Bizi Takip Edin

Amerika

Trump ile Cumhuriyetçi Parti arasındaki görüş ayrılıkları arttı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki güçlü etkisi sürse de, Temsilciler Meclisi’ndeki dar çoğunluk ve seçim yılı baskısı nedeniyle parti içindeki görüş ayrılıkları daha görünür hale geliyor. Cumhuriyetçi Parti milletvekilleri, konut düzenlemesinden gözetim yetkilerine ve göç bütçesine kadar birçok başlıkta Trump yönetiminin taleplerinden ayrışıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre üzerindeki güçlü etkisinin, Cumhuriyetçi Parti milletvekillerinin büyük yasama mücadelelerinde giderek daha sık yönetimden ayrışmasıyla birlikte baskı altında olduğuna ilişkin işaretler ortaya çıkıyor.

Trump parti içinde hâlâ önemli nüfuza sahip olsa da, ılımlılardan sert muhafazakârlara uzanan daha geniş bir milletvekili grubu; zorlu yeniden seçim yarışları, kritik seçim bölgelerindeki siyasi dengeler ve seçmenlere gündelik hayat pahalılığı ile mutfak masası meselelerine odaklandıklarını gösterme çabası nedeniyle Beyaz Saray’a karşı daha rahat pozisyon alıyor.

Trump ile parti içindeki ayrışmalar son haftalarda daha görünür hale geldi.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi Parti liderleri, Trump’ın Senato’dan geçen konut yasa tasarısının değişiklik yapılmadan kabul edilmesi yönündeki baskısına rağmen, bu hafta tasarının değiştirilmiş partiler üstü versiyonunu ilerletiyor.

Parti içindeki ılımlı isimler de, yönetimin Beyaz Saray’da yeni bir balo salonu ve Gizli Servis’in diğer öncelikleri için 1 milyar dolarlık güvenlik fonu sağlama önerisine mesafeli yaklaştı. Bu isimler, söz konusu hükmün göçmenlik denetimine ilişkin finansman paketine eklenmesi halinde paketi desteklemekte isteksiz davranabilecekleri uyarısında bulundu.

Aynı dönemde parti içindeki mahremiyet yanlısı milletvekilleri de Trump’ın, Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) izinsiz gözetim yetkilerinin 18 ay süreyle “temiz” biçimde uzatılması çağrısına karşı çıkıyor.

Temsilciler Meclisi Freedom Caucus üyeleri, FISA’nın 702. maddesinde mahkeme kararı şartı da dahil kapsamlı değişiklikler talep ediyor.

Bu grup ayrıca, uzun vadeli herhangi bir uzatmaya destek vermeden önce merkez bankası dijital para biriminin (CBDC) kalıcı biçimde yasaklanmasını içeren hükümlerin de tasarıya eklenmesini istiyor.

Kongre, milletvekilleri reformlar konusunda uzlaşmaya varamadığı için 702. madde için daha önce iki kısa süreli uzatma onaylamıştı.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson da, Beyaz Saray’ın tasarı için harekete geçilmesini isteyen notuna rağmen, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) büyük bölümüne finansman sağlayan ve Senato’dan geçen partiler üstü yasa tasarısını haftalar boyunca Genel Kurul gündemine taşımadı. Johnson bunu ancak ikinci uzlaştırma yasa tasarısına ilişkin bütçe çerçevesi Temsilciler Meclisi’nden geçtikten sonra yaptı.

Bu anlaşmazlıklar, Trump’ın karşı karşıya olduğu daha geniş bir siyasi tabloya işaret ediyor. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun son derece dar olduğu bir ortamda, Trump’ın desteği artık Cumhuriyetçi Parti milletvekillerinin otomatik biçimde aynı çizgide hareket etmesini sağlamaya yetmiyor.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi Parti üyeleri ise Trump’a karşı geldikleri veya Trump’ın etkisini kaybettiği yönündeki değerlendirmeleri büyük ölçüde reddediyor. Parti üyeleri, anlaşmazlıkların çok dar çoğunluk koşullarında ortaya çıkan normal politika farklılıklarını yansıttığını söylüyor.

Freedom Caucus üyesi Cumhuriyetçi Ralph Norman, “Doğru kararlar alıyor ve Amerikalıların da bunu takdir ettiğini düşünüyorum. Oylamalar yakın mı? Bir ya da iki sandalyelik çoğunluğa sahip bir mecliste neredeyse tam bir oy birliği gerekiyor ve bunu sağlamak zor. Hayır, etkisini kaybetmiyor” dedi.

Norman, “435 milletvekili ve 100 senatör var. Görüş ayrılıkları olacaktır. Bu iyi bir şey. Demokrasi böyle işler” ifadelerini kullandı.

Trump’ın azledilmesi yönünde oy veren ve siyaseti bırakmaya hazırlanan ılımlı Cumhuriyetçi Dan Newhouse da benzer değerlendirmelerde bulundu. Newhouse, “İki organ arasında bir miktar fark olması iyi bir şey” dedi.

Newhouse, “Biz ayrı bir yönetim organıyız. Farklı görüşlere sahip olmamız gerekir ve ayrıca farklı bir süreç izliyoruz. Çözüm üretmek için birçok farklı düşünceyi bir araya getirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Bazı milletvekilleri yasama süreçlerinde Trump’a karşı pozisyon alsa da Trump, Cumhuriyetçi Parti tabanı üzerindeki etkisini göstermeyi sürdürüyor.

Indiana’da, seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi konusunda Trump’a karşı çıkan yedi eyalet milletvekilinden altısı, Trump’ın desteklediği ön seçim rakiplerine yenildi.

Cumartesi gecesi de Trump’ın desteklediği iki aday, Louisiana’daki Cumhuriyetçi Parti Senato ön seçiminde ikinci tura kaldı. Bu adaylar, Trump’ın 2021’deki azil yargılamasında mahkûm edilmesi yönünde oy veren Senatör Bill Cassidy’yi geride bıraktı.

Trump’ı sık sık eleştiren Kentucky Temsilcisi Thomas Massie de ön seçimden yalnızca birkaç gün önce yayımlanan ankette, Trump destekli rakibinin gerisinde kaldı.

Buna rağmen, nispeten sınırlı sayıdaki bu ayrışmalar dikkat çekiyor. Çünkü bu ayrışmalar, Demokratların gelecek yıl Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü alma ihtimali öncesinde Cumhuriyetçi Parti’nin Trump’ın önceliklerini mümkün olduğunca hızlı ilerletmeye çalıştığı bir dönemde, Trump’ın yasama gündemini sekteye uğratabilecek potansiyele sahip.

Trump’ın yakın müttefiklerinden Florida Temsilcisi Anna Paulina Luna, geçen hafta yaptığı açıklamada, konut yasa tasarısı Genel Kurul gündemine gelirse destek vermeyeceğini söyledi. Trump ise bundan yalnızca bir gün önce Truth Social hesabında Kongre’ye Senato’da hazırlanan düzenlemeyi kabul etme çağrısı yapmıştı.

Johnson’ın, yasalar üzerinde tartışma açacak ve nihai oylamaya geçişi sağlayacak usul oylamalarında neredeyse tam Cumhuriyetçi Parti desteğine ihtiyacı bulunuyor. Usul oylamaları genellikle parti sadakatinin testi olarak görülse de, Cumhuriyetçi Parti üyeleri zaman zaman bu konuda da yönetimden ayrıştı.

Trump’ın paylaşımı Johnson üzerinde de belirleyici görünmedi. Johnson, Trump’ın masasına “iki meclisin ve iki partinin uzlaştığı” bir metin göndermek istediğini söyledi.

Temsilciler Meclisi’nin önümüzdeki günlerde Senato tasarısının değiştirilmiş versiyonu üzerinde oylama yapması bekleniyor. Cumhuriyetçi Parti liderleri, Senato’dan gelen tasarının değiştirilmiş halini bu hafta “rules suspension” olarak bilinen hızlandırılmış özel prosedür üzerinden geçirmek istiyor. Bu yöntem, Temsilciler Meclisi’nde üçte iki çoğunluk gerektiriyor ve standart usul oylamasını devre dışı bırakıyor.

Trump ayrıca, Demokrat desteği olmadan geçirilmesi hedeflenen parti çizgisindeki göç finansmanı tasarısını ve FISA’nın 702. maddesinin uzun vadeli uzatılmasını öncelikleri arasında görüyor. Ancak bu iki başlık da engellerle karşılaşabilir.

Johnson, tüm üyelerin katıldığı ve Demokratların ortak biçimde karşı çıktığı bir oylamada Cumhuriyetçi Parti’den yalnızca iki fire verebiliyor.

Balo salonu güvenlik finansmanı önerisi de Cumhuriyetçi Parti içinde önemli anlaşmazlık başlıklarından biri olarak öne çıkıyor ve daha geniş uzlaştırma paketini riske atabilecek potansiyel taşıyor.

Cumhuriyetçi Parti ile birlikte hareket eden bağımsız California Temsilcisi Kevin Kiley, uzlaştırma tasarısına başından beri “isteksiz” yaklaştığını, yeni tartışmanın da “işleri kolaylaştırmadığını” söyledi.

Nebraska Temsilcisi Don Bacon öneriyi “kötü bir oylama” diye nitelendirdi. Pennsylvania Temsilcisi Brian Fitzpatrick ise teklifin “öncelik eksikliğini gösterdiğini” söyledi ve kendi seçim bölgesindeki seçmenlerin Cumhuriyetçi Parti’nin hayat pahalılığına odaklanmasını istediğini belirtti.

Fitzpatrick geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bizim görevimiz bizi buraya gönderen insanları temsil etmek. Benim patronlarım onlar. Burada hiçbir başkan, hiçbir parti lideri bana nasıl oy kullanacağımı söylemeyecek. Buna seçim bölgemdeki insanlar karar verecek” dedi.

FISA konusunda da sert muhafazakârların geri adım atmaya niyetli olmadığı görülüyor.

Freedom Caucus üyesi Colorado Temsilcisi Lauren Boebert salı günü düzenlenen basın toplantısında, “Amerikan halkına yönelik anayasa dışı derin devlet gözetimini durdurmanın zamanı geldi. Bu nedenle FISA’da gerçek reformlar için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Texas Temsilcisi Troy Nehls ise Trump’ın önceliklerinin Temsilciler Meclisi’nden sorunsuz geçip geçmeyeceğine ilişkin soruya, “Burada hiçbir şey sorunsuz ilerlemiyor” yanıtını verdi.

Nehls, “Bu süreç çok ama çok zor geçti çünkü çoğunluğumuz çok dar. Başkan Trump, Mike Johnson’a ve Cumhuriyetçi Parti grubuna bir tavsiyede bulunabilir ama üç kişi bunu desteklemezse sorun yaşarsınız. Çünkü çoğunluğumuz çok dar. Açıkçası bu kadar dar çoğunlukla bugüne kadar herhangi bir şeyi nasıl geçirebildiğimize şaşırıyorum” dedi.

Buna rağmen, Texas Temsilcisi Michael McCaul Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üyeleri üzerindeki etkisinin sürdüğü görüşünü dile getirdi.

McCaul, “Sonunda genel seçime geldiğimizde üyeler için mesele hayatta kalmak olacak ve kendi seçim bölgeleri ile siyasi gelecekleri açısından en iyi gördükleri yönde oy kullanacaklar. Ama Trump’ın etkisini küçümsememek gerekir. Kongre üyeleri ve partimiz üzerinde hâlâ muazzam bir gücü olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English