Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Trump’tan İran’a silah bırakma çağrısı: ‘Aksi takdirde kesin ölümle yüzleşeceksiniz’

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan silahlı kuvvetlerinin İran’a karşı geniş çaplı askeri harekat başlattığını açıkladı. Canlı yayında ulusa seslenen Trump, operasyonun temel amacının Tahran yönetiminin nükleer programını engellemek, balistik füze kapasitesini yok etmek ve donanmasını etkisiz hale getirmek olduğunu belirtti. Trump ayrıca İran halkına hükümeti devirme, askeri personele ise silah bırakma çağrısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, canlı yayında yaptığı açıklamada, Amerikan silahlı kuvvetlerinin İran’a yönelik geniş çaplı muharebe operasyonlarına başladığını duyurdu.

Trump, hedeflerinin Amerikan halkını İran yönetiminin oluşturduğu yakın tehditlerden korumak olduğunu belirtti.

Trump, “Kısa bir süre önce, ABD ordusu İran’da geniş çaplı askeri harekat başlattı. Amacımız, tehlikeli ve katı bir gruptan oluşan İran rejiminin oluşturduğu yakın tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmaktır” ifadelerini kullandı. Tahran yönetiminin faaliyetlerinin ABD’yi, Amerikan askerlerini, denizaşırı üsleri ve müttefikleri doğrudan tehlikeye attığını kaydetti.

Trump, İran yönetiminin 47 yıl boyunca ABD’ye karşı düşmanca bir tutum sergilediğini belirterek, bu sürecin kan dökme ve cinayet faaliyetleriyle geçtiğini iddia etti.

Yönetimin ilk eylemlerinden birinin Tahran’daki ABD Büyükelçiliğinin şiddet kullanılarak ele geçirilmesini desteklemek olduğunu hatırlatan Trump, onlarca Amerikalının 444 gün boyunca rehin tutulduğunu dile getirdi.

Trump, “İran’ın desteklediği gruplar 1983 yılında Beyrut’taki deniz piyadeleri kışlasına düzenlenen ve 241 Amerikan askeri personelinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırıyı gerçekleştirdi. 2000 yılında USS Cole gemisine yapılan saldırıdan haberdardılar ve muhtemelen bu saldırıya da karıştılar” diye konuştu.

Irak’ta yüzlerce Amerikan askerinin İran güçleri tarafından öldürüldüğünü veya yaralandığını belirten Trump, yönetime bağlı milislerin son yıllarda Ortadoğu’da konuşlu Amerikan güçlerinin yanı sıra uluslararası deniz yollarındaki ABD donanma ve ticari gemilerine yönelik sayısız saldırı düzenlemeye devam ettiğini aktardı. Trump, bu durumu kitlesel terör olarak nitelendirerek buna daha fazla tahammül etmeyeceklerini vurguladı.

İran’a ABD-İsrail saldırısı başladı

“7 Ekim saldırılarının arkasında İran var”

İran’ın Lübnan’dan Yemen’e, Suriye’den Irak’a kadar terör milislerini silahlandırdığını, eğittiğini ve finanse ettiğini iddia eden Trump, İsrail’e yönelik saldırılara da değindi.

Trump, “İsrail’de aralarında 46 Amerikalının da bulunduğu binin üzerinde masum insanı katleden ve 12 vatandaşımızı rehin alan 7 Ekim saldırılarını başlatan İran’ın vekili Hamas’tı” dedi.

Bu eylemin daha önce görülmemiş düzeyde olduğunu ifade eden Trump, İran’ı dünyanın bir numaralı terör destekçisi devleti olarak tanımladı ve yönetimin yakın zamanda protestolara katılan on binlerce kendi vatandaşını sokaklarda öldürdüğünü kaydetti.

Nükleer tesisler ve balistik füze programı vurulacak

ABD’nin ve özellikle kendi yönetiminin temel politikasının İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğunun altını çizen Trump, bu hedefe asla ulaşamayacaklarını söyledi.

Geçtiğimiz haziran ayında düzenlenen “Gece Yarısı Çekici Harekatı”na (Operation Midnight Hammer) atıfta bulunan Trump, “Bu operasyonda rejimin Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer programını tamamen yok ettik. O saldırıdan sonra nükleer silah elde etme yönündeki kötü niyetli arayışlarına asla yeniden başlamamaları konusunda onları uyardık ve defalarca bir anlaşmaya varmaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

Trump, diplomatik çabalar sürecinde İran’ın tutarsız bir tavır sergilediğini, kararsız kaldığını ve nihayetinde onlarca yıldır olduğu gibi anlaşmayı reddettiğini belirtti.

Nükleer emellerinden vazgeçme fırsatını geri çeviren Tahran’ın, bunun yerine nükleer programını yeniden inşa etmeye ve Avrupa’daki müttefikleri, denizaşırı askerleri ve yakında ABD ana karasını tehdit edebilecek uzun menzilli füzeler geliştirmeye devam ettiğini kaydetti.

“Füze sanayisini ve donanmayı tamamen yok edeceğiz”

Mevcut askeri operasyonun kapsamına ilişkin detaylar veren ABD Başkanı, Amerikan ordusunun bu yönetimin ABD’yi ve temel ulusal güvenlik çıkarlarını tehdit etmesini önlemek amacıyla büyük ve devam eden bir harekat yürüttüğünü duyurdu.

Trump hedeflerini şu sözlerle özetledi:

“Füzelerini imha edeceğiz ve füze sanayisini yerle bir edeceğiz. Tamamen yok edilecek. Donanmalarını ortadan kaldıracağız. Bölgedeki terörist vekillerinin artık bölgeyi veya dünyayı istikrarsızlaştıramamasını, güçlerimize saldıramamasını ve aralarında Amerikalıların da bulunduğu binlerce insanı öldürmek veya ağır yaralamak için el yapımı patlayıcıları veya yol kenarı bombalarını kullanamamasını sağlayacağız. Ve İran’ın nükleer silah elde etmemesini garanti altına alacağız.”

Hiç kimsenin ABD Silahlı Kuvvetlerinin gücüne meydan okumaması gerektiğini savunan Trump, kendi ilk döneminde orduyu yeniden inşa ettiğini ve dünyada bu güce, kuvvete veya gelişmişliğe yaklaşabilen başka bir ordu bulunmadığını belirtti.

Bölgedeki ABD personeline yönelik riskleri en aza indirmek için her türlü adımı attıklarını kaydeden Trump, buna rağmen savaşın doğası gereği can kayıpları yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Trump, “Bu açıklamayı hafife alarak yapmıyorum, İran rejimi öldürmenin peşinde. Cesur Amerikan kahramanlarının hayatları kaybedilebilir ve zayiat verebiliriz. Savaşta bu sıkça olur ama biz bunu bugün için değil, gelecek için yapıyoruz ve bu asil bir görev” diye konuştu. Silahlı kuvvetlerin görevini başarıyla tamamlayacağına inandığını ifade etti.

Devrim Muhafızlarına silah bırakma ültimatomu

Doğrudan İran güvenlik güçlerine seslenen Trump, silah bırakma çağrısı yaptı.

Trump, “İslam Devrim Muhafızları üyelerine, Silahlı Kuvvetlere ve tüm polislere bu gece diyorum ki; silahlarınızı bırakmalı ve tam dokunulmazlık almalısınız. Aksi takdirde kesin bir ölümle yüzleşeceksiniz. Silahlarınızı bırakın, size adil davranılacak ve tam dokunulmazlık sağlanacak” dedi.

“Dışarı çıkmayın, sığınaklarda kalın ve hükümeti devralın”

Konuşmasının sonunda İran halkına doğrudan bir mesaj gönderen Trump, vatandaşlara harekat süresince güvende kalmaları ve ardından yönetimi ele geçirmeleri yönünde çağrıda bulundu.

Trump, şu ifadeleri kullandı:

“İran’ın harika ve gururlu halkına bu gece özgürlük saatinizin yaklaştığını söylüyorum. Sığınaklarda kalın, evinizden çıkmayın, dışarısı çok tehlikeli, her yere bombalar düşecek. Biz işimizi bitirdiğimizde hükümetinizi devralın. Almak sizin elinizde olacak. Bu muhtemelen nesiller boyunca elinize geçecek tek şansınız olacak. Uzun yıllar boyunca Amerika’nın yardımını istediniz ama hiç alamadınız. Hiçbir başkan benim bu gece yapmaya istekli olduğum şeyi yapmaya istekli değildi. Artık size istediğinizi veren bir başkanınız var.”

ABD’nin ezici bir güçle İran halkının arkasında olduğunu belirten Trump, halktan kendi kaderlerinin kontrolünü ellerine almalarını isteyerek konuşmasını sonlandırdı.

Ortadoğu

İsrail’in Lübnan saldırılarında can kayıpları artıyor

Yayınlanma

ABD’nin tek taraflı ateşkes ilan etmesinin üçüncü gününde, İsrail ordusu Lübnan genelindeki hava saldırılarını ve zorunlu tahliye emirlerini artırdı. Ülkenin güneyindeki bombardımanlarda aralarında bir ilkyardım görevlisinin de bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybederken, Washington’da yürütülen diplomatik görüşmelerde askeri hareket özgürlüğü dayatması pürüz yaratmaya devam ediyor.

İsrail ordusu, Washington’ın tek taraflı ateşkes ilanının ardından Lübnan genelindeki hava saldırılarını ve zorunlu tahliye emirlerini artırdı.

Son olarak başkent Beyrut’un hemen güneyindeki Halde otoyolunda seyir halindeki bir araç insansız hava aracı (İHA) tarafından vurulurken, ülkenin güneyindeki bombardımanlarda en az yedi kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı.

İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri tırmanışı, ABD’nin tek taraflı ateşkes açıklamasına rağmen 3 Haziran’da da hız kesmeden devam etti. Tel Aviv yönetimi, ülkenin güneyi başta olmak üzere birçok bölgede düzenlediği bombardımanları ve yoğun hava saldırılarını artırdı.

Çarşamba günü öğle saatlerinde, başkent Beyrut’un hemen güneyinde yer alan Halde otoyolundaki bir araç, İsrail İHA’sı tarafından hedef alındı. Saldırıda bir kişinin yaralandığı bildirildi.

Ülkenin güneyindeki el-Huş kasabasına düzenlenen İsrail saldırısında ise en az altı sivil hayatını kaybetti. Ayrıca, Arabsalim köyüne yönelik bir başka İHA saldırısında, er-Risale İzciler Derneği’ne bağlı ilkyardım görevlisi Ali Selman Nasr öldü.

Bu son kayıpla birlikte, 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Lübnanlı ilkyardım ve arama kurtarma görevlisi sayısının en az 134’e yükseldiği belirtildi.

Güneydeki Kevseriyet el-Riz ve Zirariye kasabaları da gün içinde düzenlenen iki ayrı hava saldırısının hedefi oldu. Halde otoyolundaki saldırı öncesinde, güney bölgelerinde en az beş aracın daha İsrail İHA’ları tarafından vurulduğu aktarıldı. Sur, Nebatiye ve güneyin diğer bölgelerinde yıkıcı hava saldırıları ile yoğun topçu atışları gün boyu kesintisiz sürdü.

Tel Aviv yönetimi, çarşamba sabahından itibaren Lübnan’ın güneyindeki Arzi, Kevseriyet el-Riz, Zirariye, Cbaa, Humin el-Fevka, İrkay ve Harayeb’in bir kısmını kapsayan üç yeni zorunlu tahliye emri yayımladı.

Bölge sakinlerine, planlanan hava saldırıları öncesinde evlerini derhal terk etmeleri yönünde uyarılarda bulunuldu.

İsrail’in bu aralıksız saldırıları, Lübnan ile İsrail arasında Washington’da yürütülen doğrudan görüşmelerin ikinci gününde meydana geldi.

Söz konusu doğrudan müzakerelerin yürütülmesi, Lübnan yasalarına aykırı olması gerekçesiyle iç kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Diğer taraftan Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki İsrail askeri birliklerine karşı eylemlerini sürdürüyor.

Bununla birlikte direniş güçlerinin sınır ötesi operasyonlarını büyük ölçüde azalttığı, son iki günde ise yalnızca Kiryat Şimona bölgesine yönelik birkaç şüpheli İHA sızması gerçekleştirdiği bildiriliyor.

Diplomatik temaslar ve hareket özgürlüğü şartı

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi geç saatlerde Lübnan’da tek taraflı bir ateşkes ilan etmişti. Bu ilan, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerinin tamamı için tahliye emri çıkararak başkente yönelik büyük bir bombardıman dalgası tehdidinde bulunmasından birkaç saat sonra gelmişti.

Ancak Tel Aviv’in, İran’ın Washington ile görüşmeleri sonlandırma ve İsrail’i yeniden vurma tehditleri üzerine ABD’den gelen baskıyla bu planlanan büyük saldırıdan geri adım atmak durumunda kaldığı ifade ediliyor.

Washington yönetimi ve Lübnan’ın ABD Büyükelçiliği, Hizbullah’ın karşılıklı saldırıların durdurulmasını öngören ABD teklifini kabul ettiğini öne sürdü.

Bu teklife göre İsrail sadece başkent Beyrut’a saldırmaktan kaçınacak, buna karşılık Hizbullah da İsrail topraklarına yönelik eylemlerine son verecekti.

Ancak Hizbullah yönetimi ve Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri bu kısmi teklifi reddederek, tüm Lübnan topraklarını kapsayacak eksiksiz ve topyekûn bir ateşkes talebini yineledi.

İsrail ise Hizbullah’ın operasyonları tamamen durmadığı takdirde Beyrut’a yönelik askeri harekat planını devreye sokacağını belirtiyor.

Tel Aviv ayrıca, varılacak herhangi bir ateşkes anlaşmasında Lübnan topraklarında askeri açıdan “hareket özgürlüğü” talep ediyor. Bu şart, egemenlik ihlali oluşturduğu gerekçesiyle Lübnan tarafınca tamamen reddediliyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD, Hürmüz’de gizli taktiğe geçti

Yayınlanma

ABD ordusunun, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat etmeyi öngören “Özgürlük Projesi” askıya alınmasına rağmen bölgedeki ticari gemilere yardım etmeyi sürdürdüğü ancak bu faaliyetleri artık gizli tuttuğu bildirildi. Bloomberg’in askeri kaynaklara dayandırdığı habere göre, ABD güçleri doğrudan eşlik etmek yerine bölgede uzaktan koordinasyon, gözetleme ve anlık müdahale taktiklerini devreye soktu.

ABD Deniz Kuvvetleri, Washington’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere eşlik etmeyi öngören “Özgürlük Projesi” adlı girişimi durdurma kararının ardından, bölgeden geçen gemilere yardım etmeye devam ediyor.

Bloomberg’ün kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Amerikan ordusu bu faaliyetlerini artık kamuoyuna duyurmaktan kaçınıyor.

Bloomberg’in verileri ve ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) açıklamalarından derlenen bilgilere göre, boğazdan geçen ticari gemiler İran mayınlarından kaçınmak için transponder cihazlarını kapatıyor ve güneye, Umman kıyılarına daha yakın rotalar izliyor. Amerikan askeri unsurları ise bu süreçte gemilere destek sağlıyor.

CENTCOM Halkla İlişkiler Direktörü Deniz Albay Tim Hawkins pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Amerikan kuvvetleri gemilere doğrudan refakat etmese de bölgesel ve küresel ekonomi için hayati bir uluslararası koridor olan Hürmüz Boğazı’ndan engelsiz ve güvenli bir şekilde geçmek isteyen ticari gemilerle iletişim kurmaya ve koordinasyon sağlamaya devam ediyoruz” dedi.

Bloomberg, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin bölgedeki adımları sayesinde Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin eninde sonunda normale döneceğini belirttiğine dikkat çekti.

Hudson Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Bryan Clark, Amerikan kuvvetlerinin bölgedeki güncel taktiğini şu sözlerle açıkladı:

“Eğer ticari gemiler İran’ın karşı kıyısı boyunca ilerler ve transponderlarını kapatırlarsa, İran güçlerinin bu hareketliliği tespit etmek ve insansız hava araçları veya füzelerle saldırı düzenlemek için radarlar ya da gözlemciler kullanması gerekir. ABD Deniz Kuvvetleri ise bu faaliyetleri tespit edebilir ve İran ünitelerine misilleme saldırısı düzenleyebilir.”

Nitekim iki taşımacılık şirketi, boğazdan geçiş yaptıkları sırada gemilerinden birine İran’a ait hızlı hücum botlarının yaklaştığını, bu sırada helikopterlerin ortaya çıkarak botları bölgeden uzaklaştırdığını bildirdi.

Şirket yetkilileri, geçiş sürecinde ABD ordusuyla iletişim halinde olduklarını teyit etti.

CENTCOM’un salı akşamı yaptığı açıklama da ABD’nin bölgedeki aktif varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Komutanlık, bölge sularında yasal olarak seyreden sivil denizcileri hedef alan İran insansız hava araçlarının imha edildiğini duyurdu.

Denizcilik Ligi Deniz Stratejileri Merkezi uzmanı Steve Wills, ABD ordusunun hava ve füze savunmasını entegre eden modern AEGIS komuta kontrol sistemiyle donatılmış savaş gemilerini ve E-2D erken uyarı uçaklarını kullanarak gemi koruma faaliyetlerini koordine edebileceğini ekledi.

Wills, bu sistemlerin bölgede kapsamlı bir görüş sağladığını ve Hürmüz Boğazı üzerinde bir tür uzaktan fakat doğrudan gözetleme imkanı sunduğunu ifade etti.

Bloomberg, ABD Deniz Kuvvetlerinin mevcut aşamadaki adımlarının, Tahran’ın sert direnişiyle karşılaşan “Özgürlük Projesi”ne kıyasla taktiksel bir değişiklik gösterdiğini belirtiyor.

“Özgürlük Projesi” askıya alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, 4 Mayıs gecesi yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Basra Körfezi’nde mahsur kalan ticari gemilerin geçiş özgürlüğünü güvence altına alacaklarını duyurmuştu.

Trump, Ortadoğu’daki çatışmalara doğrudan dahil olmayan birçok ülkenin ABD’den bu yönde talepte bulunduğunu belirtmişti. “Özgürlük Projesi” adı verilen operasyon, bu açıklamanın ertesi sabahı başlatılmıştı.

Ancak Trump, 6 Mayıs’ta operasyonu askıya aldı. Kararını Pakistan ve diğer ülkelerden gelen taleplere bağlayan Trump, İran’a karşı yürütülen kampanyadaki “büyük askeri başarıları” ve Tahran ile nihai bir anlaşmaya varılması konusundaki “önemli ilerlemeyi” gerekçe gösterdi.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ise 18 Mayıs’ta Hürmüz Boğazı’nı yönetmek üzere devlet düzeyinde yeni bir kurum kurulduğunu açıkladı.

Bu kurumun, boğazdaki operasyonlara ilişkin gerçek zamanlı güncel bilgiler paylaşacağı belirtildi. İran parlamentosundan yapılan açıklamada ise Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer trafiğini yönetmek için profesyonel bir mekanizma hazırlandığı ve bu rotanın “Özgürlük Projesi”ne katılan ülkelere kapatılacağı vurgulandı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’de teknoloji sektörü altı ayda yüzde 30 küçülebilir

Yayınlanma

İsrail Merkez Bankası eski Bankacılık Denetçisi Hedva Ber, güçlü şekelin teknoloji faaliyetlerini yurt dışına itmesi nedeniyle yüksek teknoloji sektörünün altı ay içinde yüzde 25 ila yüzde 30 oranında küçülebileceği uyarısında bulundu. Kudüs’teki Eli Hurvitz Konferansı’nda konuşan Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron ise enflasyon beklentilerindeki düşüşle birlikte daha hızlı faiz indirimlerine açık olduklarının sinyalini verdi.

İsrail Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, Kudüs’te düzenlenen Eli Hurvitz Ekonomi ve Toplum Konferansı’nda yaptığı açıklamada, “Enflasyon beklentileri gerileyip hedef aralığın alt sınırına yaklaştıkça, bu durum daha genişleyici bir para politikasının daha hızlı bir tempoda uygulanmasını haklı kılmaktadır” dedi.

Yaron’un salı günü gerçekleştirdiği bu konuşma, Merkez Bankası Başkanı’nın para politikasını gevşetmeye ve faiz oranlarını önceden tahmin edilenden daha erken düşürmeye yönelik daha açık bir tutum benimsediğinin işareti olarak değerlendirildi.

Yaron’un verdiği bilgilere göre, ekonomik görünümdeki bu değişim son birkaç gün içinde meydana geldi.

İsrail’de yayın yapan ekonomi gazetesi Calcalist’in aktardığına göre Yaron, “Son faiz kararından bu yana, İran ile bir anlaşmaya varılması yönündeki beklentiler arttı. Bu beklentiler enerji fiyatlarında sert bir düşüşe yol açtı. Aynı zamanda İsrail’in risk primi düşmeye devam etti, şekel daha da güçlendi ve bu gelişmeler enflasyon beklentilerini geriletti” ifadelerini kullandı.

İsrail Merkez Bankası Başkanı, perakende sektöründeki rekabetin hâlâ yetersiz olmasına rağmen, yaşanan bu gelişmelerin kümülatif etkisinin enflasyonun düşmesine kesinlikle katkıda bulunabileceğini ve bu durumun gerileyen enflasyon beklentilerine de yansıdığını sözlerine ekledi.

Konuşmasında yüksek faiz oranlarının mevcut durumda ekonomik büyümenin önündeki temel engel olmadığını yineleyen Yaron, İsrail ekonomisinde bir kredi sıkışıklığı yaşandığına dair hiçbir işaret bulunmadığını savundu.

Yaron, büyümenin önündeki birincil kısıtlayıcı unsur olarak iş gücü açığına işaret etti.

Şekelin değer kazanmasına da değinen Yaron, bu değer artışının büyük bir kısmının İsrail Merkez Bankası’nın kontrolü dışında olduğunu ileri sürdü.

Yaron, “Şekelin güçlenmesi üç faktörden kaynaklanıyor: İsrail’in risk primindeki düşüş, ABD hisse senedi piyasalarının performansı ile bunun kurumsal yatırımcılar üzerindeki etkisi ve ABD dolarının küresel ölçekte zayıflaması. Bunlar öncelikle finansal faktörlerdir” dedi.

Yaron ayrıca ithalat engelleri, İsrail’deki yüksek emeklilik tasarruf oranları ve İsrail devlet tahvillerine yatırımı teşvik eden vergi avantajları dahil olmak üzere para birimini destekleyen bazı yapısal faktörlere de değindi.

Aynı zamanda ihracatçılar üzerindeki baskıyı da kabul eden Yaron, “İhracatçılar üzerindeki etkiyi anlıyoruz. Bunu hafife almıyoruz. Bu konu üzerinde önemle duruyoruz” şeklinde konuştu.

Yaron’un selefi Profesör Karnit Flug da döviz kuru konusuna değinerek Merkez Bankası’nın pozisyonunu savundu.

Flug, “Döviz kuru, faiz oranlarına karşı özellikle hassas değil. Geçmişte İsrail Merkez Bankası, değer artışının keskin ve hızlı olduğu dönemlerde müdahale ediyordu ancak bugünkü uluslararası atmosfer bu tür müdahaleleri çok daha az destekler nitelikte. Temel çözüm, ithalat engellerinin kaldırılması ve ithalatın artırılmasıdır; bu durum şekelin zayıflamasına yardımcı olacaktır” dedi.

Teknoloji sektöründe küçülme uyarısı

Konferans boyunca öne çıkan temel temalardan biri, İsrail para biriminin gücü ve bunun ekonomi üzerindeki etkileri oldu.

İsrail Merkez Bankası eski Bankacılık Denetçisi ve şu anda fintech şirketi eToro’nun Genel Müdür Yardımcısı olan Dr. Hedva Ber, teknoloji sektörü için ciddi sonuçlar doğabileceği konusunda uyardı.

Ber, “Altı ay içinde, İsrail’in yüksek teknoloji sektörü yüzde 25 ila yüzde 30 oranında küçülebilir. Tüm parasal ve mali politika seçeneklerini inceleyecek acil bir görev gücü kurulmazsa, sektörün daha fazlasının İsrail’den ayrıldığını göreceğiz. Bir kısmı zaten bugün ayrılıyor. Yüksek teknoloji şirketlerinin alternatifleri var ve İsrail ekonomisinin lokomotifi başka yerlere doğru hareket etmeye başlıyor” dedi.

Konferanstaki diğer konuşmacılar da doğrudan Merkez Bankası Başkanı’na faiz indirimlerini hızlandırma çağrısında bulundu.

Yatırım Kuruluşları Birliği Başkanı Avukat Nimrod Sapir, “Ekonomik koşullar bir faiz indirimini haklı çıkarıyor. Bu adım atıldıktan sonra ek önlemleri inceleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Yaron’un yaptığı açıklamalar, önceki aylara kıyasla daha yumuşak bir tona işaret ederken, İsrail Merkez Bankası’nın faiz indirimi için koşulların giderek olgunlaştığına inandığını gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English