Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın başkan yardımcısı adayı JD Vance kimdir?

Yayınlanma

Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump, kasımda yapılacak seçimlerde başkan yardımcılığı görevi için Ohio senatörü JD Vance’i aday gösterdi.

39 yaşındaki Vance, “Ohio’nun genç senatörü” ve “yükselen Cumhuriyetçi yıldız” olarak görülüyor. Vance 2016 yılında, kitaptan uyarlanan filmde Glenn Close tarafından canlandırılan uyuşturucu bağımlısı annesiyle yoksulluk içinde büyümesini anlatan ve çok satan Hillbilly Elegy adlı anı kitabıyla ün kazandı.

Yale Hukuk Fakültesi’nden burs kazanan Vance, Trump’ın desteğiyle 2022’de Senato’ya girmeye hak kazandı.

Elit teknoloji çevreleriyle uzun süreli bağları olan Vance, 2015-2017 yılları arasında Peter Thiel’in San Francisco’daki girişim fonu Mithril Capital’de ve daha sonra AOL CEO’su Steve Case tarafından kurulan Washington merkezli girişim fonu Revolution’da çalıştı.

Federal seçim kayıtlarına göre Thiel, Vance’in 2022’deki Senato adaylığını desteklemek için Protect Ohio Values Pac’a 15 milyon dolar bağış yaptı.

Palantir yöneticisi ve Trump’ın büyük bağışçılarından Jacob Helberg, Vance’in, “Başkan Trump’ın gündemi ve Amerikan halkı için olağanüstü bir savunucu olacak teknoloji yanlısı ve Önce Amerika yanlısı bir seçim” olduğunu söyledi.

Vance ayrıca 2020 yılında Thiel, Andreessen Horowitz’in kurucu ortağı Marc Andreessen, start-up yatırımcısı Scott Dorsey ve eski Google CEO’su Eric Schmidt’in desteğiyle kendi girişim şirketi Narya Capital’i kurdu.

Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu dosyalarına göre, geçen yıl yaklaşık 200 milyon dolarlık yönetilen varlığa sahip olan Cincinnati, Ohio merkezli firma, teknoloji yatırımı tarafından yetersiz hizmet alan ABD şehirlerine daha fazla Silikon Vadisi fonu kanalize etmeyi amaçladı.

Mevcut en son veri olan 2022 açıklamalarına göre Vance, Thiel destekli bir yapay zeka savunma grubu olan Anduril Industries ve uzay simülasyon şirketi Slingshot Aerospace’in yanı sıra 100.000 dolar değerinde Walmart hissesi de dahil olmak üzere 100’den fazla kamu ve özel şirkette kişisel yatırımlara sahipti.

Vance ayrıca tartışmalı video platformu Rumble’a şahsen yatırım yaparak 2022 yılında 300.000 dolar değerinde bir hisseye sahip oldu ve Hristiyan dua uygulaması Hallow’a da o yıl 100.000 dolar değerinde bir para yatırdı.

Vance ayrıca 2022 yılında kripto para borsası Coinbase’de 100.001 ila 250.000 dolar arasında bitcoin sahibi olduğunu açıklamıştı.

Bir risk sermayedarı olan Vance, Trump kampanyasının Demokratların bağış toplamasına yetişmek için büyük para toplamasına yardımcı olabilir. Geçtiğimiz ay, teknoloji girişimcisi David Sacks’ın ev sahipliğinde Silikon Vadisi’nde düzenlenen 12 milyon dolarlık bağış toplama etkinliğinin koordinasyonuna yardımcı olmuştu.

Vance, Trump’ın “Önce Amerika” politikasını benimsiyor ve bazı önemli eyaletlerde onun işçi sınıfı kökenlerini paylaşan seçmenlere hitap edebilir. Ayrıca Trump’ın adaylığı için lobi yapan Donald Trump Jr’ın da yakın arkadaşı.

İsrail’in sadık bir dostu

Antisemitizmin kovuşturulması gerektiğini söyleyen Vance, 2022 yılında Jerusalem Post’a verdiği bir röportajda, “Eğer bir Yahudi’yi döver ve sonuçlarına katlanmazsanız, saldırılar devam edecek ve daha da kötüleşecektir,” demişti.

Vance, Amerikan kampüslerindeki Filistin yanlısı protestolara yanıt olarak, çadır kamplarını kampüslerinden kaldırmayan kolej ve üniversitelerin federal mali yardım almasını engelleyecek bir yasa tasarısı sunmuş, ayrıca hükümetin protestoları finanse eden kuruluşları hedef alması gerektiğini söylemişti.

Fakat Vance, nisan ayında Senato’ya sunulan iki partili Antisemitizmle Mücadele Yasası’nı desteklemedi. asa, küresel antisemitizme odaklanan kabine düzeyinde bir pozisyona sahip olan Büyükelçi Deborah Lipsdtadt’tan ayrı olarak, antisemitizme adanmış yeni bir başkanlık danışmanı atanmasını öneriyordu.

Bu yılın başlarında, çoğunluğu Hasidik ve Ortodoks olan bir dinleyici kitlesi önünde yaptığı konuşmada Vance, “Biz Amerika’da Yahudileri seviyoruz,” demişti.

İlk olarak 2022 kampanyası sırasında İsrail’i ziyaret etmiş ve yargı revizyonuna karşı düzenlenen hükümet karşıtı protestolara ABD’nin verdiği desteği eleştirmişti.

7 Ekim Aksa Tufanı operasyonundan birkaç saat sonra Vance, saldırının sorumluluğunu Biden yönetiminin İran’a yönelik 6 milyar dolarlık fonu dondurma hamlesine yüklemişti.

X’te, “Dostlarımıza esenlikler diliyorum ama en çok da bizim paramızla alınan silahlara karşı savaşmamalarını diliyorum,” diye yazmıştı.

Quincy Enstitüsü’nde yaptığı bir konuşmada, “Eğer İsrail’i destekleyeceksek, ki bence desteklemeliyiz, bunun neden bizim çıkarımıza olduğunu açık bir şekilde ifade etmeliyiz. Amerikalıların İsrail’i önemsemesinin nedenlerinden biri de hala dünyada Hıristiyanların çoğunlukta olduğu en büyük ülke olmamızdır; yani bu ülkenin vatandaşlarının çoğunluğu Kurtarıcılarının, ki ben de kendimi bir Hıristiyan olarak görüyorum, Akdeniz’deki o daracık toprak parçasında doğup öldüğünü ve yeniden dirildiğini düşünüyor. Dünyanın bu parçasını önemsemeyen bir Amerikan dış politikası olacağı düşüncesi akıl almazdır,” diye belirtmişti.

İbrahim Anlaşmalarının genişletilmesini savunuyor

Vance’e göre ABD bölgedeki savaşları yönetme konusunda başarılı olamadı ve savaşı nasıl yürüteceğine İsrail’in karar vermesine izin vermeli.

Senatör, “Bence İsraillilere karşı tavrımız şu olmalı: Ortadoğu savaşlarını yönetmekte iyi değiliz, İsrailliler bizim müttefikimiz, bırakın bu savaşı uygun gördükleri şekilde sürdürsünler,” demişti.

Vance CNN röportajında ayrıca “yeni bir Ortadoğu” çağrısında bulunarak ABD’nin İsrail ve Suudi Arabistan arasında normalleşme anlaşmasına varma çabalarına destekte bulunmuştu.

Vance, “Ortadoğu’daki hedefimiz İsraillilerin Suudi Arabistan ve diğer Körfez Arap ülkeleri ile iyi bir noktaya gelmelerini sağlamak olmalıdır. İsrailliler Hamas’ın işini bitirmeden bunu yapmamız mümkün değil,” diyerek Tel Aviv’in Gazze’deki işgaline destek vermişti.

İran’a karşı “caydırıcılığın” yeniden tesisi

İran’ın nisan ayında İsrail’e misilleme yapmasının ardından Vance, bölgede “gerçek bir tırmanma korkusu” olduğu ve ABD’nin çatışmayı kontrol altına almak için çalışması gerektiği konusunda uyarıda bulunmuştu.

CNN’e verdiği bir başka mülakatta Vance, “Bence burada ABD için en önemli şey, bir, bunun daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşmesini engellemek, çünkü zaten çok zayıf durumdayız ve iki, İsrailli müttefiklerimizi desteklemek,” demişti.

Vance, tırmanma korkusunun “dünya çok zayıflamış bir ABD gördüğü için” var olduğunu söylemiş ve ABD’yi üretim kapasitesini yeniden inşa etmek de dahil olmak üzere “caydırıcılığı yeniden tesis etmeye” çağırmıştı.

En büyük tehdit Çin

Vance, Ukrayna savaşında Kiev ile Moskova’nın müzakere masasına oturması gerektiğini savunurken, ABD’ye yönelik en büyük tehdidin Çin’den geldiğini düşünüyor.

Ohio senatörü söz konusu açıklamaları pazartesi günü Fox News’ten Sean Hannity’ye verdiği mülakatta yaptı. Ukrayna’daki savaşla ilgili bir soru üzerine Vance, Trump’ın Moskova ve Kiev’le müzakere ederek “bu işi hızlı bir şekilde sonlandıracağını ve böylece Amerika’nın asıl mesele olan Çin’e odaklanabileceğini” söyledi.

Vance, “Ülkemiz için en büyük tehdit bu [Çin] ve biz bundan tamamen uzaklaşmış durumdayız,” dedi.

Vance Pekin’i daha önce de eleştirmişti. Senatör daha önce Çin mallarına “geniş tabanlı gümrük vergileri” uygulanması çağrısında bulunmuş ve Pekin’e bağımlılığı azaltmak için Amerikan üretiminin ülkeye geri getirilmesini savunmuştu.

“Önce Amerika”

Vance, dış yardımları ve ABD’nin Ortadoğu’daki askeri operasyonlarını eleştiriyor.

Mayıs ayında Quincy Enstitüsü’nde yaptığı bir konuşmada Vance, Amerika’nın Ukrayna’ya yaptığı askeri yardımı sorgulamıştı. Vance konuşmasında, “Rusya’ya karşı savaşan Ukraynalıları kesinlikle takdir ediyorum, fakat Ukrayna’da fiilen hiç bitmeyen bir savaşı finanse etmeye devam etmenin Amerika’nın çıkarına olduğunu düşünmüyorum,” demişti.

Quincy Enstitüsü’ndeki konuşmasında ABD’nin dış politika kararlarını eleştiren Vance, ülkesinin 2003’te Irak’ı işgal ederek “Ortadoğu’da bir İran vekili yarattığını” söylemişti.

Senato’nun nisan ayı sonunda Ukrayna’ya 61 milyar dolarlık yeni askeri yardımı onaylamasının ardından Vance, Irak’taki deneyimlerine dayanarak meslektaşlarını eleştirmişti.

Senato kürsüsünde, “Ülkeme onurlu bir şekilde hizmet ettim ve Irak’a gittiğimde bana yalan söylendiğini gördüm” diyen Vance, “Bu ülkenin dış politika kurumunun vaatleri tam bir şakaydı,” diye ekledi.

Doların rezerv para olmasına itiraz etmişti

8 Mart 2023’te Senato’da ifade veren Fed Başkanı Jay Powell’ı sorgulayanlar arasında yer alan JD Vance önemli açıklamalarda bulunmuştu.

Senato Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi tarafından düzenlenen bir oturumda Powell’a, ABD dolarının dünyanın rezerv para birimi olarak rolü konusunda sorular yönelten Vance, “Amerikan ekonomisine baktığımda, çok sayıda finans mühendisimiz ve çok sayıda çeşitlilik danışmanımız var, bir şeyler üreten çok fazla insanımız yok ve rezerv para statüsünün ve para birimimiz üzerinde sahip olduğumuz kontrol eksikliğinin belki de buna neden olduğundan endişeleniyorum,” demişti.

Güçlü doların Washington konsensüsünün bir nevi “kutsal ineği” olduğunu bildiğini belirten Vance, “Ama Amerikan ekonomisini incelediğimde, bir yandan çoğunlukla işe yaramaz ithalata dayalı kitlesel tüketimimizi, diğer yandan da içi boşaltılmış sanayi tabanımızı gördüğümde, rezerv para statüsünün sadece bazı olumlu yanları değil, bazı olumsuz yanları da var mı diye merak ediyorum,” ifadelerini kullanmıştı.

Daha önce Trump’a “Amerikan Hitler’i” ve “aptal” demişti

Bir zamanlar Trump’ı “aptal” olarak tanımlayan ve “asla Trump’çı olmadığını” söyleyen Vance, son yıllarda eski başkanın en ateşli destekçileri arasında yer aldı.

Sekiz yıl önce, 2016 başkanlık seçimleri öncesinde, JD Vance Donald Trump’ı sert bir şekilde eleştiriyordu.

Trump’ı kamuoyu önünde “kınanacak biri” olarak eleştiren senatör, özel olarak ise onu Adolf Hitler ile kıyaslamıştı.

Pazartesi gecesi Fox News’e verdiği mülakatta Vance, Trump’ı eleştiren önceki yorumlarının “hata” olduğunu ve “yanıldığını” söyledi.

Vance, “2016 yılında Donald Trump’a kesinlikle şüpheyle yaklaşıyordum. Ama Başkan Trump harika bir başkandı ve benim fikrimi değiştirdi. Bence pek çok Amerikalının da fikrini değiştirdi,” dedi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English