Bizi Takip Edin

Asya

Taliban ilk Loya Jirga’yı topladı

Yayınlanma

Taliban, yönetimi güçlendirmek ve dini talimatlarla ilgili yönergeler belirlemek amacıyla Kabil’de dini liderlerle ilk toplantısını gerçekleştirdi. Afganistan’ın dört bir yanından 4 binden fazla alim ve kabile yaşlısı, 15 Ağustos’ta Afganistan’ın başkentini geri almasından bu yana Taliban tarafından düzenlenen ilk toplantı olan büyük meclis konumundaki Loya Jirga’da bir araya geldi.

Taliban’ın dini lideri Şeyh Hibetullah Ahundzade, grubun zaferinden bu yana ilk kez başkent Kabil’e geldi ve önemli konuların tartışıldığı toplantıda brifing verdi. Ahundzade, selefi Molla Ahtar Mansour’un Pakistan’da bir ABD insansız hava aracı saldırısında öldürülmesinden sonra 25 Mayıs 2016’da Taliban şefi olarak atanmıştı ve o zamandan beri kamuoyuna hiçbir görüntüsü ya da fotoğrafı yansımadı.

Yabancılara ‘iç işlerimize karışmayın’ çağrısı

Tartışma sırasında yaptığı konuşmada Ahundzade, hükümet politikalarını savundu ve İslami sistemi tam olarak uygulayacağına söz verdi. Ahundzade, ABD’den ve yabancı ülkelerden Afganistan’ın içişlerine karışmayı bırakmalarını istedi.

Taliban, Batı destekli hükümette çalışan tüm Afganlar ve son 20 yılda Taliban’a karşı savaşan Afgan Ulusal Savunma ve Güvenlik Güçleri üyeleri için genel af ilan etmişti.

Taliban, Jirga’yı, özellikle kadın haklarını görmezden gelme ve kızların okula gitmesini yasaklama alanlarında dünyanın yoğun eleştirilerinden sonra, ülkenin nasıl yönetileceği konusunda kapsamlı istişareler ile bir kapı açması için topladı. Zaferi kutlayan ve bir İslami sistem kuran Taliban, Loya Jirga delegelerini mevcut sistemin temellerini daha da güçlendirmek için hiçbir çabadan kaçınmamaya çağırdı.

Ancak Taliban güvenliği sağlayamaz ve kırılgan ekonomiyi canlandıramazsa, bu erken bir kutlama olur. Loya Jirga’ya katılanların önemli konuları tartıştığı gün, Taliban güçleri Kabil’de bir yerleşkeye baskın düzenledi ve Loya Jirga çadırına roket atmak isteyen üç kişiyi öldürdü. Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid bunu “küçük bir olay” olarak nitelendirdi.

Güvenlik sorunu

 Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden bu yana Afganistan genelinde birçok ölümcül saldırı meydana geldi ve bu saldırılar çoğunlukla IŞİD tarafından üstlenildi. Taliban, IŞİD’in bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu doğruladı ve harekete geçme sözü verdi.

Üst düzey bir Taliban yetkilisi, olumlu noktanın 20 yıllık işgalin sona ermesi olduğunu söyledi. Yetkili, “Evet, güvenlik sorunları var. IŞİD bir tehdit, ancak güvenlik aygıtımız adımlar attı ve sonuç olarak Kabil’deki son saldırıdan bu yana IŞİD tarafından başka bir saldırı olmadı” dedi. 19 Haziran’da IŞİD, Sih tapınağına, en az iki kişinin ölümüne ve yedi kişinin yaralanmasına yol açan bir saldırı düzenlemişti.

Kadınlara çalışma ve okul izni sözü

Bu arada, eleştirmenlerin Afgan toplumunun yüzde 50’sinden fazlasını oluşturan Afgan kadınlara karşı açık bir ayrımcılık olarak gördüğü Loya Jirga’da hiç kadın katılımcı yoktu. Ancak toplantıda Taliban, kadınların çalışmasına ve kızların okula gitmesine izin vereceği sözünü verdi ve bu durumu düzeltmek için biraz zaman istedi.

Asya

Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

Yayınlanma

Çin merkezli yapay zeka girişimi Moonshot AI, ABD’li rakipleriyle yarışabilecek düzeyde olduğu belirtilen yeni açık kaynaklı modeli Kimi K3’ü piyasaya sürdü. Yaklaşık 2,8 trilyon parametreye sahip olan ve yazılım kodlama alanında UC Berkeley araştırmacılarının Arena platformunda zirveye yerleşen model, teknoloji dünyasında yeni bir DeepSeek etkisi yarattı.

Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI tarafından cuma günü yayımlanan yeni model, ülkenin teknolojik gücüne yönelik ilgiyi yeniden canlandırdı.

Sektör uzmanları, bu yeni modelin ABD’li laboratuvarların sunduğu gelişmiş yapay zeka çözümlerine rakip olabileceğini belirtiyor.

Büyük dil modelleri, devasa boyutlardaki dijital verileri işleme yetenekleriyle sohbet robotlarının ve diğer yapay zeka araçlarının temelini oluşturuyor.

Moonshot AI tarafından geliştirilen “Kimi K3”, daha düşük maliyetleri ve programcılar tarafından özelleştirilebilen kaynak kodları sayesinde küresel düzeyde popülaritesi artan Çin menşeli yapay zeka modelleri arasında yer alıyor.

Kimi K3, lansmanının hemen ardından UC Berkeley araştırmacıları tarafından kurulan Arena platformunun yapay zeka kodlama liderlik tablosunda birinci sıraya yerleşti.

Bu gelişme sektör temsilcileri arasında heyecan yaratırken, bazı uzmanlar bu durumu Çinli DeepSeek firmasının 2025’in başlarında gerçekleştirdiği ve ABD’nin yapay zekadaki hakimiyet algısını sarsan çıkışına benzetti.

Pennsylvania Üniversitesi Profesörü ve yapay zeka alanında önde gelen isimlerden Ethan Mollick, X sosyal medya platformunda yaptığı değerlendirmede, “Kimi K3 gerçekten çok iyi görünüyor, şu ana kadar teknoloji sınırına en çok yaklaşan model oldu” ifadesini kullandı.

Mollick, modelin henüz iyi bir cinayet romanı yazamadığını belirterek, “Gerçi bunu başka hiçbir model de yapamıyor. Bu durum yapay zeka gelişiminin en zorlu sınırı olmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Teknoloji yazarı ve yatırımcı Kevin Xu ise “Kimi K3’e karşı piyasada DeepSeek anına benzer sert bir reaksiyon hissedildiğini” kaydetti.

Pekin merkezli Moonshot AI, Kimi K3’ün kendi boyutundaki modeller arasında dünyanın ilk açık kaynaklı modeli olduğunu duyurdu.

Bir yapay zeka modelinin sahip olduğu dahili değişkenler, yani parametre sayısı arttıkça karmaşık talepleri yerine getirme kabiliyeti de artış gösteriyor.

Kimi K3 modelinin yaklaşık 2,8 trilyon parametreye sahip olduğu açıklandı. Sektörün ABD’li öncü şirketleri Anthropic ve OpenAI ise en gelişmiş modellerinin parametre sayılarına dair detayları kamuoyuyla paylaşmıyor.

Moonshot AI tarafından yapılan açıklamada, “Kimi K3, değerlendirme testlerimizde sınır seviyesinde bir performans sergiledi ve test edilen diğer modelleri tutarlı bir şekilde geride bıraktı” denildi.

Öte yandan şirket, modelin genel performansının Anthropic ve OpenAI tarafından geliştirilen en güçlü ticari modellerin hala gerisinde kaldığını da kabul etti.

UNSW Canberra bilgisayar bilimleri profesörlerinden Hussein Abbass, Kimi K3’ün kodlama konusunda başarılı göründüğünü aktardı.

AFP’ye konuşan Abbass, “Ancak temel modellerden beklenen tüm görev yelpazesinde ne kadar rekabetçi olabileceği henüz bilinmiyor” dedi.

ABD’li rakiplerin endişelenmesi gerekip gerekmediği yönündeki soruya ise Abbass, “Endişelenmeleri gerektiğini söyleyemem ancak avantajlarını korumak istiyorlarsa yerlerinde de saymamalılar” yanıtını verdi.

Abbass, yapay zeka performansının yalnızca model ile sınırlı olmadığını, modeli çalıştıran donanım, veri merkezleri ve tedarik zincirlerinin de bu süreçte rol oynadığını ekledi.

Arena platformu, Kimi K3 modelini metin sorguları kategorisinde dünya genelinde dokuzuncu sırada konumlandırdı. AFP muhabirlerinin Kimi K3 üzerinde yaptığı denemelerde, modelin teknoloji haberciliği için ürettiği fikirlerin diğer sohbet robotlarının yanıtlarıyla rekabet edebilecek düzeyde olduğu görüldü.

Kimi K3’ün çıkışı, Zhipu AI firmasının GLM-5.2 modeli gibi Çin’de büyük yankı uyandıran diğer yapay zeka modellerinin ardından gerçekleşti.

Lansman, Şanghay’da düzenlenen ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in cuma günü yapay zeka yönetişiminde uluslararası işbirliği çağrısı yaptığı büyük bir teknoloji konferansı esnasında yapıldı.

Çin’e yapay zeka eğitimi ve çalıştırılması için gerekli olan güçlü mikroçiplerin ihracatını kısıtlayan ABD, bu yılın başlarında stratejik yapay zeka alanında rakibinin yaklaşık sekiz ay önünde olduğunu açıklamıştı.

Ancak Trump yönetimi yakın zamanda, hackerların çevrimiçi sistemlere sızmasına yardımcı olabileceği endişesiyle Anthropic ve OpenAI’ın en üst düzey modellerinin kamuya açık sürümlerinin yayımlanmasını geciktirdi.

Gelişmeleri yorumlayan Profesör Mollick, “Kimi K3’ün ardından açık kaynaklı modellerin teknoloji sınırına yeniden yaklaşmasıyla birlikte, Anthropic ve OpenAI’ın hükümet tarafından yeni modellerini daha hızlı yayımlamalarına izin verilip verilmeyeceğini merak ediyorum” ifadesini kullandı.

Çin yapay zeka modellerine yabancı erişimini kısıtlayabilir

Okumaya Devam Et

Asya

Tokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek

Yayınlanma

Japonya Petrol Rafinerileri Birliği Başkanı Şun’içi Kito, Ortadoğu ülkelerinin Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek boru hattı projelerine destek verme konusunu hükümetle değerlendireceklerini açıkladı. Suudi Arabistan’ın, Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan Kızıldeniz’e açılan Doğu-Batı boru hattının günlük kapasitesini 2 milyon varil artırmayı planladığı ifade ediliyor.

Japonya Petrol Rafinerileri Birliği, Hürmüz Boğazı’nı baypas eden güzergahlar üzerinden petrol sevkiyatını artırmak amacıyla Ortadoğu ülkelerinin üzerinde çalıştığı boru hattı kapasitelerini genişletme projelerine destek sağlama imkanını hükümetle ele almayı planlıyor.

Japonya devlet televizyonu NHK’nin aktardığına göre, ilgili açıklama Japonya Petrol Rafinerileri Birliği Başkanı Şun’içi Kito tarafından düzenlenen basın toplantısında yapıldı.

ABD ile İran arasındaki askeri çatışmaların yeniden tırmanmasıyla bağlantılı olarak Ortadoğu’daki duruma değinen Kito, bölgede belirsizliğin sürdüğünü ifade etti.

Kito, “Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş gerektirmeyen tedarik yöntemleri önerdi. Eğer sevkiyatın önemli kısmı bu yöntemlerle güvenceye alınabilirse, bu durum bizim için istikrarlı tedarik sağlamada son derece önemli olacaktır” dedi.

Uluslararası haber ajansı Reuters’ın 7 Temmuz tarihli haberinde, konuya vakıf kaynaklara dayandırılarak Suudi Arabistan’ın, ülkenin batısındaki Kızıldeniz kıyısına ulaşan petrol boru hattının kapasitesini genişletme seçeneğini değerlendirdiği belirtilmişti.

Ajans, bu adımın Hürmüz Boğazı geçilmeden daha fazla petrol taşınmasına olanak tanıyacağını kaydetmişti.

Söz konusu projenin Doğu-Batı boru hattını kapsadığı belirtiliyor.

Mevcut durumda günde en fazla 7 milyon varil ham petrol taşıma kapasitesine sahip olan bu hattın kapasitesini 2 milyon varil daha artırmak için Riyad yönetiminin komşu ülkelerle görüşmeler yürüttüğü ifade ediliyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Rusya’nın benzin talebine Hindistan’dan ret

Yayınlanma

Rusya’nın benzin tedarikini artırma talebiyle başvurduğu üç Hindistan devlet petrol şirketi, ihracat için fazladan yakıt kapasitelerinin olmadığını açıkladı. Rusya’ya ham petrol sağlayan Rosneft ve Gazprom Neft, hem özel hem de devlet ortaklı Hindistan rafinerilerinden ek yakıt sevkiyatı talep etti.

Hindistan’da faaliyet gösteren üç devlet petrol şirketi, Rusya’nın benzin tedarikini artırma talebine olumsuz yanıt vererek ihracat için fazla yakıt hacimlerinin olmadığını bildirdi.

Reuters haber ajansının Hindistan rafinerilerindeki kaynaklara dayandırdığı gelişmeye göre, Hindistan pazarına ham petrol tedarik eden Rus şirketleri Rosneft ve Gazprom Neft, ek benzin partileri için Hindistan’daki hem özel hem de devlet rafinerilerine başvurdu.

Başvuru yapılan devlet şirketleri arasında ülkenin en büyük üreticilerinden Indian Oil, Bharat Petroleum ve Hindustan Petroleum yer alıyor.

Şu anda Rusya’ya gitmek üzere yola çıkan yalnızca iki parti Hindistan benzini tespit edildi. Bu sevkiyatların her ikisi de Rosneft’in yüzde 49 oranında hisseye sahip olduğu Nayara Energy tarafından gönderildi.

Şirketin Hindistan’daki en büyük rafinerisi Vadinar’dan yüklenen 42 bin ton benzin, 18-20 Haziran tarihlerinde Agni adlı tankere yüklendi ve ardından Mısır kıyısı yakınlarında Garnet adlı gemiye transfer edildi.

Bu sevkiyatın 26 Temmuz tarihinde Murmansk bölgesindeki Vitino Limanı’na ulaşması bekleniyor.

Reuters kaynakları, Rusya için ayrılan benzini taşıyan Varg isimli bir diğer tankerin ise şu anda Süveyş Kanalı’na doğru ilerlediğini aktardı. Bu yakıt da kanalda başka bir gemiye nakledilerek Rusya limanlarından birine ulaştırılacak.

Energy Intelligence verilerine göre, Hindistan’ın Rusya’ya yapacağı toplam benzin sevkiyatı 100 bin tonun altında kalıyor.

Rusya iç pazarındaki akaryakıt açığı ise ayda 400 bin ila 600 bin tona ulaşıyor. Bu açığın yaklaşık yarısı Belarus ve Kazakistan’dan yapılan ithalatla karşılanıyor.

Reuters verileri, Belarus rafinerilerinin Rusya’ya günde 5 bin ila 6 bin ton benzin gönderdiğini gösteriyor. Kazakistan ise insani yardım kapsamında Rusya’ya 50 bin ton benzin göndermeyi kabul etti.

Energy Intelligence analizleri, Rusya’daki rafinerilere yönelik saldırılar nedeniyle petrol işleme kapasitesinin yaklaşık yarısının atıl kaldığına işaret ediyor.

Ülkedeki toplam petrol işleme hacmi günde 3,53 milyon varile gerileyerek 2000’li yılların başından bu yana en düşük seviyeye inmiş durumda.

Reuters kaynakları, yeni bir rafineri duruşu yaşanmaması şartıyla, yakıt üretiminin yeniden tesisi için en az iki aya ihtiyaç duyulacağını ve üretimin hızlı şekilde eski düzeyine getirilemeyeceğini belirtiyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English