik hesap korumalarını atlattılar.

Ardından, Meta AI Destek Asistanı’ndan hesaba yeni bir e-posta adresi eklemesini istediler ve botun bir kod göndermesini sağladılar.

Kodu ele geçiren hacker, şifre sıfırlama talebinde bulunabildi; bot da bunu yeni e-posta adresine göndererek hesabın kontrolünü devretti.

Fakat bot artık hackerlara kapılarını ardına kadar açmayacak. Dün bir Meta sözcüsü, sorunun “çözüldüğünü ve etkilenen hesapları güvence altına aldıklarını” söyledi.

Botun yaptığı bu hata, önemli iş fonksiyonlarını yapay zeka ajanlarına devretme gibi giderek yaygınlaşan uygulamanın risklerini ortaya koyuyor.

Instagram, birçok kullanıcının hesabının ele geçirilmesine yol açan güvenlik sorununu çözdüğünü açıkladı.

Hafta sonu boyunca, Reddit’teki birçok kullanıcı Instagram hesaplarının ele geçirildiğini iddia etti ve X’teki bir dizi kullanıcı da benzer hesap ele geçirme olaylarına karşı uyarıda bulundu.

Güvenlik araştırmacısı Jane Wong, kendi Instagram hesabının da ele geçirildiğini söyledi.

Wong, “Şifrem benden habersiz değiştirildi ve dün boyunca farklı şifre sıfırlama girişimleri aldım. Oldukça endişe verici,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English