Diplomasi
Trump, Time dergisine mülakat verdi: İran’a saldırı Ortadoğu’da barışı mümkün kıldı

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik askeri operasyonun Gazze’deki ateşkesi ve “Ortadoğu’da barışı” mümkün kılan belirleyici unsur olduğunu söyledi. TIME dergisine konuşan Trump, İran’ı “zorba” olarak niteleyerek etkisiz hale getirilmesinin bölgesel dengeleri değiştirdiğini ve Arap devletlerinin anlaşmayı bu sayede desteklediğini savundu.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, yönetiminin İran’a düzenlediği askeri operasyonların, Gazze’deki ateşkes anlaşmasını ve “Ortadoğu’da barışı” mümkün kılan en önemli faktör olduğunu belirtti.
Trump, 15 Ekim’de TIME dergisine telefonla verdiği mülakatta, anlaşmaya giden süreci anlatarak İran’ın etkisinin zayıflatılmasının bölgesel dengeleri değiştirdiğini ve Arap devletlerinin anlaşmayı bu sayede desteklediğini savundu.
Trump, TIME dergisinin kıdemli siyaset muhabiri Eric Cortellessa’ya, “Bu, Ortadoğu’da barıştır. Bu, Gazze’nin çok ötesinde” diye konuştu.
ABD Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: “İki güçten birini ortadan kaldırdığımızda, ortada tek bir zorba kalmıştı ve o da İran’dı. Ama ben harekete geçip onların nükleer potansiyelini ve kapasitesini yok ettiğimde, o zorba da ortadan kalktı.”
‘Kusursuz bir saldırıydı’
Trump, bu yılın başında İran’ın nükleer tesislerine yönelik ABD operasyonunun “inanılmaz bir askeri başarı” olduğunu söyledi ve “Saldırı mükemmeldi. Her bomba hedefini vurdu. Her uçak kusursuzdu. Tek bir vida bile yerinden oynamadı” dedi.
Operasyonun 37 saat sürdüğünü, 52 tanker ve 100 uçağın katıldığını belirten Trump, bu operasyonu eski başkan Jimmy Carter’ın 1980’deki başarısız İran misyonuyla karşılaştırdı. Trump, “Bizde o tür şeyler olmadı. Bu kusursuz bir saldırıydı. Onları yerle bir ettik” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte TIME dergisi, uluslararası bağımsız denetçilerin hasarın boyutunu henüz doğrulamadığını aktardı.
CNN ise erken ABD istihbarat değerlendirmelerine dayandırdığı haberinde, saldırıların İran’ın nükleer programının çekirdek unsurlarını yok etmediğini ve programı yalnızca birkaç ay geriye götürdüğünü bildirdi. Habere göre, daha sonra yasa koyuculara ve müttefik ülkelere sunulan bir değerlendirmede, bir nükleer tesisin büyük ölçüde imha edildiği, diğer iki tesisin ise birkaç ay içinde uranyum zenginleştirmeye yeniden başlayabileceği belirtildi.
NBC News de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Fordo tesisinin “ağır hasar gördüğünü” söylediğini duyurdu.
Ancak Trump, sonucun “kesin” olduğunu savunarak, “Atom Enerjisi Komisyonu benim haklı olduğumu söyledi. Her bomba hedefini vurdu. Bu, tarihe geçmeli” diye konuştu.
‘İran artık zorbalık yapamıyor’
Trump, askeri harekâtın ve ardından gelen yaptırımların “zorbayı devre dışı bıraktığını” ve İran’ı “hayatta kalma mücadelesine” ittiğini belirtti.
İran’ın durumuna ilişkin Trump, “Çok zayıflar. Artık nükleer silah peşinde değiller, hayatta kalmaya çalışıyorlar. Artık böyle bir tehdit olmayınca herkes barışa açık hale geldi” dedi.
ABD Başkanı, İran’ı etkisiz hale getirmeden ateşkesin mümkün olmayacağını vurgulayarak, “Eğer İran orada güçlü ve zorba bir şekilde dursaydı, böyle bir anlaşma yapmak imkansız olurdu” diye ekledi.
Trump, selefleri Barack Obama ve Joe Biden’ı 2015 İran nükleer anlaşmasını destekledikleri için de eleştirdi ve anlaşmayı “berbat, aptalca bir anlaşma” olarak nitelendirdi.
Trump, “İran nükleer anlaşması yürürlükte kalsaydı, şimdiye kadar devasa bir nükleer silahları olurdu. Ben iptal ettim ama zaten sona ermek üzereydi. Onlara meydan okunmadan nükleer silaha giden bir yol açmışlardı” dedi.
Trump, ilk başkanlık döneminde ABD’yi 2015 anlaşmasından çekmiş ve Tahran’a yönelik kapsamlı yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu. Anlaşma, üye devletlerin İran’ı yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçlayarak askıya alınan yaptırımları yeniden devreye sokmasıyla eylül ayında fiilen çökmüştü.
‘Zorba devre dışı kalınca anlaşma imzalandı’
Trump, Gazze’deki ateşkesin değişen güç dengesi üzerine kurulduğunu söyledi ve “Eğer o zorbayı devre dışı bırakmasaydık, birincisi bu anlaşmayı imzalamazdık çünkü birçok Arap ülkesi bunu yapamazdı. İkincisi, anlaşmanın üzerinde kara bir bulut olurdu” diye konuştu.
Bu ay başında duyurulan ateşkes anlaşması, aylar süren çatışmaların ve yoğun uluslararası baskının ardından gelmişti. Anlaşma, rehinelerin serbest bırakılmasını ve 2007’den bu yana Gazze’yi kontrol eden Hamas’ın kademeli olarak silahsızlandırılmasını öngörüyor.
Hamas’ın anlaşmayı ihlal etmesi halinde “tamamen yok edileceği” yönündeki uyarısı hatırlatılan Trump, “Kesinlikle. Evet, başları büyük belada olur. Çok büyük belada” yanıtını verdi.
Trump, silahsızlanmanın gerekirse zorla uygulanacağını da belirterek, “Eğer yapmazlarsa içeri girmek zorundasınız. Yapmayı kabul ettiler. Ama ne zaman bu çeteler siyasi rakiplere dönüşüyor, işte mesele o” dedi.
‘Bibi’ye dünyanın tamamıyla savaşamayacağını söyledim’
Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya şahsen müdahale ederek Gazze’deki askeri operasyonu durdurması ve ateşkesi kabul etmesi için baskı yaptığını söyledi.
Trump, Netanyahu ile diyaloğunu şöyle anlattı: “Bibi’ye dedim ki, ‘Bibi, dünyanın tamamıyla savaşamazsın. Bireysel savaşlar verebilirsin ama dünya sana karşı. İsrail dünya ile kıyaslandığında çok küçük bir ülke.’”
Netanyahu’nun saldırısının “yıllarca sürebileceğini” ama “onu durdurduğunu” söyleyen Trump, İsrail’in daha fazla yalnızlaşmasını önlemek istediğini belirtti ve “Ben durdurduğumda herkes bir araya geldi. İnanılmazdı” dedi.
ABD başkanlarını dikkate almamasıyla tanınan Netanyahu’yu nasıl ikna ettiği sorulduğunda ise Trump, ayrıntı vermekten kaçınarak konunun “kayıt dışı” kalmasını istedi. Trump, İsrail’in uluslararası alanda “çok popülerliğini yitirdiğini” ve “dünyanın onu durduracağını” ifade etti.
Anlaşmanın rehineleri geri getirme başarısını öven Trump, “Rehinelerin yüzde 95’i geri döndü. İsrail rehineler konusunda o kadar kararlıydı ki ben bile şaşırdım. Rehineleri geri aldık” diye konuştu.
‘Bize o lanet rehinelerin hepsini vereceksiniz’
Trump, Hamas’ın başlangıçta rehineleri aşamalı olarak küçük gruplar halinde serbest bırakmayı teklif ettiğini, ancak kendisinin bu öneriyi reddettiğini söyledi.
Trump, o anları şöyle aktardı: “Bize beş kişi verirlerdi, on kişi verirlerdi, iki kişi verirlerdi. Ve her seferinde büyük bir olay olurdu. Ben de dedim ki, ‘Artık bu kadar! Bize o lanet rehinelerin hepsini vereceksiniz.’”
Trump, Hamas’ın sonunda kalan 20 rehinenin tamamını serbest bırakmayı kabul ettiğini ve enkaz altındaki cesetleri bulma çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
“Rehineler her şeyden önemliydi” diyen Trump, “Meydanlarda yüzbinlerce insan vardı. Savaşla ilgilenmiyorlardı. Tek isteğimiz rehineleri geri almaktı” dedi.
Gazze’yi ziyaret etmeyi planlayıp planlamadığı sorusuna ise “Evet” yanıtını veren Trump, “Barış Kurulu kuruldu ve başkan olmam istendi. Orta Doğu’da çok etkili olacak, büyük gücü olan bir grup olacak” diye ekledi.
‘Batı Şeria’nın ilhakına izin vermem’
Trump, Netanyahu’ya ABD’nin İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’yı ilhak etme girişimlerine izin vermeyeceğini açıkça söylediğini belirtti.
Trump, “Olmaz, çünkü Arap ülkelerine söz verdim. Eğer bu olursa İsrail, ABD’nin tüm desteğini kaybeder” dedi.
Ateşkes için “büyük Arap desteği” aldığını söyleyen Trump, bunun “3 bin yıldır ilk kez” bölgenin birleşmesi anlamına geldiğini savundu.
Mahmud Abbas ile görüşme
Trump, 13 Ekim’de Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentindeki bir zirvede Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’la görüştüğünü de söyledi.
Trump, Abbas’ın kendisine, “Beni tebrik etti. ‘Yedi başkan gördüm ama hiçbirinin yapamadığını sen yaptın’ dedi” diye aktardı.
Abbas’ı “kamuoyundaki görüntüsünden çok farklı biri” ve “bilge biri olarak saygı gören bir adam” olarak tanımladı.
Abbas’ın savaştan sonra Gazze’yi yönetip yönetemeyeceği sorulduğunda ise Trump, “Her zaman makul bulmuşumdur. Ama şu anda fikir belirtmek için erken olurdu” dedi.
Trump, Filistin topraklarında “gözle görülür bir lider bulunmadığını” da belirterek, “O liderlerin hepsi vurulup öldürüldü. Pek cazip bir iş değil” diye ekledi.
Hapisteki Filistinli lider Mervan Barguti hakkında sorulan bir soruya ise Trump, sorunun kendisine “aramadan 15 dakika önce” yöneltildiğini söyleyerek, “Bu konuda karar vereceğim” dedi.
‘Suudi Arabistan-İsrail normalleşmesi çok yakın’
Trump, Suudi Arabistan’ın 2020’de ABD arabuluculuğunda imzalanan İbrahim Anlaşmalarına yakında katılacağına inandığını söyledi ve “Bence çok yakınız. Suudi Arabistan öncülük edecek. Kralı çok sever ve saygı duyarım” dedi.
Mevcut durumun ilk dönemindekinden daha elverişli olduğunu belirten Trump, “O zaman Gazze sorunu vardı, İran sorunu vardı. Şimdi bu iki sorun da yok. İbrahim Anlaşmaları çok hızlı bir şekilde dolmaya başlayacak. Bunu gerçekten biliyorum” diye ekledi.
‘En önemli şey başkana duyulan saygıdır’
Trump, İran’ın etkisinin azalması ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından bölgedeki güç dengelerinin yeniden şekillenmesini de değerlendirdi.
Trump, “Tüm o saldırılar aslında benim doğrudan katılımımla gerçekleştirildi. İsrail bu ülkeye çok saygılı davrandı. Bazen ‘hayır’ dediğimde buna saygı gösterdiler” dedi.
Obama dönemini eleştiren Trump, “İsrail’e çok kötü davrandılar. Tüm yatırımlarını İran’a yaptılar. Eğer onların dediği olsaydı, şu anda nükleer silahlı bir İran olurdu ve onlarla konuşmak bile imkansız hale gelirdi” ifadelerini kullandı.
Bölgesel istikrarın başkanlığından sonra da sürüp sürmeyeceği sorusuna Trump, “Bence şekil verdik ve şimdi güzel bir biçimde büyüyor” yanıtını verdi.
İkinci döneminde “üç yıldan fazla süresi kaldığını” ve ilerlemenin süreceğini söyleyen Trump, “Ben oradayken her şey daha da iyi ve güçlü olacak. Benden sonra ne olur, bilemem” dedi.
Trump, sözlerini şöyle tamamladı: “En önemli şey, Amerika Birleşik Devletleri Başkanına saygı duymaları. Eğer başkana saygı duymazlarsa bu yapı dağılabilir. Ama duyarlarsa uzun vadeli, güzel bir barış olur.”
Görüşmenin sonunda Trump, ateşkese giden süreci değerlendirirken, “Üzerinde düşündükçe, seninle konuşurken bile fark ettim ki o saldırı ve İran’ın devrilmesi bunu mümkün kıldı. O olmasaydı bu yapılamazdı” diye ekledi.
Diplomasi
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.
FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.
Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.
UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.
Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.
Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.
Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.
Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.
Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.
Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.
Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.
En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.
POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.
Diplomasi
ABD, BAE destekli çip üreticisi GlobalFoundries’e fon sağlayacak

GlobalFoundries, ABD hükümetinin daha verimli yapay zeka veri merkezlerini desteklemek amacıyla silikon fotonik teknolojisinin araştırma ve geliştirme çalışmalarını güçlendirmek üzere çip üreticisine 300 milyon dolarlık bir hibe vereceğini duyurdu.
Bu hibe, Washington’un Çin ile arasındaki küresel rekabette konumunu güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump’ın CHIPS Yasası kapsamındaki araştırma fonlarını kritik yarı iletken teknolojilerine yöneltme çabasının bir parçası.
Yönetim daha önce yarı iletken üretim ekipmanları için 150 milyon dolar ve kuantum bilişim için 2 milyar dolar tahsis etmişti.
Silikon fotonik, çipler arasında veri aktarımı için elektrik sinyalleri yerine ışığı kullanır ve bu sayede yapay zeka sistemleri için daha yüksek bant genişliği ve daha düşük güç tüketimi sağlar.
ABD Ticaret Bakanlığı’ndan sağlanan bu fon, veri aktarım hızlarını ve enerji verimliliğini daha da artırmak amacıyla silikon fotoniği yapay zeka işlemcileriyle doğrudan entegre eden bir teknoloji olan “ortak paketlenmiş optik” alanındaki gelişmeleri desteklemeyi de amaçlıyor.
Silikon fotoniği ve gelişmiş optik paketleme tedarik zincirinin büyük bir kısmı şu anda ABD dışında yoğunlaşmış durumda.
Bu alandaki başlıca üreticiler arasında Tayvanlı TSMC ve İsrailli Tower Semiconductor yer alıyor.
Çarşamba günü açıklanan 300 milyon dolarlık fon, GlobalFoundries’e 2024 yılında Malta (New York) ve Burlington’da (Vermont) fabrikalar kurması için tahsis edilen 1,5 milyar dolarlık önceki fonu tamamlayacak.
Teknoloji Direktörü Gregg Bartlett, Reuters’a verdiği demeçte yeni fonun, GlobalFoundries’in halihazırda ürettiği çiplerin yanı sıra optik bileşenlerin üretimi ve paketlenmesi için bu tesislerde kullanılacak yeni malzemeler ve teknikler üzerine yapılacak araştırmalara destek olacağını söyledi.
Bartlett, “Çıplak silikon yonga plakasından başlayarak, ABD’de kalitesi kanıtlanmış ve test edilmiş bir optik modül sevk edebilme yeteneğine sahip, uçtan uca hizmet sunan tek bir şirketin olması, bizim için benzersiz bir yetkinlik olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
GlobalFoundries, veri aktarım hızlarını saniyede 400 gigabite çıkarmayı ve mevcut nesil uygulamalara kıyasla enerji verimliliğini beş katına çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.
Abu Dabi varlık fonu Mubadala, GlobalFoundries’in yaklaşık %73’üne sahip. ABD Ticaret Bakanlığı ise ayrı bir anlaşma kapsamında bu çip üreticisinin yaklaşık %1’lik hissesini alacak.
Diplomasi
Kiev’de vurulan İHA fabrikasının ABD’li şirkete ait olduğu bildirildi

Rusya’nın Kiev’de imha ettiğini açıkladığı insansız hava aracı fabrikasının ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir şirkete ait olduğu bildirildi. The Guardian gazetesi, Terminal Autonomy adlı firmanın Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla yüksek hassasiyetli İHA’lar ürettiğini aktardı. Şirket, yapay zeka kontrollü mühimmatların cephede aktif olarak kullanıldığını belirtiyor.
Rusya ordusunun Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlediği hava saldırılarında imha edilen insansız hava aracı (İHA) fabrikasının, ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir Amerikan şirketine ait olduğu bildirildi.
The Guardian gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Terminal Autonomy adlı şirket, yönlendirme sistemleri parazit ve sinyal kesicilere karşı korumalı olan ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla tasarlanan yüksek hassasiyetli İHA’lar üretiyor.
ABD’de 2023 yılında tescil edilen Terminal Autonomy şirketinin internet sitesinde, firmanın yapay zeka ile kontrol edilen dolanan mühimmatlar ve yüksek hassasiyetli mühimmatlar kullandığı, bunların “ön cephede düşman kuvvetlerine karşı halihazırda aktif biçimde uygulandığı” bilgisi yer alıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı tesisin hedef alındığını duyurmuştu
Rusya Savunma Bakanlığı, 26 Temmuz’a bağlanan gece Kiev’in güneybatısında İHA montaj ve depolama alanının vurulduğunu açıklamıştı. Bakanlık, Ukraynalı ve Amerikalı uzmanların katılımıyla bu tesiste aylık bin adede kadar İHA üretimi yapıldığını bildirdi.
Bakanlığın açıklamasında, bu tesiste AQ-400 Scythe (“Kosa”) ve AQ-100 Bayonet (“Ştık”) tipi saldırı İHA’ları ile RQ-100 Scout (“Skaut”) tipi keşif İHA’larının üretildiği kaydedildi.
Aynı gece Kiev’de İHA ve yedek parça üretimi yapan “Smart Intelligent Systems” (“Smart intellidjent sistem”) işletmesinin de vurulduğu aktarıldı. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna başkenti ile Odessa bölgesindeki Çernomorsk liman altyapı tesislerine grup saldırısı düzenlendiğini duyurdu.
Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıya yönelik gerçekleştirildiğini vurguluyor.
Öte yandan Financial Times gazetesi, Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ve Fransa’nın Rusya topraklarına yönelik İHA saldırılarının planlanmasında Ukrayna’ya istihbarat sağladığını yazmıştı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü












