Diplomasi
Ticaret ateşkesi: ABD ve Çin nasıl bu kadar hızlı anlaştı?

ABD ile Çin arasındaki ticaret anlaşmazlığını çözmek için ilk toplantının, yaklaşık üç hafta önce IMF genel merkezinin bodrum katında gizlilik içinde düzenlendiği iddia edildi. Ticaret ateşkesi nasıl sağlandı?
Konuya yakın kaynakların Financial Times’a aktardığına göre, Washington’da IMF bahar toplantılarına katılan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticaretin neredeyse tamamen çökmesini görüşmek üzere Çin Maliye Bakanı Lan Fo’an ile bir araya geldi.
Daha önce haber yapılmayan bu görüşme, Donald Trump’ın göreve başlaması ve gümrük vergisi savaşını başlatmasından bu yana ABD ve Çin yetkilileri arasında yapılan ilk üst düzey toplantıydı. Görüşmeler, bu hafta sonu Cenevre’de Bessent ve Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng’in, 90 gün boyunca gümrük vergilerini yüzde 115 oranında düşürecek bir ateşkes anlaşması imzalamasıyla sonuçlandı.
ABD, Çin’e yapılan sevkiyatlarda ‘de minimis’ gümrük vergisini düşürecek
Her iki taraf da uzun vadeli bir müzakereye hazır olduklarını belirtmesine rağmen, ateşkesin kabul edilmesi beklenenden daha kolay ve hızlı oldu. Önümüzdeki müzakereler için herkesin aklında önemli bir soru var: İlk adımı Pekin mi yoksa Washington mu attı?
Trump pazartesi günü zafer ilan ederek Çin ile “tam bir sıfırlama” sağladığını söyledi. Öte yandan, Çin’in gazetesi Global Times’ın eski editörü Hu Xijin, sosyal medyada anlaşmanın “Çin için büyük bir zafer” olduğunu söyledi.
Anlaşma hakkında Çin’de popüler bir sosyal medya paylaşımında “ABD korkaklık etti” yazıldı.
Ekonomistler, ABD’nin gümrük vergilerini çok hızlı ve çok yüksek artırarak elini aşırı oynadığı konusunda hemfikir. Fransız yatırım bankası Natixis’in Asya-Pasifik baş ekonomisti Alicia García-Herrero, Financial Times’a, “İlk göz kırpan ABD oldu” dedi ve ekledi: “ABD, zarar görmeden gümrük vergilerini neredeyse sonsuza kadar artırabileceğini düşündü, ancak bu doğru çıkmadı.”
ABD ve Çin tarafları daha önce bu müzakere sürecinin uzun sürebileceğini ifade etmişti, ancak Cenevre’de tarifeleri kaldırma hızı, ticaret savaşının her iki taraf için de ciddi zararlar verebileceğinin anlaşıldığını gösterdi.
Dünyanın en büyük iki ekonomisinin sert bir şekilde ayrılması, Amerikalı tüketicilerin raflarının boş kalmasına, ülkede enflasyonun yükselmesine ve Çinli işçilerin işlerini kaybetmesine neden olacaktı.
Washington’daki bir düşünce kuruluşu olan Demokrasileri Savunma Vakfı’ndan Craig Singleton, anlaşmanın bu kadar çabuk ortaya çıkmasının “çarpıcı” olduğunu belirterek, “her iki tarafın da gösterdiği kadar ekonomik olarak sıkışık durumda olmadığını” öne sürdü..
Capital Economics, ateşkesin ardından ABD’nin Çin mallarına uyguladığı toplam gümrük vergilerinin yaklaşık yüzde 40’ta kalacağını, Çin’in ABD’ye uyguladığı gümrük vergilerinin ise yaklaşık yüzde 25 olacağını hesapladı. Uzmanlar ayrıca, daha kalıcı bir anlaşma sağlanmasının zor olacağı konusunda uyarıda bulundu.
Düşünce kuruluşu CSIS’in Çin uzmanı Scott Kennedy, “ABD-Çin ticaret müzakereleri rollercoaster gibi olacak” dedi ve ekledi: “Piyasalar geçici olarak rahat bir nefes alabilir, ancak henüz tehlikeyi atlatmış değiliz.”
Görüşmeler öncesinde Bessent, yüksek gümrük vergilerinin sürdürülemez olduğunu ve ABD-Çin ticaretine fiili bir ambargo anlamına geldiğini belirtmişti.
Ateşkes, en azından Çin’in son derece rekabetçi fiyatlara sahip üreticilerinin ABD’de faaliyetlerini sürdürebilmeleri için aradaki farkı yeterince azalttı.
New York’taki The Conference Board düşünce kuruluşunun Çin Merkezi başkanı Alfredo Montufar-Helu, Çinli üreticilerin ABD’nin uyguladığı yüzde 145’lik gümrük vergilerini telafi etmelerinin imkansız olacağını söyledi. “Ancak yüzde 30’da, ABD’ye yapılan Çin ithalatının çoğunun rekabet gücünü yeniden kazanacağını düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.
Cenevre’deki görüşmelerden önce Bessent, iki tarafın geniş kapsamlı bir ekonomi ve ticaret anlaşmasına varmasının olası olmadığını, “ilerleyebilmek için önce gerilimi azaltmak” gerektiğini söylemişti.
Ancak pazartesi günü iyimser bir tavır sergileyerek, Washington’un Trump’ın ilk döneminde ABD-Çin ticaret savaşının ilk aşamasını karakterize eden türden “satın alma anlaşmaları” arayışında olabileceğini ima etti.
Bu anlaşmalar, Pekin’in soya fasulyesi gibi emtia ve ABD’de üretilen malları satın almayı kabul etmesini içeriyordu, ancak pandemi nedeniyle kesintiye uğradı. Bessent, “En büyük ikili ticaret açığımızı dengelemek için satın alma anlaşmaları da yapılabilir” dedi.
Bessent ve Greer, fentanil öncü maddelerinin ABD’ye kaçakçılığını önlemek için Çin ile bir anlaşma yapılabileceği konusunda da olumlu konuştu.
ABD Başsavcısı Pam Bondi, Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi ve New Mexico Bölge
Bessent, “Bu hafta sonu beni en çok şaşırtan şey, Çin’in fentanil krizine gösterdiği ilgi oldu” dedi.
Pekin için fentanil anlaşması, Trump’ın uyguladığı kalan gümrük vergilerinin yüzde 20’sini ortadan kaldırabilir ve Çin’i ABD’ye ihracat yapan diğer ülkelerle yaklaşık olarak eşit şartlara getirebilir.
Çin, Biden dönemindeki elektrikli araçlara uygulanan vergiler gibi sektöre özgü tarifelerle karşı karşıya kalmaya devam edecek. Ancak diğer ülkeler de benzer sektörlerde ABD tarifelerine tabi olacak.
Bu geçici rahatlamaya rağmen, ekonomistler, Trump’ın öngörülemez politika kararlarının Çin’i ihracat pazarlarını çeşitlendirmeye ve iç talebi canlandırmaya devam etmeye iteceği için ikili ilişkilerin sorunlu olmaya devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.
Çinli ihracatçılar da muhtemelen 90 günlük müzakere süresini ABD’ye daha fazla ihracat yapmak için kullanacak ve bu da Çin’in ABD ile ticaret fazlasının yeniden artmasına yol açabilir.
Morgan Stanley ekonomisti Robin Xing bir notta, “İkili ilişkilerin karmaşıklığı göz önüne alındığında, kalıcı bir çözümün bulunması zor olmaya devam ediyor” dedi.
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika6 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da










