Bizi Takip Edin

Amerika

Trump yemin töreni konuşmasının tam metni: ABD’nin kutsal misyonu geri döndü

Yayınlanma

Teşekkür ederim. Herkese çok teşekkür ederim. Çok, çok teşekkür ederim. Başkan Yardımcısı Vance. Meclis Başkanı Johnson. Senatör Thune. Baş Yargıç Roberts. Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesi yargıçları. Başkan Clinton, Başkan Bush, Başkan Obama, Başkan Biden, Başkan Yardımcısı Harris ve yurttaşlarım, Amerika’nın altın çağı şu anda başlıyor.

Bugünden itibaren ülkemiz gelişecek ve tüm dünyada yeniden saygı görecektir. Her ulusun gıpta ettiği bir ülke olacağız ve artık kendimizden faydalanılmasına izin vermeyeceğiz. Trump yönetiminin her bir günü boyunca, çok basit bir şekilde Amerika’yı ilk sıraya koyacağım.

Egemenliğimiz geri kazanılacak. Güvenliğimiz yeniden tesis edilecek. Adalet terazisi yeniden dengelenecek. Adalet Bakanlığının ve hükümetimizin acımasız, şiddetli ve adaletsiz bir şekilde silah haline getirilmesi sona erecek. Ve en büyük önceliğimiz gururlu, müreffeh ve özgür bir ulus yaratmak olacak. Amerika yakında her zamankinden daha büyük, daha güçlü ve çok daha istisnai olacak.

Başkanlık görevine, ulusal başarıda heyecan verici yeni bir dönemin başlangıcında olduğumuz konusunda kendime güvenerek ve iyimserlikle dönüyorum. Bir değişim dalgası ülkeyi kasıp kavuruyor, gün ışığı tüm dünyanın üzerine dökülüyor ve Amerika bu fırsatı daha önce hiç olmadığı kadar iyi değerlendirme şansına sahip. Fakat öncelikle karşı karşıya olduğumuz zorluklar konusunda dürüst olmalıyız. Her ne kadar çok sayıda olsalar da, dünyanın şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nde tanık olduğu bu büyük ivme ile yok edilecekler.

Bugün bir araya gelirken, hükümetimiz bir güven kriziyle karşı karşıya. Uzun yıllar boyunca, radikal ve yozlaşmış bir kurum vatandaşlarımızdan güç ve zenginlik elde ederken, toplumumuzun temel direkleri kırılmış ve görünüşte tam bir çöküntü içindeydi. Artık bir yandan yurt içinde basit bir krizi bile yönetemeyen, diğer yandan da yurt dışında süregelen felaketler kataloğunda tökezleyen bir hükümetimiz var. Yasalara saygılı muhteşem Amerikan vatandaşlarını korumakta başarısız olurken, çoğu hapishanelerden ve akıl hastanelerinden olmak üzere dünyanın dört bir yanından ülkemize yasadışı yollarla giren tehlikeli suçlulara sığınak ve koruma sağlıyor.

Yabancı sınırların savunulması için sınırsız fon ayıran ama Amerikan sınırlarını ve daha da önemlisi kendi halkını savunmayı reddeden bir hükümetimiz var. Yakın zamanda Kuzey Carolina’nın harika insanlarının gösterdiği gibi, ülkemiz artık acil durumlarda temel hizmetleri veremiyor. Çok kötü muamele gördüler. Ve aylar önce meydana gelen bir kasırganın acısını hâlâ çekmekte olan diğer eyaletler.

Ya da daha yakın zamanda, hâlâ trajik bir şekilde devam eden yangınları izlediğimiz Los Angeles. Haftalar öncesinden beri, en ufak bir savunma belirtisi bile olmadan, evleri ve toplulukları kasıp kavuruyor, hatta bazıları şu anda burada oturan ülkemizin en zengin ve en güçlü bireylerinden bazılarını bile etkiliyor. Artık bir evleri yok. Bu çok ilginç.

Ama bunun olmasına izin veremeyiz. Kimse bu konuda bir şey yapamıyor. Bu değişecek. Felaket zamanlarında hizmet vermeyen bir kamu sağlık sistemimiz var, yine de buna dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir ülkeden daha fazla para harcanıyor. Ve çocuklarımıza umutsuzca vermeye çalıştığımız sevgiye rağmen, çoğu durumda kendilerinden utanmayı ve ülkemizden nefret etmeyi öğreten bir eğitim sistemimiz var. Tüm bunlar bugünden itibaren değişecek ve çok hızlı bir şekilde değişecek.

Yakın zamanda seçilmem, korkunç bir ihaneti ve yaşanan pek çok ihaneti tamamen tersine çevirme ve insanlara inançlarını, zenginliklerini, demokrasilerini ve aslında özgürlüklerini geri verme yetkisidir. Bu andan itibaren Amerika’nın gerilemesi sona ermiştir.

Özgürlüklerimiz ve ulusumuzun şanlı kaderi artık inkar edilmeyecektir. Amerika hükümetinin bütünlüğünü, yetkinliğini ve sadakatini derhal yeniden tesis edeceğiz.

Geçtiğimiz sekiz yıl boyunca 250 yıllık tarihimizdeki tüm başkanlardan daha fazla sınandım ve zorlandım. Ve bu süreçte çok şey öğrendim. Size şunu söyleyebilirim ki, Cumhuriyetimizi geri kazanma yolculuğumuz hiç de kolay olmadı. Davamızı durdurmak isteyenler özgürlüğümü ve hatta hayatımı elimden almaya çalıştılar.

Sadece birkaç ay önce, o güzel Pennsylvania topraklarında, bir suikastçının kurşunu kulağımı parçaladı. Ama o zaman da hissediyordum, şimdi daha da çok inanıyorum ki, hayatımın kurtarılmasının bir nedeni var. Amerika’yı yeniden büyük yapmak için Tanrı tarafından kurtarıldım.

Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.

İşte bu nedenle her gün, Amerikan vatanseverlerinden oluşan yönetimimiz altında, her krizi onurlu, güçlü ve kuvvetli bir şekilde karşılamak için çalışacağız. Her ırktan, dinden, renkten ve inançtan vatandaşlarımıza umudu, refahı, güvenliği ve barışı geri getirmek için amaç ve hızla hareket edeceğiz. Amerikan vatandaşları için 20 Ocak 2025 Kurtuluş Günüdür.

Umuyorum ki son başkanlık seçimimiz ülkemiz tarihindeki en büyük ve en önemli seçim olarak hatırlanacaktır. Zaferimizin de gösterdiği gibi, tüm ulus hızla gündemimizin arkasında birleşiyor ve toplumumuzun neredeyse her unsurundan gelen destekte çarpıcı artışlar var: genç ve yaşlı, kadın ve erkek, Afrikalı Amerikalılar, Hispanik Amerikalılar, Asyalı Amerikalılar, kentli, banliyölü, kırsal ve çok daha önemlisi, yedi kararsız eyaletin tamamında güçlü bir galibiyet elde ettik ve halk oylamasını milyonlarca kişi tarafından kazandık.

Siyah ve Hispanik topluluklara, oylarınızla bana gösterdiğiniz muazzam sevgi ve güven için teşekkür etmek istiyorum. Rekorlar kırdık ve bunu unutmayacağım. Kampanya süresince sesinizi duydum ve önümüzdeki yıllarda da sizinle birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. Bugün Martin Luther King Günü ve onun onuruna, bu büyük bir şeref olacak. Fakat onun onuruna, hayalini gerçeğe dönüştürmek için birlikte çaba göstereceğiz. Onun hayalini gerçekleştireceğiz.

Ulusal birlik şimdi Amerika’ya geri dönüyor ve güven ve gurur daha önce hiç olmadığı kadar yükseliyor. Yaptığımız her şeyde, yönetimim güçlü bir mükemmellik arayışı ve durmak bilmeyen bir başarıdan ilham alacaktır. Ülkemizi unutmayacağız, anayasamızı unutmayacağız ve Tanrımızı unutmayacağız. Bunu yapamam.

Bugün bir dizi tarihi başkanlık emrini imzalayacağım. Bu eylemlerle Amerika’nın tam restorasyonuna ve sağduyu devrimine başlayacağız. Her şey sağduyuyla ilgili.

İlk olarak, güney sınırımızda ulusal acil durum ilan edeceğim. Tüm yasadışı girişler derhal durdurulacak ve milyonlarca ve milyonlarca suçlu yabancıyı geldikleri yerlere geri gönderme sürecine başlayacağız. Meksika’da Kalma politikamı yeniden yürürlüğe koyacağız. Yakala ve bırak uygulamasına son vereceğim. Ve ülkemize yönelik feci istilayı püskürtmek üzere güney sınırına asker göndereceğim.

Bugün imzaladığım emirler uyarınca, kartelleri yabancı terör örgütleri olarak da tanımlayacağız. Ve 1798 tarihli Yabancı Düşmanlar Yasasını devreye sokarak, hükümetimizi, federal ve eyalet kolluk kuvvetlerinin tüm ve muazzam gücünü, şehirlerimiz ve iç bölgelerimiz de dahil olmak üzere ABD topraklarına yıkıcı suçlar getiren tüm yabancı çete suç şebekelerinin varlığını ortadan kaldırmak için kullanmaya yönlendireceğim.

Başkomutan olarak ülkemizi tehditlere ve istilalara karşı savunmaktan daha büyük bir sorumluluğum yoktur ve yapacağım şey de tam olarak budur. Bunu daha önce hiç kimsenin görmediği bir düzeyde yapacağız. Ardından kabinemin tüm üyelerini, rekor seviyedeki enflasyonu yenmek ve maliyetleri ve fiyatları hızla aşağı çekmek için ellerindeki geniş yetkileri kullanmaya yönlendireceğim. Enflasyon krizine aşırı harcamalar ve artan enerji fiyatları neden olmuştur. İşte bu nedenle bugün ayrıca ulusal enerji acil durumu ilan edeceğim. Sondaj yapacağız, bebeğim, sondaj.

Amerika bir kez daha üretim ülkesi olacak ve başka hiçbir üretim ülkesinin sahip olamayacağı bir şeye sahibiz: Dünya üzerindeki herhangi bir ülkenin sahip olduğu en büyük petrol ve doğalgaz miktarı; ve biz bunu kullanacağız. Kullanacağız.

Fiyatları düşüreceğiz, stratejik rezervlerimizi tekrar dolduracağız, en üst seviyeye çıkaracağız ve Amerikan enerjisini tüm dünyaya ihraç edeceğiz.

Yeniden zengin bir ulus olacağız ve bunu sağlayacak olan da ayaklarımızın altındaki sıvı altındır. Bugünkü eylemlerimle Yeşil Yeni Düzen’i [Green New Deal] sona erdireceğiz ve elektrikli araç zorunluluğunu iptal edeceğiz, otomobil endüstrimizi kurtaracağız ve büyük Amerikan otomobil işçilerimize verdiğim kutsal sözü tutacağız.

Başka bir deyişle, istediğiniz arabayı satın alabileceksiniz. Sadece birkaç yıl önce kimsenin hayal bile edemeyeceği bir hızla Amerika’da yeniden otomobil üreteceğiz. İlham verici güven oylarınız için ulusumuzun otomotiv işçilerine teşekkür ederim. Onların oylarıyla muazzam bir başarı elde ettik.

Amerikalı işçileri ve aileleri korumak için ticaret sistemimizin revizyonuna derhal başlayacağım. Diğer ülkeleri zenginleştirmek için vatandaşlarımızı vergilendirmek yerine, vatandaşlarımızı zenginleştirmek için yabancı ülkelere gümrük vergisi ve vergi uygulayacağız. Bu amaçla, tüm gümrük vergilerini, harçları ve gelirleri toplamak üzere Dış Gelir Servisini kuruyoruz. Hazinemize yabancı kaynaklardan gelen büyük miktarlarda para akacak.

Amerikan rüyası yakında geri dönecek ve daha önce hiç olmadığı kadar gelişecek. Federal hükümetimize yetkinlik ve etkinliği yeniden kazandırmak için yönetimim yepyeni bir Devlet Verimliliği Departmanı kuracaktır.

İfade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik yıllarca süren yasadışı ve anayasaya aykırı federal çabaların ardından, tüm hükümet sansürünü derhal durdurmak ve Amerika’ya ifade özgürlüğünü geri getirmek için bir başkanlık emri imzalayacağım.

Devletin muazzam gücü bir daha asla siyasi muhaliflere zulmetmek için silah olarak kullanılmayacak. Bunun olmasına izin vermeyeceğiz. Bir daha da olmayacak. Benim liderliğim altında, anayasal hukukun üstünlüğü altında adil, eşit ve tarafsız adaleti yeniden tesis edeceğiz. Ve şehirlerimize kanun ve düzeni geri getireceğiz.

Bu hafta ayrıca, hükümetin ırk ve cinsiyeti kamusal ve özel yaşamın her alanında sosyal mühendisliğe tabi tutma politikasına da son vereceğim. Renk körü ve liyakate dayalı bir toplum oluşturacağız. Bugünden itibaren, erkek ve kadın olmak üzere sadece iki cinsiyetin var olduğu Birleşik Devletler hükümetinin resmi politikası olacaktır.

Bu hafta, Covid aşısı zorunluluğuna itiraz ettikleri için haksız yere ordudan ihraç edilen tüm hizmet üyelerini tam maaşla geri alacağım. Ve savaşçılarımızın görevdeyken radikal siyasi teorilere ve sosyal deneylere maruz kalmalarını engellemek için bir emir imzalayacağım. Bu hemen sona erecek. Silahlı kuvvetlerimiz tek görevlerine odaklanmakta özgür olacaklar: Amerika’nın düşmanlarını yenmek.

2017’de olduğu gibi yine dünyanın gördüğü en güçlü orduyu inşa edeceğiz. Başarımızı sadece kazandığımız savaşlarla değil, sona erdirdiğimiz savaşlarla ve belki de en önemlisi hiç girmediğimiz savaşlarla ölçeceğiz.

Benim en gurur duyduğum mirasım, barıştırıcı ve birleştirici kişi olmak olacak. Ben de böyle olmak istiyorum; barıştırıcı ve birleştirici. Dün itibariyle, göreve başlamamdan bir gün önce, Orta Doğu’daki rehinelerin ailelerine kavuştuğunu söylemekten memnuniyet duyuyorum. Teşekkür ederim.

Amerika, dünyanın en büyük, en güçlü ve en saygın ulusu olarak hak ettiği yeri yeniden alacak ve tüm dünyanın hayranlığını ve hayranlığını kazanacaktır. Kısa bir süre sonra Meksika Körfezinin adını Amerika Körfezi olarak değiştireceğiz. Ve büyük bir başkanın, William McKinley’in adını, olması gereken ve ait olduğu yere, McKinley Dağına geri vereceğiz.

Başkan McKinley, gümrük tarifeleri ve tanrı vergisi yetenekleri sayesinde ülkemizi çok zenginleştirdi. Doğal bir iş adamıydı ve Teddy Roosevelt’e, ABD’den sonra aptalca bir şekilde Panama ülkesine verilen Panama Kanalı da dahil olmak üzere yaptığı pek çok harika şey için para verdi. Amerika Birleşik Devletleri –yani bir düşünün– Panama Kanalının inşası için daha önce hiçbir proje için harcanmamış kadar çok para harcadı ve 38.000 can kaybetti. Asla yapılmaması gereken bu aptalca hediye yüzünden çok kötü muamele gördük. Ve Panama’nın bize verdiği söz tutulmadı. Anlaşmamızın amacı ve antlaşmamızın ruhu tamamen ihlal edildi.

Amerikan gemileri ciddi şekilde fazla ücretlendirilmekte ve hiçbir şekilde, hiçbir biçimde adil muamele görmemektedir. Buna Birleşik Devletler Donanması da dâhildir. Hepsinden önemlisi, Panama Kanalını Çin işletiyor ve biz onu Çin’e vermedik, Panama’ya verdik ve geri alıyoruz.

Her şeyden önemlisi, bugün Amerikalılara mesajım, bir kez daha cesaret, canlılık ve tarihin en büyük medeniyetinin canlılığıyla hareket etme zamanının geldiğidir. Ulusumuzu özgürleştirirken, onu zafer ve başarının yeni zirvelerine taşıyacağız. Yılmayacağız. Birlikte kronik hastalık salgınını sona erdirecek ve çocuklarımızı güvende, sağlıklı ve hastalıksız tutacağız.

Amerika Birleşik Devletleri kendisini bir kez daha büyüyen bir ulus olarak görecek; zenginliğimizi artıran, topraklarımızı genişleten, şehirlerimizi inşa eden, beklentilerimizi yükselten ve bayrağımızı yeni ve güzel ufuklara taşıyan bir ulus. Ve Mars gezegenine elli yıldızlı ve çizgili bayrağı dikmek için Amerikalı astronotları fırlatarak kutsal misyonumuzu [manifest destiny] yıldızlara doğru takip edeceğiz.

Hırs, büyük bir ulusun can damarıdır ve şu anda ulusumuz diğerlerinden daha hırslı. Bizim ulusumuz gibi bir ulus yoktur. Amerikalılar kaşifler, inşaatçılar, yenilikçiler, girişimciler ve öncülerdir. Sınırların ruhu kalplerimize yazılmıştır. Bir sonraki büyük maceranın çağrısı ruhlarımızda yankılanır. Amerikalı atalarımız, geniş bir kıtanın kenarındaki küçük bir koloni grubunu, dünyanın en sıra dışı vatandaşlarından oluşan güçlü bir cumhuriyete dönüştürdü. Bunun yanına kimse yaklaşamaz.

Amerikalılar, vahşi doğanın hüküm sürdüğü engebeli bir arazide binlerce kilometre yol kat ettiler. Çölleri aştılar, dağlara tırmandılar, anlatılmamış tehlikelere göğüs gerdiler, Vahşi Batıyı kazandılar, köleliğe son verdiler, milyonları zulümden kurtardılar, milyarları yoksulluktan kurtardılar, elektriği kullandılar, atomu parçaladılar, insanlığı göklere çıkardılar ve insan bilgisinin evrenini insan avucunun içine koydular. Birlikte çalışırsak, yapamayacağımız hiçbir şey ve başaramayacağımız hiçbir hayal yoktur.

Pek çok kişi benim böylesine tarihi bir siyasi dönüş yapmamın imkansız olduğunu düşünüyordu. Ama bugün gördüğünüz gibi, işte buradayım. Amerikan halkı sözünü söyledi.

Şimdi karşınızda, bir şeyi yapmanın imkansız olduğuna asla inanmamanız gerektiğinin kanıtı olarak duruyorum. Amerika’da imkansız bizim en iyi yaptığımız şeydir.

New York’tan Los Angeles’a, Philadelphia’dan Phoenix’e, Chicago’dan Miami’ye, Houston’dan Washington D.C.’ye kadar ülkemiz, haklarımız ve özgürlüğümüz için sahip oldukları her şeyi veren vatansever nesiller tarafından şekillendirildi ve inşa edildi. Onlar çiftçiler ve askerler, kovboylar ve fabrika işçileri, çelik işçileri ve kömür madencileri, polis memurları ve öncülerdi; ileriye doğru yürüdüler ve hiçbir engelin ruhlarını ya da gururlarını yenmesine izin vermediler.

Birlikte demiryollarını döşediler, gökdelenleri yükselttiler, büyük otoyollar inşa ettiler, iki dünya savaşını kazandılar, faşizmi ve komünizmi yendiler ve karşılaştıkları her zorluğun üstesinden geldiler. Birlikte yaşadığımız onca şeyden sonra, Amerikan tarihinin en büyük dört yılının eşiğinde duruyoruz. Sizin de yardımınızla Amerika’nın vaatlerini yerine getirecek ve çok sevdiğimiz bu ulusu yeniden inşa edeceğiz.

Bizler tek bir halk, tek bir aile ve Tanrı’nın egemenliği altında tek bir şanlı ulusuz. Çocukları için hayaller kuran her ebeveyne ve gelecekleri için hayaller kuran her çocuğa sesleniyorum; yanınızdayım, sizin için savaşacağım ve sizin için kazanacağım. Daha önce hiç olmadığı gibi kazanacağız. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.

Son yıllarda ulusumuz büyük acılar çekti. Ama biz onu geri getireceğiz ve her zamankinden daha büyük bir ulus haline getireceğiz. Merhamet, cesaret ve istisnacılıkla dolu, eşi benzeri olmayan bir ulus olacağız. Gücümüz tüm savaşları durduracak ve öfkeli, şiddetli ve tamamen öngörülemez olan bir dünyaya yeni bir birlik ruhu getirecek.

Amerika, din, inanç ve iyi niyet sahibi insanlar da dahil olmak üzere yeniden saygı görecek ve yeniden hayranlık duyulacaktır. Müreffeh olacağız, gururlu olacağız, güçlü olacağız ve daha önce hiç olmadığı kadar kazanacağız. Fethedilmeyeceğiz, sindirilmeyeceğiz, kırılmayacağız ve başarısız olmayacağız. Bugünden itibaren Amerika Birleşik Devletleri özgür, egemen ve bağımsız bir ulus olacaktır.

Cesurca ayakta duracağız, gururla yaşayacağız, cesaretle hayal kuracağız ve hiçbir şey yolumuza çıkamayacak çünkü biz Amerikalıyız. Gelecek bizimdir. Ve altın çağımız daha yeni başladı. Teşekkürler, Tanrı Amerika’yı korusun, hepinize teşekkürler.

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English