Bizi Takip Edin

Amerika

Trump yemin töreni konuşmasının tam metni: ABD’nin kutsal misyonu geri döndü

Yayınlanma

Teşekkür ederim. Herkese çok teşekkür ederim. Çok, çok teşekkür ederim. Başkan Yardımcısı Vance. Meclis Başkanı Johnson. Senatör Thune. Baş Yargıç Roberts. Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesi yargıçları. Başkan Clinton, Başkan Bush, Başkan Obama, Başkan Biden, Başkan Yardımcısı Harris ve yurttaşlarım, Amerika’nın altın çağı şu anda başlıyor.

Bugünden itibaren ülkemiz gelişecek ve tüm dünyada yeniden saygı görecektir. Her ulusun gıpta ettiği bir ülke olacağız ve artık kendimizden faydalanılmasına izin vermeyeceğiz. Trump yönetiminin her bir günü boyunca, çok basit bir şekilde Amerika’yı ilk sıraya koyacağım.

Egemenliğimiz geri kazanılacak. Güvenliğimiz yeniden tesis edilecek. Adalet terazisi yeniden dengelenecek. Adalet Bakanlığının ve hükümetimizin acımasız, şiddetli ve adaletsiz bir şekilde silah haline getirilmesi sona erecek. Ve en büyük önceliğimiz gururlu, müreffeh ve özgür bir ulus yaratmak olacak. Amerika yakında her zamankinden daha büyük, daha güçlü ve çok daha istisnai olacak.

Başkanlık görevine, ulusal başarıda heyecan verici yeni bir dönemin başlangıcında olduğumuz konusunda kendime güvenerek ve iyimserlikle dönüyorum. Bir değişim dalgası ülkeyi kasıp kavuruyor, gün ışığı tüm dünyanın üzerine dökülüyor ve Amerika bu fırsatı daha önce hiç olmadığı kadar iyi değerlendirme şansına sahip. Fakat öncelikle karşı karşıya olduğumuz zorluklar konusunda dürüst olmalıyız. Her ne kadar çok sayıda olsalar da, dünyanın şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nde tanık olduğu bu büyük ivme ile yok edilecekler.

Bugün bir araya gelirken, hükümetimiz bir güven kriziyle karşı karşıya. Uzun yıllar boyunca, radikal ve yozlaşmış bir kurum vatandaşlarımızdan güç ve zenginlik elde ederken, toplumumuzun temel direkleri kırılmış ve görünüşte tam bir çöküntü içindeydi. Artık bir yandan yurt içinde basit bir krizi bile yönetemeyen, diğer yandan da yurt dışında süregelen felaketler kataloğunda tökezleyen bir hükümetimiz var. Yasalara saygılı muhteşem Amerikan vatandaşlarını korumakta başarısız olurken, çoğu hapishanelerden ve akıl hastanelerinden olmak üzere dünyanın dört bir yanından ülkemize yasadışı yollarla giren tehlikeli suçlulara sığınak ve koruma sağlıyor.

Yabancı sınırların savunulması için sınırsız fon ayıran ama Amerikan sınırlarını ve daha da önemlisi kendi halkını savunmayı reddeden bir hükümetimiz var. Yakın zamanda Kuzey Carolina’nın harika insanlarının gösterdiği gibi, ülkemiz artık acil durumlarda temel hizmetleri veremiyor. Çok kötü muamele gördüler. Ve aylar önce meydana gelen bir kasırganın acısını hâlâ çekmekte olan diğer eyaletler.

Ya da daha yakın zamanda, hâlâ trajik bir şekilde devam eden yangınları izlediğimiz Los Angeles. Haftalar öncesinden beri, en ufak bir savunma belirtisi bile olmadan, evleri ve toplulukları kasıp kavuruyor, hatta bazıları şu anda burada oturan ülkemizin en zengin ve en güçlü bireylerinden bazılarını bile etkiliyor. Artık bir evleri yok. Bu çok ilginç.

Ama bunun olmasına izin veremeyiz. Kimse bu konuda bir şey yapamıyor. Bu değişecek. Felaket zamanlarında hizmet vermeyen bir kamu sağlık sistemimiz var, yine de buna dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir ülkeden daha fazla para harcanıyor. Ve çocuklarımıza umutsuzca vermeye çalıştığımız sevgiye rağmen, çoğu durumda kendilerinden utanmayı ve ülkemizden nefret etmeyi öğreten bir eğitim sistemimiz var. Tüm bunlar bugünden itibaren değişecek ve çok hızlı bir şekilde değişecek.

Yakın zamanda seçilmem, korkunç bir ihaneti ve yaşanan pek çok ihaneti tamamen tersine çevirme ve insanlara inançlarını, zenginliklerini, demokrasilerini ve aslında özgürlüklerini geri verme yetkisidir. Bu andan itibaren Amerika’nın gerilemesi sona ermiştir.

Özgürlüklerimiz ve ulusumuzun şanlı kaderi artık inkar edilmeyecektir. Amerika hükümetinin bütünlüğünü, yetkinliğini ve sadakatini derhal yeniden tesis edeceğiz.

Geçtiğimiz sekiz yıl boyunca 250 yıllık tarihimizdeki tüm başkanlardan daha fazla sınandım ve zorlandım. Ve bu süreçte çok şey öğrendim. Size şunu söyleyebilirim ki, Cumhuriyetimizi geri kazanma yolculuğumuz hiç de kolay olmadı. Davamızı durdurmak isteyenler özgürlüğümü ve hatta hayatımı elimden almaya çalıştılar.

Sadece birkaç ay önce, o güzel Pennsylvania topraklarında, bir suikastçının kurşunu kulağımı parçaladı. Ama o zaman da hissediyordum, şimdi daha da çok inanıyorum ki, hayatımın kurtarılmasının bir nedeni var. Amerika’yı yeniden büyük yapmak için Tanrı tarafından kurtarıldım.

Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.

İşte bu nedenle her gün, Amerikan vatanseverlerinden oluşan yönetimimiz altında, her krizi onurlu, güçlü ve kuvvetli bir şekilde karşılamak için çalışacağız. Her ırktan, dinden, renkten ve inançtan vatandaşlarımıza umudu, refahı, güvenliği ve barışı geri getirmek için amaç ve hızla hareket edeceğiz. Amerikan vatandaşları için 20 Ocak 2025 Kurtuluş Günüdür.

Umuyorum ki son başkanlık seçimimiz ülkemiz tarihindeki en büyük ve en önemli seçim olarak hatırlanacaktır. Zaferimizin de gösterdiği gibi, tüm ulus hızla gündemimizin arkasında birleşiyor ve toplumumuzun neredeyse her unsurundan gelen destekte çarpıcı artışlar var: genç ve yaşlı, kadın ve erkek, Afrikalı Amerikalılar, Hispanik Amerikalılar, Asyalı Amerikalılar, kentli, banliyölü, kırsal ve çok daha önemlisi, yedi kararsız eyaletin tamamında güçlü bir galibiyet elde ettik ve halk oylamasını milyonlarca kişi tarafından kazandık.

Siyah ve Hispanik topluluklara, oylarınızla bana gösterdiğiniz muazzam sevgi ve güven için teşekkür etmek istiyorum. Rekorlar kırdık ve bunu unutmayacağım. Kampanya süresince sesinizi duydum ve önümüzdeki yıllarda da sizinle birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. Bugün Martin Luther King Günü ve onun onuruna, bu büyük bir şeref olacak. Fakat onun onuruna, hayalini gerçeğe dönüştürmek için birlikte çaba göstereceğiz. Onun hayalini gerçekleştireceğiz.

Ulusal birlik şimdi Amerika’ya geri dönüyor ve güven ve gurur daha önce hiç olmadığı kadar yükseliyor. Yaptığımız her şeyde, yönetimim güçlü bir mükemmellik arayışı ve durmak bilmeyen bir başarıdan ilham alacaktır. Ülkemizi unutmayacağız, anayasamızı unutmayacağız ve Tanrımızı unutmayacağız. Bunu yapamam.

Bugün bir dizi tarihi başkanlık emrini imzalayacağım. Bu eylemlerle Amerika’nın tam restorasyonuna ve sağduyu devrimine başlayacağız. Her şey sağduyuyla ilgili.

İlk olarak, güney sınırımızda ulusal acil durum ilan edeceğim. Tüm yasadışı girişler derhal durdurulacak ve milyonlarca ve milyonlarca suçlu yabancıyı geldikleri yerlere geri gönderme sürecine başlayacağız. Meksika’da Kalma politikamı yeniden yürürlüğe koyacağız. Yakala ve bırak uygulamasına son vereceğim. Ve ülkemize yönelik feci istilayı püskürtmek üzere güney sınırına asker göndereceğim.

Bugün imzaladığım emirler uyarınca, kartelleri yabancı terör örgütleri olarak da tanımlayacağız. Ve 1798 tarihli Yabancı Düşmanlar Yasasını devreye sokarak, hükümetimizi, federal ve eyalet kolluk kuvvetlerinin tüm ve muazzam gücünü, şehirlerimiz ve iç bölgelerimiz de dahil olmak üzere ABD topraklarına yıkıcı suçlar getiren tüm yabancı çete suç şebekelerinin varlığını ortadan kaldırmak için kullanmaya yönlendireceğim.

Başkomutan olarak ülkemizi tehditlere ve istilalara karşı savunmaktan daha büyük bir sorumluluğum yoktur ve yapacağım şey de tam olarak budur. Bunu daha önce hiç kimsenin görmediği bir düzeyde yapacağız. Ardından kabinemin tüm üyelerini, rekor seviyedeki enflasyonu yenmek ve maliyetleri ve fiyatları hızla aşağı çekmek için ellerindeki geniş yetkileri kullanmaya yönlendireceğim. Enflasyon krizine aşırı harcamalar ve artan enerji fiyatları neden olmuştur. İşte bu nedenle bugün ayrıca ulusal enerji acil durumu ilan edeceğim. Sondaj yapacağız, bebeğim, sondaj.

Amerika bir kez daha üretim ülkesi olacak ve başka hiçbir üretim ülkesinin sahip olamayacağı bir şeye sahibiz: Dünya üzerindeki herhangi bir ülkenin sahip olduğu en büyük petrol ve doğalgaz miktarı; ve biz bunu kullanacağız. Kullanacağız.

Fiyatları düşüreceğiz, stratejik rezervlerimizi tekrar dolduracağız, en üst seviyeye çıkaracağız ve Amerikan enerjisini tüm dünyaya ihraç edeceğiz.

Yeniden zengin bir ulus olacağız ve bunu sağlayacak olan da ayaklarımızın altındaki sıvı altındır. Bugünkü eylemlerimle Yeşil Yeni Düzen’i [Green New Deal] sona erdireceğiz ve elektrikli araç zorunluluğunu iptal edeceğiz, otomobil endüstrimizi kurtaracağız ve büyük Amerikan otomobil işçilerimize verdiğim kutsal sözü tutacağız.

Başka bir deyişle, istediğiniz arabayı satın alabileceksiniz. Sadece birkaç yıl önce kimsenin hayal bile edemeyeceği bir hızla Amerika’da yeniden otomobil üreteceğiz. İlham verici güven oylarınız için ulusumuzun otomotiv işçilerine teşekkür ederim. Onların oylarıyla muazzam bir başarı elde ettik.

Amerikalı işçileri ve aileleri korumak için ticaret sistemimizin revizyonuna derhal başlayacağım. Diğer ülkeleri zenginleştirmek için vatandaşlarımızı vergilendirmek yerine, vatandaşlarımızı zenginleştirmek için yabancı ülkelere gümrük vergisi ve vergi uygulayacağız. Bu amaçla, tüm gümrük vergilerini, harçları ve gelirleri toplamak üzere Dış Gelir Servisini kuruyoruz. Hazinemize yabancı kaynaklardan gelen büyük miktarlarda para akacak.

Amerikan rüyası yakında geri dönecek ve daha önce hiç olmadığı kadar gelişecek. Federal hükümetimize yetkinlik ve etkinliği yeniden kazandırmak için yönetimim yepyeni bir Devlet Verimliliği Departmanı kuracaktır.

İfade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik yıllarca süren yasadışı ve anayasaya aykırı federal çabaların ardından, tüm hükümet sansürünü derhal durdurmak ve Amerika’ya ifade özgürlüğünü geri getirmek için bir başkanlık emri imzalayacağım.

Devletin muazzam gücü bir daha asla siyasi muhaliflere zulmetmek için silah olarak kullanılmayacak. Bunun olmasına izin vermeyeceğiz. Bir daha da olmayacak. Benim liderliğim altında, anayasal hukukun üstünlüğü altında adil, eşit ve tarafsız adaleti yeniden tesis edeceğiz. Ve şehirlerimize kanun ve düzeni geri getireceğiz.

Bu hafta ayrıca, hükümetin ırk ve cinsiyeti kamusal ve özel yaşamın her alanında sosyal mühendisliğe tabi tutma politikasına da son vereceğim. Renk körü ve liyakate dayalı bir toplum oluşturacağız. Bugünden itibaren, erkek ve kadın olmak üzere sadece iki cinsiyetin var olduğu Birleşik Devletler hükümetinin resmi politikası olacaktır.

Bu hafta, Covid aşısı zorunluluğuna itiraz ettikleri için haksız yere ordudan ihraç edilen tüm hizmet üyelerini tam maaşla geri alacağım. Ve savaşçılarımızın görevdeyken radikal siyasi teorilere ve sosyal deneylere maruz kalmalarını engellemek için bir emir imzalayacağım. Bu hemen sona erecek. Silahlı kuvvetlerimiz tek görevlerine odaklanmakta özgür olacaklar: Amerika’nın düşmanlarını yenmek.

2017’de olduğu gibi yine dünyanın gördüğü en güçlü orduyu inşa edeceğiz. Başarımızı sadece kazandığımız savaşlarla değil, sona erdirdiğimiz savaşlarla ve belki de en önemlisi hiç girmediğimiz savaşlarla ölçeceğiz.

Benim en gurur duyduğum mirasım, barıştırıcı ve birleştirici kişi olmak olacak. Ben de böyle olmak istiyorum; barıştırıcı ve birleştirici. Dün itibariyle, göreve başlamamdan bir gün önce, Orta Doğu’daki rehinelerin ailelerine kavuştuğunu söylemekten memnuniyet duyuyorum. Teşekkür ederim.

Amerika, dünyanın en büyük, en güçlü ve en saygın ulusu olarak hak ettiği yeri yeniden alacak ve tüm dünyanın hayranlığını ve hayranlığını kazanacaktır. Kısa bir süre sonra Meksika Körfezinin adını Amerika Körfezi olarak değiştireceğiz. Ve büyük bir başkanın, William McKinley’in adını, olması gereken ve ait olduğu yere, McKinley Dağına geri vereceğiz.

Başkan McKinley, gümrük tarifeleri ve tanrı vergisi yetenekleri sayesinde ülkemizi çok zenginleştirdi. Doğal bir iş adamıydı ve Teddy Roosevelt’e, ABD’den sonra aptalca bir şekilde Panama ülkesine verilen Panama Kanalı da dahil olmak üzere yaptığı pek çok harika şey için para verdi. Amerika Birleşik Devletleri –yani bir düşünün– Panama Kanalının inşası için daha önce hiçbir proje için harcanmamış kadar çok para harcadı ve 38.000 can kaybetti. Asla yapılmaması gereken bu aptalca hediye yüzünden çok kötü muamele gördük. Ve Panama’nın bize verdiği söz tutulmadı. Anlaşmamızın amacı ve antlaşmamızın ruhu tamamen ihlal edildi.

Amerikan gemileri ciddi şekilde fazla ücretlendirilmekte ve hiçbir şekilde, hiçbir biçimde adil muamele görmemektedir. Buna Birleşik Devletler Donanması da dâhildir. Hepsinden önemlisi, Panama Kanalını Çin işletiyor ve biz onu Çin’e vermedik, Panama’ya verdik ve geri alıyoruz.

Her şeyden önemlisi, bugün Amerikalılara mesajım, bir kez daha cesaret, canlılık ve tarihin en büyük medeniyetinin canlılığıyla hareket etme zamanının geldiğidir. Ulusumuzu özgürleştirirken, onu zafer ve başarının yeni zirvelerine taşıyacağız. Yılmayacağız. Birlikte kronik hastalık salgınını sona erdirecek ve çocuklarımızı güvende, sağlıklı ve hastalıksız tutacağız.

Amerika Birleşik Devletleri kendisini bir kez daha büyüyen bir ulus olarak görecek; zenginliğimizi artıran, topraklarımızı genişleten, şehirlerimizi inşa eden, beklentilerimizi yükselten ve bayrağımızı yeni ve güzel ufuklara taşıyan bir ulus. Ve Mars gezegenine elli yıldızlı ve çizgili bayrağı dikmek için Amerikalı astronotları fırlatarak kutsal misyonumuzu [manifest destiny] yıldızlara doğru takip edeceğiz.

Hırs, büyük bir ulusun can damarıdır ve şu anda ulusumuz diğerlerinden daha hırslı. Bizim ulusumuz gibi bir ulus yoktur. Amerikalılar kaşifler, inşaatçılar, yenilikçiler, girişimciler ve öncülerdir. Sınırların ruhu kalplerimize yazılmıştır. Bir sonraki büyük maceranın çağrısı ruhlarımızda yankılanır. Amerikalı atalarımız, geniş bir kıtanın kenarındaki küçük bir koloni grubunu, dünyanın en sıra dışı vatandaşlarından oluşan güçlü bir cumhuriyete dönüştürdü. Bunun yanına kimse yaklaşamaz.

Amerikalılar, vahşi doğanın hüküm sürdüğü engebeli bir arazide binlerce kilometre yol kat ettiler. Çölleri aştılar, dağlara tırmandılar, anlatılmamış tehlikelere göğüs gerdiler, Vahşi Batıyı kazandılar, köleliğe son verdiler, milyonları zulümden kurtardılar, milyarları yoksulluktan kurtardılar, elektriği kullandılar, atomu parçaladılar, insanlığı göklere çıkardılar ve insan bilgisinin evrenini insan avucunun içine koydular. Birlikte çalışırsak, yapamayacağımız hiçbir şey ve başaramayacağımız hiçbir hayal yoktur.

Pek çok kişi benim böylesine tarihi bir siyasi dönüş yapmamın imkansız olduğunu düşünüyordu. Ama bugün gördüğünüz gibi, işte buradayım. Amerikan halkı sözünü söyledi.

Şimdi karşınızda, bir şeyi yapmanın imkansız olduğuna asla inanmamanız gerektiğinin kanıtı olarak duruyorum. Amerika’da imkansız bizim en iyi yaptığımız şeydir.

New York’tan Los Angeles’a, Philadelphia’dan Phoenix’e, Chicago’dan Miami’ye, Houston’dan Washington D.C.’ye kadar ülkemiz, haklarımız ve özgürlüğümüz için sahip oldukları her şeyi veren vatansever nesiller tarafından şekillendirildi ve inşa edildi. Onlar çiftçiler ve askerler, kovboylar ve fabrika işçileri, çelik işçileri ve kömür madencileri, polis memurları ve öncülerdi; ileriye doğru yürüdüler ve hiçbir engelin ruhlarını ya da gururlarını yenmesine izin vermediler.

Birlikte demiryollarını döşediler, gökdelenleri yükselttiler, büyük otoyollar inşa ettiler, iki dünya savaşını kazandılar, faşizmi ve komünizmi yendiler ve karşılaştıkları her zorluğun üstesinden geldiler. Birlikte yaşadığımız onca şeyden sonra, Amerikan tarihinin en büyük dört yılının eşiğinde duruyoruz. Sizin de yardımınızla Amerika’nın vaatlerini yerine getirecek ve çok sevdiğimiz bu ulusu yeniden inşa edeceğiz.

Bizler tek bir halk, tek bir aile ve Tanrı’nın egemenliği altında tek bir şanlı ulusuz. Çocukları için hayaller kuran her ebeveyne ve gelecekleri için hayaller kuran her çocuğa sesleniyorum; yanınızdayım, sizin için savaşacağım ve sizin için kazanacağım. Daha önce hiç olmadığı gibi kazanacağız. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.

Son yıllarda ulusumuz büyük acılar çekti. Ama biz onu geri getireceğiz ve her zamankinden daha büyük bir ulus haline getireceğiz. Merhamet, cesaret ve istisnacılıkla dolu, eşi benzeri olmayan bir ulus olacağız. Gücümüz tüm savaşları durduracak ve öfkeli, şiddetli ve tamamen öngörülemez olan bir dünyaya yeni bir birlik ruhu getirecek.

Amerika, din, inanç ve iyi niyet sahibi insanlar da dahil olmak üzere yeniden saygı görecek ve yeniden hayranlık duyulacaktır. Müreffeh olacağız, gururlu olacağız, güçlü olacağız ve daha önce hiç olmadığı kadar kazanacağız. Fethedilmeyeceğiz, sindirilmeyeceğiz, kırılmayacağız ve başarısız olmayacağız. Bugünden itibaren Amerika Birleşik Devletleri özgür, egemen ve bağımsız bir ulus olacaktır.

Cesurca ayakta duracağız, gururla yaşayacağız, cesaretle hayal kuracağız ve hiçbir şey yolumuza çıkamayacak çünkü biz Amerikalıyız. Gelecek bizimdir. Ve altın çağımız daha yeni başladı. Teşekkürler, Tanrı Amerika’yı korusun, hepinize teşekkürler.

Amerika

JD Vance, Tucker Carlson bağlantılı isimlerle kendi bağış tabanını oluşturuyor

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in ev sahipliğinde düzenlenen bir bağış etkinliği, genç siyasetçinin Tucker Carlson bağlantılı isimlerle kendi tabanını oluşturmaya çalıştığının bir gösterfgesi.

İlk olarak Axios tarafından haber yapılan bu etkinlik, Tucker Carlson’ın medya şirketinin önemli destekçilerinden biri olan İran asıllı Amerikalı yatırımcı Omeed Malik’in evinde düzenlendi.

Malik’in yanı sıra, bağış etkinliğine Vance’in ve Carlson’ın yakın müttefiki Donald Trump Jr. da katıldı.

Malik, Trump Jr. ile ortak oldukları 1789 Capital yatırım şirketinde iş ortağı. Bu şirket, Orta Doğu ve diğer yabancı yatırımcılardan önemli miktarda fon topladı ve Katar Yatırım Kurumu ile de iş yaptı.

Ocak ayında Malik, Trump Jr. ve Carlson ile birlikte Katar’daki Doha Forumu’nda göründü.

Trump Jr. ve Malik de Mayıs 2025 Katar Ekonomi Forumunda “Amerika’ya Yatırım” başlıklı ortak bir panelde konuşma yapmıştı.

Polymarket’in kurucusu Shayne Coplan, GRV Strategies’in kurucusu Garrett Ventry, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in oğlu Brandon Lutnick, Trump’ın danışmanı Steve Witkoff’un oğlu ve World Liberty Financial’ın kurucu ortağı Zach Witkoff da etkinlikte yer aldı.

Zengin bağışçılar “Trump’tan sonra Trumpizm”i hazırlıyor

Vance’in önemli müttefiklerinden biri olan ve Rockbridge Network’ün başkanı Chris Buskirk, etkinliğin ev sahiplerinden biriydi.

Resepsiyonun ardından, yaklaşık 20 kişinin katıldığı daha samimi bir akşam yemeği düzenlendi. Resepsiyona katılanlar Cumhuriyetçi Ulusal Komite’ye 100.000 dolar bağışladı.

Akşam yemeğine katılanlar ise 250.000 dolar bağışladı.

Jewish Insider’a göre bu bağış etkinliği, Carlson’un İsrail hakkındaki görüşleri nedeniyle sert tepkilerle karşı karşıya kalmasına rağmen, Vance’in Carlson’un ağıyla devam eden bağlarını gözler önüne seriyor.

Carlson, İran’la savaş konusunda Başkan Donald Trump ile yollarını ayırdıktan sonra “üçüncü bir siyasi parti”nin kurulmasına ön ayak oluyor.

JD Vance’in de İran’a karşı savaşa özel konuşmalarında karşı çıktığı ileri sürülüyor.

Tucker Carlson: MAGA ihanete uğradı

5 milyon dolar toplandığı bildirilen bu bağış etkinliği, Vance’in, Trump sonrası dönemi şekillendirecek “popülist sağdaki” genç bağışçılardan oluşan bir koalisyon kurduğunu gösteriyor.

Jewish Insider, Vance’in faaliyetlerinin bazı “geleneksel Cumhuriyetçiler” arasındaki endişeleri artırdığına işaret ediyor.

Yahudi muhafazakârlar, davetiyenin perşembe günü internette ortaya çıkmasıyla birlikte sosyal medyada bu bağış etkinliğiyle ilgili endişelerini dile getirdiler.

Vance, son aylarda İsrail’e yönelik eleştirilerini yoğunlaştırdı. Örneğin, İsrail’in etki kampanyalarının ABD’nin İran savaşı hakkındaki görüşünü “manipüle ettiğini” iddia ederken, Tahran ile müzakerelere ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle İsrailli yetkilileri kamuoyu önünde suçladı.

2028’de kimin başkanlık yarışına gireceği ve Vance’in favori aday olup olmayacağına dair spekülasyonlar artarken, birçok Yahudi Cumhuriyetçi bağışçı Vance’e karşı temkinli davranmaya devam ediyor.

Başkan yardımcısı, Yahudi Cumhuriyetçilere bazı yakınlaşma girişimlerinde bulunmuş olsa da, çarşamba gecesi düzenlenen bağış etkinliği, İsrail yanlısı Cumhuriyetçiler arasında memnuniyetsizlik yarattı.

Vance: İsrail destekli kampanya İran mutabakatını sabote ediyor

Okumaya Devam Et

Amerika

S&P: Avrupa’da petrol işleme kapasitesi 2035’e kadar yüzde 20 azalacak

Yayınlanma

Yüksek yakıt talebine ve hükümetlerin üretim artırma çağrılarına rağmen Avrupa ve Kuzey Amerika’daki rafineri kapasitelerinin önümüzdeki on yılda küçülmeye devam etmesi bekleniyor. S&P Global Energy verilerine göre 2035 yılına kadar Avrupa’da petrol işleme hacmi yüzde 20, ABD’de ise yüzde 7 oranında daralacak.

Financial Times’ın haberine göre, yüksek yakıt talebine ve hükümetlerin istikrarlı arz sağlama çabalarına rağmen Avrupa ve Kuzey Amerika’daki petrol rafinerilerinin kapasiteleri önümüzdeki on yılda daralmayı sürdürecek.

S&P Global Energy projeksiyonlarına göre, 2035 yılına kadar Avrupa’da ham petrol işleme hacmi yüzde 20 azalarak günlük 9 milyon varilin biraz üzerine gerileyecek.

ABD’de ise söz konusu gösterge yüzde 7 düşüşle günlük 16,7 milyon varile inecek. Buna karşılık Çin, Hindistan, Ortadoğu ve Afrika’daki rafineri kapasiteleri artmaya devam ediyor.

Avrupa ve ABD’deki rafineriler, Ortadoğu’daki savaş kaynaklı yakıt açığı nedeniyle bu yıl neredeyse tam kapasiteyle çalışıyor. Ancak analistler bu durumun, eski ve küçük ölçekli işletmelerin kapatılması yönündeki uzun vadeli eğilimi değiştirmeyeceğini değerlendiriyor.

Avrupa’da yakıt talebinin azalmasındaki temel etkenlerden biri elektrikli araç satışlarındaki artış olarak öne çıkıyor. Yılın ilk yarısında elektrikli araç satışları Fransa’da yaklaşık yüzde 63, Almanya’da ise yüzde 48 arttı.

Uzmanlara göre bir diğer neden, hükümetlerin kapasite artırma çağrılarına rağmen yatırımcıların yeni projelere destek verme konusundaki isteksizliği oldu.

Reuters haber ajansı, Ortadoğu ve Ukrayna’daki çatışmalara bağlı küresel tedarik kesintilerinin yaşandığı bir ortamda Hindistan, ABD ve Çin’in yakıt ihracatını artırdığını aktardı.

Ajans ve görüşlerine yer verilen uzmanlar, fiyat artışları ile arz açığının bu ülkelere, daha önce Ortadoğu ve Rusya yakıtına bağımlı olan ülkelere sevkiyatı artırma imkanı tanıdığına işaret etti.

Reuters küresel petrol üretim hacimlerinde düşüş ihtimalini de dışlamadı. Temmuz ayında küresel yakıt işleme miktarı bir önceki yıla göre 5 milyon varil azalarak günlük yaklaşık 89 milyon varile geriledi; mevcut talep ise günlük 100 milyon varilin üzerinde seyrediyor.

Aynı dönemde ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı 7 Ağustos ile biten haftada günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.

Endonezya’nın benzin ithalatı ise temmuz ayındaki 9-10 milyon varil seviyesinden ağustos ayında 11-12 milyon varile yükseldi.

Bu süreçlere paralel olarak Hindistan, Asya için kilit tedarikçi konumunu korurken bölgesel rakibi Çin temmuz ayında yakıt sevkiyatını hazirandaki 240,9 bin ton seviyesinden 1,1 milyon tona çıkardı.

Doğalgaz alanında ise Avrupa Komisyonu verilerine göre Avrupa Birliği’nin en büyük tedarikçisi Norveç oldu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Amerikan tahvil piyasasına müdahaleye Wall Street tepkisi

Yayınlanma

Hazine Bakanı Scott Bessent’in ABD tahvil piyasasını canlandırma girişimi, Washington’un 40 trilyon dolarlık borç yükü ve giderek tırmanan enflasyon konusundaki endişelerin artmasıyla birlikte yatırımcılar tarafından “kurşun deliğine yapıştırılan yara bandı” olarak nitelendirildi.

Financial Times’a (FT) göre ABD Hazine Bakanlığı çarşamba günü, önümüzdeki aydan itibaren uzun vadeli devlet tahvili alımlarını “en az iki katına çıkarma” planlarını açıklayarak Wall Street’i şaşkına çevirdi.

Duyurunun ardından uzun vadeli Hazine tahvilleri hızla yükseldi ve 30 yıllık borçlanma maliyetlerini, birkaç gün önce ulaştıkları 19 yılın en yüksek seviyesinden aşağı çekti.

Gelgelelim bu yükseliş kısa sürede sönümlendi. Perşembe günü Bessent, dünyanın en önemli piyasasını dizginlemek için elindeki “geniş araç setini” tanıtmak üzere CNBC’ye çıkmasına rağmen, getiriler yeniden yükselmeye başladı.

Morgan Stanley Investment Management’ın yatırım direktörü Jim Caron, “[Bessent] sorunu anlıyor. Fakat sorunu anlamakla, bu konuda somut bir şey yapabilmek iki farklı şey. Hazine, uzun vadeli getirileri kontrol edemez,” dedi.

Bessent’in geri alım stratejisi, eski hedge fon yöneticisinin önceki birçok Hazine başkanıdan çok daha alışılmadık bir yaklaşım benimsediğinin en son örneği.

Son haftalarda, avro satarak Japon yenini güçlendirmek için nadir görülen bir hamle başlattı ve İran’la müzakerelerde yakın zamanda ilerleme kaydedileceğine dair sinyaller vererek petrol fiyatlarını defalarca etkiledi.

Öte yandan bu girişim, onu 32 trilyon dolarlık piyasadaki “tahvil bekçileri” ile karşı karşıya getirdi.

Bu yatırımcılar, Amerika’nın kötüleşen kamu maliyesi, ısrarla yüksek seyreden enflasyon ve yapay zeka patlamasını finanse etmek için Büyük Teknoloji şirketlerinin aşırı borçlanma eğiliminden korkuyorlar.

Nomura’dan Charlie McElligott, Bessent’in Hazine tahvili geri alım planının “tek başına kurşun deliğine yapıştırılan yara bandı” niteliğinde olduğunu ve “piyasa güçlerini yatıştırmak için yeterli olmayacağını” söyledi.

Hazine Bakanlığı çarşamba günü yaptığı açıklamada, 9 Eylül’den itibaren vadesi 10 ila 30 yıl arasında olan Hazine tahvillerine yönelik düzenli alımlarını 2 milyar dolardan 4 milyar dolara veya daha fazla bir seviyeye çıkaracağını duyurdu.

Bu adım, başlangıçta eski Hazine tahvillerinin alım satımını kolaylaştırmak amacıyla tasarlanan programın büyük ölçüde genişletilmesi anlamına geliyor.

Bazı analistler, Hazine’nin normalde borçlanma stratejisini açıkladığı üç aylık yeniden finansman duyurusundan iki hafta sonra gelen bu ani hamlenin, kurumun güvenilirliğini zedelediğini belirtti.

Jefferies’in ABD baş ekonomisti Thomas Simons, “İletişim stratejisindeki bu kopukluğun, kurumun yönlendirmelerinin genel güvenilirliğini azalttığını söylemenin abartı olmadığını düşünüyoruz,” dedi.

Bessent bunu açıkça dile getirmemiş olsa da, çoğu yatırımcı Hazine Bakanlığı’nın uzun vadeli menkul kıymetlerin geri alımlarındaki artışı, daha fazla kısa vadeli borç ihraç ederek dengelemesini bekliyor.

Bu hamle, bakanlığı faiz oranlarındaki dalgalanmalara maruz bırakıyor. Bessent’in 2024 yılında, o dönemki Hazine Bakanı Janet Yellen’ı benzer bir politika izlediği için eleştirdiği gözden kaçmadı.

Jones Trading’den Mike O’Rourke, “Asıl soru, Bessent’in eleştirdiği yolu izlemeye devam edip etmeyeceği,” dedi.

O’Rourke, Hazine Bakanı’nın “sorunları örtbas etmeye” devam etmeyi planlıyorsa “daha büyük ve daha agresif” adımlar atmak zorunda kalacağını öngörüyor.

Bessent, İran savaşının etkilerini ve 30 yıllık Hazine piyasasındaki “çok zayıf” likiditeyi gerekçe göstererek, “getirilerin temel iktisadi göstergeleri yansıtmadığını” savundu.

Washington’ın bu hafta sonu veya önümüzdeki hafta başında “mali konsolidasyona daha fazla odaklanılacağını” açıklayacağını belirten Bessent, ABD’nin kamu açıklarının zirveye ulaşmış olma ihtimalinin “çok yüksek” olduğunu da sözlerine ekledi.

ABD’de ulusal borç 40 trilyon dolara ulaştı, Kongre bölündü

Siyasi tarafsızlığıyla bilinen Kongre Bütçe Ofisi, ABD bütçe açığının bu yıl yüzde 5,8 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyor.

Bu rakam 2025 yılına kıyasla sabit kalırken, Bessent’in uzun süredir dile getirdiği 2028 yılına kadar yüzde 3’e ulaşma hedefinin oldukça üzerinde.

Evercore’dan Sarah Bianchi, “Bessent’in açıklamaları, yüksek borçlanma maliyetlerinin temel etkenlerine odaklanılacağını işaret etse de, yönetimin bu noktada bütçe açığı konusunda gerçekçi ve önemli bir adım atabileceğine şüpheyle bakıyoruz. Bu hafta yapılan sürpriz hisse geri alım duyurusu sadece geçici bir etki yarattı ve bütçe açığıyla ilgili herhangi bir duyurunun da en az bunun kadar sınırlı olacağını düşünüyoruz,” dedi.

AllianceBernstein’ın sabit getirili menkul kıymetler başkanı Scott DiMaggio, geri alımların daha kalıcı bir etki yaratması için “Federal Rezerv’in harekete geçmesi gerekiyor. Ayrıca, bütçe açığı ve borç yönetimi konusunda da adımlar atılmalı,” dedi.

Diğer uzmanlar ise Bessent’in artırılmış geri alım planının, yükseliş eğilimini tamamen tersine çevirmek yerine, Hazine’nin endişesini göstermek ve tahvil getirilerindeki artışı yavaşlatmak amacıyla tasarlandığını vurguladı.

PGIM’in küresel tahvil bölüm başkanı Robert Tipp, Bessent’in müdahalesi olmasaydı ABD tahvil piyasasındaki satış dalgasının daha belirgin olacağını savundu.

Tipp, “Bu, setin çökmesini engellemek için atılan bir adım, ancak faiz oranlarının yükseldiği, mali israfın ve hedefin üzerinde enflasyonun hüküm sürdüğü bir dünyadasınız ve açıkçası ABD, diğer ülkelerin tahvil piyasalarına kıyasla daha iyi performans göstermiştir,” dedi.

JPMorgan: İpotek borcunu kredi kartıyla ödemek gibi

JPMorgan’a göre, ABD hükümetinin Hazine piyasasındaki baskıyı yönetmeye yönelik çabaları, küresel borç ihracındaki artışın yatırımcı talebini sınadığı bir ortamda, sorunu sadece geleceğe erteleyebilir.

JPMorgan’ın küresel temel araştırma bölümünün eş başkanı James Sullivan, bugün (21 Ağustos) CNBC’nin “Squawk Box” programında yaptığı açıklamada, Hazine’nin fiilen vadesi uzun tahvilleri geri alırken vadesi kısa tahviller ihraç ettiğini, bu stratejinin geçici bir rahatlama sağlayabileceğini ancak temel borç yükünü olduğu gibi bıraktığını belirtti.

Sullivan, bu yaklaşımı uzun vadeli yükümlülüklerin daha kısa vadeli borçlanma yoluyla yeniden finanse edilmesine benzetti.

Sullivan, “Bu, ipotek borcunuzu kredi kartınızla ödemek gibi bir şey. Bir süre işe yarayabilir ama eninde sonunda bu uyumsuzluk daha belirgin hale gelmeye başlar,” diye ekledi.

Bu müdahale, kısa vadede borçlanma maliyetlerinin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir; fakat Sullivan’ın endişesi, bunun asıl büyük sorunu çözmede pek bir işe yaramaması: Sonunda alıcı bulmak zorunda kalınacak olan, giderek yükselen devlet ve şirket borçları duvarı.

Sullivan, “Hükümetlerin piyasaları kontrol etmeye çalışması, çoğu zaman pek de cazip bir durum değil,” dedi.

Yabancıların Amerikan borcundaki etkisi azaldı

Öte yandan ABD devlet tahvili getirilerindeki son dönemdeki büyük dalgalanmalar, kısmen yeni bir finansal gerçeği yansıtıyor.

Uzun bir süredir yabancı hükümetler, eskisine kıyasla ABD’nin bütçe açıklarını finanse etmeye eskisi kadar istekli değil.

ABD Hazine piyasasının, yabancı hükümetlerin nakitlerini güvenli bir şekilde sakladıkları yer olarak üstlendiği rol, ABD hükümetine ve ekonomisine büyük avantajlar sağladı ve borçlanma maliyetlerini normalde olacağından daha düşük seviyede tuttu.

Axios’a konuşan analistlere göre, bu hamle dün tahvil piyasasını istikrara kavuşturmaya yardımcı oldu ve getirileri düşürdü ama aynı zamanda başka riskler de yaratabilir.

Evercore ISI analistleri, “Hazine’nin artan aktif rolü, eğer devam ederse, yatırımcıların daha yüksek oynaklığı ve politika sürprizleri riskini hesaba katmaya başlaması nedeniyle doların cazibesini azaltabilir,” diye yazdı.

BNP Paribas analistleri ise şöyle yazdı:

“Bunun, Fed’in faiz oranlarını hâlâ sabit tutarken uzun vadeli getirilerin [finansal kriz] öncesi zirve seviyelerine ulaşmasına bir tepki olduğunu düşünüyoruz. Hisse geri alımlarının, Fed’in güvenilirliğinde devam eden kaybı telafi etmek için yeterli olacağını düşünmüyoruz.”

Merkez bankaları, maliye bakanlıkları ve devlet varlık fonları gibi resmi yabancı kuruluşlar, ABD Hazine tahvillerinin toplamda yaklaşık %12’sine sahip.

Bu oran, finansal kriz sırasında ve sonrasında yaklaşık %40’tan bu seviyelere düştü.

Bu kuruluşlar, Hazine tahvillerini para kazandıran yatırımlar olarak değil, trilyonlarca dolarlık nakdi güvenli bir şekilde saklamak için bir araç olarak görüyorlardı.

Başka bir deyişle, Hazine piyasasını bir nevi inanılmaz büyüklükte bir banka hesabı olarak kullanıyorlardı ve banka hesabı olan sıradan insanlar gibi, bu kurumların da öncelikli kaygısı güvenlik, emniyet ve kullanım kolaylığıydı. Faiz oranı ise ikincil öneme sahipti.

Bu yabancı yatırımcılar genellikle “fiyata duyarsız” olarak nitelendirilirdi; bu da trilyonlarca dolarlık borç senetleri için alıcı bulmaya çalışırken son derece kullanışlı bir durumdu.

Bu tutumlar son yıllarda değişmeye başladı. Yabancı hükümetlerin Hazine tahvillerindeki toplam payındaki gerileme, 2016 yılında hız kazanmaya başladı.

O yıl Çin, ekonomik sıkıntılar sırasında para birimini korumak amacıyla elindeki Hazine tahvillerini elden çıkarmaya başlamıştı.

COVID salgını sırasında, dünya liderleri de pandeminin maliyetlerini karşılamak için Hazine tahvillerini nakde çevirmeye çalışırken, ABD hükümetinin toplam borç seviyesi keskin bir artış gösterdi ve bu düşüş hızlandı.

2022’de başlayan Rusya-Ukrayna karşı savaşı da bu baskıyı artırdı; zira Rus devlet varlıklarının dondurulması, ülkelerin ulusal servetlerini saklamak için dolar cinsinden varlıkları kullanma konusundaki kararlarını yeniden gözden geçirmelerine neden oldu.

Yabancı hükümetlerin davranışlarında bir değişiklik olsa da, Hazine tahvillerini toplu olarak elden çıkarmadılar.

Toplamda, tahvil tutarları yıllardır 4 trilyon doların biraz altında kalarak istikrarlı seyrediyor.

Fakat ABD devlet borcunun toplam tutarının patlama yaşayıp son zamanlarda 40 trilyon dolara –GSYİH’nin yaklaşık %120’sine– ulaşmasıyla birlikte, Hazine piyasasındaki payları keskin bir düşüş gösterdi.

Yabancı devlet alıcılarının geri çekilmesiyle birlikte, piyasanın daha büyük bir kısmı, güvenlik odaklı devlet rezerv yöneticileriyle pek az ortak noktası olan hedge fonları gibi tüccarların ve yatırımcıların eline geçti.

ABD Hazine Bakanlığı, daha fazla tahvil geri alacak

Fed, Hazine karşısında “ters ayakta” kaldı

Hazine Bakanlığı’nın borç yönetimi alanındaki değişikliklerinin ABD merkez bankasının para politikası tercihlerini nasıl etkileyebileceği sorulduğunda, iki Federal Rezerv yetkilisi temkinli bir tavır sergiledi.

Bu müdahale, finansal koşullara en büyük etkiyi hangi kurumun yaptığına dair finansal piyasalarda olası bir kafa karışıklığı yaratması nedeniyle Fed için potansiyel zorluklar doğuruyor.

Diğer tüm koşullar sabit kaldığı sürece, Hazine Bakanlığı’nın bu hamlesi finansal koşulları gevşetirken, enflasyonu dizginlemek için faiz artırımına gidebilecek olan Fed ile sürtüşmeye yol açabilir.

St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem, Hazine Bakanlığı’nın uzun vadeli devlet tahvillerinin geri alımında daha agresif bir tempoya geçme kararının sorulması üzerine, “Biz çok basit bir şekilde işgücü piyasasına ve enflasyona odaklanıyoruz; para politikasını, borç yönetimi veya maliye politikasından bağımsız olarak belirliyoruz,” dedi.

Bloomberg’e konuşan San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, mevcut uzun vadeli tahvil getirilerinin “Fed’in politika ayarlamaları veya politika kalibrasyonu konusunda ne yapmamız gerektiğine dair bize pek fazla ipucu vermediğini” söyledi.

Daly, Fed politikasının “iyi bir noktada” olduğunu düşündüğünü belirtirken, uzun vadeli tahvilleri, bunların iktisadi görünüm için ne anlama geldiğini görmek amacıyla takip ettiğini de ekledi.

Geçen ay Fed’in faiz oranlarını değiştirmeden bırakma kararını güçlü bir şekilde desteklediğini belirtti.

Hazine tahvili ihraçlarının daha kısa vadeli tahvillere kaymasının Fed’in para politikasını yürütme şekli açısından sorun yaratıp yaratmayacağı sorulduğunda, “Henüz erken bir aşamadayız ve bu konuları derinlemesine düşünme fırsatımız olana kadar bu tür konuları tartışmak konusunda aceleci davranmak istemem,” dedi.

Bessent ise herhangi bir çatışma ihtimalini önemsiz gösterdi ve Fed’in faiz kararlarının Hazine Bakanlığı’nın yaptıklarından tamamen bağımsız olduğunu belirtti.

ABD merkez bankasının bilançosunu etkileyebilecek her türlü hususa gelince, iki kurum “(Fed) bilançosunda herhangi bir değişiklik olması halinde işbirliği yapacaktır ve biz de… onların gerçekleştirdiği her türlü tahvil satışına uyum sağlayacağız,” dedi.

Kısa vadeli tahvil ihracının artması, piyasa faiz oranları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratarak, merkez bankasının faiz politikasını yönetme biçiminde teknik zorluklara yol açabilir.

Fed’in faiz kontrol sistemi, bir dizi araç ve likidite imkânı aracılığıyla faiz oranlarını yönetmek için para piyasası koşullarını etkilemeye dayanıyor.

Daly, Fed için asıl meselenin, enflasyon ve istihdam hedeflerine nasıl ulaştığına dair “mekanizmalar”dan ziyade, bu hedefleri gerçekleştirme konusundaki kararlılığı ve bunu başarma kabiliyeti olduğunu da sözlerine ekledi.

Warsh “daha az müdahale”den yana

Geçen ayki Fed basın toplantısında Başkan Kevin Warsh, uzun vadeli faiz oranlarındaki artışın, yatırımcıların iktisadi görünüşe daha bağımsız bir şekilde tepki verdiklerini gösterdiğini söylemişti.

Warsh şöyle konuşmuştu:

“Piyasa katılımcıları hakeme değil, topa odaklanmayı öğreniyorlar. Piyasa fiyatları, kendilerinin uygun gördüğü yönde ve ölçüde tepki vermeye devam edecek. Bu, bana göre olumlu bir değişim ve daha yeni başlıyoruz.”

Warsh, finansal koşulların belirlenmesinde piyasaların daha büyük bir rol üstlenmesini savunurken, Bessent ise borçlanma maliyetlerinin düşürülmesini Trump yönetiminin satın alınabilirlik gündeminin merkezi bir parçası haline getirdi.

Bu gerilim, uzun vadeli getiriler ani bir artış gösterdiğinde açıkça ortaya çıkıyor. Fed’in bir piyasa sinyali olarak gördüğü durum, hanehalkları ve işletmeler için daha yüksek borçlanma maliyetlerine yol açarak, yönetim yetkililerinin çözmeye çalıştığı satın alınabilirlik sorununu daha da kötüleştiriyor.

Warsh, yatırımcıların Washington’dan gelen sinyaller yerine ekonomiye odaklanmasını istiyor.

Fakat Hazine Bakanlığı’nın bu hamlesi, piyasalara Washington’ı takip etmeye devam etmeleri için yeni bir neden sunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English