Amerika
Trump ile Cumhuriyetçi Parti arasındaki görüş ayrılıkları arttı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki güçlü etkisi sürse de, Temsilciler Meclisi’ndeki dar çoğunluk ve seçim yılı baskısı nedeniyle parti içindeki görüş ayrılıkları daha görünür hale geliyor. Cumhuriyetçi Parti milletvekilleri, konut düzenlemesinden gözetim yetkilerine ve göç bütçesine kadar birçok başlıkta Trump yönetiminin taleplerinden ayrışıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre üzerindeki güçlü etkisinin, Cumhuriyetçi Parti milletvekillerinin büyük yasama mücadelelerinde giderek daha sık yönetimden ayrışmasıyla birlikte baskı altında olduğuna ilişkin işaretler ortaya çıkıyor.
Trump parti içinde hâlâ önemli nüfuza sahip olsa da, ılımlılardan sert muhafazakârlara uzanan daha geniş bir milletvekili grubu; zorlu yeniden seçim yarışları, kritik seçim bölgelerindeki siyasi dengeler ve seçmenlere gündelik hayat pahalılığı ile mutfak masası meselelerine odaklandıklarını gösterme çabası nedeniyle Beyaz Saray’a karşı daha rahat pozisyon alıyor.
Trump ile parti içindeki ayrışmalar son haftalarda daha görünür hale geldi.
Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi Parti liderleri, Trump’ın Senato’dan geçen konut yasa tasarısının değişiklik yapılmadan kabul edilmesi yönündeki baskısına rağmen, bu hafta tasarının değiştirilmiş partiler üstü versiyonunu ilerletiyor.
Parti içindeki ılımlı isimler de, yönetimin Beyaz Saray’da yeni bir balo salonu ve Gizli Servis’in diğer öncelikleri için 1 milyar dolarlık güvenlik fonu sağlama önerisine mesafeli yaklaştı. Bu isimler, söz konusu hükmün göçmenlik denetimine ilişkin finansman paketine eklenmesi halinde paketi desteklemekte isteksiz davranabilecekleri uyarısında bulundu.
Aynı dönemde parti içindeki mahremiyet yanlısı milletvekilleri de Trump’ın, Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) izinsiz gözetim yetkilerinin 18 ay süreyle “temiz” biçimde uzatılması çağrısına karşı çıkıyor.
Temsilciler Meclisi Freedom Caucus üyeleri, FISA’nın 702. maddesinde mahkeme kararı şartı da dahil kapsamlı değişiklikler talep ediyor.
Bu grup ayrıca, uzun vadeli herhangi bir uzatmaya destek vermeden önce merkez bankası dijital para biriminin (CBDC) kalıcı biçimde yasaklanmasını içeren hükümlerin de tasarıya eklenmesini istiyor.
Kongre, milletvekilleri reformlar konusunda uzlaşmaya varamadığı için 702. madde için daha önce iki kısa süreli uzatma onaylamıştı.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson da, Beyaz Saray’ın tasarı için harekete geçilmesini isteyen notuna rağmen, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) büyük bölümüne finansman sağlayan ve Senato’dan geçen partiler üstü yasa tasarısını haftalar boyunca Genel Kurul gündemine taşımadı. Johnson bunu ancak ikinci uzlaştırma yasa tasarısına ilişkin bütçe çerçevesi Temsilciler Meclisi’nden geçtikten sonra yaptı.
Bu anlaşmazlıklar, Trump’ın karşı karşıya olduğu daha geniş bir siyasi tabloya işaret ediyor. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun son derece dar olduğu bir ortamda, Trump’ın desteği artık Cumhuriyetçi Parti milletvekillerinin otomatik biçimde aynı çizgide hareket etmesini sağlamaya yetmiyor.
Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi Parti üyeleri ise Trump’a karşı geldikleri veya Trump’ın etkisini kaybettiği yönündeki değerlendirmeleri büyük ölçüde reddediyor. Parti üyeleri, anlaşmazlıkların çok dar çoğunluk koşullarında ortaya çıkan normal politika farklılıklarını yansıttığını söylüyor.
Freedom Caucus üyesi Cumhuriyetçi Ralph Norman, “Doğru kararlar alıyor ve Amerikalıların da bunu takdir ettiğini düşünüyorum. Oylamalar yakın mı? Bir ya da iki sandalyelik çoğunluğa sahip bir mecliste neredeyse tam bir oy birliği gerekiyor ve bunu sağlamak zor. Hayır, etkisini kaybetmiyor” dedi.
Norman, “435 milletvekili ve 100 senatör var. Görüş ayrılıkları olacaktır. Bu iyi bir şey. Demokrasi böyle işler” ifadelerini kullandı.
Trump’ın azledilmesi yönünde oy veren ve siyaseti bırakmaya hazırlanan ılımlı Cumhuriyetçi Dan Newhouse da benzer değerlendirmelerde bulundu. Newhouse, “İki organ arasında bir miktar fark olması iyi bir şey” dedi.
Newhouse, “Biz ayrı bir yönetim organıyız. Farklı görüşlere sahip olmamız gerekir ve ayrıca farklı bir süreç izliyoruz. Çözüm üretmek için birçok farklı düşünceyi bir araya getirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Bazı milletvekilleri yasama süreçlerinde Trump’a karşı pozisyon alsa da Trump, Cumhuriyetçi Parti tabanı üzerindeki etkisini göstermeyi sürdürüyor.
Indiana’da, seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi konusunda Trump’a karşı çıkan yedi eyalet milletvekilinden altısı, Trump’ın desteklediği ön seçim rakiplerine yenildi.
Cumartesi gecesi de Trump’ın desteklediği iki aday, Louisiana’daki Cumhuriyetçi Parti Senato ön seçiminde ikinci tura kaldı. Bu adaylar, Trump’ın 2021’deki azil yargılamasında mahkûm edilmesi yönünde oy veren Senatör Bill Cassidy’yi geride bıraktı.
Trump’ı sık sık eleştiren Kentucky Temsilcisi Thomas Massie de ön seçimden yalnızca birkaç gün önce yayımlanan ankette, Trump destekli rakibinin gerisinde kaldı.
Buna rağmen, nispeten sınırlı sayıdaki bu ayrışmalar dikkat çekiyor. Çünkü bu ayrışmalar, Demokratların gelecek yıl Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü alma ihtimali öncesinde Cumhuriyetçi Parti’nin Trump’ın önceliklerini mümkün olduğunca hızlı ilerletmeye çalıştığı bir dönemde, Trump’ın yasama gündemini sekteye uğratabilecek potansiyele sahip.
Trump’ın yakın müttefiklerinden Florida Temsilcisi Anna Paulina Luna, geçen hafta yaptığı açıklamada, konut yasa tasarısı Genel Kurul gündemine gelirse destek vermeyeceğini söyledi. Trump ise bundan yalnızca bir gün önce Truth Social hesabında Kongre’ye Senato’da hazırlanan düzenlemeyi kabul etme çağrısı yapmıştı.
Johnson’ın, yasalar üzerinde tartışma açacak ve nihai oylamaya geçişi sağlayacak usul oylamalarında neredeyse tam Cumhuriyetçi Parti desteğine ihtiyacı bulunuyor. Usul oylamaları genellikle parti sadakatinin testi olarak görülse de, Cumhuriyetçi Parti üyeleri zaman zaman bu konuda da yönetimden ayrıştı.
Trump’ın paylaşımı Johnson üzerinde de belirleyici görünmedi. Johnson, Trump’ın masasına “iki meclisin ve iki partinin uzlaştığı” bir metin göndermek istediğini söyledi.
Temsilciler Meclisi’nin önümüzdeki günlerde Senato tasarısının değiştirilmiş versiyonu üzerinde oylama yapması bekleniyor. Cumhuriyetçi Parti liderleri, Senato’dan gelen tasarının değiştirilmiş halini bu hafta “rules suspension” olarak bilinen hızlandırılmış özel prosedür üzerinden geçirmek istiyor. Bu yöntem, Temsilciler Meclisi’nde üçte iki çoğunluk gerektiriyor ve standart usul oylamasını devre dışı bırakıyor.
Trump ayrıca, Demokrat desteği olmadan geçirilmesi hedeflenen parti çizgisindeki göç finansmanı tasarısını ve FISA’nın 702. maddesinin uzun vadeli uzatılmasını öncelikleri arasında görüyor. Ancak bu iki başlık da engellerle karşılaşabilir.
Johnson, tüm üyelerin katıldığı ve Demokratların ortak biçimde karşı çıktığı bir oylamada Cumhuriyetçi Parti’den yalnızca iki fire verebiliyor.
Balo salonu güvenlik finansmanı önerisi de Cumhuriyetçi Parti içinde önemli anlaşmazlık başlıklarından biri olarak öne çıkıyor ve daha geniş uzlaştırma paketini riske atabilecek potansiyel taşıyor.
Cumhuriyetçi Parti ile birlikte hareket eden bağımsız California Temsilcisi Kevin Kiley, uzlaştırma tasarısına başından beri “isteksiz” yaklaştığını, yeni tartışmanın da “işleri kolaylaştırmadığını” söyledi.
Nebraska Temsilcisi Don Bacon öneriyi “kötü bir oylama” diye nitelendirdi. Pennsylvania Temsilcisi Brian Fitzpatrick ise teklifin “öncelik eksikliğini gösterdiğini” söyledi ve kendi seçim bölgesindeki seçmenlerin Cumhuriyetçi Parti’nin hayat pahalılığına odaklanmasını istediğini belirtti.
Fitzpatrick geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bizim görevimiz bizi buraya gönderen insanları temsil etmek. Benim patronlarım onlar. Burada hiçbir başkan, hiçbir parti lideri bana nasıl oy kullanacağımı söylemeyecek. Buna seçim bölgemdeki insanlar karar verecek” dedi.
FISA konusunda da sert muhafazakârların geri adım atmaya niyetli olmadığı görülüyor.
Freedom Caucus üyesi Colorado Temsilcisi Lauren Boebert salı günü düzenlenen basın toplantısında, “Amerikan halkına yönelik anayasa dışı derin devlet gözetimini durdurmanın zamanı geldi. Bu nedenle FISA’da gerçek reformlar için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Texas Temsilcisi Troy Nehls ise Trump’ın önceliklerinin Temsilciler Meclisi’nden sorunsuz geçip geçmeyeceğine ilişkin soruya, “Burada hiçbir şey sorunsuz ilerlemiyor” yanıtını verdi.
Nehls, “Bu süreç çok ama çok zor geçti çünkü çoğunluğumuz çok dar. Başkan Trump, Mike Johnson’a ve Cumhuriyetçi Parti grubuna bir tavsiyede bulunabilir ama üç kişi bunu desteklemezse sorun yaşarsınız. Çünkü çoğunluğumuz çok dar. Açıkçası bu kadar dar çoğunlukla bugüne kadar herhangi bir şeyi nasıl geçirebildiğimize şaşırıyorum” dedi.
Buna rağmen, Texas Temsilcisi Michael McCaul Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üyeleri üzerindeki etkisinin sürdüğü görüşünü dile getirdi.
McCaul, “Sonunda genel seçime geldiğimizde üyeler için mesele hayatta kalmak olacak ve kendi seçim bölgeleri ile siyasi gelecekleri açısından en iyi gördükleri yönde oy kullanacaklar. Ama Trump’ın etkisini küçümsememek gerekir. Kongre üyeleri ve partimiz üzerinde hâlâ muazzam bir gücü olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası











